28 Ocak 2014 Salı

TÜSMÜS R-CEP




TÜSİAD VE MÜSİAD VE RCEP
       28 Ocak 2014
        
         TÜSİAD; “Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği”, diğeri,  MÜSİAD “Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği”, aslında  Müstakil falan değil, bal gibi “Müslüman Sanayici ve İşadamları Derneği” de saklıyorlar;  biliyorsunuz onlara göre, sadece dinden ve yoksuldan geçinenler Müslüman.
         Ve son diğeri de RECEP, bilmem açılımını yapmaya gerek var mı?
         Birkaç gündür, nedense TÜSİAD ve RECEP konuşuyor, MÜSİAD susuyor, yoksa MÜSİAD’da  paralel  kenarların çatışma düzlemine dönüştü?
         Türkiye genelinde çalışanların yarısın istihdam eden TÜ­Sİ­AD üye kuruluşlarının oluş­tur­du­ğu kat­ma de­ğer, Tür­ki­ye­’de ka­mu dı­şın­da ya­ra­tı­lan kat­ma de­ğe­rin de yak­la­şık ya­rı­sı­na denk ge­li­yor. Ener­ji it­ha­la­tı­nın dı­şa­rı­da bı­ra­kıl­ma­sı du­ru­mun­da, TÜ­Sİ­AD üye ku­ru­luş­la­rı top­lam dış ti­ca­re­tin yüz­de 80’i­ni ger­çek­leş­ti­ri­yor. Ka­yıt­lı is­tih­dam sek­tö­rün­de ta­rım ve ka­mu dı­şı ka­yıt­lı ça­lı­şan­la­rın yak­la­şık yüz­de 50’si TÜ­Sİ­AD üye ku­ru­luş­la­rı ta­ra­fın­dan is­tih­dam edi­li­yor.
         Türkiye sermaye elitlerinin güçlü örgütü olan TÜSİAD başkanı Muharrem Yılmaz’ın; TÜSİAD'ın 44. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşma, 17 Aralık operasyonu sonrası yapılması gereken ‘özeleştiri’ boyutundaki  en önemli konuşma idi, özellikle; ‘gündemdeki sorunları kurumları altüst ederek çözüm bulmaya çalışmanın doğru olmadığını’ vurgulamaları konuşmanın önemini daha da artırıyordu. İlle de sayın Muharrem Yılmaz’ın, işaret ettiğim öneme derinlemesine açıklık getiren  şu ifadesi; "...Siyaset dışı örgütlenmelerin devlet kurumları aracılığıyla siyaseti etkilemeye çalışması hepimizi tedirgin ediyor. Birbiri ardına hazırlanan bir takım kanunlar bizi tereddüde düşürüyor" söyleminize katılıyorum. Daha doğrusu; Ekonomik ve stratejik olarak dünyanın yeni çerçevesinin çizildiği bir ortamda Türkiye kendisini tüketen, şiddetli bir kavganın içine düştüğünü belirten Yılmaz,"Gözleri kör eden bu kavganın temelinde hukuk devleti, güçler ayrımı, temiz siyaset gibi vazgeçilmez demokratik kavramlar konusundaki zaaflarımızın yattığı açıkken, bu meseleye sistemi, kurumları altüst ederek çözüm bulmaya alışmanın doğru olmadığını düşünmekteyiz"
         Yine de; Böylesi bir devasa oluşumun örgütlü düzleminden açıklama gelirken  çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Açıklamalarla bir yanlış oluşuma özeleştiri getirirken, o yanlış oluşumu besliyor ortamı yaratılmamalıdır.
         Bu nedenle  Muharrem Yılmaz’ın  "Vergi cezası veya başka türlü cezalarla şirketler üzerinde baskı kuran, ihale yasası onlarca kez değişen ve de; son dönemde Türkiye'de yaşanan gelişmelerin hukuk devleti ve çoğulcu, katılımcı bir demokrasinin işleyişine ilişkin endişeler yaratan tüm bu gelişmeler karşısında; yabancı sermayenin Türkiye'ye bakışını olumsuz etkilediği çini  yabancı sermayenin gelmesi mümkün değildir" şeklindeki bu ifadesi üzerinde duracağım.
         Bu ifade, karşı tarafa söylem kapısını açan ifadedir. Öteden beri milli gömleği çıkardığını söyleyerek milliyetçiliği yadsıyan ve milliyetçi tabanda tepki alan  başbakana söz söyleme fırsatı tanımıştır.
         Muharrem Yılmaz’ın, TÜSİAD'ın 44. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmalardaki doğruları es geçip,  bu olguyu ‘vatan hainliği çizgisinde işleyen başbakana bu fırsatı vermemeliydi, çünkü bu işi çok güzel yapıyor, hatta öteye de geçebiliyor; Mustafa Sarigül’e
         Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, “ ‘Vergi cezası veya başka türlü cezalarla şirketler üzerinde baskı kuran, ihale yasası onlarca kez değişen bir ülkeye yabancı sermayenin gelmesi mümkün değildi’  diyerek AK Parti’ye karşı bu kadar açık tavır koyanlar bilsinler ki biz de onlara karşı bu tavrı koyacağız. TÜSİAD, Hükümete karşı yapılan darbe girişimine karşı tavır koymadı. Siz darbe girişimine karşı tavır koymuyorsunuz öyle mi? O zaman karşınızda bizi bulacaksınız. TÜSİAD’ın Başkanı ‘Böyle bir ülkeye küresel sermeye gelmez’ ifadesini kullanamaz. Kullanıyorsa bu ülkeye karşı ihanettir. Bunu dediğin andan itibaren sen hangi yüzle bu hükümetin bakanlarını TÜSİAD’a davet edeceksin? Hangi yüzle yatırımlarında başta başbakan olmak üzere bizimle kalkıp da işini göreceksin? Yabancı sermaye gelmez diye kendi hükümetlerini tehdit ediyorlar. Öyle mi? O zaman cevabını alacaksın.”
         Tehdit eden kim? Elbette ki siz. Siz eğer çıkıp yok TÜSİAD tehdit ediyor diyorsanız, özeleştiri ve tehdidi karıştıran algı yoksunu akla ziyan kimlikleri besliyorsunuz demektir.
         Asıl tehdit sizden geliyor, ekonomi politikalarından yanlışlarınızla. Birkaç gün önce, finans durumunu çözme adına, döviz k-uruyla oynayan, dahası TCMB’ye döviz sattıran siz dolardaki artışları durduramayınca, gecelik faizlerle oynayarak ‘ faiz baronlarına’ teslim oldunuz ve Türkiye’yi yine yabancılar için faiz cennetine, ülkemin insanı için de cehenneme dönüştürecek sürecin düğmesine bastınız.
         Durur mu, ardından  CHP’nin İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkan adayına geçti; “ “Önce sen ey genel müdür o klasöre elini koyup durduğun pozun var ya, sana pazar gününe kadar müsaade.  Pazar gününe kadar açıkladın-açıkladın, yoksa ben sizin kendi hazırladığınız CHP’nin özet dosyasını açıklayacağım” Yani Mustafa Sarigül’den söz ediyor. İyi de geç kaldığını birileri anımsatmadı mı? Bugüne dek neredeydin? Bilal oğlun ve sen gündeme gelince mi, aklına geldi; tek kelimeyle yemezler..
         Birkaç gündür, TÜSİAD ve Recep konuşuyor dedik; doğrusu 11 yıldır susmadı ki. 17 Aralık operasyonu sonrasının konuşmaları düşündürücü:
         Zorla bir renkli hormonlu gazete köşesine konuşlandıran  kişi soruyor: “-  Paralel yapıyı nasıl anlattınız?
         Yanıt veriyor: “AB, Türkiye’deki komployu gördü..İkna olduklarını zannediyorum. Paralel yapıyı anlattım. Bazı örnekler verdikten sonra onlar da olaydan rahatsız oldular. Mesela ikinci dalgada 25 çuval belgenin açılmadan hemen gözaltı talimatı verilmiş olması..”
         Birincisi, AB komployu görmedi,  aksine AB Erdoğanı uyardı(Frankfurter Allgemeine: "AB Erdoğan’ı uyardı" Süddeutsche Zeitung: "Başbakan Erdoğan Brüksel’de ‘bağırıp, çağıramadı..Erdoğan Brüksel'de bilinen çizgisini sürdürdü ve yargının bağımsızlığı konusunda hiçbir eleştiriyi kabul etmemekte direndi"). Zaten başbakan; “İkna olduklarını zannediyorum “ ifadesiyle, AB’nin kendisine inanmadığını kuşkuyla karşıladığını işaret ediyordu..
          ‘Belgeler açılmadan gözaltı yaptılar’ diyerek yargıyı suçlamasını ben İnsafsızlık ve de insansızlık ile örtüştürüyorum;
         Aynı yargı, Ergenekon, Balyoz ve benzer operasyonlarda aynı duruşu sergilemiyorlar mıydı? Neden o zaman suskun kaldın da, şimdi her şeyi cemaate yüklemek adına, Balyoz ve Ergenekon davaları, hatta FB şikesi konusunda ‘kumpas’ vardı diyorsun? Yetmedi, son hakim ve savcılar kararnamesinde Balyoz davasına ilk celsede dava bitiren hızlı hakim Ahmet Korkusuz’u atıyorsun? Özellikle yargının son FB başkanı Aziz yıldırım hakkındaki mahkeme kararını onaylamasını da zamanlama açısından kuşkulu bularak Galatasaray’a göndermede bulunuyorsun?
         TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun dediği gibi;  ‘Tarafsız, bağımsız ve adil yeni bir yargı yapılanması’ için 12 Eylül 2010’daki referandum ile HYSK’daki  yanlış yapılanmayı hani düzeltecektin? Ne oldu referandum sonrası; şimdi paralel yapılanma diye suçlamada bulunduğun cemaat yargıda etkin yapılanmayı kurumsallaştırırken ve kumpas dediğin duruşlar sergilerken suskun kaldın. Ne zamanki 17 Aralık operasyonu yaşamaya başladın, o zaman yargıda paralel   yapılanmadan söz ederek HSYK’yi resmen yürütmeye(kendine) bağlayarak, “Yasama, Yargı ve Yürütme” arasındaki kuvvetler ayrılığını yok edip, paralel hükümet yapılanmasını paralel devlet yapılanması diyerek, suçu cemaate ve devlete attın. Suçlu olan devlet değil, siz paralel iplerde cambazlık yapanlarsınız.
         Dur, dur daha bitmedi yaptıkların:
         Paralel devlet yapılanması diyerek; Adalet Bakanlığını, ‘Özel Yetkili Mahkemelerin yanında, “Özel Yetkili Bakanlığa dönüştürdün.  Atamada tek yetkili, savcı ve hakimlerin idari görevlerini belirleyecek genelge ve yönetmelik yapma yetkisini yapma erkine sahip, dairelerin hangi işlere bakacağının yetkisini alan, Mahkemelerin görev alanlarını ve üye dengesini belirleyecek adalet komisyonların belirleme yetkisini alan, HSYK üyelerini görevden alma ve HSYK üye disiplin işlemleri konusundaki HSYK Genel Kurulu yetkisini alan, HSYK üyelerinin  nerede ve nereye gideceğinin kararını ve de Teftiş Kurulu Başkanı’nı ve  genel sekreteri ile tetkik hakimlerini seçme yetkisini alan bir Adalet Bakanlığı..Ne denir böylesi yapılanmaya? Elbette ki; ‘sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimi’ olan; oligarşi..
         Düne dek; Fetullah Gülene övgüler yağdıran siz değil miydiniz? Örneğin, Fetullah’ın; ‘Cihan Devlet Türkiye’ modeline katkı veren tek kişinin olduğunu, kutlu yolculuğun yediveren çiçekleri gibi bereketlenerek geldiği bu nokta iftihar vesileniz olduğunu,  Fetullah’ın devlete sızdığını söylemenin ahmaklık olduğunu, Cemaat için yazdığımız yazılarımızdan dolayı bizleri tehdit edenler,  Fettullah’ı muhteşemliğe yükseltip, “o’na rabbim hayırlı ve uzun ömürler versin” diyen sizler değimliydiniz? Şimdi ne oldu da, o’nu El Kaide ve Hizbullah radikal İslami örgütlerinden daha çok korkulan bir illegal örgüt çizgisine taşıdınız?
         Ve şimdi “Ne istedik de vermedik?” diyerek, istenenlerin karanlık ve kötü  şeyler olduğunu işaret edercesine  kendi kendinizi  ‘paralellikleri’  yaratan suçlu olarak ilan edebiliyorsunuz.
         İkili stant bu olsa gerek..
            http://blog.milliyet.com.tr/Fetullah_in_think_tank_ci_lari/Blog/?BlogNo=117141
         http://teknopoltkalar.blogspot.com.tr/2013/12/fettulahcilar-mi-hakli-naksiler-mi.html

        ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
        Teknopolitikalar Platformu
        sevket-che@hotmail.com.tr
       
evesbere@mynet.com
        GSM:0506 609 00 32 

26 Ocak 2014 Pazar

GALATASARAY SÜPER LİGE EL SALLIYOR

GALATASARAY GAZİANTEP’TE GAZİ OLDU
         27 Ocak 2014
         Galatasaray, artık lige yavaş-yavaş el sallamaya hazırlanıyor. Böylesi hazırlık bence en doğrusu, çünkü  Mancini cinleri hala takımı ve oyuncuları tanımaya çalışıyor;  maç anında 3-5-2  ve  4-4-2’ ile sistemlere  adeta dans ettiriyorlar. Bu durumda şampiyonluk beklemek, iyi niyetten başka bir şey değildir.
         İşin özü; bazı yanlışlar takımın kimyasını bozup sınıfta kalıyor duruma gelindi  kuşkusu hissetmesek de, belli boyutta umutsuzluk taşımıyoruz değiliz. FB bu süreçte büyük avantaj sağlamıştır. Yarın, FB yener,  puan farkını 10’a çıkarır ise bu somutlaşacaktır.  Eğer, Fener  bu farkı GS’ya kapattırırsa, dahası lig küme düşürür.
         Maça gelince(gelmesek olmaz mı); GS Gaziantep’ten bana göre daha iyi idi. Doğrudur, daha tehlikeli pozisyonları Gaziantep yarattı, fakat unutmayın, GS’da geri dönemeyen topçular yüzünden kontra çıkışlar yapan Gaziantep birkaç tehlikeli atakta bulunabildi, şu bir gerçek ki, GS daha ataktı, özellikle son  30 dakika..
         Sayın Mancini, hangi cinin talimat verdi de, artık düşünmüyorum deyip tribünlere çıkardığın Sabri’yi nasıl oldu da  sahaya indirdin. Hadi indirdin, 90 dakika solda oynatmaya çalıştığın Sabriye nasıl tahammül ettin.
         Eğer Antep’te, eski Samsunsporlu Turgut Doğan Şahin, biraz erken karar verme yetisine sahip olsa(lar)-çünkü diğer forvetlerin de aynı sorunu vardı- en az bir gol atıp, 3puanı alırlardı.
         Şu bir gerçek; SergenYalçın, Gaziantepspor’u  atları gibi iyi koşturuyor; büyük olasılıkla  kendisinin de bu hızla Beşiktaş’a kadar koşacağa benzer(Biliçli  BJK  iyi gitmiyor). Sergen çalıştırıcılıkta başarılı olur mu; bence Futbolculuğu kadar istikrarsız başarılara koşar ancak, bu da çalıştırdığı takıma fazla bir şey kazandırmayacak  bir süreçtir..
         Mancini, sen Selçuk’u sola alır, Melo’yu savunmaya gömersen, bu takım  zirveye yürüyemez. Yani; sistemleri göreceli haline getirirsen takımın psikozunu bozar zirveye koşturamazsın.
         Maçın en iyi adamı Melo idi. Drogba nedense isteksiz, Selçuk öfkeli, Sabri küskündü. Bir  Sneijder ile ne yapabilirdiniz ki. Umut ise deli danalar gibi koşuyor ve arkadaşlarının da dengesini bozuyordu.
         Maçın en iyi anları, Melo’nun şutları ve  en son golünü 2011-12 sezonu Samsunspor’a deplasmanda gol atan Semih Kaya’nın 25. Dakikadaki şutu idi. Onlar gol olsaydı, ne komplo  teorileri üretilecekti. Hani;  ‘sakat Bruma’yı ve bazı topçuları Gaziantep’e maç öncesi verilecek, Gaziantep de 3 puan verecekti?!’  benzeri komplo teorileri gibi.. Birileri bizleri ne kadar güldürüyor. GS kendisine  yabancı kontenjanı açmak için yapılan bu  işin üzerinden komplo teorileri üretmek gerçekten komik..
         Transferlere kısaca değinmek istiyorum;
         Salih Dursun ve Hayiroviç transferinden ben bir şey anlamadım. Mancini  bunlardan yıldız yaratacakmış, özellikle Salih’ten. Bana göre;  Emre Çolak’tan, Emre Coşkun’dan ve İbrahim Coşkundan ve benzer  var olan topçulardan  daha iyi  yıldız  yaratılabilir. Bir diğer konu;  Hayiroviç Emre Çolak’tan, Engin  Baydar’dan iyi mi? Yooo..Bu maçta da 2 puan kaybetti GS. Umut Gündoğan  ve Yekta Kurtuluş oynatılsa daha  faydalı olurlardı..
         Stat: Kamil Ocak
         Hakemler: İlker Meral Xx, Ceyhun Gülselam Xx, Yekta Kurtuluş Xx
         Gaziantepspor: Karcemarskas Xx, Şenol Xx, Medunjanin Xx, Turgut Xx (Ekrem Dk. 85 ?), İbrahim Xx (Birol Dk. 78 X), Kemal Xx, Serdar Xx, Stankevicius Xx, Gilles Augustin
Binya Xx, Mustafa Xx, Cenk Xx
         Yedekler: Serdar Kulbilge, Orhan, Muhammet, Muhammed Ildız
         Teknik Direktör: Sergen Yalçın
         Galatasaray: Muslera Xx, Melo Xx, Selçuk Xx, Sneijder Xx, Drogba Xx, Umut Xx (Salih Dk. 64 X), Hakan Xx, Semih Xx, Eboue Xx (Ceyhun Dk. 78 ?), Emre Xx (Amrabat Dk. 56 X), Sabri Xx
         Yedekler: Ufuk, Yekta, Emre Coşkun, Umut Gündoğan
         Teknik Direktör: Roberto Mancini
         Galatasaray ile Gaziantepspor ilk kez; 1979-1980 sezonunda Yavuz Tunç’un yönettiği, 22 Eylül 1979 tarihinde  Ali Sami Yen’de karşılaşmışlar  ve 0-0 berabere kalmışlardır.
         Galatasaray’ı o sezon Coşkun Özarı, Gaziantep’ eski efsane GS’li oyuncu Yılmaz Gökdel çalıştırıyordu. Gaziantep, Trabzonspor’un şampiyon olduğu  o sezon kıl payı düşmekten kurtuldu.  GS ve BJK’nin de kıl payı düşmekten kurtuldaki kabüs dolu sezonudu, o sezon. Gaziantep 28 puanla 13. sırada, GS 29 puanla 9. Sırada  ve BJK 29 puanla 11. Sırada ligi tamamlamışlardı. Küme düşen Gstepe’nin 27 puanı vardı, diğer küme düşen Kayserispor’un 25, Diyarbakırspor’un da 23 puanı vardı.  O sezon ilginç bir sezondu, çünkü  puan bağlamında çok kısır bir sezondu, düşünün şampiyon Trabzonspor’un 39 puanı, küme düşen en son takım Göztepe’nin 27 puanı vardı.

         Galatasaray; Eser Özaltındere-Faih Terim-Erdoğan Arıca-Müfit Erkasap-Cüneyt Tanman-Orhan Naci Akyüz-Gürcan Aday(69 Hasan Morali)- Kemal Yıldırım(58 İbrahim Sokullu)-Mustafa Dil-Öner Kılıç-Gökmen Özdenak
         Gaziantepspor: Yaşar Duran(İngiltere’den 8 gol yiyen FB’li Yaşar)-Fatih Zambak-Turgut Gülez-Ahmet Yılmaz-Hayri Kol(Samsunsporlu milli eski topçu)-Hüseyin Kalpar( Samsunspor’un 2013-14 ve 2010-11 sezonu çalıştırıcısı, 69 Hüseyin Çakıroğlu)-Tuğrul Duru-Erdal Evyapan-Murat Kandil-Ömer Erkorkmaz(46 Sami Aydın)
      
         http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray-kiz-basket-takimi--erkek-futbol-takimindan-daha-basarili/Blog/?BlogNo=445915
            ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
        ŞUTLUYORUM
        sevket-che@hotmail.com.tr
        evesbere@mynet.com

        GSM: 05066090032

24 Ocak 2014 Cuma

DÖV-İZ K-URU YAKACAK SENİ



DÖVİZ K-URU BÜYÜDÜ VE TÜRKİYE’NİN  EKONOMİK DOKUSUNU ÖRSELEMEYE BAŞLADI
        24 Ocak 2014
               
            Ben bile söyledim; “Yatırım yapmaksızın, yani üretmezden, salt üretilmişleri ve var olan değerleri satarak/özeleştirerek, faiz üzerinden para kazanan yabancı paralarla döviz kurunu dengeleyip cari açığını kapatamazsın ve de TCMB’ına döviz sattırarak; ekonomini istenen çizgiye çekip Türkiye’yi büyütemezsin”
         Ve söylenenler çıktı. Bildiğini okuyan AKP iktidarı, iktidara geldiğinden bu yana ‘TCMB’ına tam 9 kez ‘dolar bazından’ piyasalara müdahale ettirmişti; bu son müdahale, yani 10. Müdahale ile ekonomik çöküntüyü önlemeye çalışan AKP iktidarı Türkiye’nin döviz k-uru’nu, 2. 300TL’den ancak 2.2970 TL’ye indirebildi. Bu da ekonomimizin tüm dokularının zedeleme noktasına geldiğini göstermektedir:
         “Merkez Bankası dolardaki yükselişe iki kez doğrudan satış yaparak müdahale etti. Daha doğrusu; TCMB,  telefonla bankaları arayarak ilan ettikleri alış kurlarından bankalara döviz satması demek olan ‘doğrudan  Müdahale ile’ dolar 2,3025’lik tarihi zirvesinden 2,29’un altına indi. TCMB rezerv kaybetme korkusu yaşayarak Yaklaşık 2.5 milyar dolar satarak, ancak, doları 1 kuruş geriletebildi..Mer­kez Ban­ka­sı­’nın iz­le­di­ği pa­ra po­li­ti­ka­sı­nın kur­da­ki ar­tı­şı fren­le­me­de ye­ter­siz ka­la­ca­ğı en­di­şe­le­ri ve si­ya­si kay­gı­lar­la do­lar 2,3025 li­ray­la ye­ni re­kor dü­ze­ye çık­tı.Do­la­rın bu se­vi­ye­yi gör­me­si son­ra­sın­da Mer­kez Ban­ka­sı iki yıl ara­nın ar­dın­dan pi­ya­sa­ya sa­tış yö­nün­de doğ­ru­dan mü­da­ha­le et­ti. Mü­da­ha­le­nin ar­dın­dan do­lar, ancak ‘1 Kuruşluk düşüşle’ TL kar­şı­sın­da 2,29’un al­tı­na ge­ri­le­di.
                Türkiye Cumhuriyeti Mer­kez Ban­ka­sı’nın bu duruşu, yani ; dö­viz kur­la­rın­da gö­rü­len sağ­lık­sız fi­yat olu­şum­la­rı ne­de­niy­le pi­ya­sa­ya sa­tım yö­nün­de doğ­ru­dan mü­da­ha­le etmesi, bilindiği gibi  2011’in son iş­lem gü­nünde ve 2012’nin ilk gün­le­rin­de de yaşanmış ve top­lam dört iş gü­nün­de doğ­ru­dan yak­la­şık 3 mil­yar do­lar­lık sa­tış ger­çek­leş­tir­miş­ti.
         Uzmanlar, dahası; ‘varsa yoksa, arsa borsacılar’ “Böylelikle doğ­ru­dan mü­da­ha­le ile do­la­rın 2.30 li­ranın üstünde kalmasına izin ve­ril­me­di. Mer­ke­z’­in kur­da ra­hat­sız ol­du­ğu se­vi­ye­ 2.30(2.300 TL)’dur. Bu se­vi­ye­nin aşıl­ma­sı ha­lin­de tek­rar mü­da­ha­le yapılmalıdır, çünkü; sığ pi­ya­sa­lar­da doğ­ru­dan mü­da­ha­le­le­r et­ki­li olamazmış , bunun için; ek pa­ra­sal sı­kı­laş­tır­ma(EPS) ile des­tek­len­irse başarılı olunacakmış.
         Peki EPS nedir? EPS; döviz kurlarındaki  fiyat dalgalanmalarını(volatilite) düşürmek için uygulanan ve TL’nin değerini artırmaya yönelik bir merkez bankası politikası, yani faiz politika aracı. Bir başka anlatımla; AKP bu politikayı 2010’dan beri uyguluyor, nedeni; senin elinde ve avucunda olan TL’yi almak ve temel gereksinimi kadar bırakmak ve de böylelikle  senin döviz tasarrufuna yönelmeni önleyerek başta doların değerini düşürüp, TL’nin değerini artırmak; işte bunun adı ek parasal sıkılaştırmadır(EPS). Ekonomi uzmanı değilim, fakat, paranın ve kredinin azaltılması fiyatları ve ücretleri düşürmez mi? Bu sürecin  olası deflasyon bütününde, üretimi durdurup işsizliğin çoğalmasıyla  ekonomik büyümeyi durdurmaz mı?
            Birileri, görüldüğü gibi hala yabancılara para kazandıran(doğrusu yabancılarla para kazandığı) sıcak para faiz politikası peşinde. AKP buna evet diyor, ardından sosyal tepkiler karşısında, yani, polisimizi kahraman ilan ettiği, 31 Mayıs 2013 Gezi Halk Hareketi’nde ve polisimizi hain ilan ettiği  17 Aralık 2014 yolsuzluk operasyonlarında “bize faiz baronları kumpas kuruyor..” çığlıkları atıyor.
         Ve; Merkez Bankası dün yılın ilk PPK toplantısında kısa vadeli faizleri değiştirmezken, ek parasal sıkılaştırma (EPS) günlerinde bankalar arası piyasadaki faizlerin yüzde 9 civarında oluşmasını sağlayacağını açıkladı.
         Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 21 Kasım 2013’te; 28 Kasım 2013, 30 Aralık 2013 ve 30 Ocak 2014'te ek parasal sıklaştırmaya(EPS) gideceğini duyurmuştu. Yani, bugün yaşananları, dahası ekonomi yanlışlıklarını AKP iktidarı biliyor, doğrusu, son nefesinde olduğunu..
         Batılı uzman diyor ki; “TCMB’­nin mev­cut po­li­ti­ka­la­rı­nın tam an­la­mıy­la iş­le­me­di­ği­ni be­lir­te­rek, “TCMB da­ha bi­li­nen ve de­nen­miş olan me­tot­la­ra ge­ri dö­nü­yor. TCMB dü­zen­li dö­viz sa­tım iha­le­ler­den kur 2.30’lu se­vi­ye­le­re doğ­ru git­tik­çe doğ­ru­dan mü­da­ha­le yön­te­mi­ne dö­nü­yor. Bu kur­da­ki de­ğer kay­bı­nın hı­zı­nı ya­vaş­la­ta­bi­lir an­cak tren­di(eğilim demek istiyor) de­ğiş­ti­remez”
         AKP ekonomi politikalarını fazla incitmek istemeyen, fakat kuşku ve endişe içinde politikalarını izlerken kıvranan benim uzmanım ‘Neden bu noktaya gelindi?’ sorusuna şu yanıtı veriyor: “ Eylül ayından bu yana farkındayız ki; artık dünyada gelişen ülkelere eski sermaye akışları olamayacak. Herkes farkında ki, en yüksek cari açığı yıllardır sürdüren, dış borçluluğu en çok artan özel kesim ülkemizde. Açık pozisyonu olan şirketler döviz alıyor. Yabancı sermayenin en çok kamu tahvili aldığı ülkeler arasında biz geliyoruz. Çıkmak isteyen tahvil yatırımcısının satmak için likidite bulamadığı biliniyor. Dolayısıyla faiz riskini azaltamayan yatırımcı, döviz alarak risklerini azaltmak istiyor. Bir de başkan Başçı’nın, faizleri kullanmak yerine sözle durumu idare etmeye çalışması, kur seviyesi işaret etmesi, bunun da çokça aşılması ve geri dönmemesi, riski olanların ‘asabını bozdu’. Üstüne de siyasal kriz eklenince, bu tablo ortaya çıktı.”
         Nitekim; Döviz k-urunu 24 saat  canlı izle bandını bugün(24 Ocak 2014) saat; 11.25’te tıkladım; dolar’ın alışı 2.3044, satışı;2.3051..
         Görüldüğü gibi batı cephesinde yeni bir şey yok siz; ‘ Bu operasyonla, faizde olmasa da dövizde istediği noktaya gelindi’ diyenlere.
         http://blog.milliyet.com.tr/yatiran-f-onlar/Blog/?BlogNo=93968

        ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
        Teknopolitikalar Platformu
        sevket-che@hotmail.com.tr
       
evesbere@mynet.com
        GSM:0506 609 00 32 

22 Ocak 2014 Çarşamba

GALATASARAY ZTK'DA SAKATA GELDİ

DEVRE ARASINDA BİLE  GALATASARAY 2    KUPA KAZANDI FAKAT ZTK'SINI KAYBEDECEK GİBİ
       22 Ocak 2014
        
       İlki; Basketbolda Spor Toto'nun sponsorluğunda bu yıl 22'ncisi düzenlenen Kadınlar Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe'yi 76-70 yenen Galatasaray, 11. kez kupayı müzesine götürdü(zateni son 5 sezon şampiyonu idi).
         Galatasaray Odeabank: 76 - Fenerbahçe: 70
         Salon: Ankara
         Hakemler: Yener Yılmaz, Ziya Özorhun, Ali Şakacı
         Galatasaray Odeabank: Zellous 15, Işıl Alben 15, Nevriye Yılmaz 3, Tracy 14, Şebnem Kimyacıoğlu 11, Yasemen Saylar 7, Bone 9, Bahar Çağlar, Seda Deniz, Esra Şencebe 2

         Fenerbahçe: Birsel Vardarlı 5, Verameyenka 5, Holingsvorth 12, Pondexter 11, Mc Coughtry 13, Yacoubou 16, Esmeral Tunçluer 8, Tuğçe Canıtez, Olcay Çakır,

         1. Çeyrek: 19-15
         2. Çeyrek: 19-17 (38-32)
         3. Çeyrek: 12-8 (50-40)
         4. Çeyrek: 26-30 (76-70)
        
         İkincisi; Antalya kupası:
        
         Önce; Ajaks ile karşılaştı. Ajax’ı eski Galatasaraylı Frank De Bour çalıştırıcıyıor. Boru değil, karşınızdaki dünya devi Ajax; Johan Crujffların; Frank De Bour’ların  ve de Frank Rijkaard’ların VE ŞİMDİ Galatasaray’da oynayan Wesley Sneijder…..lerin   oynadığı dünya devi takım.

         Stat: Akdeniz Üniversitesi

         Hakemler: Barış Saka (Xxx), Deybet Gök (Xxx), Gürhan Karamelek (Xxx)

         Galatasaray: Aykut (X)(Dk.46 Ufuk Xx)- Ceyhun (Xx)(Dk.46 Eboue Xx), Semih (Xx)(Dk.46 Emre Can Coşkun Xx), Hakan Balta (Xx)(Dk.46 Dany Xx), Riera (Xx)(Dk.46 Sabri Xx), Bruma (Xxx)(Dk.46 Hajrovic Xx), Selçuk (Xx)(Dk.46 Melo Xx), Sneijder (Xx)(Dk.46 Yekta Xx), Emre (Xx)(Dk.46 İbrahim Coşkun Xxx), Umut (Xx)(Dk.46 Aydın Yılmaz  Xx), Burak Yılmaz(Xxx)(Dk.46 Amrabat Xx)

         Ajax: Cıllessen (X)(Dk.46 Vermeer Xx)- Van Rhijn (Xx)(Dk.46 Poulsen Xx), Moisander (Xx)(Dk.46 Van Der Hoorn Xxx), Fischer (Xx)(Dk.46 Ligeon Xx), De Jong (Xx)(Dk.46 Duarte Xx), Krkic (Xx)(Dk.46 Sıgthorssone Xx), Veltman (Xx)(Dk.46 Andersen Xx), Blind (Xx)(Dk.46 Schöne Xx), Klaassen(Xx)(Dk.46 Hoesen Xx), Serero (Xx)(Dk.46 Densvıl Xx), Riedewald (Xx)(Dk.46 Desa Xx),

         Goller: Dk.6 Burak Yılmaz, Dk.66 İbrahim Coşkun (Galatasaray), Dk.47 Van Der Hoorn (Ajax)
         THY Antalya Cup'un ikinci gününde Galatasaray, Ajax'ı mağlup ederek adını finale yazdırdı.
         Mancini sahaya iki devrede iki ayrı takım sürdü sahaya. İlk yarı Burak’ın 6. Dakikada attığı gol ile 1-0 bitti.
         Dedik ya Ajax bir dünya devi durur mu? 47’de beraberliği yakaladı. Sahada iki futbolcu vardı ki, biri Emre Cn idi, diğeri İbrahim Coşkun; A2’nin oyuncuları, İbrahim olanı 0fansta, Emre Can olanı defansta başarılı olmaları gelecek adına sevindirdi; golü da İbrahim atti ve Galatasaray Celitic ile final oynama hakkını elde etti.
         Kızlar kupalarını aldı, bakalım  erkekler alabilecek mi?!
         Aldı.. Evet; ‘THY Antalya Cup finalinde Galatasaray, Celtic'i, “Muslera’nın harika bir penaltı kurtarışıyla”   5-4 yenerek kupanın sahibi oldu. Mancini ilk yarıda tamamen gençlere yer verdi ve devreyi 0-0 kapadı. İkinci yarı, hemen-hemen gerçek 11’i sahaya sürdü.
         İlk yarı Emre Can Coşkun(32’de sakatlandı) ve İbrahim Coşkun(Avrupa’dan getirilmiş ve ayda 500 TL’ye Amatör oynuyormuş) verdikleri izlenimle iyi kumaş olduklarını kanıtladılar. Evet, 2 Coşkun taraftarları coşturabilirler. İlk yarının gençleri, ikinci yarının aslarından daha iyi idi; maç 0-0 biterek penaltılara geçildi:
         Stat: Akdeniz Üniversitesi
         Hakemler: Murat Erdoğan Xx, Çağdaş Çallıoğlu Xx, Ufuk Yılmaz Xx
         Galatasaray: Eray Xx (Muslera Dk.46 Xx), Eboue X (Hakan Dk. 46 Xx), Emre Can Coşkun X (Riera Dk. 33 Xx), Ceyhun X (Melo Dk. 46 Xxx), Dany X (Semih Dk. 46 Xx), Hajrovic Xx (Emre Çolak Dk. 46 Xx), İbrahim X (Selçuk Dk. 46 Xxx), Yekta Xx (Sneijder Dk. 46 Xx), Yiğit X (Bruma Dk. 46 Xx), Aydın X (Umut Dk. 46 Xx), Amrabat Xx (Burak Dk. 46 Xx)
         Teknik Direktör: Roberto Mancini
         Celtic: Zaluska Xx, O'Connell Xx, Fischer Xx, Fraser X (Atajil Dk. 64 X), Biton Xx, Herron Xx, Henderson Xx, Boerrigter Xx (Miller Dk. 83 X) Balde Xx, Pukki Xx (Chalmars Dk. 64 X), Forrest Xx
         Yedekler: Fasan, Breslin, Mclaren Cairo
         Teknik Direktör: Neil Lennon
         Penaltılar: Selçuk, Burak, Emre, Melo, Riera (Galatasaray), Henderson, Biton, Atajil, Balde (Celtic)
        
         Ardından, Galatasaray Türkiye Ziraat Kupası Grup maçlarına yöneldi.
         İlk maçı Tokatspor ile idi. 15 Ocak 2014 tarihindeki maç; hala zemini çamur deryası olan Ali Sami Yen Aslantepe Arena’da oynandı.
         Şunu yazın ve kabullenin; üç büyüklerin en zorlu maçları kendi aralarındaki maçları ve Avrupa maçları değil, alt liglerdeki takımlarla yaptıkları maçtır. İşte gördünüz, BJK, Trabzonspor ve Fenerbahçe Ziraat Türkiye Kupasında alt liglerdeki takımlara elendiler; son olarak da FB’nin, 2. Lig takımı Alanyaspor’a hazırlık maçında 2-1 yenilmesi.
        
         İlk maçını,  2. lig takımı Tokatspor ile yaptı. GS’in karşısına çıkmazdan önce Tokatsporlular, İddialı olduklarını, İstanbul’a yenmeye geldiklerini söylediler . İlk 15 dakika Galatasaray’a tokat atmakta kararlı olduklarını gerçekten  gösterdiler. Sonrasında; “bu çocukların şakası yok, kendilerini göstermek için önemli Pazar olarak gördükleri süper lig takımlarla olan  maçlarında, olmadık performanslarını ortaya koyuyorlar, aman dikkat” diyerek kendilerine geldiler ve oyunun hakimiyetini aldılar. 3-5-2, yani üçlü stoper sistemini takıma monte etmek isteyen Mancini uyarıda geç kalınca ilkyarı 0-0 sona erdi.
         Galatasaray İkinci yarıda Tokatspor ile oynamadı, Tokatspor’un kalecisi 31 yaşındaki  Mehmet Dönmezdemir ile oynadı, çünkü Mehmet kalesinde devleşmiş ve 11 olmuştu adeta. İnanın tam % 100’lük  9 GS pozisyonunu kurtardı. İşin özü, Tokatspor topçuları; çok cuzi para kazanan alt liglerdeki topçulardı ve süper liglerdeki topçular gibi para kazanma sendromu içindeydiler ve çok iyi oynuyorlardı, yani Tokat, tokat atmak niyetindeydi ve bu Tokadı da Koray Gençerlerin katkılarıyla atacak gibiydi.  Gençerler, Galatasaray’ın iki penaltısını vermedi, verdiklerini kendi değil yan hakem veriyordu.
         Her ne ise, GS ikinci yarı penaltıdan Selçuk İnan ile öne geçti, ardından  Semih Kaya’nın müthiş pasıyla Ambabat ‘beni satmayın’ dercesine 2. Golü  attı ve geçte olsa Tokat’ı  ‘2-0’ tokatladı.
         Evet; Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası B Grubu'ndaki ilk maçında Spor Toto 2. Lig ekiplerinden Tokatspor'u 2-0 yendi ve gruplara galibiyetle başladı.
         Üç puan kazanan, GS Bruma’yı kaybetti; ilk yarı da sakatlanan Bruma 6 ay sahalarda yok.
         Hakemler: Koray Gençerler, Uygar Bebek, Özgür Ertem
         Galatasaray: Ufuk Ceylan, Semih Kaya, Melo, Hakan Balta, Riera, Bruma (Dk. 46 Aydın Yılmaz), Emre Çolak (Dk. 88 İbrahim Coşkun), Selçuk İnan, Sneijder, Burak Yılmaz, Umut Bulut (Dk. 66 Amrabat)
         Tokatspor: Mehmet Dönmezdemir, Furkan Özyurt, Soner Örnek, Yaşar Kabakçı, Caner Turp, Mehmet Öncan (Dk. 58 Suat Mutlu), Haluk Ulaşoğlu, Serkan Doğan, Mutlu İlengöz (Dk. 76 Güven Güneri), Recep Yaşar (Dk. 63 Gökhan Köseoğlu) , Mehmet Fuat Gölbaşı
         Teknik Direktör: Mehmet Şahan
         Goller: Dk. 69 Selçuk İnan (Penaltıdan), 90+2 Amrabat (Galatasaray)
         Galatasaray Ziraat Türkiye Kupası grup maçılarının ikincisini Antalya ile Antalya Akdeniz Üniversitesi Stadında  oynadı
          İlk yarı iyi değildi, hatta Drogba bile(doğru sakatlıktan yeni çikti ve maç eksiği vardı, bana ne; oynatmak zorunda değilsin ki) iyi oynamadı. Aslında Melo son adam oynatılınca, Melo hatasını giderecek iyi defans adamı olmadığı için, Melo Selçuk İnan ile oluşturduğu ikilideki verimi veremeiyor. Aslında, ne Antalya,  Galatasaray’dan bir küple de olsa iyi idi, fakat golü GS buldu. Ne zaman ki, ikinci yarıda Mancini, Melo’yu Selçuk ile oynatmaya başladı GS  Antalya’dan iyi oynamaya başladı. Fakat golü Antalya buldu; son salisede olsa da maç 1-1 bitti. Maçın en iyi oyuncusu Emre Çolak ve her zamanki gibi Melo idi.
         Medikal Park Antalyaspor: Hakan Arıkan-Fehmi  Emre Güngör(77 Giray, eski Trabzonsporlu Giray)-Gökçek Vederson-Musa Nizam-Uğur İncemen-Emrah Başssan-Murat Duruer(84 Seddar)-Lamine Dıarra-Eyong Takang Enoh-Koray Aslan-IgnacıoInsa Bohıgues69 İbrahim Dağaşan)
         Yedekler: saso Fornezzi-Fikret Sevilgen-Zeki Yıldırım-Remzi Giray Kaçar-Ömer Arslan-İbrahim Dağaşan-Seddar Karaman  
         Teknik Direktör: Samet Aybaba
         Galatasaray: Eray İşçan-Felipe Melo De Carvalho-Selçuk İnan-Tebıly Dıder Yves Drogba(H. Balta)-Umut Bulut-Aurelien Bayard Chedjou Fongang- Emanulel Eboue-Semih Kaya-Emre Çolak(87 Ceyhun)-Albert Rıera Ortega(89 Burak Yılmaz)
         Yedekler: Ufuk Ceylan-Ceyhun Gülselam-Aydın Yılmaz-Hakan Kadrı Balta-İbrahim Coşkun-Yekta Kurtuluş-Burak Yılmaz
         Teknik Direktör: Roberto Mancini
         Goller: Dk.42 Selçuk İnan (Penaltıdan) (Galatasaray), Dk.89 Diarra (Medical Park Antalyaspor)
         Galatasaray ve Antalyaspor ilk kez 1982-1983 sezonunun, 29 Eylül 1982 tarihinde Ali Sami Yen’de karşılaşmışlar ve maçı,  Galatasaray‘ Sinan Turhan’ın 40 ve  65’te attığı  golleriyle , maçı 2-0 kazanmıştı. Hakem, Yavuz Tunç idi.
         Galatasaray: Eser Özaltındere-Fatih Terim-Raşit Çetiner-Mustafa Ergücü-Adnan Esen-Metin Yıldız(59 Cengiz Yazıcıoğlu)-Ahmet Keloğlu- Bülent Alkılıç-Mirza Seydic-Ali Hamurcuoğlu(75 İbrahim Sokullu)-Sinan Turhan
         Antalyaspor: Mehmet Ali Öztürk-Turan Şenler-Alattin yol açan-Tayfun Gürsel-Mehmet Özkul(46 Akın)-Abdulkadir Arıkan-Turgay Kaynak-Osman Aslan-Mehmet Akpınar-Mehmet Tuncer(33 Metin Şahin)-Oral Yenigün
         Antalyaspor’u Valeriu Neagu, Galatasaray’i Özkkan Sümer çalıştırıyorlardı. O sezon FB şampiyon, Mersin İdman Yurdu, Samsunspor, Gaziantepspor ve Samsunspor küme düştü.
         Galatasaray, pardon Mancini ‘nin  Ziraat Türkiye Kupası maçlarını adeta 3-5-2’nin provası  olarak  hazırlık maçı gibi gördüğünü görmeye başladım üçüncü maçta.
         Evet; Mancini  21 Ocak 2014 günü saat 19:00’da Elazığ Atatürk stadında, Elazığspor karşısında çıkardığı kadrosuyla Ziraat Türkiye Kupasını ciddiye almadığını gösterdi.
         Ve; Ziraat Türkiye Kupası B Grubu 3.maçında Galatasaray, Elazığspor'a deplasmanda 1-0 mağlup oldu ve Gruptan çıkmayı tehlikeye  soktu.
         Yani;  rotasyoncu Mancini;  3-5-2’yi ve  yeni transferler Umut Erdoğan’ı  ve de Salih Dursun’u kazanayım derken; bu üç maçta 5 puanla birlikte Bruma’yı, Aydın Yılmaz’ı kaybetti ; böyle gider ise ZTK’yı da kaybedecek gibi.

         İşin üzücü bir diğer yani; Tokatspor ile oynanan kupa maçında çapraz bağları kopan Bruma'yı kaybeden Galatasaray, bir diğer kupa müsabakasında Aydın'ın sakatlanmasıydı. Aydın, Serdar Özkan ile girdiği ikili mücadelede acı içerisinde yerde kaldı. 25 yaşındaki oyuncunun ayak bileğinin kırıldığı öğrenildi. Hastaneye kaldırılan yıldız oyuncu pozisyonun ardından, Hakem denen densiz Murat Türker tarafından sarı kartla cezalandırılması  futbol otoriterlerini ve GS’yi çileden çıkardı. Kendileri zaten maçı yönetirken GS aleyhine verdiği karalarla, futbolcuları, çalıştırıcıları ve  taraftarları çileden çıkarmıştı.
         Anlaşılan; eski Galatasaraylı, şimdi Elazığ çalıştırıcısı Okan Buruk Galatasaray karşısında sert oynayın demiş ki, hakem de bu demişliğe saygı göstermiş.
         Stat: Elazığ Atatürk
         Hakemler: Murat Türker, Mehmet Şahan Yılmaz, Volkan Akçit
         Elazığspor: Ivesa, Marvin, Sow, Çağlar Birinci, Tanju Kayhan (Dk. 71 Deniz Aslan), Bilica, Mehmet Nas, Serdar Gürler, Serdar Özkan, Yusuf Hacı (Dk. 46 Onur Ayık), Deniz Yılmaz (Dk. 83 Erol Alkan)
         Galatasaray: Aykut Erçetin, Chedjou, Ceyhun Gülselam (Dk. 67 Sneijder), Hakan Balta, Melo, Yekta Kurtuluş, Umut Gündoğan (Dk. 79 Umut Bulut), Riera, Aydın Yılmaz (Dk. 21 Salih Dursun), Burak Yılmaz, Drogba
         Gol: Dk. 51 Serdar Özkan (Penaltıdan) (Elazığspor)
         Sarı kartlar: Dk. 6 Ceyhun, Dk. 23 Aydın, Dk. 77 Melo, Dk. 81 Salih (Galatasaray) Dk. 40 Tanju, Dk. 66 Deniz Yılmaz (Elazığspor)
         Kırmızı kartlar: Dk. 90+1 Burak Yılmaz (Galatasaray), Dk. 90+1 Serdar Özkan (Elazığspor)

         http://skorer.milliyet.com.tr/sevket-corbacioglu/kupalarin-efendisi-galatasaray--sivasspor-a-elendi/BlogYazarYazisi/354623/default.htm
         ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
         ŞUTLUYORUM
         sevket-che@hotmail.com.tr
         evesbere@mynet.com

         GSM: 05066090032

19 Ocak 2014 Pazar

SAMSUNSPOR'UN 20 OCAK ACISI

BİR ZAMANLARIN 5. BÜYÜĞÜ SAMSUNSPOR’U BİTİREN 20 OCAK 1989 FELAKETİ

Bugün 20 Ocak; Samsunspor’un ve  Samsun’un anımsamak istemediği  ‘hala acısını duyumsadığı’  bir günün tarihi. Evet; Samsunspor, 20 Ocak 1989 günü Malatya  deplasmanına giderken yaşadığı büyük kaza sonrasında kırmızı beyazına  “siyah”ı kattığı gün, bugün.
Samsunspor; Havza’da geçirdiği bu kaza bir bağlamda dikkatsizliğin somut bir örneği idi, çünkü sürücü bu bölgede, bu ayda önlem almamıştı. Doğrusu, aldığı önlemi önlemişti. Şöyle ki, otobüsün kaymasını önleyen lastiklerdeki zincirleri bilerek çıkarmıştı. Her şeyi Allah’a bağlayan bizler; Allah’ın ‘ Önlemini al, takdiri bana bırak” ilahi uyarısını hiç akla getirmeyenleriz..
Bu kaza, Samsunspor’un yükselen değerini düşüren bir kazadır. Tanju ve Yücel Çolak kardeşleri, Savaşları, Orhanları satmış, yerine aldı Uğur Terzi, Mustafa Sinecek, Erol Dinler, Burhanettin ve Nasır Beadin ile Mete Adanır gibi oyuncularla, tekrar çıkışa geçtiği süreçtir, kaza geçirdiği süreç; geleceğin yıldızı olarak görülen Kıbrıslı Mete Adanır ve yılların deneyimi Muzaffer Badallıoğlu yaşamını yitirdi. Emin Kar’ın ve Erol Dinler’in futbol yaşamı sonlandı ve Samsunspor’un da başarıları.. Eğer Samsunspor bu kazanayı yaşamasaydı, Bursaspor’un kayıt altında aldığı ‘5. Büyük’ unvanını birkaç kez kayıt altına, yani süper lig’de birkaç kez şampiyon olurdu, çünkü  başarılı olmak Samsunspor’un dokularına işlemişti, işte o doku örselendi..
Kazada yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum; yerleri cennet mekan olsun..

Samsunspor; kaza geçirdiği 1988-1989 sezonunda  son maçını; 25.12.1988’de Sakarya Atatürk stadında Sakaryaspor ile yapmıştı:
Hakem: İhsan Türe

Sakaryaspor: Neşet Muharremoğlu, Blerim Mula, İlker Yağcıoğlu, Turgay Poyraz, Mehmet Şen, Selçuk Yiğitlik (Dk. 58 Erol Kolcu), Hasan Özdemir, Mustafa Gölpınar, Hüseyin Hürsoy (Dk. 46 Halil İbrahim Eren), Yücel Çolak, Dusan Pesic

Teknik Direktör: Tamer Kaptan

Samsunspor: Fatih Uraz, Muzaffer Badalıoğlu, Kasım Çıkla, Burhanettin Beadini, Emin Kar, Orhan Kılınç, Uğur Terzi, Mustafa Sinecek, Erol Dinler, Mete Adanır (Dk. 63 Yüksel Öğüten), Nasır Beadini

Teknik Direktör: Nuri Asan

Gol: Erol Dinler Dk. 55
Samsunlu, o  zalim 20 Ocak gününü  anımsayarak TKİ Tavşanlı Linyitspor  maçına  çıktı, Samsun 19 Mayıs stadında. Futbolcular, o günün acısını bedenlerinde hisseder gibi oynadılar, çünkü topa girmekten acizdiler. Bir hafta öncesinin İBBSK karşısındaki samsunsporlu topçular yoktular.
Tavşanlı bünyesine eskin Canları toplamış; Özgürcan, Cafercan ve Egecan. Özellikle Özgürcan ve Cafercan, Arda’nın GS altyapısından arkadaşları, o dönemde Arda’dan değil de Özgürcan ile Cafercan’dan söz edilir, geleceğin büyük yıldızları oldukları söylenirdi, fakat şu anda bu 2 topçu PTT 1.Ligi’nde düşmeme savaşı veriyor, Arda La Liga’da şampiyonluğa oynuyor. Futbolculuk biraz da şans işi galiba.
Tavşanlı Linyitspor’u eski Bursa ve FB oyuncusu Ali Nail Durmuş, Samsunspor’u bildiğiniz üzere Hüseyin Kalpar. Tavşanlı Linyitspor düşmemek, Samsunspor şampiyon olmak için oynuyor, fakat atak oynayan Linyitspor, golü atan Samsunspor oldu.
Maçın kurgusunu, oyun düzeninin, futbolcu performansını yazmanın anlamı yok, çünkü futbol yok..41.dakikada Cafercan haklı olarak oyundan atıldı, 44.dakikada Ahmet Burak ortaladı, Taha vurdu gol oldu, maç öyle bitti. Maçın ikinci yarısını ise hiç yazmaya gerek yok, Linyit sürekli koştu, pozisyon yaratamadı, Samsunsunspor baktı, maç 1-0 bitti..
3 puan iyi, futbol kötü, eğer Fethiye deplasmanından bu futbol ile puan getirmek zor; aksine yükselen Fethiye Samsunspor’u yenerse sakın şaşırmayın.
Hakemler: Alper Ulusoy, Mustafa Sönmez, Fevzi Demirhan
Samsunspor: Soner, Erdem, Fatih, Murat, Ahmet Burak, Tuna, Taha, Musa Aydın(81.Dk. Arif), Umar, Musa Sinan(62.Dk. Ekigho), Adilovic(75.Dk. Zafer)
TKİ Tavşanlıspor: Metin, Ahmet(61.Dk. Efecan), Emrah(75.Dk.Hasan),Mehmet, Cafercan, Hakan, Luciano(88.Dk.Ömürcan), Sakıp, Alaettin, Murat, Özgür
Gol:44.Dk. Taha, (Samsunspor))
Kırmızı Kart:41.Dk.Cafercan,(Tavşanlıspor)

Samsunspor İlk maçlarını; 2010-11 sezonunda Kütahya Dumlupınar stadında yaptılar; tarih 17 Ekim 2010. Mehmet Akyüz(dakika 1, gol 1..Mehmet Akyüz başarısıyla BJK’ye taşıdı kendisini) ve Kemal Tokak(12)’nin golleriyle 1-1 biten maçın Hakemi Mesut Çarık idi. Samsunspor’u Hüseyin Kalpar, T.Linyitspor’u; Mustafa Reşit Akçay çalıştırıyordu. O yıl Mustafa Reşit Akçay, T.Linyit’i playoff’a taşıdı, kendini de Trabzonspor’un başına..O sezon Akhisar Belediye Gençlik kıl payı düşmekten kurtuldu ve Altay ile Diyarbakırspor küme düştü, Samsunspor ve Mersin İdman Yurtu Süper Lige çıktı.

Tavşanlı Linyitspor: Oğuz Dağlaroğlu-İsmail Dinler-Cemil Adıcan-Ahmet Yakak-Davut Babur-Onur Bektaş-Mehmet Besler-Emrah Dağ(78 Hasan Küçük)-Mikail Üzümcü-Mehmet  Akyüz-Fatih Yılmaz(68 Emre Kahraman, onun yerine de 87’de Abdi Aktaş)

Samsunspor: Ahmet Şahin-Kemal Tokak-Adem Alkaşı-Orhan Taşdelen-Ersin Veli-Turgay Gölbaşı-Hakan Bayraktar-Murat Yıldırım(86 Mustafa Gürel)-Savaş Esen(62 Abdülaziz Solmaz)-Simon Zenke-Akeem Agbetu(Sezer Sezgin)
http://blog.milliyet.com.tr/samsunspor-basarilarini-huzunle-harmanliyor/Blog/?BlogNo=287359
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

7 Ocak 2014 Salı

BİZ AKEPE İKTİDARI OLARAK DÜNYA'YI ELE GEÇİRECEĞİZ YA, MÜNAFIKLAR ENGELLİYOR

17 ARALIK DARBESİ VE EKO(NO)MİK BÜYÜME VE DE  SANAYİMİZİN 1.VE 2. LİGİ’NİN GÖTÜRDÜKLERİ
8 Ocak 2014
Tınaz Tepe 8/2-Seyranbağları-Ankara’daki son yazım:

17 Aralık yolsuzluk operasyonu; “AKP, Barış açılımı ve Müslüman coğrafya için yapılmış darbedir” diyenlerin bu söylemi, değil düz mantık, dümdüz mantıktır.
Yıllardır, Yargı’nın ve Yürütmenin, hatta Yasamanın farklı iki gruba ayrıldığı yazıldı; özellikle, bu iki grubun süreç içinde birbirileriyle çatışacakları…
Sen Yargı’yı ikiye böl,  ardından darbe AKP için yapıldı de, yooo yemezler; bunun adı resmen iki paralel kenarın birbirine dik darbeler vurmasıdır.
Sen Uludere’deki katliam davasına takipsizlik kararı ver,  ardından darbe Demokratik Kürt açılımı  için yapıldı de, yooo yemezler, Barış açılımına darbe vuran sensin.
Sen, Müslümanların bir kesimini, bir diğer Müslüman kesimi  öldürmesi için para ve silahla besle, ardından, darbe Müslüman coğrafya için yapıldı de, yooo yemezler, Müslüman coğrafya’yı kana bulayan sensin.

Şu an AKP’nin durumunu incelemek ve test etmekle ilgiliyiz; peki AKP’nin yarattığı ekonomik durumun seyri nasıl? Gelin  bir göz atalım:

İSO(İstanbul Sanayi Odası) 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırmasını açıklamıştı yakın zamanda: “Türkiye’nin ikinci 500 büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasına göre ‘sanayinin ikinci ligindeki’ 500 şirketin dönem kar zarar toplamı 2012’de 2011’e göre %61.1 yükselmiş.
Fakat kazanç alabildiğine artarken istihdam durmuş, yani  çalışanların  sayısı yerinde saymış(%0.8).
Soruyorum; “Sanayi’nin ikinci ligi belli ki  malı götürmüş, peki sanayinin 1. Ligi neyi götürmüş?” Galiba Türkiye’yi.
Utanmadan kişi başı yıllık gelir 10 bin dolara çıkmış diyorlar. Nasıl mı hesaplıyorlar; bu 1. Ve 2. Lig sanayicileri  malı götürüyorlar, bunların kazançları, açlık sınırının altındaki insanların gelirleriyle toplanıyor ve 75 milyona bölünüyor, garibim ve de salağım benim yıllık gelirim 10 bin dolara yükseldi diyebiliyor? Be  safi salak nerde 10 bin dolar, cebinde niye yok? Nasıl olsun sanayicilerin cebinde..
İyi de; sanayici bu denli kazanıyor da Türkiye ekonomisinin durumu ne? Ne olacak berbat. Nedeni; kötü yönetim. Kim yönetiyor? R-cep.
Bilmem başka bir şey yazmaya gerek var mı?
Var:
Bu  kötü yönetim nedeniyle bundan sonra daha kötü olacakmış. Bu nedenle bazı bakanlar’ piyasanın morale gereksinimi var, kötü haber vermeyin’ iletileri sunuyorlarmış, bir yerlere.
Örneğin, son alkol yasası ve tütün ve alkole uygulanan ağır vergi(düşünün, son 10 yılda TÜFE artışı %105 iken, alkollü içecek vergilerindeki artış %250) nedeniyle, Türkiye’ye turist gelmediği gibi, Türkler de rakı içmek için Yunanistan’a gidiyormuş ve bu sayı 2 milyona dayanmış. Ve Yunanistan bizim içki yasağıyla ekonomisin düzeltmeye başlamış. Bu nedenle ülkemizin içki ürünlerinin tümü Yunanistan’a ihraç edilmiş. Doğru raki ihracatı arttı fakat, yüksek fiyat nedeniyle iç tüketim tamamen azalmış, fakat ihracat iç tüketim kayıplarını asla karşılayamıyormuş. Bir de bu sektörde(yan girdi ve sektörlerle) 1 milyonun üzerinde insan ekmek yiyormuş.; fakat bizim hazret bu sektörü ideolojisine göre biçimlendirince, bu sektör ölmeye başlamış.
Böylesi  sektörleri dinselleştiren anlayış elbette ki ekonomiyi batırır.
Acaba diyorum; Körfez savaşından nemalanmak isteyen Özal gibi(hani 1 koyup 3 almayı düşünürken, 3’ün birini da kaybeden mantık), Suriye savaşıyla nemalanıp, ekonomiyi mi düzeltecek ve de küresel  lider olacak..
İMF’e borcumuz yok  İMF’ye borç veriyoruz diyor, peki Dünya Bankası’na var mı? Var. İyi de Dünya Bankası İMF’nin nesi? Aile reisi. Aile reisine borç İMF’ye borç değil de nedir? Siz Türk insanını bu kadar aptal mı sanıyorsunuz?!

İki  şeyi anlamakta güçlük çekiyorum:
Birincisi; birileri tüketim kısıcı maliyet politikaları izleyin diyor(İMF canım). Daha net söylemle; Tüketimi kısmak için de; TL’nin faizini artırarak kredi hacmini daraltın…
TL faizinin artırılması  bildiğim kadarıyla, doları Türk parasına çevirip paralarına para kazandıran sıcak para sahiplerinin isteği. Bakmayın, ‘gezi eylemleri ‘TL’nin faizlerini düşürdüğümüz için faiz baronları tarafından başlatıldı’ demesine(ki 17 Aralık Operasyonu’nu da o’na bağladılar), AKP iktidarı resmen  sıcak para tutkunu, bu sıcak para kullanma düşkünlüğüdür küresel ekonomi aksırınca  bizleri hasta eden. TL faizi artınca ne oluyor? Döviz fiyatlarının düşmesine veya sabit kalmasına neden oluyor. Türkiye’de yatırımların yapılabilirliği döviz üzerinden hesaplanmıyor mu? Doğrudur, çünkü, kredi finansmanı döviz olarak sağlanıyor. Nedeni, yüksek faiz getiren TL ile yatırım yapılamaması. Düşünün ülkende kendi paranla yatırım yapamıyorsun.
İkincisi; bir başka birileri de diyor ki bu nedenle; “Türkiye’de iç tüketimi kısmak için, TL kredi miktarını kısıtlayıp, faizin düşük tutmak zorundasın. TL faizi düşük olunca Döviz fiyatı yükselir ithal mallarının fiyatı derhal ve yerli malların fiyatı da pahalı ithal girdisi yüzünden artar, bu da iç talebi düşürür ve cari açık kapanır. Bunun için de gelirlerin dövize ve enflasyona endekslenmesi gerekir.”
Biz bunların hangisine inanacağız: Doğrusu hangisi doğru?
AKP iktidarı diyor ki, yerel seçim öncesi kamu harcamalarını kısmayın. Yani, ‘içtalebi artırın, dış talep önemli değil, önemli olan tüketimi kamçılamak; bunun için de kamu harcamalarını artırın” benzeri  dayatmalar sürecini Cumhurbaşkanlığı seçimine dek taşımak. Ülkenin nereye taşındığı umurlarında değil. “Merkeze Bankası Bağımsızlığı” umurlarında değil. Öyle ki, yabancılar da, Merkez Bankası’nın resmen özerkliğini yitirerek iktidar hırsının dümen suyuna girdiğini söylemeye başladı. İşin özü, dolar kurunu düşürmeye çalışan, faizleri düşüren ve küresel piyasayı, politize olmuş iç piyasaya tercih eden bir Merkez Bankası var karşımızda, onun karşısında da iktidar.
Ve; “ Borç>Alacak, Harcama>Üretim, ithalat>ihracat  ve çıkan döviz>giren döviz”  durumlarını dengelemek için, yani cari açığı  kapatmak için Temmuz 2013’te  4.8 milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi(Net Hata-Noksan) , bir başka tanımla; yanlış ya da eksik kayıtlar nedeniyle ödemeler dengesi kalemleri arasındaki tutarsızlığın kaydedildiği bir kalem/ para girişi  olmuş ve 5.8 milyar dolarla beklentileri aşan cari açık büyük oranda kapatılmış.
Paranın kaynağı olarak; Suriyeli sığınmacıların, özellikle  muhalif işadamların kaçırdıkları servet olduğu söylentileri ; ‘ülkenin ekonomisini nasıl büyüttüklerinin ikinci örneği bağlamında’ hayli düşündürücü.
Düşündürücü bir diğer olgu ise; IMF’in 2012 tahminlerindeki, dolar ve euro gibi paralar karşısında satın alma gücüne(parite) göre, 1 trilyon 306 milyar dolarlık bir ekonomiyle G20 arasında 15. sırada yer almana karşın, çıkıp; “Cumhuriyet’in 100 yılında, yanı 2023’te dünyanın 10 büyük ekonomisi olacağız diyebiliyorsun. Dahası, dünyanın 10. Büyük ekonomisine sahip Fransa’nın 2 Trilyon 254 milyar dolarlık gücünü aşarak, dünyanın 10. Büyük ekonomisi olmayı savlıyor ve insanları aldatıyorsun.
Ne ile; üretmeksizin, üretilmiş ulusal değerleri satarak mı? Suudi Arabistan ve Ortadoğu ülkelerindeki gibi doğal kaynaklarınla mı, yoksa Hindistan’daki ucuz iş gücünle mi? En önemlisi, eğitim ve bilimdeki gücünle mi? Bu konuda, bilimsel makale yayınlayarak gücünü göstermiş ülkelerin çok ama çok altında bilimsel makaleler yayınlayarak mı?(daha dün ilahiyat fakültelerinde felsefeyi kaldırmadın mı?) Yoksa, dualarla halkı uyutarak mı?
  Evet, üretmeksizin, üretilmiş ulusal değerleri küçülterek, ekonomiyi büyütenler, el ele vermiş ekonomiyi küçültüyorlar.
Küresel lider olayım derken küresel atık olmayasın!!!
CIA açıklama yapmış; Körfez savaşında ABD talimatıyla Irak/Saddam 'Kimyasal silah kullanılmış, İran'a karşı'..Demem o ki, Kimyasal silah bahane petrol şahane, bu şahane de sana nah pay verirler.Dediğin gibi bu noktada, 1 koyup 3 beklerken ülkeyi batağa sürükleyen Özal'ı unutmamak gerekir..Birilerinin bunu iyi düşünmesi gerekir..Baksana, sınayıcı kazanıyor, istihdam sorunu artıyor, yani ekonomisi batağa giden bir Türkiye'mde gemicikler de güme gidebilir. Bölgede küresel lider olayım derken, küreklerin efendisi, yani küreklenen küresel atık da olabilir.
http://blog.milliyet.com.tr/imf-borc-veriyoruz--buyuk-projelere-para-bulamiyoruz/Blog/?BlogNo=416350

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM:0506 609 00 32