31 Mart 2014 Pazartesi

ASLINDA KAPKARANLIK SEÇİM


KARANLIK BİR ŞEÇİM GİBİ GELDİ BANA
       31 Mart 2013
      
       İnanın; “oyum acaba sayıldı mı?” diye düşünmeye başladı insanlar.
         Nasıl düşünmesinler; seçim sürecinde ve sonrasında neler yaşandı neler.
         Seçim günü şu önerilerimi sıralamıştım; “Sevgili kardeşlerim, yurttaşlık görevimizi yerine getirmek adına sabahın erken saatinde oyumuzu kullandık. Eşim ve kızımla sizleri selamlıyoruz ve aydınlık günler diliyoruz. Aydınlık günler adına sizlerin de aynı duyarlılığı göstereceğinize inanıyorum. Bu yurttaşlık görevi yerel değil, ulusal değil evrensel bir görevdir üzerimize çöken karanlığı def etme adına.
Eve dönüp kahvaltımız yaptık ve tekrar yola çıktık, en yakın sandıklara dağılıp uygarlık, çağdaşlık ve aydınlık gelecek adına görevli arkadaşlarımıza yardım etmek adına.
         Evet;
         Uygar, çağdaş ve aydınlık dünya için-Laik Demokratik Cumhuriyeti ve Atatürk'ün evrensel ilkelerini, esas özü olan devrimci çizgisine taşımak ve çağımızın, özgün değişimlerine, gelişimlerine uyarlamak için-Dinden ve yoksuldan geçinenlerin egemenliğini bitirmek için-Hiç bir düşünce ayrımına yer vermeyen, insanın özgür istencine ve düşünselliklerine saygılı olmak için ve de demokrasiyi karanlık amaçları için araç kullananlara sandıkta demokrasinin erdemli ve onurlu tokadını atmak için
yollardayız”

         Ve seçim sonrası şu yorumu yapmak zorunda kaldım; “Elde ettiği % 44 başarı nedeniyle bundan sonra kendisine  R-Cep T-ayip demeyeceğim, Recep Tayyip diyeceğim ve kendisi birlikte  partisini kutlayacağım  derken, erken çıkarak  balkona  bir çuval inciri berbat etti. Öyle ki; balkon konuşmasıyla toplumu değil, birilerini kucaklayacağım, birilerini de daha başka şekilde kucaklayacağım diyerek toplumsal savaşı tetikleyen konuşması yapınca kutlamaktan vazgeçtim.
         Ardından; seçim sürecinde oyların sayımı devam ederken, 36 ilde elektriğin kesilmesi ve sayımın el feneri  ile yapılması, 50 milyon seçmeni olan ülkemde 120 milyon oy pusulasının basılması ve  özellikle  Ankara, ve Antalya sonuçlarının hala netlik kazanmaması, İstanbul gibi büyük metropol sonuçlarının zamanın da belli olmasına  karşın Ankara’da hala sonuçlarının açıklanmamsı,  Denizli’de bir türbanlının boş oylara AKP’ye evet mühür’ü basarken, bir başka türbanlının sandık yanında oy pusulalarını yakarken yakalanması, kesin bir  karanlık bir seçim atmosferi ile bu zaferin elde edildiğine inandığım için Recep Tayip'e tekrar R-cep T-ayip demeye karar verdim”
         R-cep bence, o talihsiz konuşmasıyla, balkondan zaferini değil kendisini attı.
         Peki bu sonuç bir zafer mi idi? Asla Zafer değildi, bir yengi idi sadece. Eğer birileri ille de zafer diyorsa, bu; büyük kayıplara karşın kazanılan bir Pirüs zaferidir. Dahası, kaybeden Türkiye değil, AKP’dir, R-cep’tir.
         Evet, Gezi Halk Hareketi ve 17 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk süreçleri, belki  dindar ve yoksul kesimi kendisinden koparmadı, fakat kendisini uluslar arası düzlemden kopardı. R-cep’in taktikleri 30 Mart 2014 seçimlerinde etkin olup, % 25’lik dindar ve yoksul seçmeni kendisinden koparmamış olabilir, fakat uygulamalarıyla 77 milyon insanımızı ayrıştırarak bir toplumsal kaosu kurumsallaştırmıştır. İnternet  yasasıyla, Hitlerin kitaplara saldırmasına  özdeş, sosyal ağlara olan artan saldırganlığı, evrensel düşünce ve özgür istence  yapılan ve uluslar arası düzlemde asla kabul edilmeyen otoriter bir duruştur. İşte bu ülkemde derin bölünmelere neden tehlikeli bir süreçtir. Halk bu son seçimde, R-cep’in bu duruşunu, özellikle İstanbul ve Ankara’daki oy artışlarıyla onaylamadığını göstermiştir.
         Özdeki amaç; gücünü sağlamlaştırmak adına, dindar yoksulları ve diğer Müslüman orta sınıfı yanına alarak, özgürlükleri ve siyasi karşıtları susturmaktır, fakat bu dümdüz mantığın kendisini her geçen gün uçuruma ittiğini gözlemleyememektedir.
         İyi de, siyasi karşıtları hiç mi sorgulamayacağız?
         Çok kısa keseceğim: Birincisi, tüm siyasi karşıtlar biz neden oy oranımızı artıramıyoruz sorusunda kendilerini sorgulamalıdır.
         İkincisi, haddim olarak CHP’ye değineceğim. Çalışandan ve emekten yana politikalara öncelik verdiğini söyleyen CHP, emekçinin görkemli düzlemi olan Karabük’te nasıl olur da, %2,9 oy ile sonuncu olur? Ve artık emek düzlemi olmaktan çıkmış Zonguldak’ta seçimi nasıl kazanır? Ben bu noktada, CHP’yi sorgularım. Yoksullukları ve eğitimsizlikleri koruma altına alındığı için  ‘siyasi SİT alanı’ olarak tanımladığım, gecekondu ve varoşlar gibi, Karabük ve benzer düzlemleri de mi dinden ve yoksuldan geçinenlere teslim ettik?
         Mansur Yavaş duruşunu, kendi bütününde, ideolojiden çok insan odaklı  özgün bir duruş olarak gördüm ve bu nedenle ben o’nu sağcı bir figür olarak kabul etmedim. Bu seçimde, Melih Gökçek’e olan öfke ve bıkkınlıkla ve kendi lokal çevresinin katkılı oylarıyla  çok başarılı oldu. Onun için Mansur’a verilen oyları ben asla sağcı oylar olarak görmüyorum, oylar  Mahsun  Yavaş’ın özgün kimliğine verilen  oylardı. Bu nedenle CHP onu sağcı tabandan oy alma adına aday göstermiş ise hata yapmıştır, çünkü öteden beri söylediğim gibi sağcı asla sola oy vermez, sağ adayı partiye getirebilirsiniz, fakat  tabanını asla..
         CHP’nin ‘yerel Seçim komisyonu’ bence başarısız olmuştur,  Asla, başta Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Özlem Çerçioğlu’nun, büyük farkla  Çankaya Belediye Başkanı seçilen Alper Taşdelen’in ve diğerlerinin başarılarını kendilerine mal etmesinler, onların başarıları özlerindeki yeteneklerinden ve  güven veren inandırıcı projelerinden kaynaklanmaktadır. Doğaldır ki, Beşiktaş ve Kadıköy başarılarında Çarşı grubunu ve Fenerbahçelilerin,   Beyoğlu’nda Aylin Kotil’in yükselen oylarındaki Galatasaraylıların katkılarını da bu bağlamda değerlendirmeliyiz.
         CHP’nin Yetkili yerel yönetim Komisyonu olarak başarı sağlamak için, salt kendi doğrularınızı değil, partililerin doğrularıyla harmanlanmış doğrularla  ortak kakarlar alınmalıydı..Bu nedenle sorguluyorum sizi.
         Bir sorgum da Artvin  özeli için, sitemim Artvinliye ve Arhaviliye. Artvin halkı HES’ler aracılığıyla, doğaya ve doğana saldırmayı rant aracı olarak görenlere bu denli ödün vermemeli idi. Onları sorgulamıyorum, onlara gerçekleri anlatamayan aktif siyasetçileri sorguluyorum. Daha, doğrusu; Fethullah ve T-ayip arasındaki savaşlara umut bağlayanlar ve halkı projeleriyle değil, bu kavgalarla  inandıracaklarını sanan sözde politikacılar da  kendilerini sorgulamalıdır.
         Bizler de şeylerin sorumluluğunu duyumsamalı ve sorgulamalıyız. Örneğin ben bu sorumluluğumu yerine getirmek adına, “chp.org” sitesindeki sonuç detay kısmına girerek, T.C numarımı girdim, sandık numarasıyla İl İlçe’yi yazarak oy kullandığım sandığı sorguladım. Sen de sorgula ve bir sorun görürsen, sorunlu sandık tutanağın fotokopisiyle birlikte; info@ankarninoylari.com, ankaraninoyları@gmail,com  ve basak 1221@gmail.com adreslerine  mesaj gönder.
         Evet, sadece onlar değil, böylelikle  kendimi de sorguluyorum..Biliyoruz ki, inandırıcı ve güvenilir projeler sorgulamayla yaşam bulur.
         Son olarak, facee’de Alper Taşdelen’in bank da yalnız oturuşu içimi burktu; yalnız değilsin kardeşim..
         http://blog.milliyet.com.tr/chp-ve-soldaki-bireysel-duruslar/Blog/?BlogNo=133071
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
GÜLDÜŞÜN ÇORBASI
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com     

GSM: 0506 609 00 32

29 Mart 2014 Cumartesi

MANCİNİ SEN ÖNCE ATMAN GEREKENLERE AT, BÖYLE ATMAKLA OLMAZ


GALATASARAY KONYA'DA 

KAYBETTİĞİ 2 PUANLA 

DEPLASMAN KAYBINI 24’E 

ÇIKARDI
       29 Mart 2014
        
         Eeee, hep FB ve BJK ve de Trabzonspor kötüye gidecek değil ya. Sıradanlık/alışılagelmişlik, başarıları  kanıksatır, zaman-zaman başarısızlık da yaşanmalı  ki  sıradanlığı, alışılagelmişliği kırarak, yeni soluklarla yeni başarılar yakalansın.
         Kayseri’ye 40 yıl sonra, üstelik kendi sahanda yenilmek, bir mucize ötesi bir şey. Kimin aklına gelirdi ki, fakat yaşanılmış, “Olana ve Ölene çare bulunamaz” , önemli olan aşağıdaki yanlışlıkları yapmaksızın kenetlenme zamanıdır.

         Devler Ligi’nde Chelsea’ye elendikten sonra dönüşte yaşananlar, yönetimin yayınladığı gece yarısı bildirisi, futbolculara yaptığı eleştiri ve oyuncuların kritik süreçte yalnız bırakılması G.Saray’ı darmadağın etti.
         Sen eğer çıkıp; ‘Business class’ eleştirisi ile futbolcuları aşağılarsan onlar da; “2 senede Türkiye’de alınmadık kupa bırakmadık. Kadıköy’de kupa kaldırdık. Bir maç kaybettik diye sergilenen tavra bak. Demek ki arkamızda duracak, bizi koruyacak bir yönetici yok.” Der ve haklıdır.
         Sen eğer çıkıp;Chelsea maçı öncesi UltrAslan ve  ardından da G.Saray olarak internet sitesinden iki bildiri yayınlarsan,  futbolcular; ”Taraftar bunları söyler, bizi eleştirir. Yönetim ise bizi uyarır. Ama resmi siteden böyle açıklama yapar mı? Bize kim sahip çıkacak” derler ve haklılar.
         Sen eğer çıkıp; “G.Saray’da son 2 sezonda kazanılan başarılarda hep “Arkadaşlık ve Florya’daki aile ortamı” öne çıkmıştı. Ama şimdi tablo değişti. Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak gibi futbolcuların her sıkıntısına koşacak ve onları motive edecek bir lider eksikliği Florya’da yaşandı. Oyuncular hâlâ bir sorun olduğunda bu ikiliyi arıyor.” Dersen, haksızsın, çünkü ortamı geriyorsun,. Kimse Ali Dürüs gibi bir dürüste ve Abdurrahman Albayrak gibi futbolcu dostunu yadsımıyor, yadsınan, onlar üzerinde GS’yi germektir.
         Sen eğer çıkıp; tüm bunlar yetmezmiş gibi; Galatasaray Yönetimi olarak, Chelsea maçı sonrasında resmi internet sitesinden şu bildiriyi yayımlarsan: “Takımın ortaya koyduğu dirençsiz ve mücadelesiz futbolun hayal kırıklığına uğrattığının hepimiz farkındayız. Taraftarlarımız, eleştirilerinde sonuna kadar haklıdır. Taraftar takımına küsüp kırılmayacak. Bütün zorluklara ve engellemelere rağmen pes etmedik, etmeyeceğiz! Bundan böyle, Galatasaray armasına yakışır biçimde savaşmaları için oyuncularımızın yanında olacağız.” dersen bunda haklısın, fakat burada dikkat edeceğin olgu, bazı Galatasaray karşıtlarının bu metni futbolcuları aşağılayan bir metin olarak göstermelerinin önüne geçmelisin.
         Maçı başlatalım;
         Maça GS, pardon Mancini 4-4-2 ile başladı, daha doğrusu Umut ve Burak önde oynayacaklardı. Oynamaz olaydılar.
         GS’da ruh kalmamış, güç kalmamış, inanç kalmamış, kalmamış da kalmammış, doğrusu sınıfta kalmış. Sorarım size, aşırı dozda zamana gereksinimiz va çünkü gol atmak zorundasınız ve maçın bitimine de 2 dakika var, oyuncu değiştirirmisiniz bu durumda? Değiştirmezsiniz, buna ancak zamanı geçirmek isteyen galip takım yapar; Mancini bunu yapmak istedi, fakat Hakem de bu hatalı değişikliği görünce izin vermedi:) Ne diyeyim başka kardeşim.
         Galatasaray’ın yaptıkları; 1- Sneijder  30 ve 50. Dakikalarda kaleciyle karşı karşıya kaldı, gol yapamadı. 2- Burak bir kere kaleciyle karşı karşıya kaldı, bir kere şutu direkte çatladı gol yapamadı. 3- Galatasaray  deplasmanda 24. Puanını vermek adına gol atmadı. 4- Mesut  Bakkal ile bugüne dek 15 maç yapmış,  durum;  5-5-5 iken, 6. Beraberliğini alarak durumu, 5-6-5 yaptı, çünkü gol atmadı. 5- Berk İsmail Ünsal isminde 1994 doğumlu genci oyuna soktu ve bir zamanlar Konyaspora  Konya’da gol atarak GS’ya 3 puan kazandıran Anıl Dilaver, Arda Turan ve Aydın Yılmaz ağabeyleri gibi gol atması istendi, fakat gol atamadı.
         Selçuk GS ile olan bağlarını adeta koparmış. Melo çok arandı, çünkü defanstan top çıkarmakta güçlük çektiler. Semih’e ne oluyor, anlayan var mı?? Umut  ve Bulut tam bir aymaz. Biraz Telles, biraz sneijder ile olmuyor.
         Ve, Fatih Terimli ve Roberto Mancinili GS,  2013-14 sezonunda havlu attı.
         Haftaya görün FB’nin nasıl fiyakasını bozacak, hemde 7-1’lik farkla, pardon 8-1..
         Stat: Konya BŞBelediyesi Atatürk
            Tarih: 29 Mart 2014
         Saat:19:00
         Torkukonyaspor:  Charles Hubert Itandje-Jagos Vukovıc-Selim Ay-Alıaksandr Hleb( 85 Recep Aydın)-Marc Kıbong Mbamba-Theofanıs Gkekas-Djalma Braune Manuel Abel Campos( 90 Okan Derici eski GS’li)-Ali Çamdalı-Ali Turan-Mehmet Uslu-Hasan Salih Kabze(80 Ömer Ali Şahiner)
         Yedekler: Kaya Tarakçı-Ömer Ali Şahiner-Erdal Kılıçaslan-Tolga Ünlü-Recep Aydın-Okan Derici-Ergun Teber
         Teknik Direktör: Mesut Bakkal


         Galatasaray: Fernando Muslera-Alex Telles-Emmanuel Eboue-Hakan Balta-Semih Kaya- Ceyhun Gülselam(80 Hajroviç)-Selçuk İnan-Wesley Sneijder-Yekta Kurtuluş-Burak Yılmaz-Umut Bulut(60 Berk İsmail  Ünsal)
         Yedekler. Ufuk Ceylan-Koray Günter-Sabri Sarıoğlu-Veysel Sarı-Izet Hajrovic-Berk İsmail Ünsal-Lucas Ontivero
          Futbol tarihinde Galatasaray-Konyaspor ilk kez 31 Aralık 1988-89 Süper lig sezonunda, 31 Aralık 1988’de karrşıı karşıya geldiler ve maçı Galatasaray’dan Konyaspor’a,  kiralık verilen ve  5 sene  sonra geri alınan , 11 sene kesintisiz 11’de oynayan Galatasaray’ın efsane atom karıncası Suat Kaya’nın 66. Dakikada aldığı gol ile, maçı konyaspor 1-0 kazandı. Maç, Konya Atatürk stadında saat 12.30’da oynandı. Konyaspor’u Şener dal, Galatasaray’ı Mustafa Denizli çalıştırıyordu ve maçı  Ahmet Akçay yönetmişti. O sezon; Fener şampiyon, BJK ikinci, GS üçüncü olmuş, Konyaspor da ligi 8. Bitirmişti. Eskişehirspor, Rizespor, Kahramanmaraşspor ve samsunspor küme düşmüştü.
         Torku Konyaspor: Adnan Erkan-Osman Şahinoğlu-Bahaddin Güneş(Şenol Güneş’in kardeşi)-Necat Barut-Hasan Tuğrul-Fuat Yaman-Suat kaya(84 Cemal Menteş)-Bekir Kahraman-Kayhan Kaynak(78 Hasan Bahasan)-Nedim Demirbilek-Mucahit Yalçıntaş
         Galatasaray: Zoran Simoviç-Cüneyt Tanman-İsmail Demiriz(51 Dzevad Prekazi)-Erhan Önal-Semih Yuvakuran-Yusuf Altıntaş- Metin Yıldız-Savaş Demiral(70 Savaş Koç)-Tanju Çolak-Uğur Tütüneker-İlyas Tüfekçi

         http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray-in-avrupai-sikesi/Blog/?BlogNo=387379
         http://skorer.milliyet.com.tr/sevket-corbacioglu/galatasaray-bursa-macinda-snijder-ejder-gibiydi-6-0/BlogYazarYazisi/447323/default.htm
         ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
         ŞUTLUYORUM
         sevket-che@hotmail.com.tr
         evesbere@mynet.com

         GSM: 05066090032

SAMSUNSPOR GELİYOR, GELİYOR, GELİYOR


SAMSUNSPOR Ş.URFA’YI YENEREK

YENİLMEZLİĞİNİ 15 MAÇA ÇIKARDI
29 Mart 2014

30 Mart 2014 Yerel seçim nedeniyle, tüm profesyonel lig maçları 28, 29 ve 31 Mart’ta oynandı.
Samsunspor, Samsun 19 Mayıs stadında  Şanlıurfaspor ile yaptığı PTT 1.Lig’in 32. Haftasındaki 29. Maçında farklı kazandı;3-1.
Maça Samsunspor atak başladı. Nedense Aminu durgun. Ekigho hareketli.
Sert rüzgarı arkasına alan Samsunspor, o cefakar ve vefakar seyircisinin rüzgarının da katılımıyla, olağanüstü bir fırtına yaratması gerekirken kanatları iyi kullanamadı, yani yan toplarda zayıf kaldı. Fakat yine de golü buldu, 15,26’da soldan gelen bir duran topa müthiş zamanlama ile yükselen Taha Yalçıner durumu 1-0 yaptı. Bundan sonra Samsun ataklarını hızlandırdı ve Egigho rüzgarın da katkısıyla ikinci  golü yaptı,; kavısla kaleye yönelen topu Fevzi çıkardı, Ekigho da tekrar içeri iade etti ve 22,44’te durumu 2-0.
İkinci yarı rüzgarı Ş.urfaspor arkasına aldı, ama yeterince alamamış i, 51’de, geleceğin Arda Turan’ı Canberk Aydın’ın sağdan ortaladığı topa sağ vole vuran, etkisiz  Adiloviç durumu 3-0 yaparak 12. Golüyle  etkinliğini gösterdi. Ş.Urfaspor ise rüzgârdan dolayı ataklarını sıklaştırdı, ancak 90’da faydalanabildi ve maç 3-1 Samsunspor’un galibiyeti ile sonlandı.
Mersin İdman Yurdu, 1461 Trabzonspor ile 2-2 berabere kalınca, Samsunspor  MİY’in önüne geçti, geriye önüne geçmesi gereken 3 takım daha var, direkt Süper Lig’e katılması için, bu durumda Play Off garanti gibi 56 puanla.
Hekemler: Bülent Birincioğlu(Hakem)- İsmail Köse(1. Yardımcı Hakem)- Emin Yıldırım(2. Yardımcı Hakem)-Bora Budak(Dördüncü Hakem)
Samsunspor: Furkan Köse-Cemil Adıcan-Ehıosun Ekıgho-Amınu Umar(36 Musa Sinan Yılmazer)- Canberk Aydın- Arif Şahin-Ayhan Tuna Üzümcü-Adnan Güngör-Şaban Özel-Taha Yalçıner-Eldın Adılovıc
Yedekler: Soner Şahin-Turgay Gölbaşı-Erdem Şen-Musa Aydın-Fatih Kılıçkaya-Musa Sinan Yılmazer-Murat Akyüz
Teknik Direktör: Hüseyin Kalpar
Şanlıurfaspor: Fevzi Elmas-Abdulhamit Yıldız-Mehmet Ozan Tahtaişleyen-Onur Akbay-Mustafa Aşan-Alfred Sankoh(71 Atilla yıldırım)-Youssef Yeşilmen- Emmanuel Oseı Banahene-Simon Terwase Zenke(Samsunspor’un Süper Lige Çıktığı 2010 Kadrosundaki Golcüsü)-Volkan Okumak(64 Sezer Badur)
Yedekler: Oğuz Çalışkan-Onur Güney-Dılshod Rakmaullaev-Ercan Yazısı(Samsunspor’dan Kiralık)-Sezer Badur-Atilla Yıldırım
Teknik Sorumlu: Hüseyin Dağ

Goller: 15,26’da  Taha Yalçıner-22,44’te Ehıosun Ekıgho- 51’de Eldın Adılovıc ve Şanlıurfa’dan dk 90’da Sezer Badur

Samsun’un efsane takımı Samsun Yolspor’un Beşiktaş ile olan Türkiye Kupası savaşına yer vermek istiyorum.
Samsunspor Kupa 1. Kademe 2. ön elemede Trabzon İdmangücünü 1-1 ve 4-0’lik sonuçlarla eledi. Ardından, Kupa 1. Kademede Erzurum  Karagücünü 4-1, Kupa 2. Kademede Şekerspor’u 2-1, Kupa 3. Kademe 2. Ön elemede Hacettepe’yi 1-0, Kupa 3. Kademede İzmirspor’u İzmirde 1-0 yenerek, 13 gol atıp, sadece 3 gol yiyerek çeyrek finalde BJK’nin rakibi oldu. Hacettepe ve İzmirspor Süper Lig’in  güçlü takımları idi. Şekerspor’da 2.Lig’de şampiyon olan takımdı.
Ertesi sezonda, yani 1964-65 sezonunda Samsun Yolspor’dan fazla ileri gitmesede, Samsun  Yolspor’un eleyemediği  Beşiktaşı eledi, Trabzon’da (7 Şubat 1965)berabere biten maçta, İstanbul’da 1-0 kazanarak(22 Şubat 1965) BJK’yi kupadan eledi. Çeyrek finalda ise Ankara Demirspor’a 1-1 ve 1-0’lık sonuçlarla elendi. Finalde, yine Galatasaray  FB’yi eleyerek kupayı aldı.

Maç tarihi: 1964 Sezonu Türkiye Kupası Çeyrek Final 1. Maçı 05.04.1964, Pazar, 14:45
Seyirci: 15.000’in üzerinde.
Hasılat: 60.000 TL’nin üzerinde
Stadyum: Samsun 19 Mayıs Stadyumu
  Hakemler: Sabahattin Ladikli (**), Ahmet  Özbayrak (***), Kemal Türker (***)
Samsun Yolspor: Eşref Aktay(*** uzun yıllar Zonguldakspor’da oynadı) – Cevdet Yıldırım (***Eskişehirspor’da oynarken kansere yenilen milli oyuncu Necdet yıldırım’ın ağabeyi), Namık Kemal  Özbay(**) – Yılmaz Yurttaş (***Nami diğer Goz-Goz Yılmaz, Samsunspor’un efsane kaptanı. Uzun yıllar  Ankara Gençlerbirliği’nde oynayan Yılmaz, Samsun Yolspor’a geldi, ordan da Samsunspor’a), Gençer  Turan (***Sariyer ve Aydınspor’da oynadı), Yüksel  Ozan(***Samsunspor’da oynadı, Necdet Yıldırım (***Yukarıda değindiğim Cevdet Yıldırım’ın kardeşi, Eskişehirspora’a gitti, ulusal takıma çağrıldı ve ardından ışıklara yolculuğuyla erkenden aramızdan ayrıldı), Küçük Mehmet- Ergin (***), Ziya Dengiz (** Samsunspor’da oynadı), Büyük Mehmet -Kancı (***), İsmet  Atıcı (**Parmaksız İsmet,Kayserispor’da oynadı)
Teknik Direktör: Suat karavin

Beşiktaş: Özcan Arkoç (****) – Erkan Yanardağ (***), Süreyya Özkefe (**) – Yüksel Özbek (***), Sabahattin Kuruoğlu (**), Kaya Köstepen (***) – Coşkun Ehlidil (***), Hüseyin Mevlüt (**), Güven Onut (**), Ahmet Özacar (***Küçük Ahmet), Rahmi Kaleci (**)
Teknik direktör: Ernst  Melchior
Sevgili babam Nihat Çorbacıoğlu beni, kuzenim nafiz Çorbacıoğlu ve Sezai Çorbacıoğlu’nu ve Annem’in kuzeni İsmail Çağ’ı maça büyük coşkuyla götürdüğünü bugün bile hatırlıyorum. Belli etmezdi, fakat babam galiba BJK’liydi, Nafiz ağabey de.
Güven Onut’un golüyle maçı Samsun Yolspor 1-0 kaybetmişti.

1963-1964 Sezonu Türkiye Kupası Çeyrek Final 2. Maçı 15.04.1964, Çarşamba, 19:30-
Stad: İstanbul Mithatpaşa/İnönü/Dolmabahçe(siyasi amaçla sürekli adı değiştirildi, ille de İnönü adını kaldıracaklar ve 2013’te kaldırdılar da, hem de antik tarihin üzerine inşa ettikleri yeni stat sponsoru bahanesiyle),
İkinci maçta da 2-1 yenilmiştir. Seyirci 14 bin, hasılat 65 bin oldu. Hakem; Kemal Yavman
Beşiktaş: Özcan Arkoç, Fehmi Sağınoğlu, Erkan Yanardağ, Yüksel Özbek, Kaya Köstepen, Süreyya Özkefe, Yusuf Tunaoğlu, Ahmet Özacar, Rahmi Kaleci, Güven Önüt, Hüseyin Mevlüt

Samsun Yolspor: Eşref Aktay, Cevdet Yıldırım, Gençer Turan, Yüksel Ozan, Mehmet Kancı, İsmet Atıcı, Rıfat Yaprak, Necdet, Yılmaz Yurttaş, Mehmet Ergin, Ziya Dengiz
Goller: (1-0) Dk. 17 Ahmet Özacar. (1-1) Dk. 50 Mehmet Kancı.(2-1) Dk. 56 Rahmi Kaleci

1963-64 sezonu , Samsun Yolspor açısından,  Türk amatör futbolunda bir ilkin, büyük bir başarının yaşandığı yıl olacaktır. Amatör takım olan Samsun Yolspor ikincisi düzenlenen Türkiye Kupasında çeyrek finale yükselme başarısı göstermiş ve maçları tecrübesizlik sonucu 2-1 ve 1-0 kaybederek elenmiştir. Bu ülke futbolu için de bir ilktir. Nitekim o takımın en iyi oyuncularından olan Necdet  Yıldırım, daha sonra  Eskişehirspor’a giden ve A milli olan, fakat genç  yaşta amansız bir hastalıkla ışıkları erken  yolculuğa başlamış ve aramızdan ayrılmıştır. Necdet dışında ağabeyi  Cevdet’i, Parmaksız İsmeti, Büyük ve Küçük Mehmetleri,  Goz-Goz  Yılmaz(Yurttaş), Badi Yüksel, Pırpır Aydınları da unutmamak gerekir.

Samsunspor ve FB  Türkiye Kupasın’da 26 nisan 1967’de karşılaşmışlar ve samsunspor maçı, Rifat Usta’nın 26 ve 84’teki golleriyle maçı 2-1 kazanmış, FB’nin golünü  57’de Ogün Altıparmak atmıştır. İkinci maç da 0-0 biterek Samsunspor FB’yi kupadan elemiştir. Samsunspor’u Nejat Tayman, FB’yi Abdullah Gegiç çalıştırıyordu. Maç samsun şehir stadında  saat 16:00 oynandı. Hakem, Veli Necdet Arığ idi.
Samsunspor: Erol Özen-Şener Vural-Cengiz Güngör-Hakkı Tomaç-Coşkun Sapmaz- Yalçın Aytuner-Rifat Usta-Orhan Katipoğlu-Ahmet kargı-Yücel Acun-Yılmaz  Yurttaş
Fenerbahçe: Hazim Cantez-Yılmaz Şen-Serkan Acar-Şükrü Birant-Ali İhsan Okçuoğlu-Abdullah Çevrim-Canan Açıkgöz-Ogün Altıparmak-Erdinç Sandalcı
O yıl Samsunspor Yari finale çıkmış ve yarı finalde Göztepe’ye ilk maçta 4-0 yenilmiş, ikinci maçı 2-1 kazanmasına karşın finale Göztepe kalmış, Göztepe  finalde, Bandırmaspor’u yari finalde eleyerek finale kalan kentdaşı Altay’a elenerek, kupa yine de İzmir’e gitmiş oldu, fakat Göztepe kaybetmişti.
http://blog.milliyet.com.tr/samsunspor-a-gol-atamayanlar-cicek-attilar/Blog/?BlogNo=454194
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

27 Mart 2014 Perşembe

BÜTÜNŞEHİR YASASI VE KASASI


BÜYÜKŞEHİR/BÜTÜNŞEHİR YASASININ


 GETİRDİKLERİ VE GÖTÜRDÜKLERİYLE


 30 MART SEÇİMLERİNİN ÖNEMİ 
27 Mart 2014

Belediye Gelirlerinin Artması:

Önceki yasal uygulamaya göre; büyükşehir belediye sınırları içinde toplanan ve Büyükşehir(BŞB)’verilen, %5  Genel Bütçe Vergi Gelirleri(GBVG) %6’ya çıkarıldı.
Bunun yanı sıra; önceki uygulamada,Türkiye genelinde
Toplanan ve  nüfus esasına göre büyükşehir ilçe belediyeleri ne verilen %2.5 GBVG payı %4.5’e çıkartılmaktadır.
On üç ilde büyükşehir belediyesi ve yirmi altı ilçe kurulması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair 12/11/2012 tarih ve 6360 sayılı Yeni Büyükşehir Yasası’nın getirdiği düzenlemeye göre büyükşehirlerin gelirlerindeki artışlar şöyle gerçekleşmektedir:
(A): Önceki yasaya göre Hesaplama
(B): Yenisine göre Hesaplama
(B-A): Fark
%:  Artış Yüzdesi


Mah.İdareler     (A)                  (B)                 (B-A)           %
1 Antalya   493.405.959    910.566.311    417.160.352    84,55
2 Erzurum  249.081.111   395.546.617    146.465.506    58,80
3 Samsun  397.035.283   526.139.922    129.104.639    32,52
4 Konya     720.160.290   931.714.630     211.554.340   29,38
5 Mersin    665.485.934   855.026.474     189.540.540   28,48
6 Eskişehir 287.996.221   368.446.590      80.450.369   27,93
7 Diyarbakır 485.388.529   612.652.746    127.264.217  26,22
8 Kayseri    442.337.814    556.913.182    114.575.368   25,90
9 Sakarya   275.281.405    343.106.523    67.825.118    24,64
10 Kocaeli  1.065.223.953  1.265.506.299  200.282.346  18,80
11 Adana   716.306.907     845.830.864     129.523.957   18,08
12 Bursa   1.001.499.950   1.177.190.330   175.690.380   17,54
13 İzmir    2.273.906.167    2.607.133.676   333.227.509   14,65
14 Gaziantep 569.190.600   648.927.762     79.737.162   14,01
15 İstanbul   8.012.177.236   8.729.086.502  716.909.266   8,95
16 Ankara   2.763.303.815   2.922.481.536   159.177.721   5,76
Toplam 20.417.781.174  23.696.269.964 3.278.488.790  16,06

On üç ilde büyükşehir belediyesi ve yirmi altı ilçe kurulması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair 12/11/2012 tarih ve 6360 sayılı kanun ile belirlenen “Yeni büyükşehirlerin” gelirlerindeki artışlar şöyle gerçekleşmektedir:

1 Muğla      198.810.729   390.711.160   191.900.431   96,52
2 Tekirdağ  223.446.211   409.090.716   185.644.505   83,08
3 Balıkesir   297.625.671   505.717.055   208.091.384  69,92
4 Van   269.313.859    449.727.320   180.413.461   66,99
5 Hatay   409.485.080   647.848.354   238.363.274   58,21
6 Aydın   262.511.923   401.717.536   139.205.613   53,03
7 Denizli  269.533.956   399.312.293   129.778.337   48,15
8 Manisa  394.818.658   584.605.393   189.786.735  48,07
9 Şanlıurfa  465.984.939  665.725.121  199.740.182  42,86
10 K.maraş  314.014.632  443.416.786  129.402.154  41,21
11 Malatya   230.057.114  323.743.575   93.686.461   40,72
12 Trabzon  223.756.692   314.140.271   90.383.579   40,39
13 Mardin   248.691.960    315.935.527   67.243.567   27,04

Belediye Hizmetlerinden Yararlanma:

Maddi  olanağı ve  dolayısıyla her türlü donanımı arttırılan Belediyelere ayrıca  devredilen İl Özel İdare varlığıyla daha da zengin hizmet olanaklarına kavuşmuş olacaktır.
İmar Bütünlüğü:
Kentleri biçimlendiren, çağın özgün gelişim ve değişimiyle çağdaş kılan ve gelecekteki uygarlıklara taşıyan  Mimari estetiktir.
Üzülerek belirtmek gerekir ki; özellikle 2002 sonrası uygulamalarla, özellikle İstanbul ve Ankara estetikten ve çağdaş kentleşmeden uzak bir yapılaşma sürecine itilmiştir.
Bu yeni yasayla, sözde; yeni bir mimari anlayışta kentlerimizin imar bütünlüğüne kavuşturulacağı savlanmaktadır.
Çünkü, benim de evet dediğim, fakat bu yasayla olası olup olmadığı tartışmalı çağdaş imar planlarının, salt İl’de değil, İlçe ve köylere dek hızla yaygınlaştırılacağı söylenmektedir:
Artık; İlçe belediyeleri üst ölçekli planlar için Ankara’nın kapısını aşındırmadan, çok yakınındaki büyükşehir belediyesi ile sorununu çözecek, planlama ve uygulama yeni ve uzman bir anlayışla bir bütünlük içinde değerlendirilecektir.

Yeni büyükşehir yasası ile ilgili  kuşkular:

Büyükşehir Belediye Yasası Türkiye’yi Eyalet esaslı Başkanlık sistemine mi taşır?
Öncelikle şunu tekrar belirteyim; “Kötü yasa yoktur, kötü uygulama vardır”. Evet, sizin elinizden ne kadar kötü yasa olursa olsun, o’nu kötü kullanmaz iseniz, iyi sonuç alırsınız. Bunun tersi de söz konusu, eğer siz, iyi bir yasayı kötü kullanırsanız, sonuçları da kötü olur.”
10/7/2004 yılında çıkan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nda İstanbul ve Kocaeli’nde belediye hizmetleri İl mülki sınırlarına genişletme düzenlemeleri yeni Büyükşehir yasası(6360) ile tüm Büyükşehirlere yaygınlaştırılmış oldu. Değişen bir şey yok; amaç, yerinde yönetim savlarıyla , Eyalet sistemi ve  Başkanlık sistemine düzlem oluşturmak.
“İstanbul ve Kocaeli nasıl federatif bir talepte bulunmamışsa hiçbir ilimizin de böyle bir talepte bulunmayacağı gerçektir” yaklaşımı, düz mantık değil, dümdüz bir mantıktır ve komiktir.
Hele ki; “Nüfusu 750.000 üzeri her ilimiz büyükşehir yapılarak, insanımıza daha hızlı, kaliteli ve verimli hizmet sağlama imkanına kavuşturulmuştur… Biz hiçbir zaman etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçilik yapmayacağız ve gücümüzün yettiği ölçüde de yaptırmayacağız.” Sözleri, kocaman bir yalandır.
Belde Belediyelerinin kaldırılması veya bir yerleşimin belediye sınırlarına dahil edilmesi “Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartına(AYYÖŞ)” göre referandum gerektiriyor mu?
Deniyor ki; “Avrupa Konseyi,  Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5. Maddesi aynen şöyledir: “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği  durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.. Görüldüğü gibi AYYÖŞ yerel yönetimlerin sınır değişikliklerinde zorunlu bir referandumu değil, yürürlükteki mevzuatı ve mümkünse ibaresini kullanarak da mevzuatın elverdiği imkanları işaret etmektedir.”
Bu değerlendirmeyi yapma gereksinimini duymasını anlamak zor.
Biliniyor ki;
Özerk yerel yönetim kavramı, Avrupa Yerel Yönetimler Özerlik Şartı’nda (AYYÖŞ) yer alan bir ifadedir. AYYÖŞ, Avrupa Konseyi’nce kabul edilen ve 1985 yılında üyelerin imzasına sunulan bir metindir. Türkiye bu metni 1988 yılında imzalamıştır.
Federalizm, ne Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartında ne de özerklik tanımında yer almaktadır. Bu bağlamda bu kavramlar ile özerk yerel yönetim/özerklik arasındaki bağın kurulabilmesi için federalizmi açıklamak gerekmektedir. Federalizm, bir çeşit  kuvvetler ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığı; yasama, yürütme ve yargı erkinin tek bir merkezde toplanmaması anlamına gelir. Yasama, yargı ve yürütme bağlamında kuvvetler fonksiyonel temelde birbirinden ayrılır.
Burada düşündürücü yan; AYYÖŞ’nin 4.  Maddesinin 1. Bendindeki,  Özerk Yerel Yönetimin Kapsamı; “Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir. “.
İşte bu noktada hazırlanacak Anayasa’ya dikkat edilmelidir ve de kanunların içeriğine bakmak gerekmektedir. Yeni Büyükşehir Yasası(6360) bu konuda iyi irdelenmesi gerekir, uzmanlarca, eğer belirleyici bu yasa olacaksa.
Sınırları genişleyen büyükşehir belediyeleri merkezden uzak yerlere hizmet götürebilecek mi?
Bu zorluk, Büyükşehirlere devredilen İl Özel İdareleri ile giderilmeye çalışılacak. Ve öteden beri İl Özel İdaresi’nin alanı olan ve belli boyutlarda kurumsallaştığı, buralardaki olanaklarıyla kırsal uzak yerleşimlere hizmet götürülecek.
Böylece bugüne kadar valiliklerce verilmeye çalışılan, ama aslında belediye hizmeti olan tüm işler bu alanda uzmanlaşmış belediyeler eliyle görülecektir.
Büyükşehir sınırları içinde kalan köy tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıyla köye bağışlanmış mülklerin durumu ne olacak?
Yeni Yasa’nın “Çeşitli Hükümler” başlığı altındaki 3.maddesinin 4.fıkrası şöyledir: “Bu kanunla tüzel kişiliği kaldırılan il özel idaresi, belediye veya köy tüzel kişiliklerine şartlı olarak bağışı yapılan taşınır ve taşınmazların devrinin yapıldığı kurum veya kuruluş, bu taşınır veya taşınmazların bağış amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamakla sorumludur. Diğer bağış ve yardımlar hakkında 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır.
Köyden mahalleye dönüştürülen yerlerde tarım arazileri, çayır, mera, hayvancılık vb. Yeni büyükşehir yasasıyla kaldırılıyor mu?
Yeni Büyükşehir Yasasıyla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazların orman köyü iken mahalleye dönüşen yerler için devam edeceği şeklinde düzenlenmiştir. Aynı şekilde ilçe belediyesine katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahiplerinin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam edeceği hüküm altına alınmaktadır.
Önceki yasayla(5216) büyükşehir sınırlarına girerek köyden mahalleye dönüşen yerler, bu yasayla köyden mahalleye dönüştürülen yerlere getirilen olanaklardan yararlanabilecek mi?
Bu yasadan önceki yasayla köyden mahalleye dönüştürülen yerler de aynı şekilde Yeni Yasa’nın köyden mahalleye dönüştürdüğü yerlere getirdiği imkanlardan yararlanabilecektir.Köyden Mahalleye Dönüşen Yerlerde Emlak Vergisi,
Harç, katılım payı gibi kalemler vatandaşa ek bir yük getirecek mi?
Yeni Büyükşehir Yasası’na göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nca alınması gereken vergi, harç ve katılım payları 5 yıl süreyle alınmayacaktır.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde altyapı eksikliğinin giderilmesi için herhangi bir kaynak ayrılıyor mu?
Köyden mahalleye dönüşen yerlerin altyapı hizmetleri için belediye ve bağlı idarelere yatırım bütçelerinin %10’unu 10 yıl süreyle ayırma zorunluluğu getirilerek bu yerlerde etkin hizmet sağlanması için tedbir alınmıştır.
İşte bu kaynak ayrılması konusunda, Merkezi yapı tarafından keyfilik ve kayırmacılık gündeme getirilebilir.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde içme ve kullanma suyu ücretleri alınacak mı?
Yeni Büyükşehir Yasası’na göre köyden mahalleye dönüşen yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücretin 5 yıl süreyle en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirleneceği, bu yerlerdeki yeni yapılaşmalarda mahalle sakinleri lehinde kolaylıklar sağlanacağı yönünde düzenleme bulunmaktadır.
Büyükşehir sınırlarına giren ve mahalleye dönüşen beldelerde su, kanalizasyon gibi hizmetler nasıl verilecek? Su ücreti yatırmak için kent merkezine mi gidilecek?
Büyükşehir sınırları içinde su ve kanalizasyon hizmetleri büyükşehir belediyesinin sorumluluğu altındadır. Bu durumda büyükşehirlerde tüzel kişiliği mahalleye dönüşen beldeler, bağlandığı ilçe belediyesinde büyükşehir belediyesi tarafından açılacak olan irtibat ve hizmet büroları aracılığıyla hizmet alabileceklerdir. Ücret ödeme konusu PTT, tahsil vezneleri ve anlaşmalı banka şubeleri vasıtasıyla çözüme kavuşturulacaktır.
Özellikle turizm beldeleri belediye hizmetleri açısından yeni büyükşehir yasasından olumsuz mu etkilenecek?
Yeni Büyükşehir Yasası belediye hizmetleri açısından belki de en çok turizm beldelerine sağlıklı hizmet gitmesine katkı sağlayacaktır. Kış nüfusu ile yaz nüfusu arasında kıyaslanamayacak farklar bulunan belde belediyelerimizin kış nüfusuna göre aldıkları gelirle yaz aylarında en az birkaç misli nüfusa hizmet etmesi ve ellerindeki kısıtlı imkânlarla belediye hizmetleri veremeyecekleri aşikâr olduğu halde bu uygulamaya devam edilmesi talihsizlikti. Yeni Büyükşehir Yasası belde belediyelerini kaldırarak planlama ve uygulamanın bütünlüklü bir hizmet anlayışıyla ve daha geniş imkânlarla ilçe ve büyükşehir belediyeleri tarafından hayata geçirilmesine imkan tanımaktadır.
Büyükşehir belediye sınırları içine alınan tüm birimler yönetimin belirlenmesinde etkili olabilecek mi?
Her şeyden önce Yeni Yasayla hizmette öne alınan anlayış, seçilmiş insanın seçmene karşı sorumluluğu olacaktır. Seçmen yönetişim de denen kendi yöresiyle ilgili her türlü düzenlemeye en etkin şekilde söz sahibi olarak katılacaktır. Daha önceleri yalnızca İl Genel Meclisi Üyesi seçen hatta çoğunlukla kimi seçtiğini bile tam olarak bilemeyen seçmen Büyükşehir Belediye Yasasının yürürlüğe girmesinden sonra, birinci kademeden başlayarak, muhtarını, ilçe belediye meclisini, ilçe belediye başkanını ve büyükşehir belediye başkanını seçecektir. Böylece yalnızca kendi yakın çevresinin değil, bağlı bulunduğu ilçenin, dahası büyükşehrin bile düzenlenmesinde söz sahibi olabilecektir.

Büyükşehir yasasının getirdiği yenilik ve olanaklarla ilgili  diğer hususlar:

Bir ilçe belediyesi kurulabilmesinin ölçütü nedir?
Yeni bir ilçe belediyesi kurulabilmesi için nüfus ölçütü bulunmaktadır. Bu nüfus asgari 20.000 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte her türlü ilçe oluşumu için yeni bir yasal düzenlemenin gerekli olduğu unutulmamalıdır.
Tüzel kişiliği kaldırılarak köye dönüşen beldelerin komşu oldukları il ilçe veya beldelere katılabilmesi mümkün mü?
Köye dönüşen beldelerin komşu oldukları il, ilçe ve nüfusu 2000’in üzerindeki belde belediyelerine, belediye meclisi kararı ile mahalle olarak katılmaları 30.06.2013 tarihine kadar mümkündü.
Nüfusu 2000’in altına düştüğü için tüzel kişiliği kaldırılarak köye dönüşen belediyelerin yeniden belediye olabilmeleri mümkün mü?
Yeni düzenlemeye göre belde olarak yeni bir belediye kurabilmek için gerekli olan nüfus 5000’dir. Bu ölçüt sağlandığında 3’lü kararname ile yeni bir belediye kurmak mümkün olabilecektir. Bu arada, kurulacak belediyeye 5 km’den daha yakın mesafede bir belediye bulunmaması ve kurulacak belediyeye katılacak yerlerin de 5 km’den uzakta olmaması gerekmektedir.
Büyükşehir sınırları içinde kalan köyler, beldeler ve ilçeler mevcut statülerini ne zamana kadar sürdürecek?
Mevcut köy veya belde belediyelerinin tüzel kişiliği ilk mahalli idareler seçimine kadar devam edecektir. Mevcut il ve ilçe belediyeleri de hâlihazır statülerini ilk mahalli idareler seçimine kadar sürdürecektir. Belediyelerin bu yasayla sorumluluk alanlarına giren yerleşim yerlerine seçimden önce hizmet götürebilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yeni kurulan ilçe belediyelerine merkezi bütçeden herhangi bir ilave kaynak aktarılacak mı?
Yeni kurulan ilçe belediyelerine merkezi bütçe yedek ödenek tertibinden bir defaya mahsus Genel Bütçe Vergi(GBV) gelirlerinden alacakları aylık payın 3 katı kadar ilave kaynak aktarılacaktır.
Afet riski açısından can ve mal güvenliği için tehlike oluşturan binaları yıkma ve tahliye etme görevi hangi belediyelere aittir?
Afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları tahliye etmek ve yıkmak büyükşehir ilçe belediyelerinin sorumluluğuna verilmiştir. Bu konularda ilçe belediyelerinin her türlü yardım talebi büyükşehir belediyelerince karşılanacaktır.
Belediyelerin tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine katkıları söz konusu mu?
Yeni yasayla büyükşehir ve ilçe belediyelerine tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilme imkanı getirilmektedir. Mera, yaylak, kışlak gibi tarımsal amaçlı kullanımlar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynen devam edecektir.
Yeni yasayla belediyelerin mabetlere yardım yapabilmesi mümkün mü?
Yeni yasada belediyelere mabetlerin yapımı, bakımı ve onarımını karşılayabilmeleri konusunda yetkiler tanınmış, mabetlerin içme ve kullanma suyunu ücretsiz veya indirimli şekilde verebilmeleri mümkün hale getirilmiştir.
Büyükşehir belediyeleri sorumluluk alanına giren Hizmetlerde ilçe belediyelerine yetki devrinde bulunabilecek mi?
Büyükşehir belediyeleri bazı görevlerini meclis kararıyla ilçe belediyelerine devredebilecek veya ilçe belediyeleriyle birlikte yapabilecektir. Büyükşehir belediyelerinin  ilçe belediyelerine yetki devri yapabileceği veya birlikte yürütebileceği görevler şunlardır:Otopark yapmak ve işletmek, Otogar yapmak ve işletmek, Adres ve numaralandırma işlemleri, Mezarlıklar tesis etmek ve işletmek, Toptancı halleri yapmak ve işletmek, Mezbaha yapmak ve işletmek, Ana caddelerin temizlik hizmetlerini yapmak.
Büyükşehir belediyeleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli kurum ve kuruluşlarla ortak hareket ederek hizmet ve proje üretebilecek mi?
Yeni yasada büyükşehir belediyelerine kanunla verilen görevlerle sınırlı olarak, yurtiçi ve yurtdışında kamu sektörü, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak hizmetler ve projelerle ilgili harcama yapma olanağı getirilmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin otopark, büfe ve çay bahçelerinin işletmelerini 3. Kişilere devri mümkün mü? Nasıl?
Büyükşehir belediyelerinin şirketlerine ihalesiz verdiği otopark, büfe ve çay bahçelerinin üçüncü kişilere devri mümkündür. Devir işlemlerinin Devlet İhale Kanunu hü-kümlerine tabi olarak yapılması yeni yasada düzenlenmiştir.
İlçe belediyeleri otopark gelirleriyle ilgili nasıl bir yükümlülüğe sahiptir? Otopark gelirleri başka bir kaleme aktarılabilir mi?
İmar mevzuatı uyarınca ilçe belediyelerinin otoparkla ilgili olarak elde ettikleri gelirlerin, tahsil tarihinden itibaren 45 gün içinde büyükşehir belediyelerine aktarılması ve büyükşehir belediyelerince bu gelirlerin yalnızca otoparkların inşasında kullanılması söz konusudur.
Köyden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerini ilçe merkezlerine bağlayan yolların yapım ve bakımı hangi belediyeye ait olacaktır?
Yeni Yasayla köyden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerini ilçe merkezlerine bağlayan yolların yapım ve bakımı büyükşehir belediyelerine verilmiştir. Yerleşim merkezi ile ilgili yolların sorumluluğu ilçe belediyelerine aittir.
Yeni yasayla ulaşım koordinasyon merkezinin(UKOME) oluşturulmasında değişiklik olacak mı?
Ulaşım Koordinasyon Merkezlerine Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun görevlendireceği ilgili oda temsilcisi üye olarak katılabilecektir.
Yeni yasaya göre maliye hazinesine devredilen taşınmazların durumu nedir?
Maliye hazinesine devredilen taşınmazlar Yeni Büyükşehir Yasası’nın yayımlandığı tarih itibariyle kullanılmakta olan kurumlara tahsis edilmiş sayılacaktır.
Büyükşehir olan illerde il özel idareleri, belediye ve köylerin personel, taşınır ve taşınmazlarının devir işlemleri nasıl gerçekleştirilecek, bu işlemler ne zaman tamamlanacak?
Kaldırılan il özel idaresi, belediye ve köylerin personel, taşınır ve taşınmaz malları ile hak alacak ve borçlarının ilgisine göre devrini yapmak, belediye ve il özel idarelerinde oluşan istihdam fazlası personeli tespit etmek üzere, illerde Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kurulacaktır. Bu komisyon, vali yardımcısının başkanlığında ilgili belediye başkanlarının ve valinin uygun göreceği kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşacaktır. Komisyona yardımcı olmak üzere, valinin görevlendirmesiyle alt komisyonlar da kurulabilecektir. Komisyonlarca paylaştırma ve devir işlemleri seçimden önce tamamlanacak, devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibariyle uygulanacaktır.
Büyükşehir olan illerde paylaştırma ve devir işlemlerinden sonra ihtiyaç fazlası personelin durumu ne olacak?
Devirler sonrasında bir tek kadrolu (işçi ve memur) ve sözleşmeli personelin işine son verilmeyecektir. Ayrıca bu personel özlük haklarıyla birlikte yeni kurumlarına nakledilecektir.
Kapanan belediyelerdeki personelin alamadıkları alacakları ne olacak?
Personelin bu alacakları devroldukları belediyelerce ödenecektir.
Nüfusu itibariyle köye dönüşen belde belediyelerinin personel, taşınır ve taşınmazları nereye devredilecek?
Nüfusu 2000’in altında kaldığı için kapanarak köye dönüşen belediyelerin sahip olduğu personel, taşınır ve taşınmazları ile hak alacak ve borçları il özel idarelerine devredilecektir. Ancak köy halkının ihtiyaç duyacağı taşınır ve taşınmazlar Komisyon kararıyla köy tüzel kişiliğine bırakılacaktır.
Köye dönüşen belde belediyelerine verilen paylarla ilgili nasıl bir düzenleme getirilmektedir?
Köye dönüşen belediyeler için 5779 sayılı kanun uyarınca verilen paylar, 5 yıl süreyle ilgili il özel idarelerine gönderilmeye devam edecektir. İlbank A.Ş tarafından söz konusu        belediyelerin kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçları bu paydan karşılanacaktır.
Büyükşehir’e dönüştürülen illerin taşınır, taşınmaz malları ve personeli hakkında nasıl bir işlem tesis edilecektir?
Büyükşehir’e dönüştürülen il belediyelerinin her türlü taşınır ve taşınmaz malları ile personeli büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluş ve ilçe belediyesi arasında Komisyonca paylaştırılacaktır.
Yeni yasayla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen hizmetlerde istihdam edilen personelin, taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması nasıl gerçekleştirilecek?
Yeni Yasayla birlikte büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce daha önce yürütülen; su ve kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım ve toplu taşıma, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerinde istihdam  edilen personel, bu hizmetlerle ilgili her türlü taşınır ve taşınmaz mallar ve hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçlar Komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılacaktır.
Kadın ve çocuklar için konukevi açma zorunluluğu hangi belediyeler için söz konusudur?
Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyelere kadınlar ve çocuklar için konukevleri açma zorunluluğu getirilmektedir.
Büyükşehir yasasında baz istasyonlarıyla ilgili yeni bir düzenleme getiriliyor mu?
Yeni yasayla belediyelere baz istasyonlarına ücreti karşılığında yer seçim belgesi düzenleme yetkisi verilmektedir.
Köylere hizmet götürme birliklerinin yerine nasıl bir düzenleme getiriliyor?
Yeni Yasaya göre büyükşehir sınırları içinde köy bulunmayacağından, daha önce bu birliklerin yürüttüğü hizmetler bağlı belediyelerce sürdürülecektir. Büyükşehirlerin dışında kalan illerde söz konusu birlikler hizmetlerini daha önce olduğu gibi sürdüreceklerdir.
Köylere hizmet götürme birlikleri motorlu taşıtlar vergisi ödeyecek mi?
Yeni yasada köylere hizmet götürme birlikleri de diğer kamu kurumları gibi motorlu taşıtlar vergisinden muafiyet kapsamına alınmaktadır.
Yeni düzenlemeye göre geçici ve gönüllü köy korucularının durumu ne olacak?
Büyükşehir olan illerde tüzel kişiliği kaldırılan köylerde görev yapan geçici ve gönüllü köy korucuları halen görev yaptıkları yerlerde görev yapmaya devam edecekler. Bu yerler için ihtiyaç olması halinde aynı usulle yeni görevlendirmeler yapılabilecektir.
Merkezi idarenin yürüttüğü işlerle ilgili olarak büyükşehirlerde nasıl bir görev dağılımı gerçekleşecektir?
Merkezi idarenin yürüttüğü işlerle ilgili; hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini arttırmak, kaynakların yerinde kullanımını sağlamak, hizmette aksamalara engel olmak, denetim alanındaki boşluğu doldurmak, rehberlik etmek, afet ve acil yardım hizmetlerini yürütmek üzere büyükşehir belediyesi bulunan 29 ilde valilik bünyesinde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı kurulacaktır. Büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde, diğer illerde ise valilik bünyesinde 112 Acil Çağrı Merkezi kurulabilmesi olanağı yeni yasayla sağlanmaktadır.
Sulama kooperatiflerinin durumu ne olacak?
Sulama kooperatifleri yeni yasal düzenlemeye göre de mevcudiyetini korumaktadır.
Altyapı birlikleri kapatılacak mı?
Yeni Yasayla tüzel kişiliği kaldırılan belediye, il özel idaresi ve köylerden oluşan birliklerle, bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren amaçları ortadan kalkacak olan mahalli idare birlikleri tüzüklerindeki hükümlere göre seçimlere kadar tasfiye edilir. Bu birliklerden üyeleri arasında tüzel kişiliği kaldırılmayan ve amaçları devam eden yerel yönetimler varsa, tüzüklerine göre, kalan üyelerle birlikler hizmetlerine devam eder.
Tüzel kişiliği kaldırılan köylerde itfaiye hizmetleri nasıl verilecek?
Büyükşehir olan illerde itfaiye hizmetleri ilin tamamında büyükşehir belediyeleri tarafından verilecektir. Büyükşehir belediyeleri bu hizmeti aksatmadan görebilmek için ihtiyaç duyulan en yakın hizmet noktalarında yeni itfaiye birimleri oluşturacak.
Park, bahçe, bakım onarım hizmetleri hangi birim tarafından yürütülecek?
İlçe belediyesinin sınırları içinde kalan park, bahçe bakım ve onarım hizmetleri bugüne kadar olduğu gibi yine ilçe belediyeleri tarafından verilecek. Ancak büyük parkların bakım ve onarımı büyükşehir belediyesi tarafından yürütülecek.
Mezarlık hizmetleri hangi birim tarafından verilecek?
Mezarlıklar tesis etmek ve işletmek büyükşehir belediyelerinin görevi olacak. Ancak defin işlemlerini ilçe belediyesi de yapabilecek.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde imar ve işletme Ruhsatı sorunu nasıl çözülecek?
Yeni Yasanın getirdiği düzenlemeyle mahalleye dönüşen köylerde 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na göre oluşturulan Ulusal Adres Bilgi Sistemine kayıtlı veya Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uydu fotoğraflarıyla tespit edilen, entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı yapılardaki işletmeler ile bu yerlerde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, fırın, kahve, lokanta, pansiyon, tanıtım ve teşhir büfeleri, yerleşim yeri halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatifler işletme ruhsatı almış sayılır. Bu işletmelerin bulunduğu binalar ile konutlardan, bu kanunun yayımlandığı tarihe kadar bitirilmiş olanlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veya belediye ya da üniversiteler tarafından fen ve sanat kuralları ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun yapıldığı tespit edilenler ruhsatlandırılmış sayılır. Ayrıca, bu yapılar elektrik, su ve bunun gibi kamu hizmetlerinden yararlandırılır.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde su ve elektrik abonelikleri iptal edilecek mi?
Mevcut abonelikler  devam edecek. Bu yerlerde yeni su ve elektrik aboneliklerinin kurulmasına engel bir durum söz konusu değildir.
Yol, kanalizasyon ve su harcamalarına katılım Payı nasıl uygulanacak?
Yeni Yasada belediyelerce yol harcamalarına katılma payının alınıp alınmayacağı konusu belediye meclisinin yetkisine bırakılmaktadır. Su ve kanalizasyon katılım payı daha önce olduğu gibi alınmaya devam edilecektir.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde yeni konut
yapımı için belediyelerden ücretsiz tip proje hizmeti alınabilecek mi?
İlçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin talep etmeleri halinde büyükşehir belediyeleri yörenin geleneksel, kültürel ve mimari özelliklerine uygun tip mimari projeler yapar veya yaptırır. Bu projeler ilgili belediyesince başvuru sahiplerine ücretsiz verilir ve uygulaması denetlenir.
Köyden mahalleye dönüşen yerlerde seçmenler kimleri seçmek için oy verecek?
Söz konusu yerlerde seçmenler; mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti seçimi, İlçe belediye meclis üyeleri seçimi, İlçe belediye başkanı seçimi ve büyükşehir belediye başkanı için oy kullanacak.
Büyükşehirlerde yeni ilçe kurulabilecek mi? Nasıl?
Büyükşehirlerde ilçe kurulabilmesi için, kurulacak ilçenin nüfusu en az 20.000 olmalıdır. Bununla birlikte büyükşehirde, ilçe olmak için doğal olarak bir ilçeden ayrılmak gerekecektir. Bu durumda ayrılmak istenilen ilçe nüfusu 100.000’in altına düşmemelidir. Birkaç ilçeden alınan nüfusla 20.000’i tamamlayarak ilçe olmak isteyen yerler ayrıldıkları hiçbir ilçenin nüfusunu da 100.000’in altına düşürmemelidir. Bütün bu prensip ve gerekliliklerin yanında ilçe kurulabilmesinin yeni bir kanunla mümkün olabileceği unutulmamalıdır.
Büyükşehir ile ilçe belediyesi veya ilçe belediyeleri arasındaki ihtilaflarda hangi kurum yetkili olacak?
Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin kendi aralarında hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili ihtilaf çıkması durumunda, büyükşehir belediye meclisi yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya ve gerekli koordinasyonu sağlamaya yetkili kılınmıştır.
Belediyeler amatör spor kulüplerine destek olabilir mi? Gençleri spora teşvik etmek amacıyla spor malzemesi verebilir mi?
Yeni Yasanın getirdiği düzenlemeye göre Belediyeler amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım da bulunabilir. Gençleri spora teşvik etmek amacıyla spor malzemesi dağıtabilir. Uluslararası müsabakalarda üstün başarı gösteren sporcuların yanında çalıştırıcılarına ve uluslararası müsabakalarda başarı gösteren öğrencilere ödül verebilir.
Nüfusu 500’ün altında kalan köylerimizin tüzel kişiliği kaldırılacak mı? Yeni mahalleler kurulabilir mi?
Yeni Yasa ile büyükşehir dışında kalan 52 ilde köy tüzel kişilikleri aynı şekilde korunuyor. Büyükşehirlerdeki köylerin tüzel kişilikleri nüfusa bakılmaksızın mahalleye dönüştürülüyor. Dolayısıyla bugün mevcut olan toplam 53382 muhtarlık sayısı aynen korunuyor. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yeni mahalle kurulabilmesi için nüfus şartı aranıyor. Nüfusu 500’den aşağı olmamak üzere belediye meclisi kararıyla mahalle kurulabilmesine imkân tanınıyor.
Büyükşehirlerin dışında kalan 52 ilde tüzel kişilikleri devam eden özel idarelerde encümen üyelerinin sayısı azalıyor mu?
Atanmış ve seçilmiş üyeler 2’şer azaltılıyor. 11’den 7’ye düşürülüyor.
Büyükşehirlerin dışında kalan 52 ilde tüzel Kişilikleri devam eden il özel idarelerinde denetim komisyonları dışarıdan uzman personel çalıştırabilecek mi?
Belediyelerdeki denetim komisyonları gibi özel idarelerdeki denetim komisyonları da dışarıdan uzman çalıştırabileceklerdir.
Büyükşehirlerde genel bütçe vergi gelirlerinden Belediyelere sadece nüfus kriterine göre mi pay verilecek?
Yeni düzenlemeyle nüfus kriteri yanında yüzölçümü kriteri de dikkate alınarak Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden belediyelere pay verilecektir.
Küçük belediyelere verilen denkleştirme ödeneği devam edecek mi?
Nüfusu 10.000’nin altında olan belediyelere verilmekte olan denkleştirme ödeneği ciddi oranda arttırılmakta ve mevcut adaletsizlik giderilmektedir.
Muhtarlık seçiminde muhtarlar için ayrı ihtiyar heyeti için ayrı oy kullanılmaktadır. Hem muhtarın hem de İhtiyar heyeti üyelerinin isimlerinin yazılı olduğu tek oy pusulası kullanabilir mi?
Yeni Yasanın getirdiği düzenlemeye göre muhtarlık seçimlerinde muhtar ve azaların isminin aynı oy pusulasına yazılması mümkün olacak.İl Özel İdarelerinin Üye Olduğu Vilayetlere Hizmet Birliğinin Başkanı Yasa Gereği Ankara Valisidir.
Ankara il özel idaresi kapandığına göre bu birliğin başkanı kim olacak?
“İl Özel İdarelerinin bulunduğu illerin valileri arasından seçimle belirlenecektir.” Denmektedir; bundan ne amaçlandığın anlamak zor.
Tüzel kişilikleri kaldırılan il genel meclisi üyeliklerinin yerine kimler seçilecek?
Büyükşehirlerde büyükşehir meclis üye sayıları nüfusa göre artacak ve il genel meclisi üyeliklerinin yerini yeni nüfusa göre seçilen bu meclis alacak.
Yeni yasayla tüzel kişilikleri kaldırılan belde belediyeleri yasa yürürlüğe girene kadar hizmet vermeye nasıl devam edecek?
Yeni Büyükşehir Yasası’nın ilgili kısmı ilk mahalli seçimlerle birlikte yürürlüğe gireceğinden, hizmetler bir önceki yılda olduğu gibi devam ettirilecektir. Bununla birlikte bu belediyelerin taşınmazlarının tahsisi ve kiralanması, iş ve toplu iş sözleşmesinin yapılması, yeni nazım ve uygulama imar planının yapılması, her türlü imar uygulaması (inşaat ruhsatı hariç) iş makineleri ve diğer taşıtların satışı ile borçlanmaları İl Özel İdaresi’nin veya katılacakları belediyenin onayına bağlıdır. Buna göre, tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin taşınmazlarının satışı ile vadesi tüzel kişiliğin sona ereceği tarihi aşan borçlanmaları İçişleri Bakanlığı’nın onayına tabidir. Yeni yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış memur alımları hariç olmak kaydıyla, bu madde kapsamına giren belediyeler tarafından nakil yoluyla atanacaklar da dahil olmak üzere hiçbir şekilde yeni personel alımı yapılamaz ve bu belediyeler tarafından aynı tarihten itibaren tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihi geçecek şekilde veya mevcut hizmet alımlarının kapsamını ve personel sayısını genişletecek şekilde hizmet alımı sözleşmesi düzenlenemez.
Orman kanununda yer alan enerji nakil hatlarıyla İlgili bedeller konusunda yeni yasa’da bir değişiklik bulunuyor mu?
Yeni Büyükşehir Yasası bu konuda herhangi bir düzenleme içermemektedir. Yürürlükte olan Orman Kanunundaki mevcut düzenleme Enerji Nakil Hatlarıyla ilgili bedeller konusunda aynen geçerlidir.
Yeni büyükşehir yasasına göre, maden kanunu ile jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular kanununda il özel idarelerine verilen yetki ve sorumluluklar hangi kuruma ait olacaktır?
Bu konu aşağıdaki şekilde düzenlenerek yürürlüğe alınmıştır:4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa göre verilen I (a) grubu maden ruhsatı ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununa göre verilen jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ruhsatına ilişkin yetki ve görevler, il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür. 3213 sayılı Kanuna göre maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin yetki ve görevler, il özel İdarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür.
İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde; 3213 sayılı Kanuna göre verilen maden ruhsatları için il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerine verilen Devlet hakkı, I (a) grubu madenler için alınan harçlar ile aynı Kanuna göre valiliklerce yapılan I (a) grubu maden ihalelerinden elde edilen gelirler, 5686 sayılı Kanuna göre verilen idare payına ilişkin gelirler ve harçlar ile aynı Kanun gereğince  valiliklerce yapılan ihalelerden elde edilen gelirler, 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince valilik ve kaymakamlıklarca uygulanan idari para cezaları, 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince yapılan ihaleler nedeniyle alınan teminatlardan elde edilen gelirler, genel bütçeye gelir kaydedilir.
Bu maddenin yedinci fıkrası kapsamında elde edileceği tahmin edilen gelirler esas alınarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödenekler öncelikle madenin veya jeotermal ve doğal mineralli su kaynaklarının bulunduğu yere en yakın yerleşim yerlerinin altyapı ve mahalli müşterek ihtiyaçlarında kullanılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu ödenekler Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları aracılığı ile kullanılır.
Bu Kanunun uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye, düzenleyici ve yönlendirici işlemler yapmaya İçişleri Bakanlığı yetkilidir.
Yeni yasayla halkın yerel yönetimlerdeki temsilinde herhangi bir azalma olacak mı?
Yeni düzenlemeyle büyükşehirlerde İl Özel İdareleri kaldırılarak bu alanlar büyükşehir belediyesi kapsamına alınacağından, İl Genel Meclisi üyeleri yerine İlçe Belediye Meclisleri seçilecek ve bu üyeler arasından Büyükşehir Belediye Meclisi oluşacaktır. Halkın yerel yönetimlerde temsili açısından herhangi bir eksilme söz konusu değildir. İl Genel Meclisi üyeleri yerlerini İlçe Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine bırakacaklardır.
Yeni yasayla merkezi idarenin mevcut yetkilerinden yani merkezce veya valilik ve kaymakamlıklarca yürütülen hizmetlerde kullanılan yetkilerden yerel yönetimlere herhangi bir aktarımda bulunuldu mu?
Yeni düzenlemeyle Merkezi Yönetimin zayıflatıldığı veya üniter yapının bozulmadığı söylenmektedir. Söylediklerine göre;  bu kanunla Merkezi İdare tarafından veya Valilik ve Kaymakamlıklarca yürütülen hizmetlerde kullanılan yetkilerden hiçbiri yerel yönetimlere devredilmemiş.
Devamında; “Sadece mevcut yerel yönetim birimlerince kullanılan yetkiler ve yürütülen hizmetler, büyükşehir belediyesi veya ilçe belediyelerine devredilmektedir. Ayrıca valilikler bünyesinde oluşturulan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına hizmetlerin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi için denetim ve performans değerlendirmesi görevleri verilmiş; hizmetlerin aksamaması için kapsamı ve kullanım şekli açıkça belirtilen yetkiler yeniden düzenlenmiş bulunmaktadır.” değerlendirmesi yapılmaktadır.
Orman köylülerinin hakları yeni yasayla ne olacak?
Yeni Yasa’yla orman köylüsünün müktesep hakkı korunduğundan, orman köylüsünün bütün hakları daha önceden olduğu gibi aynı şekilde devam edecektir.
*: AB  mevzuatında yerellik;  sorunların, mevcut otoritenin en küçük, en düşük seviyeli birimi tarafından çözülmesi gerektiğini belirten organizasyon prensibi.
http://blog.milliyet.com.tr/buyuksehir-belediye-yasasi--buyuk-seylerin-hesabi-mi-/Blog/?BlogNo=450953
http://blog.milliyet.com.tr/belediye-yasasi-mi--belediye-kasasi-mi-/Blog/?BlogNo=97066

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM:0506 609 00 32

26 Mart 2014 Çarşamba

OYUNA GELME, OYUNA SAHİP ÇIK


OYUNA SAHİP ÇIK 

OYUNA GELME  

VE    YALANLARINA KANMA
       27 Mart 2014
       
        Bir başka söylemle;  “Oyunu kolla ki oynanan oyunu bozasın”
        Bilmiyorum, sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun mu, yoksa onun adına açılmış bir Facebook sayfası mı, o sayfada sayın Kılıçdaroğlu aşağıdaki haberi veriyor ve sonunda “Yorumlarınızı bekliyorum” diyor.
        “Nüfus İl Müdürlüğü’nün Mersin’in Yenişehir ilçesinin Mahalle Muhtarlığı sayfasına ait yayınlanan bir tabloda Suriye’den kaçan mültecilerin adrese dayalı nüfus kayıt sistemi kapsamında yer alması akla yerel seçimlerde oy kullanabilecekler mi sorusunu getiriyor. Siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
        Yorumlarınızı bekliyorum...”
        İşte yorumum:
        Verilen bilgiye göre; Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Eğriçam mahallesinde Suriyeli sığınmacıların ‘adrese dayalı nüfus kaydı’ yapıldığı gözlemlendi. Bu kafalarda soru işareti yaratmıyor değil. “Temiz Seçim Platformu’nun sözcüleri, sayın Tacidar Seyhan, Yaşar Okuyan ve Prof. Dr. Ali Ercan’ın dediğine göre,  geçmişte benzeri yaşanmış ve üstelik Afgan sığınmacılarına bu durumda  Tokat’ta oy kullandırılmış.
        Yorumumu farklı bir şekilde yapacağım;
         Hep sorulara yanıt verilir değil mi? Ben, aksine sorularla yanıt vererek yorumumu gerçekleştireceğim:
        Suriyeli sığınmacıların ve iltica edenlerin, seçmen olmayanlara, ölülere, yurtdışından olanlara, üretilen hayali seçmenlere oy kullandırılacağı endişeleri karşısında; Kamuoyu araştırma şirketi sahibi olarak, AKP’yi kamuoyu karşısında  sürekli kazanan parti olarak gösteren Tahran Erdem’in; “..iddialar, muhalefet partilerinin zayıflığını ve iktidarın oy dalaveresi yapabilirliğini kabule dayanır;  kabul edilemez.” Yaklaşımı kabul edilebilir yaklaşım mıdır?
        Bir İl, bir başka İl’den 200 bin kişi daha fazla olmasına karşın, iki İl de aynı milletvekili çıkarması, 200 bin seçmeni adeta yok sayarak, seçime katılım oranını düşürmüş olmuyor muyuz?
       
        Küçük partilerin aleyhine, büyük partilerin lehine işleyen %10 seçim barajı neden düşürülmez?
        %10 barajı yetmiyormuş gibi, birde; barajı geçen partilerin seçim çevresinde çıkaracağı milletvekillerini, partiler arasında büyükten küçüğe doğru, alınan oy oranında paylaştıran ve 1. Partiye, aldığı oydan fazla oy verilerek büyük avantaj sağlayan ve adil oy temsilini yok eden ; “D'Hondt yöntemi”* uygulaması neden kaldırılmaz?
        Adil ve demokratik  seçim yöntemi olan ve toplam milletvekili sayısı kadar seçim bölgesi(dar bölge) saptayarak, her bölgeden bir milletvekilini çıkaracak olan(veya en çok oy alan iki parti sonucu çıktığında, bu 2 partiyi  tekrar yarıştıracak; “iki türlü dar bölge seçim Sistemi”ni de gündeme getiren)  “Dar Bölge Seçim Sistemi” neden uygulanmaz? Sorusu çok doğru bir soru fakat, AKP iktidarı bu seçim sistemini de ideolojisinin ve de ideolojisinin yeni dayanağı ‘Başkanlık’ sisteminin aracı haline dönüştürecektir.
         Seyfettin Gürsel diyor ki; “ Seçim çevrelerinin tek milletvekili ile sınırlandırılması (dar bölge) oldukça radikal bir reform olur. Ancak AK Parti, Birleşik Krallıkta olduğu gibi tek turlu çoğunluk sistemini mi yoksa Fransa’da olduğu gibi iki turlu sistemi mi öneriyor, belli değil. Dar bölge sisteminin bu iki farklı versiyonu partiler sistemi açısından, siyasal istikrar ve siyasal ittifaklar açısından çok farklı sonuçlar doğurur. Bu alternatifi tartışmadan önce AK Parti’nin tur sayısını açıklığa kavuşturması gerekiyor. Ancak şunu belirteyim: Sıfır barajlı(barajsız), iki turlu dar bölge sistemini yüzde 5 barajlı daraltılmış bölge sistemine tercih ederim.”
        Niye diyor bunları? Çünkü yaptığı benzetim modeline(Latince; simülasyon) göre bir çalışma yapıyor ve şu değerleri buluyor:
        AKP’nin oy oranını yüzde 45’te, CHP’nin %26, MHP’nin %13 ve BDP’nin %6’da tutuyor.  SP ile DP’nin yüzde 5 barajını geçemediklerini varsayıyor. Tablodaki milletvekili sayılarını, 6 milletvekili sınırlamasına göre hazırlamış olduğu benzetim modelinin sonuçlarını 5 milletvekili sınırlamasına kabaca uyarlayarak buluyor v e var olan seçim sistemine göre 308 milletvekili alacak olan AKP, her bölgeye en çok 5 milletvekilinin düştüğü daraltılmış bölge sistemiyle  337 milletvekili alıyor. CHP 146 milletvekili alması gerekirken 141 milletvekili alabiliyor. Bir anda, CHP’den 35 milletvekili daha fazla kazanıyor ve CHP ile arasındaki fark 261’den 296’ya çıkıyor. MHP’nin milletvekili sayısı 60’tan 40’a, BDP’nin ki ise 35’ten 32’ye iniyor. Bu sonuçla AKP toplam  58 milletvekili daha fazla çıkarıyor.
        Burada düşündürücü boyut, böylesi, yani her bölgeye en çok 5 milletvekilinin düştüğü daraltılmış bölge sistemiyle AKP’nin Anayasa değiştirme eşiğini(330 milletvekili) aşmasıdır. Benzetim modeline göre AKP’nin oy oranını %45’te tutuldu, %50’ye ulaştığında  337’nin 350’lere çıkacağı yadsınmazdır. Bu da benim endişem olan ‘Başkanlık Sistemi’ne kapıyı ardına kadar açmaktır. Evet, 2839 sayılı(1983) Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapacağı değişiklikle Başkanlık Sistemi’ne kapıyı ardına kadar açabilir.

        “2002 seçimleri öncesi, kesinlikle %10 barajını ve milletvekili dokunulmazlığını kaldıracağız diyenler; bugün; %10 barajını biz getirmedik/yapmadık diyebiliyor; iyi de  kendi yapmadığı, Anayasa’yı neden değiştiriyor?” sorusundan çok, yukarıdaki soru işaretleriyle dolu”her bölgeye en çok 5 milletvekilinin düştüğü daraltılmış bölge sistemiyle “ getireceği oyuna dikkat etmek gerekir. Çünkü, ölümü gösterip sıtmaya razı etme  politikası içindeler.
        Seçmen kütükleri sürekli, Yüksek Seçim Kurulu(YSK) hazırlardı, neden bu yetki İçişleri Bakanlığına bağlı ‘Nüfus İdaresi Genel Müdürlüğü’ne devredildi?
        Seçmen kütüklerinin YSK’dan alınıp, İçişleri Bakanlığına verilmesi, Anayasa’nın 79. Maddesiyle çelişmiyor mu?
        Birileri,  iki farklı seçim kütüğüne yazılarak, sabah Çatalca’da, akşama doğru’da Sarıyer’de oy kullanabilir mi?
        Bir seçim öncesi, seçmen sayasında artış,  2 milyon iken, bir seçim sonrası artış 10 milyona çıkabilir mi?
        Seçmen kütüğüne 2007 ve 2009 seçimleri arasında sandık seçmen listelerine 7 milyon 694 bin 809 seçmen nasıl eklendi?
            Tahran Erdem; “2007 seçimlerinde kullanılan seçmen kütükleri, eski usulle düzenlenmiş ve güncelleştirilmiş kütüklerdir ve sağlıklı değildir, 2009 verileri Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi(ADNKS) bulgularıdır ve doğrudur” şeklindeki yaklaşımı düz mantık mıdır, yoksa dümdüz mantık mı, yoksa AKP yağdanlığı mı?
        Seçmen yaşındaki nüfusun, seçmen kütüğüne kayıtlı nüfustan fazla olmasının nedeni nasıl açıklanabilir?
        Seçmenin %60’nın katılmadığı bir ülkede, iktidara gelen parti ulusal iradeden söz edebilir mi?
        AKP’nin iktidar olduğu İkinci seçimden(2007) beri, seçimin dürüstlüğüne ve şeffaflığına ilişkin birçok olumsuzluk  yaşandı mı yaşanmadı mı? 
            Tarhan Erdem’in; “Seçim işlemlerinden benim de şikâyetlerim olmuştur” demesine karşın, dönek, pardon dönerek;”Nedir 2007’de başlayan kanun dışılıklar? 2007 ve 2011’de, sandık tutanaklarının, ilçe seçim kurullarında birleştirme tutanağına geçirilirken 19 sandık birleştirme tutanağının farklı yazıldığı iddia edildi..Bir-iki sandık numarası geldi, YSK internet sayfasındaki tutanaklarla karşılaştırdım, aynıydı..Bir örnek bile söylenmeden, bir memleketin 60 yılda kazandığı seçim güvenliği değerine hücum edilir mi?” demesini siz nasıl yorumlarsınız? 
        Kayıtları seçmen kütüğünden bilgisi dışında silinen seçmen sayısı yüz binler düzeyinde olmasına karşın ve silinenlerin müracaatlarının alınmamasına karşın, Tarhan Erdem’in çıkıp; “Kimin ismi hangi listeden silinmiş de seçim kurulları itirazı kabul etmemiş? Haberi olmadan seçmen kütüğünden yüz binlerce kişinin silindiği sözünün uluorta söylenmesi de doğru değildir” demesi, neyin belirtileri?
        YSK’da neden siyasi parti temsilcilerine yer verilmez?
        Seçim sürecindeki bilgisayar kayıtlarının temiz ve güvenilir olduğu söylenmesine karşın, vatandaşlara ve partilere  bu verileri görme izni neden verilmiyor?
        Yani, dijital oylama ve sayım için muhalefet partilerini şifre bütününde kaynak kodları vermeyen özelleştirilen Türk Telekom mu, yoksa iktidar mı?
        Dünyada demokrasiyi  seçim sandığıyla sınırlandıran ve seçmen sayasını bilmeyen  bir ülke gösterebilir misiniz?
        Ankara nüfusu, küçük 5 kentin nüfusuyla aynı iken, neden Ankara 30, bu 5 küçük kent toplam 55 milletvekili çıkaran ve Ankaralı’nın oyunu ½’ye düşüren  seçim sistemi uygulanır?
        Neden oyların imhası, YSK tarafından değil de, başbakanlık tarafından gerçekleştirilir?
        Mükerrer oy kullanılmasının önüne geçmek için uygulanan         parmak boyası  kuralının kaldırılması konusunda, Tarhan Erdem’in; “Mükerrer oy vermek suçtur. Partiler ne güne duruyor? Seçmen kütükleri partilere veriliyor, takip edip mükerrer yazım ve oy vermeyi bulsun ve itiraz etsinler. Ben yapılan itiraz duymadım.” Şeklinde, hükümeti değil de, partileri suçlar yorumu size inandırıcı geliyor mu?
        Halkın seçimlere olan güveninin azalması için Tarhan Erdem’in; “Benim hiç azalmadı, YSK ile de halkla da hiçbir sorunum yok! Kanunsuz işlemleri seçim kurulları mı yapıyor yoksa partiler mi? Güven azalmadı, güven yok edilmek isteniyor!” söylemi, bir korkunun ifadesi mi?
        İkinci yalan, ekonomi ile ilgili olan yalanlarıdır. Sözde Türkiye ekonomide dünya devleri arasına girmiş.
        Bu seçim kaosunda oyuna gelmemek için, oyuna sahip çık ve asla ekonomik yalanlarına kanma.
        Çünkü, üretmeksizin, üretilen ulusal değerleri satarak, ekonomide büyüdüklerini savlamaktadırlar. Gör ekonomideki büyümeden ‘senin payını çalarak’  kimlerin pay aldığını ve ağızlarının payını ver.
            Bir diğer yalan; AB Komisyonu’nun ‘2013 Türkiye İlerleme Raporu’ konusundaki raporuyla ilgili.
        16 Ekim 2013 günkü habere göre; Avrupa Birliği Komisyonu’nun bugün açıklaması beklenen İlerleme Raporu’nda, Türkiye’deki adalet sistemine yönelik ciddi eleştiriler yer alıyor. Raporda “iddianamelerin kalitesinin düşük olması ve mantık silsilesinin yetersiz olması, savunma makamının dosyalara sınırlı erişimi, kadınların savcılık ve yöneticilik makamlarındaki temsil oranında değişiklik olmaması” gibi aksaklıklar sıralanıyor. Raporda, Adalet Bakanı ve Müsteşarın HSYK’daki rolleri konusunda değişiklik yapılmaması, mahkemelerde çapraz sorgu yönteminin yanlış uygulanması da tam not alamayan noktalar arasında gösteriliyor. AB Komisyonu ayrıca, Gezi Parkı olaylarına da değinerek Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının (STK) demokrasi içinde hâlâ yer bulamadığını söylüyor. Gezi olaylarının Türkiye’de sivil toplumun geliştiğini ve giderek etkili olduğunu gösterdiğini belirtti.

        Bir gün sonra, yani 17 Ekim 2013 günü  ne değiştiyse, adeta AKP iktidarını aklayan açıklamalara yer verildi; “ AB Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu'nda demokratikleşme paketi ve yargı reformlarından olumlu yönde bahsedildi. Demokratikleşme paketi ve daha önce devreye sokulan yargı reformu paketlerinden olumlu yönde bahsedilen raporda, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili;  İstanbul’da bir projeye karşı başlayan protesto olaylarının daha geniş taleplerle farklı şehirlere yayıldığı ve protestocular arasında şiddete başvuranların görüldüğü anlatıldı.”
        Evet, ne değişti de 1 gün sonra bizim ‘hormonlu renkli basın’ böylesi bir içeriğe yer vermek zorunda kaldı?

        Onlar oy veren sen, daha da küçüleceğini, birilerinin daha da büyüyeceğini, AB konusunda avutulduğunu kör olma da gör.
         *: 7 milletvekili çıkaracak bir ilde; A partisi : 120 --B partisi : 50--C partisi : 28 oy almış olsun---1. aşamada: “İlk önce tüm partilerin aldıkları oylar bire bölünür ve en yüksek olana bir milletvekili verilir. Buna ‘mantıksızca’ en çok oy alana kafadan bir milletvekili vermek demektir---2. aşamada; A partisi 1 milletvekili aldığı için oy sayısı, “1 milletvekili+1=2”'ye bölünür, B ve C henüz milletvekili çıkarmadıkları için 1'e bölünmeye devam eder ve A partisi:120/2=60--B partisi: 50/1=50--C partisi: 28/1=28 olur. Bu sonuçlara göre; A partisi rakamı yine  yüksek olduğu için bir milletvekili daha çıkarır---3. aşamada; A partisi 2 milletvekiline sahip olduğu için oyları 2+1=3'e bölünür. Diğerleri ise henüz milletvekili çıkaramadıkları için 1'e bölünmeye devam ederler; A partisi: 120/3=40--B partisi: 50/1=50--C partisi: 28/1=28 olur. Neyse bu defa B partisi yüksek rakamı sahip olduğu için bir milletvekili çıkarır--4. aşamada;  A partisi yine 2 milletvekiline sahip olduğu için 2+1= 3'e bölünmeye devam eder. B partisi 1 milletvekiline sahip olduğu için 1+1=2'ye bölünür. C partisi henüz milletvekili çıkaramadığı için yine 1'e bölünür; A partisi: 120/3=40 B partisi: 50/2=25--C partisi: 28/1=28 ve  A partisi bir milletvekili daha çıkarır---5. aşamada;  A partisi 3 milletvekiline sahip olduğu için 3+1=4'e bölünür. B partisi bir milletvekiline sahip olduğu için yine 1+1=2'ye bölünür. C partisi 1'e bölünmeye devam eder: A partisi: 120/4=30--B partisi: 50/2=25--C partisi: 28/1=28'dir ve A partisi bir milletvekili daha çıkarır---6. aşamada; A partisi 4+1=5'e bölünür. B partisi 1+1=2'ye bölünür C partisi 1'e bölünür: A partisi: 120/5=24--B partisi: 50/2=25--C partisi: 28/1=28. Sonunda C partisi bir milletvekili çıkarır---7. aşamada;  A partisi 4 milletvekili sahibi olduğu için yine 5'e bölünür. B partisi tek milletvekiline sahip olduğu için 2'ye bölünür. C partisi de tek milletvekiline sahip olduğu için yine 1'e bölünür: A partisi: 120/5=24--B partisi: 50/2=25--C partisi: 28/2=14 olur ve B partisi en yüksek olduğu için bir milletvekili daha çıkarır.
        Sonunda, 7 Milletvekili sayısına ulaşıldığı için işlem sona erer ve A partisi 4--B partisi 2--C partisi 1 milletvekili çıkarmış olur.

        ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
        Teknopolitikalar Platformu
        İLET-Kİ
       
evesbere@mynet.com
        GSM:0506 609 00 32