29 Kasım 2015 Pazar

GALATASARAY YAKASINDA DEĞİŞEN YOK

GALATASARAY’DA 3. MUSTAFA DENİZLİ DÖNEMİ BAŞLADI; DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
29 Kasım 2015
Galatasaray’da 3. Mustafa Denizli dönemi başladı; değişen bir şey yok. Değişen tek şey, inişte olan Galatasaray’ın Ligdeki sıralaması.

Galatasaray’da futbolcular bu sezonu kapatmışa benziyor. Ne denir ki başka. 3 maçta 7 kez öne geç, 7 kez yakalan, 9 gol ye, 8 gol at 2 puan al. Buna ne denir ki!?  Ne diyebiliriz ki??!!
Muslera eski Muslera değil, Semih ise hiç değil. Semih, Eren Derdiyok’a her pozisyonda kafa vurdurdu. Sneijder bir var yok bir yok. Varken de  Lukas Podolski de var. Burak bugün biraz var olmaya çalıştı. Bu Rodrigez pas atmasını bilmiyor. Denizli buna pas atmayı öğretebilirse takımın 11’inde değişmez olur.

Aslında hiçbir takımda süreklilik yok. Galatasaray için bu şans. GS’in düzeldiği noktada işi kolay.
Doğru, bu takım Mustafa Denizli’nin takımı değil. İyi de bu oyuncularla yeni bir GS nasıl yaratacak Denizli. İşi zor..
Bugünkü oyunda belli periyotlarda iyi bir GS vardı. Özellikle Barcelona benzeri kısa, hızlı tek paslarla attığı gollerdeki gibi. Ve de son 15 ve ilk 15. Dakikalardaki futbolu gibi. İşte bu periyotlardaki  iyi GS’ya süreklilik kazandırmak önemli.
Burak seçeneği tek olduğu için arkasındaki oyuncuların Burak’ı beslemesi gerekiyor. Demem o ki; gerek Sneijder, Lukas Podolski ve Yasin Burak’ı sadece ofansta güçlendirmeleri gerek. Burak geriye gelmeyecek, sürekli top bekler durumda önde olması gerekir.
Galatasaray’da Denizli topçuları 1 ay içinde tedavi edemez ise işi zor, çünkü oyuncuların psikolojisi iyi değil moral motivasyona gereksinimi var.

Bana göre, Denizli Olcan’ı ve Bilal’i 11’de oynatmalıydı.
Doğruyu söylemek gerekirse bu 1 puanı GS hak etmedi diyemeyiz, fakat hakem Kasımpaşa’nın çizgiyi geçen golünü vermemesi Kasımpaşa’yı 3 puandan ettiğini diyebiliriz.
Goller: Dk. 13 Burak Yılmaz, Dk. 51 Hakan Balta (Galatasaray), Dk. 32 Hakan Arslan, Dk. 76 Titi (Kasımpaşa)
13.dakikada Sneijder soldan ortaladı. Arka direkte Lukas Podolski  kafayla içeriye indirdi. Burak Yılmaz tamamladı ve takımını öne geçirdi: 0-1.

33.dakikada Kasımpaşa'da Eren'in şutu savunmadan sekti ve Muslera'yı yanılttı. Hakan Arslan pozisyonu iyi takip etti ve önüne gelen topu kafayla ağlara yolladı:
1-1.
51.dakikada Galatasaray'da Selçuk ceza alanı içinden vurdu kaleci çeldi. Semih vurdu direkte patladı. Podolski vurdu, savunmadan sekti. Devamında Chedjou kesti, Hakan vurdu ve Cimbom 2-1 öne geçti.
76.dakikada gelişen Kasımpaşa atağında topu sırtı kaleye dönük şekilde alan Titi, dönerek vurdu ve meşin yuvarlak sağ köşeden ağlarla buluştu: 2-2

Türkiye Spor Toto Süper Lig 2015/2016 sezonu 29.11.2015 20:15 günkü 13.maç:
Kasımpaşa: 1 Ramazan Köse-4 Cristian Chagas Tarouco(Titi)-6 Ryan Henk Donk-20 Erhan Kartal 58'-22 Kenneth Josiah Omeruo-31 Olivier Veigneau-7 Tunay Torun 59'-8 Andre Castro Pereira -37 Hakan Arslan-9 Eren Derdiyok-10 Adem Büyük 86'  
İlk 11 Değeri : 26.450.000 Euro
Yedekler: 34 Eray Birniçan-3 Vasil Georgiev Bozhikov-11 Ezequiel Oscar Scarione 58'-17 Aydın Yılmaz-28 Yonathan Alexander del Valle Rodriguez 59'-87 Abdullah Durak 86-16 Sanharib Malki Büyüksal     
Çalıştırıcı: Rıza Çalımbay
Galatasaray: 1 Fernando Muslera-21 Aurelien Chedjou-22 Hakan Balta 85'-26 Semih Kaya-55 Sabri Sarıoğlu-7 Yasin Öztekin 69'-8 Selçuk İnan-10 Wesley Sneijder-52 Emre Çolak 46'-11 Lukas Podolski-17 Burak Yılmaz    
İlk 11 Değeri : 91.500.000 Euro
Yedekler: 99 Cenk Gönen-38 Tarık Çamdal-5 Bilal Kısa-14 Jose Rodriguez 46'-29 Olcan Adın 85'-9 Umut Bulut-18 Sinan Gümüş 69'  
Çalıştırıcı: Mustafa Denizli 
Stadyum :Recep Tayyip Erdoğan    
Hakemler :Halis Özkahya-Kemal Yılmaz-Hakan Yemişken
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com 
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

SAMSUNSPOR İNİŞTE

SAMSUNSPOR 2 MAÇTA SIFIR ÇEKTİ, ÇÜNKÜ GÖZTEPE’YE GİRESUNSPOR’A YENİLDİ
29 Kasım 2015
Samsunspor: 0 Giresunspor: 2

Goller: Dk. 25 Ngangoue, Dk. 65 Vedat Muric (Giresunspor)
Böyle ilk yarı seyretmedim. Sen Samsunspor olarak atak üstüne atak yap, pozisyonlar bul, bir şutun direkten dönsün, Giresunspor 1 atakta bir gol bulsun ve ilk yarıyı 1-0 mağlup bitir. Olacak iş değil.
Mustafa Sevgi forvet arkası değil ileride oynatılmalıydı.
Mehmet Çakır, tamam dışarıdan toplara çaksın, fakat çakılacak pozisyonları ayarlayamadığı için toplara ürkek ve dağlara taşlara vuruyor.

Ne yapıyorsun Özat, sahanın en iyisi Canberk’i nasıl sahada alır, Mustafa Sevgi’yi sahada tutarsın. Sevgi ve Mehmet Çakır Samsunspor’u durduran adamdır..
Özat, duygularına hakim olmadır demiştim. Geçen haftaki Hakemleri aşağılaması, Giresunspor maçında kendisini gösterdi. Samsunspor’un net penaltısı verilmedi.
Denizlispor maçı som umut. Aksi taktirde…..
Türkiye PTT 1. Lig 2015/2016 sezonu 29.11.2015 18:3013 günkü 13.maç:
Stadyum : Samsun 19 Mayıs     
Hakemler : Serkan Tokat-Engin Erdem-Serkan Çimen
Samsunspor: 1Bekir Sevgi-5Ousmane N'Diay-12Oğuzhan Berber-21Canberk Aydın(Alperen Pak59)-8Mehmet Çakır(Murat Gürbüzerol 55')-26Mustafa Sevgi-28Hasan Kılıç(Musa Aydın 77')-88Taha Yalçıner-29Famoussa Kone-53Ersel Aslıyüksek-90Ekigho Ehiosun   
İlk 11 Değeri : 4.200.000 Euro
Yedekler: 55Furkan Köse-13Erdi Dikmen-19Ertuğrul Mert Gülşen-7Musa Aydın-17Murat Gürbüzerol-23Burhan Arman-22Alperen Pak   
Takım Değeri : 9.350.000 €
Çalıştırıcı: Ümit Özat
Giresunspor: 99Eser Altın-4Cihan Can-16Berkan Yıldırım-17Rızvan Şahin-    28Onur Demir(Rıdvan Sağlam 79')-57Özgür Yılmaz-8Alaattin Tosun( Waldison Rodrigues de Souza 68'  )-14 David Solomon Abwo(Oğuzhan Öztürk 90')-19Vedat Muriqi-21Herve Tchami-25Dodo Sandro Ferreira Andre  
İlk 11 Değeri : 3.450.000 Euro
Yedekler: 27Anıl Atağ-5Onur Cenik-77Eren Çolak-10Arif Şahin-88Rıdvan Sağlam-11Waldison Rodrigues de Souza-96Oğuzhan Öztürk   
Takım Değeri : 6.450.000 €
Çalıştırıcı: Erkan Sözeri

Göztepe: 2 Samsunspor: 0
Gençlerbirliği’nde beraber 3 yıl oynayan Metin Diyadin’in çalıştırdığı bir zamanların efsane takımı Göztepe ve Ümit Özat’ın çalıştırdığı bir zamanların efsane takımı olan ve 5. Büyük diye tanımlanan Samsuspor arasındaki maçı Göztepe kazandı. Adeta Özat kazandırdı, Mehmet Çakır’da 90 dakika sahada tutarak.
Takımın en başarılı Erseli değil de neden sakatlıktan yeni çıkmış Taha’yı  ilk  11’de oynatıyorsun!?

Türkiye PTT 1. Lig 2015/2016 sezonu 22.11.2015 18:30 günkü 12. Maç:
Stadyum : Manisa 19 Mayıs    
Hakemler :  Deniz Ateş Bitnel-Süleyman Özay-Erdem Bayık
Goller: 52’d2 Leroy George  (1-0). 80’de Gökhan Karadeniz  (2-0)
Göztepe: 61 Oğuzhan Bahadır-23 Giray Kaçar-24 Hakan Arslan-44 Erkan Sekman-7 Emre Aygün-8 Hakan Barış 41'-11 Robert Maah-17 Gökhan Karadeniz-19 Jean Jacques Gosso-41 Leroy George 89'-9 Mirkan Aydın 77'  
İlk 11 Değeri : 8.750.000 Euro
Yedekler: 1 Gökhan Değirmenci-4 Cemil Vatansever-14 Nahir Besara-20 Mehmet Erdem Uğurlu 89'-26 Özgür İleri 41'-98 Salim İyik-10 Björn Vleminckx 77'
Çalıştırıcı: Metin Diyadin
Samsunspor: 1 Bekir Sevgi-3 Ercan Yazıcı-5 Ousmane N'Diaye-12 Oğuzhan Berber-7 Musa Aydın-8 Mehmet Çakır-17 Murat Gürbüzerol 67'-26 Mustafa Sevgi-28 Hasan Kılıç-88 Taha Yalçıner 46'-29 Famoussa Kone(Chico Ofoedu 46')  
İlk 11 Değeri : 4.700.000 Euro
Yedekler: 55 Furkan Köse-4 Fatih Kılıçkaya-13 Erdi Dikmen-10 Chico Ofoedu 46'-22 Alperen Pak-53 Ersel Aslıyüksek46'-90 Ekigho Ehiosun 67' 
Çalıştırıcı: Ümit Özat 
Göztepe ve Samsunspor, bu zamana kadar resmi olarak 31 kez karşılaştı. Bu karşılaşmaların 15’ini Göztepe kazanırken, 9 maç ise Samsunspor’un üstünlüğü ile sona erdi.
İki takım ilk kez; Türkiye Kupası Yarı Final maçında 1966/1967 sezonu 17.05.1967 17:00 günü karşılaşmışlar. Samsunspor yâri finale, çeyrek finalde Fenerbahçe’yi; 2-1 ve 0-0’lık sonuçlarla eleyerek kalmıştı bir 2.Lig takımı olarak. Aynı şekilde 2. Lig kırmızı gurup takımı olan Bandırmaspor, 1. Lig takımı PTT’yi(Türk Telekom yaptılar sonradan ve kapandı gitti bir zamanlar Ankara efsanesi olmuş takım) çeyrek finalde eleyerek yâri finale kalmıştı. Altay da Bandırmaspor’u zor eleyerek Finale kalmıştı. Türk futbol tarihinde  bir ilk olacaktı, 2 ikinci Lig takımın(Samsunspor- Bandırmaspor) final oynaması olmadı.
Samsunspor 2.Lig Beyaz Grupta; Borsaspor, Samsunspor, Kütahyaspor, Adana Demirspor, Şekerspor(Yılların efsane Şekerspor dinden geçinenler adını Turanspor yaparak, ırkçılıkla kirleterek yok ettiler), Galata, Kocaelispor, Trabzonspor, Konyaspor, Kayserispor, Beylerbeyispor, Boluspor, Ankar Güneşspor, Toprakofisspor, Kasımpaşa ve Davutpaşa ile yarıştı ve grubu 2.bitirdi. Bursaspor 1.Lige çıktı, Davutpaşa küme düştü.
Maçı; efsane Adnan Suvarı’nın çalıştırdığı Göztepe, Nejat Tayman’ın çalıştırdığı Samsunspor’u, Faruk Talu’nun  İzmir Alsancak stadında yönettiği maçta 4-0 yendi . Gollerİ: Fevzi Zemzem(1-0)4'-Nihat Yayöz(2-0)18'-Gürsel Aksel(3-0)85'-Fevzi Zemzem(4-0)89' attı. İkinci maç,  24.05.1967 da Samsunda oynandı. Samsunspor Göztepe’yi  2 – 1 yenmesine karşın elendi ve finali kaçırdı. Göztepe finalde Altay ile 2-2 berabere kaldı. Uzatmaya rağmen eşitlik bozulmadığından kura atışına başvuruldu ve kurayı kazanan Altay kupayı kazandı.    
Göztepe: Ali Artuner-Çağlayan Derebaşı-Mehmet Işıkal-Hüseyin Yazıcı-Ceyhan Yazar-Mehmet Aydın-Nihat Yayöz-Halil Kiraz-Gürsel Aksel-Fevzi Zemzem-Ertan Öznur    
Samsunspor: Erol Özen-Hakkı Tomaç-Cengiz Güngör-Şener Vural-Coşkun Sapmaz-Yalçın Aytüner-Rıfat Usta-Yılmaz Yurttaş-Ahmet Kargı-Orhan Katipoğlu-Yücel Acun  
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com 
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

26 Kasım 2015 Perşembe

RUS UÇAĞI VE ÇALIKOĞLU CEO'SU BERAT ALBAYRAK



RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ VE ÇALIKOĞLU CEO’SU DAMADIN ENERJİ BAKANI OLMASI
26 Kasım 2015
“Rus uçağının düşürülmesi ve damadın enerji bakanı olması arasındaki ilişki ne olabilir ki?” demeyin.

Dememeniz için, diyorum ki;
“Suriye sınırında, 24 Kasım 2015  09:24'te bir savaş uçağı Türk jetleri tarafından vurularak düşürüldü.. Hatay'ın Yayladağı ilçesinin karşısındaki Bayırbucak bölgesine düşen uçağın Su 24 tipi Rus uçağı olduğu açıklandı..Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği, Türk hava sahasını ihlal eden savaş uçağının düşürülmesi konusunda BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve BM Güvenlik Konseyi'ni mektupla bilgilendirdi. Rus uçağının 5 dakika boyuncu uyarıldığı, uyarılara aldırış etmediği, 17 saniye Türk hava sahasını ihlal ettiği kaydedildi..TSK'dan açıklama geldi. Açıklamada düşürülen uçağın 5 dakikada 10 kez uyarıldığına dikkat çekildi… "Söz konusu uçağa angajman kuralları çerçevesinde 24 Kasım 2015 saat 09.24'te bölgede hava devriye görevinde bulunan iki adet F-16 uçağımız tarafından müdahalede bulunulmuştur.”

Ve ardından felaket tellalığı boyutunda korku ve kahramanlıkla bütün komplo teorileri üretilmeye ve AKP iktidarı suçlanmaya başlandı.
Önce; haklı olduğumuzu söyledik..Angajman kurallarını işletmişiz..Ne demek Angajman? Angajman askeri anlamda 'tehdide karşı verilecek askeri tepkinin şartları' anlamında kullanılmaktadır.

Cumhurbaşkanı, 2012'de BBC'ye yaptığı "Kısa süreli sınır ihlali hiçbir zaman saldırı nedeni olamaz" dediğini unutarak, kısa süreli sınır ihlalinde Angajman kuralını işleteceğini adeta işaret ederek şunları söylemedi mi: “MİT TIR'ları ihanetini biliyorsunuz değil mi? Hala utanmadan, sıkılmadan bunları gazetelerine başlık yapanlar var. İşte o tırlar bizim Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren TIR'lardı. Bazıları diyor ki, 'Başbakan Erdoğan, diyordu ki, onların içinde silah yok' yahu varsa ne olacak, yoksa ne olacak?..Bayırbucak'ta sadece Türkmenler vardır. 'DAEŞ'i vuruyoruz' diyerek Bayırbucak Türkmenleri vurulmaktadır. Bu saldırılar Esed'i ayakta tutma çabasıdır..”

Peki, rus uçakları tehdit oluşturuyor muydu? Asla oluşturmuyordu. Sadece, yukarıdaki gibi ülkem tarafında “Ruslar ve Suriyeliler IŞİD bahanesiyle Türkmenleri vuruyor” abartılı tepkisi vardı. Ki bu tepki dünya genelinde Suriye tepkisini yaygınlaştırma amaçlıydı. Baktı sonuç alınamıyor (bence) Suriye uçağını düşürüyorum diye Rus’a bulaşıldı..

İşte bu nokta; Vatan, millet, Sakarya değil de  “Osmanlı ruhu şaha kalkıyor” çığlıkları yükselmeye başladı..
Ardında bir grup da; Rusların nükleer başlığı var bizim ise sapanımız; Ruslar bizi döver demeye başladı..
Ben ve benim gibiler de; “ Cumhurbaşkanı Yeni Osmanlılık adına 3. Haçlı ateşi körükleniyor” savları ileri sürdü(Süreç içinde, Hırıstiyanlıkla İslamiyetin karşı-karşıya gelmesini de öteliyemeyiz. Bir bakmışım Halife olmuşum)..

Bir başka grup biz Kurtuluş savaşını iman gücüyle yaptık bununla da başederiz diyerek ruslara kafa tutmaya başladı..
Uçak düştü, kabine kuruldu ve de damat enerji bakanlığına oturtuldu. Ben Maliye Bakanı olur demiştim, fakat enerji kaçakçılığı yaptığı söylenen Çalık grububunun ceosu Albayrak Enerji Bakanı oldu..
Şu rastlantıya bak..
Bir de şu savlara:

Bazı savlar belgelere dayandırıldı: Gazeteci Tolga Tanış’ın “Potus ve Beyefendi” kitabında yer alan belgelere dayalı iddialara göre Powertrans şirketi, 2011’de Kürt bölgesindeki petrolü taşıma işini üstlendi. Powertrans’ın ve saklanan uluslararası ortaklarının peşine düşen Tanış, Erdoğan’ın damadı Çalık Holding’in o dönemki CEO’su Berat Albayrak’ın da dahil olduğu ilişkiler zincirine ışık tuttu. İlk kez ortaya çıkan belgelere göre; Türkiye’nin Kürt Bölgesel yönetimiyle yakınlaşması siyasetin yanında “seçilmiş şirketler” için ekonomik anlam taşıyor..Erdoğan 3. kez Başbakanlığı kazandığı 2011 seçiminden sonraki ilk kabine toplantısında bölgedeki petrolün taşınması için imtiyazlı bir karar çıkartıyor..Bu karardan en büyük parayı ortakları gizlenen Powertans şirketi kazanıyor. Kitapta şirketin Çalık Grubu’nun olduğu belgelerle açıklanıyor..Powertrans’ın yurtdışındaki sahipleri Grand Fortune Ventures ve Lucky Ventures’un işlemleriyle ilgili talimatları Erdoğan’ın damadı Albayrak’ın CEO olduğu dönem Sovereign Trust Danışmanlık’a Çalık Holding yetkililerinin ilettiği ortaya konuyor.”

Arkadaşlar; 20.yüzyılın başlarında kendini gösteren(1.Dünya savaşı) enerji savaşı, bildiğiniz gibi 21. Yüzyılda  yoğunlaştı. Bu enerji savaşının vurucı timi IŞİD’tir. Orta doğu enerji kaynaklarının  %30’ünü denetleyen IŞİD dinci bir terör örgütü olarak görülmesine karşın, koalisyon güçleri(-ABD, -İngiltere, -Fransa, -Almanya, -İtalya, -Danimarka, -Türkiye, -Polonya, -Kanada –Avustralya) IŞİD’in elindeki petrol rafinerleri değil de sözde IŞİD hedefleri bombalanmaktadır. Rusların IŞİD düşmanlığı, bu potansiyelden payını alamayışından kaynaklanmaktadır. Türkiye ise, bu kaostan hem enerji ticaretini, hemde yeni Osmanlılık projelerin yaşama geçirmek için Süriye düşmanlığını körüklemektedir. Damat neden Maliye değil de enerji bakanı yapıldıdersiniz..Şu bir gerçek; IŞİD petrolü İsrail'e pazarlıyor. Petrol taşıma Türkmen bölgesinden İsrail limanlarına  yapılmaktadır. Ruslar bu yolu kesmek için Türkmen bölgesine saldırdı, yani İŞID’in ticaret yolunu..

 Rusya Devlet Başkanı Putin, G20 liderler zirvesinin kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, IŞİD'in, 40 ülkeden finansal destek alıyor. Bunlar arasında G20 üyeleri de var..Meslektaşlarıma, teröristlerin yasadışı petrol ticaretinin boyutlarını ortaya koyan, uzaydan ve uçakla çekilen fotoğrafları gösterdim. Fotoğraflarda görülen petrol yüklü konvoyların uzunluğu onlarca kilometreyi buluyor." feryadı bundandır.

Evet; bu bir enerji baronlarının organize ettiği bir enerji savaşı ise, burada ülkelerin silahları değil, ülke enerji şirketlerinin  enerjiden gelen dolar gücünü dikkate almamız gerekir..
Eğer koalisyon devletlerinin; ‘Türkiye-Rusya kapışmasından’ yarar beklediklerini, Türkiye ve Rusya anlar ise; bu gerilimi uzlaşıyla bitirirler. Sakın buna şaşırmayın. Düşünün; dost göründüğümüz ABD ile  olan ticaret hacmimizin 20 katı Ruslarla var. Oradaki yatırımcı Türk işadamları, dahası AKP iktidarı ve  Rusya karşılıklı ticari ilişkilerin bozulmasını isterler mi?!

Global anlamda da, Türkiye dışlanarak, doğrusu Türkiyeni enerji tüccarı bilinen şirket dışlanır; batının petrol baronları ve de Rus oligarkların uzlaşısına dönüşürse de sakın şaşrımayın..
Tüm gelişmeler düşündürücü de asıl düşündürücü olanı, Aksaray’a seçmece olarak alınan sözde öğretmen oldukları söylenen bir grubun bilinen kişinin  Rus uçağının düşürülme haberini, dahası savaşı alkışlamaları. Barışı ve kardeşliği öğrencilere işlemesi geren bu kişiler bana göre öğretmen olamaz!!!
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

GSM: 0506 609 00 32

25 Kasım 2015 Çarşamba

GALATASARAY AVRUPA ETABININ İLKİNİ KAYBETMESİ VE 3. DENİZLİ DÖNEMİ

GALATASARAY’IN TAFFAREL İLE MADRİTTE TARİH YAZAMAMASI VE 23 YIL SONRA  3.MUSTAFA DENİZLİ DÖNEMİ BAŞLAMASI
25 Kasım 2015
Çaykur Rizespor maçı öncesi G.Saray'da devrim yapmaya çalışan genç yöneticiler yönetim içinde güç ve ego savaşı içine girmişler. Demek ki, Hamzaoğlu ve veletlerin ego savaşı Galatasaray’ı bu hale getirdi. Belli ki bu işin öncüsü Dursun Özbek’in kardeşi Mehmet..
Geldi Mustafa Denizli. Evet 3. Mustafa Denizli dönemi başladı( 23 Kasım 2015)

Galatasaray'da, Hamza Hamzaoğlu'ndan boşalan teknik direktörlük görevine Mustafa Denizli getirildi.
Anlaşma sağlanmasının ardından Denizli ile birlikte kameraların önüne geçen Dursun Özbek, "Mustafa Denizli hocamız ile prensip anlaşmasına vardık. Önümüzdeki günlerde sözleşme şartları konusunda bir görüşme yapacağız" dedi.
Mustafa Denizli: “Değerli arkadaşlar sizlerle yıllarca beraber aynı mekanları paylaştık. Heyecanlıyım maruz görün kısaca bahsetmek gerekirse sporculuk yaşamımın dönüm noktasını burada gerçekleştirdim. Kısacası bu parantezi burada açtım inşallah yüzümün akıyla bu camiada kapatacağım. Çok güzel zaman zaman da üzüntülü dönemlerim oldu. Beni bu koltuğa oturtan bugün taşıdığım ismi, kariyeri borçlu olduğum camiadan böyle bir görev isteği gelince ki ikinci defa geldi. İlk defasında 1.5 yıl önce olmadı gayet tabii bu normal yani bana gelen tekliflerden farklı bir hadiseydi. Eğer bir gün başarılarımı, ismimi risk edeceksem uğruna her şeyi risk edebileceğim camia burasıdır. Yaşadığım bana emekleri geçen Altay ve mesleki kariyerimin başladığı bana güvenen bu camia benden böyle bir görev istiyorsa bundan sadece onur duyarım..Camiamızı, taraftarımız ve sporcularımızla inşallah her şeyi gerçekleştireceğiz. Bunun heyecanını yaşıyorum. Çocuksu tecrübeler yıllar bunlara mani olmuyor. Bu heyecanı kaybettiğim anda bu görevlerde bulunmam..1987 yılında başına geçtiğim zaman neyse bugün belki kat daha fazla. Bunu sizlerle paylaşmak istedim hepinize teşekkür ediyorum. Aklınızda olan sorular var bunları paylaşacağınız zamanlar olacak ama takdir edersinizki mekan ve zamana olarak bunlara sonra yer verelim.. Son sözü başkanımıza bırakalım. Hiçbir çalışma arkadaşım belli değil. Burada görev yapan iki arkadaşımdan destek isteyebilirim. Birincisi Fatih Terim hocamız ikincisi ise Hamza Hamzaoğlu hocamız. Onlardan destek alabilirim. En iyi çalışma şartlarını onlar biliyor.

Mustafa Denizli (10 Kasım 1949, Alaçatı), Sol açık mevkiinde oynamış eski millî ve Galatasaraylı futbolcu. Kariyeri boyunca İstanbul kulüplerinin transfer tekliflerini İzmir'den ayrılmamak için daima geri çevirse de, futbol hayatının son yıllarında fikir değiştirdi ve Temmuz 1983'te Galatasaray'a transfer oldu. 1 Ağustos 1983'te Bursaspor ile oynanan hazırlık maçında forma giyerek Galatasaray taraftarının karşısına ilk kez çıktı. Sezona golla başlayan futbolcu, ilk maçında Karagümrükspor'a golünü attı. Galatasaray'daki ikinci golünü 2 Ekim 1983'te penaltıdan Antalyaspor'a attı. Üçüncü golünü ise Adana Demirspor'u 9-2 yendikleri maçta kaydetti. Ancak sakatlığı yüzünden pek forma şansı bulamadı ve son sezonunda kariyerini sonlandırdı.

1987 yılından itibaren teknik direktör olarak görev yapmaktadır.
Süper Lig'de 3 büyük takım olan; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'da şampiyonluk yaşayan tek teknik direktördür.
1.Mustafa Denizli dönemi:  Alman Jupp Derwall'ın yanında 1984-85'ten başlayarak Galatasaray'da 3 sene yardımcı antrenörlük yaptı. 8 Aralık 1984'te Zoguldakspor ile oynanan bir maçta Derwall'in hastalığı nedeniyle takımı yönetti. 1987-88 sezonu için antrenörlüğe getirildi. Jupp Derwall ise takımın menejerliğini yapmaya başladı. Galatasaray çok başarılı bir sezon geçirdi ve Denizli, ilk sezonunda şampiyonluk yaşadı. 38 maçta 2 mağlubiyet alan Galatasaray, en yakın rakibi Beşiktaş'ın 12 puan önünde 90 puan toplayarak birinci oldu. 1988-89 sezonunda ligde büyük bir puan farkıyla 3. oldular. Türkiye Kupası'nda da çeyrek finalde elenen Galatasaray, Avrupa'da çok başarılı oldu. İlk tur Rapid Wien, ikinci tur Neuchatel Xamax'ı elediler. Xamax'a ilk maç deplasmanda 3-0 yenildiler. Maçta sahaya atılan yabancı maddeler ve PKK'nın sahaya girmesi gibi olaylar yaşandı. Maç sonunda Denizli de UEFA'dan bir maç men cezası aldı. Rövanş maçında taktikleri tribünden vermek zorunda kalan Denizli'nin takımı maçı 5-0 kazandı. Çeyrek finalde ise Fransız temsilcisi Monaco'yu eleme başarısını gösterdiler. Yarı finalde ise Steaue Bükreş'e elendiler. Bu sonuç günümeze kadar bir Türk takımının Avrupada lig şampiyonları bazında aldığı en iyi sonuçtur.
2.Mustafa Denizli dönemi: 1990-91 sezonunda tekrar Galatasaray ile anlaştı. İlk sezonunda Türkiye Kupası'nı kazandı. Ligde ise ikinci oldular. Ancak, lig şampiyonu Beşiktaş'ı mağlup ederek Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazandılar. Sonraki sezondaki en büyük başarısı ise Avrupa'da oldu. 1992-93 Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek finale yükseldi. Werder Bremen'e ilk maçta 2-1 yenildiler, ikinci maç ise 0-0 sonuçlandı ve elendiler. Ancak ligde yine istenilen sonuçları alamayıp, lig üçüncüsü oldular. Yönetim ile anlaşamayan Denizli, teknik direktörlüğü bıraktı.

Hoş geldin Denizli. Galiba Galatasaray ile ünlendin, Galatasaray ile sonlayacaksın efsane futbol yaşamını.
Hiç unutmuyorum
 2008-2009 sezonunda BJK’nin başına geçince “Beşiktaş benim çocukluk aşkım” demene çok üzülmüştüm, çünkü biz, Mustafa Denizli denince Galatasaray aklımıza gelircesine GS’li bellemiştik.
Bunları söyleyen de sensin; Fatih Terim görevden alınınca görevi ‘Terim’e olan saygı ve sevgiden dolayı kabül etmeyen sen bunları da söyleyen sem; “Futbolcu büyük Mustafa’yı, Mustafa Denizli yapan Galatasaray’dır. Bendeki Galatasaray sevgisini kimse silemez. Bugün sahip olduğum tüm kariyeri ben aslında Galatasaray’a borçluyum. Futbolu bıraktığım gün beni Derwall’in yanına 2. adam olarak koymasalar, bana genç yaşta güvenip o takımı emanet etmeseler ben, ben olamazdım. Ben o sayede Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final oynadım. Farklı takımlarda Türkiye Şampiyonluğu yaşadım. Bana bu yolu açan Galatasaray’dır ve her zaman Galatasaray’a borçluyum.” Fakat yine de bende bir burukluk yok değil.

Şunu söyleyeyim; başlayan bu süreç senin için ve Galatasaray için şanstır. Bu şansı ‘ille de şampiyonluk şart değil’ iyi futbolla taçlandıracağınıza inanıyorum. Yeter ki genç yöneticiler egolarını öne çıkararak takımın kimyasını bozmasın.. Salt, Denizli ve Aslan değil, zaman-zaman egolarını öne çıkaran ve Terim’e olan tutkusunun Terimden habersiz benzemek olan ve de buna çalışması sonrası ortaya çıkan hatalarını görmesi açısında Hamza Hamzaoğlu için de bir şanstır. Çünkü Hamzaoğlu, efendi duruşu ve dürüstlüğü ile yeteneğini harmanladığında Türk futboluna uzun yıllar damga vuracak potansiyel bir yetenek..
Fenerbahçe dönemi:
2000-2001 sezonu, ulusal takım çalıştırcılığını bırakarak Fenerbahçe ile anlaşan Mustafa Denizli; yardımcılığına Oğuz Çetin'i aldı. 5. hafta Beşiktaş karşısında ilginç bir mağlubiyet aldı. Denizli var olan 5+1 yabancı kuralını unutarak maçın ikinci yarısı yaptığı değişiklikler sonucu sahaya 6 yabancıyla çıktı. Beşiktaş'ın galibiyeti 3-0'lık hükmen galibiyet olarak tescillendi. Denizli ve yönetim arasında sorunlar baş gösterdi. Ancak daha sonra toparlanan takım ilk yarıyı Galatasaray'ın ardından averajla bitirdi. İkinci yarı 25. haftaya kadar puan kaybı yaşamadılar. Şampiyonlar adaylarından Gaziantepspor'a karşı ilk yarısını 3-0 kaybettikleri maçı 4-3'e çevirdiler. Sonraki hafta Trabzonspor'a yenilip, ikinciliğe düşseler de sonraki maç Kadıköy'de Galatasaray'ı 2-1 yenip liderliğe tekrar geldiler ve son üç maçlarını da kazanıp şampiyon oldular. Kupayı ise finalde penaltılarla kaybettiler. Denizli, böylece Galatasaray'dan sonra bir başka büyük takım olan Fenerbahçe'yi de şampiyon yapıyordu. Fenerbahçe'yi şampiyon yapan ilk Türk teknik direktör oldu.
Sonraki sezon katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi'nde hiç puan alamayarak grup sonuncusu oldu. Fenerbahçe, Kosice takımından sonra ilk kez grup seviyesinde 0 puan alan takım oldu. Ligde de alınan kötü sonuçlardan ve Diyarbakırspor yenilgisinden sonra Fenerbahçe yönetimi tarafından görevinden gönderildi.
Beşiktaş dönemi:
Mustafa Denizli, Ertuğrul Sağlam'ın yerine 9 Ekim 2008 tarihinde Beşiktaş'ın teknik direktörlüğüne getirildi. 2008-2009 sezonunun ilk yarı sonunda Beşiktaş, lig 6.sı oldu. Denizli ikinci yarıya başlamadan Fabian Ernst ve Yusuf Şimşek'i transfer ederek değişikliklerle başladı. İkinci yarıdaki başarılı performans ile önce 13 Mayıs 2009 tarihinde Fenerbahçe ile oynanan maçta rakiplerini 4-2 yenerek Türkiye Kupası'nı kazandı. Sezonun son maçında Beşiktaş, Denizlispor'u 2-1 yenerek 13. Şampiyonluğunu ilan etti. Beşiktaş 6 yıl sonra şampiyonluğu, 19 yıl sonra çifte kupayı gördü. İlk yarıda sonucundaki kötü tablo nedeniyle suçlanan Denizli, "26. haftayı bekleyin" demişti. 26. haftada Beşiktaş'ın lider Sivasspor'un 1 puan gerisine gelmesi, daha sonra ise şampiyonluğu yakalaması sonucu "kahin" lakabı takıldı.
2009-10 sezonunun sonunda başarılı olamayan  Mustafa Denizli, sağlık sorunları nedeniyle Beşiktaş'taki görevinden ayrıldı. Çocukluk aşkı Beşiktaş'tan bir süre ayrı kalıp, dinleneceğini bildirdi.
Atletıco Madrid: 2 - Galatasaray: 0
UEFA Şampiyonlar Ligi 1. Tur C Grubu 2015/2016 Tarih : 25.11.2015 21:45 günkü 5.maç:
Futbol adeta güçlüler ile güçsüzler arası oynanan bir oyuna dönüştü. Bu Avrupa geneli  için geçerli. İspanya,  Almanya, İtalya, Fransa ve biraz da İngiltere ulusal takım bazında öndeler. Kulüp bazında İspanya ve  Almanya açık ara önde. İspanya’dan Barcelano, Real Madrid ve son yıllarda Atletico Madrid’i, Almanya’dan Bayer Munih’i, İtalya’dan Juventus’ ve  Milan’i,  Fransa’dan PSG’yi ve İngiltere’den Chelsea’yi, Manchester City’i, Liverpoo’u,  Manchester United’i diğer Avrupa ülke kulüplerinin yenmesi adeta rastlantılara bağlı. Bu nedenle UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi maçlarında, özellikle UEFA Şampiyonlar Ligi’nde diğer kulüpler bu kulüpler nedeniyle maçlara 1 adım geriden başlıyor. Barcelano, Real Madrid ve Bayer Münih’ten maç almak neredeyse olanaksız. Bu da maçların seyir zevkini ve de futbolun evrensel kimliğini örselemektedir.
Galatasaray Atletico Madrit arasındaki maçı bu duygularla, yani seyir zevkinden yoksun olarak izledim.
Futbolun kimliğini bozan, seyir zevkini azaltan böylesi güç farklılıkların ortadan kaldırılması için; 1- Avrupa, Amerika ve Asya’da organize edilen kupaların FIFA himayesinde Dünya Kupası statüsüne alınmasını öneriyorum.2- Profesyonel takımlara bütçe sınırlaması getirerek hâksiz ve eşit olmayan rekabet ortamı kaldırılmalıdır. 3- Kulüp başkanlık dönemlerine sınır konmalıdır.4- Dünya futbolunun birbirini tanıması için, Avrupa, Asya ve Amerika turnuvalarında ilk 5’e giren takımlar arasında dünya şampiyonluğu turnuvası düzenlenmelidir.
UEFA Şampiyonlar Ligi C Grubu'nun 5. hafta maçında Galatasaray deplasmanda Atletico Madrid ile karşı karşıya geldi. Sarı-kırmızılı temsilcimiz İspanyol rakibine 2-0 mağlup olarak Devler Ligi'ne veda etti. Atletico Madrid ile Benfica gruptan çıkmayı garantilerken, Galatasaray ise son hafta maçında İstanbul'da Astana ile karşı karşıya gelecek ve Kazak rakibine yenilmemesi halinde yoluna UEFA Avrupa Ligi'nde devam edecek..
UEFA Şampiyonlar Ligi C Grubu'nda Atletico Madrid ile karşılaşan Galatasaray'da antrenör Claudio Taffarel, Spor Toto Süper Lig'de son oynanan Antalyaspor maçına göre 4 değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü.
Atletico Madrid karşısında çok top kaybı yapan Galatasaray ise ilk yarıda rakip kaleye tek şutunu 11. dakikada Sneijder'le çekti. Takımlar, soyunma odasına Atletico Madrid'in 1-0'lık üstünlüğüyle gitti. Bu arada 23. dakikada sakatlanarak sedye ile saha kenarına taşınan Denayer, oyundan alındı. Bu futbolcunun yerine Olcan Adın oyuna dahil oldu. Öte yandan Barcelonalı milli futbolcu Arda Turan, geçmişte formalarını giydiği Galatasaray ve Atletico Madrid'i izlemek için Vicente Calderon Stadı'na geldi.
Hepsi kötüydü. En kötüleri Sneijder ve Jem Paul Karacan idi. Semih bu maçta birz daha dikkatli, Hakan Balta biraz daha dikkatsizdi.
Mustafa Denizli işin zor..
Stadyum : Vicente Calderon     
Hakemler : İtalya  Nicola Rizzoli  İtalya Elenito Di Liberatore   İtalya Mauro Tonolini
Atletico Madrid: Jan Oblak, Jesus Gamez Duarte, Jose Maria Gimenez de Vargas, Diego Roberto Godin Leal, Filipe Luis Kasmirski, Tiago Cardoso Mendes(Saul Niguez 75'), Gabriel Fernandez Arenas (Gabi), Koke Jorge Resurrecion Merodio, Yannick Ferreira-Carrasco(Oliver Torres 71') , Antoine Griezmann( Luciano Vietto 68') , Fernando Jose Torres Sanz
Yedekler: Miguel Angel Moya Rumbo, Stefan Savic, Juan Francisco Torres Belen, Oliver Torres Munoz, Angel Martin Correa, Saul Niguez Esclapez
Çalıştırıcı: Arjantin  Diego Pablo Simeone
İlk 11 Değeri : 213.000.000 Euro
Takım Değeri : 352.500.000 €
Galatasaray: Muslera, Denayer (Dk. 25 Olcan Adın), Semih Kaya, Chedjou, Hakan Kadir Balta(Sinan Gümüş 78')  , Sabri Sarıoğlu, Bilal Kısa(Umut Bulut 63') , Jem Paul Karacan, Yasin Öztekin, Sneijder, Podolski
Yedekler: Cenk Gönen, Koray Günter, Jose Rodriguez, Olcan Adın, Emre Çolak,   Umut Bulut, Sinan Gümüş 78'  
Çalıştırıcı: Brezilya Claudio Andre Mergen Taffarel
İlk 11 Değeri : 72.750.000 Euro
Takım Değeri : 124.450.000 €
Goller: Dk. 13 ve 65 Antoine Griezmann (Atletico Madrid)
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com 
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

24 Kasım 2015 Salı

TÜRBAN ÜLKEM KURBAN..

TÜRBAN TAÇLANDI; BAKAN OLDU
25 Kasım 2015
Eyyy, sınırsız ve kuralsız demokrasi avcıları, siz ki demokrasiyi  ve özgürlüğü bir çaput örtüsü ile örtüştürdünüz,  dahası çaputa indirgediniz; görün şimdi İran bize koşarken, teorize ederek beslediklerinizin bizi İrana’a koşturduklarını..

Tarikat şeyhi Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun gelini  ve  Önceki AKP iktidarında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan türbansız  Selma Aliye Kavaf’ın kardeşi  türbanlı Dr. Sema Ramazanoğlu kız kardeşinin bakanlık yaptığı koltuğa oturdu.
Sema hanım diyor ki; “…kılık kıyafetim benim inancımın gereğiydi. Özgür ve demokrat bir Türkiye'nin mücadelesi veriyorduk. Bu mücadelede biz haklarımızı bıraktık ama başörtümüzü bırakmadık.. Başörtüsü mücadelesini siyasi alana taşımaya karar verdim.. Milletvekili adayı gösterilmem, ‘başörtüsü mücadelesinin taçlanmasıdır’.. "

Birincisi; doğrudur  türban sizin inancınız gereği, fakat asla  İslamiyet’imizin gereği değil, çünkü, kutsal kitabımız  Kuran da kesinlikle böyle bir ayet veya süre yoktur. Hatta, Tarikat şeyhi  kayınpederinizin önemle okunmasını istediği Hz. Peygamber’in sözlerinde, yani Hadislerde bile yeri yok..
Not: Kimse bana; Kur’an’ın 24. Sırasında yer alan NÛR Suresi 31. Ayetini  ve Kur’an’ın 33. Sırasındaki Ahzâb Suresi 59.ayeti ile Nur Suresi 61 ayetini örneklemesin. Ne olduğunu çok iyi biliyorum.
İkincisi; Özgür ve demokrat bir Türkiye'nin mücadelesi  evrensel bir olgudur, onu asla siyasi rant aracı türbana indirgeyemezsiniz.
Üçüncüsü; başınızı örten asla başörtü değil, başörtüsüne benzetmeye çalıştığınız militan örtü türbandır.
Dördüncüsü; sizin gibi Müslüman olmasına karşın türban takmayan AKP’nin sizden önceki bakanı kız kardeşinizin inancı yok mu ki türban takmıyor? Bu soruyu ben, Müslümanların inancı gereği türban takmaları zorunluktur şeklinde söyleminizi  yorumladığım için sordum.

Beşincisi; “Milletvekili adayı gösterilmem, ‘başörtüsü mücadelesinin taçlanmasıdır’.. " diyorsunuz. Kız kardeşiniz bu tacı reddettiği için mi 2011 seçimlerinde üzeri çizildi ve milletvekili olamadı? Dahası; bazı AKP’lilerin “Sizde Başbakanımızın kokusu var” dediği eşiniz Dr. Yıldırım Ramazanoğlu’nun ve sizin bu işte bir dahliniz var mı?
İsterseniz o haberi anımsatayım. “Kabine’nin liste dışı kalan tek ismi olan Devlet Bakanı Aliye Kavaf’ın, “enişte” kurbanı olduğu ortaya çıktı. Kulislerde Kavaf’ın bakan yapılmasında olduğu gibi liste dışı kalmasının perde arkasında da, Başbakan Erdoğan ailesine çok yakın olan AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan ablası Dr. Sema Ramazanoğlu ile eniştesi Dr. Yıldırım Ramazanoğlu’nun etkili olduğu konuşuluyor. AK Parti kurucuları arasında olan Dr. Sema Ramazanoğlu, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın yakın dostu. Türbanlı olduğu için “milletvekili adayı” gösterilmeyen abla Sema Ramazanoğlu’nun desteğiyle Kavaf’ın önce milletvekili, ardından da bakan yapıldığı ifade edilirken, Erdoğan’ın bu kez tercihini doktoru ve danışmanı da yaptığı yakın dostu enişte Yıldırım Ramazanoğlu’ndan yana kullanmak istediği, aynı aileden iki ismi listeye koymasının şık olmayacağı düşüncesiyle de Kavaf’ı bu dönem dinlendirme kararı aldığı belirtildi.”

Altıncısı; “Başörtüsü mücadelesini siyasi alana taşımaya karar verdim” değerlendirmesi yaptınız. Bundan sonra bunu hangi alana taşıyacaksınız, dahası taşıtacaklar?
Analarımızın, Anadolu insanının, saçının perçemini gösteren, daha doğrusu babanızın vefatında kız kardeşinizin taktığı o  kutsal başörtüsüne değil, demokrasiyi ve özgürlükleri karanlık örtü için araç olarak kullananların türbanına  karşıyız..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com  
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

23 Kasım 2015 Pazartesi

ÖĞRETMENİM ÖĞRETENİM BU KARANLIKTA BİLE IŞIKSIN

Evrenin en kutsal ve de yüce değerleri öğretmenlerimize:
HONKİ, TONKİ, PONKİ VE ZONKİLİ MİLLİ  EĞİTİM BAKANLIĞI İLE SÜSLÜ KÖTÜ GÜNLERDE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
24 Kasım 2015
Öncelikle, İlkokul öğretmenlerim Ekrem Göçmen ile Gülşen Onat’ı ve de bana emeği geçen öğretmenlerimi saygıyla anıyorum. Ve  eşim kadriye Çorbacıoğlu ile birlikte   tüm Öğretmenlerin “Öğretmenler Günü ”nu kutluyor, nice nitel öğretmeler diliyorum.
Günlerimiz iyi değil, fakat günlerimiz çok; Öğretmenler Günü, Anneler Günü, Babalar günü..Kapitalizmin tüketim kültürünü ekonomik rant adına biçimlendirdiği günler olsa da bence ilk üçünü  kutsal görüyorum.

Şunu yadsıyamayız; kapitalizmin tüketim toplumu yaratma adına günleri  abarttığı bir gerçek. Şimdi de, 19 Kasım’ı “Dünya Tuvalet Günü”  ilan etmiş, “Öğretmenler Günü”nden 5 gün önce. Nedir bu? Temizliğe vurgu mu? İyi de o zaman “Dünya Temizlik Günü” de..Kusura bakmayın da dünyayı b..k götürdüğü günümüzde “Tuvalet Günü” bende, Everest’in tepesine Tuvalet yaptırıp, dünyayı yukardan aşağı tamamen pislemeyi çağrıştırdı: http://blog.milliyet.com.tr/everest-in-zirvesine-tuvalet/Blog/?BlogNo=182739

Yüzde 82’si çocuklarının gıda, yüzde 84’ü kıyafet, yüzde 88’i eğitim gereksinimlerini karşılamayan ve bu nedenle  yüzde 62’si psikolojik sorun yaşayan öğretmen nasıl öğretsin?! Öğrenciler nasıl öğrensin. Eğitim sisteminin başındakiler Öğretmenimizin, öğretmenin ve öğrenenlerin kimyasını bozmayı hızla sürdürüyor.
Eğitim-İş’in 24 ilde 833 öğretmen ile yüz yüze görüşerek yapılan anketinde, Öğretmenlerimizin  24 Kasım Öğretmenler Günü’ne mutsuz ve umutsuz girdiğini gözlemledi ve raporlaştırdı. Raporda, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarının (açlık sınırı) 1379 lira, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarının ise (yoksulluk sınırı) 4492 lira olduğu vurgulandı. 15 yıllık deneyimli bir öğretmenin yoksulluk sınırının neredeyse yarısı kadar olan 2478 TL maaş aldığı anımsatıldı.

 “Öğretmenlerin yüzde 89’u mesleğinden elde ettiği geliri, yüzde 86’sı yılda bir kez verilen eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buluyor. Öğretmenlerin yüzde 83’ü maaşının düşük olması nedeniyle toplumdaki saygınlığının azaldığını düşünürken, yüzde 79’u gelirindeki yetersizliğin mesleki verimini düşürdüğünü belirtiyor. Eğitimcilerin yüzde 89’u 20.77 liralık çocuk yardımının ve 9.21 lira olan ek ders ücretinin de yetersizliğinden dert yanıyor. Yüzde 86’sı gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını kaydediyor.
Öğretmenlerin yüzde 82’si kazandığı parayla çocuklarının gıda, yüzde 84’ü kılık-kıyafet, yüzde 88’i ise eğitim ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığını bildirdi. Eğitimcilerin, yüzde 79’u çocuklarının tam olarak dengeli beslenemediğini belirtti.

Gelirindeki yetersizlik nedeniyle 100 öğretmenden 62’si psikolojik sorunlar yaşıyor, 18’i ise ‘az da olsa psikolojik sorunlar yaşıyorum’ diyor. Öğretmenlerin yüzde 61’i daha çok para kazanacağı bir iş bulması halinde mesleğini bırakabileceğini belirtirken, yüzde 85’i son 10 yılda alım gücünün düştüğünü vurguluyor. Öğretmenlerin yüzde 75’i öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini düşünürken, yüzde 89’u ise yine son 10 yılda okullardaki eğitimin niteliğinin düştüğünü belirtiyor.”
Arapçanın İlkokul 2.sınıfta başlamak üzere zorunlu seçmeli dil haline getirildiği ve Öğretmen ile Öğrencilerin sorunlarına karanlık pencereden bakıldığı günümüzde ben, Öğretmenler Günü'nün Öğretmenler ve Öğrenenler Günü olarak değiştirilmesini öneriyorum.
Düşünün; “ 1 Honki 3 Ponki, 1 Ponki 2 Tonki, 1 Zonki 12 Honki ederse 2 Zonki kaç tonki eder? “ Sorusunı sınav sorusu yapan Milli Eğitim Bakanlığından ne beklersiniz.

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

VAHŞİ KAPİTALİZMİ CAHİL KAPİTALİZME DÖNÜŞTÜRENLER

"Cahil açığı"nın arttığı ülkemde yine de iyi Pazartesiler..
VAHŞİ KAPİTALİZMİ YAŞAMADAN AVM’LER VE REZİDANSLARLA ‘CAHİL AÇIĞI ARTIRAN’ CAHİL KAPİTALİZME GEÇİŞ
22 Kasım 2015
Peygamberimiz Hz.Muhammed; “Cahiller, cesur olurlar.” der.
Gerçekten cesurlar. Dinden geçinerek yarattıkları İslam burjuvasıyla değerleri yok ederlerken kendilerini de yok ettiklerini kesininlikle umursamazlar. Öngörüleri yoktur çünkü.
Mevlâna ne güzel demiş; “Cahilin sonunda göreceği şeyi, akıllılar önce görür.” diye.
Kim cahil, kim akıllı?

Gerçekleri sonradadn görenler bana göre cahil. Yine bana göre ben akıllıyım. 
İddialıyım bu konuda, çünkü Nükleer sanrallerin, HES’lerin. Özellikle İstanbul ve Ankara’daki yüksek yapı saldırganlığının ve Ve de AKP iktidar inadının süreç içinde doğaya ve doğana zarar vereceğini söyleyebiliyorum.
Bu cahiller yüzünden “Vahşi Kapitalizm”, “Cahil Kapitalizme” dönüştü ülkemizde 2002 sonrası.
Yakın zamanda(2008) bir TV programına konuşan Deniz Gökçe, “Marx’ın haklı çıktığı falan yok, kapitalizm babalar gibi ayakta” demişti.

Çok geçmeden Ali Koç çıktı; Antalya’da düzenlenen, Kasım 2015 G20 toplantısında “Gerçek sorun kapitalizmdir. Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizm ortadan kalkmalıdır.” diyiverdi.
Ardından;
Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Ali Koç’un kapitalizme yönelik sözlerine destek verirken “Kapitalizmin insanileştirilmesi” gerektiğini söyledi. Bodur, “Bir türlü azaltılamayan gelir adaletsizliği, terörün yolculuğunu hızlandırdı. Vahşi kapitalizme dur demezsek terörün yarın hangi başkentin kapısını çalacağını bilemeyiz” dedi.
Ve en sonunda; Eczacıbaşı Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da “Kapitalizm istenen sonuçları veremedi..Zengin-fakir uçurumu kronikleşiyor..Karamsar bir geleceğe karşı, herkesin değişmek zorunda olduğu bir gerçektir.” değerlendirmesi yaptı.
Ben de; ülkemin vahşi kapilazme geçemeden sınıf atliyarak, cahil kapitalizme geçtiğini ve de Bill Gates gibi; "Kaptalizm bizi iklim değişikliğinden kurtaramaz. Çare sosyalist politikalar katkılı ‘Gezi Halk Hareketi bütününde, 21.yüzyılın kendi ideolojisini bularak 20.yüzyıl ideolojilerinini terk edeceğini." Söylemeye devam ediyorum.

Sözüm; eğtimsiz, kültür yoksunu ve düşünce yoksulu klasik cahillere değil. Sözüm; dinden geçinen siyasi erke sırtını dayiyarak para hırsını tüm değerlerin önünde koşturan ‘İslam formatlı’ siyasi ve ekonomik rant avcılarınadır.
Bunlar, AKP tek başına iktidara gelince bayram sevinciyle; “İnşaatlarımız gerileme devrine girmişti , şükür tekrar harekete geçeceğiz.” şeklinde çılgınca feryat ettiler.
Doğrusu açık açık niyetlerini belirttiler, sözde belirsizlikten dem vurarak; “Siyasi belirsizliğin sona ermesi gayrimenkul sektörünü harekete geçirdi. Seçim sonrası konut piyasamız hareketlendi..” 
Bu açık itiraftır. Bal gibi talan projelerine izin veren iktidarın tekrar iktidar olması onları sevindirdi.
Evet; İstanbul ve Ankara’daki, dünün yapsatçı günümüzün Residenceçi yüklenicilerin sevinç çığlıklarının nedeni endişelerinin 1 Kasım seçim sonrası bitmesi.
Bunlar şehre imza atanlarmış. Biliyorum size göre de bunlar sermaya tapınaklarıyla şehre kazık atanlar.

İnşaat sektörünün değil de, yapsat ve de talan sektörünün ülke kalkınmasında ve büyümesinde ne denli belirleyici ve etkin olduğunu sürekli belirttik.
Dahası; ülkemizin sürdürülebilir büyümesine olan katkısını işledik.Anımsatayım; “Sürdürülebilir Büyüme, gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılama yeteneklerini-olanaklarını ellerinden almaksızın, bugünün gereksinimlerini karşılamaktır.” 
Yapsat projeleriyle, gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılama olanaklarını resmen ortadan kaldırıyor. Yaptıkları konutlar barınma gereksinimini karşılar özellikler taşımamaktadır. Kesinlikle inşa ettikleri konutlar dar ve orta gelirli kitleye değil yüksek gelirli kitleye hitap etmektedir. Bu devasa yapılardaki konutlar, yaşam skalasını üzerine yaşama savaşı verenlere değil, rant savaşı veren üst gelir sahiplerine satılmaktadır. 
Biliyoruz ki; özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde meydana gelen nüfus artış hızı, hızlı kentleşme ve göçler, gelir düzeyi düşük bir kitle yaratmaktadır. Bu konutlar böylesi düzeydeki kitle için değil, bir grup yüksek gelirliler için yapılmaktadır . Bu projeler asla toplumsal katkılı değil, varlıklarına varlık katan lüks tüketici kitlere rant sağlayan projelerdir. Ve de sürdürülebilir büyümeye zerre kadar faydası yoktur.

Türkiye’mde en kolay para kazanma yolu; iktidar partisinin siyasetçisi olmak veya böylesi siyasetçiya sırtını deyamak. Kolayın da kolayı var; o da gayrimenkul ve borsa yatırımcısı olmak ve varsa yoksa, arsa borsa mantığıyla sevetine servet katmak..
Ve bunlar kendi aralarında yarışıyor ve birbirlerine ödüller veriyorlar. Ödül adını da dışarıdan ithal etmişler; “Sign of the City Awards(Kent Ödülleri Burcu)”

Açın hormomlu renkli gazeteleri; ne kıyı, ne ova ne de vadi bırakmadıklarını, özellikle İstanbul ve Ankara’yı parsel parsel parçaladıklarını tam sayfa reklamlarında görebilirsiniz: “İstanbul’un yeni merkezi Bahçeehir’de, üçüncü havaalanı ve üçüncü köprü bağlantılı yolları üzerinde 5 bin konutluk yepyeni 4 ödüllü bilmem ne projesinin ilk adımı yükseliyor:…Konforia..” Veya, Ankara gibi yerde sahil evleri projeleri..

İstanbul’da gayrimenul zengini omak istiyorsanız; Boğaz köprüsü geçirteceksin ya da kapattığın arsalara imar geçirteceksin. Çamlıca Tepesine Cami konuşlandırıldığı yetmezmiş gibi son olarak, Kadıköy rıhtım bölgesine, yeni bir 'Ulu Cami' yapılması planlanarak İstanbul’u adeta cami avlusuna dönüştüreceksin. İstanbul sonrası Ankara’ya saldıracak ve de inşa ettiğin konutların albenisini artırmak için yapay devasa bir göl inşa ettirip adına da Göl Evleri koyacaksın. Bitmedi; İstanbul boğazına özenerek “Ankara Boğaz”ı inşa edip boğaz manzaralı evler diyeceksin; ve de böylelikle cennetin izdüşümü ülkemi yiyeceksin..

Bunun adı; “Vahşi Kapitalizm değil, dinden ve yoksuldan geçinenlerin yarattığı ilkel İslami burjuvayı besleyen “Cahil Kapitalizmdir”. 
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com 
evesbere@gmail.com 
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32