31 Mayıs 2016 Salı

AB ÜYELİĞİ DÜŞ VE TUŞ OLDU.. “AB LÜLE NE OLDU BÜLE ÇABUK SÜLE ”

AB ÜYELİĞİ DÜŞ VE TUŞ OLDU..
“AB LÜLE NE OLDU BÜLE  ÇABUK SÜLE ”
BANA ÇOCUK, PARDON OY DOĞUR.. “ZARRAB TÜRKİYE’YE KAÇARSA GERİ İADESİ MÜMKÜN DEĞİL, RÜŞVETLE İŞİNİ GÖRÜR.”

31 Mayıs 2016
Eğer AB vize olayı çözümlenseydi, kesin Haziran ortasında “erken seçim vardı”.
Amaç; bir taşla birkaç kuş.. Birincisi; başkanlık için Anayasa değiştirecek sayıyı yakalamak. İkincisi; Ahmet Davutoğlu’nun seçim zaferini gölgede bırakacak, sözde Binali başarısını etmek ve profilin yükseltmek. Üçünsüsü; böylelikle tek adamlığını halka onaylatmak..
Kısacası; Türkiye’m beterin beterine düşmekten son anda kurtuldu..
Yaşanan süreç lider megalomanlığının daniskası..

Rica ediyorum makarnacı kardeşim; milyon dolarla; İstanbul’un Feth edilişinin 563. Yılı kutlanıyor, kutlamalarda Fatih Sultan Mehmet adı ciliz, onun ismi besili çıkıyor, neden?
Biliyorsun; 23 Nisan ve 19 Mayıs ulusal bayramlar ötelenmiş, edilgenleştirilmişti. Gördün, “Fetih Gecesi”nin görkemliliği için  yaptıkları devasa harcamaları.. Bu gerçekleri  bir gör makarnacı. Yarın kendisini başka gezegenler atacak, seni yarattığı kaosta yakacak ve sen hala onu alkışlıyor olacaksın. Ne olursun bir düşün makarnacı!!..Baksana, senin karnındaki cenini yine ağzına doladı. Sen makarnacı yaşam çizgisisinin altında açlık savaşı veriyorsun, o oy için sana doğur diyor, alana gel beni alkışla diyor..Yetmedi, “Yargıtay, Sayıştay ve Danıştay başkanlarını, yanında gezdirerek adeta tek adam diktasının şakşakçısı konumuna düşürüyor, diyorlar”..Ve çekinmeden, başbakan yardımcısı “TürkiyeCumhuriyeti’nde yargı kurum ve kuruluşları da nihayetinde son olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına bağlıdır.diyerek dikta imparatorluğuna gidiyoruz vurgusu yapabiliyor..

[[ Bu ne rahatlık..
Geçmiş uygarlıkların ve de Fatihlerin asırlardır oluşturduğu İstanbul’un siluetini yok et..Yaratılan sermayenin tapınaklarını İstanbul’un yüreğine çak.. Allah aşkına, dön de yok edilen İstanbul’a bir bak!!..”Fetih şöleni ha!!” Taşımalı siyasetin figürü paralı şakşakçıları alana topla..Fatih bunları görünce kesin mezarında ters dönmüştür..
Diriliş değil, işleyen süreç yıkılıştır!!
Bu ülkenin “Fatihlere, Mustafa Kemallere gereksimi var, yokedicilere değil. ]]
Bunları söylemen gerekirsen, sen  görmüyorsun ve alkışını sürdürüyorsun..Ben sana başka ne diyeyim!!...
Bunun için, doğrusu senin aymazlığın yüzünden  meydanlarda, bir parti lideri gibi esip ufuruyor....

Ey Türkiye’m seni ne hale getirdiler?!
Şu ifadeye bakar mısınız: “New York’ta görülen Zarrab davasında Başsavcı Preet Bharara:  “Zarrab Türkiye’ye kaçarsa geri iadesi mümkün değil, rüşvetle işini görür.”
Bu ifade;  cennetin izdüşümü ülkemi itibarsızlaştırmanın danıskası Buna neden olanlar hala çekinmeden, arlanmadan başımızdalar ve de ülkemi terk etmiyorlar.
Hep dedim ve diyorum: “Ülkem kötü gitmiyor. Kötü giden bunlar”
Gün gelecek, gidecek..Gidişi çok feci olacak..

İbretlik 2 haber:

A-- Economist'ten en detaylı AB-Türkiye anlaşması yazısı(27 Mayıs 2016)
Economist dergisinin bu haftaki sayısında Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki gerginlik ve açmaza giren göçmen anlaşmasına detaylı bir yazıyla geniş yer veriliyor:
"Anlaşmanın uygulamaya girmesinin ardından Avrupa'ya ulaşan göçmen sayısı düştü. Ancak anlaşma giderek daha da bulanık bir hale bürünüyor. Anlaşma Avrupa Birliği'nin itibarını ve Türkiye ile ilişkilerini sarsma riskini taşıyor.
Türkiye AB'yle ipleri koparırsa ne olur?
"Mart ayında anlaşmanın yapılmasından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eskisinden daha da açık ve kibirli bir şekilde otoriterleşti. Sanki karşılığında bir yaptırıma maruz kalmadan AB normlarının üzerinden geçebileceğini göstermek ister gibiydi.
"22 Mayıs'ta göçmen anlaşmasının mimarlarından Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık görevini Erdoğan'a sadık Binali Yıldırım'a devretti. Davutoğlu'nun gönderilmesi acımasız olduğu kadar olaysızdı da.
"Davutoğlu'nun görevden ayrılışının gerekçesiyle ilgili bir iki muğlak parti birliği açıklamasının dışında Adalet ve Kalkınma Partisi'nden bir izahat yapılmadı.
"Binali Yıldırım ise Erdoğan'ı icracı Cumhurbaşkanı yapacak süreci işleteceği sözünü verdi. Bu değişimden sadece iki gün önceyse Meclis'te dosyası bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması kabul edildi.
Times: AB, Türkiye'nin üyelik süreci saçmalığını bitirmeli
"Böylece Halkların Demokratik Partisi'nin Meclis'teki 59 vekilinden terörle mücadele yasasını ihlalle suçlanan 50 vekil için yargı yolu açıldı. Erdoğan HDP'lileri PKK'nın propagandasını yapmakla suçlor. HDP'liler ise iddiaları reddediyor.
"Erdoğan'ın medya üzerindeki baskısı da hissedilir biçimde artmış durumda. Mayıs ayında çıkan bir rapora göre sadece yılın 4 ayında 900'e yakın gazeteci işini kaybetti, 33'ü ise gözaltına alındı.

"Erdoğan'ın 2014'te Cumhurbaşkanlığı görevine gelmesinden bu yana savcılar 1800'den fazla 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' davası açmış durumda. Erdoğan'ın kolu Türkiye sınırları dışına da uzanıyor. Nisan ayında Alman yasalarındaki açıkları fırsat bilerek yabancı bir devlet liderine hakaretten komedyen Jan Böhmermann'ın yargılanması sürecini başlattı.
"Tüm bu gelişmeler Brüksel'deki yetkilileri korkutmuş durumda. 23 Mayıs'ta Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mart ayında (gerçeklikten uzak biçimde) üzerinde uzlaşılan vize serbestisinin yürürlüğe girmesi için Türkiye'nin tüm şartları yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
AB'den vize serbestisine 'fren' hazırlığı
Kritik terörle mücadele yasası
"Türkiye'nin hâlâ AB'nin öne sürdüğü 72 koşuldan 7'sini yerine getirmesi gerekiyor.Bu şartların bazıları biyometrik pasaportlar, yolsuzlukla mücadele, iade taleplerinde işbirliğinin artırılması. Ama en çok tartışılan şart, gazetecileri, akademisyenleri ve siyasileri hedef almak için kullanılan terörle mücadele yasasının kapsamının daraltılması.
"Avrupa Konseyi Türkiye'ye verilebilecek vize serbestisini siyaseten daha sindirilebilir hale getirmek için bir takım yeni kurallar üzerinde çalışıyor. Eğer talep edilen şartlarda geriye gidiş gözlenirse Türk vatandaşlarına tanınacak olan vize muafiyetinin 6 aylığına askıya alınması ya da tamamen kaldırılması gündeme gelebilecek.
"Ancak tüm bu çabalar anlaşmayı daha da gülünç hale getiriyor.

"Brüksel merkezli Carnegie Europe araştırma kuruluşundan AB'nin eski Türkiye Büyükelçisi Marc Pierini, hatanın başta yapıldığını ve vize muafiyeti, göç sorunu ve üyelik süreci gibi birbirinden çok farklı konuların aynı anlaşma metnine konduğunu söylüyor.
"Türkiye uzun yıllardır vize muafiyetini kovalıyor. Bunun için de göç krizinde Avrupa'nın kirli işlerini yapmayı göze alıyor. Ancak bu anlaşma aynı zamanda Erdoğan'ın eline de koz veriyor: Eğer vize muafiyeti tanınmazsa, mültecilerin yeniden Avrupa'ya akınının önünü açabilir.
"Sadece birkaç bin mülteci yola çıksa kaos yeniden başlar. Mart ayından bu yana Yunanistan'da sıkışıp kalan 50 bin mülteci Atina'ya büyük zorluklar yaşatıyor.
AB-Türkiye mülteci anlaşmasının bilançosu
'AB üyeliği eskisi kadar çekici değil'
"Eğer Türk vatandaşlarına vize muafiyeti verilirse bu kez AB Türkiye üzerindeki etkisini önemli ölçüde yitirir. Araştırma kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Hugh Pope, 'Avrupalılar sondukları şeylerin çekicilik boyutunu abartıyor' diyor.

"AB'ye üyelik perspektifi 2000'li yılların ortalarında olduğu kadar cazip bir vaat değil. Her 10 Türkten 7'si ülkenin hiçbir zaman AB üyesi olmayacağını düşünüyor.
"En kötüsüyse AB anlaşmayı ayakta tutabilmek adına kendi standartlarını aşağı çekiyor. Mart ayında el konulan muhalif Zaman gazetesine ne olduğunu soran pek yok. PKK operasyonlarında yerleşim yerlerinin topçu ateşine tutulması gibi konularsa sadece çekingen bir dille ifade ediliyor.
AB vize serbestisi için ne istiyor?
"Eğer Türkiye terörle mücadele yasalarında makyajvari küçük düzenlemer yaptıktan sonra vize muafiyeti verilirse AB'nin konumu daha da zayıflayacak. Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesi Marietje Schaake, Brüksel'de pek çok kişinin bu kadar çok taviz verilmesinden dolayı rahatsızlık içinde olduğunu söylüyor ve 'Eğer sana gerçekten çok ihtiyacımız olursa, oturup her konuyu konuşabiliriz' mesajının verildiğini ifade ediyor.
"Ancak AB açısından ufukta daha iyi bir çözüm seçeneği de görünmüyor."
B-- Bharara: Zarrab Türkiye’ye kaçarsa geri iadesi mümkün değil, rüşvetle işini görür (26 Mayıs 2016).
Reza Zarrab’ın (Rıza Sarraf) New York’ta görülen davasında 17 Aralık iddianamesini mahkemeye delil olarak sunan Başsavcı Preet Bharara mahkemeyi de uyardı. Bharara, kefalet başvurusuna 29 sayfalık dosya ile itiraz ederken, Türkiye kaçması durumunda geri iade edilmesinin imkansızlaşacağı, Zarrab’ın Türkiye’de siyasilerle işini rüşvetle gördüğünü kaydetti.
ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın (Rıza Sarraf) New York’ta görülen davasında Başsavcı Preet Bharara’nın iddiaları damga vurdu. Zarrab’ın avukatı Benjamin Brafman’ın mahkemeye sunduğu kefalet başvurusuna itiraz eden başsavcı Bharara, “Zarrab Türkiye’ye kaçarsa geri iadesi mümkün değil, rüşvetle işini görür” dedi. Başsavcı Bharara, Zarrab’ın kefalet başvurusuna neden itiraz ettiklerini davaya bakan yargıç Richard Berman’a sunduğu 29 sayfadan oluşan müzekkeresinde kanıtlarla açıkladı. Zarrab’ın 19 Mart 2016’da Miami’ye ailesi ve çalışanları ile birlikte giriş yaparken gümrüğe verdiği bilgide yanında 103 bin dolar nakit para getirdiğini beyan ettiği belirtildi. FBI’ın kendisini tutuklamasından sonra Zarrab’ın üzerinin arandığını ve bir iPhone ile bir çok şeyin bulunduğu kaydediliyor. Zarrab’ın sorgulamasında sadece Türk pasaportu bulunduğunu, son 10 yılda Londra, Avrupa, Çin, Singapur ve Tayland’a seyahat ettiğini, Rusya, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Mısır ve Lübnan’a yaptığı seyahatleri beyan etmeyerek yalan söylediği, kendisine ait İran ve Makedonya pasaportları ile nerelere seyahat ettiğininin bilinmediği belirtildi.
Zarrab’ın Varlığı
Zarrab’ın ön sorgulaması sırasında, altın ticareti,mobilya işi ve dükkan kira geliri olarak yılda 720 bin dolar kazandığını beyan ettiği, ancak bu rakamın kendisine ait büyük holdingleri, özel uçağı, 17 otomobili ve yatları olduğundan eksik ve yanlış olduğu kaydedildi. Buna örnek olarak Zarrab’ın 19 Nisan 2014 tarihinde konuk olduğu A-Haber’de yayınlanan ‘Yaz Boz’ isimli programda yaptığı açıklamaları delil olarak gösterildi. Zarrab’ın röportajını kelimesi kelimesine baştan sonra mahkemeye delil olarak sunan Başsavcılık, Amerikan ambargosu empoze edilmeden önce bir dönem, günde bir ton altın ihracat ettiğini söylediği ve ayrıca programın Youtube’daki video linkini delil olarak gösterdi.
İade Edilmiyor
Raporda ayrıca Zarrab’ın kefalet koşullarının suçlamaların özellikleri ve delillerin ağırlığı nedeniyle ciddi bir kaçma riski oluşturduğuna dikkat çekildi. Ayrıca son 10 yılda seyahat ettiği ülkelerin ismi sorulduğunda Zarrab’ın yalan söylediği, geçmişte giriş yaptığı ülkeler arasında ABD ile “Suçlu İade Anlaşması” bulunmayan ülkelerin de bulunmasına da yer verildi. Türkiye’nin ABD ile Suçlu İade Anlaşması bulunduğunu hatırlatan Bharara, buna rağmen Türkiye’nin vatandaşlarını iade etmediğini, ayrıca Türk savcının hazırladığı rapora dikkat çekerek, Zarrab’ın ABD’ye iade edilme ihtimalini görmediğini belirtti. Başsavcı, 17 Aralık soruşturma raporunu kaynak göstererek, “Türkiye, vatandaşının iadesine izin verse bile, raporda görüldüğü üzere, davalı yüksek mevkideki Türk yetkililere rüşvet vererek işini görüyor. Türk cezaevinden bile kurtuldu” dedi.
17 Aralık İle Fbı Kanıtları Tutuyor
BAŞSAVCI Preet Bharara’nın mahkemeye sunduğu belgeler üzerinde değerlendirme yapan ABD’deki Türk Ceza Avukatı Rıza Dağlı, Zarrab’ın kefalet başvurusunu başsavcının neden reddettiğini şöyle açıkladı: “Başsavcı, öncelikle 17 Aralık iddianamesinin doğru ve hatasız olduğuna inandığını kaydediyor. En önemlisi, Türk savcının hazırladığı 17 Aralık iddianamesi ile ilgili rapor ile FBI’ın ele geçirdiği elektronik posta kayıtları ve diğer kanıtlarla tutarlı olduğunu iddia ediyor.” New York’un dışında New Jersey Federal Mahkemeleri’ne 9 yıl süreyle Başsavcı yardımcılığı görevinde bulunduktan sonra Brach/Eichler Hukuk Firması’nda ceza avukatı olarak çalışmaya başlayan Rıza Dağlı, Hürriyet’e yaptığı açıklamada ayrıca şunlara dikkat çekti: “Başsavcının kefalete razı olmaması için çok etken var. Birincisi çok zengin olduğu için kaçmasının kolay olacağını düşünüyor. Zarrab’ın Miami’deki ilk sorgulamasındaki ifadelerinin doğru olmadığını ve FBI’a yalan söylediğini tespit etmiş. Mal varlığını gerçeğinden çok daha daha az göstermiş, bazı ülkelere giriş yaptığını saklamış. Başsavcı, Zarrab’ın ABD ile iade anlaşması olmayan ülkelere kaçabileceğine dair inandırıcı kanıtlar sunmuş. Bizim için sürpriz olan bir şey yok. 17 Aralık iddianamesi bilenen bir şeydi. Mahkemeye sunulan kanıtlar içinde FBI’ın sorgulması yeni, ancak çok çarpıcı bir unsur yok.” Dağlı, Zarrab hakkında Türkiye’deki siyasi yolsuzluk iddialarının da davaya kanıt olarak iliştirilmesi ile Zarrab’ın Türkiye’deki siyasi figürlerle rüşvete dayalı bağlarını mahkemenin yargıcına gösterilerek, ABD’den kaçması durumunda geri iade edilmesini yine rüşvet yoluyla engelleyebileceğine dikkat çekilmiş.
İşin özü; AKP’nin İslam ülkelerinin lideri olmak. Bunun için öncelikle Türkiye’yi kendi ideolojik amaçları için “İslamlaştırmak ve Ortadoğu’ya, ardından Balkanları ve Arabistan yarım adasını içeren Yakın Doğu’ya ve de Uzak Doğu İslam ülkelerine ‘ Hilafet-Halifelik” makamıyla  hakim olmak. Şaka değil, sen bu amacının doğruluğunu bana kanıtla ben senden fazla hilafetçi olurum. Dünya halkları ve dinler kardeşliğini evrensel zorunluluk olarak göreceğine ve İslam kardeşliği gibi din faşizmine gidiyorsun.
Hile ve yetim hakkı yiyerek ve de kara para aklayarak edindiğin güç neyi değiştiriri ki.. Sen diğer dinleri ve halkları aptal mı sanıyorsun?!
İslamlaşacağına, insanlaş ve tüm mazlum dünya ülkeleri seni örnek alsın; ördek dalışı gibi kıçın dışarıda kalmasın..
http://blog.milliyet.com.tr/ab-lule-no-oldu-bule-cabuk-sule/Blog/?BlogNo=114883
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

26 Mayıs 2016 Perşembe

GALATASARAY FENERBAHÇE'Yİ BİTİRDİ

GALATASARAY SÜPER LİG’İ, KAYSERİSPOR’A ATTIĞI 6 GOL VE 6. LIKLE BİTİRİRKEN ZİRAAT KUPASINDA DA FENERBAHÇE’Yİ BİTİREREK BİRİNCİ OLDU
GALATASARAY SÜPER LİG’İ, KAYSERİSPOR’A ATTIĞI 6 GOL VE 6. LIKLE BİTİRİRKEN ZİRAAT KUPASINDA DA FENERBAHÇE’Yİ BİTİREREK BİRİNCİ OLDU
27 Mayıs 2016
Galatasaray’ın son 3 maçta 9 attı 1 yedi ve beni J.O. Riekerink’e emanet et dedi ve de   yeni sezon için  önerilerim:
Galatasaray: 1 Fenerbahçe: 0
Kupaların efendisi 15. Kez Ziraat Kupası’nın sahibini oldu... Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupasını üst-üste 3.kez kazanarak adeta Kupacı Galatasaray oldu.
 Finalinde karşılaştığı ezeli rakibiFenerbahçe'yi 1-0 yenerek üst üste 3. kez mutlu sona ulaştı. Sarı kırmızılılara tarihi zaferi kazandıran golü 30. dakikada Podolski attı. Galatasaray bu şampiyonlukla Avrupa kupalarına gitme hakkını da elde etti ve cezanın 2 yıla çıkma ihtimali ortadan kalktı. Fenerbahçe'de Ba'nın bir kafa şutu direkten dönerken, maç bittikten sonra hakeme itiraz eden Nani, kırmızı kart gördü.
30. dakikada Emre Çolak'ın sağdan kullandığı köşe atışında altıpas önüne düşen topu Denayer kafayla içeri çevirdi. Kale sahasında bulunan Podolski, arka direkte uygun durumda kafayla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0. Fenerbahçe ve maç  böyle bitti.. Finale, rakibine göre daha istekli ve baskılı başlayan Galatasaray, 6. dakikada Podolski zor olan yaptı ve kale ağzında topu dışarı attı.. Teknik Direktör Jan Olde Riekerink, Fenerbahçe ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası Finali'nde ikinci yarının başında Sneijder'i oyuna çıkarak sakatlıktan yeni kurtulan bir diğer futbolcu Chedjou'yu sahaya sürdü.
Kupayı 17. kez müzesine götüren Galatasaray, bu sonuçla Avrupa Ligi'ne katılım hakkı elde etti. Sarı-kırmızılı ekip, UEFA'nın verdiği 1 yıllık men cezasını önümüzdeki sezon çekecek.
Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan Ziraat Türkiye Kupası finaline Erman Toroğlu damga vurdu. Dev derbiyi ATV ekranlarında yorumlayan Erman Toroğlu, Lukas Podolski'nin Fenerbahçe ağlarına bıraktığı golden sonra, "Hasan Ali malesef ofsaytı bozuyor" sözü ile sarı-kırmızılı taraftarlar olarak bizleri adeta çileden çıkarttı.
Galatasaray 50 yılda, üst-üste 3.kez kupayı alan takım.
Galatasaray, bu kupaya hiç yenilmeden ulaştı.
Galatasaray, Fenerbahçe arasında 5 kupa finalı oynandı ve GS 5’ini de kazandı..
Ve, Fenerbahçe kupa törenine ‘Aziz Yıldırım talimatıyla’ çıkmadı..
Jan Olde Riekerink'ten 2 değişiklik

Galatasaray Teknik Direktörü Jan Olde Riekerink, Ziraat Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe ile oynanan maçta, Spor Toto Süper Lig'in son haftasındaki Kayserispor karşılaşmasına göre ilk 11'de iki değişiklik yaptı. Hollandalı teknik adam, 6-0 kazanılan Kayserispor mücadelesinin ilk 11'ine göre savunmada iki değişikliğe gitti. Riekerink, savunmanın sağında Sabri Sarıoğlu'nun yerine Semih Kaya'yı görevlendirirken, stoperde de Koray Günter'in yerine Jason Denayer'e şans verdi. Galatasaray, Fenerbahçe derbisine Fernando Muslera, Semih Kaya, Jason Denayer, Hakan Kadir Balta, Lionel Carole, Selçuk İnan, Emre Çolak, Sinan Gümüş, Wesley Sneijder, Yasin Öztekin ve Lukas Podolski ilk 11'i ile başladı. Sarı-kırmızılı ekipte Cenk Gönen, Bilal Kısa, Umut Bulut, Aurelien Chedjou, Martin Linnes, Olcan Adın ve Sabri Sarıoğlu ise yedek kulübesinde yer aldı.
2015-2016 sezonu, 26 Mayıs 2016 21:15 günkü Türkiye Kupa Final maçı:
Galatasaray: 1 Fenerbahçe: 0

Stat: Antalya
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Galatasaray: Muslera, Semih Kaya, Denayer, Hakan Kadir Balta, Carole, Selçuk İnan, Emre Çolak (Dk. 89 Linnes), Sinan Gümüş (Dk. 65 Sabri Sarıoğlu), Sneijder (Dk. 46 Chedjou), Yasin Öztekin, Podolski
Yedekler: Cenk Gönen- Aurelien Bayard Chedjou Fongang- Martin Lines- Bilal Kısa- Olcan Adın- Umut Bulut
İlk 11 Değeri: 69.750.000 Euro
Çalıştırıcı: Hollandalı Jan Olde Riekerink

Fenerbahçe: Fabiano, Şener Özbayraklı (Dk. 79 Gökhan Gönül), Kjaer, Ba, Hasan Ali Kaldırım, Mehme Topal De Souza, Alper Potuk (Dk. 68 Markovic), Volkan Şen,  Luis Carlos Almeida da Cunha (Nani), Van Persie (Dk. 46 Fernandao)
Yedekler: Ertuğrul Taşkıran- Mıchal Kadlec-Gökhan Gönül- Ozan Tufan-Diego Ribas da Cunha- Jose Fernando Viana de Santana (Fernandao)
İlk 11 Değeri: 85.500.000 Euro
 Çalıştırıcı: Portekizli Vitor Pereira

Gol: Dk. 30 Podolski (Galatasaray)

Kırmızı kart: Nani (Maç bittikten sonra) (Fenerbahçe)
Doğru ya; dünyada hiçbir kulüpte olmayan milenyum kupası ve Avrupa süper kupası ve de UEFA kupasının aldığımızın 16.yılını kutladık; 17 mayıs 2016 günü..Bir kez daha anımsayalım:
Milenyum Kupası: FIFA tarafından verilmiş bir uluslararası kupadır. 2000 yılını çifte avrupa kupasıyla kapatan takım olan Galatasaray'ın dünyada bin yılın takımı seçilmesi vesilesiyle verilmiştir. Millenium'un en başarılı takımına verilen kupanın ismidir. Dünyada sadece 1 takımda bu kupa vardır. Bir sonraki kupa ancak 3000 yılında verilebilecektir. Bu kupanın sahibi Galatasaray'dır. Bu kupanın ödül töreninde Almanya’nın efsane futbolcularından Franz Beckenbauer konuşmasında şunları söylemiştir: "Ben bugün bu ödülü Galatasaray'a veriyorum ama çok kıskanarak veriyorum."…….. kupayı alması sonucu, 2000 yılının şerefine milenyum takımı olarak ilan edilmesine istinaden verilmiş kupadır.
Milenyuma girilene kadar da böyle olacaktır, yani; 3000 yılında.


2000 yılında Galatasaray’ın Avrupa’da yılın takımı olmasının ardından UEFA tarafından verilen kupadır. Dünyada sadece Galatasaray’ın müzesinde bulunması en önemli özelliğidir ve yeni bir milenyuma girilene kadar da böyle olacaktır. Merak edenlere hatırlatmak amacıyla; Galatasaray’ın Milan'ı eleyerek katıldığı UEFA kupasında hiç yenilmeden şampiyon olması ve ardından şampiyonlar ligi şampiyonu Real Madrid’i devirerek süper kupayı alması sonucu, 2000 yılının şerefine milenyum takımı olarak ilan edilmesine istinaden verilmiş kupadır. Hayatında en büyük başarıyı Avrupa kupalarında 2.tur olarak gören sıradan takım taraftarlarının anlamak bir yana tahayyül bile edemeyeceği bir başarının ürünüdür.

 “Spor Toto Süper Lig'de Beşiktaş kendi sahasında Osmanlıspor'u 3-1 yenerek bitime 1 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. 7 yıl aradan sonra ipi göğüsleyen Kartal, böylece tarihindeki 14. şampiyonluğuna imza attı(Milliyet Haber).”
Öncelikle Beşiktaş’ın 2015-16 sezonu Süper Lig şampiyonluğunu kutluyorum. 7 yıl aradan sonra  gerçekleşen şampiyonluğu fazlasıyla hak ettiler. Şenol Güneş’i de kutluyorum. kutluyorum, çünkü bu şampiyonluk Şenol Güneş’in, Süper Lig kariyerindeki ilk şampiyonluğu. Trabzonspor'da kaleci olarak 6 kez şampiyonluk kupasını kaldıran 63 yaşındaki çalıştırıcı, 1988 yılında başladığı teknik direktörlük kariyerindeki ilk şampiyonluğunu siyah-beyazlı takım ile elde etti. Süper Lig kariyerinde Beşiktaş'ın yanı sıra Trabzonspor, Boluspor, Antalyaspor, Sakaryaspor ve Bursaspor'u da çalıştıran Güneş, daha önce iki kez şampiyonluğu son haftalarda Fenerbahçe'ye kaybetmişti. Güneş ayrıca, Süper Lig tarihinde şampiyonluk yaşayan en yaşlı Türk teknik direktör oldu.
Ha bu ara; Bölgesel Amatör Lig(BAL)’den 3. Lig’e yükselen; bir zamanların efsane Kocaelispor ve Kütahyaspor ile birlikte Afjet Afyonspor, Elaziz Belediyespor, Kırıkkalespor(Türkiye Metal Kırıkkale)-3. Lig’den 2. Lig’e yükselen; Bir zamanların efsane Zonguldakspor’u(Zonguldak Kömürspor) Ve Erzurumspor(BBErzurumspor), Ofspor, Niğde Belediyespor-2.Lig’den PTT 1.Ligine çıkan; Bir zamanların efsane takımı Manisaspor, Ümraniyespor ve Bandımaspor’u, 12 yıl aradan sonra Süper Lige çıkan Adanaspor’u, 1 yıl aradan sonra Karabükspor’u ve 21 yıl aradan sonra “3. Lig’e kadar düşen” Adana Demirspor’un tekrar Süper Lig’e döndükleri için kutluyorum..
BJK başkanı hemşerim Hopalı Fikret Ormanı da kutluyorum. BJK’yi  “Feda”dan sefaya taşıdı. Önceki yöneticilerin, doğrusu şimdiki TFF Başkanı Yıldırım Demiören’in borç batağına sürüklediği BJK futbolcuların ücretlerindeki feda ile borçlarını kapatmamanın yanında İnönü stadını yıkarak 50 kişilik stada dönüştürdü ve 3 yıl dış sahalarda oynadı ve sonunda; 100. Yılında olduğu gibi bir özel zamanında da, yani yeni stadında şampiyon oldu. Kutlarım..
Hıncal Uluç, kesin BJK’nin değil Fener’in şampiyon yapılacağını söylemişti, aksi oldu. Ne der acaba?
Spor programında uyuşturulmuş piton yılanını boynuna dolayan ve öpen hakem eskisi Ahmet Çakar da “Beşiktaş şampiyon olursa, buraya bir tane kazık getirirsiniz, kazığa gres yağı sürer üstüne oturtursunuz” demişti, acaba oturtuldu mu?
Galatasaray, 2016-2017 sezonunda,  2015-2016 sezonunu yaşamamak için doğru şeyler yapmalı:
“Galatasaray'da bir yandan Lucescu'nun kararı beklenirken diğer yandan gündeme sürpriz bir hoca adayı geldi: Frank de Boer.”
Bu yaklaşım bana göre yanlış..
Galatasaray doğruyu kendi içinde yakalayacak potansiyele sahip.
Örneğin; Jan Olde Riekerink
 “Aslan’ın bu sezon 4. teknik adamı olan Jan Olde Riekerink, oyuncularla güçlü bir iletişim kurdu, oynattığı futbolla yöneticilere de umut verdi. İdareciler, takım kaptanları ile bir toplantı yaparken herkes bu sezonki hataları söyledi gelecek için aklındakileri bir bir anlattı. Toplantıdan çıkan sonuç; oyuncular gelecek sezon da takımın başında Riekerink’i görmek istiyor.”
Bu yaklaşım bana göre doğru..
“Galatasaray yönetimi önümüzdeki sezonun planlamasına şimdiden başladı. Sarı-kırmızılılarda Emre ve Sabri'ye yeni sözleşme önerilecek, Hamit Altıntop ile de yollar ayrılacak.”
Bana göre doğru yaklaşımlardan biri. Özellikle Sabri, bitti denen noktada küllerinden doğan Bülent Korkmaz süreci yaşayabilir. Emre de benzer süreci Yasin Öztekin gibi yaşayabilir..Hamit konusunda kuşkularım olsa da, “Feda” bütününde anlaşılabilir..
Bir doğru hareket de; “Galatasaray'da satılan bileklik miktarı 1.2 milyona ulaştı. Taraftarlar son 1 yılda ise 350 bin lisanslı forma ile kulübe müthiş bir gelir sağladı. GS Store Mağazacılık ciro rakamlarını ikiye katladı ve tam 110 milyon TL'ye ulaştı.” haberidir.
Alt yapıyını güçlü neferlerinin,  “A” takıma kazandırılma projelerinin ivmelendirilmesi. Bunun yanı sıra; Başta ülkemde olmak üzere Latin Amerika,  Afrika ve Asya’dan geleceğin yıldızlarının taranması..Bu oyuncuların pilot takım Beylerbeyi’inde olgunlaştırılması..Eski efsane yıldızlardan oluşan bir “Yıldızlarla, yeni yıldızlara doğru” adlı bir komisyonu oluşturarak, yeni-yeni yıldızları Galatasaray’a kazandırmak. Bu eski yıldızların bir kısmını, futbolculuk döneminde yaşadıkları “doğru ve yanlışları” anlatarak onları motive etmekte değerlendirmek..
Bunlar da benim doğrularım..
Bir yanlışta; “Galatasaray'da 'seçim' savaşı!” savları.
Galatasaray eski başkanı Duygun Yarsuvat bir kez daha seçim çağrısı yaparken, Dursun Özbek Sportif A.Ş.’yi güçlendirip yola devam etmeye çalışıyor. Aradığı adayı bulamayan Yarsuvat’ın, başkanlığa tekrar talip olduğu da iddia ediliyor..İşte bu yanlış. Sayın Yarsuvat’ın yanlışları uyarmalı yönetime, yanlışlardan yola çıkıp aday olması, pek doğru bulmuyorum..

Galatasaray: 6 Kayserispor: 0 
Türkiye Spor Toto Süper Lig 2015/2016  sezonu 19.05.2016 00:00 günkü 34. Son maç:
“Galatasaray 6 attı, 6. Oldu” başlığını attım, yazıyı da depoya attım, çünkü yazılarımdan 19 Mayıs ile ilgili olanına öncelik tanıdım. O da ne! Bir ulusal gazete başlık atmış; “Galatasaray 6 attı, 6. Oldu”. Doğal ki ben de şok oldum. Bu şu demektir, bir şeyi salt sen düşünemezsin, senin gibi düşünenler de vardır..Doğru, GS ilgili çoğu insan benim gibi düşünüyordur; GS bu yıl iyi değil. Hazırdan yiyor. Biliyorsun hazıra dağ dayanmaz. Eğer Fener’e kupayı verirse o dağ erir ve geride sadece hatalar, borçlar ve de saldırılar kalır..
Şu Sinan Gümüş harika bir çocuk. İnşallah Riberi gibi elinden kaçırmaz..Veya Samsunspor’un Umar Aminu’yu kaçırdığı gibi. Adam tek başına Osmanlıspor’a Avrupa kapısını açtı.. O topçuyu kaçıran ve kaçırtanları Allah be..İslah etsin!!
Sinan Gümüş’ün golleri değil, gollere de sevinci güzel. İfrazat dolu yere birileri gibi mesaj vererek secdeye varmıyor, elini 2 yana açıp Allah’ına dua ediyor o kadar..
Galatasaray, Spor Toto Süper Lig'in son haftasında konuk ettiği Kayserispor'a tam 6 gol attı. İşin hayret veren yanı  hiç gol yememesi. Sarı kırmızılı takımın gollerini Sinan Gümüş (3), Bilal Kısa ve Lukas Podolski kaydetti. Kayseri galibiyeti ile  51 puana yükselen Galatasaray, ligi 6. sırada tamamladı ve Avrupa kupalarına katılma hakkını elde edemedi. Sarı kırmızılıların Avrupa vizesini alabilmeleri için Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanmaları gerekiyor.
Stat: Ali Sami Yen Telekom Arena
Hakemler: Tolga Özkalfa, Ekrem Kan, Baki? Tuncay Akkın
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Koray Günter, Hakan Kadir Balta (Dk. 63 Donk), Carole, Selçuk İnan(Dk. 73 Olcan Adın), Emre Çolak, Sinan Gümüş, Sneijder (Dk. 46 Bilal Kısa), Yasin Öztekin, Podolski
Takım Değeri : 103.850.000 Euro İlk 11 Değeri: 62.250.000
Yedekler: Cenk Gönen- Martin Linnes- Jason Denayer- Bilal Kısa- Ryan Donk- Olcan Adın- Umut Bulut
Çalıştırıcı: Jan Olde Riekerink
Kayserispor: Abdulaziz Demircan, Zeki Yavru, Mabiala (Dk. 75 Mert Özyıldırım), Birol Parlak, Berkan Emir (Dk. 70 Simic), Cem Can, Deniz Türüç (Dk. 54 Oğulcan Çağlayan), Furkan Özçal, Diego Lopez, Biseswar, Vanderley Dias Marinho
Goller: Dk. 11 Podolski, Dk. 26, 45 ve 69 Sinan Gümüş, Dk. 58 Bilal Kısa, Dk. 62 Selçuk İnan (Galatasaray)
İlk 11 deeğeri: 20.400.000 Euro
Yedekler: Ali Ahamada-Marko Simiç-Mert  Özyıldırım-Samba Sow-Sinan Bakış-Oğulcan Çağlayan-Samed Ali Kaya
Takım Değeri :37.900.000 Euro
Çalıştırıcı: Hakan Kutlu

Akhisar Belediyespor 1-2 Galatasaray
15 Mayıs 2016

Türkiye Spor Toto Süper Lig 2015/2016 sezonu 15.05.2016 19:00 günkü 33. Maç:
Spor Toto Süper Lig'in 33.haftasında Galatasaray  deplasmanda Akhisar Belediyespor'u Selçuk İnan'ın 45+2 ve 60'da attığı penaltı golleriyle 2-1 mağlup etti. Akhisar'ın tek sayısı 90'da Daglao'dan geldi.
Geçtiğimiz hafta Türk Telekom Arena'daki derbide Beşiktaş'a yenilen Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi'ne katılım hakkı kazanma yolundaki rakiplerinden Akhisar Belediyespor'a konuk oldu.

Spor Toto Süper Lig'de 33. haftaya Akhisar Belediye 46 puanlı altıncı, Galatasaray ise 45 puanla yedinci sırada girdi. Deyim yerindeyse Manisa 19 Mayıs Stadı'ndaki karşılaşma, iki takım için de "6 puan" değerindeydi.

Stat: Manisa 19 Mayıs
Hakemler: Suat Arslanboğa, Gökhan Memişoğlu, Oğuz Terzi
Akhisar Belediyespor: Fatih Öztürk, Ahmet Cebe (Dk. 81 Aykut Çeviker), Douglao Ferreira, Caner Osmanpaşa, Orhan Taşdelen, Leocisio Julio Sami (Dk. 64 Onur Ayık), Custodio Miguel Dias de Castro, Soner Aydoğdu, Bruno Mezenga Ferreira Mombra Rosa (Dk. 56 Vaz Te), Nguemo, Hugo Rodallega Martinez
İlk 11 değeri: 16.000.000 Euro
Yedekler: Bora Körk- İsmail Konuk- Kadri Keleş-Merter Yüce- Onur Ayık- Aykut Çeviker- Ricardo Vaz Te
Çalıştırıcı: Cihat Arslan
Galatasaray. Muslera, Linnes, Denayer, Hakan Balta, Carole, Selçuk İnan, Emre Çolak, Sabri Sarıoğlu, Sneijder (Dk. 86 Donk), Yasin Öztekin(Dk. 90 Olcan Adın), Umut Bulut (Dk. 88 Sinan Gümüş)
İlk 11 değeri: 57.750.000 Euro
Yedekler: Cenk Gönen-Koray Günter-Bilal Kısa- Jose Rodriguez- Ryan Donk- Olcan Adın-Sinan Gümüş
Çalıştırıcı: Jan Olde Riekerink

Sarı kartlar: Dk. 5 Selçuk İnan, Dk. 16 Sneijder, Dk. 35 Yasin Öztekin (Galatasaray), Dk. 23 Custodio, Dk. 41 Ahmet Cebe (Akhisar Belediyespor)
Goller: Dk. 45+3 (penaltıdan) ve 60 (penaltıdan) Selçuk İnan (Galatasaray), Dk. 90+5 Douglao (Akhisar Belediyespor)
Hamza Hamzaoğlu ve Mustafa Denizli’yle yolların ayrılması, takımda en çok Emre Çolak’ın işine yaradı..Hem Orhan Atik’in hem de Riekerink’in düzenli olarak oynatmaya başladığı 24 yaşındaki futbolcu, pozitif oyunuyla beğeni topladı.

Türk futbolunu nasıl ve kimlerin kirlettiğin gösteren ilginç bir haber.
[[ “Fenerbahçe'nin kalecisi Rüştü'yü Pendik maçı sonrası kimin dövdürdüğü yıllarca sır kalmıştı. O sır telefon kayıtlarıyla aydınlandı.
Telefon kayıtları, Pendik maçından sonra Fenerbahçe’li
Rüştü'yü Sedat Peker'in adamlarının dövdüğünü ortaya çıkardı. İşte yıllarca konu-şulan dayağın perde arkası... Peker, 5 Mart 2004'te henüz Ulusoy'un başkanlığının önünde bir engel yokken, kız kardeşinin eşi olan Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz'la yaptığı telefon konuşmasında, "Davut benimle görüşmek istemiş. Bu seçimlerle ilgili mi, hayırdır?" deyince, "Yarın öğleden sonra birlikte olacağız. Oradan size geliriz, görüşürüz" karşılığını veriyor. Peker ise, "Bu seçim konularından dolayı... Benim organize ettiğimi biliyor mu, seçim konularını o şeyleri filan?" diyor.
Türk futbolunun efsane isimlerinden Rüştü Reçber, Goal.com'a verdiği röportajda çok önemli açıklamalara imza attı.
Fenerbahçe'den ayrılışı ve Pendik yenilgisi sonrası taraftardan yediği dayağı anlatan Reçber, yıllar sonra bir itirafta bulundu. İşte Reçber'in çok konuşulacak sözleri; "Bu tarz elenişler Avrupa'da normal. Örneklerini görüyoruz. Ancak bizdeki çok büyütüldü. Zaten Galatasaray'ın başarılı dönemiydi. Taraftarımız bizden de beklenti içindeydi. Yenildik döndük. Aziz Yıldırım ABD'deydi. İçlerinde şimdiki Sivas başkanı Otyakmaz'ın da olduğu bir grup tesislere geldi. Ellerinde silahlarla bizi bekliyorlardı. Tesislerde de kimse yoktu. Düşünebiliyor musunuz?"
"Gittim yanlarına ne istediklerini sordum. Bizlerin de onlar gibi üzgün olduğunu ilettim. Sorunu çözdük sanarak tesislerden ayrılırken kavga olayı gerçekleşti. Bu şahıslar daha sonra bizimle beraber deplasman uçağında bile yer aldılar. Bu nasıl mümkün olabilir? Kafamda sorular vardı. Daha önce de söyledim. Bir kulüp başkanının haberi olmadan oraya nasıl girebilirler? Artık nasıl anlarsanız anlayın(13 Mayıs 2016)."]]
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

BİNALİ BİENALLERİ

NECMETTİN ERBAKAN’DAN SONRA İKİNCİ MÜHENDİS BAŞBAKAN  BİNALİ    BİENALLERİ
26 Mayıs 2016
Ahmet Davutoğlu’nun “Saray Darbesi”ile görevden alınması sonrası yeni emanetçi başbakan/genel başkan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşmenin kadim Bakanı Binali Yıldırım’ın söylentilere göre sanatsal etkinliklerden çok,  siyasal ve sosyal duruşları öne çıkmaya başladı:

-- Üniversite sınavına girip çıktıktan sonra tercihler konusunda arada kaldığını belirten Yıldırım, "Ya Boğaziçi Üniversitesi'ne ya da İstanbul Teknik Üniversitesi'ne girecektim. Önce Boğaziçi Üniversitesi'ni ziyaret ettim. Bir baktım farklı bir dünya. Değişik binalar, surlarla çevrilmiş alan. Sonra bahçesinde gençler kızlı, erkekli oturuyor. Ben çok şaşırdım. Burada yoldan çıkarım dedim. Ondan sonra teknik üniversiteyi seçtim" diye konuşarak herkesi şaşırtmıştı…
-- Binali Yıldırım, telefon dinleme eleştirilerine karşılık, 'yasadışı işiniz yoksa, istediğiniz kadar konuşun' dedi..Evet evet yanlış duymadınız yasadışı işiniz yoksa konuşun varsa konuşmayın çünkü birileri kulak misafiri olabilir…

-- PTT ile kargo şirketleri arasındaki ihtilafa “Çözüm bulursak ne âlâ, bulamazsak Mualla” cevabını vermesi, 1 Kasım seçimlerini “Yüze vurur ifadesi, yeniden tek başına iktidarız bir tanesi”, bunun yanı sıra; “Bu bilişim fazla kafa yorarsan, sıyırırsın. Kullanacaksın ama kafayı taktın mı işin kötü” sözleriyle gündeme gelmişti. cümlesiyle yorumlaması espri ustası, dahası postmodern İslamist  bir güldüşüncü olduğunu gösteriyor..
Binali’nin kendine özgü Bienalleri biter mi?
-- Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Genel Müdürü olarak görev yaptı. Erdoğan’dan sonra gelen Ali Müfit Gürtuna(canım şu türküaz hareketi başlatan, fakat durdurulan kişi) yakınlarına çıkar sağladığı  müfettiş raporlarıyla tespit edilince görevden alınmış..

-- Sabah-ATV fezlekesinde; Sabah ve Atv’nin satışı sırasında Yıldırım tarafından hükümet yanlısı işadamlarından para toplandığı iddia edildi..
Bir internet sitesinde kısa süre önce 49 milyon 611 bin 709 Türkiye vatandaşının tüm kimlik bilgilerini deşifre edilmesi için konuşuyor: “50 milyon Türk vatandaşının kimlik bilgilerinin çalındığı haberi doğru değil. Bu olayın güncel değeri yok.”..Her şey paralele bağlama moduna Binali de girdi: ‘ İzmir’de yüzde 36 oy aldığı belediye başkanlığı seçimlerini kaybettiğindeki yorumu gibi, kimlik bilgilerinin sızdırılmasını da Fethullah Gülen cemaatine bağlamış, “Bu malum paralel yapının operasyonudur” demişti...

-- Binali Yıldırım’ın bakanlığı döneminde, 22 Temmuz 2004’te “Pamukova Katliamı” olarak bilinen tren kazasında 41 yolcu yaşamını kaybetti..Çünkü;
Ankara-İstanbul arasında eski raylar üzerinde ‘hızlandırılmış tren seferi’ siyasi rant adına başlatıldı. Kaza sonrası durduruldu ve Ankara- İstanbul arasında o hızlı tren projesi hala bitirilemedi..Kazayla ilgili dava, ‘zamanaşımı’ nedeniyle 7 Şubat 2012’de düştü. Binali Yıldırım ise o dönem yükselen çağrılara karşın istifa etmedi.

-- 17-25 Aralık soruşturmalarında Binali Yıldırım’ın da ismi geçti
Yıldırım’ın ve bacanağı Cemalettin Haberdar’ın adı 17-25 Aralık soruşturmalarında da geçti. Bu operasyon kapsamında Binali Yıldırım’ın bacanağı ’İhaleye fesat karıştırmak, irtikap, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet almak ve vermek, gizli olan ihale bilgilerini başkalarıyla paylaşmak’ suçlarından gözaltına alındı.  Sabah ve ATV’nin satışı için para aktaran firmalara bunun karşılığında 87 milyar 832 milyon liralık ihale verildi. Yıldırım ve AKP hükümeti bu iddiaları yalanladı.
-- Binali Yıldırım’ın gizli servetinden söz ediliyor..Sadece oğlu Erkan Yıldırım değil ailenin diğer bireyleri de gemi işiyle uğraşıyormuş. Yıldırım Ailesi’nin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği 17 şirketi, 28 gemisi ve 2 süper yatı olduğu iddia ediliyor. Hatta Yıldırım Ailesi’nin 30 gemisi olduğu iddiası TBMM gündemine de yansımıştı..Bakan Yıldırım ise çocuklarının gemi sahibi olduğunu kabul ederek, kaç gemi olduğunu söylememişti.
Mışlar, muşlar ve de buştlar..Ülkemin 1950 sonrasının siyasal yapıları..Tamam da, neden sürekli bunlar iktidara gelebiliyor? İşte, bunun yanıtını vermekte zorlanmam bir yana, siyaset bilimcilerinin de bunun yanıtını verememesi beni düşündürüyor..Dahası, tüm değerlerin paraya yüklenmesi..
Notumdur: “ Başbakanları ve Bakanları, aslında kim olursa olsun eşleri ve kızlarının kıyafetleri ve fiziksel özellikleri üzerinden vurmayı kesinlikle ahlaki bulmuyorum. Fakat, çocuklarının Başbakan ve Bakan babaları üzerinden vurgunlarına göz yummanın da  ahlaki olmadığını vurgulamak isterim..
http://blog.milliyet.com.tr/demir-atlarin-olumu-ve-hizli-tren-soygunu/Blog/?BlogNo=384263
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

19 Mayıs 2016 Perşembe

19 MAYISLARDAN KORKANLAR


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’NI KUTLUYORUM, YOK ETMEYE ÇALIŞANLARI DA ŞUTLUYORUM

19 Mayıs 2016
19 mayıs 1919 ve Atatürk’ün Anadolu insanıyla yarattığı ulusal değerlere sinsi saldırılar..
Öncelikle şunu belirteyim: {{ Kimya dalında Nobel ödülü  alan bilim adamımız Aziz Sancar ödülünü Anıtkabir’de sergilemek üzere Genelkurmay Başkanlığına teslim etti. Sancar ödülünü Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarına adayarak milletimize armağan etti. Konuşmasında; “Ben bu ödülü Laik ve Demokratik Cumhuriyet sayesinde aldım. Zeka değil çalışmak, çalışmak. Türk insanının hepsi zekidir. Yeter ki çalışsın..Aldığım Nobel madalyası; Atatürk'ün ve Cumhuriyet’in madalyasıdır.” Dedi. Vatan ve Ulus sevgisini içinde yaşatan Prof. Dr. Sayın Aziz Sancar, birçok insana adeta ders vermiştir. 19 Mayıs’ta sergilenmesi planlanan ödülü ülkemize getiren Sayın Aziz Sancar’a ülke olarak minnettarız. Gençlerimize örnek olacak bir insan. Umarız daha çok Aziz Sancarlar çıkar.}}
Fakat, onlar tarafından;

19 Mayıs 1919’u ve Atatürk’ün Anadolu insanıyla yarattığı ve ‘emperyalizmin sömürdüğü az gelişmiş ülkeler tarafından örnek alınan felsefesinin’  “yalanlarla ve kurgularla ve de sinsice’ nasıl yok edilmeye çalışıldığına değineceğim.
Önce şehitler nedeniyle “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı iptal edildi.
Bir Allah’ın kulu çıkıp da; “Siz ne yapmak istiyorsunuz? 23 Nisan etkinlikleri Çalgı çingi eşliğinde göbek atıp, gerdan kırıldığı, şarkı ve türkülerin söylendiği  “Düğün”  değil ki iptal ediyorsunuz?! 23 Nisan etkinlikleri; aksine ulusal hüznün ve sevinçlerin dışa vurumu bir birlikteliktir, Kurtuluş savaşı şehitlerimizin de saygıyla anımsandığı etkinlik..Amacınız dolaylı yollardan ulusal ortak coşkuları, kutlamaları sessize alıp, karanlığın sesini mi yükseltmek..”diyemedi..
Ne zaman ki, Cumhurbaşkanının kızı Sümeyye düğünü gündeme geldi, o zaman çıkıp;  bir şeyler dedi, fakat onu da dolu-dolu söyleyemedi.  “Şehit cenazeleri gelirken sen düğün peşindesin..” gibi klişe şeyler söylemek  bana     anlamlı ve doyurucu  bir söylem gibi gelmedi. “Şehitlere kelle diyenlerin, çıkıp 23 Nisan kutlamalarını şehitler nedeniyle iptal ettik demeleri  asla inandırıcı değil, aksine büyük bir samimiyetsizliktir. Bu noktada, aile sevincini  ulus sevincine yeğlercesine düğün yapman,  yetmedi Genelkurmay Başkanı’na, önceki Cumhurbaşkanı ve  Başbakanı’na‘ ‘şehitler gelirken’ şahitlik yaptırman, kişileri bir şekilde protokol bahanesi ile gizdeki düşüncelerine  ortak etmek demektir. Dahası, bunun adı;  şehitlere saygı değil, şehitlere saygıyı ve teşekkürü  de özünde barındıran ulusal bayramlara saldırıdır..” denseydi, kitleleri daha fazla etkilerdi.
Ardından, MİT ‘in sözde hükümeti  canlı bomba konusunda uyarması. Bu canlı bomba’nın 10’nu da IŞİD teröristleri imiş ve Gaziantep’e giriş yapmışlar. Amaçları da Anıtkabiri bombalamakmış!! Neden PKK değil de IŞİD?! IŞİD üzerinden ‘ortak’ gözdağı mı veriliyor, Anıtkabire gidilmesin diye?! Büyük katılım olacaktı, çünkü  TBMM’i başkanı İsmail Kahraman “Laiklik ve Atatürk yeni Anayasa’da yer almamalı” diyerek halkı içten içe tepkilendirmişti. İşte bu halk tepkisini görkemli bir şekilde Anıtkabire giderek gösterecekti. Gösterecek de.. Şahsen ben tek Şevket ile gidecektim, şimdi aksine çok Şevket ile orda olacağım.

MİT raporunun devreye sokulması “Bu toplumsal tepkiden korkulmasının yansımasıdır. Bu nedenle görkemli coşku , törpülenmek istenmiştir..” demekten başka bir şey bırakmıyorlar insana..
 İşin doğrusu, 23 Nisan da kutlanmalıydı, sade  düğün de yapılmalıydı.  Ama, sen ideolojik yaklaşımlar bütününde siyasi rant adına; 18 Martları(Çanakkale), 23 Nisanları,  19 Mayısları, 30 Ağustosları, 29 Ekimleri ve  27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı gibi inkar sürecine sokarsan, bil ki kendini inkar ediyorsun demektir..Biliyoruz ki; 27 Mayıs harekatı ve Mendereslerin idam edilme hatası; Hareketin içindeki ‘ırkçı faşist eğilimli subayların dayatmasıyla gerçekleştiği bir yadsınamaz bir süreçtir. Unutmayalım buna neden kişinin Alparslan Türkeş ve arkadaşları olduğu ve bu kişilerin ırkçı bir partiyle ülkeyi 12 Eylül faşist darbesine  zemin oluşturduğu gün gibi ortadadır. Durum bu iken; Dersim olayı gibi  Mendereslerin idamını da CHP’ye yüklemek ve de Menderes’i demokrasi kahramanı ilan edip; ülkesindeki emperyal güçlere ve onun maşalarını temizlemeyi şiar edinmiş, Denizleri ve Mahirleri vatan haini ilan etmek ihanetin  ta kendisi ve danıskasıdır..
 Kimle istersen siyaset yaparsın. Kimi istersen de onu nikah şahidi... Hiç kimseyi ilgilendirmez, çünkü bunlar senin demokratik hakkın.  Fakat, Genelkurmay ve kuvvet komutanlarını “Resmi Devlet Töreni”ne çağırır gibi çağıramazsın. Kızına selam durduramazsın. Kişisel olarak buyur etmek farklı, adeta ‘güç benim’ dercesine askeri şehit cenazesi sonrası nikah törenine icap ettirmek ve kızına selam durdurtmak farklı şeyler..

Sonrasında; Özel paşa sonrası gelen Hususi paşa, pardon Hulusi Akar Paşa’nın savunmaya geçmesi,  bunu Genelkurmay üzerinden yapması doğru değil..Özellikle; “Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü artırmak için yıllardır çaba gösteren bir mühendisin düğününe katılarak Silahlı Kuvvetler mensuplarının teşekkürünü bu yolla iletmesi de doğaldır, insani ve vicdani bir sorumluluk olarak değerlendirildiğini” belirtmesi ise külliyen yanlıştır..
Bu ne şimdi?! Kimler Silahlı Kuvvetlerin gücünü artırıyor? Öğrendik ki Bayraktar Holding, İnsansız Hava Aracı(İHA) üretmeye başlamış:
Damat Selçuk Bayraktar’ın aile Holdingi bugün Türkiye’deki insansız hava araçlarının (İHA) üreticileri olmuşlar. Bu İHA’lar 24 saate kadar havada kalabilecekmiş.
Damatlar bugüne dek medyada yer almak istememişler.  Çünkü korkuyorlarmış, çünkü Aselsan’da bu alanda çalışan mühendisler kuşkulu bir şekilde öldürülmüşler. Öyle ki; o dönem askerlere projeyi sunmuşlar, fakat Genelkurmay bu projeyi dikkate almadığı gibi, Bayraktarları bu bağlamdaki ihalelere bile sokmamışlar. Karşılarına Recep Tayyip Erdoğan çıkana dek adeta kelle koltukta yaşamışlar. İşte tam bu noktada Erdoğan devreye giriyor  ve Bayraktar ailesine bütün güvenceyi veriyor ve çalışmalarını sürdürmelerini istiyor. İyi de benzer buluşlara imza atan  öldürülen mühendislere bu güvence neden verilmemişti. Bir başka düşündürücü ikinci olgu ise, önceki Genelkurmay Başkanları değil de onlar sonrasını genelkurmay başkanları Nejat Özel Paşa ve Hulusi Akar tarafından İHA projesine, yani Bayraktarlara izin verilmesi. Görülüyor ki, özellikle ASELSAN(Askerî Elektronik Sanayi) ’da askeri personel olan üstün yetenekli mühendisler projeleriyle korumaya alınmadı ama Bayraktarlar korumaya alınıyor.. Bu denli veri karşısında insanın komplo teorisi üretmesi geliyor..Yoksa bu işin içinde bir çıkarsama mı var? Yani, bir ya da daha çok yargıdan başka bir yargıya varma süreci..

Diyor ya Hulusi Akar bey, pardon Genelkurmay; “Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü artırmak için yıllardır çaba gösteren bir mühendisin düğününe katılarak Silahlı Kuvvetler mensuplarının teşekkürünü bu yolla iletmesi de doğaldır..”. Doğal mı? Madem bu denli duyarlı bu konuda Genelkurmay, bu ve benzer projelerin yaratıcısı genç mühendisler öldürülürken aynı duyarlılığı neden göstermedi?
Yoksa bu işin içinde bir başka, başka şeyler mi var!?

İşin ilginç yanı, Bayraktarlara; Cumhurbaşkanının güvence vermesi sonrası sevgili kızını da Bayraktarların mühendis oğluna vermesi ve güvenceyi pekiştirmesi..
Tüm bunlar, rastlantı olamaz!
ASELSAN’ı da vermeyelim..
Her şey güzel gidiyor cumhurbaşkanı için. İstediğini getiriyor, istediğini gönderiyor..
Getirdiği ve faydalandıktan sonra gönderdiği insanlar ile öte dünyaya yol yapılır..
En önemlisi ve dikkat çeken gönderme Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu. Evet; “Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan yedi düvele karşı aslanlar gibi Kurtuluş Savaşı veriyorlar..!!" denen Ahmet Davutoğlu.. Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Beşir Atalay,Bülent Arinç, Ali Babacan, Hilmi Güler, Cüneyt Zapsu, Sami Güçlü, Güldal Akşit, Nevzat Yalçıntaş ve oğlu Murat Yalçıntaş, Tamer Yiğit(Özyeğitoğlu), Yaşar Yakış, İmdatSütlüoğlu, Atilla Koç, Faruk Nafiz Özak, Kürşad Recep Akdağ, Hüseyin Çelik, Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga, İdris Nami Şahin, Zeki Ergezen, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar, Zafer Çağlayan, Nihat Ergun, Abdulkadir Aksu, Tüzmen, Suat Kılıç, Erkan Mumcu, Ali Coşkun, Osman Pepe, Murat Başeskioğlu, Mehmet Mır Fırat, Nimet Çubukçu(Baş), Selma Aliye Kavaf, Ömer Dinçer,  Mehmet Aydın, Vecdi Gönül v.d, getirdi, faydalandı ve gönderdi..Bunların biri hariç(Abdüllatif Şener), tümünden ses çıkmadı. Yalnız son zamanlarda Bülent Arınç beklenmedik atakla Abdüllatif Şeneri arkada bıraktı: [["Sus deyicilere karşı mahalle değiştirmeyeceklerini" vurgulayan Bülent Arınç, "Özgürlüklere müdahaleyi, özgürlük için mücadele sebebi sayar ve bunun icabını yaparız... Ülkemizin 'sus'lar ülkesi olmasına 40 yıl önce nasıl karşı çıktıysak aynı şekilde bugün de karşı çıkarız" sözleriyle Erdoğan ve AKP yönetimine karşı mücadele mesajı verdi. Arınç, "Hoşa gitmeyen gerçekleri duymama ve duyurmama adına izlenen bu antidemokratik yol baskı rejimlerinin yoludur ve tarih kitapları bu yolun yolcularının hazin sonlarıyla doludur" dedi. 

Erdoğan ve iktidara yakın medya tarafından da ağır ifadelerle tepki gören Arınç, dün Turgut Özal Üniversitesi'nde katılacağı Anayasa Çalıştayı'nın "provokatif olaylar çıkabileceği" gerekçesiyle iptal edilmesine tepki gösterdi. Arınç, Twitter'dan yaptığı açıklamada 'güç sarhoşluğuyla baskıcılık oynandığını' ]] yazarak. Bugün bunların dışındakilere gel densin yine gelirler, kendilerini kullandırırlar ve giderler..İşin en düşündürücü yanı; sabah akşam kendisini aşağılayan ve hakaret eden, hırsızlıkla suçlayan; Numan Kurtuluş, Süleyman Soylu ve Tuğrul Türkeşi önce milletvekili, sonra bakan yapması..Bu nasıl bir şey ve rahatlık ve de  cesaret!!..Bu işleyen sürece siyaset bilimiyle açıklık getirilebilir mi? Siyasi ahlakın ve evrensel kurallarının neresine konuşlandırabilirsiniz..Öylesine bir cesaret ve kararlılık ki ülkemizi de aynı Partisindeki demokrasizlikle Yönetmek için Başkanlık da ısrarlı..
Ne istedi ise yaptı. Başbakan olmak istedi, oldu. Cumhurbaşkanı olmak istedi, oldu. Şimdi Başkanlık istiyor, birilerine göre, iyi de sonu ne olacak. Doğrusu bundan sonra olacak bir şey kalmıyor, yoksa…M..diliğini mi ilan edecek?!

Gerçekten düşündürücü olmanın ötesinde şeyler karşısında partide çit yok. Adeta düşük profillilerin barındığı bir parti..Siyaset bilimcileri bu partiyi parti olarak kabul eder mi acaba? Yoksa bu bağlamda üzerinde çalışma yapmak için siyaset laboratuarında incelemeye mi alır?
 Çevresindeki insanlar da aynı mantığı kullanarak, karalamaya ve aşağılamaya çalışıyorlar..
Son olarak; Atatürk’ün Samsun’a gittiği “Bandırma Gemisi” diye bir gemi yokmuş. Atatürk Samsun’a falan inmemiş:

Diyorlar ve soruyorlar: “Türkler kendi yakın tarihlerini bilmiyorlar; ancak bildikleri varsa, cumhuriyeti kuranların uydurup yazdıkları yalan tarihtir..Mustafa Kemal Paşa yalnız başına mı samsuna gitmiştir? Mustafa Kemal Paşa’nın o günkü vazifesi nedir? Kendisi mi bizzat Samsun’a gitmeyi planlamıştır, yoksa kendisine emir veren bir makam var mıdır? Dolmabahçe Sarayı önlerinde demirleyen ve ülkenin tek hakimi durumundaki padişahı tehdit eden İngiliz zırhlılarının gözü önünde o vapur nasıl boğaz’dan çıkmıştır? Şu sıralamaya çalıştığımız suallere; bırakın günlük ekmek derdinin dışına çıkamayan milyonları, aydınlarımız arasında kaç kişi buluna bilir?.. Mustafa Kemal’i İstanbul’dan Samsun’a getiren gemi, İngiltere’de Trocadero adıyla inşa edilmişti! sonra KYMİ adını almış gemiyi Osmanlı Devleti satın aldıktan sonra ona Bandırma adını vermişti. 16 mayıs 1919’da Samsuna ulaşan gemi 1924’te hurdaya çıkarılarak parçalandı. Bugün önüne gelenin uydurma bir resmini ve maketini yaptığı vapur sonradan kıymete bindi ve hakkında masallar ve efsaneler uydurulmaya başlandı. Padişah’tan habersiz, İngilizleri atlatarak bin bir tehlike altında Mustafa Kemali Samsun’a götüren bu tarihi gemi korunmuyor da göz göre-göre hurdaya çıkarılıp nasıl parçalanıyor? Böylesine tarihi bir vazifeyi yerine getiren bir gemiye muhafaza edilip müze haline getirmek mi? yoksa parçalamak mi yakışırdı?… Cumhuriyeti kuranlar, Türk milleti adına yazdıkları tarih ve senaryoyu devreye sokmuşlardır. Bandırma vapurunu hurdaya çıkarırken: Rejimin yardakçıları yıllarca yeni nesilleri masallarla uyutma cihetine gidiyorlardı. Geminin maketi deniz müzesinde durmaktadır…

Nasıl yadsırlar aşağıdaki gerçekleri:
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Bu nedenle Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler..Samsun; işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahip ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapı olması nedeniyle. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı..Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır.19 Mayıs 1919 Pazartesi günü Samsun’a çıkar.

Eleştirenler, “Atatürk son padişah tarafından İngiliz işgalı nedeniyle isyan edip dağa çıkan Hamdi Teğmen gibi askerleri disipline, yani işgal kuvvetlerine isyan etmemeleri konusunda zapturapta almak için Samsun’a gönderildi. Fakat Atatürk bu teslimiyetçi politikaya karşı çıktı ve tersini yaptı, yani “Kurtuluş Savaşı” sürecini başlattı..” diyemedikleri için, Bandırma Gemisi bahane ederek, Atatürk  üzerinden Kurtuluş Savaşını karalamaktadırlar. Neymiş; “Böylesine tarihi bir vazifeyi yerine getiren Bandırma gemisi muhafaza edilip müze haline getirmek mi? yoksa parçalamak mi yakışırdı?…” Doğrusu; Atatürk Bandırma Gemisiyle gitmedi diyerek neredeyse Atatürk’ün Samsun’a gitmesi resmi tarihçiler tarafından, abartılan ve halkı uyutan bir kurgudur..
Be kardeşim. Önemli olan Atatürk Samsun’a gitti mi? Gitti!!  Bandırma gemisiyle gidip gitmemesi neyi değiştirir? Kurtuluş Savaşı sürecini başlattı mı, başlatmadı mı? Bal gibi başlattı ve Osmanlı’ya son verdi!!

Bandırma gemisi neden müze yapılmamış ve parçalanmış. Benim ülkemin her karış toprağı Kurtuluş Savaşı sonrası müze kardeşim,  müze, çünkü ülkem parçalanmaktan kurtarıldı.
Bandırma vapuru da 1924 yılında sahibi tarafından hurdaya çıkarıldı. Savaştan yeni çıkmış ülkemin kurtarıcıları kısa zamanda Bandırma gemisini müzeye dönüştürme uğraşına girecek zamanı mı vardı? Ülkeyi dönüştürmek için zamanla yarışıyorlardı.
Dediğim gibi; İnanın 19 Mayıs 2016 günü “Anıt Tepeye”, 19 Mayıs 1919 için bir Şevket ile değil, en az 10 Şevket ile çıkacağım, yani “Anıtkabire”..
Anıtkabirde idik, sevgili Kemal Özbiyik, Yüksel Çorbacıoğlu Ömer Faruk Eminağaoğlu, Murat Çorbacıoğlu, Haluk Demir, Cengiz Kurtoğlu, Güner Yalçın, Kayhan Giritlioğlu ve 10 binler. Bir ara moralimiz bozulmadı değil. Hatta sevgili Kemal; “Adamın korumaları kadarız..” esprisi yaptı. Fakat süreç içinde adamı rahatsız edecek kadara görkemleştik, alanı doldurduk. MİT’e ayıp oldu. Dinlemedik canlı bomba uyarılarını.. Sirkülâsyon vardı, çünkü MİT korkutmacasıyla, Tandoğan ve Aslanlı yoldan gelenler Ataya kısa bir selam, birkaç resim sonrası Anıttepe’ye doğru alanı terk ediyordu. Onların bizler gibi alanda istasyon yapsalar, kesin  Anıtepe’ye ve Tandoğan’a taşardık..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32 

15 Mayıs 2016 Pazar

4.5 G HAYATIMIZA 4.5 YÜK GETİRECEK

4.5 G HAYATIMIZA NE GETİRECEK?
15 Mayıs 2016
Birileri diyor ki;
Teknolojinin ve dijital dünyanın büyük bir hızla geliştiği günümüzde iş yaşamı, dünyanın yeni kuralıyla karşı karşıya. Yeni kural basit: Çağa ayak uyduranlar büyüyecek! İşte 4.5G teknolojisi de bu kapsamda Türkiye’ye çağı yakalatıyor, geleceğe bir adım daha attırıyor.
Peki 4.5G teknolojisi iş yaşamına hangi yenilikleri getirecek ve neleri değiştirecek?

Bulut teknolojisi, dijital bir ağ aracılığıyla çoklu sunucu bağlantısı gerçekleştirebilen sistemin adı. Bulut ile işinizdeki verimliliğinizi artıracak makineler arası iletişim ve veri depolama çözümlerini artık daha hızlı bir şekilde uygulayarak işlerinizi kolaylıkla takip edebileceksiniz. Ayrıca, bulut teknolojisi ile, yatırım, kurulum ve bakım maliyetlerinden de tasarruf edilebilecek. Örneğin, bir tekstil fabrikasında çalışan makineler, ortak ağa bağlanarak, tek bir sistem üzerinden kontrol edilebilecek. Aynı sisteme farklı uzaklıklardaki kişiler de bağlanarak, sistemi yönetebilecek.

Teknolojiye karşı değilim, fakat var olan teknolojiyi tekrar eden ve  yeni teknoloji diye servis ederek  işleyen süreçte aynı ürünleri yeni gibi piyasaya sürmek bana hiç de ahlakı gelmiyor..Bu; vahşi, acımasız doyumsuz kapitalizmin tüketim toplumunu daha da sömürmesini getirir. İnsanları evinde ekmeği yokken 4.5 G ile dolaştırmaktır..Tıpkı; “Ayranı yok içmeye, 4.5 G ile gider…”

4.5G teknolojisi ile veri aktarımı eskiye oranla kat-kat artacak ve süper hızlı internet yaşamımızın bir parçası olacak. Daha hızlı veri aktarımı demek, daha hızlı iletişim demek. Veri aktarımının hızlanmasıyla trafiğe ve araçlara da çeşitli standartlar gelebilir. Örneğin, hızlı veri aktarımı, araçlarda erken uyarı sistemi gibi hayati bir sistemi güçlendirecek ve birçok kazayı anında önleyebilecek.

Veri aktarımı, trafiğe ve araçlara da çeşitli standartlar getirip, erken uyarı sistemi gibi yaşamsal bir sistemi güçlendirecek ve birçok kazayı anında önleyebilecekmiş.
Yetmedi; “GPS teknolojisi (Global Positioning System; Küresel Yer Belirleme Sistemi ya da Küresel Konumlandırma Sistemi) 4.5G ile başka bir boyuta geçmiş olacak. Araç/insan, insan/araç, araç/araç, insan/insan iletişimi daha rahat sağlanırken, ulaşım maliyetleri de azaltılabilecek. Yolda olan bir aracı işletmeler kolaylıkla takip edebilecek ve bunu eskiye oranla çok daha hızlı yapacak. Örneğin, lojistik firması olanlar için büyük yenilik getirecek olan bu teknoloji, 3G ve daha eski internet teknolojilerinin sağladığı faydadan çok daha fazlasını sunuyor. Araç takip sistemi, stok kontrol, arıza bildirimi, teslim bildirimi vs. gibi işlemler çok daha hızlı sürelerde yapılabilecek.”
Hade be!! Ülkemde kazayı anında önleyecekmiş. GPS ile yolda olan bir aracı işletmeler kolaylıkla takip edebilecek ve bunu eskiye oranla çok daha hızlı yapacakmış. Sen önce, otobanda hız yapan görgüsüzleri, ortak yaşamı kirleten  trafik magandalarının önüne geç, ehliyetsiz ve alkollü araç kullananları trafikten çek. Yolları uluslar arası standartlara getir..Daha, yollardaki merkezkaç kuvvetin engellemek ve araçların yoldan çıkmasını engelleyen milimetrik iç eğim olan “Dever”in ne olduğunu bilmeyen ve deve ile karıştıran yetersizleri ulaşım sistemlerinin başına getirmeni  bir durdur. Durdur ki, bu mühendislik kuralının uygulanmadığı “duble yolların” ‘dever’lensin ve kazalar azalsın.Trafik facialarının önünü almak için “Karayolu Trafik güvenliği” politikaların değiştir. Kazalarda, yaralı ve ölü sayacağına; 50 km’de bir her büyük  akaryakıt istasyonlara ambulans ve ekipman bulundurma zorunluluğu getir. Karayolu yerine raylı sistem ve demiryolu politikalarını geliştir. Var olan raylı sistemde yapılan eklemelerle yaşama getirdiğin ve de büyük kaza potansiyeline sahip “Hızlı Tren projelerini” ülke genelinde mühendislik biliminin evrensel ilkeleriyle yaygınlaştır..Ve tüm bu önlemlerle kazaların önünü al..Eline verdiğin 4.5 G ile, otobanda hız yaparken konuşan kitlelerle bu kazaları daha da artırırsın..
Yeni dünyanın kuralları işletmelere, artan talep ve ihtiyaca en hızlı bir biçimde cevap vermeyi zorunlu kılıyor. İşletmeleri farklılaştıracak ve zenginleştirecek olan en temel şey artık hız. 4.5G ile birlikte yaşamımıza daha fazla girmeye başlayacak olan yeni otomasyon teknolojileri üretimi hızlandırmanın yanı sıra maliyetleri de düşürecek. Teknoloji üreten bir fabrikada, 4.5G otomasyon teknolojisi kullanıldığı takdirde, işler çok daha kolay ve daha hızlı halledebilecek. 4.5G otomasyon teknolojisiyle hem zamandan hem de paradan tasarruf eden işletmeler kaynaklarını AR-GE’ye ayırabilecek ve günümüz dünyasını daha yakından takip edebilecek.
Yani, dünyanın hayran olduğu “Küba” demek ki, internet ve otomasyon teknolojisinden yoksun ve çağın gerisinde. İyi de; Küba halkı neden daha uzun ömürlü ve mutlu, huzurlu; üstün teknolojili ülkelerin halkından??!!
Asla çağcıllık  değildir. Kafada türban, beyinde ve bedende cüppe ve sarık durdukça eldeki 4.5 G ile çağcıl olamazsınız. Ancak aynı çağda yaşadığınız için çağdaş olabilirsiniz..
4.5 G hayatımız yük ve mutsuzluktan fazla bir şey getirmeyecektir..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32


13 Mayıs 2016 Cuma

SAMSUNSPOR'U SAMSUN'UN BARONLARI BİTİRDİ


SAMSUNSPOR’U BİTİRENLER

13 Mayıs 2016

Samsun’da Samsunspor suskunluğu..

Eviriyorlar, çeviriyorlar ve de kıvırıyorlar Samsunspor’u dışlıyorlar. Ve de siyasiler, hükümettekiler, yöneticiler suskun. Seyirci küskün olması gerekirken, küsmüyor ve takımının peşinde koşuyor. Seyirci duyarlılığını bunlar gösterseler, Samsunspor şimdi Süper Lig’de iddialı konumda savaş verirdi.. Seneye yine PTT 1.Ligi’nde.. Şampiyonluğa mı oynar, yoksa düşmeme savaşı mı verir onu zaman değil, yetkili ve sorumlular gösterecek..


Büyük olasılıkla yeni cezalar kapıda, çünkü topçular paralarını isteyecek. Siyahilerin hepsi gider..Ofeudu Ve Antalya’ya satılan Mebilla Alanyaspor’a giderse şaşırmayın..

Alanyaspor Süper Lig yolunda..Hasan Çavuşoğlu Başkan, kardeşi Mevlüt Çavuşoğlu Diş İşleri Bakanı ve de AKP Alanya Belediye Başkanı Kuddusi Muftuoğlu, MHK Başkanı. Alanyaspor şampiyon olmayacak da Samsunspor mu şampiyon olacak?! Antalya ilinin Süper Lig’de 2 takımı olacak Samsun’un tek takımı bile Süper Lig’e çıkamayacak..Ben Samsunludan olsam bu siyasilere oy vermezdim, özellikle taraftarlar..


PTT 1. Lig’de oynanan Multigroup Alanyaspor – Göztepe maçı sonrası Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Muammer Türker ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile birlikte Multigroup Alanyaspor’un soyunma odasına girdi. Bakan Çavuşoğlu, galibiyet sevincini yaşayan futbolculara Menderes Türel’in isteği üzerine ‘üçlü’ diye tabir edilen tezahüratı yaptırdı.

Bakan Çavuşoğlu daha sonra Kulüp Başkanı ağabeyi Hasan Çavuşoğlu’ndan bu maçın galibiyet primini 2’ye katlamasını istedi. Kulüp Başkanı Hasan Çavuşoğlu’nun onaylaması üzerine futbolcular ‘büyük başkan’ diye tezahürat yaptı. Bakan Çavuşoğlu soyunma odasından çıkarken, “Giresun’da da birlikteyiz” dedi.

Dedim ya; “Alanyaspor şampiyon olmayacak da Samsunspor mu şampiyon olacak?!”

Eyyy, futbol adamları-ki yok-, görün durumu. Ben yetkili olsam inanın Çavuşoğlu, Müftüoğlu kurgusunu UEFA’ya kadar götürürüm, Karabükspor tarafından..Ve, Çavuşoğlu her önemli maçta tribünde, Muftuoğlu MHK başkanı..Bu ortamda hangi hakem rahat maç yönetir?! Geçen hafta Adanaspor maçı nasıl alındı????


 Ve;

Samsunspor 2015-2016 sezonuna galibiyetle başladı, mağlubiyetle bitirdi

PTT 1. Lig'de bu sezon son maçına(34.maç) Kayseri Erciyesspor deplasmanında çıkan Samsunspor, rakibine 3-0 mağlup oldu ve galibiyetle başladığı sezonu, mağlubiyetle noktaladı. Kayseri Erciyesspor’da  beraberlikle başladığı 2015-2016 sezonunu, galibiyetle kapamasına karşın, PTT 1.Ligini 17. Bitirerek 2. Lig’e düştü.


2015-16 sezonuna da, her sezon olduğu gibi Süper Lig hedefiyle başlayan Samsunspor, sezon başındaki teknik direktörü Ümit Özat ile ilk 10 haftada tek mağlubiyet alarak lige başlasa da, Ümit Özat’ın futbolcularla yaşadığı sorunlar nedeniyle 10. Haftayı takip eden haftalarda gol dahi atamadı ve galibiyet hayal oldu. Ümit Özat’la yolların ayrılmasından sonra Emngin Korukır’la anlaşan Samsunspor, Korukır yönetiminde kendini biraz toparlasa da, deplasmanlarda kazanma problemi yaşayarak play-off potasının dışında kaldı..Balıkesirspor mücadelesinde 1-0’lık mağlubiyet alan Samsunspor, bu mücadele sonrasında play-off umutlarını tamamen kaybederken, ligin son haftasında deplasmanda Kayseri Erciyesspor’a 3-0 mağlup oldu..Bu sonuçla birlikte ligi 44 puanla kapatan Samsunspor, bu sezon hedefine ulaşamadı.

Samsunspor'un, 2016-2017 sezonu ikinci devresine dek transfer yasağı nedeniyle bazı futbolcular Kayseri Erciyesspor maçı ile birlikte son kez kırmızı beyazlı formayı giyecek..Sezon başında takıma kiralık olarak katılan Oğuzhan Berber, Kone ve Ersel Aslıyüksek ile kural gereği yeni sözleşme yapılamayacak.

Bence Sansunspor için U-21 takımı tek kaynak. Şöyleki; Kayseri Erciyesspor’a 5 atan U-21 takımı; son haftalardaki performansı ile göz dolduruyor. Son 5 haftada 4 galibiyet 1 mağlubiyet alan Samsunspor, Denizlispor'a deplasmanda 2-1 yenilmesi haricinde ilk olarak Giresunspor'a 5 gol attı. Denizli deplasmanında 2-1'lik yenilginin ardından Balıkesirspor'a deplasmanda 4 gol atan ve 4-0 galip gelen Samsunspor, geçtiğimiz hafta da Yeni Malatyaspor'u 5 golle geçmişt. U-21 Samsunspor’u kurtarabilir.

Türkiye Ptt 1.Lig 2015-2016 Sezonu 13.05.2016 14:30 Günkü 34. Son Maç:

K.Erciyesspor: 3- Samsunspor: 0

13 Mayıs 2016

Stat: Kayseri Kadir Has

Hakemler:
Erkan Engin Xx, Nihat Samuk Xx, Oktay Önge Xx

Kayseri Erciyesspor:
Yusuf Balcıoğlu, Mehmet Cansın Çiçek, Bilal Kılıç, Taylan Antalyalı, Stefan Askovski, Emre Toraman (82' Mehmet Bayram), Cihan Yıldız, Saturday Erimuya, Tayyib Kanarya, Selim Ilgaz, Ivayi Atiemwen (89' Yunus Öztürk)

Yedekler: Osmankuş- Mehmet Bayram-Yunus Öztürk- Ayodeji Kabir Freshkeyd Ibrahim-Ahmet Özdemir

İlk 11 Değeri: 2.150.000 Euro

Teknik Direktör: Sait Karafırtınalar
Samsunspor:
Bekir Sevgi, Fatih Kılıçkaya, Oğuzhan Berber, Ousmane N'diaye (84' Ertuğrul Mert Gülşen), Canberk Aydın, Murat Gürbüzerol, Muharrem Efe, Hasan Kılıç, Ekigho Ehiosun, Famoussa Kone (46' Ersel Aslıyüksek), Alperen Pak (60' Burhan Arman)

İlk 11 Değeri: 4.550.000 Euro

Yedekler: Orhan Erdoğan- Erdi Dikmen- Ertuğrul Mert Gülşen-Burhan Arman- Ersel Aslıyüksek- Enes Keleş

Teknik Direktör: Engin Korukır

Goller: Tayyip (Dk. 47), Ashkovski (Dk. 76), Atiemwen (Dk. 87) (Kayseri Erciyesspor)

Maç sonu Engin Korkır adeta pot kırarcasına açıklama yaptı: “'Bu mağlubiyeti hak ettik”dedi. Peki anlamsız mağlubiyeti de hak etmiş miydiniz? Yo, yo; sen futbolcudan çok egonu sahaya sürdün ve hak etmeye sen neden oldun, fakat asla Samsunspor ve taraftarı hak etmedi..

Samsunspor: 0 - Alima Yeni Malatyaspor: 0

Türkiye PTT 1. Lig 2015/2016  sezonu 07.05.2016 16:30 günkü 33. Maç:

Stat: Samsun 19 Mayıs
Hakemler: Abdulkadir Bitigen, İlyas Emektar, Mehmet Salih Mazlum
Samsunspor: Bekir Sevgi, Canberk Aydın, N'Diaye, Fatih Kılıçkaya, Oğuzhan Berber, Hasan Kılıç, Taha Yalçıner (Dk. 76 Musa Aydın), Murat Gürbüzerol (Dk. 90+2 Ersel Aslıyüksek), Mustafa Sevgi, Ekigho, Kone (Dk. 87 Muharrem Efe)

Yedekler: Orhan Erdoğan-Musa Aydın-Galin İvanov-Muharrem Efe- Alperen Pak-Chico Ofoedu-Ersel Aslıyüksek

Çalıştırıcı: Engin Korukır

Alima Yeni Malatyaspor: Ertaç Özbir, Sedat Ağçay, Ramazan Kahya, Azubuike, Godoy Silva, Mba, Mehmet Umut Nayir, Guido Koçer (Dk. 85 Azuka), Yiğitcan Erdoğan, Osman Fırat (Dk. 74 Hüseyin Kar), Kemal Cingirt

Yedekler: Vedat Kapurtu- Erkan Sekman-Ali Sakal-Serhat Ayvaz-Hüseyin Kar-Izu Azuka- Aydın Çetin

Çalıştırıcı: İrfan Buz
Kırmızı kart: Dk. 84 Mustafa Sevgi (Samsunspor)

Engin  Korukır, kolunu ayağını kırdı Samsunspor’un. Adeta birilerinden talimat almışçasına..Yöneticiler çok mu aradı Engin beyi. İstifa etmiş.. Küme düşen Karşıyaka’ya ilk maçında yenilince istifa etseydin bu Samsunspor şimdi Süper Lig’deydi. En az ikincilik derken, sen Play Off’a sokamadın takımı..Ersel, Alperen’i neden oynatmazsın? Muharrem Efe’de ne bulursun, pardon buluyorsun? Alay edercesine Ersel’i oyuna alan sen kesin bir oyun içindeydin..Kenan Yelek bu takımı çalıştırsa daha başarılı olurdu..Yazıklar..

Eyyy, yönetciler, siyasiler ve de Spor Bakanları, size de yaz…dım..Anlayan anladı..

http://blog.milliyet.com.tr/bir-zamanlarin-5-buyugu-samsunspor-u-bitiren-20-ocak-felaketi/Blog/?BlogNo=445449

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

ŞUTLUYORUM

sevket-che@hotmail.com.tr

evesbere@mynet.com

GSM: 05066090032