27 Şubat 2017 Pazartesi

BAŞAKŞEHİRSPOR EN İKİNCİ..

GALATASARAY   BEŞİKTAŞ MAÇI İLE  BAŞAKŞEHİRSPOR ŞAMPİYONLUĞU İÇİN DÜĞMEYE BASILDI..
27 Şubat 2017
Galatasaray: 0 BJK: 1
Evet; Galatasaray   Beşiktaş maçı ile  Başakşehirspor şampiyonluğu için düğmeye basıldı..
Öylesi bir kurgu ki; zirve aday sayısı eğer 3 olsa biri aradan sıyrılacak. Bu nedenle; Başakşehirspor’un tek rakibi olsun ki daha kolay hedefine ulaşsın kurgusu..






Dinden ve futboldan geçinenler bence Ne BJK’yi, ne GS’yi, ne de FB’yi şampiyon yaparlar. Kesin Başakşehirspor şampiyon..En azından bu yıl ikinci seneye şampiyon..
Yıldırım, Yıdırım’ın talimatını bir-bir yerine getirdi.
Düşünün; TFF Başkanı BJK’nin eski başkanı; Yıldırım Demirören.
Düşünün; Hakem Bülent Yıldırım Fenerbahçeli..
Düşünün; Bu haken Galatasaray’ın 2 penaltisini vermiyor..
Düşünün; Tüm düdükleri BJK’nin lehinde çalıyor..
Düşünün; Podolski’yi sürekli faulle durduran Atınç’ı korumaya alıyor..
Düşünün; maçın başlarında Bülent Yıldırım; penaltıyı verse, zaten iyi oynamayan BJK’ın düşeceği durumu..
Düşündünüz mu?
Hala düşünmediniz ise söyliyeyim: “Dinden ve futboldan geçinenler bu sene Başakşehirspor’u en az ikinci yapacaklardır. Galatasaray ve Fenerbahçe ve de BJK  avuçlarını..
Tudor; çok bodur çıktı. Kesinlikle Süper Lig’de, çalıştıdığı 3 büyükleri  şampiyon yapamaz. Ancak vasat takımları küme düşmekten kurtarır..
Evet; Kayseri’ye kendi sahasında yenilen Riekerink kesin bu BJK’yi yenerdi.
BJK’ye Şenol Güneş iyi futbol oynatmıyor. Çalıştırdığı tüm takımlarda da böyleydi, ulusal takımı çalıştırıken de..Ulusal takımdaki dünya üçüncülüğü iyi oyuncularla kazanılan başarıydı. Kendisi; 1991-92 sezonunda Boluspor’u küme düşüren ve 2000 yılına dek çalıştırdığı takımları vasatın üzerine çıkaramayan Şenol Güneş, o yıl ‘TFF Başkanı’ Haluk Ulusoy hemşehrisi tarafında ulusal takımın başına getiriliyor ve gelmiş geçmiş en iyi ulusal takım uzakdoğu’da dünya üçüncüsü oluyor..Ulusal takım sonrası; dünya üçüncülüğü başarısını pek gölgede bırakmayan, fakat o başarısın aşamayan vasat üstü başarılarda kaldı. Ve sonrası; BJK’nin başına getirildi..Vesselam kısa kelam; Şenol Güneş; bir güce sırtını dayadığında güç alan ve başarımsı olan bir çalıştırıcı. Yani; güç olmayınca güç gösterebilen niri..Her güçlü çalıştırıcın arkasına bir güç vardır ya; bundan farklı bir güdümlü güç..
Bugün ve geçen hafta, BJK iyi futbol oynamadı. Ben BJL’nin çok beraberliklerle çok istedikleri 2. şampiyonluğa zor ulaşır..
Futbolumuz 2002 sonrası sürekli özerklik katsayısını, halkın ortak coşkusunu yitiriyor. Dahası;  dinden geçinirken futboldan da geçinmeye başlayanların siyasi ve ekonomik rantlarına endeksleniyor..
Beşiktaş Beşiktaş Taraftarından Bülent Yıldırım Atamasına Büyük Tepki!(23 Şubat 2017): |
Pazartesi günü saat 20:00’de TT Arena’da oynanacak olan Süper Lig 22. maçında karşılaşmayı Bülent Yıldırım yönetecek. Yıldırım, kariyerinde siyah beyazlıların 34 karşılaşmasında düdük çaldı. Beşiktaş, bu karşılaşmalardan 20 galibiyet, 8 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı.
Adam tescilli Fenerli..Neden rahatsız BJK. Kardeşim bu adam senin 34 maçını yönetmiş ve 20 galibiyet, 6 mağlubiyet ve 8 beraberlik almışsın. İnsaf be; 34 maçın 34’ünü mu kazanmak  istiyordun? Galatasaray’ın aynı şahıs 4 maçını yönetmiş ve 2 galibiyet 2 beraberlik almış..
İkinci insaf be; 17 Süper Lig hakemin %95’i Fener ve BJK’li sadece Ali Palabıyık ve Hüseyin Göçek GS’li..Barış Şimşek ve Abdullah Yılmaz Trabzonsporlu..
Ve bu Fenerbahçel Bülent Yıldırım bugünkü Galatasaray- Beşiktaş maçında, resmen Fenerbahçeye çalıştı. 1- Galatasaray’ın Yasin Öztekin’e yapılan hareketin penaltı olduğunu resmen es geçti..2- Tüm düdükleri Galatasaray alehinde çaldı..3- Atınç denen veleti adeta korumaya aldı; Podolski’ye yaptıklarını görmemezlikten geldi..
Maç öncesi Fikret Orman zırvaları:
Vodafone Arena' için; “330 milyon dolar borçla aldığımız kulüp için hiç kimsenin kapısını çalmadık. Çok çalıştık, inşallah herkesi mutlu etmişizdir..”
İnsaf be! O stadı Devlet yapmadı mı?
Galatasaray için; "Galatasaray'a bu ucuz hesaplar yakışmaz. Pazar oynasak ne olur, Pazartesi oynasak ne olur?
Bir şey demiyorum hemşehrim. Sadece; BJK’yi Yıldırım Demirören’den daha kötü bırakacaksın..
İlginç ve de düşündürücü: “Türkiye'de bir ilk! Orta sahada cep telefonu bulundu”..Bu telefon kimin. Birileri maç akışı içinden birinden telefon mu bekliyordu..Titreşimle canım..
Türkiye Spor Toto Süper Lig 2016/2017 Turgay Şeren sezonu 27.02.2017 20:00 günkü 22. Maç:
Stat: Ali Sami Yen Aslantepe Türk Telekom Arena
Hakemler: Bülent Yıldırım-Ekrem Kan-Asım Yusuf Öz   
Galatasaray: 1Fernando Muslera-21Aurelien Chedjou-22Hakan Balta-23Lionel Carole-26Semih Kaya-7Yasin Öztekin Çıkan Oyuncu76'-8Selçuk İnan Çıkan Oyuncu60'-10Wesley Sneijder Çıkan Oyuncu76'-20Bruma-34Nigel de Jong-11Lukas Podolski
Takım Değeri : 113.200.000 Euro
İlk 11 Değeri : 71.750.000 Euro
Yedekler: 19Cenk Gönen-3Ahmet Çalık-55Sabri Sarıoğlu-16Garry Rodrigues Giren Oyuncu76'-27Tolga Ciğerci Giren Oyuncu60'-30Josue-9Eren Derdiyok Giren Oyuncu76' 
Beşiktaş: 1Fabri-3Adriano-30Marcelo-33Atınç Nukan-77Gökhan Gönül Çıkan Oyuncu67'-7Ricardo Quaresma-13Atiba Hutchinson-15Oğuzhan Özyakup Çıkan Oyuncu83'-94Anderson Talisca Çıkan Oyuncu71'-23Cenk Tosun-49Ryan Babel   
Takım Değeri : 139.550.000 Euro
İlk 11 Değeri : 60.700.000 Euro
Yedekler: 29Tolga Zengin-2Matej Mitrovic-32Andreas Beck Giren Oyuncu67'-18Tolgay Arslan Giren Oyuncu71'-80Gökhan İnler Giren Oyuncu83'-9Vincent Aboubakar-17Ömer Şişmanoğlu  
Gol: 47 dakikada BJK’den Anderson Talisca.
Golün öyküsü; hazin bir hüzün. Talisca; sağdan duran top kullanıyor, duran 2 adamdan Bruma olanına çarpıyor ve gol oluyor..
2 Güzel haber:
1- Galatasaray, Enes Ünal'ın kardeşini transfer etti. Galatasaray, Twente'de kiralık olarak forma giyen Enes Ünal'ın 2002 doğumlu kardeşi Hasan Basri Ünal'ı kadrosuna kattı.
Beşiktaş Akhisarspor’u yendi ya bakın yorumcular kendilerinden geçerek BJK’yi nerelere çıkardılar:
İsimleri önemli değil, sadece yorumlara bakın.
“Yetenekler saha içinde kolektif uyuma göre akort edildiği ölçüde maç kazandırır. Misal Talisca: Aziz Sancar bilime karşı ne kadar yetenekliyse, Talisca da mesafe tanımaksızın şutla gol atmaya o kadar yetenekli. Eğer Talisca da Aziz Sancar kadar çalışırsa sahiden yeni Rivaldo olabilir!
2- Derbi öncesi Simoviç’ten Muslera’ya plaket!
Galatasaray - Beşiktaş derbisi öncesi, Galatasaray’ın eski kalecisi Zoran Simoviç, 27 yıldır kendisine ait 188 lig maçında oynayan yabancı oyuncu ünvanını egale eden kaleci Fernando Muslera’ya plaket verdi.
İki Yüzlü yorumlar:
Bu Talica’yi 3 hafta önce yerden yere vuruyorlardı..
“Sonuç olarak Beşiktaş şampiyonluğa adım adım yürüyor. Hem de tempoyu kendisi ayarlıyor ve hiç zorlanmıyor..”
Yine 3 hafta önce, bu tempoyla BJK asla şampiyon olamaz deniyordu..
“Büyük takım topa sahip olarak oynar. Büyük takım sürekli golü düşünür. Büyük takım pozisyona girer. Bunları yaparsa da şampiyon olur. Neyse ki ligimizde Şenol Güneş gibi bir teknik adam var ki futbol izliyoruz..”
Evet, evet; 3 hafta önce Şenol bu ligi kaldıramıyor, diyenler şimdi Şenol ile ayağa kalkıyorlar..
“Gününde bir Quaresma keyif alıyor, keyif veriyor. Babel’i de net pozisyonlara soktu. Oynadı, oynattı. İnanın taraftar futbolu herkesten çok daha iyi biliyor. Neden Quaresma’yı bu kadar çok sevdikleri belli..”
İnanılır gibi değil. Daha dün, Quaresma takıma zarar veriyor gitmelidir diyenlerin söylediklerine bakar mısınız..
Bu BJK Galatasaray’a yenilirse, tüm bu söylediklerinini tersini söylemezler ise, namerdim ben..Bu 2 yüzlü ve de skor yorumcuları en az futboldan da geçinmeye başlayanlar kadar tehlikeliler..
Ve Galatasaray kaynatılmaya başlandı: Spor Haberleri Galatasaray Galatasaray, Bruma'yı Satıyor(20 Şubat 2017):
Galatasaray’ın yeni teknik direktörü İgor Tudor’un Rize deplasmanına götürmediği Bruma’nın sözleşme imzalamaya yanaşmadığı için sezon sonunda satılmasına karar verildiği ortaya çıktı..Portekizli yıldızın 2017-18 sezonunun sonunda sona erecek olan sözleşmesini uzatmak için bir süredir menajeriyle pazarlık halinde olan Özbek yönetimi, görüşmelerden sonuç alamadı..Bunun üzerine gelecek sezonun sonunda serbest kalacak oyuncularını bedavaya kaptırmak istemeyen Sarı-Kırmızılı kurmayların, 23 yaşındaki yıldıza gelecek tekliflerin değerlendirilmesi kararı aldıkları ve cazip bir öneri gelmesi durumunda Bruma’yı satacakları öğrenildi..Ünal Aysal döneminde 10 milyon Euro artı bonuslarla transfer ettiği Bruma’dan kar etmek isteyen G.Saray, genç oyuncuyu en az 20 milyon Euro’luk bir bedelle satmayı planlıyor.
Bu süreci tetkleyen Tudor. Yöneticiler Tudor’a bu durumları anlatmalıydılar, bir olaya neden olmamak için..Ben bruma’yı ikna edemiyorsam, kadro dışına alır, günlük antremanlarının rapor eder FIFA ile ters düşmemek için ve 2017-18’e kadar maç yapmasına ambargo koyar ve darbe vururm..Başka çözüm yok, ey yöneticilerin dediği doğru ise..İkinci yapacağım şey bu yönetimi ve Tudor’u BJK maçının durumuna göre gönderir veya göndermem..
Mehmet Demirkol: "Bruma olsaydı Galatasaray kazanırdı" diyor ve devam ediyor; “GS yöneticiler Bruma sözleşme yenilemeye yanaşmayınca kadro dışında bırakmasını Tudor’dan istemiş olabilirler. Ki öyledir..” Eğer doğru ise benim aklıma çok kötü şeyler geliyor. Ne demişti Adnan Polat; “Uysal ve bunlar GS’yı satıyorlar..”
Galatasaray Futbol Direktörü Cenk Ergün, Igor Tudor'un Diego Simeone gibi ateşleyeceğini söylemiş. İnşallahhh. Gönül ister ki; bir önceki yazımda belirtiğim gibi Tudor vatandaşı Biliç gibi olmasın. Hani BJK’yi ne onduran ne güldüren Biliç..27 Şubat 2017 günkü BJK maçı her şeyi gösteriri..
“Tudor ve Bruma zirvesi! Krizde 2. perde: Igor Tudor'un çarşamba günü Galatasaray'ın başında çıktığı ilk antrenmanda Bruma ile Hırvat hoca arasında soğuk rüzgârlar esmişti. Bruma özür diledi...38 yaşındaki çalıştırıcı, rakip sol taraftan atağa çıktığında Yasin ile De Jong'un, sağdan gelirken de Selçuk-Burma ikilisinin pres yapmasını söylerken, Portekizli futbolcu isteneni, ısrarla yerine getirmeyince, yedek takıma çekilmişti..Hata yaptığını kabul eden Bruma dün önce yönetimden sonra da teknik direktör Igor Tudor'dan özür diledi. Rize maçının hemen ardından Bruma'nın pazartesi günü (bugün) idmanda olacağını söyleyen Tudor, oyuncusunun özrünü kabul ederken, kriz büyümeden çözülmüş oldu..Bruma'daki moral bozukluğunun sebebinin sözleşme konusundan kaynaklandığı konuşuluyor. Gelecek sezon mukavelesi bitecek olan Bruma ile yönetim 5 senelik yeni sözleşme yapmayı planlarken, 1.2 milyon Euro'luk ücretini de 2 milyona çıkartmaya karar vermişti. Ancak bu konuda henüz somut bir adım atılmaması Bruma'nın keyfini kaçırıyor.”
Bu haber birilerine artçı kriz geçirtmiştir. Eğer GS Bruma ile 5 yıllık sözleşme yaparsa, karşıtlar, yani GS karşıtlarının fay hattı hepten kırılır ve yok olurlar..
Ozanı severim de  Kütahyalısını sevmem, nefret ederim. Fakat şu söylenenler kulak vermekte fayda var: Rasim Ozan Kütahyalı'nın dün gece canlı yayında mahkemelik olduğu Fatih Terim'in ismini vermeden yaptığı açıklamalar gündeme damga vurdu. Kütahyalı'nın sözlerinin hedefinde Terim'in olduğu konuşulmaya başlandı. İşte söyledikleri: "Levent Nazifoğlu doğru yolda gidiyor, kan tutarsa Igor Tudor'un başarılı olacağını düşünüyorum, zaten taraftar istedi diye geldi. Tudor'a ciddi bir kredi açılması lazım, sabırsızlık da yok. Birileri, özellikle biri basındaki adamları kullanarak Tudor'u yıpratmak isteyecektir. Başarısız gibi görünmesini isteyecektir. Çünkü o birileri Galatasaray'ı tapulu malı olarak görüyor. Başka bir yerde çalışsa bile eli orada olsun istiyor. Ondan başkası, Galatasaray'da başarılı olsun istemiyor, ondan başka herkes Galatasaray'da başarısız olsun istiyor. Kim olduğunu anladınız onun. Türk futbolunun vampiridir, Türk futbolunun kanını emen vampirdir. Herkes de anlamıştır. Bazıları öyle Türk futboluna çok yararlıyım moduna giriyor ama özünde vampirdir. Tudor'un başarısız olması için basındaki köpekleri aracılığıyla Tudor aleyhine psikolojik operasyonlar yaptıracaktır. Çok delikanlı zannetiğimiz, aslında dünyanın en alçak insanlarından birileri. Onun için de Galatasaray taraftarı bunu yemesin, Galatasaray kimsenin tapulu malı değildir. Ben istediğim zaman Galatasaray'a teknik direktör olurum, olmam, bir elimle tutarım diyebileceği bir yer değildir. Galatasaray birilerinin gecekondusu değildir. Onun için Tudor'u destekleyelim. Galatasaray'da bir tek ben başarılı olurum, benden başkasının da başarısız olması için elimden geleni yaparım diyen şerefsizlere taviz vermeyelim. O adamların devri geçiyor, hainlikleri de çıkıyor yavaş yavaş. Başka yerler bağlamında da görüyorlar hainliklerini."
Tüm bunları neden mi söyledi. Neden olacak. Ridvan Dilmen gibi
 Başkanlık sistemi Referandumunda  “Evet” yalakalığı yapmadığı için. Bence Hayır yanlısı Terim üzerine yürümektir. Şu ifade kendisini ele veriyor; “O adamların devri geçiyor, hainlikleri de çıkıyor yavaş-yavaş. Başka yerler bağlamında da görüyorlar hainliklerini..”.. Ha, söylediklerinin içinde doğrular yok mu elbet var. Bu doğruları bay yanlış söyleyince doğru olur yanlış..
Ne kadar doğru bir tanı; "Hakan Şükür Ve Arif Erdem kadar Emre Belözoğlu da cemaatçiydi"
Aziz Yıldırım cemaatçi bir sürü emniyet mensubunu, bir sürü kişiyi bu kulübe üye yaptıysan sen de 'cemaate karşıydım' deme hakkına sahip değilsin. Bunların terör örgütü olduğunu biliyordun falan demiyorum. Katiyen böyle bir iddiam yok. O zamanlar cemaat makbuldü, sen de öyle yaptın. Fenerbahçe, İstanbul'da görev yapan üst düzey kamu görevlilerin hepsini kulübe üye yapar, çıkıp yapalım. Galatasaray bunu pek yapmazdı eskiden. Özellikle Adnan Polat döneminde bunlar yapıldı. Galatasaray bunların bir kısmını attı, bir kısmını da atacaktır diye düşünüyorum. Cemaatçi kulüp olarak Galatasaray'ın gösterilmesine çok kızıyorum. Kardeşim kim değildi? Galatasaray'da yönetimde yoktu mesela ama futbolcularda vardı. Peki mesela Emre Belözoğlu cemaatçi değil miydi Fenerbahçe'de oynayan. Net bilinen bir şey. Arif Erdem, Hakan Şükür ne kadar cemaatçiyse Emre de o kadar cemaatçiydi. Bu cemaatciler o zamanlar makbul insan olarak gezinip futbolcuları, ünlüleri kendi içlerine katıyorlardı. Biz küfür yedik, dinlendik ama bir gün teslim olmadık."
Galatasaray ve BJK ilk kez; 22.08.1924 tarihinde karşılaşmışlar ve maçı BJK 2-0 almış. Fakat o tarihten 09.12.1932 tarihine dek, 8 yıl Galatasaray’ı hiç yenememişler. 12 kere yenilmişler, 2 kere berabere kalabilmişler. 41 gol yemişler, ancak; 17 gol atabilmişler.
Aralarındaki en farklı sonuç; 1939/1940 sezonu Türk Milli Küme maçındaki, 30.06.1940 günü Galatasaray’ın 9-2 galibiyetiyle biten maçta alınan sonuç:
Türkiye Milli Küme 1939/1940 sezonu 30.06.1940 17:00 günkü maç:
Beşiktaş: Mehmet Ali Tanman-Cihat-1 yıl FB’de oynayan Taci Erce-Ahmet Salih Yazıcı-Hüseyin Saygun-Rauf-Nazım Öner-Hakkı Yeten-   Eşref Bilgiç-Hayati Ozgan   Gol-Şeref Görkey   Gol
Çalıştırıcı: Refik Osman Top(1919-1928 yıllarında Altınordu İdman Yurdu ve BJK’de oynayan milli topçu)
Galatasaray:   Osman İncili-Faruk Barlas- Mehmet Salim Şatıroğlu-   Musa Sezer-Enver Arslanalp-Salahattin Almay-Eşfak Aykaç- Fenerbahçe’den gelen Süleyman Tekil   3 Gol-18 yıl GS’da 1 yıl Ankara Demirspor’da oynayan efsane Gündüz Kılıç   5 Gol-Cemil Erlertürk   Gol-Sarafim Madenli
Çalıştırıcı: Ceslav Zaharczuk  Polonya
Stat: Şeref stadı.
Hakem: Ahmet Adem Göğdün 
Milli Küme siralaması şöyle olmuş: “Fenerbahçe-Galatasaray-Muhafızgücü-Gençlerbirliği-Beşiktaş-Altay-Altınordu-Vefa”
Yeter be! Belli ki Galatasaray’ı şampiyon yapmayacaksınız. Sizin Allah belanızı..
Geçen hafta Rizespor maçında  resmen ofsayt olmayan golü iptal ettiniz.. Galatasaray, Çaykur Rizespor maçında ofsayt gerekçesiyle verilmeyen gol için sosyal medya hesabından TFF’ye çok sert bir tepki göstermekte sapına kadar haklı..
Evet; Spor Toto Süper Lig'in 21. haftasında deplasmanda Galatasaray, Çaykur Rizespor'la 1-1 berabere kalmış ve zirve yarışında önemli 2 puandan olmuştu. Maç esnasında Galatasaray'ın attığı bir gol ise ofsayt gerekçesiyle iptal edilmişti..Maçın ardından yayıncı kuruluş, Maraton programında pieroya göre Galatasaray'ın ofsayt nedeniyle iptal edilen golde ofsayt olmadığı gösterildi.  Pozisyonda Josue'nin Garry Rodrigues'e pas verdiği anda Rodrigues'in topun 15 santim gerisinde olduğu ortaya çıktı. Bu pozisyon yaşandığında Sarı-Kırmızılılar, mücadeleyi  Çaykur Rizespor önünde 1-0 önde götürüyordu.  
Osmanlıspor elendi; hem de Yunan takımı Olimpyakos’a. Hemi de, kendi sahasında 3-0 yenilerek..
Ve olan oldu; Yunanlılar kodu..
Yaptıkları terbiyesizlik. Bu terbiyesizliğe meydan vermyecektik. Nasıl? Onları yenerek değil, bir Türk takımına şanlı Osmanlı adı vermeyerek..Siyasi ve ekonomik rant için kutsal Osmanlı adı verilmemeli idi. Bana dünyada Grekspor, Germanyspor, Saksonlar İdman Yurdu, Vizigotlargücü, Ostrogatlar İdman Ocağı, Arapspor veya Britanyabirliği diye bir takım duydunuz mu?
Duymadık. Ama Türkiye’de duyduk ve durduk..
Adını Osmanlıspor koyarsanız, Osmanlı ile alay ettirisınız..
Olympiakos'tan olay yaratan paylaşım:
Olympiakos'un resmi sosyal medya hesabı 3-0 Osmanlıspor galibiyetinden sonra gündem yaratan paylaşımda bulundu.
Olympiakos'un resmi twitter hesabından yapılan paylaşım önce Yunanca geçildi. Ardından İngilizce yapılan paylaşımda, 'Tüm Yunanlar için büyük zafer! Yunanistan nasıl kazanacağını bilir' denildi.
Yapılan bu paylaşıma Yunanistan bayrağı ve Olympiakos logosu eklendi. (Sporx)    ..
Ankarspor'a Osmanlıspor adını koydurup Osmanlı'ya hakaret ettirenlere; "Hayııııırrr!!!"
 Yağdanlıklara benzeme krizi içindeki Ümit Karan’a yakışmayan konuşmalar: “Bu kesinlikle zeka işi. Biz çok futbolcu gördük teknik direktör olamayan. Hagi mesela. Galatasaray ve Türk futbol tarihinin en büyük yabancı futbolcusu. Ama, teknik direktör olarak hiçbir başarısı yok. Türkiye’de gittiği her takımda başarısız sonuçlar aldı. “Galatasaray niye diğer eski hocalarına şans vermiyor, bilmiyorum. Kıskançlıklar var sanki Galatasaray’da... O zaman Hakan Şükür de vardı. Bence Hagi ile bir birlik olmuşlardı o zaman. Eski takım arkadaşları idiler. Yalan söylemeye gerek yok artık bu saatten sonra. Benim Galatasaray’da futbol oynamamı istemediler. Ya ben ya da o oynayacaktı. Üzerime oynayarak bana şans tanımadılar. Bunu herkes biliyor. Hiç bana şans tanımak istemediler. Ben farklı olaylara bağlıyorum bu durumu. Kendisi de zaten başarılı olamadı.. Kendi taraftarına hakaret eden ve bağıran teknik direktörden ne olur yani... Kayseri’deki o telefon muhabbetinde gördüklerime, izlediklerime inanamamıştım. O dönemde kadro dışı bırakılmıştım. Ama Hagi tabii ki hepimizin gönlünde futbolcu olarak taht kurmuş biri(25 Şubat 2017).
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

26 Şubat 2017 Pazar

SAMSUNSPOR DURDU-DURDU VE BOLU BEYİNİ VURDU

SAMSUNSPOR BOLU BEYİNE PATLADI
26 Şubat 2017

Samsunspoe: 3  Boluspor : o
26 Şubat 2017
Türkiye 1.Lig 2016/2017  sezonu 26.02.2017 00:00 günkü 22.Maç:
Evet; Samsunspor, Tolga Özkalfalar olmayınca, oyuncular oynayınca kazanıyor. Yılların efsane Samsunspor’u düşmemeye oynuyor..Ben Samsun kentine ve onun vefakar-cefakar Samsunspor taraftarlarına üzülüyorum. Onlar güzelliklere laik taraftarlar..

Futbol oyununu yazamıyoruz, futbol üstüne oynanan oyunları nedeniyle. Samsunspor’un bu topçularını Osman Özköylü ve Hakemler durdurmasaydı, şimdi play-off hesapları yapılıyordu..
Stat: Samsun 19 Mayıs
Hakemler: Suat Arslanboğa , Bülent Gökçü , Süleyman Özay
Samsunspor: Tom Muyters, Erkam Reşmen, Abdülkerim Bardakçı, Ercan Yazıcı, Mustafa Sevgi, Murat Gürbüzerol (87' Eldin Adilovic), Kenan Karışık, Hasan Kılıç, Vedat Bora (22' Halil İbrahim Pekşen), Göksu Türkdoğan (71' Gökay İravul), Famoussa Kone
Yedekler: Bekir Sevgi-Halil İbrahim Pekşen-Gökay İravul-Burhan Arman-Kevin Brands-Eldin Adilovic-Jeroen Lumu 
İlk 11 Değeri : 6.550.000 Euro
Takım Değeri : 12.150.000 Euro
Teknik Direktör: Osman Özköylü
Boluspor: Soner Şahin, Ramazan Sal, Hakan Arslan, Fatih Turan, Alim Öztürk, Kadir Bekmezci, Musa Sinan Yılmazer, Abdulkadir Özdemir (63' Özgür İleri), Yusuf Emre Gültekin (46' Andre Santos), Rydell Poepon, Anco Jansen
İlk 11 Değeri : 5.450.000 Euro
Yedekler: Erdi Yokuşlu-Renato Arapi-Furkan Şeker-Özgür İleri-Andre Clarindo dos Santos-Burak Asan- Chukwuma Akabueze(Bentley)
Takım Değeri : 10.900.000 Euro
Teknik Direktör: Fuat Çapa
Goller: Murat Gürbüzerol (dk. 48), Kone (dk. 70), Hasan (dk. 90+3) (Samsunspor)
Gollerin öyküsü: 48’nci dakikada Ceza sahasının sağından rakibini çalımla geçen Halil İbrahim’in ortasına sert bir vuruş yapan Murat Gürbüzerol top ağlarla buluşturdu: 1-0.
70’inci dakikada ceza sahası sonunda topla buluşan Hasan pasını Kone’ye verdi. Bu futbolcunun sert şutunda top ağlarla buluştu: 2-0.
90'ıncı dakikada Samsunspor atağından Kone'nin pasıyla hareketlenen Hasan'ın şutu ağlarla buluştu: 3-0.
Ben hala geçen hafta oynanan Samsunspor- MİY maçındaki Tolga denen Özkalfa katlıamındayım:
Tolga Özkalfa ve ekibi sorgulanıyor mu? Ki sorgulanması gerekir. Bu adam hakemliği böyle ise, dış doktorluğu da düşündürücü. Dişhekimleri odası buna meslekten el çektirmesi gerekir. Hastalar buna emanet edilemez. Düşünün Mersin İdmanyurdu maçında Manisalı yan hakem İbrahim Bozbey kararıyla hem penaltı hem kırmızı kart verebiliyor. Veriliyor, çünkü amaç, düşme potasındaki Manısspor’u kurtarmak.   Sen Lider Evkur Malatyaspor’u 3-0 yen, ve ardından sana saldırmaya başlasınlar. Evet hemen birileri devreye girerek Samsunspor’u çelmelemeye başladı: Sivasspor maçının hakemi Bahattin Şimşek’in adil olmayan yönetimine itiraz eden Osman Özköylü’ye 3 maç ceza vererek saldırının başlatıldığı görüldü..Sivas maçının ardından hemşerim dediği Bahattin Şimşek’i eleştiren Samsunspor Teknik Direktörü Osman Özköylü’ye adeta nispet yaparcasına yine hemşerisi olan Tolga Özkalfa gönderildi ve 19 Mayıs Stadyumu’nun üzerindeki kara gömlekli bu şahıs Samsunspr’un yenilmesi ve ceza alması için elinden gelen her şeyi yaptı.
Ndiaye’nin hareketine faul ve kırmızı kart Tolga Özkalfa yardımcı hakemin ikazı ile kararını penaltıya çevirdi. Oysaki sezon başında son adam kuralı değişmiş ve hem penaltı hem kırmızı kart aynı anda uygulanmaması gerekir.
Özellikle, Samsunspor ilk yarı beraberlik golünü bulunca, ikinci yarı yanlı yönetime başlayan Özkalfa; oyunu sürekli geren ve sarı karı olan Sinan’a ikinci sarıyı birkaç pozisyonda atlayarak Mersin İdmanyurdu takımını kolladı.
Samsunsporun ataklarında genellikle avantaj kuralını uygulamayarak Samsunspor atağını kesen Özkalfa, adeta sahada güreş yapar gibi Samsunspor’un ataklarını kesen oyunculara sarı kart göstermedi.
Süper Lig Hakemi olmasına rağmen 26 Kasım 2016’dan beri Süper Lig’de orta hakemlik yapmayan, TFF 1. Lig’de ise son maçını 11 Aralık’ta yönetmiş olan Tolga Özkalfa, her iki takım açısından da son derece önem taşıyan Samsunspor – Mersin idmanyurdu maçına neden veriliyor?

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

23 Şubat 2017 Perşembe

AFETLER VE AFETLERE ÇANAK TUTAN AFETLER

DEPREM İÇİN ÖNLEM ALMAYAN DEPREM KADAR TEHLİKELİLERE “HAYIIR!!”
Çanakkale'nin Ayvacık İlçesi'nde 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Çanakkale'de geçtiğimiz günlerde yine çok sayıda deprem meydana gelmişti(23 Şubat 2017)
Yetkililerin açıklamalarına öncelik verelim;
[[ Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul'da olası bir depremde felaket yaşanabileceği uyarısında bulundu(20 Şubat 2017).. İstanbul depremi uyarısı! İşte depremin şiddeti ve tarihi İstanbul depremi ne zaman ve kaç şiddetinde olacak sorusunun yanıtını, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki verdi. Özhaseki, beklenen şiddetli depremde etkilenecek bölgeleri de açıkladı(26 Ocak 2017).. Melih Gökçek: İstanbul'da suni deprem planlıyorlar. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, dış güçler ve FETÖ terör örgütünün İstanbul'da suni bir deprem yapacağı iddiasını tekrarladı(10 Eylül 2016) ]]
Ya şakayız, ya da arizayız!!
Doğal afetler için öncesi ve sonrası kalıcı önlem geliştirmeyip, laf olsun oy dolsun duruşu sergileyenlere ve kendilerini siyasi ve ekonomik rant inşasından kurtaramayanlara HAYIIR!!
Evet;
İstanbul'un deprem toplanma alanlarını imara açan sizlere HAYIIR!!!
Fatih semtinden sonra en çok caminin olduğu Beyoğlu çevresi; deprem toplama alanı  Taksim meydanına daha dün cami temeli atanlara HAYIIR!!
 İstanbul'u dünya finans merkezi yapacağım diye, İstanbul'u adeta siyasi ve ekonomik rant kaotizmine sokanlara HAYIIR!!
Ülke ekonomisinin görece lokomotifi inşaat sektörünü; yapsat boyutuna indirgeyip, yandaş sermayenin sermaye tapınaklarıyla; binlerce yılda uygarlıkların oluşturduğu efsane İstanbul Siluetini yok edenlere HAYIIR!!!
“İstanbul ve Çanakkale’de suni deprem planlanıyor” diyerek evrensel tehlike depremi siyasi rant olgusuna dönüştüren, algıdan ve ciddiyetten soyut  Melih Gökçek gibilerini besleyenlere  HAYIIR!!
Depremleri ve yangınları, depremlerde ve yangınlarda tartışan, öncesi ve sonrası kalıcı önlemler geliştirmeyenlere HAYIIR!!
1999 yılında çıkarılan deprem yönetmeliğini uygulamayan, hala kiriş ve kolon kesitlerini eski yönetmeliklere göre ebatlandıranları ve hala eski yanal yük katsayısını esas alanları  denetlemeyenlere HAYIIR!!
Yapı Denetim olgusunu Türkiye genelinde yaygınlaştırmayıp, kentleri katlı kavşak ve de eski fenni mesullük mantığıyla inşa edenlere HAYIIR!!
İlgili meslek odası birliği; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’ni ve de üniversiteleri ülke inşa ve planlamasından soyutlayanlara HAYIIR!!
Şevket Çorbacıoğlu’nun, yakında  ilgililere tekrar  servis edeceği “Deprem Manifestosu”nu dikkate almayanlara HAYIIR!!
On binlerce kişinin yaşamını yitirdiği 17 Ağustos 1999 depreminin 18.yıl dönümüne yaklaştığımı bugünlerde hala ‘öncesi ve sonrası için’ kalıcı  önlem geliştirmeyenler HAYIIR!!
1999 Depremin hemen ardından uzmanların ittifakla 30 yıl içinde büyük bir depremin yaşanacağını söylenmesine karşın hala ‘öncesi ve sonrası için’ kalıcı  önlem geliştirmeyenler HAYIIR!!
İstanbul'la ilgili meslek odaları olarak ürkütücü  gerçeği ortaya koymamıza karşın hala ‘öncesi ve sonrası için’ kalıcı  önlem geliştirmeyenler HAYIIR!!
Bu ürkütücü gerçek karşısında duyarsız kalıp; İstanbul'da afet sonrası toplanma alanı olarak belirlenen 470 yerden 300'ü imara açan ve üzerlerine alışveriş merkezleri, gökdelenler inşa edenlere HAYIIR!!.
HAYIR, HAYIR, HAYIR, HAYIR, HAYIR, HAYIR, HAYIR VE DE “HAAAAAAYIIIIIIIIIIIIIIRR!!!!!!!!!!!.............”
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

22 Şubat 2017 Çarşamba

YAKINDIR İSTANBUL'A, ANKARA'YA..KENDİ ADLARINI KOYMALARI..

İLHAM ALİYEV’İN, EŞİNİ YARDIMCISI OLARAK ATAMASI VATAN HAİNLERİNİ HAKLI ÇIKARDI..
BAŞKANLIK SİSTEMİNDE KENTLERE  KENDİ  ADLARINI KOYMALARINA NE DERSİNİZ?   “HAYIIIR!!!”
22 Şubat 2017
Azerbaycan'da 26 Eylül 2016'da yapılan referandumla anayasada bazı değişiklikler yapılmıştı. Seçmenlerin yüzde 86,6'sının "evet" oyu kullandığı referandumla, "cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı" ve "cumhurbaşkanı yardımcıları" makamlarının oluşturulmasını karar verilmişti.




Veee; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, karısı Mehriban Aliyeva'yı cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı görevine getirdi.
Sanki, bizimkiler  Azerbaycan  Başkanlık sistemini kurgulayan İlham’dan ilham almışlar gibi..
Şu bir gerçek; İlham’ın bu atama hareketi, bana göre resmen Recep Tayyip Erdoğan’a  siyasi suikasttır. Suikastır, çünkü; bazı münafıklar; “Başkanlık sistemi gelince, başkan aile bireylerini, devletin yüksek kademelerine KHK ile atayacağını, 18 yaşındaki bebeleri milletvekili yapıp, TBMM’ini saray okulu Enderun’a dönüştürerek, saltanata şehzadeler ve yardımcılar yetiştireceklerini, TBMM’ini fesih edebileceğini, en önemlisi, eşini ve oğlunu yardımcı seçebileceğini vs,vs..” gibi söylemlerde bulununca, münafık olmayan mübarekler de çıkıp; “Külliyen yalan. Bu yalanları söyleyen kafirlere inanmayın..” demişlerdi..Fakat beklenmedik şekilde; İlham Aliyev’in eşini yardımcı ataması işleri bozdu. Evet, ortalığı karıştırdı, öyle ki makarnacının da kafasını karıştırdı..İlham’ın bu provokasyonu 16 Nisan referandumunda en az 17,99 oy kaybettirecektir.. Bakmayın Aptalkadir Selvi’nin bu son hamle-i salvosuna; "Bu anlamda 16 Nisan bir milat olacak. Siyasette 16 Nisan’dan öncesi ve 16 Nisan’dan sonrası olacak. AK Partililerin beklentisi bundan sonra evet oylarının tırmanışa geçeceği yönünde. “Hayır bloku oluştu, ulaşabileceği en yüksek seviyeye ulaştı. Bundan sonra evet oylarında artış başlayacak. Çünkü kararsızların içinde en fazla geçmişte AK Parti’ye oy vermiş olan kesimler yer alıyor”..İşte bu varsayıma, yani hamle-i salvosuna İlham Aliyev büyük darbe vurdu..
Bir şey aklımı karıştırıyor: Bunlar acaba; Çar monarşizmini de örnek alırlar mı. Yani; Kentlere aile bireylerinin adını vermeye başlarlar mı? Biliyorsunuz;  Azerbaycan’da  eski bir yerleşim yeri olan Gence Rusya İmparatorluğu döneminde Çar'ın hanımına izafeten şehrin ismini Ruslar “Elizavetpol” olarak değiştirmişler..Haklısınız; SSCB döneminde Sankt-Peterburg adı Leningrat yapılmıştı..
Soru; İstanbul’umuzun adı ne olmalıdır?
Potansiyel Turancılara; “Sanki Azerbaycan ve Türkiye’den başka yerde Türk yokmuş!” dedirten; "Biz bir millet, iki devletiz..Biz biriz beraberiz” tümcesini aklıma getirdi.
Bu sözü; “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan olan Ebulfez ELÇİBEY tarafından cumhurbaşkanı Turgut Özal’a söylenmiş.  Elçibey; İlham Aliyev’in babası  Haydar Aliyev tarafından devrilen ve de yaşamını  vakfettiği, kanıyla, canıyla kurduğu ve ihtiraslarından sıyrılıp kimsenin yapmadığını yapıp makam, mevki ve kudreti bırakıp sıradan bir insan olarak köyüne dönen ve 2000’de Türkiye’de ölen, adı Azerbaycan tarihinden silinen kişidir. Ebulfez Elçibey;  Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı Turgut Özal’a söylenmiştir; “ İki kardeşin yan yana, ayrı-ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır.
İkinci soru: “Aralarında örtü farkı olsa da, Türkiye ve Azerbaycan Tek millet Tek devlet olurlar mı?
“Hayııır!!”
Onda da haklısınız; diğer Türk devletlerinin günahı ne?
Çok, ama çok güldürüyor bu 2 ülke dünyayı..
Azizi Nesin, ne dersin? Pişman mısın erken gittiğine? Gitmeseydin en 2 Nobel çıkarırdın bu malzemelerden..
Yazdıklarıma “Evet” mı, “Hayır” mı?
Elbet; “Hayır!”
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

19 Şubat 2017 Pazar

DİZİ DİZİ DİZİLER..SİYASALLAŞTI

DİRİLİŞ VE KURTLAR VADİSİ VE CESUR YÜREK ADLI  DİZİLERİN İŞLEVİ( DİRİLİŞ ERTUĞRUL MU , DİRİLİŞ ERDOĞAN  MI?) VE DE HAYIIIR!!!
20 Şubat 2017
İnanın bu 3 diziyi izlerken Kemal Sunal filmlerinden daha fazla gülüyorum. Ben Sunal ailesinden olsam, bu 3 diziden de telif hakkı alırım, çünkü komediyi telef ederek komik duruma düşürmüşler..
Nasıl gülmeyeyim ki? Evet, Diriliş dizisinde, Cüneyt Arkın, Malkoçoğlu veya Kara Murat olarak Bizanslıları kovalarken, yanında Murat 124 geçmiyor, fakat gerek dekor, gerek sahne ve kostüm dizaynının; Malkoçoğlu ve Kara Murat filmlerindekinden fazla bir farkı yok. Behçet Nacar’ın kiraya verdiği köstümlerin biraz da yenileri o kadar.. Atraksiyon, yani hareketli, savaş  ve kavga sahneleri bilişim teknolojileri  bütününde bilgisayar mühendisliğiyle kurgulayabiliyorsunuz. Bırakın Cüneyt Arkın’ın gerçek dövüş tekniklerini ve de ata binişlerini, bilgisayar mühendisliği kullanmalarına karşın  sanallığı da becerememişler. Vesselam kısa kelam; oyuncular rol yapamadıkları gibi ata bile binmesini bilmiyorlar.
Kurtlar vadisine gelince, sakın gelmeyin sinirleriniz bozulur. Ben bir ara, Muro karakteri için geldim, geldiğime pişman oldum. Muro diziden gidince ben de gittim.. 


Dirliş dizisi ise ayrı bir fenomen..
Her ikisinin ortak özelliklerine geçmeden önce; cumhurbaşkanının bu dizilere, özellikle “Diriliş Ertuğrul”’a sahip çıkışına geçelim..
Cumhurbaşkanı, 15 Kasım 2016 gecesi TRT World(dünya) açılışında Diriliş Ertuğrul dizisini “Benim torunlarım bile bırakmıyorlar, tamamını izlemek yetmiyor, bir de özetini izliyorlar” diyerek övdü. Erdoğan, “Beyefendi izleyememiş. Fırsat bulursa izleyecekmiş” sözleriyle de Okan Bayülgen’i eleştirdi.
Nedeni; Okan Bayülgen’in 13 Kasım 2016 sunuculuğunu Okan Bayülgen'in üstlendiği Altın Kelebek Ödül töreninde halk oylaması ile "En İyi Dizi" kategorisinde ödül kazanan Diriliş: Ertuğrul dizisini hiç seyretmediğini söylemesi(O gün bugün Okan Bayülgen’i gören ve duyan var mı?)..
Bu kadarı da fazla..Bir duralım ve tartalım kendimizi. Evet; Total ağırlığımızı, Bulunduğunumuz yerin ağırlığından çıkaralım ve bulunduğumuz konumun ağırlığını bir tartalım. Önemli bir ağırlığımızın olduğunu göreceğiz. İşte bu ağırlığını korumak zorundayız. Çünkü biz halka mal olmuş kimlikleriz. Her şeye  kendi ideolojik penceremizden bakamayız!!.
“Diriliş  Ertuğrul” dizisi, adeta “Diriliş Erdoğan”’ı çağrıştırıyor. Dahası senaryo resmen bu izlenimi veriyor gibi. Osmanlı kuruluşunda Ertuğrul’un böylesi uzun ve abartılı bir rolü yok. Fakat; “Bir gün herkes Erdoğan’ı anlayacak” diyen  akil insan Hülya Koçyiğit’in torunu Neslişah Alkoçlar’ın kocası Engin Altan Düzyatan’ın oynadığı karakterin bitmemesi adeta Erdoğan’ın dirilişini oynuyor gibi geldi bana. Şu tümceler benim kuşkumu doğruluyor mu dersiniz: [[ Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Mezopotamya yeni sahibini ararken, kahramanımız Ertuğrul da, 400 çadırlık obasına yeni bir yurt arıyordu. Moğollar ve Türkmen beylerini yenerek, Kayı boyuna da bir yurt veren Ertuğrul böylece Osmanlı Devleti'nin kuruluş sırrını da kendi hikayesinde gizlemiş oldu. İşte dizi bu destansı hikayeyi ekrana getirecek.” ]] şeklindeki tanıtım bandı, sanki Erdoğan’ın gizdeki amaçlarını işaret ediyor. Özellikle; “Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Mezopotamya yeni sahibini ararken, kahramanımız Ertuğrul da, 400 çadırlık obasına..” tümcesi..Evet bu tümce size ne çağrıştırıyor??
Dizi’yi hiç seyretmiyordum, çünkü kafamda ‘özerk iken özel konuma getirilen’ TRT’yi silmiştim. Erdoğan “Diriliş”’i gündeme getirince internet üzerinden geçen haftaki bölüme baktım. Oradaki replikin, “Diriliş Ertuğrul”, “Diriliş Erdoğan” şeklinde uyarlandığını çağrıştırdı bende. Ertuğrul dizide, yaşanan olaylara çok içerlendiği için şunu diyordu, “At izi it izine karıştı..”. Bu tümceyi FETÖ darbe kurgusunda kim demişti; Erdoğan..
Canım bu kadar da komplo senaryosu yazılmaz ki. Arkadaşlar senaryoyu ben yazmıyorum, “Kurtlar Vadisi” ve “Diriliş Ertuğrul” dizisin yapanlar yazıyor..
Şu bir gerçek;
Her iki dizinin de saray danışmanlarının gündemlerin efendisine danışarak ısmarlanan dizi-dizi senaryolarla dizildiğini söylemeyen kalmadı; İbrahim Kalın, Yiğit Bulut gibiler tarafından senaryoların biçimlendirildiği ve de kurgulandığı söylemlerine ben de inanır oldum gibi..
Bakın her iki diziye, Erdoğan’ın ve iktidarının yaptığı icraatlara alkış niteliğinde onay veren göndermeler var. Eskiden gülmece boyutunda, komedi show veya sıradan dizilerle iktidara göndermeler yapılırdı veya onların yaptıkları tiyatrolara konu edilirdi. Şimdi olası mı? Soluğu Silivri’de alıyorsun.
İş tersine döndü; diziler ve filmler hatta devlet tiyatroları; övgü dolu göndermeler yapmak için sıraya girmişler..
Resmen trajikomik süreçlerin dayanılmaz ağırlığı içindeyiz..
Kurtlar Vadisi’nin benzer versiyonu; “Cesur Yürek” ile absurtluklar devam ediyor:
Bilindiği gibi, Ergenekon kumpasında, askeriyenin kozmik odasına girilmişti. Dahası, devletin hafızası çalınmıştı. Ne vardı burada? Seferberlik anında yapılması gereken bilgiler. Örneğin görevliler. Kim bunlar; öğretmen, mühendis, doktor vd meslek sahipleri imamlar..Bunlar yetiştirilmiş Seferberlik görevlileri. Seferberlik anında bunlarla ülke kurtarılacak. Nitekim 15 Temmuz FETÖ darbesinden ülke kurtarılmış. Nasıl mı; hani, Ergenekon kumpasında kozmik odaya girilmişti ya Fetullah ve örgütü ile-Ki, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan R.T.Erdoğan ısrarıyla girilmişti kozmik odaya - İşte bu kozmik odadaki belgeleri derin devlet çalıyor ve sahte belgeler koyuyor. Bu sahte belgeler sayesinde 15 Temmuz darbesi engellenmiş..Kim söylüyor bunu; Kurtlar Vadisi Pusu benzeri “Cesur Yürek” dizisi..
Neymiş;  19 Aralık 2016 günü Ankara’da Rus elçisinin öldürülmesi ve İstanbul-Ortaköy Reina’da 2017’nin 2.saatinde(1 Ocak) 12’si Türk, 27’si yabancının katledilmesi; FETÖ’nun Samanyolu TV’sindeki dizilerdeki var olan sahnelerin aynısı imiş. Dahası, önceden  kurgulanmış eylem. Yani, katliamlar önce senaryolaştırılıyor, sonra gerçek yaşama uygulanıyor. İyi de sen ne yapıyorsun? Sen de; Kurtlar Vadisi ve Cesur Yürek vb senaryolarını danışmanlarına yazdırıyor ve uyguladığın veya uygulayacağın politikaları ‘insan aklıyla dalga geçercesine’ yandaş kanallarda diziye dönüştürüyorsun..
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com  
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

17 Şubat 2017 Cuma

ARTVİNLİLERİN GURURU RESSAM KEMAL ÇELİK

ARTVİNLİ OKUR-YAZAR OLMANIN YANINDA RESSAM KEMAL ÇELİKTİR DE...
[[ Kemal Çelik; “Ankara renk curcunası içinde, insanlarına kadar rengarenk bir şehirdir. Ben de resim yapıyorum. Bu kadarına gücüm yetiyor. Bu renkler yaşasın, hiç olmazsa”.. “Sevgi, gücü uğrunda yapılan fedakârlıklarla ölçülür” ]]







Kemal Çelik; alçak gönüllüğün ve de dik duruşların efendisi adeta. Geç tanıdığım için kırgınım kendime ve kentime..
Yıllar önce Artvinliyi şöyle betimlemişim: “Artvinli Okur-Yazardır. Bu bildiğimiz okur yazarlık değil, okuyan ve okuduğunu ve de  gözlemlediğini  sanatsı aktarımlara sahip yazardır..”..Fakat bir şeyi es geçmişim; Artvinli, yaşamı; beyaz kağıdın şiir dizeleriyle, öykü-roman satırlarıyla bezediği gibi, bir tuvaldeki naif fırça dokunuşlarıyla da bezeme yeteneğine  sahiptir, tıpkı evrensel kimlik ressam Kemal Çelik gibi..
Sayın Kemal Çelik yazmıyor, fakat yaptığı resimler o denli anlatıcı ki, adeta sayısız bölümcelerle oluşmuş öykü ve roman tadında bir yapıt sunuyor..
Yazarsanız Kemal ağabeyi, derslerde bile okutulur. Örneğin Rasim Yılmaz kardeşimin Kemal Çelik söyleşisi okullarda 5 yıl süresince, İlköğretim 4.sınıf kitaplarında  ders olarak okutulmuş..Fakat bizler, Kemal ağabeyi okumakta edilgen duruş sergilediğimizi yadsıyamayız.












Hayattan ders alarak, ders veren evrensel bir kimlik Kemal Çelik:
{{ Kemal Çelik, (1940 Şavşat, Artvin), Türk ressam, arkeolog..Öğrencilik yıllarında Eşref Üren, Cemal Bingöl, Şefik Bursalı, Saim Kanra gibi ressamlardan etkilenmiştir. 1973 yılında Prof. Dr. Rasim Adasal (1902-1983) başkanlığında kurulan Üniversiteler Arası Resim ve Heykel Sanatçıları Derneği'nin kurucu üyelerindendir..Ankara Ressamlar Derneği, Ankara Sanat Kurumu, GESAM, Sulu Boya Ressamlar Grubu ve Ankara Kulübü Derneği üyesidir..Halen çalışmalarını 1990 yılında Ankara Kalesi içindeki Pirinç Han'da kurduğu atölyesinde sürdürmektedir. 1959 yılında Anakara Üniversitesi DTCF Fransız Filoloji bölümüne girdi. Borçka-Şavşat- Kocabey doğumlu Ressam Reşit Gökçe ve 2017’de aramızdan ayrılan; Artvin'in tanınmış kültür ve edebiyat adamlarından, "Aydın Baba" lakaplı şair ve yazar ve de eski Sportoto Genel Müdürü Yusufelili  Aydın Karasüleymanoğlu(1Ocak1943-30 Ocak 2017) üniversiteli arkadaşlarıdır ve bu arkadaşlarıyla  resim sanatı grup çalışmalarına katılmaya başlar. Üniversite’yi 3.sınıfta terk etti. Asker gitti. Ve resim sanatına yöneldi. 1978 yılında, ayrıldığı  DTCF’nin Klasik Arkeoloji bölümüne girdi ve 1983’te bitirdi. Doğaya ve doğan olan bağlılığı onun Arkeolojik boyutta pencere açmasına neden oldu. Sanatını o denli geliştirdi ki, yapıtları ve yaşanmışlıkları kaynak olarak değerlendirilir oldu. Hatta, yukarıda değindiğim gibi; 2005 yılından beri Rasim Yılmaz röportajı, İlköğretim Okulu 4.sınıf Türkçe kitabında ders olarak okutulmaktadır(Koza yayınları). Kemal Çelik ağabeyin yurt içi ve yurt dışında 6 bini aşkın eseri bulunmaktadır. Halen; “Üçüncü Bin Yılın Eşliğinde Anadolu VII(Çoruh-Artvin 2003) adını verdiği yaklaşık 150 tablodan oluşan bir sergi hazırlamaktadır..
Kişisel Sergileri: “1977 Ankara Türk-İş Sanat Galerisi-1980 Ankara Sanat Severler Derneği-1981 Ankara Sanat Sevenler Derneği-1982 Bodrum Kalesi-1982 Ankara Sanat Sevenler Derneği-1983 Zelve (Kapadokya'da açılan ilk resim sergisi)-1984 İstanbul Ziraat Bankası Başak Sanat Galerisi-1985 Ankara Irak Kültür Merkezi-1985 Bodrum Kalesi-1985 Muğla Festivali (Bodrum ve Fethiye Müzeleri ile birlikte)-1986 Ankara Dönüşüm Sanat Galerisi-1986 Ankara New Horizons Sanat Galerisi-1987 Ankara Irak Kültür Merkezi-1989 Ankara Sanat Kurumu (Ankara'nın İncileri I)-1989 Gazeteciler Cemiyeti (Hasankeyf '88)-1989 Ankara Valiliği Sanat Galerisi-1989 Ankara Bel-Pa Sanat Galerisi (Hasankeyf '99)-1989 Ankara ABC Sanat Galerisi (Ankara'nın İncileri-II)-1990 Ankara Kardelen Sanat Galerisi-1992 Ankara Dora Sanat Galerisi-1993 Ankara Tempo Sanat Galerisi-1993 Ankara Kardelen Sanat Galerisi (Kocapınar Anıtsal Çınarları - Amerikalı fotoğraf sanatçısı Roger Popwell ile birlikte)-1994 Ankara Pirinç Han-1997 Ankara Sanat Kurumu-1998 Ankara Akbank Sanat Galerisi (Ankara'nın İncileri-III, Ankara Kulübü Desteğiyle)-2000 Bodrum Yalıkavak Monakus Sanat Galerisi-2000 Kırşehir Güzel Sanatlar Galerisi-2002 Birecik Barajı (Wiener Saloniker Konseri ile birlikte)-2002 Şanlı Urfa Güzel Sanat Galerisi (12. Uluslararası Kültür Sanat Festivali)-2002Ankara Sanat Kurumu (Sanatta 40. Yıl Sergisi)-2005 Ankara Talih Kuşu Sanat Galerisi-2010 Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi” }}
Son olarak;
Kemal Çelik ağabey; Türkiye -Gürcistan Sanat Dostluğu, Gürcistan’ın Acara Özer Bölgesi Başkenti Batum konsolosluğunun katkılarıyla,  Batum Müzesi’nde O2-O8 Şubat 2016 tarihleri arasında, 45 tabloluk resim sergisi açtı
Salt ben değil, hatta Ankara değil Türkiye’nin alkışladığı Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, yıllardır Ankara Kalesi Pirinç han’daki atölyesinde resim çalışmalarını sürdüren Artvinli ressam Kemal Çelik’i ziyaret ediyorsa(14 Mayıs 2015); biz Artvinlilerin biraz kendimizi sorgulamamız gerekiyor.
Düşünün; Ankara tablolarıyla tanınan Artvinli hemşerimiz ressam Kemal Çelik’e Eylül 2008’de Batman’dan 16 mektup gelebiliyor. Evet; İlköğretim 4. sınıf Türkçe ders kitabında "Resim Yapmaya Aşık Bir Ressam" başlığıyla işlenen Ressam Kemal Çelik’e Batman’daki Hürriyet İlköğretim Okulu’ndan 16 mektup geldi. Bir sabah Pirinç Han’daki atölyesine geldiğinde bu evrensel değere sahip mektuplarla karşılaşıyor sayın Çelik. Öğrenciler hiç tanımadıkları halde "Resimlerinizi aşık olacak bir şekilde yapıyorsunuz" diye yazabiliyorlar. Öğrencilerden birinin şu ifadesi beni hayli etkiledi: "Resim çizerken hep siz aklıma geliyorsunuz. Sınıftaki öğrenciler ve ben sizi çok merak ettik. Resimlerinizi aşık olacak bir şekilde yapıyorsunuz.". Hiç aklımıza getirmedik değil, fakat Artvinli olarak Türkiye’nin, öyle ki dünya ülkelerinin aklına getirdiği Kemal Çelik ağabeyi yeterince aklımıza getirdik mi? Bence; kocaman bir “HAYIR!!”..
Ve ben; neredeyse çocukluğumdan beri Ankara’da olan(1973) ben duyarsızların önde gideniyim. Kemal ağabeyi; Artvin Vakfı Başkanı Demir Akın, yönetim kurulu üyeleri Ahmet Köroğlu ve Rasim Yılmaz kardeşlerimin sayesinde 28 Eylül 2016’da tanıdım.
Evrensel bir değer çünkü;1962 Ankara Amerikan Gençlik Merkezi’nde düzenlenen yetenek yarışmasında, Amerikalı ressamları geçerek  karakalem dalında birinci oluyor. Ve de ödülünü ünlü Amerikan Komedyen Bob Hope’nin elinden  alıyor.
55 yılını Ankara Kalesi civarında geçiren, son 23 yıldır Pirinçhan’daki atölyesinde resimler yapan 77 yaşındaki Kemal Çelik, Artvin sevdalısı, Doğaya ve doğana tutkun, Ankara-Altındağ  ve gezegen sevdalısı evrensel bir zenginlik..Yerelden ulusala ulusaldan evrensele giderken gönül gözüyle seyreden Kemal Çelik ağabey; Altındağ Belediyesi'nin güzel çalışmalarından biri olan, fakat diğer çalışmaları gibi Reklam ve Tanıtımın eksikliğinden dolayı habersiz olduğumuz Türkiye'nin ilk Açık Hava Müzesi; “Altınköy Açık Hava Müzesi”’ni resmederek, tablolarını aynı yerde demirbaş olarak sergilenmek istediğini özellikle vurguluyor.
Ankara Kalesi Pirinç Han’daki atölyesinde, yaptığı sulu boya tablolarla gerçekten ilgi odağı..Bırakın ülkemin duvarlarında, Japon Sarayı duvarlarında resmi bulunan, kaledeki müze donanımlı atölyesinde büyükelçiler ve yabancı bakanların ziyaret ettiği, Artvin ve Türkiye’nin gururu Kemal Çelik, Aynı zamanda da fotoğraf sanatçısı. Öyle ki kendi fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğrafları sulu boya tabloya çeviriyor. Şavşat’tan sahilde Arhavi’ye dek tüm ilçeleri görsellemiş ve tuvale yaşam vermiş. Artvin Şavşat’tan başlayarak, Ankara Kalesi’ne dek uzanan ressamlık yaşamında resmin ve sanatın geçmişi geleceğe taşıyan önemli bir araç olduğunu en iyi gösteren, görselleyen bir değer. Kalede resim yapmak onun için tutkulu bir heyecan. İnanın Ankara evlerine Veysel Tiryaki’den önce soluk vermiş tuvalinde.  Arkeoloji eğitim alan Kılıç, Ankara evlerini tarihi dokusuyla tam yaşatılmadığını söylüyor. Restorasyonların daha da dikkatli yapılması gerektiğini vurguluyor. Ankara renk curcunası içinde, insanlarına kadar rengarenk bir şehir olması nedeniyle güçlü bir şekilde yaşatılmalıdır diyor da.. Kemal ağabey, yaşamının her anında mutlu olmuş, mutlu etmiş. Çünkü ben diyor; “Sevgiyle doğdum, sevgiyle büyüdüm, sevgiyle öleceğim, ben bana şahidim. Hiç bankada param olmadı. Ama hiçbir alacaklı da kapımı çalmadı. Alnımdaki her çizgiyi seviyorum. Dünyanın en zengin ve mutlu insanı benim”
Güçlü ve yürekli çünkü; Hayatı boyunca iki kez kalp krizi geçiren ve kansere karşı verdiği mücadeleyi kazanmış Kemal ağabey..Dahası;  sağlık sorunlarını da yaptığı tablolara sevgisini katarak yenmiş..
Kemal Çelik ağabey yerel, ulusal ve evrensel bir değer. O asla unutulmaz. Artvinliler olarak, yaşama bu denli değerler bütünüyle tutunmuş insanı, yaşatmışlıkları dikkate alarak unutmamalı, yanında olmalıyız.
AKEV(Ankara-Artvin Kültür ve Eğitim Vakfı) olarak, bir Kemal Çelik anısını güçlendirecek etkinlik düzenlemek gerektiğini söylemek isterim. Duyarlı Artvinli işadamlarının bu etkinlikte katkı vereceklerini düşünüyorum.
Bir diğer önerim; Artvin doğası başta olmak üzere, İlçe ve beldelerine ait resimlerin Belediye başkanlıklarınca satın alınıp korumaya almalarını öneriyorum..
Bu bağlamda AKEV olarak ilgili yerlerle yazışma yapmamız olası…
(Kemal Çelik: Atpazarı Pirinç Sokak Pirinç Han No:4/27 ANKARA…Tel: 0536 651 89 73 Ev: 0312 255 86 61…kemacelik1940@hotmail.com)
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32