29 Nisan 2017 Cumartesi

KAMİL KOÇ'TA CANINIZ EMNİYETTE DEĞİL ÇÜNKÜ YOLCU DÖVEN HOST'LARI VAR


SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ DE ŞEHİRLERARASI OTOBÜSLERE SİNMİŞ PERSONEL KİMLİKLİ EŞKİYALAR TARAFINDA ENGELLENMEYE BAŞLANDI
Evet; seyahat özgürlüğümüz de şehirlerarası otobüslere sinmiş personel kimlikli eşkıyalar tarafında engellenmeye başlandı:
Daha önce yaşanan bazı olumsuzlukları gözlemlediğim için; “ Kamil Koç Turizm Otobüsleri(KK)” ile yolculuk yapmamaya karar vermiştim. Fakat; 28 Nisan  2017 günü, acilen İstanbul’a gitmem ve de aynı günün gecesi geri dönmem  gerektiğinden, gidiş dönüş  bileti  Kamil Koç Turizm Otobüs firmasında bulunabilmişti.
Ankara, AŞTİ’den 09:30’da hareket edilerek, 16:00 sularında İstanbul Asya yakasındaki Ataşehir terminaline indik. Servis araçları geç gelip geç kalkacağını öğrenen yolcular terminal personelleri ile tartışmaya başladılar. İstasyon personelleri hayli agresif duruş sergileyince, araya girip her 2 kesimi yatıştırdım. Personelin birbirine hitabeti de hiç etik değildi. Çünkü bazı konularında birbirini suçluyordu..
İstanbul’daki toplantım 23:00’te bitmiş ve gece 0:30’da Ankara’ya dönmek için, Kadıköy Rıhtım caddesindeki  Yazıhanesi’nde beklemeye başladım. Kadıköy’deki yazıhanesine erken gittiğim için; yaşananları  gözlemleme olanağım oldu.
Birincisi; servis araçları geç ve yetersiz gelince yolcular ve personel arasında  yine tartışmalar yaşanmaya başladı. Sonunda zar-zor olsa da otobüsün kalkacağı terminale vardık. Ve, 00:30’da kalkması gerekirken, tam yarım saat sonra, gecenin 01:00'inde, yani 29 Nisan'ın ilk saatinde  hareket edebildik.
16 KK 548 plakalı yolcu otobüsünün sürücüsü ve Host diye tanımlanan personel, özellikle Host formasız ve de rahat ilgisiz bir personel izlenimi veriyordu. Otobüsün içinde bir nevi külhani.. İlk servisini yaptı, insanlar ikramlarını bitirmeden çöp torbasını gezdirerek çöpleri topladı. İkramları bitiren bizler öndeki koltuğun arkasındaki filelere tıkıştırdık, çünkü KK’nın personeli rahatsız bir kişi idi..
İkincisi, KK sürücüsü ve personeli sürekli sesli konuşuyor ve yolcular rahatsız oluyordu. Yolculuk anında uyumadığım için seslerini dinliyor, yaptıkların görüyordum. KK sürücüsü, sürekli sigara içmeye başladı. Sigarayı bırakınca sürekli telefonla konuşur oldu. Öylesi konuşma ki, eli yoruluyor, telefonu diğer eline veriyor ve tek eliyle otobüsü kullanmaya devam ediyordu.
04:00 sularında mola verildi. Terli olmam nedeniyle dışarı çıkmadım. Mola bitti su servisi yapılmaya başlandı. Loş ışıkta su servisi yapıyor Host. Yolcular göremiyor servisi nasıl yaptığnı net olarak göremiyor. Host’un elinde eldiven yo, iç içe geçmiş plastik bardakları kirli parmakları çıkarıyor ve suyu veriyor. Bana gelince, eldiven neden takmadığını soruyorum, tersliyor. Olguyu hakaret boyutuna getirmeye başladı ve kendi-kendine; “Dur sen, şimdi görürsün” diyerek. Elindekileri fırlatarak, şoföre koşmaya başladı. KK sürcüsü durdu. Host bana dönerek; “Gel ulan, in aşağı” diye bağırmaya başladı. Ne oluyor diye yerimden fırladım, yolcular araya girdi. KK sürücüsü kerhen müdahale etti. Host hala bağırıyor ve tehdit ediyor. Yolcular korkudan sinmiş olayı izliyorlar. KK Host’u, KK sürücüsüne; “Ulan bu yolcular acayip şekil. Adam parmağımı soktum diye içmiyor, sanki  şey..soktum “ diyerek, plastik bardağı kırıştırıp KK sürücüsünün direksiyonuna fırlatıyor. Bana dönüp, “Ulan, o zaman başka otobüse bin..” tehdidinde bulanarak bağırmaya devam etti. Ne yolculardan, ne de sürücüden” gereken tepki yok, birkaç cılız sözden başka..
155’i aradım, tüketici ve satıcı ilişkisi denerek 175’e havale etti. Orası da, KDGM(Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü)’nü önerdi. KDGM’de sözlü şikayet almıyoruz diye geri çevirdi. Sadece 153 şikayetimi dinledi ve gereğini yapacaklarını söyledi.
Nasıl bir ülke olduk!? Bu ülkede resmen güvende değiliz. Bırakın seyahat özgürlüğünü, yaşam hakkımız yok? Yaşam garantimiz yok. Sizi tehdit ediyorlar, dövmek için seyir haldeki otobüsü bile durdurabiliyor ve de seyahat özgürlüğünüzü yok edebiliyorlar. Fakat şikayet merci bulamıyorsunuz. Hakarete uğrayanlar da bunlar gibi eşkıyalık mı yapsın? Hayır! İyi de o zaman beni koru, benim özgürlüğüm ile oynatanlara yaptırım uygula, adaleti sağla, kişiliğimi, kimliğimi örseleyenlere değil bana sahip çık, hakkıma tecavüz edenleri engelle!!!
Benim hakkımı sen koru; ben korumak zorunda kalmayayım ve de kaosa neden olmayayım.
Toplum yoksa ‘birileri tarafından’  kaosa mı sürükleniyor?
Neden o birileri, bu kaosun içinde kendilerinin de boğulacağının farkında değil!?
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

SAMSUNSPOR'U BİRİLERİN ELİNDEN KURTARMAK GEREK

SAMSUNSPOR  NEFES ALMAKSIZIN  ALT LİGE KOŞTURULUYOR
28 Nisan 2017
Samsunspor: 2 Ümraniyespor: 2
Türkiye 1.Lig 2016/2017  Sezonu Tarih : 28.04.2017 18:00 Günkü 30.Maç:
Başkan İsmail Erkurt Tutu; “Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Samsunspor önümüzdeki sezon yeni stadında, güçlü kadrosuyla şampiyonluğa oynayacaktır". Sormak gerek, “1. Lig!de mı, yoksa 2. Lig’de mi?”



Yazık taraftara ve Samsun kentine. Tutu hala, hala tutturmuş;  “Osman Özköylü ligimizin en iyi hocalarından birisi. Hocamızla 2,5 yıllık sözleşme var. Yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. Sezon sonunu hocamızla oturur konuşuruz. Ne yapılması gerekiyorsa da yapılacaktır.. Gelecek sezon başında yaklaşık 3 milyon lira civarında bir dosya önümüze çıkabilir.” diyebiliyorsa, birileri bu takıma kafayı takmış. Gönderecekler. Önce; 19 Mayıs adını statdan silecekler, ardından formasındaki Atatürk armasını. “Samsun Arena” bile değil, ne olacağı belli değil. Yani, İzmir’in adını sildikleri gibi, Samsun adını bile silecekler gibi duruyorlar.. Sen, Türkiye’de mimarisiyle tek olan 40 bin kişilik stadı nerde kullanacaksın? Samsunspor mimarisi Türkiye’de 1 numara olması gerekmiyor muydu? Neymiş efendim; Barcelano’nun Nouo Camp stadı gibi 15 dakiakada boşalacakmış. 15 Seyiriciyi mi 15 dakikada boşaltacaksın? Daha doğrusu seyirci; takım 2. Lig’e düşerse zaten dışarıda kalacak. Evet; hangi seyirciyi 15 dakikada boşaltmaktan söz ediyorsun??!!




Yazık etme Samsunspor’a ve taraftara ve de Samsun kentine, kendine gelen efendi!!
Samsunspor bir zamanlar değil her zamanlarda ayakta kalacak, yıkamayacaksınız..
Osman Özköylü için, yazacağımı yazdım, gerek yok bir daha, bir daha, bir daha yazmaya!
Ömrü CHP  ile geçen, sayısız dönem CHP milletvekilliği yapan İlyas amcanın torunu Akif Çağatay Kılıç, stat ile ilgilendin, tamam da, biraz da Samsunspor’a yapılanlarla ilgilensen..
Stat: Samsun 19 Mayıs
Hakemler: Barış Şimşek xx, Serdar Diyadin xx, Sezgin Çınar xx Samsunspor: Tom Muyters xx, Ndiaye xx, Murat x (Canberk dk. 77 xxx), Gökay xx, Mustafa Sevgi xxx, Vedat x (Göksu dk. 68 xx), Hasan Kılıç xx, Kevin Brands x (Halil İbrahim dk. 60 x), Abdülkerim xx, Kone xx, Erkam x
Yedekler: Furkan Köse-Canberk Aydın Giren-Distel Zola-Halil İbrahim Pekşen-Burhan Arman-Caner Koca-Göksu Türkdoğan
Antrenör: Osman Özköylü
Ümraniyespor: Burak Öğür  xx, Bulut Kaya x (Seidu Salifu dk. 46 xx), Bahadır Taşdelen xxx (Tarık dk. 81 ?), Serdar Özbayraktar xx (Samet Aytekin dk. 67 xx), İbrahim Akdağ xx, Mehmet Seyfettin Sedef xx, Oğuz  Ceylan xx, Mahatma Osumanu Otoo xx, Steve Leo Beleck A'Beka xxx, Merthan Açıl xx, Erol Yükseker xx
Yedekler: Metin Erol, Mustafa Çakır, Abdullah Halman , Ömer Tunç, Samet Aytekin, Tarık Tekdal, Seidu Salifu
Antrenör: Erkan Sözeri
Goller: Abdülkerim (dk. 79), Abdülkerim (dk. 84) (Samsunspor) – Abeka (dk. 11), İbrahim (dk. 86) (Ümraniyespor)
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

27 Nisan 2017 Perşembe

2016 VE ÖNCESİ 23 NİSAN KUTLAMALARI İLE 2017 23 NİSAN KUTLAMALARI ARASINDAKİ FARK

GEÇEN SENENİN 23 NİSAN SAPTIRMASI VE BU YILIN 23 NİSAN KUTLAMASI
29 Nisan 2017                          
Özellikle 2017’nin 23 Nisan’ı ile 2016’nın Nisan’ı arasında kutlama farklılığı kendini gösterdi. 2016 öncesi 23 Nisan’a saldırılar yoğunken, referandum sonrasının 23 Nisan kutlamaları daha ılımlı idi, neden acaba?
Bu yazıda önceki kutlamalar işlenecek?
Şu gerçeği kimse aklından çıkarmasın!  Hiçbir diktatöral yönetim gücü, halkın büyük gücünü durduramaz; ancak, görece olarak halkın direncini azaltabilir.
Evet;
Atatürk’ü ve evrensel felsefesinin kaynağı kurtuluş destanını yok ederken bu denli işkence yaşamayın “Atatürk’ün Nutku”nu yayın yasakları arasına alın, bitsin bu iş..
Yaşadıkları resmen ıstırap;
250 bin şehit verilen ve Anadolu insanını dünyaya gücünü kanıtlayan Çanakkale savaşı sıradan bir cephe savaşı, “Kut’ül Amare savaşı” bir zafermiş.  İsmet İnönü Cami satan, yakan tarihi sahte kişilik olduğu için, ders kitaplarından çıksınmış.  En önemlisi; Anadolu’nun kurtuluş harekatının tarihi olan “19 Mayıs  1919’u ve   Kurtuluş  Savaşı”na da Milli Eğitim müfredatında sınırlama getiriliyor..Kendilerini bu denli yorup ızdırap çekmesinler.  Atatürk’ün Nutku’nu toplatsınlar, yaksınlar belleklerden sisinler ve kurtulsunlar..
Yaşatılanlara bakar mısınız?:
“Kut'ül Amare Zaferi” Kutlanması Gereken Bir Zafer Midir Yoksa Yıkımın Başlangıcı Mı?
2016’da geniş bir programla kutlanan Kûtu’l Amâre Zaferi’nin, 1952 yılına kadar ülkemizde “ Kut “ olarak kutlanıyormuş. Buna Cumhurbaşkanı  tepki vermiş; “Biz ne yapmışız, kendi tarihimizi gömmeye çalışmışız.. Ders kitaplarında 1919’dan itibaren başlayan tarih anlayışını reddediyorum..”
Recep Tayyip Erdoğan, son zamanlarda; “Reddediyorum” sözcüğünü çok kullanmaya başladı. Endişem; “Boş ol, boş ol, boş ol” İslami kuralı işletmesi ve bir strateji ile Laikliği daraltması. 
Daraltmaya başladı bile:
"Sosyal Medya Takip Birimi'nde görevlendirilen polisler, 17 bin kişi hakkında fezleke düzenledi. 45 bin kişinin ise isim ve adresini tespit etmeye çalışıyor. 3500 kişi yazdıklarından ötürü gözaltına alındı. 1500 kişi ise sosyal medyada yazdıklarından dolayı tutuklandı"
Mersin’in Silifke İlçesinde duvarlara ‘Türkiye Laiktir, Laik kalacak” yazan CHP üyesi 4 genç sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alındı. Tarsus’ta ise 2 genç sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları nedeniyle tutuklandı.
Ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni açıkladığı müfredat taslağına göre; 7.sınıftan itibaren çocuklara “Birçok dersin ‘değerler’ başlığı altında sayılan” cihat kavramı anlatılacak. Cihat’ kavramı, temel hak ve özgürlükler ve vatan sevgisi konularıyla birlikte ele alınacak. 8. sınıf “Allah’a kulluk ve ibadet” ünitesi başlığı altında ise “Allah yolunda mücadele: Cihat” konusu başlı başına işlenecek.
Lise son sınıf biyoloji kitaplarından Darwin’in evrim konusu çıkarılıyor.
Başka neler mi var. Atatürk ve Anadolu insanıyla oluşturduğu evrensel felsefenin özü, “Kurtuluş Savaşı Destanı” ve sonrası siliniyor. Örneğin; Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinde ‘2. Dünya Savaşı’ konusuyla ilgili dikkat çekici değişiklikler yapıldı. Müfredatta, 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin dış politikası ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik gelişmeler bölümünden, ‘İsmet İnönü’ başlığı kaldırıldı. İnönü, o dönemde tüm baskılara rağmen, izlediği politikalarla Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmemesini sağlamıştı. Bu bilgiler, müfredatta olmayacak..Vesselam kısa kelam; Laik ve Demokratik Cumhuriyet ile  Atatürk’ün anlatıldığı derslerin kapsamı daraltılıyor..Biliyorsunuz;  memursavar duruşuyla iktidara yaranıp milletvekili olduğu dillenen ve Milletvekili olan ve TBMM’ine Kocaeli CHP Milletvekili Fatma Kaplan’a saldıran Ahmet Gündoğdu’nun genel başkanlığını yaptığı; Eğitimciler Birliği Sendikası(Eğit Bir-Sen), 4 Ocak 2017’de; “Ortaokul ve lise müfredatlarından inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinin çıkarılması, din dersinin İslami ağırlıklı olmak üzere birinci sınıftan itibaren verilmesi önerisi belli ki esas alınmış..
Bitmedi;
15 Temmuz darbe girişiminin ardından 1. sınıftan itibaren “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” çocuklara anlatılacak ve 6. sınıftan itibaren Sosyal Bilgiler dersinde, toplumsal hayatta demokrasinin önemi 15 Temmuz üzerinden örneklerle anlatılacak.
Ve de; Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinin ‘Soğuk Savaş Dönemi’ ünitesinde, Demokrat Parti dönemi öne çıkarılıyor. 1946-1950 seçimleri ile CHP karalanıyor. Sözde; seçim usullerindeki değişim üzerinde durulacağı vurgulanıyor.
Ve en dikkati çeken de; MEB’nın, tarih kitaplarına sene içerisinde hükümet tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na alternatif etkinlik olarak gerçekleştirilen Kut-ül Amare’ye de yer vermesi.
Kut'ül Amare Kuşatması (7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916), I.Dünya Savaşı’nın 2 devreli savaşı.
Kut'ül Amare, yani Kut’ül Hesaplaşması. Amare’nin Arapça anlamı “hesaplaşma”. Hesaplaşma, çünkü ilkin Osmanlı ordusu; Enver Paşanın kendisinden 1 yaş küçük amcası Halil(Kut) paşa komutasında, 30 bin askerini kaybeden İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri ile, 10350 askerini kaybederek hesaplaşmış. 
Osmanlı kuvvetleri arasında yaşanan bu 2 aşamalı savaş “1. Kut savaşı” olarak da adlandırılır, çünkü 1 yıl sonra 2. Kut savaşı gelir peşinden: Osmanlı İmparatorluğu’nun  1.Kut zaferine karşın başarı kalıcı olamadı. Irak’taki  güçlerine diğer cephelerden takviye gönderen İngilizler, sekiz ay sonra 50 bin kişilik orduyla yeniden Kut’ül Amare’ye saldırdı. 25 Şubat 1917’de Kut’ül Amare yeniden İngilizlerin eline geçti. 11 Mart 1917’de onu Bağdat izledi.
Günümüzde Irak’ta yer alan Dicle Nehri kenarındaki Kut’ül  kasabası, 7 Aralık 1915’te Birleşik Krallık’ın çoğu Hintlilerden oluşan askeri birlikleri tarafından kuşatıldı. Kuşatma Osmanlı ordusunun Birleşik Krallık birliklerine üstün gelmesi sonucunda 29 Nisan 1916’da kuşatma birliklerinin teslim olmasıyla sonuçlandı. Bu bir zaferdir, fakat İngiliz ordusunun tüm askerleri Hintli Müslüman..Acaba diyorum, Müslüman’ın Müslüman’ı katletmesinin önüne mi geçildi. Her ne ise; yaklaşık bir yıl sonra da “2. Kut Savaşı”yla kasaba İngilizler tarafından tekrar kuşatılarak alındı. Yani 2 devreli maçı, ikinci devresinde daha fazla gol atan maçı aldı ve Zafer de Osmanlı’nın değil İngilizlerin oldu. Bizim bunu tarihi zafer olarak adlandırmamızın arkasında kesin başka amaç vardır. O amaç da Atatürk’ün Anadolu insanıyla son Osmanlı topraklarını “Kurtuluş Savaşı”yla kazanma zaferine ve Kurtuluş sonrası Atatürk’ün yarattığı kültür değerlerini karalayıp, “Yeni Osmanlılığı” dayatmasıdır.
Fakat, yaklaşım son derece iki yüzlü ve cahil bir yaklaşım..
Şöyle ki; "Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır(30 Nisan 2016)”
Bence doğru bir söylem:
Fakat, öyle şeyler söyledi ki, zaman-zaman söylenen böylesi doğruları da öldürdü.
Evet, doğru olmasına doğru söz, fakat bunun derin bir fakatı var:
Cumhuriyet sonrası Anadolu’muzun tarihi kadim bir geçmişi vardır; Hititlere, Etilere, Friglere, Lidya, Likyalılara, Selçuklulara ve Osmanlıya dayanan. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu topraklarının da Anadolu’muz gibi tarihi kadim Uygarlıklara dayanır.
Eğer, Cumhurbaşkanı bunu demek istiyorsa “Evet”, fakat binlerce tarih bahanesiyle 19 Mayıs 1919’u karalamaksa amacın “Hayir!”
Şunu kim yadsıyabilir;
Kut’ül Amare zaferi Osmanlı İmparatorluğunun yok oluşunu getirmiştir, ama 19 Mayıs, Osmanlının kalan son toprağı “Anadolu”’nun kurtuluşunu getirmiştir. Osmanlı dağılmıştır 19 Mayıs Osmanlının tümden yok olmaması “19 Mayıs 1919” ile önlemiştir.
Özdeki amaç Atatürk’ü karalamak. Çekinilmese; “Atatürk olmasaydı Osmanlı topraklarını tekrar alırdık. Atatürk’e Anadolu’yu verdiler Osmanlı topraklarını aldılar..” Saçma geldi değil mi? Kusura bakabilirsiniz, TBMM başkanı çıkar; “Laiklik Anayasa’da olmamalıdır..Atatürk dönemi büyük kayıptır” derse ben de bunu söylerim..
29 Ekim, 19 Mayıs ve 23 Nisan Bayramlarını kutlamamak için kaçacak delik arıyorlar.   Diyelim 1 Kut savaşı zaferle bitti. 2.Kut savaşı da hezimetle..Diyelim Halil Paşanın isteğine göre “1. Kut  savaşı zafer ile bitti ve “Kut Bayramı” ilan ettik. 2. Kut savaşı hezimetle bitti-ki Osmanlı topraklarının gitmesidir- bunu da “Şut Bayramı” mı ilan edeceğiz?
Not: “Kut Bayramı”nı 1952’de Adnan Menderes hükümeti
Bayram olmaktan çıkarmayı bırakın, tarih kitaplarından çıkardı.. Yanı kutlamamış. Ya bunu İsmet İnönü veya Atatürk iptal etseydi CHP ayvayı yemişti. Aldığım duyumlara göre tek parti, yani CHP döneminde Kut Bayramı’nı ‘nedendir bilinmez’ Celal Bayar ve Adnan Menderes kaldırmak istemiş, ama İsmet İnönü engellemiş..Tıpkı Dersim katliamını Celal Bayar ve çevresi yapmasına karşın kabak Atatürk ve İnönü’ye patladığı gibi Kut olay da aynen Atatürk ve İnönü’nün başına patlayacaktı. Dahası, Kut ve Şut aynı anda işleyecekti.
Sahi; “Kut’ül Amare savaşını” kutluyorsunuz da, neden bu savaşın kahraman komutanı “Halil Kut Paşayı” aklınıza getirmiyorsunuz?
Yoksa; Kut'ül Amare Zaferi'nin komutanı Halil Paşa'nın, mezarına rakı dökülmesini vasiyet ettiği  için mi?
Sen Kut’ül Amare’yi unutturdular derken kimlerin unutturduğun neden söylemiyor..Yooo, Adnan Menderes demokrasi kahramanı. Sen bile 13 senedir iktidardasın daha yeni aklına geldi..Bari doğru şey aklına gelsin..Yanlışlarınla kasıtlı gündemler oluşturma devri bitti artık..
Bana göre en doğru söylem; “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, Osmanlı tarihiyle sınırlayan tarih anlayışını reddediyorum” demek.
Son olarak;
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un "Referandumda evet oyundan sonra bu terör örgütlerinin hiçbir sesi çıkmayacak hale gelirler" sözlerine sert çıktı: "Bu, 'Şu anda terörü biz destekliyoruz'un itirafıdır. Yani sürekli terörü besliyoruz, terör örgütlerine göz yumuyoruz. İnsanlar ölüyor, insanlar katlediliyor. Eğer bizi seçerseniz, başkanlık rejimini, tek adam rejimini getirirseniz terör bitecek' anlamına geliyor. Bu itiraftır. Bu çok talihsiz bir itiraftır. Eğer gerçekten olay böyleyse bugünkü terörün kaynağı bu hükümettir. Bunu da hükümet sözcüsü açıkça itiraf etmiştir. Çok üzgünüm. Böyle bir lafı asla duymak istemezdim(24 Ocak 2017)."
Numan Kurtulmuş: “..CHP liderinin ‘olay böyleyse’ sözünün arkasına saklanarak gündem oluşturma kaygısıyla ağzına geleni söylemesi en hafif tabiriyle basiretsizliktir..”
Bence burada basiretsiz, yani sağgörüsüz olan Numan bey. 12 Eylül faşistlerinin kullandığı; “Biz geldik terör durdu..” sözlerinden bir farkı olmayan o ifadeyi kullanmamalıydı. Bu nedenle, Sayın  Kılıçdaroğlu’nun; ilk kez onların gündemi üzerinden kendi gündemini oluşturan bu tepkisini alkışlıyorum..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

25 Nisan 2017 Salı

KILIÇDAROĞLU'NUN ENDİŞELERİ SADECE %49'UN DEĞİL %51'İN DE ENDİŞELERİ OLMADIĞI NOKTADA ÜLKE ASLA BARIŞAMAZ

REFERANDUMA BUNDAN SONRA KULAK VER KARDEŞİM; [[ KILIÇDAROĞLU SORUYOR; “NE OLACAK ŞİMDİ?”]]
25 Nisan 2017
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun nedenini sorduğu yeni anayasa değişikliğiyle neler olacak?
Gönülsüz evet ile karar verdiğini sanan arkadaşlar; bundan sonra ‘olası gerçekleriniz’  nelerdir? Lütfen yazıdaki maddelerin altını ‘gerçekleriniz ile’ doldurun ki; önümüzdeki genel seçimlere dek, “neler olacak?” konusunda sizlerin katkılarıyla, kararsızlar karar verebilsin. Çünkü, yaklaşık, en az %10 gönülsüz  evetçi ve %20 de oy kullanmayan kararsız katman var.

1)  Anayasa Değişikliğinin 2. maddesiyle yetkileri büyük ölçüde elinden alınmış TBMM’nin üye sayısı 600’e çıkartılacak ve yaklaşık  200 Trilyon TL vatandaşın sırtına yüklenmek istenecek.

2) Anayasa Değişikliğinin 3. maddesiyle milletvekili seçilme yaşı 18’e indiriliyor. Yaşamı algılamaya yeni başlamış bu çocuklar, askerlikten yapmayacaklar ve ömür boyu askerlikten muaf tutulacaklar. Daha kendi sorumluluğunu üstlenemeyen bu çocuklara ülke sorumluluğu mu yükleyecekler? Hayır!! Amaç;  TBMM Osmanlı saray okulu Enderun’a dönüştürülerek saltanata şehzade yetiştirilecek.

3) Anayasa Değişikliğinin 5, 6 ve 16. maddelerine göre TBMM’nin bakanları denetleme görev ve yetkisi kaldırılıyor. Milletvekillerinin, meclis kürsüsünden bakanlara sözlü soru sormaları dahi sona erdirilmek istenecek.

4) Anayasa Değişikliğinin 7. maddesiyle cumhurbaşkanının tarafsızlığı ortadan kaldırılıyor. Tarafsız olması gereken cumhurbaşkanının, bir partinin genel başkanı olacak.
5) Anayasa Değişikliğinin 7 ve 8. maddelerine göre bir partinin genel başkanı siyaset dışı kalması gereken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de başkomutanı yapılacak.

6) Anayasa Değişikliğinin 7 ve 8. Maddelerinde yapılan değişiklikle, cumhurbaşkanı da olan bir partinin genel başkanına tek başına “Milli Güvenlik Politikalarını Belirleme” yetkisi verilecek.

7) Anayasa Değişikliğinin 8 ve 16. maddelerine göre başbakanlık ve bakanlar kurulu kaldırılıyor. Yetki tek adama veriliyor. Osmanlı da dahil olmak üzere Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana var olan Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’ndan vazgeçilecek.

8) Mevcut Anayasaya göre kamu atamaları kriterleri liyakat esasına göre TBMM tarafından belirleniyor. Anayasa Değişikliğinin 8. maddesine göre ise aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı da olan cumhurbaşkanının, atama kriterlerini tek başına belirlemesi hedefleniyor. Cumhurbaşkanının tek başına hem atama kriterlerini belirlemesi hem de Genel Müdürleri, müsteşarları büyükelçileri, valileri, kaymakamları, emniyet müdürlerini, rektörleri, müftüleri atayabilecek.

9) Anayasa Değişikliğinin 8. maddesine göre cumhurbaşkanın yokluğunda, seçimle gelmiş milli iradeyi temsil eden, aynı zamanda parti grupları arasında tarafsız olan TBMM Başkanının cumhurbaşkanına vekalet etmesi uygulamasından vazgeçilecek.

10) Anayasa Değişikliğinin 8. maddesiyle ekonomik ve sosyal konuların tamamında Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi verilmek isteniyor. Örneğin kıdem tazminatı bir gecede sıfırlanabileceği gibi asgari ücret de dondurabilecek.

11) Mevcut anayasaya göre yolsuzluk yapan bakanların Yüce Divan’a sevki için 276 oy yeterliyken, anayasa değişikliğinin 9. maddesine göre tek adam rejiminde 400 oy şartı getirilmek istenecek.

12) Anayasa Değişikliğinin 10. maddesiyle cumhurbaşkanına, TBMM’ni devre dışı bırakarak istediği kadar başkan yardımcısı ve bakan atama yetkisi verilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne güvensizlik anayasaya girecek.
13) Anayasa değişikliğinin 7, 10 ve 16. maddeleriyle cumhurbaşkanı da olan bir partinin genel başkanına bakanlıkların merkez ve taşra teşkilatı dahil olmak üzere merkezi idareyi tek başına, istediği gibi şekillendirme yetkisi verilecek.

14) Anayasa Değişikliğinin 7 ve 11. maddeleriyle cumhurbaşkanı da olan bir partinin genel başkanına hiçbir gerekçe göstermeksizin tek başına TBMM’yi fesih etme yetkisi verilere, Atatürk’e bile verilmeyen bu yetki, tek adama verilecek.

15) Anayasa Değişikliğinin 7 ve 12. maddeleriyle cumhurbaşkanı da olan bir partinin genel başkanına tek başına olağanüstü hal ilan ederek, yayınladığı kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verilecek. Bu yetkiyle 80 milyonun can ve mal güvenliği tek bir adama emanet edilecek.

16) Anayasa Değişikliğinin 7 ve 14. maddelerine göre bir partinin genel başkanına hakim tayin etme yetkisi ve yargıyı siyasetin kontrolüne alma fırsatı tanınmak isteniyor. Değişikliğe göre bir partinin genel başkanı 15 üyeli Anayasa Mahkemesi’nin 12 üyesini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını ve başsavcı vekilini, Danıştay üyelerinin dörte birini, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin yarısını kendisi tayin edecek.

17) Anayasa Değişikliğinin 16. maddesiyle, cumhurbaşkanı kendi uygulamalarını denetleyecek Devlet Denetleme Kurulu’nun bütün üyelerini kendisi atayacak.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

23 Nisan 2017 Pazar

GALATASARAY TUDOR: 0 FENERBAHÇE MATADOR: 1

GALATASARAY: 0 FENERBAHÇE : 1
23 Nisan 2017
Evet, Galatasaray Tudor, Fenerbahçe Matador idi bugün. Çünkü; Fenerbahçe kızdırdı kaçtı, kaçtı, sonunda şişi GS’ya sapladı..

Igor Tudor, Fenerbahçe ile oynadıkları derbi maçta saha içi dizilişinde değişiklik yapmış. Yapmış, çünkü adam hala sistem arıyor.
Genelde takımını 3-5-2 sistemi ile oynatan Hırvat teknik adam, Fenerbahçe derbisinde, Jan Olde Riekerink yönetiminde oynadığı 4-2-3-1 sistemi ile derbiye çıktı.
Fenerbahçe sadece defans yaptı. Galatasaray ise ofans yaptı. Sonunda defans, ofans’ı yendi. Tudor’u yendi, GS yönetcileri yendi, fakat taraftarını yedi..
Dursun Özbek Galatasaray’ı iyi yönetemiyor. Tudor takımı yönetemiyor, futbolcular kendilerini yönetemiyor. Eee, böyle 3 yönetimsizlik Galatasaray’ı bitiriyor. İnsaf be 38 seyirciye bırak milyonlarca taraftara yazık değil mi? Sen her an gol atacak Bruma’yı oyundan al, sahada gezinen Yasin’i oyunda bırak. Ben olsam bu Yasin’i hepten bırakırım. Tudor’dan belki Riza Çalıbay olur dedim ama, ondan Mesut Bakkal bile olmaz. Kareşim; Rodrigues’i oyuna al, fakat Yasin’i oyundan alman gerekirken sen Bruma’yo oyundan nasıl alırsın.
Anlayın; bu takımın en iyisi Sabri ise ne kadar kötü GS olduğunu..
Galatasaray gitmesini istemiyorsanız, Tudor ve Dursun’un gitmesi gerekir. Bu takım şimdi Trabzonspor ile yarışacak, ki geçilecek..
Az daha unutuyordum: Galatasaray ile  sadece Dursun Özbek ve TFF oynamıyor, hakemler de oynuyor. Yasin’e yapılan hareket %100 penaltı idi. Hatta bir başka hareket de %51 penaltı idi..
Sahi; açık ara söylediler formsuz Muslera’ya çalışacağız diye ve önlem almadılar ve de Muslera yenmeyecek golü yedi..
Hoş geldin Abdullah Avcı.. 
Türkiye Spor Toto Süper Lig 2016/2017 Turgay Şeren sezonu 23.04.2017 19:00 günkü 28. Maç:
Stat: Ali Sami Yen Aslantepe Türk Telekom Arena       Türkiye  Hakemler: Fırat Aydınus-Serkan Ok-Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Kalede; Fernando Muslera- Savunmada;  Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Ahmet Çalık ve Carole- Ön libero; Tolga Ciğerci (Dk. 90 Josue), -Selçuk İnan- Kanatlarda;  Yasin Öztekin(Dk. 80 Eren Derdiyok),  ve Armindo Bruma(Dk. 68 Rodrigues)-Forvet arkasında Wesley Sneijder-İleri uçta ise Lukas Podolski.
Yedekler:  Cenk Gönen, Linnes, Hakan Balta, Nigel de Jong, Rodrigues, Josue ve Eren Derdiyok.
Çalıştırıcı: Igor Tudor
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Şener Özbayraklı, Kjaer, Skrtel, Hasan Ali Kaldırım, Mehmet Topal, De Souza, Lens, Alper Potuk (Dk. 90+2 Ozan Tufan), Chahechouhe (Dk. 62 Volkan Şen), Van Persie (Dk. 80 Sow)
Yedekler: Fabiano-İsmail Köybaşı-Roman Neustadter-Ozan Tufan-20Volkan Şen'-Salih Uçan-Moussa Sow
Çalıştırıcı: Hollandalı Dirk Advocaat
Gol: Dk. 90+1 De Souza (Fenerbahçe)
İşte Maçın Tek Golü:
90+1. dakikada Fenerbahçe, müsabakada öne geçti. Sağ kanatta topla buluşan Şener Özbayraklı, Carole'den sıyrıldıktan sonra ortasını yaptı. Penaltı noktası üzerinde uygun durumda yükselen De Souza'nın kafayla vurduğu top, kaleci Muslera'nın sağından filelerle buluştu: 0-1
Galatasaray’ı yenen takımın çalıştırıcısı, Galatasaray’a çalıştırıcı oluyor adeta:
[[  Galatasaray teknik direktörü Igor Tudor'u eleştiren Hakan Ünsal, gelecekte Galatasaray'ın hocasının Abdullah Avcı olacağını açıkladı. Galatasaray'da UEFA Kupası kaldırmış olan Hakan Ünsal, gelecekte Galatasaray'ın hocasını açıkladı..Doğru kararın Abdullah Avcı olacağını belirten Ünsal, "Abdullah Avcı, için söylenecek şey, Galatasaray'ın gelecekteki hocası olduğudur. Son 2 yılda takımına yaşattığı değişim ve dönüşüm müthiş. Hem kendisi hemde takımı gelişti ve çok farklılaştı. Birikimi ve yaşadığı tecrübe, artık onu üst kademeye taşıyarak büyük takım hocası olmaya götürüyor. Galatasaray için yeni bir şeyler söylemenin ve tercih etmenin zamanı geldi artık." ]] dedi.
Bu nedir biliyor musunuz? Bu; dinden ve futboldan geçinenlerin Galatasaray’ı ele geçirmenin ilk adımıdır. Süreç içinde; Emine Erdoğan’ın ağabeyisinin damadı, Kulupler Birliği Vakfı Başkanı ve de AKP’nin gettosu Başakşehirspor Başkanı ve de Galatasaray kongre üyesi teknisyen Göksel Gümüşdağ getirilecek..tiiiiirrr…
Dünyanın saygın 2 takımı ilk kez; 17 Ocak 1909 tarihinde İttihadspor Kulübü (Union Club) stadında  karşılaşmışlar ve Galatasaray maçı 2-0 kazanmış.
İşin ilginç yanı; 17 Ocak 1909’dan, 26 Ekim 1913 yılına dek tam 8 kez karşılaşmışlar. Maçın 8’ini de  Galatasaray almış. Bununla kalmıyor; Galatasaray bu 8 maçta hiç gol yemiyor, Fenerbahçe’ye tam; 28 gol atıyor..
Halen; rekoru kırılmayan, 12.02.1911 günü oynanan Türkiye İstanbul Futbol Birliği Ligi maçını Galatasaray’ın   7-0 galibiyeti de bu sonuçların arasında. Tarih bu maçı şöyle anlatmaktadır: [[İstanbul'da çok şiddetli lodos yaşandığı ve deniz seferlerinin aksadığı bir günde oynanan "İstanbul Ligi" maçına Galatasaray 6, Fenerbahçe 10 kişilik kadrolarla çıkmışlar, maçın 10.dakikasında Küçük Ali (Tümay) (Galatasaray) yetişerek oyuna girmiştir. İlk devrenin ortalarında Fenerbahçe kalecisi Ali Said sakatlanarak çıkmış ve maçın geri kalan kısmında Fenerbahçeliler sırayla kaleye geçmişlerdir. Galatasaray'ın 7, Fenerbahçe'nin 9 kişi tamamladığı, hakemi bilinmeyen bu maçı Galatasaray, ezeli rekabetin en farklı skoruyla kazanmıştır. Galatasaray'ın gollerinin dördünü Şehit Celâl İbrahim Bey, ikisini Emin Bülend Bey, birini de Şehit İdris Bey atmıştır.]]
Ayrıca; 04.05.1913 15:00 günü, Fenerbahçe sahasında oynanan ve Galatasaray’ın 6-0 galip geldiği maç da bu 8 maçın arasında. 
1- Galatasaray: 2 Fenerbahçe: 0.. Tarih: 17 Ocak 1909
2- Galatasaray: 3 Fenerbahçe: 0.. Tarih: 9 Ocak 1910
3- Galatasaray: 5 Fenerbahçe: 0.. Tarih: 4 ralık 1910
4- Galatasaray: 7  Fenerbahçe: 0.. Tarih: 12 Şubat 1911
5- Fenerbahçe: 0 Galatasaray: 1.. Tarih: 16 Nisan 1912
6- Fenerbahçe: 0 Galatasaray: 6.. Tarih: 4 Mayıs 1913
7- Fenerbahçe: 0 Galatasaray: 1.. Tarih: 25 Mayıs 1913
8- Galatasaray: 3 Fenerbahçe: 0.. Tarih: 26Ekim 1913
108 yıllık derbi: Galatasaray-Fenerbahçe..
1900'lü yılların başında işgal güçlerine karşı adeta birlikte savaşan iki kulüp arasındaki rekabet her zaman üst seviyede olmuştur.
[[ İki takım arasında oynanan maçlarda Fenerbahçe'nin üstünlüğü dikkat çekiyor.]]  Bu 2 takım arasındaki karşılaşma için geçerlidir. Üstünlük, salt karşılklı maçlarla belirlenemez. Her 2 takımın  Lig şampiyonluklar, kupa şampiyonlukla en belirgin etmenlerdir. Bu konuda Galatasaray fersah-fersah öndedir. Buna uluslararası başarılar eklediğinizde bu fersah fark daha da fersahlaşıyor..Düşününü; dünyada hiçbir takımda olmayan Milenyüm şampiyonluğu Galatasaray’da(2000). Real Madrit’te olmayan Avrupa Süper kupasını R.Madrit’i yenerek alan Galatasaray(2000). Elbet Uefa kupası şampiyonluğu(2000) ve Avrupa Şampiyonlar Lig’i yari finalistliği..
{{ Düşünün: 1 yarı final, 3 çeyrek final: Devler Ligi Karnesi Pek İyi: UEFA Şampiyonlar Ligi (H) Grubu'ndaki üçüncü maçında yarın Romanya'nın Cluj takımıyla karşılaşacak Galatasaray, Avrupa kupalarında bu kulvarda bugüne dek 135 maça çıktı..UEFA tarafından 1955-1956 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası adıyla ilk kez düzenlenen ve 1992-1993 sezonundan itibaren ise ismi UEFA Şampiyonlar Ligi olarak değiştirilen organizasyonda sarı-kırmızılılar, tecrübeli bir ekip olarak dikkati çekiyor. İlkler ve dalyalar[değiştir | kaynağı değiştir]
Galatasarayın Avrupa kupalarındaki ilk maçı 1956-57 sezonundaki Şampiyon Kulüpler Kupası maçı olan Dinamo Bükreş maçıdır.
Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 100. maçı 1995-96 sezonundaki UEFA Kupası maçı olan AC Sparta Prag maçıdır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 200. maçı 2007-08 sezonundaki UEFA Kupası maçı olan FC Sion maçıdır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki ilk golünü 1956-57 sezonundaki Şampiyon Kulüpler Kupası maçı olan Dinamo Bükreş maçında atan Metin Oktay'dır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 100. golünü 1993-94 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan FC Spartak Moskova maçında atan Cihat Arslan'dır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 150. golünü 1999-2000 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan Rapid Wien maçında atan Fatih Akyel'dır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 200. golünü 2000-01 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan Real Madrid CF maçında atan Ümit Davala'dır…Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 250. golünü 2006-2007 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan PSV Eindhoven maçında atan Saša Ilić'dır..Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 300. golünü 2009-10 sezonundaki UEFA Avrupa Ligi maçı olan Maccabi Netanya maçında atan Abdul Kader Keita'dır…Galatasarayın Avrupa kupalarındaki 350. golünü 2013-2014 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan Juventus maçında atan Didier Drogba'dır…Galatasarayın Şampiyonlar ligindeki 100. golünü 2014-2015 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan Arsenal maçında atan Wesley Sneijder'dir…Galatasarayın Şampiyonlar Ligi'ndeki 100. maçı 2015-2016 sezonundaki UEFA Şampiyonlar Ligi maçı olan FK Astana maçıdır. Evet; ''Devler Ligi''nde ilk maçını 1956-1957 sezonunda Rumen Dinamo Bükreş'e karşı deplasmanda oynadı.
1 kez yarı final, 3 kez çeyrek final oynadı: Galatasaray takımı, bu organizasyonda 1 kez yarı final, 3 kez de çeyrek final oynama başarısı gösterdi..Şampiyon Kulüpler Kupası döneminde 1 kez yarı final ve 2 kez de çeyrek final oynayan sarı-kırmızılılar, Şampiyonlar Ligi döneminde ise 1 kez çeyrek finale çıkmayı başardı..İlk kez çeyrek finale 1962-1963 sezonunda yükselen ve İtalyan devi Milan'a elenen Galatasaray, 1969-1970 sezonunda ise Polonya'nın Legia Varşova ekibine çeyrek finalde boyun eğdi..Galatasaray, teknik direktör Mustafa Denizli yönetiminde aldığı başarılı sonuçlarla, ''Avrupa Fatihi'' unvanını kazandığı, Neuchatel Xamax ve Monaco zaferlerine imza attığı 1988-1989 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finaline adını yazdırırken, yarı finalde Rumen ekip Steaua Bükreş'e elendi..Organizasyon adının UEFA Şampiyonlar Ligi'ne çevrilmesinin ardından ise ''Cim Bom'', 2000-2001 sezonunda teknik direktör Mircea Lucescu yönetiminde çeyrek finale çıkmayı başardı..İki ayrı turda gruplardan çıkarak çeyrek finale yükselen Galatasaray, İspanyol devi Real Madrid'i, 2-0 geriye düştüğü ilk maçta İstanbul'da 3-2 devirirken, rövanşı 3-0 yitirerek kupaya veda etti..Kura ile 1 kez elendi, 1 kez tur atladı: Galatasaray takımı, Avrupa kupalarında iki takımın yenişememesi durumlarında geçmişte uygulanan 'kura çekme' yönteminin bir kez kurbanı, bir kez de şanslı tarafı oldu..Şampiyon Kulüpler Kupası'nın 1963-1964 sezonu 2. turunda İsviçre ekibi Zürih'le eşleşen Galatasaray, ilk maçı deplasmanda 2-0 kaybedip, evindeki maçı ise 2-0 kazandı. O dönemdeki uygulamaya göre tarafsız saha olarak İtalya'nın başkenti Roma'da oynanan 3. maçın sonucu ise 2-2 bitince, çekilen kurada turu geçip adını çeyrek finale adını yazdıran taraf Zürih oldu..Sarı-kırmızılı ekip, 1969-1970 sezonunda ise Şampiyon Kulüpler Kupası 2. turunda Çekoslovakya ekibi Spartak Trnava ile karşı karşıya gelirken, ilk maçı deplasmanda 1-0 kaybedip, rövanş maçının normal süresini ise aynı skorla galip tamamladı. Uzatma bölümünde de skor değişmeyince yine kura çekimine gidildi ve bu kez şanslı taraf olan Galatasaray, çeyrek finale yükseldi.}}
Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan İstanbul'un iki yakasının iki büyük takımı, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın rekabeti tam 107 yıl öncesine dayanıyor..İki kulüp arasımda din, mezhep ve ırk ayrımı olmaksızın büyüyen rekabet, tüm ülke gündemini meşgul ediyor, siyasi ve ekonomik sıkıntıları bile bir anda unutturuyor..Futbolla 19'uncu yüzyılda Osmanlı döneminde tanışan Türkiye'de ilk futbol kulüpleri Hristiyanlar tarafından kuruldu. İngilizler aracılığıyla ülke topraklarına gelen futbol, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde bir süre yasaklansa da heyecanı bitmiyor ve gizli de olsa gittikçe yayılıyordu..Sene 1905'i gösterdiğinde ise ilk Türk futbol takımı kuruldu. Osmanlı döneminde ülkeye bürokrat kazandırmak için yapılandırılan Galatasaray Lisesi'nde Ali Sami Yen adındaki öğrenci ilk futbol ateşini yakıyordu..Boğazın diğer yakasında ise ilk futbol kulübü 1907'de Fenerbahçe ile kuruluyordu. Balkan ve Birinci Dünya Savaşı'nın ardından yıkılan Osmanlı İmparatorluğu'nda İstanbul, Yunan, İngiliz ve Fransızlar tarafından paylaşılıyor, bu yolda futbol ise bir bağımsızlık savaşı haline geliyordu..Yıllar sonra tribünlerde ölümlerin yaşanacağı rekabet, o dönem iki takımın yabancı takımlara karşı ortaklaşa bir zafer sevincine tanıklık ediyordu..Fakat ülkede Türk kimliğinin daha da güçlenmesinin ardından dostluk adeta bir kenara itiliyor ve maçlar şiddet, öfkeyle tanışıyor, rekabetin temeli yeniden yazılıyordu..Dünyanın en büyük derbileri arasında gösterilen bu rekabet, tarihinde birçok ilginç olaya da tanık oldu..106 yıllık rekabette ilk golü Galatasaraylı futbolcu Emin Bülent Serdaroğlu attı.  17 Ocak 1909'da "Papazın Çayırı" olarak adlandırılan yerde yapılan ilk maçı 2-0 kazanan Galatasaray, rakibinden ilk yedi maçta gol bile yemedi..Fenerbahçe, Galatasaray karşısında ilk golü ve galibiyeti, rekabetteki sekizinci randevuda elde etti..4 Ocak 1914'te Union Club sahasında yapılan İstanbul Ligi maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe, böylece rakibi karşısında yaklaşık beş yıl süren suskunluğuna da son vermiş oldu..Sarı-lacivertli takım adına Galatasaray'a tarihteki ilk golü ise Hasan Kamil Sporel attı..En az ve en çok seyircili maçlar: Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922'deki karşılaşmaya geldi..İttihat Sahası'nda şiddetli yağmur altında yapılan ve hakem Fethi Tahsin Başaran'ın şemsiyeyle yönetmek zorunda kaldığı maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.  21 Eylül 2003'te İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan lig maçını ise 70 bin 125 seyirci izlerken, bu rakam, rakipler arasındaki bir maçı izleyen seyirci sayısındaki rekor olarak tarihe geçti.
 [[ Turgay Şeren'in rekoru:Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında en çok oynama rekoru Turgay Şeren'e ait.  (A) Milli Takım ve Galatasaray'ın unutulmaz kalecilerinden Şeren, sarı-kırmızılı kaleyi 55 kez Fenerbahçe'ye karşı korurken, rekabette en çok forma giyen futbolcu unvanını elinde bulunduruyor.]]…Turgay Şeren Sezonunda Galatasaray başarısızlığı canımı acıtıyor. Eğer yöneticiler Galatasaray tutkunu olsa bu sezon ne yapar eder şampiyon olurlardı. Galatasar 100.yılında bile şampiyon olamadı.
Özlem dolu yıllar : Ezeli rakipler, rekabetin bazı dönemlerinde birbirlerine karşı galibiyet alma bakımından üstünlük kurmakta zorlandı..Galatasaray üst üste 18, Fenerbahçe ise 11 maçta galip gelemedi.
Sarı-kırmızılı takım, 17 Mayıs 1942'de 3-1 kazandığı maçın ardından tam 18 maç galip gelemedi ve 19'uncu maçta 1 Aralık 1946'da sahadan 1-0 galip ayrıldı.  Sarı-lacivertliler ise 20 Kasım 1949'da 2-0 kazandığı maçın ardından üst üste 11 maç galip gelemedi ve 22 Şubat 1953'de taraftarlarına Galatasaray galibiyeti armağan edebildi.
Fenerbahçeli Lefter ve Galatasaraylı Metin Oktay takımlarının en büyük efsaneleri olarak değerlendiriliyor. Rekabetin golcüleri: Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki 106 yıllık rekabette en fazla golü, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel attı. Sporel, Galatasaray'a karşı oynadığı 42 maçta, toplam 27 kez rakip fileleri havalandırdı.  Zeki Rıza Sporel'i, 24 golle yine bir Fenerbahçeli Alaattin Baydar izliyor..Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis'in 20, Galatasaraylı Metin Oktay'ın ise rekabette 19 golü bulunuyor.
Bu arada, iki takımda da forma giyen Tanju Çolak'ın da 14'ü Galatasaray, sekizi Fenerbahçe formasıyla olmak üzere rekabette toplam 22 golü var..Lig maçlarında ise Galatasaraylı Metin Oktay dokuz, Aykut Kocaman da sekiz golle takımlarının en golcü isimleri olarak tarihe geçti.
Heyecanı iki takımda da yaşayanlar: Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde, şimdiye dek birçok oyuncu futbolculuk hayatında iki formayı da giyme şansını buldu. Bu futbolcular şöyle: Raşit Çetiner, Güngör Tekin, Erdoğan Arıca, Engin Verel, Mehmet Oğuz, Erhan Önal, Arif Kocabıyık, İlyas Tüfekçi, Tanju Çolak, Semih Yuvakuran, Selçuk Yula, Hasan Vezir, Benhur Babaoğlu, Elvir Boliç, Sedat Balkanlı, Saffet Sancaklı, Ahmet Yıldırım, Sergen Yalçın, Emre Aşık, Fatih Akyel, Elvir Baliç, Haim Michael Revivo, Abdullah Ercan, Mehmet Yozgatlı, Stjepan Tomas, Servet Çetin, Emre Belözoğlu, Caner Erkin, Kazım Kazım, Mehmet Topal.
Bir maçta dört gol atanlar: Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında şimdiye dek bir maçta bir futbolcu tarafından atılan en fazla gol, dört olarak gerçekleşti.  Galatasaraylı Celal İbrahim, Cemil Gürgen ve Metin Oktay ile Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel, rakip filelere bir maçta dörder gol atma başarısını gösterdi..En gollü maçlar: Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en gollü maçlarda, penaltılar dışında sporseverler toplam 8'er gol gördü.  5 Haziran 1983 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında, ezeli rakipler 4-4 berabere kaldı.
İki takım arasında 2000-2001 sezonunda, 7 Şubat 2001'deki Türkiye Kupası yarı final karşılaşması da 4-4 berabere sonuçlandı.
 [[ En farklı maç: İki takım arasındaki 106 yıllık ezeli rekabette geride kalan 380 maçta en farklı skorlu galibiyeti, 7-0'lık sonuçla Galatasaray aldı. 12 Şubat 1911'de İstanbul Ligi'nde yapılan maçı, Galatasaray 7-0 kazanmıştı ]]
Bu sonucu unutup, 2002’deki 6-0 ile avunanlara kapaktır bu not. Ki 1913’te Galatasaray deplasmanda Feneri 6-0’da yendi..
Yarıda kalan maç ve tarihi kavga: Rakiplerin 23 Şubat 1934 tarihinde yaptıkları İstanbul Ligi maçı futbolcular arasında çıkan büyük bir kavga nedeniyle yarıda kaldı..Taksim Stadı'nda yapılan maçın 60. dakikasında Galatasaraylı Kadri Dağ'ın, Fenerbahçeli M.Reşat Nayir'e attığı tekme ve Kadri'nin üzerine doğru koşan Fenerbahçeli Fikret Arıcan'ın, Galatasaraylı Tevfik tarafından kucaklanıp, saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karıştı. İki takım oyuncuları arasında başlayan kavgaya tribünlerdeki seyirciler de katılınca, olaylar iyice büyüdü..Yarıda kalan maçın ardından toplanan "Mıntıka Futbol Heyeti", Türk spor tarihinin en ağır cezalarından birisini verdi ve Fenerbahçe'den 9,Galatasaray'dan 8 futbolcu olmak üzere toplam 17 futbolcuyu uzun süreli cezalandırdı..Bu cezalardan en karlı çıkan takım Beşiktaş olurken, sezonu rakiplerinin önünde şampiyon tamamladı..Tarihten yapraklar: -Galatasaraylı Bahri Altıntabak, Fenerbahçeli Şeref Has ile Nezihi Tosuncuk, rekabet tarihinde hem kendi kalesine, hem de rakip kaleye gol atan oyuncular oldu..-Şevki Şenlen, Raşit Çetiner, İlyas Tüfekçi, Hasan Vezir, Saffet Sancaklı ve Tanju Çolak hem Galatasaray hem de Fenerbahçe formasıyla rekabette gol atma sevinci yaşadılar..-Ezeli rekabette takım değiştiren oyuncular arasında eski takımlarında kaptanlık bandını taktıktan sonra transfer olan futbolcular, Fenerbahçe kaptanıyken Galatasaray'a geçen Naci Erdem ve Galatasaray kaptanıyken Fenerbahçe'ye geçen Mehmet Oğuz olarak kayıtlarda yer aldı..Ezeli rekabet, ebedi dostluk: Ezeli rakiplerin 106 yıllık geçmişinde pek çok centilmenlik gösterileri yaşandı. İki takım arasındaki rekabette futbolcu ve yöneticilerin centilmence davranışları, bu zevkli mücadeleye renk kattı..Spor tarihçilerinin derlemelerine göre, rakiplerin birbirleriyle yapacakları bir maç öncesinde, Fenerbahçe Başkaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaraylılara, "Oberle kardeşler hasta, Hasan da sakatlanmış. Sizi karşımızda eksik kadroyla görmek istemiyoruz. Dilerseniz maçı erteleyelim" diye haber göndererek, maçın ertelenebileceğini iletti..Fenerbahçe'nin bu önerisini kabul eden Galatasaray, oyuncuların iyileşmesinden sonra, 20 Ekim 1914'te yaptığı erteleme maçında sarı-lacivertli rakibini 6-1 yendi..Beraber ev kiraladılar: Aynı kaynaklara göre, rekabetin yeni başladığı dönemlerde Galatasaray ile Fenerbahçe sporcuları ortak kiraladıkları bir evde kalıyorlar ve beraber ava çıkıyorlardı..İki takım sporcuları geceleri bir araya gelerek sohbet ediyorlardı. Yine bir gece sohbetin koyulaştığı sırada Galatasaray'dan Ali Sami Yen, Fenerbahçelileri, "Said, yarın bizimle maçınız var. Git yat ve dinlen" diye uyardı...Ertelemeyi önerdiler: İki takım arasında 17 Kasım 1922'de yapılan maç öncesinde de ilginç bir durum yaşandı..Bu tarihte Kadıköy'de rakiplerin maçı vardı. Maç öncesinde günlerce yağan yağmur sahayı adeta göle çevirmişti. Fenerbahçe Başkaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaray Kulübü'ne telefon ederek, "Saha çok kötü, maçı erteleyelim" dedi. Galatasaray Başkaptanı Necip Şahin, bunun üzerine, "Anamız bizi bugün için doğurdu. Galip Bey, gelip maçı oynayacağız" diye cevapladı. Galatasaray, Kadıköy'e gelip maça çıktı ve Fenerbahçe karşılaşmayı 3-0 kazandı..Birleşme durumu ve ortak takım kurma düşüncesi: Ezeli Rakiplerin kuruluşlarının ilk yıllarında birleşme durumlarının bile ortaya çıktığı, hatta iki kulüp başkanının ortak takım kurma konusunda anlaştıkları iddia edildi..Galatasaray Kulübü'nün resmi yayın organı Galatasaray Dergisi'nin Şubat 2003 sayısında, Adnan Işık'ın belgelere dayandırarak verdiği haberde, 1912 yılında Galatasaray Kulübü Başkanı Ali Sami Yen ile Fenerbahçe Kulübü Başkanı Hulusi Bey'in ortak imzayla kayıt altına aldıkları belgenin, birleşmeseler dahi, 2 kulübün yabancılara karşı "ortak bir takım" kurma konusunda anlaştıklarını, hatta tüzüğü bile hazırladıklarını gösterdiği kaydedildi..Bilerek kaçırılan penaltı: İki takımın 23 Ocak 1925 tarihinde Taksim Stadı'nda yaptıkları Vatan Gazetesi Kupası maçında ilginç bir olay yaşandı..Fenerbahçe'nin kazandığı penaltı sonrası, atış öncesinde stadın büyük balkon kısmı çöktü. Fenerbahçeli Cafer Çağatay, bu gelişme üzerine penaltı atışında topu bilerek kaleci Ulvi Yanal'a teslim etti..Merhum Canaydın'dan centilmenlik dersi: Son yıllarda rekabetteki maçların genelinde olaylar yaşanırken, Galatasaray Kulübü'nün merhum başkanı Özhan Canaydın, rekabete centilmence yaklaşımıyla alkış aldı..Sarı-kırmızılı ekibin 6 Kasım 2002'de, Şükrü Saracoğlu Stadı'nda ezeli rakibine 6-0'lık yenilgiyle tarihi hezimete uğradığı maçta, başkanlık sıfatıyla ilk Fenerbahçe derbisini izleyen Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın'ın, rakibinin attığı golleri alkışlayarak Fenerbahçeli yöneticileri kutlaması, maça damgasını vurdu..Merhum Canaydın'ın bu centilmenlik gösterisi kendi camiasından bazı tepkiler görse de Dünya Fair Play Konseyi (CIFP) tarafından 2002 Dünya Fair Play Ödülü'ne layık görüldü..Özhan Canaydın ayrıca bu davranışı nedeniyle Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından düzenlenen "Fair Play Sportif Davranış Ödülü"nü aldı..Karma takım: "Fenersaray": Fenerbahçe ile Galatasaray, 1934 yılında Türkiye'ye davet ettikleri yabancı takımlarla birer kez hazırlık maçı yaptıktan sonra, üçüncü maçı "Fenerbahçe-Galatasaray Karması" şeklinde oynadılar..Bu karmanın forması ise iki kulübün renklerinin karışımı olan lacivert, sarı ve kırmızıdan oluştu(Kaynak: Al Jazeera, AA)
Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarında İlkler - Sonlar -Enler!
 İlk Maç: Fenerbahçe 0 - 2 Galatasaray (1909)
Son Maç: Galatasaray 1 - 0 Fenerbahçe (11 Ağustos 2013)
İlk gol: Emin Bülent Serdaroğlu (Galatasaray)
Son gol:Cristian Baroni (Fenerbahçe)
En çok forma giyen: Turgay Şeren (Galatasaray)
En çok gol atan: Zeki Rıza Sporel 27 (Fenerbahçe)
En çok görülen sonuç: 1-0 (68 defa)
En gollü maçlar: Galatasaray 4 - 4 Fenerbahçe (1983 ve 2001 yıllarında)
En farklı skor: Fenerbahçe 0-7 Galatasaray
En yüksek seyirci sayısı: 70.125 (2003, İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı)
En düşük seyirci sayısı: 14 (1922, İttihatspor Stadı)
Üstüste galibiyet rekoru: 7 (Galatasaray; 1909-1913 arası)
Üstüste yenilmeme rekoru: 18 (Fenerbahçe; 1942-1946 arası).
Türkiye Spor Toto Süper Lig 2016/2017 Turgay Şeren sezonu 23.04.2017 19:00 günkü 28. Maç:
Galatasaray:
Çalıştırıcı: Hirvatistanlı Igor Tudor
Takım Değeri : 113.200.000 €
Fenerbahçe:
Takım Değeri : 161.200.000 €
Çalıştırıcı: Hollandalı  Dirk Nicolaas Dick Advocaat
Sergen Yalçın: Yanıltı beni. Anımsayın önceki haftalardaki yazımdaki Sergen değerlendirmemi. Demiştim ki; “Sergen, futbolculuğu gibi çalıştırıcılığın dikkate almayan, önemsemeyen bir. Önümüzdeki sezon ilk yarıdan önce Kayserispor’dan ayrılır.” demiştim, Sergen Turgay Şeren sozonunu getirmeden 6 hafta önce Kayseri’den ayrıldı. Nasıl ki, futbolu ciddiye alsa Mardon’a olurdu diyorduk, Sergen çalıştırıcılığını ciddiye alsa Ferguson olurdu diyoruz..
Arda;
Arda Turan depremi! Üstünü çizdiler..Barcelona'nın gelecek sezon ki kadrosuna ilişkin bir rapor hazırlayan Daily Mail, Arda Turan'la ilgili de çok çarpıcı bir yorumda bulundu. Gidecek ve kalacakların listesini oluşturan İngiliz medya devi, milli futbolcumuz Arda Turan'ın Çin kulüplerinden teklif gelmesi durumunda takımdan gönderileceğini belirtti.
Arda Turan’ın üzeri ne zaman çizildi? Bence; Ridvan Dilmen denen şeytanla yaptığı Referandum Evet Dueti sonrası. Batı, dinci ve ırkçı topçu istemiyor. Bu nedenle; Çin’i gösterdiler cin olmadan futbolu çarpan Arda’ya..
Gönül ister ki ‘Galatasaray’ çakalların eline geçmesin:
Galatasaray'dan tarihi tüzük kararı..Sarı-Kırmızılı kulüpte yeni tüzükle beraber birçok radikal değişiklik öne çıkıyor, üyelik konusundaki zorluklar kalkıyor. Divan Başkanlığı tarafından görevlendirilen komisyonun hazırladığı raporla ‘Lise’ dışından üyelik mümkün hale geliyor. Revize edilen sistem ile beraber, Galatasaray artık halka yani taraftarına kapılarını açıyor.
Bu haber doğruysa doğru şeyler yapılıyor demem de yanlışlardan dönülmenin ilk adımı derim:
Sarı-Kırmızılı yönetimin, sözleşmeleri gelecek yıl bitecek iki yıldızla görüşüp anlaşma sağladığı, resmi imzaların da sezon sonunda atılacağı öğrenildi. Yapılan protokole göre Muslera ve Bruma, 2022 yılına kadar Galatasaray forması giyecek.
“CHP'nin İzmir Konak Gençlik Kolları Üyesi 25 yaşındaki Ezgi Gürdal'ın, 5. kattaki evlerinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdiği öğrenildi.”
Bir sarı kırmızı taraftarıydı. Sağlıklı ve güzel bir sarı kırmızılı Göztepe taraftarı. Ezgi be ışıklara yolculuğu erken başlattın. Güle-güle güzel insan..
{{ Galatasaray'dan BJK'ye olay gönderme!..Beşiktaş'ın, UEFA Avrupa Ligi'nde Lyon'a penaltılarla elenmesinin ardından bu sabah Galatasaray'dan ezeli rakibine gönderme geldi.. Galatasaray, twetter hesabından kazandığı UEFA Kupası resmini paylaşarak, "Tarih bir kere yazıldı" diyerek final rüyası kurarken elenen Beşiktaş'a göndermede bulundu.}}
Tek cümle ile, yanlış ötesi bir duruş. Galatasaray’a, doğrusu sağlıklı GS taraftarına yakışmaz.
Ardından, BJK 2. Başkanı Ahmet Nur Çebi; “Sov yapacaklarına Galatasatay’ı kurtarsınlar; galatasaray’ın geleceğini nasıl kurtaracaklarını düşünsünler(22 Nisan 2017)..
Dün bir şey okumuştum; BJK ve Trabzona UEFA’dan kötü haber: UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu, Beşiktaş ve Trabzonspor'un 2016-2017 sezonu hedeflerini kısmen yerine getirdiği için, iki kulüp hakkında transfer ve futbolcu sayısındaki sınırlamanın devam edileceğini duyurdu. Fenerbahçe'nin ise 2016-2017'deki finansal hedeflerini tutturduğu ve anlaşma hükümlerinin 2019-2020 sezonu sonuna kadar izlenmeye devam edileceği belirtildi.
Ahmet Nur Çebi, bence; GS’ya FETÖ’dan gönderme yapıyor ve GS’in geleceği tehlikede diyorsa, önce FETÖ’cü kongre üyelerine baksın..Şayet finansal hedeflere gönderme ise kendi düşünsun..
Yorum sizin. Dahası, sanık..
Üzücü haber: Gaziantepspor gelen haberle sarsıldı! Gaziantepspor'un Çek futbolcusu Rajtoral evinde ölü bulundu.
Hürriyet Haber23 Nisan 2017 - 21:48SON GÜNCELLEME23 Nisan 2017 - 21:56
Son dakika: Gaziantepsporlu Rajtoral evinde ölü bulundu Gaziantepspor'un Çek futbolcusu Frantisek Rajtoral'in intihar ettiği değerlendiriliyor.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32