30 Ağustos 2019 Cuma

SARI KIRMIZLILARIN MAÇINDA SARI VE KIRMIZI KARTLAR EGEMENDI; FUTBOL DEĞİL..


İKİ SARI KIRMIZILI MAÇTA SARI VE KIRMIZI KARTLAR GEZEGENİMİZ ATMOSFERİNDE UÇUŞTU
30 Ağustos 2019
Kayserispor: 2 Galatasaray: 3
Olaylı maçta, Adem Büyük doğum gününde hem Galatasaray’a hediye- hayat verdi ve böylelikle Galatasaray galibiyetle tanıştı..
Vesselam kısa kelam; bugün sadece Adem Büyük’ün değil Galatasaray’ın da doğduğu gündü..
Kayseri başkanı Erol Bedir kendini maç sonrası parçalamaya başladı. Tek amacı; Bedir’in BJK ve FB başkanları ile Galatasaray’ı parçalamak olduğunu bilen kalmadı. Deniz Türüç’u Galatasaray’a vermemek için elinden geleni yaptı ve Türüç’ü FB’ye verdi..
Hakem; bu elektrikli maçta; Galatasaray’ın resmen 1 penaltısını vermedi, 2 bariz golünü iptal etti ve Kayserispor’a bariz olmayan bir gol verdi 90+3’te maç; 2-2 oldu ve olması gereken sonuç 90+9’da; 2-3 oldu..
Terim’in Ömer Bayram kumarı tuttu. Fakat; şu Luindama bölgesi Galatasaray’ı adeta yuttu. Yani defansif organizasyon zayıf. Bu bölgede oyun kurmaya çalışmak oyunu bozmak..
Maçın tek iyisi; GS’dan Steven N'Zonzi idi.Ömer Bayram fena değildi. Orta sahada oynayan Donk neden defansta oynatılmadı? Belhanda, Feghouli ve  Fatih de formsuz.
Hoca be bu konuşmaları lütfen bırak: Fatih Terim "Galatasaray böyle goller yememeli. Daha iyi olacağımız kesin. Bu atmosfer yaratıldı. Geçen sene Galatasaray yalnızlaştırılmaya çalışılıyor gibi bir ortam yaratıldı. 'Örgütlü organize işler ama amatör' demiştim. Bu sene profesyonelce işler var. Sözlerime alınmışlar demek ki artık profesyoneller. Bunu bu maç için söylemiyorum. Dışarısı için söylüyorum" ifadelerini kullandı… Galatasaray camiasına tekrar, erkenden söylüyorum, bir bütün olarak durabilmeliyiz. Ben bunu zaman-zaman hatırlatıyorum, yoksa maçı kapattım. Geçen sene kullandığım amatör kısmına demek alınmışlar." ..Bana bir şeylere hazırlanıyorsun izlenimi veriyor..
Galatasaray; Süper Lig'in 3. haftasında deplasmanda Kayserispor'u, 5 kırmızı kartın çıktığı maçta 90+9'da Adem Büyük'ün attığı golle 3-2 mağlup ederek sezonun ilk galibiyetini aldı. Karşılaşmayı 8 kişi tamamlayan ev sahibi ekip 1 puanda kalırken sarı kırmızılılar puanını 4'e yükseltti. Ev sahibi ekipte Aymen Abdennour, Pedro Henrique ve Umut Bulut kırmızı kart görürken sarı kırmızılılarda ise Emre Mor ve yardımcı çalıştırıcı Ümit Davala kırmızı kart gördüler.

                            GALATASARAY'I KURTARAN ADEM BÜYÜK


Türkiye Süper Lig 2019/2020 Cemil Usta 30.08.2019 20:30 3. Maç:
Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has
Hakemler: Mustafa Öğretmenoğlu-Ali Saygın Ögel-Samet Çavuş
Kayserispor: 33Silviu Lung-5Aymen Abdennour-6Benoit Poulain-13 Hugo Miguel de Almeida Costa Lopes-27 Brice Florentin Dja Djedje Çıkan Oyuncu70'-32 KarahanYasir Subaşı-38Ben Rienstra-43Bernard Mensah-4 Sheyi Emmanuel Adebayor Çıkan Oyuncu85'-9Umut Bulut   Gol Sarı KartÇift-10Pedro Henrique Konzen Medina da Silva  
İlk 11 Değeri : 17.150.000 Euro
Yedekler: 1Hakan Arıkan-95İsmail Çipe-15Atila Turan-24Mert Kula Giren Oyuncu70'-7Bilal Başacıkoğlu Giren Oyuncu85'-8Hasan Hüseyin Acar-17Nurettin Korkmaz-61Ziya Alkurt-77Adryan Oliveira Tavares-29Paul-Georges Ntep 
Kayserispor çalıştırıcısı; Hikmet Karaman
Galatasaray: 1Fernando Muslera-19Ömer Bayram-22Mariano Çıkan Oyuncu85'-27Christian Luyindama-45Marcao-55Yuto Nagatomo Çıkan Oyuncu80'-10Younes Belhanda-11Ryan Babel-89Sofiane Feghouli-92Steven N'Zonzi-91Mbaye Diagne Çıkan Oyuncu46' 
İlk 11 Değeri : 69.700.000 Euro
Yedekler: 34Okan Kocuk-2Şener Özbayraklı-5Ahmet Çalık-14Martin Linnes Giren Oyuncu85'-8Selçuk İnan-15Ryan Donk-21Jimmy Durmaz-97Emre Mor Giren Oyuncu46'-7Adem Büyük giren oyuncu-17Yunus Akgün  
Galatasaray çalıştırıcı: Fatih Terim  Türkiye
Goller: Kayserispor; 37' Pedro Henrique ve 90+1' Umut Bulut---Galatasaray; 66' Younes Belhanda (p)-87' Ryan Babel-90+9' Adem Büyük
38. dakikada Galatasaray savunmasının(Luyindama) hatasıyla topu önünde bulan Herique, kaleci Muslera'yı çalımlayarak takımını öne geçiren golü kaydetti. 1-0
65. dakikada ceza sahası içerisine yapılan ortada Abdennour ile Babel topa yükseldi. Pozisyon bitiminde VAR'a giden hakem Mustafa Öğretmenoğlu, Abdennour'un topa elle müdahale ettiğini belirleyerek penaltı noktasını gösterdi. Topun gerisine gelen Belhanda, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturarak takımının beraberlik golünü kaydetti. Pozisyon sonrası Abdennour ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. 1-1
87. dakikada ceza sahası dışında topu önünde bulan Babel'in şutunda top savunmaya çarparak ağlarla buluştu. 1-2
90. dakikada Bilal'in kullandığı serbest vuruşta ceza sahasında topa yükselen Umut'un kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 2-2
90+9. dakikada Feghouli'nin sol kanattan yaptığı ortada ceza sahasında topu kontrol eden Adem, düzgün vuruşla takımını tekrar öne geçiren golü kaydetti. 2-3
Kırmızı kartlar: Dk. 64 Abdennour, Dk. 74 Henrique, Dk. 90+5 Umut Bulut (İstikbal Mobilya Kayserispor), Dk. 89 Emre Mor, Dk. 90+10 Ümit Davala (Yardımcı Antrenör) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 34 Belhanda, Dk. 69 Mariano, Dk. 75 Ömer Bayram, Dk.79 Marcao, (Galatasaray), Dk. 35 Djedje (İstikbal Mobilya Kayserispor)
Galatasaray-Kayserispor maçları ve sonuçları:
2018/2019 Galatasaray-Kayserispor 3-1
2018/2019 Kayserispor-Galatasaray 0-3
2017/2018 Kayserispor-Galatasaray 1-3
2017/2018 Galatasaray-Kayserispor 4-1
2016/2017 Galatasaray-Kayserispor 1-2
2016/2017 Kayserispor-Galatasaray 1-1
2015/2016 Galatasaray-Kayserispor 6-0
2015/2016 Kayserispor-Galatasaray 1-1
2013/2014 Galatasaray-Kayserispor 0-1
2013/2014 Kayserispor-Galatasaray 2-4
2012/2013 Kayserispor-Galatasaray 1-3
2012/2013 Galatasaray-Kayserispor 3-0
2011/2012 Galatasaray-Kayserispor 1-0
2011/2012 Kayserispor-Galatasaray 0-2
2010/2011 Galatasaray-Kayserispor 1-1
2010/2011 Kayserispor-Galatasaray 0-0
2009/2010 Kayserispor-Galatasaray 0-0
2009/2010 Galatasaray-Kayserispor 4-1
2008/2009 Galatasaray-Kayserispor 1-1
2008/2009 Kayserispor-Galatasaray 0-0
2007/2008 Galatasaray-Kayserispor 2-0
2007/2008 Kayserispor-Galatasaray 1-1
2006/2007 Kayserispor-Galatasaray 0-0
2006/2007 Galatasaray-Kayserispor 4-0
2005/2006 Galatasaray-Kayserispor 3-0
2005/2006 Kayserispor-Galatasaray 1-3
2004/2005 Kayserispor-Galatasaray 2-2
2004/2005 Galatasaray-Kayserispor 5-1
1997/1998 Galatasaray-Kayserispor 5-1
1997/1998 Kayserispor-Galatasaray 1-2
1995/1996 Galatasaray-Kayserispor 5-0
1995/1996 Kayserispor-Galatasaray 1-2
1994/1995 Kayserispor-Galatasaray 0-1
1994/1995 Galatasaray-Kayserispor 2-1
1993/1994 Galatasaray-Kayserispor 3-1
1993/1994 Kayserispor-Galatasaray 1-2
1992/1993 Galatasaray-Kayserispor 4-2
1992/1993 Kayserispor-Galatasaray 1-1
1985/1986 Galatasaray-Kayserispor 5-2
1985/1986 Kayserispor-Galatasaray 0-0
1979/1980 Galatasaray-Kayserispor 2-0
1979/1980 Kayserispor-Galatasaray 1-1
1974/1975 Kayserispor-Galatasaray 1-1
1974/1975 Galatasaray-Kayserispor 2-0
1973/1974 Kayserispor-Galatasaray 2-0
1973/1974 Galatasaray-Kayserispor 1-0
Şampiyonlar Ligi fikstürümüz belli oldu!
Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki fikstürü belli oldu. Sarı-kırmızılılar ilk maçını Belçika'da Club Brugge ile oynayacak. 
 Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki fikstürü resmen açıklandı. A Grubu'nda mücadele edecek olan sarı-kırmızlılar ilk maçını deplasmanda Club Brugge ile yapacak.
Galatasaray, ikinci hafta Paris Sain-Germain'i, üçüncü hafta ise Real Madrid'i konuk edecek. Sarı-kırmızılı takım dördüncü hafta maçında Real Madrid'e konuk olacak.
Grupta beşinci maçında Club Brugge'u sahasında ağırlayacak olan Galatasaray, son hafta deplasmanda Paris Saint-Germain ile karşılaşacak.
İşte Galatasaray'ın fikstürü;
18 Eylül: Club Brugge - Galatasaray (19.55)
01 Ekim: Galatasaray - PSG (22.00)
22 Ekim: Galatasaray - Real Madrid (22.00)
6 Kasım: Real Madrid - Galatasaray (23.00)
26 Kasım: Galatasaray - Club Brugge (20.55)
11 Aralık: PSG - Galatasaray (23.00)
Galatasaray'ın zorlu fikstürü
Galatasaray, Paris Saint-Germain'i konuk edeceği maçtan 3 gün önce Süper Lig'de Fenerbahçe'yi ağırlayacak.
Sarı-kırmızılılar, Real Madrid ile İstanbul'da oynayacağı mücadeleden 5 gün sonra Süper Lig'de Beşiktaş ile deplasmanda karşılaşacak.
Galatasaray, Türk Telekom Stadyumu'nda Başakşehir ile oynanacak maçtan 3 gün sonra Club Brugge'u ağırlayacak. Bu maçtan 5 gün sonra ise sarı-kırmızılılar deplasmanda Trabzonspor ile oynayacak.
29 Eylül: Galatasaray - Fenerbahçe
1 Ekim: Galatasaray - Paris Saint-Germain
22 Ekim: Galatasaray - Real Madrid
27 Ekim: Beşiktaş - Galatasaray
23 Kasım: Galatasaray - Başakşehir
26 Kasım: Galatasaray - Club Brugge
1 Aralık: Trabzonspor - Galatasaray
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32



30 AĞUSTOS SENİN VARLIK SEBEBİN KORKMA ONDAN, MALAZGİRT İLE DE KORKUTMA!!

30 AĞUSTOSU İSTEMEYENLER EMPERYALLERİN MİSYONER İŞLEVLİ VATAN HAİNLERİDİR
30 Ağustos 2019
Emperyallere dünyada ilk tokat atışımızın kutsal 30 Ağustosu ve Zafer bayramımızı, geleceğimizi aydınlatma dileğiyle kutluyorum..
Azan, Lozan lafından çok rahatsız, eleştirmeyi bırak nefret ediyor. Nefret ediyor, çünkü; Kurtuluş savaşına karşılar. Karşılar, çünkü; küresel efendinin ‘sömüreceğin ülkelerde iktidara asla yurtsever getirmeme’ projelerinin, vatan haini misyonerleri..

Varan bilmem kaç: [ Püsküllü meczup; “Keşke Yunan galip gelseydi..” ]
Varan bilmem kaç: [ Türbanlı meczup genç: “Ben Hümeyni’yi seviyor, Atatürk’ten nefret ediyorum..” ]
Varan bilmem kaç: [ Taha Akyol'un veledi Mustafa Akyol: Nutuk kaldırılsın.." Demek istiyor ki; Atatürk'ün Nutku tutulsun ki, Atatürk’ün evrensel kurtuluş felsefesine duyarlıları erken yok edelim..]
Hala daha, Taha Akyol'ın ılımlı olduğunu söyleyenler, Taha'nın  karanlık topu gibi bir postmodern yobaz evlat doğurduğunu görmüşlerdir..
Varan bilmem kaç: [AKP Bursa BB'si Alinur Aktaş, Belediye Meclisi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda toplu taşıma araçlarının ücretsiz olmasını isteyen üyelere ‘'30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” ]
Varmayanı siz düşünün!! Evet; daha arkadan gelecek karanlık sesleri..

İnanılacak gibi değil, AKP başkanı, Evrensel Kurtuluş savaşını Malazgirt zaferine bağladı ve Malazgirt’e saray inşa ettiriyor; Çanakkale ve Sakarya’yı aklına bile getirmiyor..
Bunlar kim mi; bunlar betimlemesi zor yaratık ötesi yaratıklar. Yemin ediyorum bunları Allah yarattığına pişman..Görevlerini yerine getiriyorlar, ardından raks etmeye başlıyorlar..Ve de baştaki, canım  Liseli başkanı  bunları göremiyor. Dahası, bunların bile-bile Liseliyi yok etmeye çalışan karanlığın Gülen yüzünün müritleri olduğunu..Nasıl görsün, kendisi dahil herkes o, bu nedenle önce kendisini görmesi gerek..
Bunlar aslında, Atatürk'ün Anadolu insanıyla oluşturduğu ve mazlum ülkelere rehber olan Evrensel Kurtuluş Felsefesini yadsıyan, doğrusu Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında cepheden kaçanların azımsanmayacak yekünleridir.
Bunlar çok partili demokrasiye geçişte, Amerikan Misyonerlik koleji mezunu Adnan Menderes'in partisinde toplananlardır ve sonra dağılanlar..
Bunlar; Kurtuluş savaşı sonrası(23 Aralık 1930) Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay'ı ve 2 bekçiyi katleden meczup Derviş Mehmet ve Yunan adalarına sığınan meczupların torunları..
Tüm bunlar da  post modern ABD projesidir..
"Ah şu İstanbul'u kaybetmeseydim, ne güzel Ankara'yı İdari Başkent yapıp, ek 2. boğaz Kanal İstanbul ile, İstanbul'u ekonomimin başkenti, yani dünya sömürücüsü eş başkanımın ve bayilerinin finans merkezi yapacaktım!!, fakat bu kadar İmam beslemem karşın, bir İmamoğlu beni yendi, Ahhh İmamoğlu, ahh ulan ah!!!" diye yırttındığını duyumsuyorsunuzdur..
Kayyum son çarem, fakat kayyum sonrası beni korkutuyor..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

29 Ağustos 2019 Perşembe

30 AĞUSTOS VE LOZAN KARŞITLARI


30 AĞUSTOSU İSTEMEYENLER EMPERYALLERİN MİSYONER İŞLEVLİ VATAN HAİNLERİDİR
30 Ağustos 2019
Emperyallere dünyada ilk tokat atışımızın kutsal 30 Ağustosu ve Zafer bayramımızı, geleceğimizi aydınlatma dileğiyle kutluyorum..
Azan, Lozan lafından çok rahatsız, eleştirmeyi bırak nefret ediyor. Nefret ediyor, çünkü; Kurtuluş savaşına karşılar. Karşılar, çünkü; küresel efendinin ‘sömüreceğin ülkelerde iktidara asla yurtsever getirmeme’ projelerinin, vatan haini misyonerleri..
Varan bilmem kaç: [ Püsküllü meczup; “Keşke Yunan galip gelseydi..” ]
Varan bilmem kaç: [ Türbanlı meczup genç: “Ben Hümeyni’yi seviyor, Atatürk’ten nefret ediyorum..” ]
Varan bilmem kaç: [ Taha Akyol'un veledi Mustafa Akyol: Nutuk kaldırılsın.." Demek istiyor ki; Atatürk'ün Nutku tutulsun ki, Atatürk’ün evrensel kurtuluş felsefesine duyarlıları erken yok edelim..]
Hala daha, Taha Akyol'ın ılımlı olduğunu söyleyenler, Taha'nın  karanlık topu gibi bir postmodern yobaz evlat doğurduğunu görmüşlerdir..
Varan bilmem kaç: [AKP Bursa BB'si Alinur Aktaş, Belediye Meclisi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda toplu taşıma araçlarının ücretsiz olmasını isteyen üyelere ‘'30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” ]
Varmayanı siz düşünün!! Evet; daha arkadan gelecek karanlık sesleri..

İnanılacak gibi değil, AKP başkanı, Evrensel Kurtuluş savaşını Malazgirt zaferine bağladı ve Malazgirt’e saray inşa ettiriyor; Çanakkale ve Sakarya’yı aklına bile getirmiyor..
Bunlar kim mi; bunlar betimlemesi zor yaratık ötesi yaratıklar. Yemin ediyorum bunları Allah yarattığına pişman..Görevlerini yerine getiriyorlar, ardından raks etmeye başlıyorlar..Ve de baştaki, canım  Liseli başkanı  bunları göremiyor. Dahası, bunların bile-bile Liseliyi yok etmeye çalışan karanlığın Gülen yüzünün müritleri olduğunu..Nasıl görsün, kendisi dahil herkes o, bu nedenle önce kendisini görmesi gerek..
Bunlar aslında, Atatürk'ün Anadolu insanıyla oluşturduğu ve mazlum ülkelere rehber olan Evrensel Kurtuluş Felsefesini yadsıyan, doğrusu Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında cepheden kaçanların azımsanmayacak yekünleridir.
Bunlar çok partili demokrasiye geçişte, Amerikan Misyonerlik koleji mezunu Adnan Menderes'in partisinde toplananlardır ve sonra dağılanlar..
Bunlar; Kurtuluş savaşı sonrası(23 Aralık 1930) Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay'ı ve 2 bekçiyi katleden meczup Derviş Mehmet ve Yunan adalarına sığınan meczupların torunları..
Tüm bunlar da  post modern ABD projesidir..
"Ah şu İstanbul'u kaybetmeseydim, ne güzel Ankara'yı İdari Başkent yapıp, ek 2. boğaz Kanal İstanbul ile, İstanbul'u ekonomimin başkenti, yani dünya sömürücüsü eş başkanımın ve bayilerinin finans merkezi yapacaktım!!, fakat bu kadar İmam beslemem karşın, bir İmamoğlu beni yendi, Ahhh İmamoğlu, ahh ulan ah!!!" diye yırttındığını duyumsuyorsunuzdur..
Kayyum son çarem, fakat kayyum sonrası beni korkutuyor..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

25 Ağustos 2019 Pazar

GALTASARAY BU HAFTA DA BAŞLAYAMADI..


GALATASARAY BU YIL FENERBAHÇE SENDROMU YAŞAR MI VE FB ŞAMPİYON OLUR MU? VE DE BARCELONA GERÇEĞİ
25 Ağustos 2019
Bu kafayla giderse bal gibi yaşar..Bu ne kafadır ki hala Diagne’de ısrar edersin. Adam resmen oynamıyor, oynatmıyor, fakat taraftar oynatacak!!
Kim ne istiyorsa söylesin; bana göre Emre Mor iyi idi. Adam karınca gibi çalıştı. Rakip oyuncuları bozdu, top çaldı. Yine hangi kafadır ki; ikinci yarıda oyundan alırsın..Bu adamı böyle kazanamazsın..Ha J.Durmaz neden 11’de yoktu?
Şu Abdurrahman Albayrak şirinini yine Monaco’ya göndermeyin, vallahi bu sefer Monaco Prensini kucaklar, Falcao’yu kucakladığı gibi..
Galatasaray:1 Konyaspor:1
Türkiye Süper Lig 2019/2020 Cemil Usta sezonu 25.08.2019 21:45 günkü 2. Maç:
Galatasaray: 1Fernando Muslera-22Mariano-27Christian Luyindama-55Yuto Nagatomo-6Jean Michael Seri-11Ryan Babel-15Ryan Donk-89Sofiane Feghouli Çıkan Oyuncu90'-92Steven N'Kemboanza Mike Christopher N'Zonzi-97Emre Mor Çıkan Oyuncu46'-91Mbaye Diagne Çıkan Oyuncu86' 
İlk 11 Değeri : 92.250.000 Euro
Yedekler: 34Okan Kocuk-2Şener Özbayraklı-5Ahmet Çalık-14Martin Linnes-19Ömer Bayram-8Selçuk İnan Giren Oyuncu86'-21Jimmy Durmaz Giren Oyuncu90'-30Atalay Babacan-7Adem Büyük Giren Oyuncu46'-17Yunus Akgün   
Galatasaray Çalıştırıcısı: Fatih Terim
Konyaspor: 1Serkan Kırıntılı-4Ali Turan-14Marin Anicic-87Ferhat Öztorun Çıkan Oyuncu84'-89Nejc Skubic-6Jens Jonsson-7Ömer Ali Şahiner-8Marko Jevtovic Çıkan Oyuncu80'-11Deni Milosevic-10Rijad Bajic-88Erdon Daci Çıkan Oyuncu56' 
İlk 11 Değeri : 15.100.000 Euro
Yedekler: 17Ertuğrul Taşkıran-61Mücahit Atalay-5Selim Ay-25Alper Uludağ-27Ali Yaşar Giren Oyuncu84'-39Evgen Opanasenko-42Petar Filipovic-20Ali Çamdalı Giren Oyuncu80'-21Farouk Miya Giren Oyuncu56'-9Mücahit Can Akçay   
Konyaspor çalıştırıcısı: Aykut Kocaman
Stat: Ali Sami Yen Aslantepe Türk  Telekom
Hakemler: Mete Kalkavan-Ceyhun Sesigüzel-Esat Sancaktar
Goller: 60' Steven N'Zonzi’in uzun pasıyla; Ryan Babel Galatasaray…Maçın bitimine, uzatmanın  son 40. sn ‘inde Konyaspor’dan Jens Jonsson  

Guru verici bir olay:
Galatasaray'ın eski futbolcularından Hakan Balta'nın oğlu Çağrı Hakan Balta, Bayern Münih'e transfer oldu.

Galatasaray altyapısında forma giyen 11 yaşındaki Çağrı Hakan Balta, Instagram hesabından yaptığı veda paylaşımında Almanya'ya gittiğini açıkladı.
Çağrı Hakan Balta, Instagram hesabından şu sözleri kullandı;
''Dualarınızı Eksik Etmeyin''
''8 yıldır büyük GALATASARAY formasını giyebildiğim için çok mutluyum.Beni seven ve bana hep güvenen tüm GALATASARAY ailesine çok teşekkür ederim. Siz benim ailemsiniz. Hep öyle kalacaksınız.Bana bu değerli plaketi layık gören sayın koordinatörümüz Ali Yavaş'a çok teşekkür ederim.Hep en güzel köşemde saklayacağım.Üzerimde emeği olan hocalarımdan İrfan Hocam,Mithat Hocam ve teknik ekipteki herkese ayrıca çok teşekkür ederim. Takım arkadaşlarım.. Sizleri çok özleyeceğim.Şimdi belki kısa,belki de uzun bir süre için ayrılık vakti. Galatasaray'lı Çağrı olarak Almanya'da çok başarılı olup sizleri hep gururlandırmak ve aynı çatı altında tekrardan bir araya gelmek için çok çalışacağıma söz veriyorum..Dualarınızı üzerimden eksik etmeyin..Hoşçakalın''
''Seni Ali Sami Yen'de Görmek Tek Hayalimiz''
Efsane oyuncu Hakan Balta ise Almanya'nın yolunu tutan oğlu için şu paylaşımı yaptı;
''Canım oğlum..Daha başarılı,daha güçlü olmak için çıktığın bu yolda Allah seni utandırmasın. Nerde olursan ol çok çalışıp başarıyı koparacağına eminim.Daha yolun başındasın,zaman neyi yaşatır bilemeyiz ama bir gün parçalı forma altında seni Ali Sami Yen'de görmek tek hayalimiz,biliyorsun. Yeni takımında burda edindiğin sporcu ahlakını sürdüreceğinden şüphem yok. Büyük bir camiadan yine büyük bir takıma geçiyorsun..Sana söylediklerimi hiç kulak ardı etmediğini bildiğimden..sana tek sözüm "Allah utandırmasın oğlum.''
Fenerbahçe şampiyon olabilir mi?
Evet, FB ikide iki yaptı..Yine de soruyorum: “Fenerbahçe şampiyon olabilir mi?” Arkadaşlar; bu sene Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu Ersun Yanal değil, Nihat Özdemir ve Emre Belezoğlu engelleyecektir..Galatasaray'ın şampiyonluğunu da, Fatih Terim..Bunu geçen günkü yazımda işledim ve bir sağlıklı bir Galatasaraylı olarak sağlıksız Galatasaraylıları kızdırmıştım. Biraz daha kızdırayım: Fatih Terim geçmiş sezonda yer vermediği Selçuk İnan'ı neden 90 dakika oynattı. Seri ve Belhanda ikilisi, İngiltere'de müthiş ikili iken, neden Seri yerinde oynatılmıyor ve bu ikili bozuluyor? Adem Büyük neden oynatılmıyor?.... Belli ki  Terim'in İmparatorluk titri birileri, dahası yöneticiler örselemiş ve onaları uyarıyor mu?. Veya; elde ettiği üst üste şampiyonluğa pragmatik bakışla bir şeyler edinme tutkusu olabilir mi?..Her ne ise, şimdi Fenerbahçe'ye geleim..
Öncelikle Aziz Yıldırım ve şürekası Ali Koç'un başarılı olmasını istemiyor.. Ve yine şampiyonluğu engelenecektir. Bu gurupla kavga edeceğine Ali Koç, Galatasaray ile kavga ediyor..
Evet; Fener'i bu sene Emre ve N.Özdemir engelleyecek ve bugün kendilerini ele verdiler. Şöyle ki; bugün, İstanbul'a yoldan toplanan Gazişehir adlı çakma Gaziantepspor'u 5-0 yendi..Emre Belezoğlu sürekli topçulara küfretti..Evet; benzer hakem kararları resmen Fener'i rakiplerinin önüne atıldı, adeta bu yıl FB sezonu, bu nedenle hakemler dikkatli olun mesajı vererek..5-0'lık sonuçtan  Emre Bol bile memnun kalmadı..
Nihat Özdemir'i ben birkaç kez Star TV'deki Orhan Uğurluoğlu'nun programında tanıdım; ikimizde Deprem ile ilgili konuda konuşmacıydık. Program'dan sonra da yürüyerek epey söyleştik. İyi bir meslektaşım ve gerçekten çok zeki ve de beyefendi bir insan.. Haa şunu söyleyeyim Limak'ın sahibi olduğunu  sonradan öğrendim..
Şimdi Nihat Özdemir'e Başat soru sonrası, şu alt sorular soracağım:
"Siz gerçekten FB'nin şampiyonluğunu istiyor musunuz?"
1- Neden tüm maçlar 21:45'te oynandı da, FB maçı 20:00'de oynandı?
2- Neden, diğer maçlar, özellikle GS maçında VAR'a gidildi de FB maçında VAR'a gidilmedi.
3- Yirmiüç dakikada 3 penaltı ne demek!? Ki 2'si penaltı değil.
4- FB yöneticsi iken yabancı sınırlamasına karşıydınız , yine sizin gibi yabancı sınırlamaya karşı olan ve ülkemizde ilk kez bir maçta 11 yabancı ile sahaya çıkan(Napoli maçı) Şenol Güneş ile bu sene yabancı sıralamasına karşısınız?
5- İrfan Can elini kaldırdı diye kırmızı kart gösteren Hakem, E.Belezoğlu'nun topçulara alenen küfretmesine neden kırmızı göstermez?
6- Yukarıdan alınan bir emir var mı?
Demem o ki; tüm bunlar, dahası Gazişehir maçındaki hakem kararları FB'yi çok erken rakiplerinin önüne attı..
Rasim O. Kütahyalı:
Nefretle beklediğiniz, lise mezunu ve akp yağdanlığı ve de Boşnak halkını aşağılayan ırkçı dinden geçinen R. Ozan Kütahyalı tekrar Beyaz TV'ye, futbol otoritesi yorumcu olarak döndü..İşte futbolumuzun değerleri; E.Toroğlu, Ahmet Çakar, Şansal Büyüka ve Rasim Ozan Kütahyalı..
Barcelona gerçeği:

Bu sene görünen köy kılavuz gerektirmeyecek gibi, çünkü Kralın takımı R.Madrid devreye sokulabilir. Nedense Arapların elindeki yayıncı kuruluş;  İspanya birinci Futbol Ligi olarak ve  Avrupa’nın son 5 yılda 1 numaralı ligi olarak tescil edilen La Liga maçlarını vermeyeceğe benziyor..

FC Barcelona Türkiye'de neden seviliyor?
Sadece son 3 senede Türkiye'den sipariş edilen forma sayısı on binleri aşmış. Programlar Barcelona'nın maçlarına göre yapılıyor; ev toplaşmaları ona göre planlanıyor. Berberde de konu aynı, toplantı aralarında da... Real'ciler de azımsanamayacak kadar çok olsa da, Barcelona'nın yeri Türkler için ayrı. Öyle ki ülkenin dev gayrimenkul şirketlerinden Nef, Barcelona'nın sponsorlarından biri oldu. Peki, neden? Bu sevginin kaynağı ne?
Kralın takımına karşı
Türk halkı her daim mücadeleci olan, zorlukları aşanların hikayelerini sevmiştir. Aslında esas sempatinin kaynağı da bu... Bütün ülkenin desteklediği kralın takımı Real Madrid'e karşı, tek bir şehrin mücadeleci ve özverili desteğiyle öne çıkan Barcelona'nın hikayesi de tam da bu sebepten bizim gönlümüze dokunan bir mesele... Senelerce öz kaynaklarıyla kendini var eden kulüp, bu mücadeleci duruşunu oyununa da yansıtmayı başardı. Öyle ki bugün Katalanlar için Barça'nın bambaşka bir önemi var hala: Onlar için bu takım bir milli takım, bir direnişin öyküsü.
 ‘Total futbol’un en iyi uygulayıcısı
Barcelona, Hollanda ekolünün dünya futboluna kazandırdığı ‘Total Futbol’ adı verilen oyun sistemini yıllardır dünyada en iyi uygulayan takım. Total Futbol, futbol takımının oyuncularının her mevkiide oynayabilmesini öngören bir sistem. Bu sistem saha içinde doğru futbolcularla doğru bir şekilde uygulandığında seyri çok keyifli bir futbol ortaya çıkıyor. Barcelona, alt yapı takımlarından itibaren birbirini tanıyan, beraber futbol oynamaya alışmış futbolcuları sayesinde Total Futbol’un en güzel örneğini sergiliyor ve bu ‘makine düzeni’ tüm dünyada taraflı tarafsız her futbolseverin hayranlığını kazanıyor. Barcelona ayrıca Total Futbol’u, kendine özgü bir pas oyunu olan ‘tiki-taka’ ile daha da zenginleştirdi. Bu sayede top maç boyunca sürekli Barcelona’da kalıyor ve rakip takımlar topu geri kazanabilmek için büyük bir enerji sarf etmek zorunda kalıyor.
Elbette ilk bakışta bu romantik gelebilir. Her takım günün sonunda kazanmak ister, bu yüzdendir “1-0 olsun bizim olsun” sloganı… Ancak Barcelona’nın kaybettiği maçların çoğuna baktığınızda gördüğünüz şey kötü futbol olmayacaktır. Barcelonalı futbolcuların oynarken, kendi oyunundan keyif aldığını izlersiniz. “Akıyorlar” betimlemesinin daha çok yakıştığı başka bir ekip sayın desek belki ilk anda aklınıza onlardan başkası gelmeyecektir. Biz milletçe varılacak yerden çok yol hikayelerini sevdiğimiz için, kaybettikleri maçlarda bile o akıllıca verilmiş paslar, hızlıca ama sağlam kurulan ataklar kalır hep aklımızda… Barcelona’nın oyuncularının hepsi bir orkestranın ayrı ayrı sorumluluklara sahip müzisyenleri olduklarını gayet iyi bilirler. Günün sonunda izlemekten esas keyif aldığın şey ‘iyi futbol’ olacağı için, bu her zaman çok daha kıymetlidir.
Barcelona’yı bu kadar içselleştirmemizde elbette Türk markalarının kulübe desteği de oldukça etkili. Hali hazırda bağ kurduğunuz, başarılı bulduğunuz markalar; bu iyi futbolu ilke edinmiş takıma sponsor olunca kulüple ilişkiniz de haliyle kuvvetleniyor. Barcelona’nın Türkiye’den son destekçisi ise ülkenin gayrimenkul devlerinden Nef… Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, neden Barcelona’yı sponsor olarak seçtiklerini şöyle anlatıyor: “İnsanlar, dünyanın dört bir yanında bu oyunun peşinde yan yana durabiliyor, birlik olabiliyorlar. Bu açıdan futbol, ihtiyaç duyulan toplumsal duyguları artırması açısından önemli bir spor. Biz de Nef olarak sporun bu birleştirici gücüne inanıyoruz. 2016 yılında Galatasaray’ın ana sponsoru olmuştuk. Şimdi de dünyada en çok taraftarı olan spor kulübü FC Barcelona’ya, sponsorluğumuzla futbolun birleştirici gücüne katkı sunmayı amaçladık.”
Futbol dünyası her dönem çok özel ve çok değerli yıldızları sahneye çıkarmıştır. Ancak ‘futbol efsanesi’ olarak tarihe geçen futbolcuların sayıları bir elin parmağını geçmez. Bir futbol efsanesinin aktif futbol oynadığı döneme tanık olmak, hatta onu yeşil sahalarda canlı gözle seyretmek aslında biraz da şans işidir. Pele, Cruyff, Maradona, Zidane gibi futbol efsaneleri aktif futbol yaşantılarına denk gelen kuşaklara futbolu sevdirmiş, onların ayrıcalıklı futbol seyircileri olmalarına vesile olmuşlardır. Bu futbolcular, aynı zamanda bağlı oldukları futbol kulüplerini de dünyaya tanıtmış, bu kulüplere dünyanın her kıtasından yeni taraftar kazandırmışlardır. Günümüzün en değerli futbol efsanesi ise Arjantinli yıldız Lionel Messi’dir. Futbol adına kırılmadık rekor, alınmadık ödül bırakmayan yıldız oyuncu, kendine has oyun tarzı ve attığı goller ile adını futbol efsaneleri listesinin en üst sıralarına yazdırmayı başarmıştır. Messi’nin en büyük başarılarını kazandığı takım ise 13 yıldır forma giydiği Barcelona’dır.
Her ne kadar son yıllarda başarısı sorgulansa da, Barcelona’yı Barcelona yapan en eşsiz özelliklerinden biri kuşkusuz La Masia… Çekirdekten yetişen Barcelonalı çocukların sadece bu altyapı sisteminde öğrenebileceği teknikler ve benzersiz bir oyun kültürü vardır. ‘Pas ver ve devam et’ stilini en iyi hazmetmiş oyunculara baktığınızda La Masia’dan yetişen Pep Guardiola, Sergio Busquets ve bu yıl yıldızı parlayan Sergi Camper’in de başı çektiğini görmek mümkün. Barcelona’yı dünyanın en iyi birkaç takımı arasına sokak, kulübün efsane ismi Johan Cruyff imzalı bu eşsiz proje, sayısız dünya starının okulu oldu; eminiz ki daha nicelerini de daha aramıza katmayı başaracak.
Biri Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden, diğeri Türk futbolunun yetiştirdiği en önemli oyunculardan… Önce Rüştü’nün ardından Arda’nın Barcelona’ya transferi elbette hem gurur kaynağı oldu hem de Barcelona’yı daha yakından takip etmemiz için yeni birer sebep haline geldi. Her ne kadar iki oyuncu da aradığını bulamasa da, Türkiye ikisini de Barcelona’nın eşsiz oyun anlayışına çok yakıştırdı.
Türklerin Avrupa’da yaz tatilinde ziyaret ettiği 5 şehirden biri Barcelona… Henüz gidemeyenlerin de listesinde Madrid’den önce yine Barcelona var. Akdeniz kardeşliği burada da etkisi sürdürüyor yani… Şehrin sokaklarına yayılan denizin kokusu, gotik mahallenin büyüleyici sokakları, eğlencenin, iyi yemeğin, rahatlığın ve Akdenizliliğin her daim ön planda olduğu şehrin güzelliği de bizi takıma bağlayanlar arasında başı çekiyor.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

FİNİKE


OTOSTOPLU  FİNİKE  YOL ÖYKÜSÜ
Yine; Angara’dan çıktım yola, selam verdim Antalya ve dağına ve de doğasına..Gezeceğim de, göreceğim de, yazacağım da, çünkü biz artık “Gez-Gör-Yaz” tutsağıyız. Bu öyle tutsaklik ki, insanın gezdikçe gezesi, gördükçe göresi, yazdıkça yazası geliyor ve Bu gelişler hiç gitmiyor. Bu bulaşıcı mı? Asla, bu bir ulaşıcı, yeni doğaya ve doğana ulaşıcı, fakat önce düşüncene ve yüreğine ulaşıcı, onlara ulaştın mı hersey oluruna varıyor..Seviniyor, bazan da uzuluyorsunuz. Adam tabela asmış; “Yanan ormanlar yeniden tesis edilicek..” Hadebe ordan sen once yanan yerlerin yerine diktigin villalarin hesabini ver bre doğa düsmani, diktigin iki ağaçla milleti kandirma!! Kaz dağlarinda 200 bin agac kestir Kanadaliya sonra agaç dikecegim de..Sor kanadaliya koparilan dalin cm’ine 1 dolar ceza kesiyor mu kesmiyor mu?!..Neden ülkemi kestirmesine izin veriyorsun!!??
Mustafa Vice bizi her zamanki yere götüruyor..Kemer- Çamyuva..Bu sene Suriyelilerden çok şikâyetçi. Okullu çocuklar esrara alışmış. “Yorukuz biz, bizim buralarda barınamıyorlar..Daha çok Antep ve Mersindeler, fakat buralara da, günübirlik uzanıyor.” diyor. Mustafa devam ediyor; geçen sene 400 bin lira olan yazlıklar 600 bin oldu deyince, içimden; “Keşke geçen sene alsaydım..” Birileri; “Paran var neden yakınlarını görmüyorsun?” “Çook gördüm, artık dünyayı görmeye  karar verdim. Çocuklarımız 25 yaşları bile geçti. Bundan sonra aileler, içsel dayanışma içinde olacak. Ancak yetinilebilir. Ki biz yazın, kışın çektiğimiz; geri ödemeli tüketici kredisi ile tükenen gezegenimizi geziyoruz, görüyor ve yazıyoruz…

                                Finike yol arkadaşlarım; Dilek ve Osman


                                   Finike Park ve ATATÜRK


Mustafa güzel bir şey söylüyor; “Suriyeliler Türkiye’yi çok seviyoruz diyorlar. Ülkeni sevsene. Ülkesini sevmeyen bizi nasil sever..dimi amca..” Benden yaşlı, fakat bana amca diyor. Ben yine yaşlılık kompikasyonu, yani karışıklığı nüksetti....Biraz acitmadi değil. Bir gün önce bana çok genç gözuktuğumu soyleyenlerin sözleri ile kendimi teselli ettim..
Mustafa’nın söyledikleri bana şunu animsatti: Esrar ve uyuşturucu ve yozlaşmış ahlak yoksunları..Ve şunları mırıldandım sonrası; “Yahu bu Esed, lümpen ve  asalak ve de sarsalakları, toplumun kirli yuzünü bize mi kakaladi..Bize silah doğrultamayınca, bunları mı saldı..??!!”
Gezdiğnizde; en küçük coğrafyanın dahi bulgulanması gereken yeri olduğuna tanık oluyorsunuz. Akdeniz böyle bir coğrafya; ören yerleri ve adacıklarıyla. Kemer de bunlardan biri; koyları, antik yerleri ve doğasıyla. Olimpos bunlardan biri. 2 yıl önce bedava geçiş yaptığımız bu ören yeri özel-leştirilmiş, Turizm bakanlığınca ve giriş milli parklar örneği paralı olmuş. Örneğin milli parklarda giris 1 kuruş iken bunların ellerinde 10 kuruş olmuş. Adeta iktidarın yandaş deli Dumrulları..







Gazete almak için her zamanki markete gittik. Gazete bayiligini kaldirmışlar. Diyor ki market sahibi; Hürriyet ve Cumhuriyet satilirdi..Hurriyet satılmamaya başlaninca, sadece Cumhuriyet bizi kurtaramadı, vazgeçtik..Havuz medyanın yandaş gazeteleri resmen bır zamanlar Fetullah’ın kapılara ve dolmuşçulara bedava dağtılan Zaman gazetesinin durumundam kötü..
Van dahil tüm kıyılarımız değerini bilmediğimiz “Cennetin giriş çizgileri”, fakat her geçen gün bu çizgiyi siliyoruz. Van hariç tüm kıyılarımızı çıkara özdeş surlarla örmüşüz, yani; ötelerle. Kıyıları “Beach”dedikleri plajlarla örmüşüz. Sikıysa denize gir. Denize girmek için otelinin müşterisi olman gerekir. Sıradan vatandaş isen deniz sana yassah..İşletmelerin sahipleri de genelde; 1 kilo toz 1 otobüsçüler..Bu gelişimizde boş gördüm otelleri. Ne o, otel kayitlarıni mi saydin? Yoo, sokaklar akşam kaynardi şimdi üşüyor. Doğrusu sokaklar bomboş değil, ama sıkıcı kalabalıklar yok..Haaa, sahile indiğinizde şezlonglar da boş..Padişah “Bu yıl Turizmde patlama yaşadık” diyor, doğru değil yaşanan patlama değil, çatlama..Doluluktan ve de Turizm patlama, yapmış diyene inananlara..



Bu Yaşıma İlk Kez Otostop Yaparak “Gez-Gör-Yaz” Etkinliği Gerçekleştirdim:
Yol hikâyeleri; en beklenmedik ve de en ilginç hikâyelerdir. İstemeseniz de yasayabilirsiniz.  Ben istemeden yaşayanların grubuna katılanlardan değilim. Değilim, çünkü benim “Gez-Gez-Göz” yazılarım yol hikâyeleri içeriğinde.
Bu yol hikâyem otobüslü değil,  otostoplu. Yol hikâyelerimi yaşayabilirsiniz. Fakat bu yaşadığım otostoplu yol hikâyemi önermem size. Doğrusu; “Yol hikayesi yaşamak istiyorsanız otostop yapın” diyemem.. Diyemem, çünkü dedirtmeyecek süreci; dün, yani M.S. 13 Ağustos 2019 yılında anda yaşadım.
Bu beklenmedik bir yol serüveniydi diyebilirim. Evden kaçmış, bir yerlere gitmeye çalışan ve o yerlerde istediğini yapmaya çalışan, asi bir çocuğun eylemi içindeydim adeta. Orya gitmeliydim. İşte ora dediğim yer Finike ve Kaş idi. Vesselam kısa kelam asi çocuk yoldaydı. Sözde birine ulaşmak için yola çıkmıştım, ki birine ulaşmak, ondan almam gerekeni almam için Finik’e ve Kalkan için yatağımdan erken kalkmıştım. Dönüşümün gecikeceğini düşünerek Finike ve Aziz Nicolas’ın, yani Noel Baba’nın memleketi Demre’ye “Gez-Gör-Yaz” etkinliği kapsamına almaya karar verdim..
Evet, birine ulaşmak için önce Finike’ye gitmem gerekti. Çamyuva’dan 16:00’da ayrıldım. Arabasız geldiğimiz için dolmuşla Kemer’e indim. Biraz gezindikten sonra Finike dolmuşu aramaya başladım. Güneşten korunmak için yola geç çıkmış, fakat güneş adeta beni cezalandırmak için vurdukça vuruyor, koruyamıyordum kendimi, çünkü kalkanım yoktu ve sadece kafamda, Kadiş ve Ecoş’un zorla taktırdıkları şapka vardı. Ben inadına-inadına güneşin üzerine yürümeyi, o kişiyi bulmayı kafama koymuştum.. Viyadük üstü veya yanında Finike dolmuşlarına binebileceğim söylendi. Bekliyorum, bekliyorum ve de yine bekliyorum, çünkü dolmuş gelmiyor, güneş de tüm şiddetiyle saldırıyordu, ben farkında değildim. Farkında olsam ne yazacaktı ki, savunacak donanıma sahip değilken....

                                              Finike










Bir benzin istasyonunun önünde, güneş bana saldırdıkça saldırıyordu. İstasyon çıkısında bir araç durdu. Kaportayı açtı erkek sürücü bir şeylere baktıktan sonra arabayı çalıştırdı, anlaşılan su kaynatıp kaynatmadığına bakmıştı. Biraz, bana doğru geldi ve durdu; arabanın penceresini manüel olarak indiremedi, açık olan yerden; kız olanı Finike yolunu sordu, ben de araya gidiyorum diyerek yolu devam edeceklerini söyledim. Beni, arabalarına davet ettiler, götürebileceklerini söyleyerek. İlk kez böyle bir teklif almanın şaşkınlığı içinde, Israrlı davetlerini kabul ettim, çünkü güneş saldırmayı sürdürüyordu..Araca, zar zor bindim, çünkü; arka koltuk eşyalarla dolu idi. Görünümleri, entelektüel rahatlığın getirdiği profil çiziyordu ve biraz da ürkütmüyor değildi. Eşyalar, adeta biriktirme hastalığı olan birinin odası gibiydi. Eşyaları sıkıştırarak köşeye sıkıştım. Arka koltukta her şey vardı ve de ben de artık o her şeylerden biri olmuştum. Her şeylerin  arasında dondurucu dikkatimi çekti...Nereye gittiklerini kendileri söylediler ve kendileri yanıtladılar. Bir müddet sonra yol üstü markette durdular, kız indi. Erkek olanı, gözlerime bakarak alışveriş yapacak dedi. Yapım gereği pinpirikleşmedim değil.. Neden Kemer’de alışveriş yapmamışlardı ve akıllarına ne geldi ne alacaklardı?! Anlayacağınız, yazmaya başladım. Epey beklenince kafamda  ürküten senaryo yazımı hızlanır oldu. Arabaları nereye kadar götürür ise oraya dek demesinler mi! Hatta Toros dağlarında bozulabilir, hep beraber otostop çekebileceğimizi söyleyince de irkilmeye başladım. Devamında; Bursa’dan geldiklerini, nerde yorulurlarsa orada çadır kurup kaldıklarını söylediler. Benim de bir şeyler söylemem bekledikleri noktada, kafamdaki soru işaretlerinin, dahası kuşkular çokluğunda, daha dahası; kafamda oluşan anında senaryolar bütününde, çok önce başımıza gelen bir olaya sığındım. Finike yakınlarında arabayı hatalı kullanımdan dolayı çektiklerini ve arabayı almak için Finik’eye itmeye karar verdiğimi söyledim. Bu yalana ben de inandım. Aslında Finike’ye ve oradan da, karar değiştirerek Noel Babanın(Aziz Nicolas) memleketi Demre’ye geçecek ve oraları “Gez-Gör-Yaz” etkinliğine katacaktım. Ay zamanda, Noel babanın kemiklerinin kaçırılıp götürüldüğü İtalya-Bari’den  Noel babanın memleketi Demre’ye, Noel babadan(Aziz Nicolas) selam götürecektim.
Bn sürekli onları dinliyor, fakat hala konuşmalarını kuşkularımı azaltacak noktaya taşıyamıyordum. Bir ara; “Acaba onlar da beni kuşkuyla harmanlanmış düşüncelerle uzun yol psikopatı olarak mı kurguluyorlar?” sorusuyla teselli eder oldum. Ben pskopat bir katil, onlar masum iki yol serüvencisi, katliamcısı canım..Ben şimdi, Otostopçu  filmindeki; John Ryder( Sean Bean), onlar da; Grace Andre(Sophia Bush) ve Jim Halsey( Zachary Knigtohn)..Veya tersi..
Bir süre sonra tanıştık. Adlarını söylemelerine karşın benim kafamda soru işaretleri hala raks ediyor. Kuşkularımı bastıramıyordum, taa ki “Asıl amacımız bir aktivist olarak, Çanakkale’de soluklanarak Kazdağları eylemlerine katılmak..” deyinceye dek. Ben büyük oranda rahatlamıştım, onların da rahatladığını  gözlemlediğim anda; trafik cezası için, Bilgisayar programcısi Osman Karaca ve Borusan Liman satış müşteri uzmanı Dilek Efe; en az 4 bin TL Ödeyeceğimi söylüyorlardı. Artık olmayan ceza miktarı beni gülümsetiyordu sadece..

                           Dilek Efe ve Osman Karaca

Süreç içinde, daha derinden tanışmış, kafalardaki kuşkular silinmeye başlamış ve rahatlamıştım. Bu süreç; arkadaşlık, dahası yeni bir dostluk süreciydi..
Öncesi kurduğum senaryolara gelince: Birincisi tanımadığım 2 insan. İkincisi, arabanın arka koltuğu tam bir kaos; silme dolu ve bir soğutucu var. Üçüncüsü; arabaya ısrarla almışlardı. Dördüncüsü korku filmleri çok izleyen biri idim. Beşincisi, en çok beni etkileyeni de böbrek mafyası korku filmi. Düşünün Torosların bir yerinde böbreklerimi kaybediyorum ve sonrası bilinen korkulu umutlu bekleyiş başlıyor..















Senaryolar ötelenmiş, derin bir söyleşi başlamıştı. Ve amaçlarının Kaz Dağları eylemine gitmek için yola çıktıklarını söyleyince, ne zaman boğazıma sarılacaklarını beklediğim kişilerin sevinçle boğazlarına sarılasım geldi. Evet; Osman ve Dilek doğa aktivistleri idi ve güzel insanlardı artik benim için. Bir de demezler mı; “Yörük’üz” diye..Artik dost entelektüellerdi benim için. Marmara ve çevresindeki Yorklardandılar. İçimden; Yörüklerin DNA’ları belli ki kalıtsal iyilik genlerinden oluşuyor..Ege’de ve Akdeniz’de hangi Yörük ile karşılaştımsa çok iyi davranmışlar ve dost insan olduklarını göstermişlerdi. Ve şimdi de Marmara-Bilecik Yörükleri ile tanışmış, onların da süper insan olduklarına tanık olmuştum..Her şey de olduğu gibi bunda da istisna vardır elbet. Bu istisna ile Marmaris’te karşılaştım. Öğrendim ki ve o kişi oradaki Yörükler tarafından dışlanmış bir kimlikmiş..
İki Yörüğe, bir Laz Yörükleri anlatıyordu artık. Önce Türkiye’nin tamamını, Avrupa’nın da yarısın yazarak “Gez-Gör-Yaz” etkinliği ile, Evliya Çelebilik ve Marko Poloculuk oynadığımı söyledim ve Yörükleri anlatmaya başladım: İzmir-Denizkoy’deki bir Yörük’ten dinlemiştim; Yörüklerin Ege ve Akdeniz’e, zamanın padişahlarından, herkes olduğu yerde kalacak, orayı yurt belleyecek, asla bir başka bölgeye geçmeyecek fermanı çıkardığını. Bu ferman sonrası; Toroslardan Ege’ye hayvanları yaymaya gelen Yörüklerin de bu bölgede kaldığını Osman ve Dilek’e anlattım. Ayni zamanda Yörükler sıtma nedeniyle kızlara kıyı arazilerini bıraktıklarını, yaylaları erkeklere..Gel zaman git zaman enişteler milyarder olduğunu da anlattım..Daha neler-neler anlattım..Beni artık kim tutardı..Finike’ye gelinceye dek ben konuştum sayılır..Adem ile Havva’nın cennetten cehenneme kovulduklarını, çocukları biz dünyalılar bu dünya cehenneminde cezamızı çektikten sonra cennete döneceğimizi...Dunun bilimkurgu romanlarının günümüz gerçekleri olduğunu, günümüz bilimkurguların yarının gerçekleri olmayacağını kim yadsıyabilir ki?! Bu nedenle gezegen kardeşliğine odaklanmamız gerektiğini, doğaya ve doğana dolar adına saldırılmaması gerektiğini de anlattım. Mitralyöz gibi sözcükler ağzımdan dökülüyordu..Ve Kazdağlarını baz alarak iktidarın doğaya be doğana olan duruşunu eleştiriyorduk artık, tam kaynaşmıştık.. Osman bilgisayar programcısı, Dilek liman isletmeleri uzmanı, belli periyotlarda yurtdışında kalmış doğa dostları olarak doğa ile doğal halleriyle iç içe olmayı ilke edinmişler..Geziyor, görüyorlar fakat yazmadıkları konusunun eksiklikleri olarak gördüklerini söylemeyi gereklilik olarak belirtiyorlar. Çünkü, belirttiğim gibi Avrupa’nın yarısını ve Ülkemin taamına yakınını  yazdığımı söylemiştim. Dahası, ayak tabanımın altındaki coğrafyayı yazmak bende tutku olduğunu da......
Bursa’da yaşıyorlar ve Bursa’da Artvinlilerin çok olduğunu soyluyorlar-Ki doğru-..











Kemer- Fethi’ye arası sahilin ‘Karadeniz’deki gibi’ koylarını ve falezlerini mahvetmediklerini’, yolun Toros eteklerinden geçtiğini görmek güzel. Nedense duble yol inşaatlara daha yeni yapıyorlar..Belli ki; düz ovada keklik avlar gibi oy avlamak bitince dağlardaki dönemeçli duble yol yapımına başlamışlar..
Osman ve Dilek’e bunları da anlattım..
Ve Finike’ye 1 saate geldik..Ayrılma zamanı gelmişti..Kısa donemde kazandığımız dostluğu belgeleyen özçekim(Selfi) çeki yaptıktan sonra görüşeceğiz dileğiyle, Dilek ve Osman’dan ayrıldım..
Bu güne dek ilk kez otostop ile “Gez-Gor-Yaz”  etkinliğini gerçekleştirmenin ilginçliğini yaşamıştım. Elbet en ilginç olanı; böbreklerimi kurtarmanın yanında müthiş iki dost edinmemdi.
Portakalların efendisi Finike’deydim. Ececan ve Kadriye sürekli arıyorlar, çünkü geçleri oynuyorum..Doğrusu Babaci Ececan sürekli arıyordu. Ben ise, fazla duyarlı davranmayarak Finike’yi turlamaya başlamıştım..
Finike doğasıyla ve doğanıyla mükemmel bir yer, fakat bakımsız..İçinden gecen tatlı su mansabında kurulu park ve böğründeki çay bahçeleri ve kafeleriyle mükemmel..Parkın bitişiğindeki marina harika. İçinde küçük bir tersanesi de var..Halk liman, dahası marina çıkısında balık tutuyor..Lokum balığını ilk kez duydum rastgele dediğim amatör balıkçıdan. Finike sahil Kumluca’ya dek uzanıyor. Bisiklet yolu ve Safranboluvari Finike evleri dikkatimi çekiyor. Kıyıdan içeride yapılanma var, Monaco kıyı rezidansları benzer yapılar eski yapıların yanında biçimsiz, dahası sakil duruşlu evler görüntüyü bozuyor..
Beton cangılı her yerde grileştirmiş yeşili ve maviyi. Düşünün; Antalya Elmalı ovasında yükselen beton SUR; Antalya'yı çevreleyen ve adeta Antalya'nın koruyucu doğal çadırı olan Tahtalı dağlarının görsel ihtişamını tahtalı köye göndermiş..
Nedeni biliniyor da biz “nedese” sözcüğünü kullanırız hep. Evet orman yangınları hep kıyı kentlerinde başlıyor, doğrusu başlatılıyor..Ersel Kahraman Antalya’da orman yangını var mi? diye soruyor. Duymadık. Eğer var ise ve de deniz manzaralı ise kesin sabotajdır..
Çocukliğumuzun korku tüneli-treni vardı, büyüklüğümüzde, dahası son günlerde korku treninin yerini Korku otobüsü aldı. Yolcular, yanıyor yetkili bakıyor. Sadece; şehirlerarası otobüsler Metro-Kamilkoç diye deşifre ediyorlar. Benim asıl korkum 1 hafta sonraki dönüş değil, asıl korkum; Şehirlerarası otobüs isletmesinin İsraillilere ve Araplar'a, ille de ‘Kuleli Askeri Lisesi ve diğerleri gibi’ Araplar'a satılması. Sağlığımız şehir hastanelerine, ulaşımımız Araplar'a emanet demek, yaşamımız Araba emanet demek..Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz halleri..Tarikatların faydalarını sıralayacağınıza düşünün biraz, ülkem insanın yaşamı Araba endekslendiğini. Otobüsler, Host'un sıcak su kaynatmasından yanıyormuş, "hoşttt" ulan!!..Bir araştırın bakalım altından hangi Arap, pardon nasıl kalitesiz ucuz motorin ve de yorulmuş metal yığını otobüsler ve dahi padişah efendimiz çıkacak..
Son olarak; kesin liselimin hayati ve eseleri ders olarak anlatılmalı ki gerçekleri çocuklar öğrensin..Yaa; hayati ve eserleri zorunlu ders olarak okullarda okutulacakmış...Deprem toplama alanlarını yapkapçısına, orman alanlarını madencisine açan liselinin eserleri ve hayatı elbet okullarda öğretilmeli çocuklarımıza..Bu görgüsüz ve doyumsuz ilkel megaloman siyasal İslam, ülkemde geçici hasar, kendilerinde ise kalıcı hasar bıraktıklarının ayırtına ne zaman varacak???!!!…
FİNİKE(Phoenicus):
Finike(Phoenicus) belli ki Fenikeliler kurmuş. Doğum tarihi M.Ö. 5 yüzyıl. Finike, uzun süre Likya(Teke Yaımadası)’nın başkenti Limyra’nın tarım ürünleri ihraç ettiği bir liman görevi üstelenmiş.
Finike Antalya'nın portakalıyla ünlü liman kentidir. Öyle ki California Üniversitesi'nin yaptığı bilimsel bir araştırmada Finike Portakalı dünya 1.si olmuştur..Hüzünlü bir öyküsü var: Portakal Finike’de 1960'lı yılların sonunda Kıbrıslı Rumlar ve Yahudi denizciler tarafından getirilmiş..Ne yazık ki; Fenike bölgesinde tarımsal üretime ayrılmış olan topraklardaki hızlı kil oranı artışı nedeniyle portakal üretiminin en geç 2035 yılında tamamen biteceği söylenmektedir..
Eee, çocuğa bile Finike deyince, portakal diyorsa orda kal. Ben kalmadım ve maceralı bir otostop sonrası Finike’ye vardım, tıpkı antik Roma askeri gibi kavrularak. Gerçi kafamda şapkam vardı var olmasına da güneş de var olup var gücüyle bana saldırınca zırhım para etmedi, beni paramparça etti ve şu an nar kırmızısı sızım-sızım sızlayan ve de inleyen Şevket var karşılarında, benim karşımda da bana gülen Kadriye ve Ececan....
Finike’ye devam;
Her kentin mitolojik öyküsü vardır. Finike’nin de “Dülger Balığı” efsanesi.. Yukarıda değindiğim gibi, amatör balıkçılar genelde Lokum balığı yakaladıklarını söylemişlerdi. Anlattıklarına göre; ağzında ince ince sivri dişler olan, dahası; ağzının içinin her yanı dişle kaplı olan ve halk arasında, zurna, kertenkele de den balığın adı Lokum balığı imiş. Sıra sıra keskin dişleri nedeniyle “Dülger Balığı Canavarı” efsanesinden söz açılınca ben bu lokum balığını Dülger Balığı zannettim. Değilmiş;
Dülger canavarının balığı; çiviye, kesere, kerpetene benzer çıkıntılarıyla bu ismi alan balıkmış. İşte bu  Dülger balığı vaktiyle Finike’de korkunç bir deniz canavarıymış. Denizde yakaladığı canlıyı anında keser, doğrar, parçalarmış. Tarihte, Akdeniz’in cesur korsanı bile Dülger balığını duyunca korkudan sararırmış. Günlerden bir gün İsa deniz kenarında gezinirken korkuyla kaçan balıkçılar görmüş ve denize doğru yürümüş. Dülger balığını tutup sudan çıkarmış, iki elinin başparmağı arasında sımsıkı tutup kulağına bir şeyler söylemiş. O günden beri Dülger balığı, denizlerin uysal zavallı bir yaratığı olmuş. Vaktiyle açlık sefalet korku saçtığı Akdeniz’de sakin bir deniz, Finikelilere de huzurlu bir hayat bırakmış. Bir başka söylenceye göre de; Hazreti İsa' nın azizlerinden balıkçı Peter, aç olan halkını doyurmak için balık tutmaya çalışır, fakat balık tutamaz. Dulger balığı yanına gelir ve  kendisini avlayıp aç halkını doyurmasını söyler. Aziz Peter bu balığı eline alır ve okşar ve “Madem ki hiç balık tutamadım bari sende yaşamaya devam et!" dedikten sonra baş ve işaret parmaklarıyla başının hemen arkasından tuttuğu balığı yavaşça suya koyuverir. Söylenceye göre  göre balığın her iki yanındaki siyah beneklerin Aziz Peter' in parmak izleri olduğu söylenir..
Finike, mitolojik Dülger öyküsünde belirtildiği gibi, sakin ve huzurlu fakat kişisel bakımı, yani kent içi bakımsız bir İlçe. O denli güzel ki, doğası ve tarihiyle, bu güzelliklerin kesin bakımlı olması gereken bir ilçe..
İşte o güzellikleri: Andrea Doria (Radyafor), Gökliman ve Çağıllı koyları. Özellikle, kıyıları zeytin ağaçları ve bozulmamış doğası Andrea Doria, antik dönemde liman olarak kullanılmış Gökliman koyu ve de turkuaz denizi, etrafındaki doğa görüntüsü ile bütünsel bir güzelliğe sahip; Çağıllı koyu. Ve dahi; Safranbolu evlerine benzer, beyaz badanalı 2 katlı Finike evleri(ben diyorum), Bey dağlarının gölgesindeki Liman ve marinaya  koşut kıyı kordon boyu .. Batı Antalya'nın keşfedilmeyi bekleyen noktalarından biri olan Gökbük Kanyonu…1941 yılında inşaa edilen eski hükümet konağı ve bahçesinin yeniden düzenlenmesi ile oluşturulan ve Yüzyılın Definesi Elmalı Sikkelerinin, Karataş-Semayük, Hacımusalar Höyük, Karaçakır kazıları, Karaburun I, Kızılbel ve Bayındır tümülüs kazıları, Arykanda kazıları eserlerinin sergilendiği; Elmalı Müzesi… Finike Elmalı Karayolu üzerinde Arif Köyü sınırları içinde yer alan ve Likya dilinde Ary-ka-wanda(yüksek kayalığın yanındaki yer) anlamına gelen ve İ.Ö. 5.y.y kurulan  Arykanda Antik Kenti.. Antik tiyatro binası, Xatabura anıt mezarı, yamaç evler ve kaya mezarları, akropol ve akrapol kilisesi, Perikle Heronu (Anıtı) ve  surların bulunduğu;Limyra Antik Kenti…Kekova yolu üzerinde Lykia Birliği'ne bağlı olarak MÖ 4. yüzyılda kurulmuş Likya kentlerinden; “Apollonia(Apollon'un Yurdu) Antik Kenti”…Finike körfezinin doğusunda, Kumluca’ya yakın  Gagai(Gaga'nın halkı) Antik Kenti.. Kumluca şehir merkezinin batısındaki tepelerin üstünde kurulmuş olan; Rhodiapolis Antik Kenti…Asya kıtasının en derin mağarası;Suluin Mağarası Finike ve çevresindeki tarihi ve doğagüzellikleri..
Elbet tüm bu yerleri gezmedim ama gezdiğim yerler beni bir istakoza dönüştürdüğünü ve Kemer’e dönüşümün muhteşem olmadığını söyleyebilirim..Birincisi; saat 19:30’a gelmiş; gün batımı kızıllığı bu saydığım güzelliklere daha düşündürücü bir gizemlilik katmaya başlamıştı. İkincisi; tam ½ saat yanlış yerde dolmuş bekledim. Üçüncüsü; dolmuş beni Çamyuva sapağı denen zıfırı bir karanlık bey dağları eteklerine bırakıyor. Ve in ve cin ile top oynamaya başladıktan tam ½ saat sonra dolmuş geliyor ve 21:30’da yerimdeyim ve Ececan’ın 2 gözü 2 çeşme şırıl şırıl akıyor ve benim de bütün vucüdüm yanık sısızı ile feryat ediyor..  
Her zamanki gibi nefis ve güzel bir ÇamyuvaBeach yaşadık. Başta Ozan Yavuz ve mutfak grubundan Süleyman Arslar ve Şehmuz Arslar ve diğer hizmet grubu ve dahi sahipler sayesinde..Teşekkürler..Teşekkürler..
Doğaya ve doğana, kentine ve kendine sahip çıkmak istiyorsan, doğaya duyarlı olman gerek, dolara değil..
Ve dönüşte yaşanan olumsuzluk:
Kemer- Ankara şehirler arası otobüs yolculuğunda yaşadığımız sorunu içeren iletiyi Antalya Ulaştırma Bakanlığına bağlı Bölgeye gönderdim, “Lütfen yardımcı olun. İletiyi ya siz gönderin, ya da bana iletişim adresi verin" diyerek..İlgilenen olmadı..

İşte o ileti ve içeriği: [[ İyi Günler..16 Ağustos günü saat 14:30'da Kemer'den Ankara'ya hareket ettik...Buradaki olumsuzlukları genel olumsuzluk olarak gördüğüm için sadece firmanın adini vereceğim, personelin ceza almaması için. Verdim de; “34 AU 367 veya 362. Kemer kalkış 14:30)..Konu şu: 9 saat süren yolculukta sadece Kemer çıkısında su verdiler ve 1 kez servis yaptılar. Servis önemli değil de bu yoğun sıcaklarda susuzluk yetti bize..İkincisi; sürekli personel kahve ve çay içti. Acaba termostan mı içiyorlardı, yoksa yangına neden elektrikli ısıtıcısından mı? Üçüncü konu; yangınlara neden olarak ucuz ve kalitesiz motorin kullanıldığı bir şehir efsanesi olarak dolanıyor.. Lütfen bu genel konular ile ilgili tüm firmalara uyarı boyutunda denetim yapar mısınız..?!  Şevket ÇORBACIOGLU İNŞ MÜH. Selam ve sağlıkla..evesbere@gmail.com"]]

Bir yetkiliye ulaşamadım, fakat ısrar ettim.. Israrlar sonrası bir yetkili aradı. Durumu anlattım ve bana ne dedi biliyor musunuz? Elbet bilmiyorsunuz! Bana; “Kardeşim, firma ister servis yapar, ister su vermez, biz ona karışamayız..”

Soruyorum; biz bu ülkede nasıl yaşayacağız!!??



ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32