30 Aralık 2013 Pazartesi

HIRLI HIRSIZ MEYDAN MUHAREBESİ

2014 YILINA VE YOLUNA YOLSUZLUKLARLA VE DE YOKSULLUKLARLA GİRMEK
30 Aralık 2013

“Nice nitel yıllar” diyorum ve  2014’ün size, mutluluk, başarı ve sağlıklı süreçler getirsin dileklerimi iletiyorum.

1 Ocak 2010, saat 18:00’de şu notu düşmüşüm:
"O güzel zamanlar ve  insanlar bir daha gelir mi?!" diyenlerin yaşadığı zamanlar için de birileri  "Bu güzel zamanlar ve insanlar bir daha gelir mi?!" diyecektir. Bu, yaşamın kaçınılmaz döngüsüdür. Çünkü her zamanın kendine özgü güzellikleri olduğu gibi, kendine özgü güzel insanları vardır.
Yeter ki,  yetim ve yoksul  hakkı yiyerek   zamanların özgünlüğünü bozan, ‘2002’ sonrasının siyasal erkini durduralım, nice nitel yıllar adına.  
Ve de ağabeyim Niyazi Çorbacıoğlu’nun, bana gönderdiği ve benim de eklemelerde bulunduğum, ‘Yaşamın El Kitabı’nı uygulayarak, yaşamımızı uzatalım; 2002 sonrasının ‘demokrasiyi araç olarak kullanan, iş bitirici köşe dönücü dinden ve yoksuldan geçinenlerin, ‘Adalet ve Kalkınma’ yalanlarıyla zamanımızı kirletenleri bitirelim.

Sağlığınızı korum için:
Çok su için--Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin--Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin--3E ile yaşayın-Enerji, heyecan ve duygu paylaşımı--Meditasyon, yoga ve dua için zaman yaratın--Daha çok oyun oynayın--2013'te okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun--Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun--7 saat uyuyun--Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.

Kişiliğinizi korumak için:
Hayatınızı başkalarınkiyle karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok--Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine
enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın--Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin--Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor--Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın--Uyanık iken daha fazla hayal kurun--Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz--Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar--Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin--Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın--Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir--Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır--Daha fazla gülümseyin ve gülümsetin--Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.

Sosyal Yaşantınızı dengelemek için:
Ailenizi sık arayın--Her gün diğerlerine iyi bir şey verin--Herkesi her şey için affedin--70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle zaman geçirin--Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “Günaydın” deyin--Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi hiç ilgilendirmesin--Hasta olduğunuz zaman, işiniz size bakamaz ama aileniz ya da arkadaşınız bakabilir..Onlarla temasta olun.

Yaşamınızı düzene sokmak için:
Doğru şeyi yapın!--Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun--Tanrı her şeyi iyileştirir--Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir--Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın giyinin ve ortaya çıkın--En iyisine henüz sıra gelmedi--Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için Tanrı'ya şükredin--Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.

Benim söylediklerime de ‘Türkiye’nin geleceği adına’  kulak verin:
Yalan söylemeyin--Her şeyi dert edinmeyin--Kötüler gitmeyecek hiç diyerek kendinizi strese sokmayın--Dinden ve yoksuldan geçinenlere oy vermeyin--Birkaç kişinin düşündüğü ve birçok kişinin peşinden gittiği gezegenimizde(ille de ülkemizde), birkaç kişi gibi düşünebileceğini aklına getir, çakallara ödün verme--Başkalarının doğrularıyla hareket ederken, kendinin de doğruları olduğunu unutma--Haldır huldur, paldır küldür götürenleri trene bakar gibi seyretme, çünkü senin evini soyuylar, ekmeğini çalıyorlar-- “Bırakın yargı işini yapsın, akla kara ortaya çıksın” derken, yargı çevresini işaret edince, yargıya saldıran R-cep’i  beslemekten vazgeç-- “Polisim kahramanlık destanı yazdı” diyen R-cep’i, polis çevresini gözaltına almaya başlayınca, karakol basıp polislere hakaret ederken ve polisleri eşkıyalıkla suçlarken, “Gezi Halk Hareketi’nde insanları katlederken neredeydin?” diye sorgula--Balyoz ve Ergenekon operasyonlarıyla askerleri tutuklayan ve müebbetle cezalandıranları alkışlayan ve operasyonun ülke geleceği ve demokrasisi açısından zorunluluk olduğunu söyleyen, fakat çevresi operasyona uğrayınca, kumpas var, askere de  kumpas yapılmıştı diyen binbir surat R-cep’i  lütfen tanı ve halka anlat--Halk bankası senin banka, yani halkın bankası, çünkü %49’u sana/halka açık, fakat %39’u yabancılara satılmış. Durum bu iken, R-cep  diyor ki “operasyon dış mihraklıdır , amaçları; Halk Bankası’nı batırmaktır”. Bu söylediklerine inanıyor ve gerçekleri görmüyorsan makarnacı(bir pakete oyunu satan) kendini kesin bir psgoloğun kollarına at-- ‘ Babamın oğlu olsa, evladım olsa yolsuzluğa prim vermeyiz’ diyen R-cep, 17 Aralık operasyonunun ikinci ayağını başlatmak isteyen savcıya ‘ Sen kimin savcısısın? Dur, seninle daha çok işimiz var!”’ diyerek yargı bağımsızlığını tehdit ediyorsa ve sende  hala buna inanıyorsan, oy kulanan ellerini dondur veya alçıya al--Savcı geniş bir yolsuzluk dosyası hazırlıyor, çoğu yakını işadamı olan kişilerin evlerinin aranması ve gözaltına alınması için mahkemeden karar çıkartıyor, fakat başsavcı dosyayı savcının elinden alıyor, basına bilgi verdi bahanesiyle, peki; Ergenekon, Balyoz, Odatv, Şike, KCK ve benzeri  davaların hepsinde bilgiler  basına verildiğinde neden hiçbir savcı soruşturmadan alınmadı ve de mahkeme kararıyla polise verilen ev arama ve gözaltı kararları neden emniyet uygulamadı? Tüm bunları bir düşün lütfen.. Ha şu alanlardaki kalabalığa da inanma, çünkü hepsi sanal bir kurgu. Düşün, evindeki çocuğunu bırakıyor ve alanlara koşuyor, zaman kaybetmeksizin de ön sıradaki yerini alabiliyor, benim bacım? Bu kalabalıkların “Taşımalı siyaset”in paralı organizasyonu olduğunu gör artık. Alanlardaki kitlenin ilk 3 paragrafının bayrakları dalgalandırmasını görüyorsun, peki hemen arkasındaki kalababalığın hareketsizliğine ne diyorsun? O kalabalıkların fotomontaj olduğunu algıla lütfen--“Ne istedi de vermedik?!”  diyerek suçladıği Fetullahçıları; ‘Keser ile  sap ve de hesap döndüğünde’ “Bunların inlerine gireceğiz, çünkü bunlar devlet içinde çeteler” diye suçlayanları, ve sonradan dönüp “Hocam artık Türkiye’ye  dönün, bu fitneyi ancak sen önlersin” diyerek, ortak silahlarını yine halka çevirmeyi ve “Durmak yok, yolmaya devam” etmeyi düşünen yüzsüzleri  gör be kardeşim?
Adamlar resmen sivil darbe yapıyor, sen hala askeri darbeden dem vuruyorsun; belli ki sen 2014’ü başlamadan harcamışsın..Tüm bunları göremiyorsan senin ben taaaa..

Hintli bir yazar der ki:
Tanrı ve Şeytan

Tanrı yeryüzünü "Lahana, Karnabahar, Ispanak" gibi çeşit çeşit yeşil ve sarı sebzeyle donattı.
"Adam ve Kadın" sağlıklı ve uzun hayatlar yaşasın diye.

Bunu gören Şeytan McDonald's'ı yarattı. McDonald's ise 99 centlik iki katlı Cheeseburger' i icat etti.
Şeytan Adam'a dedi ki; "Yanında patates, cips ister misin?" Adam dedi ki; "Süper boy olsun!" Böylece Adam kiloları almaya başladı...

Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı. Kadın onu yesin ve bedenini Adam'ın beğendiği boyutlarda tutsun diye.
Bu sefer Şeytan, yoğurdu dondurdu. Çikolata getirdi, fındık getirdi. Yoğurdun üzerine konacak parlak renkli şekerler getirip serpti.
Ve Kadın da kiloları almaya başladı....

Ve Tanrı dedi ki ; "Şu taze salatamı bir deneyin" Bunun üzerine Şeytan kremalı hazır salata soslarını icat etti, üzerine salam ve dilimlenmiş peynir parçalarını da ekledi. Sonra tatlı için dondurmayı çıkardı. Ve kadın daha da kilo almaya başladı....

Ve Tanrı bu sefer dedi ki ; "Sana sağlıklı sebzeler verdim. Onları pişiresin diye zeytinyağı da veriyorum" Ve Şeytan, Cracker Barrel'dan tavukla kızarmış biftek getirdi. Öyle büyüktü ki, kendi ayrı tabağı bile vardı. Ve adam kiloları yüklendi, kötü kolesterol tavanı delip çıktı...

Ve Tanrı, koşu ayakkabılarını yarattı ve adam bu fazla kilolardan kurtulmaya karar verdi.
Ama bu sefer Şeytan, kablolu TV'yi yarattı, uzaktan kumandayı yarattı.Öyle ki, adam TV1 den TV2 ye giderken bile yerinden kalkmadı....

Ve tanrı patatesi yarattı. Besinle dolu, doğal olarak, yağ düzeyi düşük, sağlıklı bir sebze olsun istedi.
Sonra Şeytan geldi ve patatesin sağlıklı kabuğunu soydu attı. Nişastalı gövdesini çabuk-çabuk kesip, derin tavada katı yağ ile kızarttı.
İçine banıp yensin diye de mayonezi icat etti. Ve adam uzaktan kumandasına sarıldı, kızartılmış patatesini mayoneze banıp yedi.
Yedikçe kolesterole battı. Ve şeytan baktı, iyi olduğunu gördü."İyi oldu" dedi......

Ve Tanrı içini çekerek baktı, düşündü ve "by-pass" cerrahiyi yarattı...Bunu gören Şeytan da "Sağlık Sigortası Şirketlerini" getirdi!

Hintliyi tamamlama adına;
Ve tanrı, R-cep’i yarattı, yesin büyüsün diye.
Ve tanrı, çocuklarını yarattı gemiciklerle serpilsinler diye.
Sonrasında şeytan geldi iktidarlarını yarattı, 3 Y’yi  siyasi ve ekonomik ranta dönüştürsünler diye;Yolsuzluk, yoksulluk  ve yasaklar.
Ve Tanrı hazinenin demir kapısını ardında kadar açtı, ülke için harcasın diye.
Şeytan devreye girerek aklını çaldı, hazineyi çeldi (Çaldı ile Çeldi’ye sen yer değiştirt),
  http://blog.milliyet.com.tr/yeni-yil-icin--piyango-bileti-aldim-belki-cikmaz-diye/Blog/?BlogNo=282145
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM:0506 609 00 32

28 Aralık 2013 Cumartesi

GALATASARAY PUANLARLA BİRLİKTE ERCİYESİ'İ DE ERİTTİ

GALATASARAY ERCİYES’İ VE  PUAN FARKINI   ERİTTİ
29 Aralık 2013
Şunu söylemek zorundayım; Mancini Avrupa’nın değil dünyanın ilk 5’inde yer alacak  bir yetenek.
Çok soğuk kanlı  bir şekilde “Ben takımı ve sizleri tanımaya çalışıyorum” derken, biz  başarıyı istedik erken ve şunları mırıldandık; “İyi de kardeşim, sen bizi ve takımı tanırken, Kadıköylü geçti Üsküdar’ı” gibisine sitemlerde bulunduk. Doğru söylüyordu, çünkü adam; Ligi tanımıyor, Seni-beni tanımıyor, Kültürümüzü tanımıyor, futbolcuyu tanımıyor, nasıl başarılı olsun ki? Olanlar var, fakat 10 maç sonra, inişe geçiyorlar, Mancini aksine, çıkışa geçti 10 maç sonra, çünkü önce tanıdı..Bu böyle gider artık. Evet, Ziraat’ta, Süper Lig’de ve Şampiyonlar Liginde yürüyorsan başarılısın demektir.
Galatasaray, 2013-14 sezonu Şüper Lig sezonunun son maçında Kayseri Erciyesspor ile Kadir Has stadında karşılaştı ve maçı; Sneijder’2. Dakikada), Burak(10) ve Melo’nun(34) golleriyle Kayseri Eriyes’i 3-1 yendi. Kayseri’den yana Galatasaray bereketli, birkaç hafta önce bu statda Kayserispor’uda 4-2 yenmişti. Eğer bu Kayseri, Kadiköy’de Fener’i yener ise, GS ve FB arasındaki i puan farkı 5’e inecek.
Galatasaray maça müthiş başladı ve ilk yarı 3-0 gibi müthiş bir skor ile bitti. GS 3 5 2 oynadı dense de, zaman-zaman 5-3-2 de oynadı, yani tipik İtalyan garantisi defans ağırlıklı.
Sabri, bugün Eboue’den de iyi idi. Günlerdir satılacak denen Bruma, ilk 11’de idi ve iyi idi. Hakan Balta fena değildi. Sneijder, Muslera, Drogba, Melo,  Selçuk İnan ve de lile Burak yılmaz. Özellikle Burak ofansta ve defasta, hatta kanatlarda müthiş oynadı.
Dakika 2, sahanın en iyisi Melo, müthiş kesti, Sneijder müthiş kontrol etti ve Hollandavari ayak içi ile 1-0 yaptı. Dakika 10, birilerin kiralık göndermek istediği Bruma kesti, ve sahalarımızda ender görülecek kıvraklıkta kafa ile Burak 2-0 yaptı. Dakika 34; Muslera’daydi artık asistlik sırası, yaptı da ve kafayla ve de iki  hareket sonucu 3-0 adresine gönderdi, Trabzon maçında kaburgası kırık yaralı olduğu için Pitbool sevincini yarıda bıraktı ve ilk devre böyle bitti.
İkinci yarı, kaybedecek bir şeyi kalmayan Erciyes, ilk 10 dakika ataklarını sıklaştırdı ve 52’de sert oynayan Yasin Öztekin’in sert müthiş şutuyla durum 3-1 oldu ve böyle bitti. Erciyes, bu süreçte 4-2-4 gibi oynadı ve 4 kişi ile forse etmeye çalıştı. Bunu sezinleyen Mancini, önlemini aldı ve GS yine etkin futbolunu gündemledi.
Hikmet Karaman’nin büyüklere sürprizini bildiğim için kormuyor değildim, fakat korktuğum başıma gelmedi ve GS aldı başını gitmeye başladı.
2014’te GS’dan daha umutluyum. Mncini, Erciyes maçındaki gibi atak futbolunu,pozisyon  organizasyonunu daha artıracağını, yabancı dezavantajını, yerli oyuncularla kapatmaya çalışacağını, bu denele yerli oyuncuları, özellikle , dünya devleri Sneijder ve Drogbaya kaptanlık  yapma onurunu yakalamış Sabri’yi kazanacağını, Yekta, Ceyhun, Umut, Aydın, Emre, kaleci Ufuk, Hakan ve gençlerden verim alacağını düşünüyorum.
Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has
Hakemler: Tolga Özkalfa, Nihat Mızrak, Asım Yusuf Öz
Kayseri Erciyesspor: Bojan, Cem Can, Fazlı Kocabaş (Dk. 46 Turgay Bahadır), Mangane, Ekrem Ekşioğlu, Murat Akın (Dk. 71 Kerim Avcı), Traore, İbricic, Yasin Öztekin, Mandjeck, Vleminckx (Dk. 76 Üstün Bilgi),
Yedekler: Atila Koca, Emre Öztürk, Erhan Güven, Serkan Atak, Kerim Avcı, Üstün Bilgi, Turgay Bahadır
Çalıştırıcı: Hikmet Karaman
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Chedjou, Hakan Balta, Melo, Selçuk İnan, Sneijder (Dk. 89 Yekta Kurtuluş), Bruma (Dk. 77 Umut Bulut), Drogba, Burak Yılmaz (Dk. 87 Ceyhun Gülselam)
Yedekler: Ufuk Ceylan,  Yekta Kurtuluş, Emre Çolak, Gökhan Zan, Umut Bulut, Emre Çolak, Aydın Yılmaz, Ceyhun Gülselam,
Çalıştırıcı: Roberto Mancini Goller: Dk. 2 Sneijder, Dk. 13 Burak Yılmaz, Dk. 34 Melo (Galatasaray), Dk. 54 Yasin Öztekin (Kayseri Erciyesspor)
Galatasaray Kayseri Erciyesspor aralarında ilk maçı; 2005-2006 sezonunda yapmışlardır. Tarih; 15 Ekim 2005 Saat, 14:00 . Hakem Serdar Tatlı. Goller Hakaş Şükür’GS: 38, 90. dakikalarda.  39. Dakikada Cenk İşler (Erciyes) Meçı 2-1 deplasmanda GS aldı. Stad, Keyseri Büyükşehir Belediyesi Atatürk stadı. Galatasaray’ı Eric Gerets, Erciyes’i Mustafa Uğur çalıştırıyordu.
O sezon Galatasaray şampiyon olmuş, Erciyes 10.’uncu olmuş, Malatya, Samsun ve Diyarbakır düşmüştü. Sıralama şöyleydi. “Galatasaray, Fener, BJK, Trabzonspor, Kayseri, Gençlerbirliği, Konyaspor, Sivas, Çaykur Rizespor , Erciyes, Gaziantep, Vestel Mansispor, Ankaragücü, Ankaraspor, Denzili, Malatya, Samsun ve Diyarbakırspor
Kayseri Erciyesspor: Khaled Fadel, Ömer Ateş, Gökhan Kök, Cem Kargın, Emre Toraman, Serge Die, Timüçin Bayazit, Riadh Bouazizi, Devren Ayhan(88 Murat Akyüz), Julio Cesar(46 Burak Akdiş), Cenk İşler(Ömer Közen)

Galatasaray: Faryd MondragonStjephen Tomas, Rigobert Song(78 Ergün Pense), Orhan Ak, Cihan Haspolatoğlu, Uğur Uçar(46 Altan Aksoy), Alioum Saido, Marek Heinz, Hakan Şükür, Necati Ateş( Sasa İliç), Ümit Karan
http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray-da-mancini-ve-terim-olsa-ne-yazar--sen-hamzaoglu-na-bak/Blog/?BlogNo=431710
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

SAMSUNSPOR UMUTLARI 2014 YILINA BIRAKTI

SAMSUNSPOR SON ÜÇ MAÇTA ALDIĞI 7 PUANLA İLK YARIYI 7. BİTİRDİ


18. hafta  PTT 1. Lig  Kahramanmaraşspor-Samsunspor maçı 28 Aralık Cumartesi günü saat 13.30' da Kahramanmaraş Hanefi Mahçiçek Stadında oynandı:

Hakemler: Ferhan Kestanlıoğlu (xxx), Engin Erdem (xxx), Recep Yıldırım (xxx)
Kahramanmaraşspor: Ersel (Xx)- Zafer (Xxxx), Aytaç (Xxx), Şamil (Xx) (Dk.46 Adem Xxx), Mert Er (Xx), Gökhan (Xx) (Dk.46 Sinan Xxx), Berat (Xx), İrfan (Xx), Serkan (Xxx), Oseni (Xxx), Cumhur (Xx) S
Samsunspor: Soner (Xxx)- Cemil (Xx), Fatih (Xx), Adnan (Xx), Musa Aydın (Xxx) (Dk.79 Serkan X), Musa Sinan Yılmazer (Xxx) (Dk.73 Murat Xx), Aminu (Xxx), Canberk (Xx), Şaban (Xxx), Arif (Xx) (Dk.59 Ehiosun Xx), Adilovic (Xxx)
Goller: Dk.50 Adem (Kahramanmaraşspor), Dk.32 Musa Aydın (Samsunspor)
PTT 1'inci Lig'in 19'uncu haftasında Kahramanmaraşspor, sahasında konuk ettiği Samsunspor'la 1-1 berabere kaldı. Samsunspor  ve Kahramanmaraş’ın  umutları da ikinci yarıya kaldı.
Samsunspor, böylesi maçlarda böylesi puanr kaybeder ise, böylesi durumlara düşür. Anlayacağınız Samsunspor Kalpar ile ancak öylesi böylesi vasat oyun çıkarabiliyor.
Kahramanmaraşspor ile Samsunspor ilk kez 1988-89 sezonu karşı karşıya gelmişler. Stat; Kahramanmaraş 12 Şubat. Tarih: 23 Ekim 1988. Maç; Kahramanmaraştan 10. Dakikada Muammer Birdal, Samsunspor’da, Elektrik Mühendisi arkadaşım Fevzi Dinler’in kardeşi Erol Dinler’in 75.dakikada attığı gollerle 1-1 sonuçlanmış. Hakem: Kazim Ünlüsoy.  K.Maraş’ın çalıştırıcısı; Samsunspor’u da çalıştıran Adnan Dinçer, Samsunspor’un calıştırıcısı ise; Şükrü Esat Goran(Yugoslav)
O sezon, Fenerbahçe şampiyon olmus, Samsunspor ise sonuncu(19).
Bu sonunculuğun dramatik bir öyküsü var. Bildiğiniz gibi Samsunspor kafilesi, 20 Ocak 1989 tarihinde  Malatyaspor deplasmanına giderken Havza girişinde büyük bir kaza geçirmiş Teknik Direktör Nuri Asan, Futbolculardan; Muzaffer Badalıoğlu, Mete Adanır ve Zoran Tomiş yaşamlarını yitirmiştir. Masor Asım Şu anki değerle başkan Emin Kar ve sevgili arkadaşımın kardeşi Erol Dinler futbolu bırakmak zorunda kalmışlardır. Burhaneddin Beadini ise kendi isteğile futboldan kopmuştur.
Trafik kazasından dolayı Samsunspor  1988-89 sezonuna  devam edememiş, sezonun sonuna dek tüm maçlarda hükmen 3-0 mağlup sayılmıştır. Ancak federasyon tarafından sağlanan özel statü ile ligde bırakılmış, o sezon ligin "Onur Şampiyonu" ilan edilmiştir.
O sezon, Eskişehir, Rize ve Kahramanmaraş küme düşmüştür.
Kahramanmaraşspor: Ferhat Turunç, Ufuk İskender, Mehmet Özdemir, Musa Tekin, Muaammer Birdal, Tümer Uzun, Mehmet Özkul, Cüneyt Şaldırak(80 Recep Gül), Paulino Miranda(52 Soner Tolungüç),  Selman Derven, Abdullah Avcı(İBB7nin Ve Milli Takımın Çalıştırıcısı Rizeli Futbolcu)
Samsunspor: Fatih Uraz, Kasım Çıkla, Rahmi Duran, Burhanettin Beadini, Emin Kar(Şimdiki Başkan), Acim Cana, Uğur Terzi, Zoran Tomiç, Naser Beadini, Erol Dinler(Fevzi Dinler arkadaşımının kardeşi)

17. hafta  PTT 1. Lig  Samsunspor-Manisaspor  maçı  22 Aralık Pazar günü saat13.30' da  Samsun 19 Mayıs Stadyumunda(Manisa stadyumu da 19 Mayıs) oynandı:
Hakemler: Suat Aslanboğa, Ömer Faruk Yeşil, Ayhan Akgöz
Samsunspor: Soner Şahin, Cemil Adıcan, Fatih Kılıçkaya, Turgay Gölbaşı (Dk. 41 Erdem Şen), Musa Aydın, Musa Sinan Yılmazer (Dk. 80 Ekigho), Umar, Canberk Aydın, Şaban Özel, Adnan Güngör (Dk. 74 Arif Şahin), Adiloviç
Manisaspor: Volkan Babacan, Hikmet Balioğlu, Eray Ataseven (Dk. 77 Hakan Turan), Murat Gürbüzerol, Nikola, Benjamin, Arnold (Dk. 67 Ümit Yasin Arslan), Barbaros Bahadır Barut, Cenk Yılmaz (Dk. 61 Umut Sözen), Bülent Cehavir, Bekir Yılmaz
Goller: Dk. 6 Murat Gürbüzerol (Manisaspor), Dk. 26 ve 90+1 (penaltıdan) Adiloviç (Samsunspor)
Kırmızı kartlar: Dk. 65 Hikmet Balioğlu, Dk. 90+1 Bekir Yılmaz (Manisaspor)
Samsunspor geriye düştüğü mücadelede Manisaspor'u son dakikada geçti. Ev sahibi takım Eldin Adilovic'in penaltı golüyle sahadan üç puanla ayrılırken, konuk takım maçı 9 kişi tamamladı.
Konuk Manisaspor 6. dakikada Murat Gürbüzerol'un golüyle öne geçti. 26. dakikada Turgay Gölbaşı'nın golüne beraberliği yakalayan ev sahibi Samsunspor, 90+1. dakikada kazanılan penaltı atışı ile de 3 puanın sahibi oldu. Samsunspor'a 3 puanı getiren penaltı atışını Eldin Adilovic gole çevirdi: 2-1.

Manisaspor profesyonel lige ilk Vefa’nın şampiyon olduğu  1964/65 sezonunda Manisa Sakaryaspor(1935) olarak katıldı ve o sezon küme düştü.  Ertesi sezon(1965/66) 2. Lig Kırmızı gruba Manisaspor(1965) olarak katıldı. O sezon Altınordu  grup şampiyonu, İzmir Ülküspor sonuncu ve Mansispor’da 5. Oldu. Manisaspor; 2000 yılında Vestel’in  sponsorluğunda  Vestel Manisaspor adını almıştır. 29 Ağustos 2007 tarihinde Vestel sponsorluktan çekilme kararı alınca  takımın adı yeniden Manisaspor olmuştur.
Manisaspor Samsunspor ile ancak 2005-2006 sezonu karşılaşabilmişlerdir ‘Vestel Manisaspor’ olarak,ilk kez. Maç Samsun 19 Mayıs stadında 11  Eylül  2005’te gerçekleşmiş 1-1 sonuçlanmıştır. Goller, 34. Dakikada Serkan Aykut, 23. Dakikada Manisa’dan Mehmet Akdemir atmıştır. Hakemler:  Metin Tokat, Hüseyin Fidan ve  Harun Taş. Samsunspor’u; Şaban Yıldırım, Manisaspor’u, Levent Eriş(1984-87 arası Samsunspor oyuncusu. Çalıştırıcılığını da yaptı). O sezon Galatasaray şampiyon olmuş, Malatya, Samsun  ve Diyarbakırspor küme düşmüştü. Vestel Manisaspor ise, Ligi 12. Bitirmişti.

Samsunspor:  Ali Uyanık(Kamerunlu Türk vatandaşlığına geçmiş, Alioum Boukar)
Samsunspor: Ali Uyanık(1972 Kamerun doğumlu Alioum Boukar; Kamerun milli takımında yıllarca oynadı) , Elyasa Sume(65’te Ali Akdeniz), Aris Ayari, Kenan Yelel, Yordan Petkov, KAİES Ghodhbane, Adnan Güngör,  Mustafa Çiçek(73’te Musa Aydın),  Celil Sağır, Serhan Aykut, Rafael Margues
Manisasspor: Bülent Ataman, Yunus Ceylan, Hakan Balta, Petr Johana,  Karel D’Haene, Serkan Özsoy, Serkan Dömke)62 Sandro Mendes),  İnanç Gültekin, Mehmet Akdemir, Zafer Demiray(90 Mithat Yavaş),  Zoltan Boor(72 Sinan Kaloğlu)
16. hafta  PTT 1. Lig  Karşıyaka-Samsunspor  maçı  İzmir Alsancak’ta oynandı. Tarih; 16 Aralık 2013.
Anlamak zor; istikrarsızlık bu olsa gerek. Sen 3-0  ve 4-2 öne geçtiğin Mersin’deki Mersin maçını 5-4 kaybet, kendi sahanda Orduspor’a 1-0 yenil, ardından en az bunlar kadar iyi oynayan Karşıyaka’yı İzmir’de yen; nasıl güveneyim ben sana?!
Bu İzmir takımları(Ege desek daha doğru) olması ne yapacağız..
Maça 1. dakikada yediği gol ile başlayan Samsunspor'umuz ikinci yarı kendisini toparlamasını bildi. 2. yarıdaki oyuncu değişiklikleri oyunun kaderini değiştirdi. Musa Aydın ve Fatih Kılıçkaya'nın golleriyle Karşıyaka'yı deplasmanda 2-1 mağlup ederek puanımızı 24'e yükselttik. Genç oyuncumuz Canberk Aydın performansıyla göz doldurdu.
Be kardeşim Kalpar, bu Canberk’i oynat, oynat diye dilimiz yarpah oldu. Doğan Erdoğan ve diğer gençlere inan, Süper Lige selam.
Bu maçı bu kadar yazılır..
Hakemler: Serkan Çınar, Emin Yıldırım, Özgür Ertem
Stat: DYO Alsancak
Karşıyaka: Bicik, Tayfun (Dk. 41 Rıdvan), Mehmet, Muhammet (Dk. 74 Onur), Berkan, Erdi, Burak, Ali Say, Umut (Dk. 71 Hüseyin), Ali Kemal Özkan, Ars
Samsunspor: Soner, Canberk, Cemil, Fatih, Şaban, Musa Sinan Yılmazer, Musa Aydın, Erdem (Dk. 46 Adnan), Arif (Dk. 64 Taha), Umar, Adilovic (Dk. 80 Ekigho)
Goller: Dk. 2 Umut (Karşıyaka), Dk. 58 Musa Aydın, Dk. 73 Fatih (Samsunspor)

Karşıyaka ve Samsunspor ilk maçlarını 7 Kasım 1965’de Samsun 19 Mayıs stadında yapmışlar ve maçı Samsunspor 3-0 kazanmış. Golleri; 27 ve 70de Ali Kandil, 80’de Gürel Üstündağ atmış. Hakem: Necdet Oralalp
1965-66 sezonundaki  karşılaşmalar sonrası 2. Lig Beyaz grupta Bursaspor şampiyon, Yeşildirek küme düşmüştür.
Sıralama şöyle idi: Bursaspor, Eskişehirspor, Adana Demirspor, Ankara Güneşspor, Samsunspor, Toprakspor, Kasımpaşa, Karşıyaka, Konyaspor(o zaman renkleri, yeşil beyaz değil, siyah beyazdı, çünkü daha Konya İdman Yurdu ile birleşmemişti), Beylerberi, Yeşildirek
Samsunspor: Erol Özen-Hakkı Tomaç(Jilet Hakkı), Mustafa Kayıkçı, Celal Soydan, Muzaffer Yurttaş, Gürel Üstündağ, Nazım Kayıkçı, Aydın Yazıcı, Ali Kandil, Temel Keskindemir, Mühlis Gülen
Karşıyaka: Salih Gürel, Sümer Çulha, Saim Çinar, Erol Baş, Mehmet, Tayfun Akıncı, Osman Edinsel, Cenap Öztezel, Erdoğan Erkoç, Bülent Özatakul, Selçuk Duyar
http://blog.milliyet.com.tr/samsunspor-son-4-haftada-3-beraberlik-1-galibiyet-alabildi/Blog/?BlogNo=437945
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

23 Aralık 2013 Pazartesi

PARALELLİKLER


        “PARALEL DEVLET” Mİ?  “PARALEL HÜKÜMET” Mİ?
            24 Aralık 2013
           
            Yazan  mühendis’e göre  devletin geometrisi:
           
            Tarihte son hortumlama vakası, 17 Aralık 2013 operasyonu ile  ortaya çıktı.. 3 Bakan oğlunun, Halk Bankası Genel Müdürü’nünün göz altına alınması ve  iki bakan hakkında rüşvet iddiası ortalığı karıştırdı..
         Ve ardından  feryatlar yükselmeye başladı;  “Devlet içinde paralel devlete izin vermeyeceğiz.. Geçtiğimiz hafta kurulan tuzak, yolsuzluk kisvesi altında yurtdışında senaryosu yazılmış bir tuzaktır. Minareyi çalmak istediler, yolsuzluğu bunun kılıfı yapmaya çalıştılar. Devlet içindeki çetelere ve onların efendilerine devlet cevabını çok sert şekilde verecek..İnlerine ineceğiz; didik didik edeceğiz..”   
            Devleti işin içine niçin katıyorsunuz? Yaşananları yaşatanlar Hükümettir. Hükümet ile Devlet  arasındaki ayrımı bilen de bilmeyen de, hükümetlerin görece her hatası ‘özellikle son iktidarca’ devlete yüklenir oldu..
         Hükümet; devleti geçici bir süre yöneten politik yönetici grubu değil mi? Yani, “Yürütme”.  
         Devlet yapılanmasını, halkın seçimle başa geçirdiği hükümet ve onun lbelirlediği politikalar oluşturur ve adı da, dediğimiz gibi  Yürütmedir.
         Kısacası; Yürütme, Devlet aygıtını oluşturan kuvvetlerden biridir.
         Bu kuvetler nedir; Yasama, Yürütme ve Yargı..
         Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Bana göre; Hükümet, Devlet kurumunun oluşmasına katkı veren siyasi iktidar örgütlenmesidir. Yukarıda belirtiğim gibi; Devlet erkini oluşturan 3 olgudan biridir; yürütme, yasama ve yargı. Bundandır ki paralel devlet diyemezsiniz, fakat  paralel yürütme diyebilirsiniz. Evet, fetullahçılar ve Nakşiler  2002’den sonra parelel yürütüyorlardı. Parallellikleri bozuluncu, paralel yürütme savaşları başladı.
         2002 sonrasının hükümetinde, “hükümet içinde hükümet anlamına” ‘Paralel Hükümet’ varlığından söz edilebilir mi? Edilebilir, edilmesine de, bence; Paralel hükümet değil, dışa dönük, Konkav hükümet ve içe dönük Konveks hükümet var.
         Ben 2002 sonrasının AKP hükümetini bu nedenle  çokgene benzetirim.
         Biliyorsunuz, Çokgen; Bir düzlemde birbirinden farklı veya harhangi üçü doğrusal olmayan noktayı ikişer ikişer birleştiren doğru parçalarının oluşturduğu kapalı şekillerdir.
         Bunlar ikiye ayrılırlar;
         Çokgenin bazı kenar doğruları çokgeni kesiyorsa bu tür çokgenlere İçbükey(Konkav) çokgenler denir. Eğer; Kenar doğrularının hiçbiri, çokgeni kesmiyorsa bu çokgenlere dışbükey(konveks) çokgen denir.
         Buradan yola çıkarak, hükümetlerin hangi genlere sahip olduğunu bu tanımla çok rahat bulabilirsiniz.
         Her hükümet; içsel olarak farklı genlere  sahiptir, yani farklı gruplara sahip çokgen gibiler. Bazı hükümetler; bütün kenarlarının uzunlukları eşit ve bütün açılarının ölçüleri eşit olan çokgen olan  “düzgün çokgen” izlemi verirler. Bazıları doğuştan olmakla birlikte sonradan düzgünlüklerini bozarlar veya doğuştan düzgün olmayan çokgenliklerini, gen çatışmasıyla dışa vururlar.
         İşte bugün bunlar bu düzgün çokgenliliklerin son yaşanan hortumlama ile bozdular ve farklı genlere ayrıştılar. Aslında “ben bunların cemaziyelevvelini bilirim”, bu farklılıklarını  potansiyel olarak   içlerinde saklıyorlardı ve sonunda makarnacı seçmeninin bile anlayacağı şekilde  dışa vurdular, okyanus ötesi senaryolarla..
         Gerçek şu ki, bugünden itibaren  abartılı çokgenlere dönüştüler. Süreç içinde; üçgen, dörtgen, beşgen, altıgen, yedigen, sekizgene, 
 değil genleri bozulmuşçasına n genlere dönüşeceklerdir.

         Montesguie;  demokratik Devlet  "yasama, yürütme, yargı olmak üzere üç kuvvet üzerine inşa edilmelidir.’ der.         1923’ten beri çalıştık, fakat gerçekleştiremedik. Çünkü; kuvetler ayrılığı prensibini yadsıyarak, kuvvetleri kendi siyasi çıkarlarımıza eklemlendirdik. Ve bunu da 2002 sonrası somutlaştırdık. Şöyle ki; Bilindiği gibi, hükümet(yürütme), yasama içinde kurulmuş yönetme organıdır. Yani; yürütme, yasama kuvvetine dahildir. Bizde, 17 Aralık 2013 operasyonu sonrasında, yasama tümden yürütmeye dahil edilmiştir.
         Birileri diyor ki;  “Hükümet yasaları yapar. yürütmenin önüne koyar. hükümet yasaları dayatır! devletin kurumları yasaları yürütür.”
         Doğrudur hükümetin yasaları dayatması ve devlet kurumlarının yasaları yürütmesi, fakat yasa yapıcısı hükümettir demek bana göre yanlış, çünkü; Yasama organı diye bir kuvvet var. Bu kuvvet Anayasanın verdiği yetki ile kurulmuş;  yasaları geçirme, değiştirme ve yürürlükten kaldırma gücüne sahip katılımcı meclistir. Demek ki, hükümeti, doğrusu yürütmeyi belirleyen ‘Bakanlar Kurulu’ yasa yapma yetkisine sahip değildir. Fakat bizde, dahası tek başına iktidarı elinde bulunduran ülkelerde, yasama organı adeta  yürütme organı gibi çalışır; günümüz iktidar yapılanması gibi. Hükümet hem yasaları yapar, hem de yasaları uygular.
          Buna; iktidarın tek elde toplanması(oligarşik totalizm) denir ve devlette kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış olur. Böylesi izlenim verdiğin noktada, dönüp ‘Paralel Devlet’ diyerek devleti suçlayamazsın. Çünkü sen; siyasi iktidar olarak devlet kuvvetinin bütün yetkilerini elinde bulundurarak “Kuvvetler Ayrılığ  Prensibi”ni, Kuvvetler Birliği Prensibine dönüştürmüş olursun. Bunun adı,faşizmdir.
            Nerede kaldı, parlamenter sistemdeki  ‘Yasama Organı’nın  en yüceliği? 
         Hem yasa yapan, hem uygulayan bir parlamenter sistem  hükümeti yaratmışsanız, yasaları ve yönetmelikleri işinize geldiği gibi uygulayacak ve kendinize   kaçacak bir delik birakacaksınız demektir.
         17 Aralık yolsusuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Adalet Bakanlığının, 2005 yılında çıkardığı ve Ergenekon ve benzer operasyonlarda kullandığı ‘Adli Kolluk Yönetmenliği’ni, kendisine yönelik 17 Aralık operasyonu sonrası değiştirmesi böylesi kaçısın en somut örneğidir.
         Artık;
         Kendi başlarına soruşturma açma ve adli kolluğa emir verme yetkisine sahip olan savcılar, bu yetkilerini İllerdeki başsavcıya haber vermezden kullanamayacaklar, onlardan onay alacaklar. Ve de savcılara; yürüttükleri soruşturmaları emniyete ve valilere bildirme zorunluluğu getirildi. Evet;
         Evet; HSYK'nın 2011 tarihli “Genelge”sinin 7Maddesi; Başsavcı da savcı da soruşturmanın ayrıntılarını vali ve emniyet müdürüne anlatamaz!  demesine karşın, dahası;  soruşturma hakkında “genel bilgilendirme” yapmaları bile ancak: “1- Soruşturmanın gizliliği ihlal edilmemek, 2- Masumiyet karinesi ihlal edilmemek,3- Delillerin kaybına sebep olmamak koşuluyla mümkündür.”koşuluları var olmasına karşın böylesi bir kaçış süreci işletiliyorsa, ben şu soruyu sorarım:
         R-cep T-ayyip nereye koşuyorsun, önün ve sonun uçurum?!   
            ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
         TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
         Sevket-che@hotmail.com.tr
         evesbere@mynet.com

         GSM: 0506 609 00 32

22 Aralık 2013 Pazar

GALATASARAY VE TRABZONSPOR ARASINDAKİ FIRTINA GİBİ MAÇ BUGÜNE DEK SEYRETTİĞİM EN GÜZEL MAÇTI

GALATASARAY ZİRAAT’TE BALIKESİR’İ,   SÜPER LİG’DE TRABZON’U ELEDİ
21 Aralık 2013

Doğrusu, Trabzon’un Süper Lig şampiyonluğu şansını yok etti.
Önce Trabzon ve Galatasaray’ın Avrupa kuralarına bir göz atalım:
Mancini, Yekta’yı neyse bulgulamış..İlk 25 dakika Trabzon baskı kurmaya çalışırken, Galatasaray 1-0 galip son dakikalarda geri çekilmiş takım modunda. Galatasaray’a hemen-hemen hiç es geçmeyen, gol atan Colman harika oynuyor. Bu adem neden üç büyükler, özellikle Galatasaray7a karşı başarılı? Beni al mı demek istiyor? Seni alan almış, GS ne yapsın?! 22 Dakika’da Colman öyle bir gol kaçırdı ki, ben yaşamımda böyle sevinmemiştim. 25’ten sonra GS baskısı tüm hızıyla artmaya, Colman düşmeye  başladı.
Trabzon bu dakikadan sonra orta sahaya yığıldı ve GS atakta zorlanır oldu, çünkü kanatlar pek istenene veremedi(Riera ve Sabri).
Avrupa başarısını sürdüren  2 takım birbirlerine gol getirecek başarıyı gösteremediler. 29’da Trabzon bir iniş yaptı, yine sonuç yok.
30.’üncü dakikadan sonra ne olduysa oldu, kanatları, Sneijder’i, Melo’su ve Selçuk’u öylesine çalışmaya başladı ki, GS atak sayısını artırdı. 38’de Sneijder’in attığı şutunu ve de Onur’lu kurtarışı ben yaşamım boyunca görmedim; o ne şut, o ne kurtarıştı öyle. 43’te GS’ın yaşadığı şansızlığını bugüne dek görmediğini düşünüyorum, birini Bosingwa çizgiden, diğeri de ceza sahasından rastlantı sonucu  çıktı ve devre golsüz bitti.
İkinci yarı, Trabzon ve Galatasaray adeta destan yazdılar. İnanın yaşamım boyuncu, ben böylesi müthiş maç izlemedim. İkinci yarı, iki takımın oyuncuları 5 yıldızlık oynadılar, ille de Olcan, Burak, Riera,  Sneijder, Yekta, Selçuk ve de Onur ..Melo bildiğiniz gibi, Müslera da öyle. Colman 2. Devre dağıttı ve sonunda oyundan atıldı. Doğru, bugün her iki takımın Kalecisi çok iyi idi, fakat ancak  biri kaderi değiştirdi, o da Muslera idi.
58.15’te Henriqe’nin kafa şutunu inanılmaz bir şekilde çıkaran ve kırılma noktasını oluşturan Musler’dan sonra,  59.15’te savunmayı dengesiz yakalayan Burak Yılmaz’ın şutunu kurtarmayan Onur’da kırılma noktasını oluşturdu. Sneijder, Drogba ve tekrar Sneijder paslaşmasında Burak’ın şutu GS’yi 1-0 öne geçirdi. 65’te kişisel yetenekleriyle Olcan durumu 1-1 yaptı, 2 dakika sonra Sabri’nin ortasından Burak 9’uncu golüyle durumu 2-1 yaptı. 69’da Mustafa Yumlu’nun  kafası direkte patladı. 75, 76 ve 90’da Sneijder’in bombalarını Onur enterne etti. Evet;  Onur ve Sneijder maçın yıldızlarıydı. Drogba elbette ki iyi idi, de biraz sinirli biraz da şımarıklığı çağrıştıran hareketlerin içindeydi. Şu bir gerçek, tüm takım oyuncular, Drogba’yi sertlikle durdurmak istemeleri oyunu çirkinleştiriyor ve Drogba’yı da sinirlendiriyor.
Sneijder’in müthiş 3 şutunu kurtaran Onur’a üzüldüm , sevincim ise ‘2-1’lik sevinçlerim oldu; Fenerbehçe Karabük’e 2-1 yenildi, Samsunsunspor Manisaspor’u 2-1 ve Galatasaray Trabzon’u 2-1 yendi. Galatasaray’in 2-1 yengisi puan farkını 8’e indirdi.
Ne mi oynadı GS, sistem olarak, bana göre 3-6-1 oynadı. Var mı böyle sistem, var bunun ada Mancini, cini..
Stat: Ali Sami Yen Aslantepe Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Sabri, Semih Kaya, Gökhan Zan, Riera (Dk. 80 Chedjou), Melo, Selçuk (Dk. 88 Ceyhun), Yekta, Sneijder (Dk. 85 Aydın Yılmaz), Burak Yılmaz, Drogba
Trabzonspor: Onur, Bosingwa, Mustafa Yumlu, Souleyman Bamba (Dk. 84 Kadir Keleş), Aykut Demir, Yusuf Erdoğan (Dk. 71 Emre Güral), Colman, Aykut Akgün, Zokara, Olcan, Henrique
Goller: Dk. 60 ve 67 Burak Yılmaz (Galatasaray), Dk. 65 Olcan Adın (Trabzonspor)
Kırmızı kart: Dk. 76 Colman (Trabzonspor)

Şampiyonlar Ligi'nde Juventus'u İstanbul'da 1-0 yenerek bir üst tura çıkan Galatasaray'ın Avrupa'daki rakibi belli oldu. İsviçre'de çekilen kuralarda Galatasaray'ın rakibi İngiliz takımı Chelsea oldu. Galatasaray'ın, Şampiyonlar Ligi 2. turunda Premier Lig ekibi Chelsea ile eşleşmesi, Avrupa basınında geniş yer buldu. Dünya basınında yer alan haberlerde, Mourinho'nun yine eski öğrencileri Drogba ve Sneijder ile karşılaşacağı vurgusu yapıldı.
Daily Mail gazetesinin spor editörü Neil Ashton, "Kaçınılmaz! Drogba ve Jose'nin birbirlerine sevgisi onları yine karşı karşıya getirdi. Sneijder de, 2010'da İnter'de Mourinho ile birlikte Şampiyonlar Ligi'ni kazanmıştı. Müthiş olacak" yorumunda bulundu.
UEFA Avrupa Ligi'nde grubunu lider tamamlayan Trabzonspor'un rakibi Şampiyonlar Ligi'nde son maçta Galatasaray'a yenilerek Avrupa Ligi'ne kalan İtalyan temsilcisi Juventus oldu. Juventus-Trabzonspor eşleşmesinde ilk maç İtalya'da oynanacak. Trabzonspor bu turda Juventus'u elerse 3. tur maçında Esbjerg-Fiorentina eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak.

Galatasaray’ın Trabzonspor ile ilk lig maçı:
Aralarındaki ilk maç; 1974-75  ‘Trabzonspor’un 1.Lige ilk çıktığı yıl’ gerçekleşti;  Tarih : 29.12.1974 14:00. Maç İnönü stadında yapıldı ve Galatasaray ; Ekrem Günalp’ın 89. Dakikada attığı   gol ile maçı 1-0 kazandı. O yıl Fenerbahçe şampiyon, Trabzonspor 9.’uncu,  1969-1970 sezonundan beri 1. Ligde oynayan Samsunspor, Kayserispor ile birlikte  küme düştü. Hakem Orhan Cebe idi. Galatasaray’ı  İngiliz Jack Mansell  Trabzonspor’u ise Ahmet Suat Özyacı çalıştırıyordu.
O sezon sıralam şöyle oldu; Fenerbahçe, Galatasaray, Eskişehir, Adanaspor, BJK, Ankaragücü, Altay, Adana Demirspor, Trabzon, Bolu, Zonguldak, Giresunspor, Bursaspor, Göztepe, Samsunspor ve Kayserispor.
Galatasaray: Yasin Özdenak, Fatih Terim, Enver Ürekli, Tuncay Temeller, Ali Yavaş, Mehmet Oğuz, Engin Verel, Yılmaz Yavman(46 Gökmen Özdenak  ), Mehmet Özgül(76 Ekrem Günalp  ), Metin Kurt
Trabzonspor: Şenol Güneş, Kadir Özcan, Cemil Usta, Necati Özçağlayan, Bekir Barçin, Ali Yavuz, Faruk Özak(Bakan oldu sonra, AKP döneminde), İlyas Akçay(46 Engin Çınar), Tuncay Mesçi, İhsan Sakallıoğlu,  Hüseyin Tok

ZTK maçı; Galatasaray-Balıkesirspor 4-0. Maç Olimpiyat stadında(İst) oynandı, saat 18.30’da.
  Bruma bu maçta ilk golünü attı, dakia 90+2’de..Riera harika idi. Galatasaray Rotasyonlu oynadı, hepsi başarılıydı, özellikle Riera.
Stat: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Deniz Ateş Bitnel, Engin Erdem, Esat Sancaktar
Galatasaray: Ufuk Ceylan (Dk. 79 Aykut Erçetin), Sabri Sarıoğlu, Dany, Hakan Balta, Riera, Bruma, Ceyhun Gülselam (Dk. 75 Melo), Yekta Kurtuluş, Amrabat, Emre Çolak, Umut Bulut (Dk. 72 Aydın Yılmaz)
Balıkesirspor: Ertuğrul Furkan, Caner Arıcı (Dk. 84 Murat Sözgelmez), Rıza Efendioğlu, Hasan Hatipoğlu, İsmail Dinler, Mustafa Kayabaşı (Dk. 61 Ali Öztürk), Deniz Vural, Ertuğrul Arslan (Dk. 46 Aykut Çeviker), Atakora, Muhammet Reis, Kwame
Goller: Dk. 29 Emre Çolak (Penaltıdan), Dk. 54 Umut Bulut, Dk. 69 Riera, 90+2 Bruma (Galatasaray)

Galatasaray ve Balıkesirspor, ilk maçlarını 1. Lig7in 1974-75 sezonunda, Balıkesir  Atatürk stadında 15. Kasım 1975  saat: 14.15’te  tarihinde yapıldı. Hakem Yilgör Öktem idi. Balıkesirspor’u, Fethi Demircan, Galatasaray’ı efsanevi futbolcusu Candemir Serkman çalıştırıyordu ve maçı  33. dakikada   Özen Umdu’nun attığı gol ile Balıkesirspor  1-0 aldı ve o yıl geldiği 1.lig’den o yıl düştü.
O sezon bugünün Süper Ligi olan 1. Lig7de bir deprem oldu. Depremin adı, Trabzonspor idi. 1 yıl önce 1. Lig’e çıkan Trabzonspor ilk Anadolu takım olarak şampiyon olmuştu. Eskişehirspor, Adana Demirspor  ve Samsunspor’un yapamadığını Samsunspor yapmıştı. Sıralama şöyley oldu:  Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Adanaspor , Altay, Girasun, Bolu, Adana Demirspor, Eskişehirspor, Bursaspor, Beşiktaş(kıl paya düşmekten kurtuldu), Ordu, Zonguldan, Göztepe, Ankaragücü ve Balıkesirspor.
Balıkesirspor:  Bülent Önasya, Bülent Gürsoytrak, Kazım Ergül, Mustafa  Çimen, Gediz Göl, İsmail Dilber, Ümit Kayihan, KamuranGazi, Reşat Koşar, Özer Umdu,Sabri Göz(73 Abdullah Işıldak)
  Galatasaray:  Nihat Akbay, Tuncay Temeller, Fatih Terim, Güngör Tekin, Mustafa Ergücü, Aydin Güleş, Mehmet Oğuz(Çingene Mehmet 65’te yerine Zafer Dinçer girmiş)), Metin Kurt, Şevki Şenlen(50’te Çilli Mehmet lakaplı Mehmet Özgül girmiş)
http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray---trabzon-maci-neleri-degistirir--rijkaard--terim-ve-saglam-nereye-/Blog/?BlogNo=208852

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

18 Aralık 2013 Çarşamba

FETTULAHÇILAR MI HAKLI NAKŞİLER Mİ? OKUYUN LÜTFEN

FETULLAH VE NAKŞİ FAY ZONLARININ KIRILMASIYLA ORTAYA ÇIKAN 10 ŞİDDETİNDEKİ SARSINTI
18 Aralık 2013
Beni en çok düşündüren; iki cemaatin birbirine saldırmasından nemalanmak isteyen yerleşik siyasetlerin, bu süreci kendileri için iktidara açılan bir kapı olarak görmeleri. Özal döneminde aynı hatayı yaptılar ve yanıldılar, şimdi aynı yanılgı içindeler; sağcı aday arayışlarıyla.
Sağ parçalanmışlık, sol parçalanmışlığı hiçbir zaman durduramamış ve iktidar kapısı açmamıştır. Siz eğer iktidar kapısını açmak istiyorsanız, cebinizdeki  projeler ve  beyninizdeki programları halka açmanız ve de  halkı inandırmanız, halka güven vermeniz gerekmektedir. Önündeki fırsatın adı;  AKP’nin parçalanması değil, AKP’nin sağ  ideolojilerin  son seçeneği olduğunu ve  20, yüzyıl ideolojilerinin artık bitme sürecine gittiğini kavramanızdır .Ve de;  bu doğrultuda; ‘Gezi Halk Hareketi’nin işaret ettiği ‘her türlü düşünceye açık ortak ideallerde duruş sergileyen’ 21. Yüzyıl ideolojisi bütününde yapılanmaya gitmeniz gerektiğini görebilmenizdir.
Şunu bilin; sağcı adaylarla veya cemaate yaklaşarak, iktidar olamaz, dahası  elin sapanıyla tarlayı kazamazsınız. Var sayalım; AKP parçalandı, AKP’yi oluşturan farklı kilikler sana değil; Saadet Partisi’ne, MHP’ye ve benzer sağ pariteler giderler, olmadık parti kurarlar, asla sana gelmezler.. Büyük olasılıkla önümüzdeki s genel seçimde, tekrar koalisyonlar dönemi başlayacaktır..
Sol yönünü soluna  çevirmedikçe, iktidar yoluna girmesi olası değildir.
Ve sonunda, yıllardır vurguladığımız ve dinden ve yoksuldan geçinmeler diye tanımladığım, yolsuzlukların İslamist boyutu kendini göstermeye başladı..
Bu bir depremdi ve iki cemaat  fay zonunun, 10 şiddetinde kırılmasıyla enerjisini açığa çıkarıyordu.
Ortaya çıkışı artçı sarsıntılarla kendini gösterdi.
Önce, R-cep T-ayip’in  artçısı geldi;  cemaati  besleyen eğitim düzlemini kapatmak isteyerek.
Hemen sonra; rutin artçı sarsıntıların sahibi ve sipariş üzerine bavul servisleriyle tanına gazeteci, Mehmet Baransu;  2004’teki MGK toplantısında; başbakan ve  Genelkurmay Başkanının istemiyle Fetullah Cemaatini bitirme kararı alındığını yazdı.
Beraberinde; Kütahya  Milletvekili  İdris Bal  artçı sarsıntısı geldi,
Ve ardından  Hakan Şükür bir Manifesto ile AKP milletvekilliğinden istifa ederek artçı sarsıntıların şiddetini artırdı.
Ki  müthiş bir suçlama, kendisinin yazması olası değil, çünkü kapasitesi ona izin vermez, resmen  bağlı olduğu cemaat’in üslubu, dahası Nagihan Alçı ve Rasım Ozan Kütahyalı kokuyor.
Şükür manifestosunda neler-neler demiyor; “Bu millete hizmetten başka amacı olmayan hareketin milyonlarca gönüllüsünden biri olduğunu belirten Şükür, “Muhterem Hocaefendi’ye karşı takınılan hasmane tavırları, atılan mesnetsiz iftiraları, yapılan bütün hakaretleri ben üzerime alıyorum--Dershanelerin benim de bulunduğum bir ortamda KCK yapılanmasına benzetilmesi ve özür dilenmek bir yana bu açıklamalara Sayın Başbakan ve parti yönetimi tarafından bir tepki verilmemesi vicdanımı derinden yaralamıştır--Başbakan’ın dershaneler konusundaki tavrını anlayabilmiş değilim--KCK benzetmesine tepki verilmemesi vicdanımı derinden yaraladı--Hizmet Hareketi’nin düşman muamelesine tabi tutulması vefasızlık--‘Örgüt’ nitelemesi, amacın dershaneler olmadığını akıllara getiriyor--5 senedir gurbet hayatı yaşayan Hocaefendi mi rahatı gördü?-- Atılan iftiraları ben üzerime alıyorum--Dost bildiklerimin ‘cemaati bitirme’ korusuna katılması şaşırtıcı--“Hakkımda karalama kampanyası başlatacaklar—(Tamamını okumak isteyenlere: http://zaman-online.de/hakan-sukur-ak-partiden-niye-istifa-etti-92285 ”
Hakan’a katılıp katılmamam önemli değil, önemli olan Hakan’ın duruşu da değil, önemli olan Hakan’ın inandığı doğruların arkasında durması; bu süreçte, kim kazanır,  bu savaşı kim kaybeder,                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              kimin yanında yer alayım? Kaypaklık hesabını yapmadığı için.

Ve en önemlisi, artçı sarsıntıların şiddetli depreme dönüşmesi:
Savcılığın gizlilik içinde başlattığı operasyon Başbakana ve İçişleri Bakanlığına bildirilmeksizin Kabine içindeki bakan ve bakanlıklara , bağlı kurumlara operasyon düzenlendi. Operasyonu yöneten isim Zekeriya Öz!
3 Bakan oğlu ile bürokratlar ve işadamları dahil 52 kişi sorguya alındı.. Çevre ve Şehirçilik Bakanı  Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah(Hep sormuşumdur, her şeyi özel-leştirenler niçin TOK’yi özel-leştirmedi, yanıtı oğul Abdullah imiş), Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu  Kaan, İçişleri Bakanı Muammer Gülerin oğlu Barış,, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın tan k(fakat durdurulmuş, kesin R-Cep’i mattı), Sevimsiz kukla Ala Ağaoğlu(Ne de zıplardı, adam tuvalete uçağıyla gidebilirdi biraz daha beklense), Rizeli İşadamı Emrullah Turanlı, Eski İmar Komisyonu üyesi Hüseyin Avni Sipahi, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, AKP Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Çevre ve Şehircilik Bakanı Genel Müdürü Ali Kahraman, Azeri İşadamı Ebru Gündeş’in kocası Reza Zarrab, Çevre ve Şehircilik Bakanı danışmanı Sadık Soylu(AKP’ye geçen DP Genel Başkanı Süleyman Soysuz, pardon Soylu’nun kardeşi)Yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama, rant vurgunu.. Rüşvetle usulsüz imar izni çıkartmak ve TOKİ ihaleleri(Şimdi anlamışsınızdır, makarnacılar TOK’nin niçin özelleştirilmediğini)..İran-Türkiye arasında altın kaçakçılığı..Üst bürokratlara rüşvet verip kara para aklamak..Maramaray’a zarar verecek yapılaşmaya izin vermek..Yabancılara rüşvetle T.C. vatandaşlığı verdirmek..Ne ararsan, ne alırsan çok para..
Arkalarında Fetullah cemaati olduğu söyleniyor, yani Fetullah Gülen, Abdullan Gül’ü bu süreçte nereye konuşlandırırsın?..Erdoğan’ı bitirmenin arkasında Gül’de var demiyor, her ikisinin soyadında da  Gül var diyorum, her ne kadar biri sürekli  ağlayarak duyguların dışa vursa da, bir diğeri de adeta kurutmak için suratını assa da, Gül var..
Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, soruşturmada gözaltına alınan banka genel müdürünün evindeki kütüphanede ayakkabı kutuları içerisinde 4,5 milyon doların bulundu ve bu paraya el konuldu.
Affınıza sığınarak, eğer yakalanırlar ise cezaevlerinde intihar edecekler diyen kişi olduğumu söyleyen kişiyim. Biri iş yapmayarak, iş bitirici köşe dönücü mantığı işletiyor, diğeri dershaneleri..Ne demek istediğimi anladınız..İkisi arasında büyük fark var değil mi? Biri yalılar gayri menkuller/taşınmazlar ve gemicikler alıyor, diğer asla taşınmazlara para yatırmıyor, nakit çalışıyor ve okullarına/yatırımlarına harcıyor..Ne demek istediğimi anladınız..İkisi arasında dağlar var..
Yahu bir şey soracağım; “Bu Ankara kent saldırganı katlı kavşağa neden elletilemiyor, doğrusu dokunulamıyor? Çocuğun göz altına alındı diye korkutacağınıza bunu bir araştırsanız diyorum, ben çok yoğunum da..”

Kendi partisine gelenleri ahlaklı, partisinde biri gidince gayriahlaki bulan R-cep; Hakan Şükür için ağır konuşmuş. İşte o ağırlık; ““Kendisine de yakıştıramadım. Eğer dürüstse sadece partiden değil, parlamentodan da ayrılması gerekir” Bu ifadesine katılmıyor, katıla-katıla gülüyorum.
Siyasi erke göre, “Gezi”’den sonra tekrar faiz lobisi harekete geçti. Bunlar ya salaklar, ya da dayak yememiş(Yemek üzere olan asalaklar). Bu faiz lobisine hala büyük fırsatlar tanıyan kendileri değil mi?
Yani, sıcak para denen yöntemle gavurun dolarına  dolar kazandıran finans kuralını onların istediği gibi işleten, kara paraları aklatan benim, ben yine de çıkıp, pişkin-pişkin  ‘bu operasyon faiz lobisinin işi diyebiliyorum’. Öyle bir durumdayım ki, makarnaya fit olan makarnacı seçmenim de, beni anladı, ben kendimi anlamadım. Evet, makarnacım bana artık  inanmayacak da ben algılayamıyorum.
Arkadaşlar, haklısınız haklı olmasına da; "Uçtu uçtu cemaatçılar uçtular ve şimdi de çakılıyorlar. Anlayın, Türkiye burası, bunlar da  AKP; bakmışsınız   iki cemaat bir yerlere saldırmak için kurgulamışlar tüm bunları.  Yani  gözaltına ve zan altına alınmalar gerçek oyunun bir parçası. Birkaç gün sonra tüm bu göz altıların sonlandığını, anında suçlananların aklandığını görür ve  silahların    başka taraflara/karşıtlarına çevirdiklerine tanık olursanız sakın ola ki şaşırmayın. R-cep’in  karşıtlarına seslenerek: "AKP bakanlarını suçlayıp, yetkilileri sabaha karşı gözaltına alırken  göbek atıyordunuz, şimdi neden krizlere girdiniz ve her zamanki gibi, demokrasi ve insan haklarından söz etmeye başladınız? Biiiiiiz, yolsuzluğa  kim karışmış ise ayrım yapmaksızın karşı çıkan, gerekirse kendi bakanları bile yargılayan bir partiyiz" diyebilirler ve makarnacı seçmenler yiyebilirler.
Ne zaman olur bu?  Her şeyi kaybedeceklerini gördükleri an.
Ben yazılı ve görsel medyayı izlemediğim ve çevremdeki siyasi konuşmaları dinlemediğim için böylesi bir 10 şiddetinde  sarsıntının yaşandığını bilmiyordum, Türkiye’den sonra duydum ve kanal-kanal gezinmeye başladım; gördüm ki, bilmediğim çok şeyler varmış.
Örneğin pıtrak gibi biten cemaat kanalları dediğim TV kanalları, meğer Nakşilerin, yani R-Cepgillerin kanalları imiş. Bu kanallardaki kanıksadığımız yorumcuları da Işık evi’nden yetişme Fetullah militanları biliyordum, meğer T-ayip'in militanları imiş.
Durumlarını göreceksiniz; öylesine ürkek, öylesine zavallı durumlara b ürünmüşler ki, M.Karaalıoğlu, A.Bayramoğlu(diğerlerini de siz sayın), neredeyse ağlayacaklar..Hakan Şükür'e çok öfkeliler, Hocaefendi diyorlar fakat önlerine çıksa, parçalarlar; “Ne güzel gidiyorduk ve de yiyorduk ne yaptın sen?" modundalar. R-cep T-ayip 'e de öfkeliler, bakmayın belli etmediklerine, o'nun modu şöyle; "Ulan diye diye hakaret etmekten, saldırmaktan başka bir şey yapmadın ulan? Biz bu  yağmalarda  beraber yolmadık mı? Durmak yok, yolmaya devam et diyen sen yolmaları ve dolmaları nasıl durdurursun? Ne yaptın lan sen; içte dışta yaptığın politikalarla neocanları ürkütüp küresel efendiyi öfkelendirip karşına aldın, ulan..
http://blog.milliyet.com.tr/e-recebim-nedir-bu-ekonomik-paritesizlikler--/Blog/?BlogNo=162765
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
Sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

15 Aralık 2013 Pazar

SÜPER LİG YİNE SÜPER FIRILDAKLARIN ELİNE GEÇİT


       SÜPER LİG’İN 15. HAFTASINDA DROGBA VE       BEŞİKTAŞI  PATAKLADILAR
      
       Gençlerbirliği-Galatasaray maçı 1-1, Fenerbahçe ile puan farkı; 11.
        
         Önce saat 15:30’da Ankara 19 Mayıs stadındaki Gençlerbirliği-Galatasaray maçında hakemin izniyle Mehmet Özdilek’in öğrencileri Drogba’yı resmen dayaktan geçirdiler ve Galatasaray’ın 2 puanını kaçırdılar. Ardından, saat 19:00’da İstanbul R.Tayip Erdoğan stadında oynanan Kasımpaşa-Beşiktaş maçında, hakem Beşiktaşı evire çevire döverek 3 puanını aldı götürdü.
         Doğru GS hiç değilse 1 puan aldı, peki BJK’ye yapılana ne demeli? İyi oyunlarının karşılığı 1 veya 0 puan mı? Evet; dayak yiyen ve kaybeden her iki takım da iyi oynadı.
         Şike operasyonu yapılmış da kramponlar temizlenmiş, ha de be! Bal gibi o müsibet kendini yine göstermeye başladı.
          Düşünün; Gençler maçında, Galatasaray’ın 2 penaltısı verilmiyor, Gençlerbirliği’nin iki oyuncusu oyundan atılmıyor, Drogbayı sopalıyarak, Galatasaray’ın atakları kesiliyor, Gençlerbirliği’nin oyun oynamaya çıkmadığı, oyun oynatmamaya çıktığını görmüyor(hiç yakışmadı Özdilek Mehmet)..Bunlar Galatasara ve Drogbayı dövmek değil de nedir?
         Şike sonlandı diyorsun, olacak iş değil. Doğrudur, 2 yıl pek olumsuzluklar yaşanmadı, fakat bu sene tekrar hortladı..
         Düşünün; Kasımpaşa-Beşiktaş maçında; taç atışları sürekli yerinden yapılmadı , devamlı cezasahasına yaklaşarak yapıldı, özellikle ikisi abartılı bir mesafeden atılıdı, biri 7 metreden, bir diğeri 16 metreden ve bunlardan biri gol oldu, BJK’nin penaltısı verilmedi,  Almeda tam gol atacakken, Kasımpaşalı topçu, eline geçirdiği bir topu, Almeda’nın topuna vurarak, Almedanın şut pozisyonunu bozdu, Almedya ve Motta, BJK kılıklı bir meczup-ki adım gibi inanıyorum BJK forması giydirilmiş bir ..- sahaya girerek Fernandez’e saldırdı, o’na  tepki veren Motta ve Almeda’yi oyundan atıldı..Tüm bunlar dayak değil de nedir?
         Ne yapılmak isteniyor?
         Gezi Halk Hareketinin baş aktivisti Çarşı grubu nedeniyle mi BJK bitirilmek isteniyor?
         Fenerbahçe’nin UEFA puan kesme cezasını açıklayabilmek ve taraftarın gazını alabilmek için mi; Fenerbahçe’nin, özellikle GS, BJK, Trabzonspor ile arasındaki puan farkını kapatılmaz çizgiye getiriyorsun?
         Yine FB taraftarının sakinleştirme ve Kasımpaşa’yı Şampiyonlar Ligi’nde oynatabilmek için  mi puan tablosunda balans ayarı yapıyorsun? ‘Fenerbahçe şampiyon, ikinci Kasımpaşa, FB cezalı olduğu için, şampiyonlar Ligi’ne direkt Kasımpaşa katılacak’ kurgusu mu tüm bunlar?
        
         Şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray’a, 4. Yıldız takmaması için mi tüm bu yaptıkların..
          Başta Fenerbahçe bu oyuna gelmesin, amaç dinden ve yoksuldan geçindikleri gibi, futboldan da geçinmek, fakat önce kulüpleri ele geçirmek.
         Gençlerbirliği-Galatasaray maçının kısa öyküsü:
         Galatasaray, Juve ile verdiği meydan savaşında, gerçekten  yorgundu, Hakan dışında Juve kadrosuyla çıktı. Peşinen söyliyeyim, Hakan Balta iyi idi. Mancini takımı yine 3-5-2 şekinde dizayn etmiş, 4’lü defansta iyi oynayan, 3. Defasta başarılı olamayan Eboue bugün çok başarısızdı.
         Eğer Galatasaray ve Drogba dayak yemese, dahası 3 puan alsa şunları yazacaktım:
       Yöneticisi, futbolcusu, çaşıştırıcısı ve taraftarı öylesine bir Galatasaray birliği oluşturdular ki, önlerine kim gelirse deviriyorlar. Son kurban; Gençlerbirliği.
         Mancini puanları verirken sabırlı ve soğukkanlı idi, bizler ise her zamanki gibi, elindeki sihirli değeneği niçin yok diye, dahası Mancini, cinini neden çizmesinden çıkarmıyor, hatta bu sezon başarısızlıkta Terim’i geçmeye çalışıyor diye absurt eleştirilerde bulunduk. Ö yle ki,  Galatasaray kendisini dava edip, tazminat aşamasına getirdiği için , Galatasaray’ı baş düşman ilan eden, futbol plajlarının güzeli bikinili tombul şövaliyesine bile haklar tanıdık.
         Fakat, Mancini, ille de bu takımı tanıyacağım, bu futbolculardaki potansiyel yeteneği ortaya  çıkaracağım diye ısrar etti, dediğini yaptı ve sonunda Real Madrit takımının başkanı, Florentino Perez’e “Kahramanlık hikayesi yazdınız” dedirti. Evet; Florentino Perez, Galatasaray’ın, Şampiyonlar Ligi’nde üst üste ikinci sezon büyük bir başarıya imza attığına dikkat çekti, “Bu bir kahramanlık hikayesidir aslında. Zaten futbolu güzel kılan bu tür hikayelerin olması. Galatasaray geçen yıl da önemli bir çıkış yapmıştı. Bunun tesadüf olmadığını gösterdiniz” dedi.

            Stat: Ankara 19 Mayıs
         Hakemler: Yunus Yıldırım, Volkan Narinç, Serkan Akarca
         Gençlerbirliği: Ramazan Köse, Ahmet Çalık, Ferhat Görgülü, Kulusic, Tosic, Jimmy (Dk. 70 Mervan), Özgür İleri, Petrovic (Dk. 81 Yusuf Emre), Gosso, Stancu, Zec (Dk. 86 Oktay)
         Yedekler: Ferhat Kaplan-Serhat Yanık-Yusuf Emre Gültek-Mervan Çelik-Oktay Delibalta-Nizamettin Çalış-Atabey ÇİÇEK
         Galatasaray: Muslera, Chedjou, Gökhan Zan, Semih Kaya, Eboue (Dk. 75 Sabri), Selçuk İnan, Sneijder, Melo, Hakan Balta (Dk. 37 Burak Yılmaz), Umut Bulut (Dk. 81 Aydın Yılmaz), Drogba
         Yedekler: Ufuk Ceylan-Sabri Sarıoğlu-Yekta Kurtuluş-Aydın Yılmaz-Burak yılmaz-Ceyhun Gülselam-Emre Çolak
         Goller: Dk. 6 Stancu (Gençlerbirliği), Dk. 56 Drogba (Galatasaray)
          Maç eski Galatasaraylı Stancu’nun 3. Dakikada ve Galatasaray’dan Drgba’nın 56. Dakikada attığı goller  ile 1-1 bitti ve fark 11 puana çıktı.
         Galatasaray ile Gençlerbirliği arasındaki ilk maç; 30 Mayıs 1937’de Ankara 19 Mayıs Stadında yapılmış ve maç; Gençler’den; 4. Dakikada Niyazi Öztünç, 82’de  Kadri Dağ, Galatasaray’dan Süleyman Tekil, 37’de haşim Birkan ve  57’de Bülent Ediz atmış ve Galatasaray maçı 3-2 kazanmış. Hakem; Mustafa Bayrak.. Bu Türkiye Milli Küme maçı idi. Galatasaray’ı; İngiliz Peter Szabo
         14 maç sonrası sıralam şöyle olmuş; “Fenerbahçe, BJK, Galatasaray, Güneş8İstanbul Güneş; Galatasar’dan ayrılan topçuların kurduğu ve bir yıl da şampiyon olan takım), Gençlerbirliği, Ankaragücü, Doğanspor ve Üçok”
         Gençlerbirliği: Rahim Kotan-Halit Şahin-İhsan Türemen-Keşfi Tarlan-Hasan Polat(BJK ve Harpokulu topçusu, efsanevi federasyon başkanı 1954-57/1970-76) Kadri Dağ-İhsan Öztünç-Selim Baykurt-Rasim Akın-Niyazi Öztünç-Selahattin Dipçin
         Galatasaray: Sacit Öğet-Lütfü Aksoy-Reşat Erkal-Ekrem Kapman-Suavi Atasagun-Finlandiyalı Hayrullah- Eşfak Aykaç- Süleyman Tekil-Haşim Birkan-Bülent Ediz-Necdet Cici
        ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
        ŞUTLUYORUM
        sevket-che@hotmail.com.tr
        evesbere@mynet.com

        GSM: 05066090032

14 Aralık 2013 Cumartesi

AHMET VEHBİ MELEK VE ARTVİNLİLİK VE DE CHP'LİLİK


AHMET VEHBİ MELEK’İN  IŞIKLARA YOLCULUĞU  VE CHP’DEN ÇEKTİKLERİ 

Yılların hukukçusu ve Artvin ve CHP sevdalısı Ahmet Vehbi Melek 79 yaşında aramızdın ayrıldı.
Melek gibi insandı. Çeyrek asırdır tanırım, bir kez birinin kalbini kırdığını görmedim, duymadım. Gülerdi hep. Düşünürken..Adeta sevgi dolu gülüşler o’na yapışmıştı. Her karşılaştığımda; ‘bir yanı gürcü, bir yanı Laz olduğu için’ Lazca espiri yapardı. Eğer yanında biri varsa hemen tanıştırırdı; “Bu var ya bu, felaket örgütçü adam, fakat tembel” derdi ve kısaca benden söz ederdi.
Asıl örgütçü kendisiydi. Melek ağabeyimi ben, yıllarca bıkmaksızın düzenlediği ve Artvinlileri kaynaştırdığı aylık Artvinliler yemeğinde tanıdım. Uzun yıl Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığını yaptı. Öyle ki, A.V.Melek denince, Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği akla gelirdi.
Ankar’nın iyi hukukçularındandı ve de iyi bir yerel örgütçü idi. Yürekliydi de; 12 Eylül faşizminin kapatmak istediği Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneğini yaşatmak için direnenlerin başında geliyordu.
1990’lı yılların başlarında telefonda ısrarla Artvin Dernek Lokali’ni gelmemi istedi; Artvin Vakfı’nı kuracaklarını ve bu nedenle kurucu üye olmamı istedi.. 2 dönem ‘Artvin Kalkınma ve Eğitim vakfında beraber çalıştık. Ankara’daki Artvinlilerin 1950’lerden beri  düşü olan, Artvin Yürdü yerine önerdiğim ‘Artvin Evi’ projesini tartıştırmaksızın gündeme aldırttı ve A. Vehbi Melek, Süleyman Hatinoğlu, Hasan Ekinci, Metin Arifağaoğlu, Erol Okumuş, Aydın Karasüleymanoğlu ve Şevket Çorbacıoğlu imzalı bir Artvin Evi protokolu imzalandı. Demem o ki, bugünkü Artvin Evi’nin yaşama geçmesi için, olguyu ilk tetikleyen de A.Vehbi Melekti.
En büyük tutkusu CHP idi. CHP’yi çok seviyordu, özellikle İnönü ve Ecevit ile olan anılarını sürekli tekrar etmesi insanları hiç bıktırmazdı, çünkü, söyledikleri çok doğru ve kulağa küpe olacak içerikteydi.
Birikimi ve pratiği ile milletvekili olması gereken bir kimlikti. Bu şansı çok sevdiği CHP’de değil de DSP’de yakaladı.
Şöyle ki;
O günlerde çok etkin ve aktif olan ve Genel Başkanlığını yaptığım TMBD genel merkezine geldi. TMBD, Türkiye’nin değil Avrupa’nın en eski(1928) Mühendis örgütlüğüdür ve 1950’de kurulan TMMOB’nin kuruluş düzlemidir. Ben den ‘Referans mektubu’ istedi. DSP’ye vereceği adaylık dosyasına koyacakmış. Seve seve isteğini yerine getirdim.
Aylar sonra tekrar geldi. O sürekli, sevgi, samimyet ve doğruluk yansıması gülüşlerine  sevinçlerini de kattığını gözlemledim. İstanbul’dan 4 sırayı almıştı. En az ben de onun kadar sevindim, Ama şu uyarıyı da yapmak zorunda kaldım:
“Ağabey, aman dikkat; senin, tutkulu bir CHP’li olduğunu herkes biliyor; 12 Eylül sonrası bile solumsu partiden teklif almana karşın evet demedin. Birileri şimdi çıkıp DSP’de ne işin var diyerek seni sorgulayacaktır; sakın sen sen ol, bana söylediklerini benden başka kimseye söyleme, sayın Ecevit’in böylesi söylemlere tepkisi çok serttir..” Uzun bir söyleşiden sonra İstanbul’a seçim çalışmaları için döneceğini söyliyerek vedalaştı.
Bana şunları söylemişti:” Olur mu, dediklerin çok önemli, ben CHP’den vazgeçemem, biliyorsun benim Ecevit’e saygım çoktur; o nedenle DSP’den aday olmayı kabul ettim, CHP’den asla vazgeçemem, o benim siyasi çocukluğumun aşkı.”
Ve; İstanbul’da bir yakını sen nasıl olur da CHP’den vazgeçersin siteminde bulununca, saf ve temiz, kimseyi kırmak istemeyen Melek ağabey; asla CHP’den vazgeçmediğini, Ecevit’e olan saygısından DSP’de aday olduğunu, bir CHP’linin DSP de bulunmasında asla CHP’ye zararı olmayacğı, aksine faydası olacağı demesi, kısacası; bana söylediklerinin aynısını söylemesine karşın Ahmet ağabey bir anda kendisini listenin 12. Sırasında bulmuş.
Çünkü o yakını; Ahmet ağabeyin söylediklerini “Benim amacım milletvekili olduktan sonras CHP’ye geçmek” şeklinde DSP’ye taşımış.
50 sene CHP’için varını yoğunu ortaya koyan ve her defasında çelme yiyen A. Vehbi Melek, DSP’de de CHP’nin çelmesini yemişti
Saygın insan, Ahmet Melek Ağabey, şu an meleklerinle birlikte ışıklara yol alıyorsun, güle güle; orada her şey aydınlıktır, çelme takamazlar. Son yıllardaki beyaz fötür şapkan ve bembeyaz gülüşlerin ve de aydınlık katkılarınla yaşatacağız; seni kaybetmedik, sadece aramızdan ayrıldın.
Yakınlarına baş sağlığı Allahtan rahmet diliyorum.
http://blog.milliyet.com.tr/cankaya-da-artvin-evi-50-yillik-dusu-sonlandirdi/Blog/?BlogNo=132976
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu  
evesbere@mynet.com  
GSM: 0506 609 00 32