26 Temmuz 2014 Cumartesi

İSRAİL KARA GÜVERCİN






GÜVERCİN KANATLARINA YÜKLÜ

BARIŞIN EVRENSEL 

KİMLİĞİNİN BOZULMA ÖYKÜSÜ
26 Temmuz 2014

        Yeni geldiğimiz için, kimseleri tanımıyorsunuz. İlk onları gördük, ev yapıyorlardı kendilerine. Belli ki yen çiftlerdi. Biri sürekli malzeme taşıyor diğeri inşa ediyordu. Bir süre sonra inşacı malzeme taşır oldu, öteki de inşacı..
Ne de yakışıyorlardı birbirlerine, mavi-grili renklerin oluşturduğu dumanlı mavi giysili elbiseleriyle.
 Anlamıyorduk, sadece konuştuklarını belli eden seslerini duyuyorduk. Aslında çalışmaya ara verdiklerinde geleceklerini tasarlayan konuşmalar yapıyorlardı…
Sonunda evlerini bitirdiler. Önünde beyaz güvercinleri olan Mavi panjurlu bir ev değildi, fakat aşklarını varsıllaştıracak yeter güzellikte idi. Kumru gibi koklaşmaları, sevgisizleri kıskandıracak derecede idi. Çünkü onlar kadar güzel seviyorlardı birbirlerini. Doğrusu, Kumrular gibi sevişiyorlardı.
Bir süre sonra nur topu gibi 2 çocukları oldu. Bu sefer sıra ile çocuklarına bakmaya başladılar. Biz ilgilenmeye çalışıyorduk, fakat onların daha çok eski arkadaşlarının ilgisine izin veriyorlardı.
Sıra ile hem kendilerini besliyorlardı, hem de ‘getirdikleri ile’ hareket etmeye başlayan, ele avuca gelen yavrularını besliyorlardı.
Aniden siyah elbiseli açık gözlü birileri belirdi etrafta. Sürekli evlerini kolluyorlardı. Tüm yakınlarının dikkatini çekmiş olacak ki, evin etrafında nöbet tutmaya başladılar.
Siyah elbiseliler zaman-zaman saldırıya geçiyorlar, fakat bizim de katkılarımızla, saldırılarını püskütüyorduk..
Siyah elbiseli açık gözlüler, örgütlü  tepkimiz karşısında geri çekildiler.
Sabah kalktığımda sürekli evlerini izler oldum, acaba bir saldırı oldu mu diye. Çocukların anne ve babalarını beklerken birbirleriyle didişmeleri beni mutlandırıyordu, çıkardıkları sesleri kendilerini görmezden duyar ve sevinirdim. Fakat siyahlar, çoculkların bu seslerinden çok rahatsız oluyorlardı ve her halleriyle bunu belli ediyorlardı.
İçimde, seslerini duymayacağım endişesi oluşmaya başladı. Bu nedenle gecenin geç vakitlere dek beklemeye başladım.
Bir sabah seslerini duymayınca, bedenimi korku sardı. Heyecanla balkon kapasını araladığımda bebelerin birinin yerdeki cansız bedeniyle karşılaştım;  şok olmuştum, şoku atlatmaya çalışırken siyah elbiseliler diğer yavruyu da vurdular. Karşı evin balkonu kan gölüne döndü.
Bağırmamız siyah ve açık gözlü güvercinleri kokutmuyordu, çünkü kendinden geçmiş vahşice, iki yavruyu da parça parça edip, hiçbir şey olamamış gibi uçup gittiler.
Biraz sonra  güvercinlerden biri geldi, kanlı balkonun zemininde yavrularının etrafında ağlayarak dönüp durmaya başladı. Çiftlerden birini hiç görmedik. Belli ki saldırıya uğramış kaçmış veya..Balkon zemini güvercinlerle doldu, ağıt yakmaya başladılar..
Barışın evrensel gücü insanın, evrensel barış simgesi olarak belirlediği güvercinlerin siyah olanları, kanatlarında yüklü barışı, beyinlerinde gizledikleri saldırgan duygularıyla(gagaları ve pençelerini kullanarak) savaşa dönüştürmüşlerdi ve bu benim gördüğüm en vahşi savaş idi.
Barışın evrensel gücü insan, barışın simgesi güvercinler gibiydi Filistin’de. Yarattığı vahşet Güvercin vahşetinden çok daha acımasız idi.
İsrail benim için, , barıştan uzak yüreklerinde ve beyinlerinde ölümü gizleyen kara güvercinlerdir artık.
Evet İsrail,  19 Temmuz 2014 günü başlattığı acımasız saldırı ile bugüne dek Filistinli 1000(bin) çoluk çocuğu katletti.
Bu Kara insanları ve kara Güvercinlerin ölüm yanı idi ve en Müslümanım diyen bile suskundu bu vahşetin karşısında.
        Bu yaşananlar değil  iki yüzlülük, çok yüzlülüktür. Bu çok yüzlülük  dokularımızın karakterini  her geçen gün bozmaktadır.
        Bu karakteri bozanlar, aşağıdaki sorulara yanıt verebilir mi?
Gelecekte İran’a saldırma üssü olan ve  Kuzey Irak’ta Devasa Havalimanı’nı İsrail ile kim ortak inşa ediyor?
Türkiye’de İsrail gizli servisi ‘Mossad’ hangi yerel ve merkezi siyasetçilerin güvenliğini üstlenmiş?
İsrail Jetlerinin yakıtını Türkiye’de kim sağlıyor?
Obama’nın İsrail politikasına, dahası  “İsrail’in kendini savunma hakkı vardır” şeklindeki faşizan söylemine neden karşı çıkılmıyor?
Filistinliler Türkleri karalamak ve İsrail'i ’aklamak olan; “ Filistinlilerde bir zamanla, Yarbay Thomas Edward Lawrence(Arabistanlı Lawrence) ile birlikte Türkü arkadan vurdular… Her kim bir Türk  kellesini kesip bana getirirse 10 kuruş bahşiş alacak. Ayrıca üzerinde her neyi varsa onun." gibisine benzeri yorumlar hangi merkezden yayılmaya başladı?
Başbakan Erdoğan Davos’ta 29 Ocak 2009 günü düzenlenen ve İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in de katıldığı "Gazze: Ortadoğu'da Barış" panelinde konuşmasının kısıtlanmasına tepki göstererek ‘’One Minute’’ diye sesini yükselterek “Benim için Davos bitmiştir” demesine karşın İsrail ile ilişkiler neden devam etti? Ve de; İsrail’in 31 Mayıs 2010’da Filistin-Gazze’ye insani yardım taşıyan 6 gemiye(Gazze filosu) saldıran ve Mavi Marmara gemisinde İbrahim Bilgen(Siirt), Ali Haydar Bengi(Diyarbakır), Cevdet Kılıçlar(İstanbul), Çetin Topçuoğlu(Adana-Avrupa Şampiyonu Milli Tekvandocu), Necdet Yıldırım(Malatya), Furkan Doğan(Kayseri), Fahri Yaldız(Adıyaman), Cengiz Songür(İzmir) ve Cengiz Akyüz(İskenderun)’u katleden İsrail’le neden her türlü ilişki kesilmemişti? Tüm bunlar seçilmiş kurgu muydu?
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD) İsrail’in üye olmasına yıllardan beri karşı çıkan Türkiye’nin vetosunu 2010 yılında ve de; İsrail’e NATO faaliyetleri kapsamında uygulanan veto 2012 yılında neden kaldırıldı? Bu gelişmeler; Kararın kanlı Mavi Marmara baskınından ötürü diplomatik ilişkilerin görünürde dibe vurduğu bir dönemde alınmış olması düşündürücü değil mi? 8- Katliamın derhal durması ve ateşkesin hemen sağlanması için iktidarca uluslararası savaş verilmesi gerekirken neden suskunluk? 
Ortaya çıkan akla ziyan kimliklerin ‘dün iktidarı gezi olaylarında suçlarken’ bugün çıkıp iktidarın gezi eylemlerindeki duruşunu ve Filistin suskunluğunu aklayıp şunları söyleyebiliyorlar “Gezide ağaçlar için sokağa inen adam, Gazze’deki bu bebeklerin 4 ağaç kadar değeri yok mu, neden Filistinli çocuklar için sokağa inmiyorsunuz?...” Bunlar bir rastlantı mıdır yoksa kurgu mu? Tıpkı, seçimler öncesi birkaç ünlünün çıkıp iktidar politikalarını aklamaları gibi. Örneğin “Türkiye'nin 91 yıldır Atatürk'e tapınmaktan vazgeçmedi” dedirtilen Haluk Bilginer..,
En önemlisi; İsrail’den alınan  “Yahudi Cesaret Ödülü” neden iade edilmez? Yok o zaman ilişkiler iyi idi, bu gelişmelerle bir ilişkisi yok deniyorsa, neden dünün kötü olan Türk-Filistin ilişkileri kullanılıyor, adeta İsrail’i aklarcasına?
http://blog.milliyet.com.tr/tayyip-mi--ekmeleddin-bey-mi-abd-adayi-/Blog/?BlogNo=467432
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

22 Temmuz 2014 Salı

SATACAK BİR ŞEY KALMAYINCAYA DEK SATACAKLAR


 
 
 
SONUNDA HALKIN UMUDUNU
 
VE ŞANSINI DA SATTILAR

22 Temmuz 2014

 

“Milli Piyango satıldı…”

Bu haber, ülkemin bitme moduna girdiğinin en büyük göstergesi.

Dahası;  yıkım dönemlerinde yaşanan en büyük yağma ile karşı karşıyayız ve hiçbir düzlemden ses yok.

Sanal gündemlerle, özellikle Cumhur Başı seçimleri yoğunluğuyla dikkatlerin dağıldığı süreçte, önce Fethiye Ölüdeniz satıldı, ardından; Milli Piyango İdaresi'ne ait şans oyunlarının lisansı 10 yıllığına verildi/ satıldı. Sıra THY’na geliyor gibi.

Öyle bir ihale ki; yıllık kârı: 2 milyar 215 milyon, satış fiyatı: 2 milyar 755 milyon dolar ile; Türkiye'nin en büyük beşinci ve çok ama çok düşündürücü özelleştirme ihalesi..

Neden, geliri bu denli fazla kurumun lisansı 10 yıllığına satılır ki? Satın alan Besim Tibuk’un Net Holding’ı ve  ABD'li Scientific şirketi. Kimin aldığı beni ilgilendirmiyor, beni ilgilendiren 10 yıllık sürecin uzatılıp uzatmayacağı ve bu süreçte kazanılan katrilyon yancılarının ve de ortaklarının kimler olduğudur.

'Önceki yazılarımda belirtiğim gibi; Şans oyunları çekilişlerinin yapıldığı sistem odası Milli Piyango İdaresine kapalı. Gtech adlı bir ingiliz firması tarafından kurulmuştur ve aynı firma tarafından kontrol ediliyordu.

Soruyorum; “Gtech adlı bu İngiliz firması ile ABD'li Scientific firması arasında bir ilişki var mı?

Var ise sakın şans topu oynamayın !!!

Antrparantez; Mehmet Nazif Günal ve Besim Tibuk..Benim Lazlarım iyi çalışıyorlar. Biri dereleri, diğeri halkın umudunu bitiriyor..

Ülkem kimsesizler kimsesizi gibi;

Kıyıları(koyları, falezleri) satılıyor, dereleri satılıyor. Doğrusu , üretmeksizin, üretilmiş ulusal değerler satılıyor. Evet; doğa üretiyor o satıyor, doğan/insan  üretiyor o  satıyor..O bir şey satamıyor, çünkü o üretemiyor ve ekonomiyi büyüttüm diye halkı uyutuyor.

Ve şimdi o, halkımın umutlarını ve şanslarını sattı..

Dedim ya ülkem kimsesizler kimsesizi gibi, ses yok.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın “Avni” takma adıyla yazdığı şu dizeler aklıma geldi: “Hiç kimse yok kimsesiz / Herkesin var bir kimsesi / Ben bugün kimsesiz kaldım / Ey kimsesizler kimsesi ……Kimse aradığım yollarda / Kimsesizlik kimsem oldu / Dinsin artık hicranın cana / Kimse aradığım yollar / Kimsesiz kimselerle doldu”

15 Kasım 2012’de Hurriyet’te yazmışım: “Şans oyunlarında inanılmaz oyunlar” başlığıyla ve şunları söylemişim. “CHP Konya milletvekili ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Atilla Kart, haziran 2012'de Milli Piyango İdaresi'nce gerçekleştirilen talih oyunlarına müdahale edilerek ‘devir' yoluyla ikramiye tutarlarının yükseltildiğini, ardından da belli kişilere aktarıldığını öne sürmüştü..Milli Piyango İdaresi sorumluluğundaki şans oyunlarında haksız kazanç ilişkileri bulunduğuna dair ciddi bulgular ve iddialar söz konusu..” derken, tümden satıldı erken..


 

Devamını aşağıdaki linkte okuyun:

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=21930133&yazarid=42

Detayını ise 14 Kasım 2012 günkü Milliyet Bloktaki  linkimden okuyun:

http://blog.milliyet.com.tr/sans-oyunlarinda-yazdiklarim-cikti/Blog/?BlogNo=387463

Daha çok bilgi için aşağıdaki linklerimi okuyabilirsiniz:

http://blog.milliyet.com.tr/Super_Loto_da_kazanmanin_sirri/Blog/?BlogNo=165453

http://blog.milliyet.com.tr/yeni-yil--yeni-bulgular-ve-derin-umut/Blog/?BlogNo=221649

 

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

evesbere@mynet.com

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Hayret Almanya Şampiyon, Brezilya perişan Olmuş


BEN YOKKEN 

ALMANYA 2014 FIFA 

DÜNYA ŞAMPİYONU OLDU  

VE YİNE YANILDIM-12

Brezilya 2014 FIFA dünya kupası yarı final  maçı ile  “en”ler  ve ilginçlikler-12
Tarih : 13.07.2014 22:00
Yanıldım, çünkü; 2010 Dünya kupası şampiyon adayım Hollanda idi, İspanya oldu. 2014  Dünya kupası şampiyon adayım Hollanda, Uruguay ve Belçika idi Almanya oldu.
Bu sonuç ben olsaydım da değişmezdi, nedeni; benimkisi ‘laf ola beri gele’ idi, çünkü Türkiyede de olsam maçı ekrandan izleyecektim. İtalya’da da ekrandan izledim, Alman, Arjantin, İtalyan, Türklerle..Kısacası 7 milletle .. Almanlar yalnızdı, sebebi 7 milletin de Arjantin’i tutmasıydı. Sürücümüz Diego Enrike De Ferarrai Almanya’yı hiç sevmiyor ve bu nedenle Arjanti’nin şampiyon olmasını istiyor. Ben de ona cesaret vermek için 3-1 Arjanttin alacak deyince sevindi, fakat onda da yanıldım.
Almanya, tarihinin 4. şampiyonluğunu elde etti. 1954, 1966, 1974, 1982,1986, 1990 ve 2002'nin ardından Dünya Kupası'ndaki 5. finalinde, sahadan 4. kez mutlu ayrılan Almanya, kupanın finalinde 1986 ve 1990'dan sonra 3. kez karşılaştığı Arjantin'i, 1990'da olduğu gibi sahadan eli boş gönderdi. Turnuva boyunca 18 gol atıp 4 gol yiyen Joachim Löw yönetimindeki "Panzerler", 7 puan topladığı G Grubu'nda ABD'nin önünde lider olarak 2. tura yükselmişti. Grupta Portekiz'i 4-0, ABD'yi ise 1-0 yenen ve Gana ile 2-2 berabere kalan Avrupa temsilcisi, 2. turda Cezayir'i uzatmalarda 2-1, çeyrek finalde Fransa'yı 1-0, yarı finalde de evsahibi Brezilya'yı 7-1'lik skorla geçmişti.
Bu sonuçla Dünya Kupası tarihinde ilk defa Amerika kıtasında bir Avrupa takımı şampiyon oldu...Evet;1930 yılından bu yana yapılan Dünya Kupası tarihinde ilk kez bir Avrupa takımı Amerika kıtasında şampiyonluğa ulaştı.
Almanya Dünya Kupası Final Maçında Mario Götze'nin attığı golle(113.dk) Kupaya ulaşarak,  Dünya'nın en büyüğü oldu.
Maç genellikle, orta saha disiplini ile  ortada geçti. İki takımında yer yer etkili ver tehlikeli atakları vardı. Arjantin Milli takımının bir golü ofsayt gerekçesiyle verilmedi. Bence verilebilirdi de, fakat futbol baronları Almanya’nın şampiyonluğuna karar vermişlerdi. Düşünün çeyrek asır şampiyon olamamış bir dünya eğmeni..
Maçın kırılma noktaları çoktu, çünkü, Arjantin adına  Higuain'in kaçırdığı goller çoktu. Evet; İlk 90 dakika da 3 net gol pozisyonu kaçıran Higuain maça böyle bir damga vurdu. İlk 90 dakika golsüz biçimde bitince maç uzatmalara kaldı. Uzatmalarda ilk 50 saniyede 2 net gol pozisyonu kaçıçıran Almanya İkinci uzatmada, 88’de oyuna giren ve defansın hatasını affetmeyen Mario Götze Romero'yu avladı(113) ve Almanya kupanın sahibi oldu.
Turnuvada en golcü oyuncu 6 golle Kolombiya'lı James Rodriguez olurken ; Maç sonunnda Arjantin takımının yıldızı Lionel Messi ALtın Top ödülünü ve Almanya File bekçisi Neuer ise altın eldivenin sahibi oldu.
Alman file bekçisi Neuer, bence altın eldiveni haketti ve turnuvanın yıldızıydı.
Messi’nin altın topu hak ettğini düşünmüyorum. Özellikle final maçında, yetersiz ve çok isteksizdi. Barcelano’daki Messi bu kupayı kesin kaldırtırdı, Almanlara kaldırttı. Verilen altın top da resmen bir oyununu parçası idi. Bence altın top ödülünü(şampiyonluğu) Arjantin hak etmişti. Çünkü, futbolcuların yetersizliği ve isteksizliği karşısında final sonrası şampiyon olmalı idi, fakat dediğim gibi  ‘ah Messi’..
 Aslında altın top, Hollanda’dan iki topçuya, yani; Galatasaraylı Wesley Sneijder ve Bayern Münihli Roben’e de verilebilirdi.
Brezilya'nın evsahipliği yaptığı turnuvada Dünya Kupası'nı stada getirenler, Güney Afrika'da düzenlenen 2010 FIFA Dünya Kupası'nda İspanya Milli Takımı ile şampiyonluk yaşayan Barcelona kulübünün sembol isimlerinden Carles Puyol ile Brezilyalı model Gisele Bündchen oldu; kupayı götüren de Almanlar..
Stadyum: (Rio De Janeiro )Estadio Maracana-74.689 kişilik.   
Hakemler: Nicola Rizzoli, Renato Faverani, Andrea Stefani (İtalya)
Almanya: Manuel Neuer, Jerome Boateng, Mats Hummels, Philipp Lahm, Benedikt Höwedes, Christoph Kramer (Dk. 31 Andre Schürrle), Bastian Schweinsteiger, Toni Kroos, Thomas Müller, Mesut Özil (Dk. 120 Per Mertesacker), Miroslav Klose (Dk. 88 Mario Götze)
Arjantin: Sergio Romero, Martin Demichelis, Ezequiel Garay, Pablo Zabaleta, Marcos Rojo, Javier Mascherano, Lucas Biglia, Enzo Perez (Dk. 86 Fernando Gago), Ezequiel Lavezzi (Dk. 46 Sergio Agüero), Lionel Messi, Gonzalo Higuain (Dk. 78 Rodrigo Palacio)
Gol: Dk. 113 Mario Götze (Almanya)
Sarı kartlar: Dk. 29 Bastian Schweinsteiger, Dk. 34 Benedikt Höwedes (Almanya), Dk. 64 Javier Mascherano, Dk. 65 Sergio Agüero (Arjantin)
Ve benim Hollandam ancak 3. Olabildi: Brezilya 0 Hollanda 3
Sneijder sakatlandı, oynayamadı. Brezilya ise hiç oynayamadı, her zamanki gibi.
Ne yazılabilir ki..Brezilyalılar hiç beklemedikleri bir hüsran, hicran, drama, trajedi, trajikomiklik ve şok yaşadı. Aslında ne ararsan bulabileceğin bir felaket filmi idi seyrettiğimiz. Bu travmayı, 20 yılda 5 şampiyonluk kazansa bile atlatamaz. Öyle ki tehlikesi de var; 7-1’lik Almanya hezimeti ardından gelen 3-0 gibi farklı Hollanda yenilgisi sosyal patlamalara da neden olabilir.
Brezilya tarihinde ikinci kez dünya dördüncüsü oldu.
Hollanda Milli Takımı, 10. kez katıldığı FIFA Dünya Kupası finalleri tarihinde ilk kez 3. oldu.
3 kez adını finale yazdırmasına rağmen zafere ulaşamayan Hollanda, 2014 FIFA Dünya Kupası'ndan da eli boş döndü. Turnuvaya B Grubu'ndan katılan "Portakallar", Turnuvada;  Wesley Sneijder Arjen Robben ve  Robin van Persie gibi deneyimli yıldız oyuncuları ile daha çok genç ve popüler olmayan futbolculardan kurulu bir kadroyla mücadele ettti.
Son dünya ve Avrupa şampiyonu İspanya'yı 5-1 gibi farklı bir skorla yenerek turnuvaya iyi bir başlangıç yapan Hollanda, gruptaki ikinci maçında Avustralya'yı 3-2, üçüncüsünde ise Şili'yi 2-0 yendi ve 9 puanla lider olarak üst tura yükseldi. İkinci turda Meksika ile karşılaşan "Portakallar", rakibini 2-1 yenerek çeyrek finalde turnuvanın sürpriz takımı Kosta Rika ile eşleşti. Maçta birçok gol pozisyonuna girmesine rağmen bunları değerlendiremeyen Hollanda, rakibini penaltılarla 4-3 yenerek eledi.
Yarı finalde Arjantin'le karşılaşan Hollanda, golsüz eşitlikle sonuçlanarak uzatmalara giden karşılaşmayı penaltılarda bu sefer 4-2 kaybederek turnuvada üçüncülük maçına çıkmak zorunda kaldı. Turnuva tarihinde 5 kez kupaya uzanarak en başarılı takım konumundaki Brezilya karşısında özellikle ilk yarıdaki üstün performansıyla goller bulan "Portakallar", bu maçı da 3-0 alarak Dünya Kupası'nı üçüncü sırada kapattı. Hollanda, 1974'te Batı Almaya'ya,1978'te Arjantin'e ve 2010'da İspanya'ya finalde kaybetmiş ve turnuvadan zaferle ayrılmayı başaramamıştı.
Brezilya ile Hollanda bu maçla 12 kez karşı karşıya geldi. İki takım arasında şu ana kadar oynanan maçlarda eşitlik vardı, Hollanda lehine bozuldu. Üç maçı Brezilya, 4 maçı ise Hollanda kazanırken; beş maç da berabere bitti. İki takım da birbirine 18 gol attı.
İki takımın Dünya Kupası'nda son dönemde oynadıkları üç maçın ikisini Hollanda kazandı. Hollanda dört yıl önceki turnuvanın yarı finalinde Brezilya'yı çeyrek finalde 2-1 yenmişti.
Brezilya ise Hollanda'yı en son 1999'da toplam beş futbolcunun (Edgar Davids, Andre Ooijer, Peter van Vossen; Rivaldo, Amoroso) atıldığı maçta 3-1 mağlup etmişti.
Brezilya dördüncü kez Dünya Kupası'nda üçüncülük maçına çıkacak. Daha önce bu maçlardan ikisini (1938 ve 1978) kazandı, birini (1974) ise kaybetti. 40 sene sonra yine kaybetti. Bu turnuvada 11 gol atıp 14 gol yiyen Brezilya daha önce hiçbir Dünya Kupası'nda kalesinde 11'den fazla gol görmemişti.
Dünya Kupası 2014 Üçüncülük maçı
Tarih : 12.07.2014 23:00
Hollanda 3- Brezilya 0
Stadyum : (Brazilia)Estadio Nacional-69.432 kişi     
Hakemler :  Cezayir  Djamel Haimoudi  Fas Redouane Achik   Cezayir Abdelhak Etchiali
Hakemler: Djamel Haimoudi (Cezayir), Redouane Achik (Fas), Abdelhak Etchiali (Cezayir)
Brezilya: Julio Cesar, Maicon, Thiago Silva, David Luiz, Maxwell, Luiz Gustavo (Dk. 46 Fernandinho), Paulinho (Dk. 57 Hernanes), Ramires (Dk. 73 Hulk), Oscar, Willian, Jo
Hollanda: Jasper Cillessen (Dk. 90+3 Michel Vorm), Stefan de Vrij, Ron Vlaar, Bruno Martins Indi, Dirk Kuyt, Daley Blind (Dk. 70 Daryl Janmaat), Jordy Clasie (Dk. 90 Joel Veltman), Georginio Wijnaldum, Jonathan de Guzman, Arjen Robben, Robin van Persie
Goller: Dk. 3 Robin van Persie (penaltıdan), Dk. 17 Daley Blind, Dk. 90+1 Georginio Wijnaldum (Hollanda)
Sarı kartlar: Dk. 2 Thiago Silva, Dk. 54 Fernandinho, Dk. 68 Oscar (Brezilya), Dk. 9 Arjen Robben, Dk. 36 Jonathan de Guzman (Hollanda)
http://blog.milliyet.com.tr/alman-panzeri-brezilya-sambacisini-pestile-cevirerek-7-1-tirdi/Blog/?BlogNo=467105

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

TEL: 0312 431 96 88

11 Temmuz 2014 Cuma

ANKARA'DAN SONRA İSTANBUL'U DA İZLEMEYE ALDIM


ANKARA’DAN SONRA

İSTANBUL’U DA

İZLEMEYE ALDIM

Çünkü; 2002 sonrasının ‘dinden ve yoksuldan geçinen’ siyası ve ekonomik İslam maskeli  rantçılar; Ankara ve İstanbul’u ‘acımasız bir şekilde’ “Rant Düzlemine” dönüştürdüler.
Ankara Büyükşehir Belediyesi yıllardır, ‘internet sitesinde’  imar planı ile ilgili meclis kararlarını ‘Yasa gereği’ yayınlanması gerekirken, yayınlamıyor. Halk,  Siyasi partiler ve ilgili Sivil Toplum Örgütleri  bu konuda yeterli duyarlılık gösteremiyorlar. TMMOB bünyesindeki meslek odalarının bu konudaki girişimleri ve yaratıcılıkları olmasa ‘Kent İnsanının’ ve partilerin ve de medyanın bu konulardan zerre kadar haberi olmayacağını ‘özellikle’ belirtmek isterim.
Gerek; halkla ilişkiler uygulaması olan Başbakanlık İletişim Merkezinden(BİMER), gerekse  ‘Ankara  Büyükşehir Belediyesi’nden ve ilgili Bakanlıklardan ‘Kent ve Ülke geneli’ için alınan İmar bütünündeki kararlardan bilgi alamıyorsunuz. Bu nedenle; ‘yanlış kent politikalarının yeni versiyonu olan kentsel dönüşüm projelerinden, kent içi ulaşım siyasalarından ve imar uygulamalarından’ bihabersiniz. Bilgi edinme  evrensel bir hak ve ölçüttür. Bu evrensel ölçüt dikkate alan bireye, STK’lara ve Meslek Odalarına yerel ve merkezi kuruluşlarının yanıt vermemesi gerçekten düşündürücü.
Nedense yerel ve merkezi yapıdaki etkin  insan; kentini düşünüp, o’na öncelik verdiğinde kendini de düşünmüş olduğunu aklına getirmez. Aksine önceliği kendine verir, kenti ikinci planda kalır.
Partilerimizde ve Demokratik Kitle Örgütlerimizin bazılarında da durum farklı değildir. Bu sivil kuruluşlarımızda, proje ve program taşıyan değil, salt kendini taşıyan, bireysel çıkar donanımlı, yetersiz lider erkine tapınanlar egemen. Bunlardır kentinden önce kentini düşünenler. Bunlardır, bu konularda duyarsız davrananları tetikleyenler. Beni rahatsız eden konu, duyarlı ve birikimli kimliklerin dışlanmasıdır.
Özellikle partiler bu bağlamda çok dikkatli olmalıdır. Bunun için kent sorunlarına çözüm getirecek kimlikleri Belediye Meclis üyesi, Başkanı  yaparken çok seçici olmak zorundalar. Salt kendini partiye taşıyan bireysel çıkar ekseninde donanımlı kimliklerin kesinlikle meclis üyeliğine, Belediye başkanlığına seçilmemesi gerekir. Kendine değil, halkına taşıyan ve bunu yaparken kendisinin de kentinin bir halk bireyi olduğunu unutmaması gereken kimliklere öncelik tanımamalı…
Eğer böyles bir yerel ve merkezi yapı egemen olsa kentlere ve ülkeme aşağıdaki olumsuzluklar yaşanmazdı:

Örneğin Ankara’nın;
Önce dereleri, ardından antik tarihi, sonrasında meydanları ve en sonunda Atatürk Orman Çiftliği(A.O.Ç) yok edildi.
Nerede binlerce yıl Ankara ovalarına akan ve Ankara ovalarında süzülen dereler? Kavaklıdere, Hoşdere, Dikmen Deresi, Bentderesi, İncesu Deresi, Bülbülderesi, Bademlik Deresi, Kıbrısköyü Deresi ve Hacı Kadın Dereleri nerede? Hatip çayı, Ankara ve Çubuk Çayları nerede? Bütün bu akarsular ve kaynakları; çevre duyarsızlığının kaynağı çarpık ve plansız kentleşmeye kurban edildi.
Ankara derelerinin yerine bulvarlar akıyor. Ulus antik kent kalıntılarının üstünde devasa yapılar yükseliyor..
Cumhuriyet’in ilanı(29 Ekim 2023) öncesi başken ilan edilen(13 Ekim 1923)  Ankara için planlanan kent meydanları nerede? Nerede olacak? Katlı kavşak ve otopark mezarlıklarına dönüştü.
Dünyanın Büyük kentleri meydanlarıyla anılırlar. Bu nedenle, Cumhuriyet’in ilanının ardından mimari alanda atılıma geçildı ve ilk olarak Ankara’da Karl Lörch(1924-25)  planı yaşam buldu. İlk proje tasarımı; Ankara’yı simgeleyecek Taşhan-Ulus Meydanı idi.
Lörch’nin diğer planları  da yetersiz kalınca, 1927’de Alman  Hermann Jansen’in yaptığı imar planları gündeme geldi ve kent genelinde 13 meydan öngörüldü. Süreç içinde 13 meydan, kullanım açısından ‘meydan’ özelliğini yitirdi. Çoğu meydan trafiğin akışı için düzenlenen katlı ve  döner kavşaklara dönüştü. Çoğu çarpık kentleşmeye yenik düşerek yok oldular.
İşte o meydanlar:
 Millet/Hakimiyet-İ Milliye Meydanı(Cumhuriyet döneminin ünlü
Taşhan’ı  çevresini ‘Ankara  simgesi düşünülen tasarımı idi. Ancak, daha sonra Taşhan’ın yıkılışı ile şekil değiştirip, küçüldü ve günümüzdeki Ulus Meydanı’na dönüştü) ---Hükümet Meydanı(Ankara Valiliği’nin önünde, Julien Sütununun bulunduğu alanda)-- İtfaiye Meydanı(Hergelen Meydanı ile Karyağdı Türbesi’ni de içine alan bir iç meydanlar sistemi olarak planlanlanmıştı)---Gazi Meydanı(Gazi İlkokulu önünde planlanmıştı)---Kale Meydanı(Hisar Caddesi aksında öngörülmüştü)---Yıldız Meydan(19 Mayıs Yüzme Havuzu ile AKM alanı..)---İstasyon Meydanı(zamanla ortadan kalktı)---Kızılay Meydanı(Yaya ve taşıt trafiği birlikte düzenlendi. Ancak, zamanla Kızılay’daki yapı yoğunluklarının artmasıyla yaya niteliği kaybolarak tamamen bir taşıt kavşağına dönüştü)--Sıhhiye Meydanı(Süreçle taşıt kavşağına dönüştü)---Zafer Meydanı( Zafer Çarşısı’nın üstü ile karşısındaki alanda düşünüldü)---Lozan Meydanı(Sakarya Caddesi ile Mithatpaşa Caddesi’nin kesişiminde tasarlanmaştı)---Tandoğan Meydanı(Yapılaşmalarla dikdörtgen tasarımlı meydan, trafik kavşağına dönüştü)---Cebeci Meydanı(Mamak Konservatuarı yapısının arkasında öngörülen bu meydan tasarlanmıştı).
Ve Atatürk Orman Çiftliği(A.O.Ç) ve Orta Doğu Teknik Üniversite si(ODTÜ) arazilerine saldırıldı ve otoban geçirildi.
A.O.Ç’ye saldırı devam ediyor. Padişah efendi Başbakanlık sarayı inşa ettiriyor. Bana göre Başkanlık Sarayı inşa ettiriyor, çünkü gizde, Osmanlı Eyalet Yönetimi ilr harmanlanmış günümüz Başkanlık sistemini amaçlıyor. Bu nedenle Başkanlık Sarayı’nın esin kaynağı da Dolmabahçe ve Topkapı Sarayı ve de Anıtkabir.
Evet; merdivenleri, Dolmabahçe Sarayı’nın merdivenlerinden, seyir terası Topkapı Sarayı’ndan özentidir. Anıtkabir’in önündeki meydan benzeri bir hitabet meydanı var. Devasa kabul salonları olan 1000 odalı bir saray baskıcı bir rejimin kalesi olmaya aday bu  saray, A,O.Ç gibi kültürel ve doğal mirasımızın ortasına konuşlandırılıyor. Herkesten bir ‘sır’ gibi saklanan Mimari üslup olarak tam bir görgüsüzlük, yolsuzluk, hukuksuzluk abidesi olan Başkanlık Sarayı Projesinin sahibi Şefik Birkiye Mimarlar Odası  İstanbul Şubesi’nce onur kuruluna sevk edilmiş.
Eğer yağmurlu bir gün metro içinde şemsiye açmak zorunda kalıyorsanız, geçitlerde boğulma tehlikesi yaşıyorsanız ve yağmur suları arabanızı sürüklüyorsa anlayın kentinizin nasıl yönetildiğini.

Ve İstanbul:
Özellikle hormonlu renkli yazılı basının parlak kuşe baskı Pazar
ilavelerine bakın veya günlük gazetelere; hepsinde TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO ile Bahçeşehir’in karşısında konumlandırdığı Göl Panorama Evlerin veya bilmem ne Towers(kuleler)’lerin v.b’lerin reklamlarından geçilmiyor. Tüm bu devasa betonarmeler adeta İstanbul’un yok edilişinin anıtları.
Birilerin betonarmeye,  İstanbul’u bu denli çirkinleştirttiğine ve binlerce yıllık uygarlıkların oluşturduğu İstanbul’un siluetine tecavüz ettirttiğine tanık olsa; Fransız İnşaat Mühendisi Freyssinet Eugene (1879-1962) betonarmeyi bulduğuna acaba pişman olur muydu?
İstanbul, boğazıyla, su havzalarıyla, tarihi, kültürü ve siluetiyle adeta rant düzlemine dönüştürülmüş. Özellikle 2002 sonrasının iktidarıyla.
Uçuk İstanbul kanal düşüyle, ihale edilen 3. Boğaz köprüsü ve 3. Hava limanıyla bu rant düzlemi tüm hızıyla işletiliyor.
İklim değişiyor, göller kurutuluyor, su havzaları bitiriliyor, insan ve kuş yerleşimleri, kuş yolları ile  kuşların konaklama yerleri yok ediliyor.

3’üncü sınıf insanlar; 3. Boğaz köprüsü ve 3. Havalimanı için ormanları yok ederek ve gölleri kurutarak  doğanı ve doğayı katlediyorlar. Evet; 3. köprü, 3. havaalanı proje alanının üzerinden yıllık 800 bin kuş süzülerek göç ediyor. İstanbul'un kuzeyinde bulunan ve Bern sözleşmesiyle koruma altına alınan ormanlar üzerinden geçen kuşlar, buralarda geceleyip besleniyor. Yapılan gözlemlerde özellikle İstanbul'un kuzeyinde bulunan bu ormanlar üzerinden geçen kuşların, buralarda geceledikleri ve beslendikleri saptanmış.
3. Köprü inşası süresince 100 ile 200 tür arasında değişen kuş türlerine ait popülasyonların yuvalanma, beslenme ve saklanma alanı tamamen yok oluyor. Göçmen kuşların dinlenme ve konaklama alanları tahrip ediliyor.
Günlük yolcu kapasitesinin ise yaklaşık 411 bin yolcu olacağı öngörülen 150 milyon yolcu/yıl kapasiteli 3.Havalimanı inşası süresinde ise sadece süzülen kuşlar açısından değil, su kuşlarının göçü açısından da tehlike oluşturuyor.  Terkos Gölü'nde yaşayan su kuşlarının(kaz, ördek, balıkçıl gibi iri kütleli kuşlar) göç dönemleri, bu kuşların beslenmek için proje alanı üzerinden geçişleri de risk oluşturuyor. Bunun yanısıra Karadeniz üzerinden bıldırcın göçleri, yine deniz tarafından martı sürülerinin geçişleri de aynı şekilde risk oluşturacak. Ötücü kuşların göçleri kuş-uçak çarpmaları açısından düşük risk faktörü taşıyor. Ancak bu kuşların biyolojik çeşitlilik açısından önemli olduğu da unutulmamalı.
İşin özü; Çevresel Etki Değerlendirme(ÇED) raporunu göre; 3.havalimanının yapılması halinde kirlilik artacak, canlı yaşamı yok olacak ve ilk etapta 657 bin ağaç zaruri olarak kesilecek. Dahası, oksijen damarları kesilecek ve İstanbul’un ve kentlerimizin, dahası Anadolu’muzun iklimi değişecek.
Yaza girdik bahar yağmurları bitmedi, adeta yoğun yaz yağmurlarına dönüştü. Dahası yağmurlar ve ısı düşüşleriyle mevsimler birbirine karıştı; ne Sonbaharı, ne ilkbahar ne de ikisi arasındaki yaz ve kışı yaşayabiliyoruz. Tek din, tek dil benzeri tek mevsimlik bilimkurgu kentine doğru sürüklüyoruz gezegenimizi; doyumsuz doğa yok edişlerimizle.
Özellkle İstanbul’daki devasa yapılarla, yani sermaye tapınaklarıyla da kent içi iklimsizliği tetikleyecek ve Hong Kong sonrası, bilim kurgu kentine benzer yeni bir dünya finans merkezi yaratılacaktır.
Proje alanının yüzde 80’inin orman alanı olan 300 hektarlık inşa faaliyet alanında 2 milyon ağaç bulunmaktadır. Türleri şöyle; Maritima çamı, fıstıkçamı, kızılçam, karaçam, meşe, gürgen, dışbudak, ıhlamur, akçaağaç ve sedirdir. İşte tüm bunlar yok ediliyor. Bunun yanısıra bölgedeki heyelan riskine ve derelerin tahrip olma tehlikesine de vurgu yapmak gerekir.
Havalimanı’nın işletme aşamasında havalimanına yolcu taşıma için yaklaşık 2 bin adet orta yüklü ticari taşıtın ve ortalama 100 bine yakın otomobilin giriş-çıkış yapması öngörülmektedir.
Tüm bu olumsuzluklara karşın, yani: doğanın dengesinin ve ekosistemin tahribatının bu denli yüksek olacağı söylendiği halde, projede ısrarlı olunması düşündürücü  değil mi?!
Asıl düşündürücü ve de acınası durum; 3. Havalimanı temel atma töreninde Başbakanın yaptığı konuşmada ''Geçen yılın mayıs ayında bazı Gezizekalılar türedi. Bu Gezizekalılar bu havalimanını hazmedemediler'' demesi.
Yak, yık ve doğası ve doğanıyla yok et, ardından bir Başbakan’a yakışmayacak espri ile, gezi halk hareketine katılmış 5 milyon insanın aklıyla alay et, gerizekalı diyerek ve  zeytin yağı gibi  üste çık.
Yetmedi; ‘Yolsuzluk, toplumun temel değerlerini yok eden hastalıklardır’ diyeceksin, bu hastalığı tedavi etmen gerekirken, Bilim kurumu olan  TÜBİTAK’ın yetkilisi kıldığın hayvanat bahçesi müdür aracılığıyla 17 Aralık 2013 suçlarını ve suçlularını aklayacaksın ve gündeme getirenleri rejim düşmanı ilan edeceksiniz,..
Öcalan için ‘Asardım’ diyeceksin, bdp milletvekilleri için ‘Eli kanlı çeteler’ diyeceksin, BDP yanlıları için ‘Bunlar eroin baronları, bunlar hakkında suç duyurusunda bulunacağım’ diyeceksin ve ardından bu kimliklerle perde arkasında pazarlıklar yapacaksın. Öyle ki; Gezi eylemcilerine gerizekalı diyeceksin, ardından13 yaşındaki Berkin Elvan'ı durduk yerde katledişine suskun kalmayı bırak cebinde misket olan bir teröristlikle suçlayacaksın ve 17 yaşındaki  bir terörist Bayrağı’mıza tecavüz ederken suskun kalacaksın. Bırak suskunluğu, Bayrağımızı gönderden indirtenlere suçlama getireceğine, medyaya, muhalefete, polise ve asker suçu yükleyip kendi suçunu sıfırlayacaksın.
Atatürk için “Bir parça Hitler, bir parça Mussolini” diyen enbesil acaba  bu duruşların sahibi için ne düşünüyor? Pardon, ‘Ne zaman düşünmeye başlayacak?’
http://blog.milliyet.com.tr/istanbul-buyukada-yi-meclis-karari-ile-karadeniz-e-tasiyacak-cilgin-projem/Blog/?BlogNo=370151

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

KİM AB-D ADAYI?


AKP’Yİ SÜREKLİ  

DESTEKLEYEN 

ABD THİNK TANK’LARININ

HORTLAMASI VE 

EKMELEDDİN İHSANOĞLU

11 Temmuz 2014

Biri ‘Ekmeleddin beyin ABD’nin adayı’, bir başkası ‘ yok, R.Tayyip Erdoğan ABD’nin adayı” diyor. Selahattin Demitaş(HDP) ve Alper Taş(ÖDP)’in partilerinin adayı olduğunu biliyor bilmesine de Ekmeleddin bey ve Tayyip konusunda seçmen kesin kanıya varmadığı için kararsız.
Kararsızlık iyi bir şey değil. Bunun için bir özlü söz uydurayım dedim; “İşini; kararlılık ile bitirirsin, kararsızlık ile yitirirsin”. Beğenmeyince kararlılık üzerine özlü bir söz aradım. Ve kim olduğunu bilmediğim Jan Me Keıthen’in Kararlılık ve karasızlık üzerine güzel bir sözüne rastladım: “Kararlılık keskin bir bıçağa benzer keskin ve düzgün keser. Kararsızlık ise kör bir bıçak gibidir kestiği her şeyi parçalar ve yırtar.”
Galiba insanlarımız kararsızlık süreci içinde olacak. İşini bitirmesi ve her şeyi parçalayıp yitirmemesi için, katkı olmak adına ben Ekmeleddin bey diyorum. ABD’nin de adayı falan olduğunu sanmıyorum. Eğer adayı ise de onaylamanın evrensel bir zorunluluk olduğunu vurgulamak isterim; çünkü ulus ötesi bir tehlike ile karşı karşıyayız.
İlle de ABD adayı arıyorsak, bu aday bal gibi R.T.Erdoğan’dır.
Çünkü; ABD ve AKP birbirlerine olan ricalarını asla geri çevirmiyorlar.
Örneğin;
Biliyorsunuz; 2014 Mayıs sonu Harvard Üniversitesi’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı konuşmada, Harvard Tıp Okulu’nda(mikrobiyoloji ve immünobiyoloji) çalışan Emrah Altındiş, Güle; “Türkiye’de insanlar ölürken geceleri nasıl uyuyorsunuz?” şeklinde soru yöneltmişti. Altındiş büyük tehditler aldı. Özellikle  iş bulmaya çalıştığı Türkiye’deki akademi çevrelerinden gelen tehdit düşündürücü idi.
Asıl düşündürücü olan; Washington’da “bağımsız akademik çalışmalar” yürüttüklerini iddia eden düşünce kuruluşlarının Altındiş hakkındaki duruşları idi.
Bu düşünce kuruluşlarından çoğuna büyük bağışlar yapıyor Türk Hükümeti. Ve örneğin bu düşünce kuruluşlarından( think tank’lar) Ortadoğu Enstitüsü (MEI), her yıl Türk Hükümeti’nden aldığı bağışlarla yıllık bir konferans düzenliyor. Ve parayı veren olduğu için de, Türk Hükümeti konferansın tüm detaylarına karışıyor. Yani; kardeşim parayı ben veriyorum param düşünecek, dahası benim gibi düşüneceksiniz ve bana karşı düşüncelere de yaşam hakkı tanımayacaksın diyebiliyor.
Bu ulus ötesi dayatmalar 2002 sonrasının iktidarı döneminde fazlasıyla yaşandı. Öyle ki; Dünyanın başat ekonomi okullarından London Schools of Economics’in (LSE) 2005’te Türk Hükümeti’nin katkılarıyla kurduğu “Çağdaş Türk Çalışmaları” kürsüsünde yaşananlar  bunun somut  örneği olarak gösterilebilir. Düşünün; AKP iktidarı, LSE’deki o kürsünün başına  kendi akademisyen moderatörü geçirmek istiyor. LSE yönetimi ise moderatörü yetersiz bulup geri çeviriyor.
Demem o ki, yaratmak istedikleri  “yeni bir Türkiye” için parayı  bir silah gibi  kullanan  bir iktidar ile iç içeyiz. Salt  Türkiye’deki  akademik kuruluş ve Üniversitelerden değil, ulus  ötesindeki akademik çevrelerden ve Think Tank’lardan her an baskılar gelebilir..
Bir bakmışsınız; ABD’deki  düşünce kuruluşları( think tank’lar)   R.T. Erdoğan’ı göklere çıkaran, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu yerden yere vuran düşünceler üretmeye başlamışlar; kamuoyunu yönlendirmek için.
AKP iktidarı bu çevreyi, paraleli  Fetullah cemaatı aracılığıyla sürekli kullandı.
Lütfen, olguyu tüm gerçekleriyle algılayıp, kimin ABD adayı olduğunu öğrenmek için, 29 Haziran 2008’deki yazımı okuyun:

http://blog.milliyet.com.tr/Fetullah_in_think_tank_ci_lari/Blog/?BlogNo=117141
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com

GSM: 0506 609 00 32

9 Temmuz 2014 Çarşamba

SAMBACILARIN İNTİKAMINI TANGOCULAR MI ALACAK?



BREZİLYA 2014 FIFA 


DÜNYA KUPASI YARI FİNALİ’NDE

TANGOCULAR PORTAKALLARI

YİYEREK FİNALE ÇIKTILAR-11

10 Temmuz 2014

Brezilya 2014 FIFA dünya kupası yarı final  maçları ile  “en”ler  ve ilginçlikler-11
Dünya Kupası 2014 Yarı Final
Tarih : 09.07.2014 23:00
Hollanda 2-Arjantin 4
Stadyum : (Sao Paulo)Arena de Sao Paulo    
Hakemler : Cüneyt Çakır  Bahattin Duran    Tarık Ongun
Maç başladığı gigi 0-0 bitti, uzadı, uzayan da uzadı ve 120 dakika 0-0 biterek penaltılara gitti, ardından Hollanda gitti.
Arjantin defansıyla finale kaldı, Messi ile değil..
Hollanda’dan Vlaar attı Romero kurtardı Arjantin 0- Hollanda 0
Arjantin’den Messi attı  ve Arjantin 1- Hollanda 0
Hollanda’dan Roben attı  Arjantin 1- Hollanda 1
Arjantin’den Garay attı Arjantin 2- Hollanda 1
Hollanda’dan  Wesley Sneijder attı Romero kurtardı Arjantin 2- Hollanda 1
Arjantin’den Agüero attı Arjantin 3- Hollanda 1
Hollanda’dan Kuyt attı Arjantin 3- Hollanda 2
Arjantin’den Maxi Rodriguez attı Arjantin 4- Hollanda 2
Ve Arjantin 13 Temmuz 2014 Almanya’nın fialdeki rakibi oldu.
Bu iki takım 29/06/1986(3-2 Arjantin) ve 08/07/1990( 1-0 Almanya)’da Dünya Kupası’nda iki kez karşı karşıya gelmiş ve birinde Arjantin, birinde Almanya kazanmıştı. Acaba 3. Final olan 13 Temmuz 2014’u kim kazanacak?
Aslında 120 dakika Hollanda üstündü. Sol kanat kullanıldı ve iyi kukkanamadı, özellikle Kuyt bu kanatta iyi toplar kesemedi, yavaş ve etkisizdi.
Kalecileri Cillessen yanlıştı. İki önemli hatası maçı penaltılara bile götürmezdi. Biliyoruz ki Hollanda-Kosta Rika maçında ilginç bir süreç yaşanmıştı; Jasper Cillessen K.Rika’nın 113 ve 118. Dakikalarda %100 gol olasılığı şutunu çıkarmasına karşın, oyundan alınmış ve yerine giren Tim Krul 2 penaltı kurtararak Hollanda’yı yâri finale taşımıştı. İşte, Hollanda’da ikinci yanlış çalıştırıcı Aloysius Paulus Maria (Louis) Van Gaal idi, çünkü bence Tim krul’u, Jasper Cillessen’in yerine 11’de çıkarmalıydı.
Sneijder’in iyi oyununu ileride Van Persie yavaşlattı. Sneijder’e çok sert oynadı ve Cüneyt Arkın, pardon Çakır buna göz yumdu.
İstenen oldu; Latin ülkesinde Avrupa ülkelerinin finali değil, Latin ve Avrupa finali oynanacak.
Şunu söyliyeyim; Almanya-Arjantin finalinde  benim favorim Arjantindir, çünkü turnuva boyunca etkin olamayan Messi bu maçta bir patlama yapacak ve ilk  Dünya Kupasına sahip olacaktır. Yani; Almanya’nın bir Messisi yok.
Aslında, Brezilya’nın acı bir şekilde elenmesinden sonra, Arjantin’in  finale kalması çok anlamlıdır ve çok büyük başarıdır. Seyircisi ile bütünleşerek şampiyon olma olasılıkları çok yüksek.
Hollanda: Jasper Cillessen, Stefan de Vrij, Ron Vlaar, Bruno Martins Indi (Dk. 46 Daryl Janmaat), Dirk Kuyt, Nigel de Jong (Dk. 62 Jordy Clasie), Georginio Wijnaldum, Daley Blind, Wesley Sneijder, Arjen Robben, Robin van Persie (Dk. 96 Klaas Jan Huntelaar)
Arjantin: Sergio Romero, Pablo Zabaleta, Ezequiel Garay, Martin Demichelis, Marcos Rojo, Lucas Biglia, Javier Mascherano, Enzo Perez (Dk. 81 Rodrigo Palacio), Ezequiel Lavezzi (Dk. 100 Maxi Rodriguez), Lionel Messi, Gonzalo Higuain (Dk. 82 Sergio Agüero)
12 Temmuz 2014 günkü; Hollanda-Brezilya üçüncülük ve 13 Temmuz 2014 günkü; Arjantin-Almanya  şampiyonluk maçlarını İtalya’dan döndükten sonra yazacağım.
Benim kanaatime göre Arjanti şampiyon ve Hollanda  üçüncü olur. Bilmem, Brezilya onurunu kurtarmak için maça çok asılabilir de..
2014 FIFA Dünya Kupası yarı finalinde eşleşen Hollanda ile Arjantin, tarihlerinde 10. kez karşı karşıya gelecek. İki ülkenin önceki karşılaşmalarında Hollanda'nın 4 galibiyetine karşı Arjantin 2 galibiyet elde etti. 3 mücadele de beraberlikle sonuçlandı.
Dünya Kupası arenasında ise 5. Kez karşı karşıya gelecekler. İki takımın Dünya Kupası'nda oynadığı 4 maçın 2'sini Hollanda kazanırken, 1 maç berabere bitti, 1978 finalinde ise rakibini yenen Arjantin kupaya uzandı.

Turnuvada ilk olarak Almanya'da gerçekleşen 1974 FIFA Dünya Kupası ikinci turunda kozlarını paylaşan iki takımın mücadelesinden galip ayrılan taraf, 4-0'lık skorla Hollanda oldu.
Arjantin ve Hollanda’nın ikinci karşılaşmaları, bir Dünya Kupası finaliydi. Rakibini Dünya Kupası'nda sadece bir kez mağlup edebilen Arjantin, bu galibiyeti evsahipliği yaptığı 1978 FIFA Dünya Kupası'nın finalinde elde etti. "Tangocular", Hollanda'yı uzatmalar sonucunda 3-1 yenerek kupaya uzanmayı başardı.
(Bu maçı, seyrederken siyası farklılıkla seyredildiğini anımsadım. Öyle ki; sağcılar, dahası faşist Arjantin cuntasını destekleyen ülkücülerle, demokratik Hollandayı destekleyen solcular arasında küçük de olsa gerilimler yaşanmadı değil. Ki, maçı seyrettiğim Arhavi Lokalinde, lokali işleten mehrum Sami Mısırlıoğlu ve Eniştem Zeki Toraman ve ağabeyi Hasan Toraman bu gerilimi engellemişlerdi.
Fransa 1998 çeyrek finalinde Hollanda rakibini 2-1'lik skorla elerken, Almanya 2006'daki grup karşılaşması 0-0 berabere sonuçlandı.
İki takım, Dünya Kupası dışında 4 kez de özel maçlarda karşılaştı. Bu maçlarda Arjantin galip gelemezken, Hollanda 2 galibiyet aldı, 2 karşılaşma da berabere bitti. Hollanda ile Arjantin arasındaki son randevu, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları'nda gerçekleşti. Olimpiyatta altın madalyaya uzanan Arjantin, çeyrek finalde eşleştiği Hollanda'yı uzatmalarda 2-1'lik skorla mağlup etmişti.
Dünya Kupası'nın en fazla karşılaşmaya çıkan takımlarından biri olan Arjantin, Hollanda önünde turnuvadaki 76. maçını oynayacak.
Arjantin geride kalan 75 karşılaşmanın 42'sinden galibiyet çıkardı, 13 beraberlik ve 20 mağlubiyet aldı. İki şampiyonluğu bulunan ve 16. kez Dünya Kupası sahnesinde yer alan "Tangocular", 1978 ve 1986 yıllarında zafere ulaştı.
Turnuvada 10. defa boy gösteren Hollanda, kupada 49. maçına çıkacak. Hollanda şimdiye kadar oynadığı 48 maçta 26 galibiyet elde etti, 11'er kez de beraberlik ve mağlubiyetle sahadan ayrıldı. 1974, 1978 ve 2010'da olmak üzere kupada üç kez finalde kaybeden "Portakallar", Brezilya'da bu defa mutlu sona ulaşmanın hesaplarını yapıyor.
Dünya Kupası'nın en başarılı takımlarından Arjantin, 24 yıldır süren yarı final özlemine Brezilya 2014'te son verdi.
Arjantin, son olarak İtalya 1990'da final oynadıktan sonra katıldığı 5 turnuvada da çeyrek finalden öteye gidemedi. "Tangocular" turnuvaya ABD 1994'te ikinci turda, Güney Kore-Japonya 2002'de grup aşamasında, Fransa 1998, Almanya 2006 ve Güney Afrika 2010'da çeyrek finalde veda etti.
Hollanda ise 1974 ve 1978'in ardından üst üste final oynama başarısını bir kez daha tekrarlamanın peşinde. Güney Afrika'daki 2010 FIFA Dünya Kupası finalinde İspanya'ya kaybeden Hollanda, 2014'te de finale kalarak tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nı kazanmaya çalışacak.
Arjantin, 1990'dan sonra ilk kez Dünya Kupası'nda yarı final oynayacak. Tangocular, o turnuvada Batı Almanya ile final oynamış ancak mücadeleyi kaybederek gümüş madalyaya razı olmuştu- Arjantin, Dünya Kupası'nda bugüne dek oynadığı üç yarı final maçında da final biletini kapmayı başardı- İki takım daha önce Dünya Kupası'nda 4 kez karşı karşıya gelirken, bu maçların 2'sini Hollanda, 1'ini Arjantin kazandı, 1 mücadele ise beraberlikle sona erdi- Arjantin, Hollanda ile bugüne dek oynadığı 8 maçtaki tek galibiyetini 1978 Dünya Kupası finalinde almıştı- Arjantin, oynadığı son 16 Dünya Kupası maçında sadece tek yenilgi aldı- Hollanda, Dünya Kupası'nda bugüne dek Güney Amerika takımlarıyla oynadığı 12 maçta 2 yenilgi aldı- Hollanda'nın 2014 Dünya Kupası'nda şu ana kadar bulduğu 12 golün 10'u maçların ikinci yarısında geldi- Hollanda, Kosta Rika maçında 692 pas yaparak 1966 Dünya Kupası'ndan bu yana yapılan en yüksek pas sayısını elde etti.
Türkiye’nin 2002 Dünya kupası ön elemeleri:
Eylül 2, 2000; Türkiye     2 - 0 Moldova Ali Sami Yen Stadi, Istanbul
Hakem: Gunther Benko (AUT)
Ekim 7 2000; İsveç         1 - 1 Türkiye   Nya Ullevi, Gothenburg
Hakem: Hellmut Krug (DEU)
Ekim 11 2000; Azerbaycan    0 - 1 Türkiye   Tofiq Behramov, Bakü
Hakem: Alan Snoddy (Eng)
Mart 24, 2001; Türkiye   1 - 1 Slovakya        Ali Sami Yen, Istanbul
Hakem: Ryszard Wojcik (POL)
Mart 28, 2001; Makedonya    1 - 2 Türkiye   Gratzki, Skopje
Hakem: Claude Colombo (FRA)
Haziran 2, 2001;Türkiye 3 - 0 Azerbaycan    Inonu Stadi, Istanbul
Hakem: Juan Ansuategui Roca (ESP)
Haziran 6 2001; Türkiye 3 - 3 Makedonya    Ataturk Stadi, Bursa
Hakem: Pasquale Rodomonti (ITA)
Eylül 1, 2001; Slovakya 0 - 1 Türkiye   Slovan, Bratislava
Hakem: Vitor Manuel Melo Pereira (POR)
Eylül 5 2001; Türkiye      1 - 2 İsveç      Ali Sami Yen, Istanbul
Hakem: Stefano Braschi (ITA)
Ekim 6 2001; Moldova    0 - 3 Türkiye   Republican, Chişinău
Hakem: Frank De Bleeckere (BEL)
Türkiye 4.Grupda ikinci olarak Play OFF oynama şansı yakaladı.
Milli Takım, Ali Sami Yen'de destan yazarak, 47 yıl sonra Dünya Kupası'na katılma hakkını elde etti.
Avusturya - Türkiye: 0-1
Tarih: 10 Kasım 2001
Stat: Ernst Happel Stadı, Viyana
Hakemler: Manuel Mejuto Gonzales (**), Oscar Martinez Samaniego (**), Carlos Martin Nieto (**) (İspanya Federasyonu)
Avusturya: Wohlfart (**), Flögel (**), Vukoviç (**), Winklhofer (**), Baur (***), Schopp (**) (Dk.53 Lexa) (*), Strafner (**), Hirden (**) (Dk.72 Kitzbhler) (*), Wallner (**) (Dk.63 Weissenberger), Herzog (***), Haas (***)
Türkiye: Rüştü Reçber (Fb) (****), Fehmi Alpay Özalan (Aston Villa) (***), Emre Aşık (Gs) (***), Ümit Özat (Fb) (***), Okan Buruk (Internazionale) (****) (Dk.89 Tayfur Havutçu (Bjk)), Ümit Davala (Ac Milan) (***), Abdullah Ercan (Fb) (***), Tugay Kerimoğlu (Blackburn Rovers) (****), Yıldıray Baştürk (Bayer Leverkusen) (***) (Dk.70 Fatih Akyel (Real Mallorca)) (**), Ergün Penbe (Gs) (**) (Dk.62 Arif Erdem (Gs)) (**), Hakan Şükür (Internazionale, Kaptan) (**)
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Yedekler: Metin Aktaş (Ts), Sergen Yalçın (Gs), İlhan Mansız (Bjk), Hakan Ünsal (Gs)
Goller: (Dk.60) Okan Buruk (Sol Ayak, Pas Tugay Kerimoğlu)
Sarı Kartlar: (Dk.33) Hakan Şükür, (Dk.34) Tugay Kerimoğlu, (Dk.48) Emre Aşık, (Dk.62) Okan Buruk (Türkiye) ; (Dk.5) Vukoviç, (Dk.27) Schop, (Dk.50) Herzog (Avusturya)

Türkiye - Avusturya: 5-0
Tarih: 14 Kasım 2001
Stat: Ali Sami Yen Stadı, İstanbul
Hakemler: Pierluigi Collina (****), Claudio Puglisi (***), Giovanni Stevanato (***) (İtalya Federasyonu)
Türkiye: Rüştü Reçber (Fb) (****), Ümit Davala (Ac Milan) (***), Emre Aşık (Gs) (***), Ümit Özat (Fb) (****), Fehmi Alpay Özalan (Aston Villa) (***), Okan Buruk (Internazionale) (***) (Dk.62 Sergen Yalçın (Gs)) (***), Tugay Kerimoğlu (Blackburn Rovers) (****), Yıldıray Baştürk (Bayer Leverkusen) (***) (Dk.42 Arif Erdem (Gs)) (***), Abdullah Ercan (Fb) (***), Hasan Gökhan Şaş (Gs) (***) (Dk.86 İlhan Mansız) (Bjk) (***), Hakan Şükür (Internazionale, Kaptan) (****)
Yedekler: Metin Aktaş (Ts), Nihat Kahveci (Bjk), Hakan Ünsal (Gs), Tayfur Havutçu (Bjk)
Avusturya: Wohlfahrt (*), Prilasnig (*) (Dk.46 Kitzbichler) (*), Vukovic (*), Winklhoofer (*), Flögel (*), Lexa (*) (Dk.53 Schopp) (*), Strafner (*), Hiden (*), Vastic (*) (Dk.73 Weisenberger) (*), Herzog (*), Haas (*)
Goller: (Dk.21) Yıldıray Baştürk (Sağ Ayak), (Dk.30) Hakan Şükür (Sağ Ayak, Pas Yıldıray Baştürk), (Dk.45) Okan Buruk (Kafa, Pas Hakan Şükür), (Dk.69) Arif Erdem (Sol Ayak, Pas Hakan Şükür), (Dk.84) Arif Erdem) (Sağ Ayak, Pas Sergen Yalçın)
http://blog.milliyet.com.tr/brezilya-2014-yari-finaline-kolombiya-yi-yakistirmayanlar--yakismadi-9/Blog/?BlogNo=466788
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

TEL: 0312 431 96 88