28 Ekim 2014 Salı

29 EKİM 1923 VE ŞEHİTLERİMİZDEN USANAN KİM?

29 EKİM 1923’TEN 29 EKİM 2014’E VE 

ŞEHİTLERİMİZDEN USANANLAR
29 Ekim 2014

Türkiye’m nereden nereye geldi? 29 Ekim’den 1923’ten 29 E-kim 2014’e..
Dahası; 20.yüzyılın en görkemli savaşı olan “Kurtuluş Savaşı”ndan, “Kurtulma Savaşı”na..
Zaman; dinden ve de ‘karaladıkları Atatürk’ten geçinenlerden kurtulma zamanıdır, 21. Yüzyılın 2014 zamanı..

Soruyorsun kirli sakala ve kirli beyine: “ İslam Cumhuriyet’ini kurmak adına Atatürk’ün dinsiz olduğunu kanıtlamaya çalışmanla, ‘İngilizler’in, Atatürk’ün Anadolu insanıyla 29 Ekim 1923’te kurduğu Cumhuriyeti din ve Kürt düşmanı olduğunu kanıtlamaya çalışması arasında ne fark var?” Ben yanıt vereyim: Hiçbir fark yok, çünkü sen savunduklarınla, 29 Ekim 1923’ten önce ve sonra hep İngilizlerle ortak çalıştın. Dahası, hala Emperyalistlerin ‘otağında iki büklüm’ beklemedesin.
Kesintisiz haklıyım, çünkü; İngiliz mandasını savunan, Damat Ferit Paşa ve Sait Molla(İngiliz ajanı) gibi üyeleri bünyesinde bulunduran İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin (İngiliz Dostları Derneği) üyesi ve Teâlî-i İslâm Cemiyeti’nin(İslamiyet’i Yükseltme Cemiyeti) başkanı olan İskilipli Mehmed Âtıf Hoca’yı (1875 -1926) kahraman olarak görüyorsun. Üyesi olduğu cemiyetlerin Yunan uçaklarına, havadan Anadolu'ya attırdığı Milli Mücadele karşıtı beyannamelerin(fetva) sahibi bu kişi değil mi? Ve bunun için yargılanmadı mı? Yine; cemiyet üyeleri tarafından imzalanarak Anadolu’ya dağıtılan ve istiklal savaşını yürüten Kuvayı Milliyeciler için çok ağır ifade ve ithamlarla dolu bu bildiri yayınlandığında da Atıf hocan cemiyet başkanı değil miydi(Kaynak Sinan Meydan)?
İskilipli Mehmed Âtıf Hoca’y, Sait Molla ve benzer din adamlarını savun, fakat;
Ulusal Kurtuluş Savaşına önemli katkıları olmuş din adamları olan; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ı(1878ö-1942), Müftü Ahmet Hulusi Efendiyi(1861-1931) ve  Afrika'da sömürgeci İngiliz, Fransız ve İtalyan güçlerine karşı direnen, Anadolu'da halkın Ulusal Kurtuluş Savaşına katılması için vaazlar veren Orta Afrika ve Libya Kurtuluş Savaşı önderi din adamı Ahmed Şerif Senusi(Ahmed eş-Şerif es-Senusi, 1873-1933)’yi hiç aklına getirme.
Atatürk dinsiz ha!!..
Atatürk değil mi?; Suudi Arabistan’daki Vahhabi geleneğine göre Mezarlar Allaha eş koşmak(şirk ) sayıldığı için, Peygamberin mezarın yıkmaya çalışan Suudileri tehdit eden:
Evet; Vahhabiliğe göre, sevap umarak Peygamberin kabrini ziyaret bile şirke(Allah'a ortak koşmak)  neden sayıldığı için mezar ziyaretleri, türbe yapımı kesin olarak yasaklanmıştır. 1926 yılında, Vahhabilerden olan Suudi Kralı’nın, bütün din büyüklerimizin mezarlarını ortadan kaldırıp, üzerlerine yeni binalar yaptıkları duyumunu alır Atatürk. İnancı gereği Atatürk, Suudi Kralı’nı durdurmak için; “Sakın Hz. Peygamberimizin mezarına dokunmayın! Eğer dokunacak olursanız, ordumu hemen aşağı gönderir, bunun hesabını sizden çok acı şekilde sorarım!..” anlamına gelen, sert bir telgraf çeker ve sevgili Peygamberimizin mezarını kurtarır…
Düşündürücü olan; Atatürk düşmanları, bu çok önemli telgrafı yıllarca halktan saklamaları. Telgraf, 12 Eylül 1981’de, “Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı” nedeniyle belge arayan, Münir bey adlı araştırmacı tarafından bulunmuş. 12 Eylül Darbesi'nden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı ola İlker Türkmen, bu belgenin açıklanmasını istemiyor ve telgraf yine bilinmezliğe gömülüyor. Bunu haber alan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, CHP Milletvekili iken, bu belgeyi Dışişleri Bakanı Ali Babacan’dan ısrarla istemesine karşın, Babacan arşive girme izni vermiyor, belgeye bir türlü ulaşılamıyor… Prof. Öztürk, sebep olarak şöyle diyor: “Atatürk’ü din ve İslam düşmanı göstermek, bazılarının işine geliyor. Dincilerle, İslam’ı reddedenler ve Suudiler ’den beklentisi olanlar, işte bu noktada birleşiveriyorlar! Belgeyi saklamalarının yegâne sebebi de, işte budur” diyor
Atatürk değil mi?;  7 yaşında iken annesi Zübeyde Hanım’ın isteği ile Kuran-ı Kerim’i hatmeden?
Atatürk değil mi?;  Çanakkale Savaşı yıllarında yakın dostlarına, arkadaşlarına yazdığı mektuplarda Allah’a olan inancını dile getiren ve “Allah’ın inayeti sayesinde” bu savaşı kazanacaklarını belirten.
Atatürk değil mi?;  Kurtuluş Savaşı sırasında tuttuğu özel notları arasında zaman zaman “Hafızı çağırıp Kuran okuttuğunu” yazan. Yine özel notları arasında “Tanrı Birdir Ve Büyüktür” notuna  yer veren?
Atatürk değil mi?;  Köy ilkokullarında din derslerinde “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” adlı kitap okutturan. Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılan yüzlerce camiyi onattırıp yeniden yaptırtan. Öyle ki; Eskişehir Mihalıççık camisini cebinden 5000 lira verip yeniden yaptırmış.
Atatürk değil mi?; 1937 yılında Filistin’e yönelik bir Siyonist- Haçlı Hıristiyan saldırısı olacağını haber alır almaz “Filistin’e el sürülmez” diye bir bildiri yayınlayarak Müslüman Filistinlilerin yanında olduğunu herkese gösterten.
Atatürk değil mi?;  Tarih çalışmaları sırasında Hz. Muhammet’i eleştirmeye kalkanlara, “Benim senin adın silinir ama o ölümsüzdür” diye söz eden.
Atatürk değil mi?;  "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yalnız bütün sadeliği ile dindar olmalıdır. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Akla ve mantığa karşıt, ilerlemeye aykırı hiçbir şey içermiyor", "İslam dini akla ve mantığa tamamen uygun bir dindir." diyen.
Atatürk değil mi?;  Din özgürlüğüne vurgu yaptığı el yazılı metin: "Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Türkiye'de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez.” Diyen.
Atatürk değil mi?;  Hafız Yaşar Okur’a, 1932 yılında Çanakkale şehitleri için  Kur'an okutan(Hatim)..
Atatürk değil mi?; 1932 yılında Sultanahmet Camii'nde, Hafız Yaşar Okur, Hafız Burhan, Beşiktaşlı Hafız Rıza, Muallim Hafız Buri ve  Beylerbeyli Hafız Fahri’ye  büyük bir Mevlit okutan.
Atatürk değil mi?;  Kadınların kılık kıyafeti konusunda da hiçbir devrim kanunu çıkarmayan, yani başörtüsünü yasak etmeyen.
Atatürk değil mi?; şapka takmayanlar için cezayı yaptırım getirmeyen ve vatan hainliğinden ya da devrimlere karşı halkı kışkırtmanın dışında din adamlarını idam etmeyen(İstiklal Mahkemeleri dini gerekçelerle tek bir din adamını bile idama mahkûm etmemiştir).
Fakat sen;
Hiçbiri İslam’ın özüne aykırı olmayan; din dilini Türkçeleştirmesi, ezanı Türkçe okutması, halifeliği kaldırması, laiklik ilkesi getirmesi, Arap harflerini kaldırması, tekke ve zaviyeleri kapatması ve kılık kıyafet devrimleri yüzünden Atatürk’ü dinsizlikle suçluyorsun.
Yetmedi; “Atatürk’ün 1923 yılında Balıkesir Camii’nde minbere çıkıp hutbe okuduğunu ‘Allah birdir, Şanı büyüktür. Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir, Anayasa Kur’an’dır salavatını getirdi” diyor, ardından “fakat daha sonra Kur’an’ı Anayasa yapmamıştır. Demek ki o konuşmada samimi değildir” şeklinde bir suçlama getirerek, “Atatürk dinsizdir” suçlamanla çelişkiye düşüyorsun. Çünkü; dindar olabilir, ama samimi değildir  anlamında bir itirafta bulunuyorsun.. Bu mantık, düz mantık değil, düpedüz ‘dümdüz mantık’, çünkü Atatürk  Kur’an’ı, Anayasa olarak sunarak, şeriatın aracı haline getirmemeyi ilke edinmiş bir liderdi. Atatürk; Imam-ı Azam Ebu Hanife  “Şeriat’a gerek yok diyen kafir olur” derken, Şeriat’ı kaldırmıştır. İmam Gazzali  “Hilafet farzdır” derken Hilafeti kaldırmıştır.
Ama sen hala; “ Ezan’dan ‘Allah’ ismini çıkaran, Nutuk’ta, ‘Müslümanlığı bir yana bırakalım’ diyen, ‘Oku’ ayetine haşa ‘safsata’ diyen, ayet okunduğunu sandığı halde bir söze ‘hezeyan’ diyen birisinin neye hizmet ettiği ortada. Atatürk olayı bu ülkede bitmiştir.. TC nin çok fazla ömrü kaldığını düşünmüyorum.” diyerek, Atatürk’ü ve onun Anadolu insanıyla kurduğu Laik Demokratik 29 Ekim 1923 Cumhuriyeti’ni karalamakta ve aşağılamaktasın.

Ve, 29 Ekim 2014’te de aşağıdakileri alkışlamaktasın:

29 Ekim 1923 Cumhuriyet geleneklerini yok etmek adına, Cumhurbaşkanı Köşküne kilit vurarak, Atatürk’ün Ankara halkına armağan ettiği “Atatürk Orman Çiftliği”’ne inşa ettikleri kompleksleri olan  “Ak Saray”ları yanına yeni köşk konuşlandıranları ve de Otoban geçirenleri,
17-25 Aralık 2013 Rüşvet ve Yolsuzluktan yargılanan, eski  AKP'li bakanlar Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış ve Muammer Güler için takipsizlik kararı verdirenleri,
Rıza Sarraf ile eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında, "usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı" gerekçesiyle, bu suçlardan kovuşturmaya gerek görmemesi için karar verditenleri,
25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında da 96 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verditenleri,
17-25 Aralık 2013 Rüşvet ve Yolsuzluktan yargılanan sanıkları(başta Rezzap), affederek tanık yapanları,
Dahası; Türkiye'nin en büyük yolsuzluk soruşturması hukuk tarihinde daha önce görülmemiş bir hızla kısa sürede kapatıranları,
AKP Üsküdar Belediyesi, çevresinde 26 Cami bulunan “Validebağ Korusu”’nu yok ederek Cami inşa edenleri,
“Türkiye’nin Erdoğan gibi, her şeyi bilen, ekonomi profesörlerine ekonomi dersi veren, mimarlara mimarlık öğreten, yedek subaylığını kantin görevlisi olarak yaptığı halde, generallere bile hükmeden, taktik veren bir lideri var.” diyen ve hınzırca “Şanslı bir ülke değil mi? Türkiye’den başka hangi ülkenin böyle bir lideri var?” sorusu soran  batı medyasına T.C Cumhurbaşkanıyla alay ettirenleri,
Yeni doğan bebeklerin kulağına ezanla isimlerinin fısıldanması ile yeni evli çiftlerin imam nikahı ve resmi nikah törenlerinin camide yapılması için Diyanet İşleri Başkanlığı'na proje sunacaklarını söyleyen AKP Kadın Kolları İzmir İl Başkanı Özen Kızılırmak ve benzerlerini,
İstanbul Esenler'de bulunan Akşemsettin İmam Hatip Lisesi'nde karma eğitim kaldırılarak, erkek ve kız öğrencilerin ayrı saatlerde eğitim gördüğü uygulamaya geçirenleri,
Almanya'nın Köln kentinde sokaklarda LIES adına  ücretsiz Kuran dağıtan ve Almanların "Önce Kuran Dağıtıyorlar, Sonra da Allah adına Kafa Kesmeye Gidiyorlar" dediği radikal Selefiler'le birlikte fotoğraf çektiren, eski Spor Bakanı, AKP’li Suat Kılıç'ları alkışlıyorsun.
Ve; Niğde’de bir polisimizi, 1 askerimizi ve vadandaşımızı şehit eden, ardından “Onları öldürerek sevaba girdim”  diyen meczup IŞİD militanı Chembrin Ramadanı ve 2 arkadaşını; Musul Başkonsolosluğu’nda 11 Haziran 2014 günü kaçırılan ve 101 gün tutulduktan sonra serbest bırakılan 46’sı Türk 49 rehinenin karşılığında IŞİD ile yapılan konsolosluk pazarlıkta serbest bırakanları,
“Öcalan ile diyalog kuran namussuz ve şarefsizdir..PKK gibi kanlı terör örgütünü önemsemiyen ABD ve Batı dünyası bir anda IŞİD terör örgütü için dayanışma içine girdiler” demesine karşın, PKK ile masaya oturanı,
Ve de; Hakkâri Yüksekova’nın en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’nde sivil kıyafetli askerlere arkadan ateş açıldı. Silahlı saldırıya uğrayan Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle (Konya) ve jandarma erler Yunus Yılmaz (Bingöl) ile Ramazan Köse (Artvin/Borçka) şehit oldu. Hain pusunun ardından Genelkurmay Başkanlığı  sldırının 'Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından' gerçekleştiğini açıkladı..İçişleri Bakanı Efkan Ala, adeta terör örgütünü saklarcasına, saldırıyı yapanını 'yüzü maskeli 2 kişi' tarafından yapıldığını söyledi. Ardından, Başbakan “ 3 Şehidimiz için açılımı askıya alamayız” açıklaması yaptı.  %45’in Cumhurbaşkanı ise, Genelkurmaya başsağlığ telgrafı çekmekle yetindi ve sonrasında Başbakan benzeri bir açıklama yaptı.
İşte sen bunlar alkışlıyorsun.

Yapma yanlış yoldasın, yapma yangınlardasın ve en fazla zararı sen göreceksin.
Bu bir Nakşi ve Fetullah savaşıdır..
 Dün karanlığın Gülen yüzleri diye her ikisini de eleştirmedik mi? Ne diye bugün birini yeniyor, diğerini yeğliyoruz..
Tüm bunlara neden sensin, doğru yerde durmadığın için.
Bak Tunus’ta neler oluyor..Doğrusu onun kadar olamadın:
Tunus’taki operasyonlar sonucu ülke genelinde çok sayıda cami, radyo ve televizyon üzerinden yayın yapan dinci kuruluşlar kapatıldı..2011’de iktidara gelen dinci “ Ennahda Partisi’, kötü ekeonomi yönetimi ve sertleşen dinci söylemi nedeniyle seçimi kaybetti..Laik ve demokratik rejim yanlısı ‘Nida Tunus (Tunus'un Sesi)’  zafer türü attı”
Sen ise hala dinden ve senden giçinenlerin etrafında tur atıyorsun..
Nerede Türkiye’nin sesi !!??
Süleyman Demirel üzerinden arayalım o sesi:
‘679’  numaralı, yani; ‘6 kere giden, 7 kere gelen, 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, İsparta’da kendi adına; Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi' açtı. Açılışda konuşan Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, siyasilere, "Demokrasi seyisinde eksik kalan hizmetler tamamlanır, yenileri yapılır. Bütün bu hizmetler yapılırken dikkat ettiğimiz şey demokrasi ve Türkiye'nin birliği ve beraberliğinin zedelenmemesidir" tavsiyesinde bulundu.
Ah Demirel ah!! Elimizde seçim kürsülerinde nutuklar atmasaydık, abdestsiz namazlar kılmasaydık..Dahası; din bezirganlığı yapmayıp da "Demokrasi ve Kalkınma Müzeleri" için düzlem oluştursaydık ve de açılıştaki “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve şükran borçluyuz. Bu ebedidir ve her gün söylesek de yine de fazla bir şey yapmış olmayız” sözlerinizi her seçimde söyleseydiniz asla böyle karanlıklara yakalanmazdık..Onları beslememeliydik..Bu karanlığı dağıtacak olan " Demokrasi ve Kalkınma Müzelerini" çok önceleri kurmalıydık..Suçluyuz baba, suçlusun, hem de başsuçlu..
Önerim ve umudumdur; Atatürk Orman Çiftliğine konuşlandırılan “Ak Saray”ın, "Demokrasi ve Kalkınma Müzelesine" dönüştürülmesi..
Ve de dönüştüreceğiz. Bu ulustur, en zor dönemde Mustafa Kemal İle “Kurtuluş Savaşı” veren ve dünyada ilk kez emperyal güçlere tokat atarak “29 Ekim 1923 Cumhuriyeti”ini kuran..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com 
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM. 0506 609 00 32

26 Ekim 2014 Pazar

PRANDELLİ'NİN 4. YILDIZI TAKMAK İÇİN GELMESİ VE GALATASARAY'IN ENLERİ-8


GALATASARAY’DA 4 BAĞIMLILIĞI

VE GALATASARAY ENLERİ-8          

 26.10.2014

Bağımlılığın nedeni; Prandelli’nin 4. Yıldızı takmayı tercih ettiği noktada, Dormund ile İBFK’dan yenen 4’er gol…

Ve maç başlar başlamaz, fırtınayı arkasına alan Gettospor, yani İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü(İBFK) fırtınası da başladı. Dakika 20’yi gösteririken 2-0 öne geçti. Sahada coşku yok susukunluk var, çünkü Gettospor’un seyircisi yok, fakat Rcep’i var..

İkinci yarı aynı fırtına 2 gol daha atarak; GS’ya ikinci 4 vakası yaşattılar.

Sistem mi dediniz, yoksa sitem mi?

Ben sitem diyeceğim;

Koray Günter ve Hakan Balta ikilisi stoper işini yapamadılar, dahası ikisi de baltalaştı. Bunlar önliberosuz oynatılmalı idi, çünkü uzun zaman oynamayan yeteneklerin desteğe gereksinimi vardı.

Sahi, bu Selçuk denen topçu 2 yıldır GS’da  neden yok? Bunun yanıtını kim verecek? Olcan bu mu? T.Çamdal’ı alana andaval mı diyelim, yoksa oynatamayana mı? Bruma’yı, Eme Çolak’ı, Telles’i veYekta Kurtuluş’u kim kenarda bırakır ve hezimetin mimarı Veysel Sarı’yı oynatır? Prandelli oynatır.

Prandelli bu Veysel’den ne buluyor? Adam sağ tarafı resmen İBFK’ya açtı. Görmüyor mu, Veysel’in değil 80 metrede, 50 metrede bile oynayamadığını, geri dönemediğini. Ne ofansıf, ne de defansıf özelliği olmadığını göremedi. Göremedi Veysel’in  driplinginin, yani topu sürme yeteneğinin olmadığını ve çalım atamadığını. Bunlara 30 milyon Euro verildi ve bir şey vermeyecekleri ortaya çıktı.

Şimdi ne olacak?

Korkum, yeni yönetimin, yeni transferlere girişmesi… Yapmalartı gereken şey, Bruma, Sneijder’i,Telles’i satmak, Prandelli’yi ikna ederek gönderip borçları artırmamak. Olanları değerlendirme yeteneği olan eski GS’li Hikmet Kahraman ve de eski Galatasaraylı Sergen Yalçın’a takımı teslim etmeleri doğru olur. Terim, Lucescu ve Denizli yinelemeleri takıma zarar verir.

Soruyorum “Abdurrahman Albayrak mı bu takımı toparlayacak?” Yoksa, Abdurrahman “Yenilin, hem de 4-0 ve Terim’i, pardon Lucescu’yu alacağım size” mi dedi? Kusura bakmayın, Albayrak Galatasaray’ı düzeltme noktasına taşısın, ağa babası, medyaya yaptığı gibi hemen “yerine otur!” der ve oturtur, çünkü onun bir hesabı var; uzun vadede 3 büyükleri bitirmek veya ele geçirmek.

Kimse Galatasaray’ın başarılı olmasını istemiyor. Gezin, tüm spor kanallarını hepsi Galatasaray’ın AKP Gettosuna 4-0 yenilmesinin sevinç krizini geçiriyor; GS’yi yerden yere vurarak. Sanki bir takım her sene şampiyon olacak diye bir kural var..Fakat kısmen de haklılar, 4 günde 4’er den 4x2’de yaşanmaz ki..

IŞİD kılıklı S.Ulueren denen şerefli resmen GS’da camia olarak hırsızlık yapıldı diyor..Gerçi şu Bülent Tulun’a kafam takılmıyor değil, ama o kadar da değil..  

Galatasaray’da, futbol oynanmıyor, oyun oynanıyor gibi oynanmaya çalışılyor. Galatasaray’da oynanan bu oyunları anlamıyorum, biri anlatsın bana. 8 ay sonra Duygun Yarsuvat, “düzeltmeler yapıp yönetimi bırakacağım” diyor. İyi de neden geldiniz? 8 ayda neyi düzeltebilirsiniz? İşin önemli ve düşündürücü yanı, bu yönetimin Ünal Aysal’ın desleklediği yönetim olduğu ve 8 ay sonra devralacığını söylenmesi. Güzel de, Yarsuvat’ın Aysal’a atıp tutması danışıklı döğüş mu? Bir ikincisi, A.Albayrak’ı yönetime nasıl alırlar? Aysal değil miydi, bir maç dönüşü Albayrak’ı uçağa almayan? Şimdi ne oldu da yönetime girdi? Dinden geçinirken, futboldan da geçinmeye başlayanlar, GS’yi ele geçirmek için Albayrak’a Truva atı işlevi mi yüklediler?

Süper Lig'in ilk 6 haftasında 1 galibiyet ve 5 beraberlik alan, çıktığı 6 maçta 6 gol atan ligin en az(2) gol yiyen takımı konumunda olan İstanbul Başakşehir ise, bu maçta GS’ya 4 gol atarak yenilmezlik serisini devam ettirdi.

İstanbul Başakşehir Futbol Kulubü; Ferhat Öztorun, Alparslan Erdem, Uğur Uçar, Yalçın Ayhan, Mehmet Batdal ve Ufuk Ceylan gibi Galataaray’da oynatılmayan eski GS’li topçularla yenmesi çok ama, çok düşündürücüdür. Düşündürücü, çünkü bunları beğenmeyip 50 milyon Euro verdikleri topçularla İB’ye yenilmişlerdi. Muslera bile kötü goller yedi. Yemin ediyorum Ufuk Ceylan o gollerin en az 2’sini kurtarırdı. Sadece Sneijder bir şeyler yapmaya çalıştı. Şu soru sizin de aklınıza gelebilir  “Sneijder parası ödendi, niçin bizim para ödenmedi, protestosu olmasın bu 4 günde yenen 4’er lik 8 gol?”

Abdullah Avcı, ulusal  takımda oynatmadığı Selçuk İnanlı GS’ya 4 attı ya, kesin bitmekte olan Türkiye Futbol Direktörü Terim’in yerine getirilir ve Galatasaray Divan Kurulu üyesi Terim de Galatasaray’ın başına getrilirse şaşırmayacağım. Bu, süreç içinde GS Başkanlığına da dönüşebilir. Fakat, ben Terim’in “AKP 2015 adayı olacak ve de  Hakan Şükür’ün yapamadığını yapacak, yani Spor Bakanı olacak” dersem, kesin bir yere not edin. Not edin, çünkü dedim.

Aysal döner mi? Bana göre dönme olasılığı var. Adamda tilki kurnazlığı değil de, insan zekiliği var. Bu, onda yaşadığı 3,5 yılda Türkiye koşullarında oynama  sezgisi kazandırmış olabilir. Belki de o oyun için kısmen geri çekildi. Bir insan madem bir daha gelmeyecek neden hala 2 projesinden söz eder ve bunu gerçekleştireceğini söyler. Olmadığınız yerde nasıl projelerinizi yaşama geçiririsiniz? Demek ki var, demek ki Yarsuvat’ın Aysal çıkışları bir zorunlu mizansen.  

Eğer dönmez de yerine Galatasaray Liseli olmadığı için takımdan uzaklaştırılan Faruk Süren getirilmez ise, GS’yi bir ikinci 14 yıl şampiyon olmama moduna sokabilir.

Stat: Başakşehir Fatih Terim

Hakemler: Tolga Özkalfa, Adil Sinem, Süleyman Özay

İstanbul Başakşehir: Volkan Babacan, Uğur Uçar, Sedat Ağçay, Yalçın Ayhan, Rajko Rotman, Ferhat Öztorun, Edin Visca, Francisco Lima da Silva (Doka) Madureira(Enver Cenk Şahin 80), Gençer Cansev, Marcio Mossoro(Alparslan Erdem 83), Semih Şentürk(Mehmet Batdal 88)            

Yedekler: Ufuk Ceylan, Can Arat, Mehmet Batdal, Murat Akın, Alparslan Erdem, Enver Cenk Şahin, Jeremy Perbet     

Teknik Direktör: Abdullah Mucib Avcı

Galatasaray: Fernando Muslera, Veysel Sarı(Umut Bulut 50), Hakan Balta, Koray Günter, Tarık Çamdal, Olcan Adın, Wesley Sneijder, Felipe Melo(Bruma 31), Blerim Dzemaili, Selçuk İnan, Burak Yılmaz.   

Yedekler: Sinan Bolat, Hamit Altıntop, Umut Bulut, Bruma, AlexTelles, Yekta Kurtuluş, Emre Çolak

Teknik Direktör: Cesare Prandelli

Goller: İB’den; Marcio Mossoro(16-69), Semih ŞentürK(20), (Marcio Mossoro) Doka(76)

Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda 25 Ekim 2014 günü yapılan Galatasaray Spor Kulübü Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısı sonucunda Duygun Yarsuvat, Galatasaray'ın 35. Başkanı oldu..3379 üyenin oy kullandığı seçim sonucunda Alp Yalman'ın 1566 oyuna karşı aldığı 1777 oyla Duygun Yarsuvat'ın Galatasaray'ın Yeni Başkanı olmaya hak kazandığı seçimin ardından, Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:

Yönetim kurulu üye listesi: “ Hamdi Yasaman-Dursun Aydın Özbek-Mehmet İpekdokuyan-Abdürrahim Albayrak-Mehmet Can Topsakal-Cem Kınay-İsmail Sarıkaya-Mete İkiz-Ahmet Tunç Akan-Ebru Köksal ”

Yedek üye listesi: “ Ceyda Gürcan-H.Murat Atay-H.Ural Aküzüm-Ali Yüce-S.Arda Üçer”

 

BVB Dormund hezimetinde “Dormund Budesliga’yı, Galatasaray da Spor Totot Süper Ligi bırakmış demiştim. Dediğimin ½’si çıktı, çünkü Galasaray Süper Lig’de de BVB gibi kötüye gitmeye başladı. BVB ise 18 takımlı Bundeslig’da çok daha kötü, 15’inci..BVB, Eski Fenerli topçu Tayfun Korkut’un çalıştırdığı ve eski GS’li Ceyhun Gülselam’ın(88’de kırmızı kart gördü) oynadığı Hannover 96’ya ‘kendi sahasında’ 1-0 yenildi.

Galatasaray ve İstanbul Başakşehirspor ilk kez karşılaşmıyorlar. Karşılaşmıyorlar, çünkü İstanbul Başakşehirspor eski İstanbul Büyüykşehir Belediyespor. Dinden geçinirken futboldan da geçinmeye başlayanlar profesyonel kulüplerin haklarını sıradan ilçelere, hatta gettolrına satarak profesynel takım sahibi yapmaktalar. Örneğin Şekerspor’u bazen Ankara Çamlıdere Şekerspor, bazende başka bir takım yapabilmektedirler. Bugün Golbaşıspor, Kızılcahamamspor, Osmanlıspor, sporun evrensel kuralı olan yarışma ve başarı süreci yaşamaksızın, Profesyonel liglere taşınabilmektedirler.,İşte İstanbul Başakşehirspor da bunlardan biridir. Başakşehir, AKP’nini bir gettosudur ve bugün böylesi futbol kulubu devşirmesiyle Spor Toto Süper Lig’de yer almaktadır.

Bu nedenle Galatasaray ve İstanbul Başakşehirspor ilk maçları için İstanbul Büyüykşehir Belediyespor’u esas almak zorundayız.

Bu duruma göre Galatasaray ve İstanbul Başakşehirspor ilk kez Türkiye Turkcell Süper Ligi 2007/2008  sezonunda karşılaşmış oluyorlar.

Biz genelde kendi yorumculara öfkeleniriz, fakat bazı batılı yorumcular zaman-zaman bizimkileri sollyabiliyor. Örneğin Dormun maçı sonrası, Alman ZDF kanalı spor spikeri, "Galatasaray, Türkiye'de Fenerbahçe'ye kurulan komplodan dolayı şampiyonlar liginde yer alıyor" terbiyesizliği yapabiliyor.

Tarih: 02.12.2007 15:30

Stadyum : Ali Sami Yen     

Hakemler : Hüseyin Göçek-Alpaslan Dedeş-Aleks Taşçıoğlu

Maçın sonucu: 2-2

Goller: GS’dan; Hakan Balta(72) Ümit Karan(90), İB’den; Marcus Vinicius(10) ve        Sertan Eser(40)

2007/2008  sezonunda Galatasaray şampiyon

İBBSK 12. olduğu bu sezon; 16Vestel Manisaspor-17  Çaykur Rizespor-18Kasımpaşa küme düştü.

Sıralama: 1Galatasaray-2Fenerbahçe-3Beşiktaş-4Sivasspor-5Kayserispor-6Trabzonspor-7        Denizlispor-8Ankaragücü-9Gaziantepspor-10Ankaraspor-11Gençlerbirliği Oftaş-12Büyükşehir Bld-13Bursaspor-14Konyaspor-15Gençlerbirliği-16Vestel Manisaspor-17        Çaykur Rizespor-18Kasımpaşa

Galatasaray: 54Orkun Uşak-4Rigobert Song-22Hakan Balta-33Uğur Uçar-76Servet Çetin-10Cassio Lincoln(Sabri Sarıoğlu 25'de)-11Hasan Şaş-14Mehmet Topal(Shabani Nonda 46)-66Arda Turan-9Hakan Şükür-61Serkan Çalık(Ümit Karan 78)

Yedekler: 55Sabri Sarıoğlu-20Shabani Nonda-99Ümit Karan

Teknik Direktör: Almanya Karl-Heinz Feldkamp

İstanbul Büyükşehir Bld(Yeni adıyla İstanbul  Başakşehirspor): 1Kenan Hasagic-17Ekrem Ekşioğlu-25Marcus Vinicius-33Kerim Zengin-55Volkan Koçaloğlu-6Efe İnanç-10İlyas Kahraman(Sergio Orteman 67)-20Erman Kılıç-74Ünal Alpuğan-11Sertan Eser(Rızvan Şahin 78)-19Adriano Nascimento (Gökhan Kaba 90)   

Yedekler: 53Rızvan Şahin-16Sergio Orteman-9Gökhan Kaba Teknik Direktör: Abdullah Avcı         

Galatasaray enleri:

164) Avrupa kupalarında en çok gol atan futbolcu

Hakan Şükür 34 gol

165) Avrupa'da EN çok forma giyen futbolcuya sahip takım

Bülent Korkmaz (101 maç) (Real Sociedad D)

166) Avrupa Kupaları'ndaki Goller

1. Gol : Metin Oktay - 27.8.1956 (Galatasaray-Dinamo Bükreş:1-3)

100. Gol : Uğur Köken - 1.10.1969 (Galatasaray-Watford:2-3)

200. Gol : Mirsad Seydiç - 20.10.1982 (Galatasaray-Avusturya Viyana:2-4)

300. Gol : Uğur Tütüneker - 4.11.1992 (Galatasaray-Eintract Frankurt:1-0)

500. Gol : Tugay Kerimoğlu - 5.11.1997 (Galatasaray-Sparta Prag:2-0)

167) 2000 yılı Dünya Futbol Klasmanı Birinciliği

1.Galatasaray 311.5

2.Real Madrid 301

3.Boca Juniors

 

168) Devlet üstün hizmet madalyası kazanan İLK takım

169) İlk ve tek: 4 kere üstüste şampiyonluk gören takım

(96-97,97-98,98-99,99-00)

170) İlk 3 kere üstüste şampiyonluk gören takım

(70-71,71-72,72-73 )

171) İlk 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım

(61-62,62-63 )

172) En çok 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım

3 kere (61-62,62-63 )(86-87,87-88 )(92-93,93-94)

173) Türkiye Ligi Gol Rekoru (105 Gol) (1962-63 )

174) Ligin en farklı deplasman galibiyeti

A.Gücü 0-8 Galatasaray (1992-93 )

Hacettepe 1-9 Beşiktaş (1959-60)

175) Ligde deplasmanda en uzun süre yenilmeyen takım (40 maç) (2.5 yıl - 3 sezon)

1997-98 19.hafta : Bursaspor 3-2 Galatasaray

1999-00 33.hafta : Altay 1-0 Galatasaray

176) Lig tarihinin nağmağlup İLK TAKIMI

(1985-86, 36 maç 0 mağlubiyet)

177) En büyük puan farkı: 1987/88 sezonunda Beşiktaş'ın 12 puan önünde şampiyon olan Galatasaray

178) 1 ve 2. Lig takımlarının tarihlerindeki en farklı yenilgilerini aldıkları takımlar (9 takım)

(Galatasaray 8-0 Ankaragücü)

(Galatasaray 8-1 Altay)

(Galatasaray 7-0 Erzurumspor)

(Galatasaray 6-0 Bursa)

(Galatasaray 6-0 Gençlerbirliği)

(Galatasaray 6-0 İstanbulspor)

(Galatasaray 6-0 Malatyaspor)

(Galatasaray 5-0 Fenerbahçe)

(Galatasaray 5-0 Yimpaş Yozgat)

Beşiktaş (6 takım)

179) En çok kupa kazanan Başkan: Faruk SÜREN 13 kupa

1 UEFA Kupası - 1 Süper Kupa

4 Türkiye Şampiyonluğu - 2 Türkiye Kupası

2 Cumhurbaşkanlığı Kupası

3 TSYD Kupası

180) Resmi Kupa finallerinin en farklı sonucu

Galatasaray 8-1 Altay Başbakanlık Kupası

181) Bir Resmi Kupa finalinde en çok gol atan futbolcu

Erdal KESER 5 gol (Galatasaray 8-1 Altay - Başbakanlık Kupası)

182) Lig tarihinde en çok şampiyonluk gören teknik adam

Fatih TERİM (4) (96-97,97-98,98-99,99-00)

183) Lig tarihinde 4 sene üstüste şampiyonluk gören teknik adam

Fatih TERİM (96-97,97-98,98-99,99-00)

184) Lig tarihinde şampiyonluk gören ilk Türk teknik adam

Gündüz KILIÇ (1961-62)

185) Lig tarihinde Türk Antrenörlerle en çok şampiyonluk yaşayan takım (6 şampiyonluk)

(Gündüz KILIÇ 2, Fatih TERİM 4)

186) Lig tarihinde en çok şampiyonluk yaşayan YABANCI TEKNİK DİREKTÖR

Brian BIRCH 3 şampiyonluk

187) Lig tarihinde 10 yılda 7 şampiyonluk gören tek takım

Galatasaray (92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)

188) En çok Lig-Kupa dublesi yapan takım (5 kez)

189) Tanju ÇOLAK (Altın, gümüş, bronz ayakkabı)

190) Hakan ŞÜKÜR (Gümüş, bronz ayakkabı)

191) Hakan ŞÜKÜR (FIFA - 1997 Dünyanın en iyi golcüsü)

192) Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncusu (HAGI)

193) Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi Türk oyuncusu (Metin OKTAY)

194) Galatasaray-Beşiktaş arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım

Galatasaray 7-3 Beşiktaş

195) Galatasaray-Fenerbahçe arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım

Galatasaray 4-3 Fenerbahçe

196) Ligde ilk yarıyı 3. bitirip şampiyon olan TEK takım (2 kez)

197) İlk Futbol Federasyonu başkanı (Yusuf Ziya ÖNİŞ - 1920)

198) 2 kez Dünya Karmasına çağrılan TEK Türk futbolcusu (Hakan ŞÜKÜR)

199) Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu kazanan TEK antrenör (Fatih TERİM 1993)

200) Bir İtalyan takımını, İtalya Kupası'nda Final oynatan TEK antrenör (Fatih TERİM - Fiorentina)

201) Futbola profesyonelliği getiren ilk TFF Başkanı (Ulvi Ziya YENAL)

202) Takımlara yabancı oyuncu hakkı tanıyan ilk TFF Başkanı (Ulvi Ziya YENAL)

203) Lig tarihinde en çok şampiyonluk gören futbolcu

Bülent KORKMAZ (87-88,92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)

204) En çok kupa kazanan futbolcu (Bülent Korkmaz - 28

1 UEFA CUP

1 SuperCUP

8 Türkiye Şampiyonluğu

5 Türkiye Kupası

5 Cumhurbaşkanlığı Kupası

6 TSYD Kupası

2 Başbakanlık Kupası

205) Lig tarihinin en çok gol atan takımı (2449 gol) (2001-02 sezonu sonu durum)

206) Lig tarihinin en çok galip gelen takımı (794 galibiyet) (2001-02 sezonu sonu durum)

207) Lig tarihinin en çok puan toplayan takımı (2306 puan) (2001-02 sezonu sonu durum)

208) Lig tarihinin en çabuk gol atan takımı

Vedat İNCEEFE (18.saniye) (Galatasaray 5-0 Göztepe) (2001-02)

209) Üstüste 3 lig maçında toplam atılan en çok gol (20 gol) (1996-97)

10.hafta Galatasaray 6-1 G.Antep

11.hafta Altay 1-8 Galatasaray

12.hafta Galatasaray 6-1 İstanbul

210) Bir lig sezonda en çok 5 ve üstü gol atarak kazanan takım (1962-63 - 9 maç)

211) Ligde en çok bir maçta 5 gol atan futbolcular - Galatasaray (4 kez)

Tanju ÇOLAK 2

Metin OKTAY 1

Mario JARDEL 1

Adanaspor (2 kez) (Bora ÖZTÜRK, Cenk İŞLER)

212) Lig tarihinde ilk kez 1000 kadar taraftar, İstanbul'dan Trabzon'a geldi

(25.04.1999) Trabzonspor 0-3 Galatasaray

213) Bir transfer döneminde ezeli rakiplerinden en çok futbolcu alan kulüp (1960-61)

(Fenerbahçe) Hilmi Atakol, Bülent Varol, Ruhi Karaduman, B.Metin, Mustafa Yürür, Niyazi Tamalan

(Beşiktaş) Süreyya Gürkey, Şükrü Gülesin, Ahmet Berman

214) Dünyada en çok tanınan Türk takımı

215) Dünyada ve Türkiye'de en çok taraftarı olan Türk Takımı (180 Milyon)

216) Türkiye’de en çok resmi kupa alan takım (57 kupa)

1 UEFA Kupası

1 Süper Kupa

1 Milenyum Kupası(Dünyada hiçbir takımda yok)

15 Türkiye Şampiyonluğu

13 Türkiye Kupası

10 Cumhurbaşkanlığı Kupası

12 TSYD Kupası

5 Başbakanlık Kupası

217) Türkiye'nin en büyük 4 kupasının hepsini 10 kereden fazla kazanan TEK takım

15 Türkiye Şampiyonluğu

13 Türkiye Kupası

10 Cumhurbaşkanlığı Kupası

12 TSYD Kupası

218) Türkiye’ye en çok gayri resmi kupa alan takım 

219) Türkiye’ye en çok Kupa kazanan takım 

220) Türkiye Kupası'nı en çok kazanan takım (13)

221) Türkiye Kupası'nda en çok final oynayan takım (19 final)

222) Türkiye Kupası'nı ilk kazanan takım (1962-63)

223) Türkiye Kupası'nı Üstüste 4 kez kazanan tek takım

(1962-63,1963-64,1964-65,1965-66)

224) Türkiye Kupasında 5 maçta 5 galibiyet alan en iyi performanslı takım (1999-00)

Galatasaray 5-1 Ankara Büyükşehir Belediyesi

Galatasaray 2-1 Samsunspor

Trabzonspor 1-2 Galatasaray

Ankaragücü 0-2 Galatasaray

Galatasaray 5-3 Antalyaspor

225) Hem Fenerbahçe'yi hem Beşiktaş'ı yenerek Türkiye Kupası kazanan ilk takım (1965-66)

Yarı Final: Fenerbahçe (0-0, 3-1)

Final: Beşiktaş (1-0)

226) Hem Fenerbahçe 'yi hem Beşiktaş 'ı, hem Trabzonspor'yi yenerek Türkiye Kupası kazanan ilk takım

(1984-85)

Çeyrek Final: Fenerbahçe (2-1, 1-0)

Yarı Final: Beşiktaş (0-0, 1-0)

Final: Trabzonspor (2-1, 0-0)

http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray-i-dortmund-dortledi-ve-galatasaray-enleri-7/Blog/?BlogNo=477560

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

ŞUTLUYORUM

sevket-che@hotmail.com.tr

evesbere@mynet.com

GSM: 05066090032

23 Ekim 2014 Perşembe

ÖCALAN'I DEVLET BAHÇELİ PARDON DEVLET BAŞKANI YAPALIM



PKK’Yİ BESLEMEYELİM 
 
ASALIM

YA DA APO’YU
 
MANDELA GİBİ DEVLET
 
BAŞKANI YAPALIM

23 Ekim 2014

 

        Bu başlıklar bir kesimi değil öfke nöbetine sokmayı, komaya sokar.

        Aşağıdaki başlıklar ise; bir başka kesime aynı travmatik süreci yaşatır:

        “Peki PKK bebekleri katletmeyi sürdürsün mü?”

        “Peki sen PKK ile barış masasına oturmaz isen evrensel barış nasıl gerçekleşecek ?”

        En büyük darbeyi de ben alırım, bu başlıklarla.

        Ben bu darbeye razıyım, ülkemde akan kanın durması için.

        Eğer, bu yaşanan katliamlar sürecini ‘Nasıl başladı?’, ‘Kim başlattı?’, ‘ PKK ile diyaloğun adı ne zaman evrensel barış oldu?’, Bu kanlı süreçten kimler beslendi?’, ‘Öcalan’a İmralı’da bahçeli villa inşa edildi. ‘Bebek katilleri affediliyor mu?’ ‘Amaç büyük Kürdistan değil mi?’  sorularıyla öncesi ve sonrasını sorgular isek, evrensel barış sonucunu asla yakalayamayız. Bu duruşlar devam ettiği sürece, evrensel barışı istemediğimizi söyleyerek karalamalarını sürdürecekler ve kendilerini haklı göstereceklerdir.

        Yıllarca bunları yaşadık ve yaşattık. Aynı şeyleri yinelemenin fayda değil zarar getiremediğini gözlemledik. Yenilemenin zarar değil fayda getireceğinin zamanı bu zaman.

Bu nedenle işletilen sürecin ‘Akil Adamlar’ saçmalığının dışındaki tüm süreçlere evet diyorum. Düşünün arabesk sanatçı ve arabesk jön ağırlıklı dolma bilgili Akil Adamlarla Dolmabahçede, Çözüm süreci kapsamında 11 saat toplantı yapılıyor. Nerede halk, nerede demokretik kitle örgütleri, üniversiteler, Meslek Odaları?..

        Olguya, ‘Atatürk politikalarına eleştirel boyutta bakmanın, dahası; Atatürk felsefesine  düşman pencereden bakmanın zarar getirdiğini düşünüyorum.

        Atatürk’ün yaptığı, ulusların kaynaştırılmasıdır. Adına da “Türkiye Cumhuriyeti” dendi. Eğer amaç Türkleştirme politikası olsa, “Türkiye Cumhuriyeti” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi” denmez, “Türk Cumhuriyeti” ve “Türk Büyük Millet Meclisi” denirdi.

        Bugün ‘Barış adına’ işletilen süreçteki  amacın da bu olmasın düşündüğüm içinı ‘Evet’ diyorum. Hatta, bir farklılığı da kabul ediyorum; “Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk”’tür ifadesini de öteleyerek.

        Eğer birilerinin amacı, ‘Türk-Kürt’ şeklinde toplumu iki uluslu toplum haline getirmek ise ve birilerin içindeki başka birileri  de sonrasında ‘Türk-Kürt İslam Cumhuriyeti’ ister ise, değişen bir şey olmaz; sadece ‘evrensel barışı’ araç olarak kullanıp, kendi ideolojilerini dayatmak olur. Çünkü;  eleştirdikleri ve adını Kemalist İdeoloji koydukları, Atatürk’ün ‘ulusları kaynaştıran’  felsefesinin çok gerisine düşmüş olurlar ve salt Lazların, Gürcülerin ve diğer ulusların tepkisini değil, aydın ve uygar tüm Türk ve Kürt ulusların tepkisini alırlar ki, bu da Sevr’in kapısını aralar.

        Ve bugün, PKK silahlarını bırakmaksızın ‘Barış adına’ Türkiye Cumhuriyeti topraklarından çekildiler ise; Anayasal reform sonrası, içerideki ve dışarıdaki tüm Kürtlerin özgürleştiğini kabul ederek silahlar tamamıyla bırakılacak ise, lütfen duyarlı olmaya çalışalım.

        Eğer, binlerce can özgür kalacaksa, cani ile diyaloğu yeğlemek zorundayız. Bırakın, vicdanıyla baş başa kalsın(lar).

Demokratik özerkliğin, beraberinde parçalanmışlığı getireceği endişesine gelince;

        Hangimiz “ Demokratik özerklikten’ yana değiliz ki. Yani, merkezin yoğun yetkilerini belli oranda yerel yönetimlere devrederek ‘Yerinden Yönetim’ ilkesini getirmekten.. Bu, Devleti küçültmek değil, demokrasiyi büyüterek, devleti daha da güçlendirmektir, çünkü devletin yükünü azaltıyor, katılımcılığı artırıyorsun.

        Yıllar önce, demokratik özerkliğe katkı için Bölge Bakanlıklarını öneren kişiyim; neden karşı çıkayım ki.

        Benden çok sonra, benzer öneriyi Engin Ardıç yaptı,

        Doğru haklısınız; barış sürecinde Mandela silahları bıraktırmıştı(bırakmadı diyenler külliyen yalan söylüyor); PKK’nin silahlarıyla geri çekilmesi ise bir güvensizliğin ifadesinden çok, bir korkunun ifadesidir, duruşunu böyle yorumlamak gerekir.

        Bütün bu özgürleşme ve demokratikleşme duruşlarının özdeki amacı, bir teslimiyetçiliği yaratmak olarak görülür ise, bilinsin ki Anadolu insanı asla teslim olmaz; emperyallere ve onun içerideki işbirlikçilerine asla bu ülkeyi parçalatmaz.

        Beni sorgulayacak arkadaşlara, niçin böylesi bir ‘barış’ politikasına evet dediğimi kısaca özetlemek isterim;

Ülkemde, ABD ve Güney Afrika’da ‘siyahilere yapıldığı gibi’  ırkçılık yapılmamıştır. Doğrudur, Osmanlı’nın son zamanlarından uygulanmaya başlayan, kendine benzetme politikaları(Fr. Asimilasyon), özellikle 1960’lara dek kendini göstermiştir. Anımsarım çocukluğumda(köyde), ‘bereçkimi na ikitxam yeriş Lazüri mo iparamiton, Jandarmapek mendogoranasen(Yavrum, okulda Lazca konuşma, Jandarmalar götürebilir)’ uyarılarını aldığımı. Dil boyutunda bir ırkçılık yaşandı yaşanmasına, fakat ‘belirttiğim gibi’ asla, ABD ve Güney Afrika’daki gibi sınıf boyutunda aşağılayıcı politikalar uygulanmadı, Türkiye’mde. Şu bir gerçek ki, eşitsizlik ve yoksulluk boyutunda haksızlık, salt Kürtlere değil, ülkenin genelinde tüm halklara yapıldı. Özellikle, Kürtlere en büyük haksızlık, yine kendi ırkından geldi, feodaliz bütünündeki, yani  aşiret yapısındaki marabalaştırmalarla.

        Bu nedenle PKK benim için aktivist(eylemci) değil, terorist bir örgüttür. Daha geniş söylemle; 27 yıl tutuklu kalan(1962-1989) Nelson Mandela(1918-) Güney Afrikalı anti apartheid(Güney Afrika’da ırkçılığa karşı hareket) aktivistidir, fakat Kürtçe bile bilmeyen(Zazaca konuştuğu söyleniyor) Abdullah Öcalan Türkiye Cumhuriyeti  Kürt aktivisti değil, PKK teroristidir.

        Bu noktada şu antrparantezi açmak gerekiyor; “Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye ile ilgili raporundan ‘PKK terör örgütü üyeleri’ ifadesi çıkartılarak, “aktivist” denilmesini ve de ‘Kürt sorunu ve PKK terörizmi kırk binden fazla kişinin ölümüne neden oldu’ sözleri yerine  “Türkiye’deki Kürt sorunu ve Türk devletiyle PKK arasındaki çatışma kırk binden fazla kişinin ölümüne neden oldu’ şeklinde bir ifade dayatıyorsa, elbetteki düşüneceğiz, çünkü emperyal güçler bizi yönlendiriyor.

        Yönlendirilmemek için, bizim kendimizin bir şeyler yapması gerekir. Onlar değil, biz kendi önerilerimizi gündeme getirmeliyiz.

        Bu çizgide gündeme gelen barış politikalarına evet demek zorundayız. Nedeni; özgür düşünce ve demokratikleşme adına yoksulluğun temeli eşitsizliği kaldıracak anayasal reform ile Toprak ve sağlık reformunun yaşama geçirecek politikalarının önünün  büyük olasılıkla açacağı için. Bu süreçte,  sömürgeci ve ırkçı ve de dinci politikaların dünya genelinde kalkması evrensel bir zorunluluktur.     

Eğer, amaçları yıllardır kuşku duyduğumuz şeyleri yapmak ise, kendileri düşünsün;  bu Anadolu insanı bir kez daha ‘Kurtuluş Savaşı’ vermekten çekinmez.

       

        Bu nedenle, olguya, ‘aşağıdaki’  2 ayrı pencereden de bakmanın gereklilik olduğunu düşünüyorum;

 

        1-Terörü amaçlarının aracı haline getirmek:

        O;

“PKK’nın amacı, Türkleri ve Kürtleri İmandan ayırmak…Barış için ‘Din’ ortak değerimiz olmalıdır…” söylemiyle  din devletini çağrıştıran; CHP parti meclisi üyesi Muhammet Çakmak. Ve, “CHP’nin türbanı bitirmesi ve türbanlı milletvekili olmalıdır” diyen, CHP Parti Meclisi üyeliğine getirilen ve Genel Başkan Yardımcısı yapılan Mehmet Bekaroğlu.

        Ben;

        Kaydı silindiği için, kaydını tazeleyen ve CHP kimliğinin onaylanmasını aylarca bekleyen; Atatürk’ün Anadolu insanıyla oluşturduğu evrensel felsefesinin kurumsallaştırdığı ‘Laik Demokratik Cumhuriyet’ savunucusu, ‘atadan ve öteden beri’ Cumhuriyet Halk Partili Şevket Çorbacıoğlu.

        Evet kardeşlerim; insanlarımızı kaybediyoruz, şehitler veriyoruz…Acımız büyük. Bütünleşmenin zamanı. İdeolojik farklılıkları ötelemenin zamanı. Dayanışma içinde tek güç haline gelerek belayı def etmek için ikinci kurtuluş savaşını vermenin zamanı. Ortak aklın öncülüğünde, akil insanların(K.İnanir, H.Koçyiğit, O.Gencebay, Y. Erdoğan v.b akiller/sakilleri değil) ve kanaat önderlerinin özverili yaklaşımı ve de halkın katılımında politikalar oluşturmanın zamanı geldi de geçiyor artık.

        Eğer siz, böylesi bir terör ortamını ‘İdeolojilerin aracı haline getirseniz, bu karmaşayı, kargaşayı kaçınılmaz olarak yaşarsınız ve sürdürülebilir-yenilenebilir(bitmeyen, sürekliliğini koruyan) terör enerjisi  haline dönüştürürsünüz.

        Bir yandan terör örgütü olduğunu söyleyerek, sıradanlığını vurgulayacaksın, diğer yandan, karşımızda devasa bir ordu varmış gibi abartıp kabartarak, bu devasa gücü yenmek için tek çözümün din olduğunu göstereceksin. İşte bu duruşu, İdeolojik tek taraflı duruştur ve en az terör kadar tehlikelidir. Beni asıl düşündüren, bu tek taraflı ideolojik duruşa  muhalefetin katkı vermesi.

Eğer terörü; Ortak değer dini kullanarak, ideolojik amacında araç olarak kullanıyorsan, salt ülkene değil, gezegene de zarar verecek süreci başlatırsın. Dinler arası diyalogu, dinler arası savaşa dönüştürürsün.

        Ne demek, PKK’nın amacı, Türkleri ve Kürtleri İmandan ayırmak? Ne demek; bu işin içinde istihbarı hatalar var? Ne demek, Amerikan çıkarlarını korumaya “Amerikan’ın Strateji Ortağıyız” diye amufle etmek? Ne demek, Ordunun terör örgütü üzerine gidiş planları hatalı? Ne demek, ordunun Güneş harekâtı(21 Şubat 2007) ile, Enver Paşa’nın neden olduğu ikinci Sarıkamış felaketi yaşanabilirdi? Ne demek, PKK silahlarını bırakıp sınırlarımızı terk edecek dedikten sonra “Biz PKK’nın silahlarını bırakmadığını, sınırlarımızı terk etmediğini biliyorduk, barış sürecini olumsuz etkilemesinden çekindiğimiz için sakladık?”  Ne demek Güneş harekatında PKK askerleri  çember içine almıştı, şehit gösterilen askerlerin tümü de donarak yaşamını yitirmiş veya uçurumdan düşmüştü? Ne demek, PKK’yi 2 yıl içinde bitiririz, yeter ki ortak değer ‘Dinimizi’ esas alalım? Ne demek, polis ağır silahlarla donatılmalıdır? Ne demek, Jandarma Genel Komutanlığını İç İşleri Bakanlığına bağlamak? Ne demek PKK’nın eşdeğeri PYD için önce Terorist ve Vandallar deyip, ardından Teskere çıkarıp, ABD uyarınca da; PKK(Partiya Karkaren Kurdistan/ Kürdistan İşçi Partisi)-PYD(Demokratik Birlik Partisi/ Partiya Yekitiya Demokrat- PKK’nın Suriye uzantısı) ve Peşmerge(Kuzey Irak ve İran’daki Kürtlerin askeri örgütlenme biçimi) üçlüsüne topraklarımızdan geçiş izni vermek? Ne demek, terör örgütü olarak tanımladığınız PYD'ye bağlı askeri güç olanYPG’nin(Yekitiya Parastina Gel/Halk Savunma Birlikleri) Lideri Salih Müslim ile Ankara’da görüşmek?

Yoksa sizin, önce “Kürt açılımı” dediğiniz, ardından da halkın tepkisi nedeniyle “Demokratik açılım”’a çevirdiğiniz süreç, ABD’nin yarattığı İkinci İsrail işlevindeki Büyük Kurdistan Kurgusu mu? İyi de, aynı coğrafyaya Büyük İsrail, Büyük Ermenistan ve de Yeni Büyük Osmanlı projelerini nasıl sığdıracaksınız?

Ne demek, Laik Demokratik Cumhuriyet yanlısı gözüküp, IŞİD(Irak Şam İslam Devleti) denen dinci terör örgütüne, Terörist dememek bir yana “IŞİD işkence yapmadan öldürüyor” açıklaması yapmak?

        Bu resmen, Suriye’nin Kuzeyinde de Kurdistan kurmak ve ardından, Kuzey Irak Kudistanı ve Güney Doğumuzu birleştirip, Akdeniz’e çıkışı olan Büyük Kürdistan kapısı aralamak demek değil mi? İslam Cumhuriyetinin zeminini oluşturma adına, PKK’yi olduğundan fazla güçlü göstermek, kurumsallaştırmak ve Orduyu olduğundan fazla güçsüz göstererek yıpratmak değil mi?

 Emekli askerlere; “ Televizyonlarda halkı tetikleyerek, ideolojik zeminlerini hazırlıyorlar?” suçlaması getirip, ekranları yasak eden biz, neden her yandaş TV kanalında Fetullah Gülen’i ve Rcep Tayyip Erdoğan’ı başvurulması gereken kişi olarak gösterip, ‘din devleti için adeta’ fetva veren emekli askerlere ses çıkarmıyorduk?

Resmen, Nakşilerle ve Fetullaçılar arasında bir dayanışma süreci yaşadık; ta ki, 17 Aralık 2013’e dek.

        Eğer, ideolojilerden soyut ulusal dayanışma bütününde ortak aklı öne çıkaran politikaları yaşama geçirmek istiyorsak; ‘PKK’yi kullanarak, orduyu yıprat ve din devletine koş…’ izlenimi veren duruşlardan ve okyanus ötesi karanlık önerileri ve onun basladiği iktidarı örnek almaktan kesinlikle vazgeçmeliyiz.

        Böylesi politikalar, ülkemi iki milletli ‘Türk-Kürt’ toplumuna dönüştürmeyi besler ve de sonrasında Türk-Kürt İslam Cumhuriyeti’ne yelken açtırır.

Ne oldu? Sonunda Nakşibendiler ve Fetullahçılar, ortak söylemlerinde samimi olmadıklarını göstererek, birbirlerine girdiler; 17-25 Aralaık Rüşvet, Yolsuzluk ve kara para aklama oprasyonuyla. Birbirlerinin paralel kenarlıkla ve de kumpasçılıkla suçlamaya başladılar. Öyle ki, biri diğerine beddualar etmeye, diğeri  “Bunlar, inlerine girilmesi gereken terör yuvalarıdır “ demeye başladı.

        2-Konuşan Türkiye:

        Madem ‘Konuşan Türkiye’de yaşıyoruz, konuşanları konuşarak bir şeyler konuşmayı bakalım ne kadar sürdüreceğiz:

        AKP konuşan Türkiye yaratmış.

        Doğrudur, herkesi konuşturdu, çünkü kendisinin de konuşması gerekiyordu.

        Daha çok, güçlüden yana düşüncelerini kiralayan soldan devşirme liberalleri konuşturdu.

        Adına da ‘Sivilleştirme’ dedi.

        Kendisi ve besleyenler konuşmaya başlayınca, yanıt veren konuşanları konuşturmamaya başladı.

        Bunun adı, sivilleştirme değil, resmen ‘Silivreleştirme’idi ve bunu şimdi terörist diye tanımladığı Fetullah gurubuyla yapıyordu.

        Eğer bu ülkede; Atatürk’ün Anadolu insanıyla gerçekleştirdiği Kurtuluş Savaşının ürünü ‘ Evrensel Atatürk felsefesini’, ‘yeni aydın namussuzluğu’ veya kişisel bozukluk Kemalizm  diye tanımlayarak aşağılayan nöbetçi psikonevrotik reaksiyon içindekiler gazetelerde köşe bulabiliyorlarsa ve de bunlar Atatürk’ün evrenselliğine evet diyen bir gazeteye ‘Kapitalistler, yeni varsıllar bu gazeteye reklam vermeyin muhbirliği yapabiliyor, ardından da köşe dönmek adına edindiği ‘Köşesinde’ demokrasi konuşmaları yapıyorsa, ben böylesi sınırsız ve kuralsız demokrasi avcılarının taaaaa…raflı olduklarını düşünüyorum.

http://blog.milliyet.com.tr/Demokratik_ozerklige_Katki__Bolge_Bakanliklari_/Blog/?BlogNo=281751

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

evesbere@mynet.com

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32