29 Nisan 2015 Çarşamba

1, 1 MAYIS YAZISI DAHA


DİKKAT UZUN 1, 1 MAYIS 2015 YAZISI
        

Kusura bakmayın, arşivimde 1 Mayıs materyali o denli çok ki, istemeden de olsa  1 Mayıs yazısı “ uzun oluyor..
“Yazıları uzun diye okumayanlar, aklın yolunu kısaltanlardır.”
1 Mayıs 2014’te; Taksim’i halka kapatınca ve çocuklara biber gazı sıkınca ve de bunu devletin durdurulmaz gücü olarak gösterince, 2 Mayıs günü 3 adet nöbetçi öfkemi harekete geçirdim:
Birinci  nöbetçi öfkem;
“1 Mayıs gününü emeğin bayramı ilan ettik, artık Taksim de kutlanacak”  diyerek yalanlarına bir yenisini de ekledi. "Taksim benim!" diyor, çünkü, Yeni Osmanlı ideolojisinin simge meydanı haline getirmek istiyor ve halkı buna alıştırıyor..Taksim'i siz İstanbul yayasına mı açmak için düzenledi zannediyorsunuz? Hayır, kendi ideolojisi için; Yeni Osmanlılık için!! Dikkat edin, İstanbul’da tarihi yapılar restore ediliyor, ama hangileri? Osmanlı yapıları ve yalıları, köşkleri. Niçin? Makarnacılar, cumhurbaşkanı seçtiğinde görün İstanbul’u payitaht(başkent) merkezi yapmaz, Ankara’ya da payitaht bayiliği vermez ise. Evet, tanık olacaksınız bunlara ve kendisini Dolmabahçe’ye, kukla başbakanı da A.O.Ç'deki başbakanlık koltuğuna taşıdığını; eğer ki, muhalefetin ve de seçmenin aymazlığı devam ettiği sürece, makarnacıların lider erkine tapındığı sürece.
İkinci nöbetçi  öfkem,
2 Mayıs günü, ‘Taksim’in 1 Mayıs günü in ve cinin top oynadığı resminin altına’ Kamil arkadaşım, şöyle bir yorum yapmış:
“Allah Devletimize zeval Vermesin”. Bugün devletimizin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördük. Devletimiz gücünü kararlı ve güçlü iktidarıyla muhafaza etmektedir. Yeri gelince dış ve iç düşmanlara karşı bu gücü gösterip kullanmak lazım. Bugün de yapılan odur. Devlet kendi işçisine, memuruna, çalışanına, emekçisine ne kadar güçlü ve ne kadar kararlı olduğunu gösterdi. Anakara ve İstanbul’daki güç gösterisi dünya haber ajanslarına acil görüntüler olarak düştü. Bir de Kamboçya’da devlet gücünü gösterip aynı görüntüler yaşanmış. Kendi işçisinin eylemine, sloganına ve protestosuna bir gün bile tahammül edemeyen devletimizin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha görüp öğrendik. Demokrasi Kamboçya ile yarışta. Yaşasın ileri demokrasi.”
Mustafa Bayindir isminde bir kardeşimiz ise, şu yorumda bulunmuş: 
“Hükümet iyi bir iş yaptı ve Taksimi kapattı, yoksa provakatörleriş başına geçecek ve kan dökecekti. Bu başka yerde de olabilirdi ama ismi ölümle nişanlanmış Taksim'de olsa belki de tarihe geçecekti. Devlet bu devlet, vatandaşına sahip çıkıyor. Suçlusuolmadığı ölümlerden sorumlu tutulan Başbakan, suçlanmaktan değil bir kaç gencin ölmesinden imtina ediyor ve yasaklatıyor. Olaya birde bu açıdan bakalım kamil Cuma(kardeş).... Kaiten(iyilikle)....”
Ben de  önce, sevgili Kamil’e, ardından Mustafa Bayindir kardeşime yanıt vererek, süreci işlettim:
“Kamilciğim, bu ironiyi, 2015’in  1 Mayıs'ında kullanacağım..Güçlü olan devlet değildir, devletin parçalarından biri olan yürütmedir ve güçlü değil, aksine faşistir...İroni fazla abartılırsa ‘ille de fazla uzatılır ise’  ironi olmaktan çıkar ve hem nalına hem mıhına bir anlam yükler kendine ki buna dikkat etmek gerekir..Mustafa arkadaş, kafasındaki FES ile ironi mi yapıyor, yoksa Yeni Osmanlılığın yeni kreasyonun mu sunuyor? Bilmem belki de; FAS'lıların ulusal FES'ini Osmanlı şapkası sanıyor. Yeni Osmanlılığı, kafaya FAS'ın Fes'ini geçirerek simgeliyorsa, kusura bakmasın biraz değil epey ::::))))) Gelelim düz mantık bile olmayan dümdüz mantığına; Başbakan, çocuklar ölmesin diye Taksim'i kapatmış; ha de be bremustafa, buna rcep de güler..Hükümet, birkaç provokatör yüzünden çoluk çocuk katlediyorsa, o hükümet o provokatörleri kullanarak Yeni Osmanlılığı ele geçirmek adına, İslamiyet’i kirleten faşizan süreci bilerek işletiyor demektir..Arkadaşı beğenmen, demokrasi adına her düşünceye saygından olduğunu düşünüyorum, doğruladığını değil..Mustafa kardeşim, ben de demokrasi bağlamında sana evet diyorum, fakat asla dümdüz mantık yaklaşımını onaylamıyorum..
Ve Kamil Aksoylu Toroci  Kardeşim, gereğini düşündü; Kâmil Aksoylu Toroci: “Bugüne kadar Taksim'de kaç 1 Mayıs kutlaması yapıldı? Kaç kişi öldü? Kim öldü, kim öldürdü. Dahası 2010, 2011, 2012 1 Mayısları nerede yapıldı, kaç kişinin burnu kanadı? Dünyadan haberiniz yok demiyorum yanlış anlaşılmasın. Sırf yaranmak adına egemenlerin yanındasınız. Hoş safınız buysa ben itiraz edecek değilim. Erdoğan'ın gösterdiği adrese kuşlardan başka kim gitti ona bakın. 

Taksim Meydanı ne hükümetin, ne de başbakanındır. Taksim Meydanı kamunundur. Herkes bayramını dilediği yerde dilediği gibi kutlar. Herkes önceden izin almaksızın dilediği yerde yürüyüş ve protesto hakkını kullanabilir. Taksim bunların adresidir. Bu haklar, beğenmiyoruz deyip dört elle sarıldığınız ve 12 Eylül Referandumu ile revize ettiğiniz 12 Eylül anayasasının verdiği haklardır. Hükümetin görevi önlem almaktır. Bahaneye kargalar bile gülüyor. Emekçinin yılda bir kere yapacağı protesto ve gösteriyi insanlar ölüyor diye engelleyemezsin. Önlem alacaksın önlem. Bu haklar demokrasinin vaz geçilmezidir. Statlarda da insanlar ölüyor, kavgalar çıkıyor. Trafik kazalarında dünya birincisiyiz. İş kazalarında dünya birincileri arasındayız. Basın özgürlüğünde dünyada son sıralara düştük. Neyi savunuyorsunuz siz burada?”
Ağabey Mustafa inançlı çocuktur ama biraz fazla inanıyor. Benim beğenmem onun ifade hakkına saygı duymakla yorumunu okuduğum anlamındadır yoksa görüşlerini paylaştığım anlamına gelmez.
Benim Kamil kardeşime yanıtım:  Kamil cumaçkimi, mat heya bzopon(Kamil kardeşim ben de onu söylüyorum)..Ki, Mustafa'yi düşüncesinden dolayı ben de demokrasi ölçütleri içinde evet, dedim fakat asla onaylamadım..Gomçkondu(unuttum); dediğin gibi, dümdüz mantığa göre, Trafik kazalrından binlerce insanımız yaşamını yitiriyor, bundan dolayı tüm karayollarını kapatalım, hatta motorlu tüm araçları(hava, kara, deniz, demiryolu) iptal edelim::)
Üçüncü öfkem;
“Ve;1 Mayıs kutlamaları çerçevesinde, Barbaros Bulvarı’ndan Beşiktaş Meydanı’na ilerlemeye çalışan grup ile polis arasında arbede yaşandı. Polisin gruba biber gazı ile müdahalesi sonucu ara sokaktaki 3 çocuk biber gazına maruz kaldı..” haberi karşısında şunları yazmak zorunda kaldım:
“Bu çocuğa biber gazı ile işkence çektirmek devletin gücünü mu gösteriyor, yoksa; devlet'in 3 parçası ' Yürütme, Yasama ve Yargı 'nın biri olan yürütmenin, yani hükümetin faşist duruşunu mu? Güç; evrensel demokrasi ve insan haklarıyla bütün halkın fiziki ve tinsel iradesidir(Türkçesi, istencidir), buradaki çocuğa biber gazı sıkan istenç( irade), toplumsal yarardan soyut,  bireysel ve grupsal çıkara  indirgenmiş hitler ötesi bir faşizan duruştur..Güçlü olan devlet değildir, devletin parçalarından biri olan yürütmedir ve güçlü değildir, faşisttir. Öyle bir faşist ki, Hitlerin yapmadığını yapan bir faşist, 7-8 yaşındaki çocuklara biber bombası atabilecek kadar kendinde olmayan faşist. Çünkü faşistin bile bir insanı yanı vardır, bunlarda o da yoktur..İşte bu hitler de güçlü değildi, fakat devleti ele geçirdi, faşizme zirve yaptırdı.
Eğer  bu kişi devleti ele geçirir ise, güçlü devleti yaratmamış, faşizmi tepeye taşımış olur..o da biraz sıkar..Yürütme derken, yürütücü hükümeti kastettim. Devlet biliyorsun; Yürütme, Yargı ve Yasamadan oluşuyor..Haklısınız, Yürütme elinde, Yasamayı  ve Yargıyı da ele geçirme savaşı veriyor(fakat hala başaramadı-ki Yasama da tam  bir belirleme sayısını sahip değil, olsaydı çoktan Anayasa’sını yapardı-).
Demem o ki; bu hükümet her şeyi devlete yüklemektedir, devleti suçlu ve yetersiz göstererek, T.C'ini  İ.C'ine dönüştürme izlenimi vermektedir . 
İslami değerleri faşist öğelerle bezeyip  İslam’ı faşizme endeksleyerek kurumsallaştırmaya çalışmak, kişiyi  güçlü göstermez , sadece görece bir zülüm süreci işlettiği için Saddam ve Mübarek gibi, kendisini defi hacet menziline sokar..
Ve, 2013’ün  unutulan  1 Mayıs yaşananları;
2013 yılının 1 Mayısı’nı 2015’te değinmek zorunda kaldım, çünkü 2014’te 1 Mayıs’ı farklı boyutta işlemiştim. Böylelikle AKP iktidarının 2013’un 1 Mayıs’ında ‘özellikle İstanbul’da’ yaşananları anlatacağım.
2013 1 Mayısı’nda İstanbul’da ne oldu? Olaylar oldu. Neden? DİSK, KESK, Halkevleri, TKP ve CHP emekçinin 37 şehit verdiği kutsal Taksim alanına çıkmasını, siyasal erk/iktidar/AKP hükümeti engellemesi. Fakat Hak-İş denen sendika davul zurna ile Taksim alanına girebildi. Hak-İş Sendikası, davul zurna eşliğinde çaldıkları “Ankara’nın Bağları” türküsüyle Taksim Meydanı’na girdi. Taksim’e giriş izni alan grup, Dolmabahçe’de toplandıktan sonra davul zurna eşliğinde çaldıkları türkü ve marşlarla polis barikatını aşarak Taksim Meydanı’na girdi.
Diğerleri niye giremedi? Bunun yanıtını vermek o denli kolay ki. Taksim meydanı, İstanbul saldırganlarınca, yeniden projelendirildi. Taksim, artık emekçinin simge alanı değil, AKP’nin yarattığı dinci zenginlerinin, yani yeni yok edici sermaye tapınak şövalyelerinin kutsal alanı. Bu alanda, artık emekçi coşkuyla zıplamayacak, dinci sermaye İstanbul’un üzerinde nasıl tepindiğini gösterecek. Kısacası, Taksim, taksim edilmedi, zapt edildi.
Neymiş efendim; Kadiköy’de ve Avrupa yakasında geniş iki büyük alan yapılacakmış, insanlar; Zeytinburnu Kazlıçeşme’ye gidip etkinlik yapacakmış. Kimi kandırıyorsunuz. Geçen sene neden Taksim’de yapıldı? Geçen Sene neden olaylar çıkmadı; o marjinal-ki anlamını da bilmiyorsundur- ve radikal gruplar neden olay çıkarmadılar? Demek ki önlem alabiliyormuşsun. Önlem alsaydın, Dilan Alp, Meral Dönmez ve Polis kardeşimiz şimdi yaşam mücadelesi vermez, toplam 28 sivil yurttaşımız ve  22 polisimiz yaralanmazdı. 
Bu nasıl, fevkalade orantılı güç kullanma? Bunun adı “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”ne fevkalade hesaplı güç kullanma denir. Beyler, lütfen düşünün, bırakın Ankara ve İzmir’i ve de Samsun’u, Diyarbakır’da, evet Diyarbakır’da olaylar çıkmıyor. Bu gündem değiştirmek için, birilerinin dayanışmasından(AKPKK) başka bir şey değildir. Nerede, BDP’lilerin emekçiye yapılan bu saldırıdaki devrimci söylemleri? Yoksa Kürtler İstanbul’daki 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününe katılmadılar mı? O zaman AKP ile dayanışma içinde idiler.
Milli içkimiz ayrandan  sonra, nur topu gibi milli gazımız biber dünyaya geldi. Tosta ayran, düşmana biber gazı.
Yooo, senin amacın o değil, senin amacın 8 Mayıs’taki PKK ve Öcalan tahliyeleriyle ilgili gündemi değiştirmen. Kardeşim, kimse Kazlıçeşmeye gitmez, ancak kazların gider oraya. Taksim’de bu insanlar 1 Mayıs emekçi gününün kutlaaayaacaaaklaaaar, o kadar! Seneye ben de, o da, orada olacak.
Resmen 1 Mayıs’ı ikiye böldün, sağcı ve dincilerin 1 Mayıs’ı ve de Solcuların 1 Mayısı diye. Seninki belli olmaz, seneye yine gündem değiştirmek için, bu sefer bu iki grubu çatıştırırsın.
Ankara’da, İzmir’de olaylar çıkmıyor, hatta Diyarbakır’da, fakat İstanbul’da olaylar çıkabiliyor. Sırtı çantalı, 17 yaşındaki Dilan Alp ve atamasını bekleyen öğretmen Meral Dönmez, Taksim’i  tek başlarına kaosa itiyor ve kendileri de ağır yaralanıp , yaşam savaşı vermeye başlıyorlar. Evet:Tarlabaşı’nda Taksim’e çıkmaya çalışırken polisin müdahalesinden kaçıp bir eve sığınan ve polisin eve baskın yapıp gaz bombası tüfeğiyle ateş etmesi sonucu  gaz kapsülü kafasına gelelen Dilan’ın kafatası kırıldı. Dilan Alp, ameliyata alındı hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi. Bu arada baba Ali Alp ve yakınlarının hastanede bekleyişi sürüyor.

Beyler, geçen sene Taksim’de maskeli polis ve dinden-yoksuldan geçinen AKP yandaşı görsel ve yazılı basının maskeli muhabirleri resmen emekçiler karşısında, yağdanlıklarının katsayısını öylesine artırdılar ki, İstanbul halkının ve yabancıların tansiyonuna tavan yaptırdılar.
Çetelere, mafyalara, ülkeyi taşeron ülke haline getirenlere değil, alnının kutsal teri ile açlık sınırını aşmaya çalışan emekçilere ve onlara destek veren gençlere gaz bombası atıyorlar. Sanki karşı devrimin ön egzersizleri yapıldı İstanbul’da. Dahası, yaklaşık 25 bin polisle faşist diktatörlüğün provasıydı yaşatılanlar.
Taksim'e yürümek isteyenlere polis Beşiktaş, Şişli ve Mecidiyeköy'deki  müdahalesi adeta bilim kurgu karelerini yaşattı insanlara. 
Ulaşım ise felç oldu. Çünkü, Galata, Unkapanı köprüleri,  metrobüs ve  metro iptal edildi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü olmaktan çıkarıldı, sermaye ve dinci faşist dayanışma gününe dönüştürüldü adeta.
Polis anons ediyor megafonla; “Dağılmazsanız, dağıtırız” diyerek. Dağıttılar da. Fakat en çok dağıtan da AKP iktidarı, AKP bunun farkında değil.
Polis ekipleri, yürümekte ısrar eden gruplara gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etti.
DİSK Genel Merkezi'ne atılan gaz bombası nedeniyle de birçok kişi yaralandı. Fenalaşan sendikacılar, camlara çıkarak nefes almaya çalıştı.
Enerji-Sen Genel Başkanı Ali Duman da binaya atılan bir gaz bombası başına isabet etmesi sonucu yaralandı.
Gazdan etkilenenler, ambulanslarla hastaneye sevk edildi. Ancak yolların kapalı olması nedeniyle hastanelere ulaşmakta güçlük çekildi.
Öte yandan, sendikacılar, yaralıların ambulanslara konulması sırasında polisin biber gazıyla müdahalede bulunmasına tepki gösterdi.
Göstericilerin saklandığı yerleri belirleyen güvenlik güçleri, bu adreslere operasyon düzenledi.
Öte yandan, polisten kaçarken girdiği binanın merdivenlerine kafasını çarpan bir kadın hastaneye kaldırıldı.
Soruyorum: “ İstanbul’daki 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde; biri ağır olmak üzere 22 polisimiz yaralandı, 73 sivil gözaltına alındı? Peki, ikisi ağır olmak üzere 28 sivil vatandaşımız da yaralandı ve kaç polis gözaltına alındı? Tüm bunlara neden, kaç sorumlu hakkında soruşturma açıldı?”

2013’te bunlar oldu, 2014’te de benzerleri yaşandı; göreceğiz,  bakalım 2015’in 1Mayıs’ımızın başına neler gelecek. Yani; Taksim’de “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ”nün başına?
1 Mayıs’ta Taksim alanlarındayız..
http://blog.milliyet.com.tr/1_Mayis_ta_Taksim_e_degil_kirlara_cik/Blog/?BlogNo=458791
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
  Teknopolitikalar Platformu
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32

26 Nisan 2015 Pazar

GALATASARAY BALTA İLE LİDER


GALATASARAY BALTA’NIN SÜPER GOLÜ İLE SÜPER LİG’İN LİDERİ; GS1-GAS 0

26 Nisan 2015

Türkiye Spor Toto Süper Lig 2014/2015 sezonu  26.04.2015 19:00 günkü 28.maç:

Zor iki maç izledim bugün. İlkinde Samsunspor son dakikalarda attığı gol ile Manisaspor’u, Galatasaray da yine son dakika golü ile Gaziantepspor’u 1-0 yendi..

İlk maçı da 89. Dakikada, son maçı da 85. Dakikasında attığı gol ile 1-0 kazandı.

Bu maçın özelliği 5 yıl beraber oynayan Hamza Hamzaoğlu ile Okan Buruk’un karşı karşıya gelmesiydi. Okan Gaziantep ile, Hamza da Galatasaray ile güzel şeyler yapıyorlar; geleceğin umutları..

Hamza Hamzaoğlu, bazı maçlarda hata üstüne hata yapıyor demeyeceğim, fakat oyun kurgusunda ve oyuncu tercihlerinde yüreğimizi ağzımıza getiriyor.

Bu hatalar Hıncal Uluç kadar abartılacak derecede değil, fakat liderliğin pamuk ipliğine bağlı süreçte, duygulara ve egoya bağlı hatalar bizleri Uluç duygusallığına taşır korkusunu taşıyorum.

Evet, oyuna tempo katan Yasin’i nasıl oynatmazsın!? Seyirci istemese, uyarmasa oyuna almayacaksın ve de 3 puan..

Emre başarılıydı. Emre Çolak belli ki Sneijder’den çok şey öğreniyor, tıpkı Emre Belezoğlu’nun Hagi’den öğrendiği gibi. Attığı şutların sayısı Galatasaray’ın attığı toplam 27 şutun içinde büyük payı var. Gaziantep maç boyunca tek şut atabildi, çünkü her iki devrede GS tek kale oynadı ve 3 puanı haketti.

Melo biraz tedirgindi, Chedjou ise dikkatsız, Selçuk çalışkan, Burak şansız, Hakan Balta harika, Sabri hala küs, Yasin başarılı, Umut hırslı, Bruma eskisi gibi, Muslera hep aynı, Telles başarılı ve Olcan Adın gayretli idi..

Galatasaray gelebileceği her yerden geldi; kanatlardan ortadan fakat gol gelmedi 85.dakikaya kadar.

Galatasaray son 10 maçta gol yedi, 11. Maçta yemedi attı. Öyle bir gol ki belki de şampiyonluğu getirecek gol..85. dakikada Selçuk’un kullandığı duran top Hakan Balta’nın balta kadar keskin kafası golü getirdi. Hakan Aslantepe Arena’da 200.golü atarak tarihe geçti. Evet; 85. dakikada Galatasaray öne geçti. Soldan korner atışı kullanan Selçuk İnan'ın ceza sahasına yaptığı ortada, Hakan Balta ön direkte kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0= Maçın sonucu 1-0..

Felipe Melo, ligde 69 gün sonra forma giyme şansı buldu. Ligde en son 20. haftadaki Balıkesirspor müsabakasında oynayan ve ardından bel fıtığı ameliyatı geçiren Melo, 16 Şubat'ta yapılan bu müsabakanın ardından 69 gün sonra takımıyla yeniden lig maçına çıktı. Melo, Ziraat Türkiye Kupası'da oynanan Manisaspor karşılaşmasında ise 60 dakika süre almıştı.

Stat: Ali Sam Yen Aslantepe Türk Telekom Arena

Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Erdem Bayık

Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Chedjou, Hakan Balta, Telles, Emre Çolak, Selçuk İnan, Melo, Olcan Adın (Dk. 62 Yasin Öztekin), Umut Bulut (Dk. 71 Bruma), Burak Yılmaz

İlk 11 Değeri : 78.750.000 Eur

Yedekler: Sinan Bolat-Semih Kaya-Tarık Çamdal-Bruma-Sinan Gümüş-Yasin Öztekin-Yekta Kurtuluş   

Çalıştırıcı: Hamza Hamzaoğlu

Gaziantepspor: Eray Birniçan, Barış Yardımcı, Elyasa Süme (Dk. 9 Abdülkadir Kayalı), Gbenga Arokoyo, Şenol Can, Chico Luis Francisco Grando, Emmanuel John Chibuike (Dk. 65 Emre Nefiz), Erdem Şen, Mustafa Durak, Luis Leal dos Anjos(Dk. 80 Gökhan Süzen), Muhammet Demir

İlk 11 Değeri : 12.100.000 Eur

Yedekler: Bora Sevim-Gökhan Süzen-Emre Nefiz-Oğuzhan Türk-Abdülkadir Kayalı-Muhammed İldiz-Aboubacar Demba Camara

Çalıştırıcı: Okan Buruk

Gol: Dk. 85 Hakan Balta (Galatasaray)

Tam zamanı idi Hıncal bey; Hamzaoğlu için sert yorum! İşte Hıncal Uluç'un sert yorumları; “Ya Hamza ne yaptığının farkında değil, başarısı tesadüf. Bilimde vardır ya hani; tesadüfen bir şey ararken başka bir şey bulursun. Galatasaray'ı bir deneme tahtası olarak kullanıyor, kendi kendini tatmin etmek için kullanıyor ki bir teknik direktör için bundan daha kötü bir vasıf olmaz. Böyle bir teknik direktör derhal kovulmalı. İpler Hamza'nın elinde değil. Birisi kenardan Abdurrahim Albayrak'a talimat veriyor. Abdurrahim Albayrak da tribünden bunu Hamza'ya duyurayım derken tansiyonu yükseliyor, krizler geçiriyor. Böyle bir teknik direktör de derhal kovulmalı. Yani ben şu anda Galatasaray'ın yönetiminde olsaydım, hele Trabzon maçından sonra Hamza'ya derhal el çektirirdim. Hamza Hamzaoğlu saçmalıyor. Maçtan sonra da 'Futbolcularımı tebrik ettim' demiş. Şunun için tebrik etmiştir; 'Benim kenardan bu kadar kötü yönetimime rağmen maçı 2-1 kaybettiğiniz için sizi kutlarım' Hamza Hamzaoğlu'nun Galatasaray ile derhal ilişkisinin kesilmesi, Galatasaray tüzüğüne de 'Bir daha bu Hamza Hamzaoğlu Galatasaray Kulübü'nde teknik adam olamaz' diye yazılması lazım.”

http://blog.milliyet.com.tr/galatasaray-avrupa-safrasini-atinca-lider-oldu/Blog/?BlogNo=481365

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

ŞUTLUYORUM

evesbere@gmail.com    

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

SAMSUNSPOR ENGELLENMESİNE KARŞIN İNADINA SÜPER LİG DİYOR..


SAMSUNSPOR’DAN 3 PUAN SİLİNMESİ, TRT VE TFF DURUŞU VE MANİSSPOR’U YENMESİ

26 Nisan 2015

 

PTT 1. Lig 2014/2015 sezonu 26.04.2015 16:00 günkü 29. Maç:

Samsunspor ilk yarı oyun tutturamadı, oyun kuramadı, oyun oynayamadı. İlk yarı Samsunspor’u en verimsiz oyununu oynadı... Manisaspor, 3 önemli, bir de direkte dönen atağı vardı ve sahada sadece Manisaspor vardı; düşmeme adına.

İkinci yarı, yine durgun bir Samsunspor, yine 3 puana vurgun bir Manisspor. Maçın 76. Dakikası Manisaspor’un bittiği bir an oldu. Recep Niyaz bu dakikada sol kanatta bir serbest atış kullandı ceza sahasına düşürmek için, ama top havadan giderek kaleci Umut’un elinden kale içine düştü ve de Manısaspor evine de ateş..

Samsunspor kötü bir bir maçtan iyi bir 3 puan alarak TFF tarfeından silinen puan sonrası tekrar ilk 6’ya girdi. Hafta’ya Osmanlıspor’u yener ardından Adana Demirspor deplasmanını alırsa play oof öncesi Süper Lig’i görebilir, eğer gösterirler ise..

Samsunspor: 1Soner Şahin-3Ercan Yazıcı 69'-32Murat Akyüz-35Tuna Üzümcü-92Sezer Özmen-17Recep Niyaz-21Hasan Kılıç-26Mustafa Sevgi-88Taha Yalçıner 73'-9M'Billa Etame-39Eren Tozlu   

İlk 11 Değeri : 6.150.000 Eur

Yedekler: 12Furkan Köse-4Fatih Kılıçkaya-19Mücayit Ceylan-5Doğan Erdoğan 73'-8Zafer Özden-28Ali Zorlu 69'-22Alperen Pak   

Çalıştırıcı: Erhan Altın

Manisaspor: 90Umut Kaya-4Erdi Öner-13Nikola Mikic-61Sercan Türkeri 44'-2Asror Gafurov-8Metin Yüksel-20Oğuzhan Kayar-45Hakan Turan-66Gökhan Sazdağı-88Yusuf Akyel 79'-9Branimir Subasic 74' 

İlk 11 Değeri : 3.650.000 Eur

Yedekler: 99Bayram Olgun-3Hüsnü Başkurt 44'-29Ümit Yasin Arslan-23Barbaros Barut-17İsmail Köse-26Şaban Genişyürek 79'-77Nikolai Emilov Dimitrov 74' 

Çalıştırıcı: Taner Taşkın 

Stadyum : Samsun 19 Mayıs

Hakemler : Volkan Bayarslan-Nihat Mızrak-Esat Sancaktar

Gol: Recep Niyaz(76.dakika)

Samsunspor’u birileri istemiyor mu?

Beşiktaş'a ret, Samsunspor'a 3 puan silme cezası!

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, FIFA Disiplin Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda Samsunspor kulübüne, futbolcu alacak ihtilafı nedeniyle verilen 3 puan silme cezasının uygulanması kararını aldı. TFF Yönetim Kurulu toplantıda ayrıca Beşiktaş A.Ş.'nin 22 Mart 2015 tarihinde oynanan Fenerbahçe A.Ş.-Beşiktaş A.Ş. müsabakasında kural hatası yapıldığı yönündeki başvurusunu reddetti.

Bakan Kılıç’ın: "Ama şunu da görmemiz gerekiyor ki; Samsun şehri bunu üzülerek söylüyorum yeteri kadar takımına sahip çıkmıyor" şeklindeki doğru sözleri bizler tarafından sürekli tekrarlanan doğrular.

Samsunspor Sportif Direktörü Coşkun Zeren, TFF olayı ile ilgili şunları söyledi: ".. Ben Ofusu davası, eskiden gelen bir sıkıntıydı. Biz yönetime seçilir seçilmez Ben Ofusu'ya olan borcu ödedik. Ceza alınmıştı ama son olarak dava CAS'a taşınmıştı. Yarın da CAS'ta mahkemesi vardı. Fakat, Başkan Erkut Tutu defalarca tüm belgeleri federasyona göndermesine, açıklamayı 'mahkeme sonucuna göre yapın' demesine rağmen federasyon mahkemenin sonucunu beklemeden cezayı kesti. Üzüntülüyüz. Federasyon mahkeme sonucunu bekleyebilirdi, beklemesi lazımdı."

Samsunspor’un başına bela olan bu borç; 2001-2002 sezonu görev yapan, sonrasında  Samsunspor’a zerre kadar destek olmayan, aksine her duruşuyla köstek olan Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’dan kalma..

3 Puanın silinme öyküsü:

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, PTT 1. Ligde şampiyonluk mücadelesi veren Adana Demirspor yönetim kurulunun kulübe ekonomik katkı sağlamak amacıyla başlattığı 1940 Projesi bahanesiyle geçtiğimiz hafta yaptığı görüşmede kullandığı sözler tartışmaya açıldı…

İşte tartışılmaya açılan 2 konuşma:

1-Başkan Yıldırım Demirören:“Türkiye’deki tüm takımların derdi maddi sorun. Bu mali sorundan sağlıklı bir şekilde kurtulmak isteyen her kulübe federasyon olarak destek vereceğiz. Allah yardımcınız olsun, inşallah kampanyanız tutar. Adana Demirspor’da borçsuz harçsız bir hale gelir. İyi gidiyorsunuz. İnşallah şampiyon da olursunuz, Adana’dan bir takım da Süper Lig’e lazım” dedi.

2-Ardından; Adana Demirspor Başkanı Selahattin Aydoğdu: “Projemize destek veren ve örnek gösteren Futbol Federasyonu Başkanımız Sayın Yıldırım Demirören’e teşekkür ediyoruz. İnşallah sezon sonunda Adana Demirspor’u Süper Lige kazandıracağız”.

Ve de Samsunspor’un 3 puanı siliniyor..

Bir mizansen..

Samsunspor, kendi sahasındaki üst üste oynayacağı maç sonrası Adana Demirsporla karşılaşacak. Doludizgin giden Samsınspor’un böylelikle  ikinciliği yakalama olasılığı bertaraf ediliyor.

Yeter be! Samsunspor’un nedir bu Çukurova’dan çektikleri?

Geçen sezon, yine bir Çukuova takımı olan Mersin İdman Yurdu ile Play Off oynadı. Samsunspor seyircisi sahaya alınmadı, yönetmelik gereği. Bu yönetmelik M.İ.Y şampiyon olduktan sonra kaldırıldı ve Samsunspor’un şampiyonluğu kaydırıldı elinden alındı..

Şimdi de bir başka Çukurova takımı..

TRT spor sunucusu Sayın Erdoğan Arıkan’ın dediği gibi, işin içinde Samsunspor varken TFF’nin akıl tutulmasına uğraması.Bu Samsunspor’a çok zarar vermeye başlaması..

 

Evet; burada üzerinde durulması gereken duruş TFF’nin Samsunspor’a sıcak bakmadığıdır. Olgulardaki Samsunspor aleyhine değerlendirme özeni, üzülerek belirteyim ki Samsunspor lehinde göstermiyor..

Futbolumuz ’un doğrusu ve güzel insanı Yılmaz Vural bile yaşanan haksızlığa dayanamamış ve Samsunspor'un 3 puanın silindiğine vurgu yaparak , "Ona bakarsanız Süper Lig'de bir sürü takımın sezon başında 6-8 puanı silinmesi lazım. Onların niye silinmiyor? Ligin bitimine 7 hafta kala Samsunspor'un puanın silinmesi çok doğru bir şey değil. Böyle olunca milleti birbirine düşman ediyorsunuz. Silinecek puan varsa hepsini sil"  feryadında bulunuluyor.. lütfen aynı duyarlılığı sayın Bakan siz de gösterin.

Korkum, süreç içinde Samsunspor’un Atatürk armasının da silinmesi..


 

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

ŞUTLUYORUM

evesbere@gmail.com  

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

CHP KAYNAĞI


CHP’YE KAYNAĞI BULDUM
26 Nisan 2015
AKP iktidar döneminde büyüme olmadı demek AKP’ye değil gerçeklere haksızlık olur, çünkü gerçeklerin sahibi AKP değil, son Bülent Ecevit hükümetidir. AKP Türk ekonomisi 2001 krizini atlatıp düze çıktıktan sonra iktidara geldi(2002). Yani; 2001’de % 68.5 olan enflasyon 2002’de % 29.7’e düşmüş ve düşmeye devam ediyordu. Bunun yanı sıra milli gelir de 2001’de % 5.7 azalmışken, 2002’de yüzde 6.2’ye çıkmıştı. Büyüme hızı belli noktaya dek başarıdır. Bu başarı AKP ekonomi politikalarının başarısı mı, yoksa; cari açığı patlayan ABD’nin, dünya piyasasına dolar yağdırmasının getirdiği bir büyüme başarısı mi idi? Bence ikincisi. Unutmayalım; 2008’e kadar süren AKP’nin “hızlı büyüme” başarısı, ülkemiz benzeri tüm ülkelerde yaşandı ve Türkiye başarısından daha başarılı sonuçlar alınmıştır. türkiye’den daha başarılı sonuçlar almıştır.
 Ve gelinen noktada, “Doların bereketi” bitmeye başlayınca 2008 sonrası, büyüme sekteye uğramaya başladı, çünkü dış borç bulamıyor ve de IMF’ye borç verir ülke durumuna geldik yalansı popülizmi kullanmıyoruz.
 AKP, IMF'e borç verdi külliyen yalan. IMF tüm dünya ülkelerinden para istedi uluslararası kriz için fon oluşturma adına. En yoksul geri kalmış ülke bile 1 milyar dolar verdi, Türkiye’de 1/2 milyar dolar vereceğini söyledi-ki hala vermedi- İşte bunu IMF'ye borç veriyoruz diye halka yutturuyorlar..
 Bundandır ki, CHP’ye “Kaynağı nerden bulacaksın?” demeye başlandı.
İşte bu kaynağı ben CHP’ye buldum(CHP bu kıyağımı unutmasın):
 CHP’nin seçim bildirisindeki vaatlerle ilgili kaynak tartışması alabildiğine yoğunlaştı..
Öyle ki; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 'Çıksınlar kaynağı ortaya koysunlar. Oyumu CHP'ye vereceğim' diyebildi.
 Sayın Şimşek CHP’ye oy vermek zorunda kalacak, çünkü kaynağı açıklıyorum:
 En büyük kaynak AKP iktidarının gitmesidir.
 Bu kaynağı yakalamanın üst başlığıdır.
 Alt başlıklı kaynakları sıralamaya geçelim:
 1-AKP iktidarı gitmelidir..
 2- AKP iktidarı gitmelidir..
 3-AKP iktidarı gitmelidir..
 4- AKP iktidarı gitmelidir..
 5-AKP iktidarı gitmelidir..
 …..n- AKP iktidarı gitmelidir..
 Eğer biz; ‘saltanat ve hilafet özlemi içinde’ keyfi harcamalarla 12 yılda çarçur ettiği 5 trilyonun önünü almanın,
 Siyasi ve ekonomik rant bütününde yandaş sermaye ile oydaş yaratma adına gündeme alınmayan kayıtdışı ekonomiyi ve de kayıtdışı enerjiyi denetim altına almanın,
 Üretmeksizin üretilenleri satarak görece Türkiye büyümesini, kalıcı Türkiye büyümesine çevirmenin,
 Telekomları ve benzer iktisadi kuruluşlar ve Bankaların satıştan elde edilen gelirlerin ve de Yarım trilyon dış borcun yönlendirilmesinin,
 Ülkenin yeraltı ve yerüstü ulusal kaynaklarını ‘yabancıların etki alanından çıkarıp’ ülke yararına işletmeye açmanın,
 Yolsuzluğu ve rüşveti ve de yoksul hakkı yemeyi durdurmanın..
 Projelerini yaşama geçirmek istiyorsak, AKP iktidarına son vermemiz gerekmektedir..
 Arşimet gibi “Buldum, buldum..” diyerek sokağa fırlamanız gerekmiyor. Seçmenin kaldırma kuvveti projelerdir ve bulguladığın projeleri anlatmak için sokağa inmeniz gerekir. Çünkü, ülkenin kaldırma kuvveti seçmenin kaldırma kuvvetiyle doğru orantılıdır ve bu kaldırma kuvveti de AKP’nin gitmesidir,
 Ve en büyük “Kaynak”’da budur..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

22 Nisan 2015 Çarşamba

23 NİSAN KUTLAMALARINDA TÜRKİYE VE ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINDA DÜNYA


23 NİSAN’IN 93. YILINI KUTLAMAK VE ERMENİ SOYKIRIM TEKRARLARI..

22 Nisan 2015       
Aslında, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı 2 zamanda kutluyoruz. Birincisi; “Ulusal Egemenlik Bayramı”’nın 93. Yıldönümünü, ikincisi; “Çocuk Bayramı”’nın 80. Yıldönümünü kutlayarak.
Çünkü;
“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”, TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı(Ulusal Egemenlik Bayramı)  ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin(Çocuk Esirgeme kurumu) 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 faşist darbesi   döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adını verdi.
İlginç bir gelişme oldu:
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'le ortak basın toplantısında tarihi bir kararı açıkladı. Erdoğan " Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl anmasına tüm devlet başkanlarını çağırdık. 24 Nisan'da da Aliyev kardeşimizle orada olacağız." dedi.
Çanakkale Savaşı'nda deniz savaşları 18 Mart'ta, kara savaşları ise 25 Nisan 1915'te başlamıştı. Türkiye 18 Mart'ı "şehitleri anma günü" olarak belirlemişti.
        Aliyev: Bugün imzalanan anlaşmalarda ileri atılacak adımlar atıldı. Türkiye G20'ye Azerbyacan'ı çağırdı. Aziz kardeşim Erdoğan'a minnettarım. 24 Nisan'da Çanakkale'de bir araya geleceğiz. Bu tarihin seçilmesi çok önemlidir. Ermenistan sulh istemiyor. Minsk gurubu da bir netice alamıyor. Ermenistan işgaline devam ediyor. Azerbaycan toprak bütünlüğünü koruyacak. Türkiye - Azerbaycan kardeşliği dünyada çok önemli bir yerdedir. Gelecekte de büyük ilerlemelere sahne olacak.
Biliyorsunuz, gerek Türkiye’nin, gerekse Azerbaycan’ın Ermeni ulusuyla tarihten gelen kronik sorunları var. Aslında karşılıklı suçlamaların evrensel barış algısıyla giderilmesi gerekirken, aksine böylesi ve inatsı duruşlarla, ille de köy kurnazlığıyla bu barış sürecini ötelemek, olguyu daha da içinden çıkılmaz hale getirmektir..
Biliyorsunuz, 24 Nisan tarihi Ermeniler içinde önemli bir gündür.  Evet; 24 Nisan 2015 günü ‘Ermenistan savına göre’ “Ermeni Soykırımı”nın 100. Yılı. Doğrusu; Türkiye’nin “Ermeni Soykırımı”nı kabul etmesinin dayatıldığı bir Ermeni 100.yılı.
Siz bu dayatmaya, zekice karşı çıkarak, karşı tezlerinizi sunmanız gerekirken, kurnazca davranarak 24 Nisan’da 102 ülkenin liderlerini, “Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı etkinliklerine” davet ediyorsunuz. Üstelik Türkiye’nin "Şehitleri anma günü" olan 18 Mart tarihini 24 Nisan’a değiştirerek. Bu son derece insani zekâ ile bağdaşmayan kurnazlık ve uyanıklıktır. Bizleri belki de haklı olduğumuz konularda ‘kaçarak’ haksız duruma düşüren bir duruştur.. Hatta; dünyada ilk kez emperyal açlara karşı zafer kazanan ve emperyallere  tokat atan ‘onurlu’ bir  Türkiye Cumhuriyet’ini dünya kamuoyunda örselemektir. Çanakkale zaferinin evrensel kimliğini sarsmaktır.
Ve nitekim sarsıyorsunuz da;
Bilindiği gibi yıllardır  ‘özellikle’; ABD VE AB Ülkelerinde  “Ermeni soykırımı”  savlarını gündemlerinde tutmaktadırlar. Sözde Dost ve Müttefik gözüken bu ülkeler; ülkemizi parçalamak için, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin katılmış olduğu her türlü ekonomik ve siyasi ortamda basın - yayın yoluyla ve ermeni diyasporası baskısıyla tekrar-tekrar dünya gündemine konuşlandırmaktadırlar, tek taraflı olarak.
Ermeni kalemşörleri olguyu tek taraflı "Türkiye'nin bu insanlık vahşetini inkârı, bir suç teşkil eder" noktasına taşımaya başladılar.
Örneğin; 1.2 milyar üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin en büyük  ruhani lideri İtalyan kökenli Arjantinli Papa Francesco(1936-2013’te Papa olmadan önceki adı;Jorge Mario Bergoglio) 12 Nisan 2015 günü 1915 olaylarının 100. yıldönümü sebebiyle Vatikan'da düzenlediği ayinde "20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapıldı" demekten kaçınmadı. Sessiz aydın diye bilinen Papa, bu söylemiyle hem sessizliğini, hem aydınlığını bozdu.
Dyoruz ki; “Üst düzey bir Amerikan Yönetimi yetkilisi, Obama’nın 24 Nisan bildirisinde ‘soykırım’ demeyeceğini ve yine ‘Meds Yeghern’ ifadesini kullanacağını teyit etti.
İyi de, ‘Meds Yeghern’ ile ‘Soykırım” arasındaki fark nedir. Hiçbir fark yok, hatta “Büyük felaket” anlamındaki “Meds Yeghern”, “Soykırım”dan daha felaket bir anlam içeriyor. Kimi kandırıyorsunuz? Ermeniler bile “Soykırım”a  büyük felaket anlamında “Meds Yeghern” diyor. Evet; “Meds Yeghern” Ermenice bir terim ve Türkçe karşılığı “soykırım”. Özellikle  Ermeniler de 1915 olaylarından söz ederken , Obama?nın dediği gibi “Meds Yeghern” diyorlar.
Her şey gibi “Ermeni soykırım”  savını da siyasi ranta eklemlendirdiniz ya helal olsun size..
Böylesi akla ziyan duruşlardır “Ermeni Soykırım” konusunda bizleri sarsan ve zorda bırakan..
Gelelim “23 Nisan kutlamalrına”;
 “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı” edilgenleştirerek, Türkiye Cumhuriyet’ini yıpratmak ve olmayacak dua olan ‘Büyük Osmanlı’yı öne çıkarmanın sürecini işletmektir..
Davet edilenler arasında Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan da varmış. Fakat, Sarkisyan bu daveti reddetmiş. Gerekçesi de, “Biz kendisini geçen yıl 24 Nisan törenleri için Erivan’a davet ettik gelmedi. Bizde davete gelmeyenin davetine gidilmez!” diyerek, bir  diploması tokadı attı.
Bunun adı, diploması olamaz. Bunun adı resmen kurnazlıktır, uyanıklıktır. Tıpkı ülkemi de idare ettikleri duruş gibi..
Bakalım, 102 ülkenin kaçı gelecek. Çoğu batı ülkeleri evet derse, dünyanın çivisi çıktı demektir ve Ermeni savlarının salt küresel efendilerinin sömürü düzlemindeki bir oyunu olduğu çıkacaktır. Eğer bunu tersi olursa Ermeni lobisinin diplomasi düzeyinde büyük güç kazanacağıdır..
Biri, Ortadoğu’da ‘Büyük Osmanlıyı’, diğeri ‘Büyük Ermenistan’ı, bir diğeri ‘Büyük Kürdistan’ı, bir başkası da ‘Büyük İsrail’i kurmak istiyor. İyi de aynı Ortadoğu’ya 4 büyüğü nasıl sığdıracak küresel efendi?
Giderek daha çok “İslami referanslara” bağlanan ve daha “Osmanlıcı”, demokrasi ve özgürlükleri de umursamayan bir yönelişe girenler böylesi oyunlara da gelir elbet..
Kimse sana, geçmişle yüzleş, Osmanlının “soykırım yaptığını” kabul et demiyor. Sen diplomasizliğine dedirtiyorsun, dayattırıyorsun; 102 ülkeyi çağırarak ve de “Sarkisyan’ı da çağırdık” diyerek, sözde “barışçı” bir çizgi tutturma savıyla dünya diplomasisini kendine güldürüyorsun.
Ermeni Soykırımı’ bahanesiyle ile “Çanakkale Zaferi”ni ve  Türkiye Cumhuriyeti’ni örseleme uyanıklığı, dünyayı ve Türkiye’yi aptal yerine koymaktır. Kaybeden Türkiye değil sen olacaksın..
Anımsatayım;
Geçen senenin “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı, aşağıdaki gibi kutlamıştı, dinden ve yoksuldan geçinenler.
“Eyüp Feshane'de gerçekleştirilen resmi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliğinde "Berkin Elvan Ölümsüzdür" pankartı açan ve slogan atan 4 lise öğrencisi gözaltına alındı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, öğrencilere ödül vermek için sahneye çıktığı sırada slogan atıp pankart açan biri erkek biri kız iki çocuk, polis tarafından gözaltına alındı. Yaka paça götürülen 2 çocuk Feshane'de kapalı alana alındı. Polis kapıları kapatarak gazetecilerin görüntü almasını engelledi. 2 çocuğun gözaltına alınmasının ardından tören devam ederken 1 çocuk daha slogan atmaya başladı. 3'üncü çocuk da gözaltına alınırken olayı görüntülemeye çalışan kameramanlar bir sivil polisin saldırısına uğradı. Gözaltına alınan 3 çocuğu götürmeye çalışan polislerden biri yere düştü. Yere düşmesinin ardından ayağa kalkan polis, olayı görüntüleyen kameramanlara saldırdı. Bu arada, lise öğrencisi olduğu bildirilen bir çocuğun daha eylem sırasında gözaltına alındığı öğrenildi(23 Nisan 2014)”
Bunlar için çocukmuş, büyükmüş önemli değil; doğrusu bunlar için insan ve insanlık önemli değil, önemli olan çıkar, çıkar, çıkar ve çıkar ve de çıkar oğlu çıkar, bunun için tüm ulusal değerleri çıkarıyor veya kendilerine uyarlıyorlar.
Bunların özdeki amacı; Atatürk ve silah arkadaşlarını Anadolu insanıyla verdiği “Çanakkale” ve de “Kurtuluş Savaşları”nı karalamak, kurduğu Cumhuriyeti yıkmak ve duvarda zor tuttukları Atatürk resimlerini indirmek..
Ve; Çanakkale zaferinin 100’üncü yıldönümünde anmaların yapılacağı Gelibolu Yarımadası’nın Valilik kararıyla halka yasaklandı..
Ne bu ?!
Yanıtı galiba aşağıdaki akla ziyan düşünceler:
Hiç çocuğu olmayan Damat Ferit Paşa'nın 11 erkek çocuğu vardı diyerek hayali aile uyduran çakma Tarihçi Cizreli  Mustafa Armağan diyor: 'Atatürk'ü koruma kanunu kaldırılsın(26.01.2015)
Mustafa Armağan, Çerkez Ethem'in hatıratına ulaştıklarını ve önümüzdeki günlerde ilk kez yayınlayacağını belirtti. Ancak, hatıratlarda Çerkez Ethem'in Mustafa Kemal Atatürk'e ağır eleştirilerinin bulunduğunu ve bu belgeleri yayınladığında Atatürk'ü koruma kanunundan dolayı çekinceli olduğunu söyledi. Atatürk'ü koruma kanununu eleştiren Armağan, ''ben bu kanunun Hükümet'ten, Başbakan'ımızdan, Bakanlar Kurulu'ndan rica ediyorum; bu ayıbı artık kaldırsınlar. Çerkez Ethem'in kendi ağzından Mustafa Kemal'e, İsmet İnönü'ye, Fevzi Çakmak'a müthiş eleştirileri var..Çerkez Ethem'in hatıratı, Kazım Karabekir'in arşivinden çıktığı için Kazım Karabekir'in el yazısıyla kaleme alınmış olabilir.. Karabekir'in en büyük Mustafa Kemal muhaliflerinden birisi olduğu düşünülürse ve yazdığı şeyler 'bana suikast düzenlemek istedi, beni yok etmek istedi, benim evime baskınlar yaptı' işte 'kitaplarımı yaktırana' diye bir şiiri var, Kazım Karabekir'in... 'Sende güç varsa bende hakikat var. Hakikat hiçbir şeyden korkmaz, ama sen hakikatten korkuyorsun' diyor Mustafa Kemal'e… Bunları söyleyen Kazım Karabekir'in arşivinden böyle şeylerin çıkmış olması şaşırtıcı değil..Çerkez Ethem, Milli Mücadele'nin kurgusunu tamamen değiştiriyor. Yani diyor ki; '19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı falan bunlar hikâye.. Daha sen İstanbul'da Padişah'ın kızıyla evlenmeye çalışırken, Hükümet'e girmeye çalışırken, biz Ödemiş'te Milli Mücadele'nin Yunanlara karşı ilk kurşununu sıktık' diyor'' dedi.
        Arkadaşlar bu kişiyi tanımlamaya gerek yok..Bu kişi tescilli Atatürk düşmanı bir Cizreli..Kürt veya Arap olması benim için önemli değil, insan olması..
Düşünün son dönemde, tarihte 4. Ve 5. Sırada yer alan şahsiyetler ‘amaçlı olarak’ Atatürk’ün önüne çıkarılmaktadır. Çerkez Ethem’in anıları nerde bulunuyor, Atatürk karşıtı Kazim Karabekir’in arşivinde..Belli ki, Damat Ferit’in  ailesi gibi bu da yalan..
Başaramıyacaksınız!!!
http://blog.milliyet.com.tr/fransa-nin---10-luk-ermeni-ciddiyeti-ve-yanik-paralar/Blog/?BlogNo=340167
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

21 Nisan 2015 Salı

ATATÜRK ARMALI SAMSUNSPOR FORMASINI YERE ATAN TOPÇU, AKLINI BAŞINA DEVŞİR..


SAMSUNSPOR GAZİANTEP’TE GAZİANTEP BBSK’YI GAZİ ETMESİ VE GOL ATAN EREN’IN ATATÜRK ARMALI FORMAYI KİNLE YERE ATMASI

17 Nisan 2015

Türkiye PTT 1. Lig 2014/2015 sezonu 19.04.2015 13:30 günkü 28. Maç:

Öncelikle şunu belirteyim: Samsunspor’un ilk golünü atan Eren Tozlu’nun gol sevincini değil de adeta bir şeylere tepki gösterircesine Atatürk armalı formasını çıkarıp kinle yere atması(aslında hiçbir forma yere  atılamaz) kabul edilir gibi değil. Ben bu futbolcunun takımla ilişkisinin kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Samsunspor 3 G.Antep BBSK 0

Eyvah Hakan Kutlu, Eyvah Çağatay Şahan !!!..

Hakan Kutlu adeta Samsunspor canavarı. Finalde,  Yılmaz Vural’ın yerine Mersin İdman Yurdu takımının başına gelen H.Kutlu Samsunspor’u geçerek M.İ.Y’unu Süper Lig’e çıkarmıştı..Daha önceki karşılaşmalarda da Samsunspor’u yenmişti. Özellikle Samsunspor 3-0 önde iken iken, 3-1 yapmışlar, ardından Samsunspor 4-1 yapmasına karşın M.İ.Y maçı 5-4 almıştı.

İkincisi; Çağatay Şahan: Manisa Bölgesi üst klasman hakemlerinden Şahan, Samsunspor'un 8 Mart 2015 Tarihinde evinde oynadığı Antalyaspor maçını yönetmiş, maçta taraftarların büyük tepkisini çekmişti. Çıkarttığı kolay kartlarla adeta maçı katleden Şahan'a rağmen Samsunspor maçdan 2-1 galip ayrılmayı bilmişti..Samsunspor Antalyaspor maçında Samsunspor'da, İvanov 28. Dk'da, Sezer 36'da, Taha 64'de,  Soner 71'de Ofoedu ve MBilla 86'da sarı kartla cezalandırılırken Hasan Kılıç ise 58. Dakikada Kırmızı Kartla oyun dışı kalmıştı. Samsunspor bu kartlar sebebiyle PFDK'dan sportmenliğe takım halinde aykırı davranış nedeniyle 6000 TL ceza almıştı.

Bu sefer “eyvah!” Haykırışındaki, korkuyla karışık yakınmayı yaşamadık. Çünkü samsunspor deplasmanda hakan Kutlu’yu ve Gaziantep BBSK’yi yendi hem de farklı;3-0. Bu sonuç, Çağatay Şahan ile ilgili kuşkucu yanımıza da en az 3 tokattı. Gerçekten toplum olarak aşırı duygu yüklüyüz ve komplo senaryolara açığız…

Gaziantep BBSK çok güçlü bir kadro oluşturmuş. Amaç belli k Süper Lig. Eğer Samsunspor’u yense Play Off’u zorlayacak. Bu nedenle bu maçın 2 takım için önemi büyüktü. O büyüklüğü de Samsunspor sahiplendi.

Gollerin oluş şekli:

60. dk. Eren’in golüyle Samsunspor 1-0 öne geçti. Sol taraftan köşe vuruşuyla gelen top savunmadan sekti. Eren’in yaptığı kafa vuruşu topu ağlarla buluşturdu.

65.dk Samsunspor 2. golü buldu. Mustafa Sevi adeta 30 km’den müthiş bir gol attı. Mbilla’ya yapılan faul sonrası kazanılan serbest vuruşu Mustafa yaklaşık 30 metreden kalecinin uzanamayacağı noktada ağlarla buluşturdu.

82.dk Samsunspor Mbilla’nın atağıyla 3. golü buldu. Penaltı noktası üzerinde topla buluşan Mbilla düzgün bir vuruşla kalecinin uzanamayacağı noktadan topu ağlara gönderdi.

Aslında gelgitleri olmasa, Erhan Altın için de “önyargılı erken tepkiler verdik..” diyeceğim de, haftaya oynayacağı kendi sahasındaki Manisaspo ve ardında yine kendi sahasında oynayacağı Osmanlıspor maç sonuçlarına bıraktım..

Gaziantep BBSK: 91Mahmut Bezgin-5Josef Çınar-16Ali Tandoğan-89Erkam Reşmen-90Ufuk Budak 16'-13Wissem Ben Yahia-14Erdal Güneş 66'-22Köksal Yedek-24Umut Sönmez-25 Alan Carlos Gomes Da Costa (Alanzinho) 74'-34Ergin Keleş   

İlk 11 Değeri : 5.450.000 EUR

Yedekler: 19Atilla Özmen-12 Armand Deumi Tchami16'-18Mahmut Temür 66'-21Mehmet Nas-67Salih Sefercik-15Yasin Ozan 74'-61Turgay Bahadır 

Çalıştırıcı: Hakan Kutlu

Takım Değeri : 9.850.000 €

Samsunspor: 1Soner Şahin-6Ahmet Burak Solakel-32Murat Akyüz-35Tuna Üzümcü-92Sezer Özmen-7Musa Aydın 84'-26Mustafa Sevgi-88Taha Yalçıner-9M'Billa Etame 85'-33Chico Ofoedu 27'-39Eren Tozlu   

İlk 11 Değeri : 4.900.000 EUR

Yedekler: 12Furkan Köse-3Ercan Yazıcı-4Fatih Kılıçkaya-5Doğan Erdoğan-8Zafer Özden 84'-17Recep Niyaz 27'-22Alperen Pak 85' 

Çalıştırıcı: Erhan Altın 

Takım Değeri : 10.400.000 €

Stadyum : Gaziantep Kamil Ocak    

Hakemler : Çağatay Şahan-Gökhan Memişoğlu-Mustafa Sönmez

Goller: Eren Tozlu(60), Mustafa Sevgi(66), M'Billa Etame(82’de)

http://blog.milliyet.com.tr/samsunspor-un-kurulus-tarihi-19-mayis-1919-olmalidir/Blog/?BlogNo=466136

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

ŞUTLUYORUM

evesbere@gmail.com  

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32