29 Şubat 2016 Pazartesi

"SUS SIRA SANA GELECEK!!!"

SENDEN BÜYÜK OLARAK UYARIYORUM VE UYARMAYA DA DEVAM EDECEĞİM; TÜRKİYE DEĞİL SEN KÖTÜYE GİDİYORSUN, ALLAH AŞKINA BİR SUS!!!
29 Şubat 2016
Biliyorsunuz, önceleri karanlığın gülen yüzü Fetullah Gülen düzlemlerinde konuşur onlara övgüler düzerken karşıtlarına sövgüler gönderir ve fiziki saldırılarda bulunurdu. Ne olduysa, nasıl olduysa Fetullah Gülen’e de sövgülerle fiili olarak saldırmaya başladı..

Kullanıyor, faydalanıyor ve atıyor. Bu süreci sürekli işletiyor ve hala ayakta kalabiliyor. Bu gizemli gücü nerden alıyor, kimden alıyor?!Cahil örgütlülük” demek yetmiyor. 3 çocuk felsefesinini ürünü demek de yetmiyor. Toplasan ülke genelindeki oyu %30’u geçmez. % 50’yi aşan bu güç nerden geliyor? Kimler gizli oylarının devreye sokuyor? İnanın, bu sürdürülebilir izlenimi veren güç, siyaset laboratuvarlarında sorgulanmaya alınması gereken güçtür..
Şimdi Ensar vakfından sesleniyor. Onlara şimdilik övgüler dizerken karşıtlara yine sövgüler..Bakalım Ensarcılara ne zaman saldıracak, Menzilcilere ve diğerlerine..


Susar mı, adeta “susma sustukça sıra sana gelecek!” uyarısındaki korkuyu dikkate alırcasına susmuyor ve adres gösteriyor:
 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül'le ilgili kararına uymadığını, saygı da duymadığını belirtti.  
2016’da güzellikler umduk veya 2016’da aklı başında laflar eder dedik nafile; “Benim Oğlum Bina Okur Döner Döner Yine Okur”
Yetmedi eşi devreye girdi ve “Atatürk’ün Anadolu insanı ve silah arkadaşlarıyla kurduğu ve mazlum ülkelere örnek olan ‘Cumhuriyet’e enkaz diyebildi: “"Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye'nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı"
Maaile cumhuriyet karşıtı…
Son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan Ensar Vakfı Olağan Genel Kurulu’nda konuştu. Türkiye’deki imam hatiplerin gelişmesinde, büyümesinde Ensar Vakfı’nın çalışmalarının etkili olduğunu dile getiren Erdoğan “Başbakanlığım dönemimde ‘dindar nesil yetiştireceğiz’ dedim birileri çılgına döndü. Bir başbakan böyle konuşamaz dediler. Bu demek değil ki dinsize hizmet vermeyeceğiz. Dinsize de hizmet verdik, dindara da.. bazı profesörlerimizin, doçentlerimizin, yardımcı doçentlerimizin veya doktorasını yapmış hocalarımız acaba imam hatiplere müdür olmazlar mı?” diye konuştu.

Siz İmam Hatiplilerin başına değil profesörler  Ordinaryuslar dikseniz ne değişir ki?! ..Zil zurna cahillik..Yetersizlik ve de bilgisizlik..Yetki verdiğiniz, önemli mevkilere taşıdığınız İHD ve 2 yıllık mektupla öğretim mezunu bu cahil kimlikleri kaç danışmanla çalıştırdığınızı bilmeyen var mı. Bu danışmanları çekin acaba akım derken…um demenin ötesine geçebilirler mi?..Sahi sizlerin danışman ordusu ülkeyi ve ülke bütçesinini yüzde kaçını tüketiyor?
Aslında, 2015’te yazılan ve de zamansızlık nedeniyle yer verilemeyen stokta eleştiri yazısı çok. Belli ki onlara zor sıra gelecek, çünkü, Başbakanlığındaki gibi, Cumhurbaşkanlığında da aynı. Danışmanların gündem üretim odağı anonsörü susmuyor, iyi şeyler söylemiyor. Anlaşılan ülkemde 2016’da da  iyi şeyler olmayacak; bir öncekini bir sonrakinde yadsımak, yani raks edip kıvırmalar..
Örneğin, inandırıcı gelmeyen kurgusal İsrail duruşu:

Erdoğan: "Eğer bir ülke Filistin'de orantısız bir güç kullanıyorsa alkışlamayalım. Gazze saldırısı 1.500 kişinin ölmesine neden oldu ve dile getirilen sebepler yalandır"..
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu: "Erdoğan'ın sürekli olarak İsrail'e saldırmakta kararlı oluşu benim görüşüme göre ne istikrara ne de bölgedeki ilişkilerin iyileşmesine katkı sağlayan zavallı bir inattır"
R.T.Erdoğan: "Eğer zulme destek veriyorsanız, alın ödülünüzü başınıza çalın(Yahudilerden Davut Yıldızı/ Davud'un Kalkanı’nı alan dünyadaki tek Müslüman lider oldu). Bu zulme sesini çıkarmayanlar onların safındadır. Biz Gazze'nin yanında duracağız..İsrail, sergilediği insafsızlığı, adaletsizliği, ahlaksızlığı meşru müdafaa diyerek dünyaya yutturmaya çalışıyor. Ne acıdır ki dünya ülkelerinin çoğu da bunu yutuyor..Şunu açık açık söylüyorum, o bebeklerin arş-ı alayı inleten feryatları inşallah karşılıksız kalmayacak. O çocukların melekleri dahi ağlatan feryatları, inşallah karşılıksız kalmayacak. Bu zalim de bu zalime göz yuman, destek veren, sırtını sıvazlayan zalimler de inşallah o feryatların, o gözyaşlarının altında inleyecekler..”


R.T.Erdoğan karşıtlarından dinliyoruz, tarafsız yazılı ve görsel basından öğreniyoruz İsrail duruşunu:
 “İsrail’de nükleer silah var mı?” diye yapılan oylamada çekimser kalınıyor. ABD’nde Yahudi lobilerinden Davut Yıldızı’nı alan dünyadaki tek Müslüman lider Erdoğan oluyor. İrak’ın kuzeyinde dünyanın en büyük hava limanı İsraillilerle ortak yapılıyor. Suriye sınırlarındaki mayınlı sahanın temizlenmesi İsrailli firmalara veriliyor(Bu öneriyi Diyarbakır Bölge Müdürü iken Beritan aşiretine verilmesini önermiştim) ve buna itiraz edenler İsrail düşmanlığıyla suçlanıyor. “İsrail mallarını boykot etmeyin.” Genelgesi çıkarılıyor. Kürecik’teki ABD radar üssü resmen İsrail’i koruyor. Dahası; İsrail, Suriye uçaklarını vurmak için Türkiye hava sahasını kullanmayı bırak İsrail uçaklarına yakıt sağlıyor. Filistin’i destekleyen Suriye düşman ilan ediliyor ve Orta Doğu’da dengeler bozuluyor...Gazze’ye gideceğim, gideceğim deniyor, küresel efendinin uyarısıyla vaz geçiliyor. Mavi Marmara baskınında yurttaşlarımız yaşamını yitiriyor. üç şart ileri sürülüyor; ‘özür dilenecek, tazminat ödenecek ve Gazze’ye abluka kalkacak.’  Hiçbiri yapılmıyor. Hatta özür dilendi yalanıyla olaylar geçiştiriliyor..

Bitmedi;

HAS Parti Genel Başkanı iken, Hükümete ve Başbakan Erdoğan’a ağır eleştirilerde bulunan şimdinin AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 2008 yılı sonundaki İsrail’in Gazze harekatı sonrası Başbakan Erdoğan’a ağır eleştirilerde bulunuyor: “İsrail en büyük zaferini AKP sayesinde kazandı. Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunda İsrail’in nükleer kapasitesi var mı, yok mu oylamasında Türk delegasyonu çekimser kaldı. Geçtiğimiz sene 2010 Mayısında da Türkiye İsrail’in OECD üyeliğini onayladı, veto ettiğimiz takdirde üye olması mümkün değildi. Daha önce bir çok ülke veto etmişti. Otel lobisinde değil, Birleşmiş Milletlerde, OECD salonlarında ‘one minute’ demek marifettir. Sayın Başbakanın kalbi Ali diyor, dili Muaviye söylüyor.”
Yine, şu an AKP iktidarının Başbakan yardımcısı olan eskinin Demokrat Parti Genel Başkanı, Süleyman Soylu Türkiye’yi karış karış gezmeye devam ederken(2008 yılının son gününde), Tokat’ın, Turhal ilçesinde, vatandaşlara seslenip AKP Hükümeti’ne sert eleştirilerde bulunuyor. Evet; Hükümeti, başarısız politikalar izlemekle eleştiren Demokrat Parti Genel Başkanı Soylu, AKP’yı Çarkıfeleğe benzeterek, “Çeviriyorsun, boş geliyor. Bir daha çeviriyorsun, pas geliyor. Günlerdir, Filistin’de Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı acılar ciğerimize saplandı. İsrail’i Filistin’de orantısız güç kullanarak, katliam yapmaktadır. Sen Ehud Olmert’le(14 Nisan 2006 – 31 Mart 2009 dönemi İsrail Başbakanından söz ediyor) görüşüyorsun, ertesi gün bu katliamlar oluyor.” diyor.
R.T.Erdoğan bu ikisini nasıl olduysa AKP’ye alıyor  ve Bakan yapıyor. Aynı Erdoğan düne dek demediğini bırakmayan İsrail ile de barışıyor..Sıra onu Bakan yapmakta. Bu işin şakası. Gerçeği şu, siyasi rant adına İsrail ile yaptığı danışıklı döğüşü kanıtlayan; “İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu, bölgenin bir gerçeği. Karşılıklı samimiyet çerçevesinde bu adımları atmayı başarabilirsek, normalleşme beraberinde gelir. Filistin’deki kardeşlerimizi gözetmek durumundayız.” Söylemde bulunuyor.
Birileri ile kavga ediyor, barışıyor, kullanıyor ve atıyor. Bunu nasıl başarıyor, bu süreci hangi yürekle gerçekleştiriyor, bir beceri midir, yoksa bir cahil cesareti mi anlaşılır gibi değil.
Fetullah grubunu kullandı, attı..Ertuğrul Günay, Bülent Arınç v.b..
Yeni silahşoru Cem Küçük'ü bile harcadı..

Nedeni şunları yazması:  17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra Erdoğan, Adalet Bakanı’nı çağırıp bazı kişileri görevden almasını, HSYK’da değişiklik yapmasını söylemiş ama o kabul etmemiş.. AKP’li 4 bakanın rüşvet aldığını söylemiş. Ve bunlardan biri olan Egemen Bağış Suudi Arabistan’a giden Erdoğan uçağında imiş. Bu nedenle; Cem Küçük uçağa alınmamış..

Kullanılıp atılanlardan biri de Nevzat Yalçıntaş.
29 Ocak 2009’da ilginç bir ‘’One Minute’’ olayı yaşandı. Bunun düzmece öyküsünü anlatan bir zamanlar R.T.Ertdoğan’ın yardımcısı, doğrusu baş teorisyeni, AKP’nin kurucu kadrosundan ve eski milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş..
Önce şu kurgusal “One Minute’’ olayı için sizin “One Minüte”nızı, yani bir Dakka’nızı alacağım:
Recep Tayyip Erdoğan Davos’ta 29 Ocak 2009 günü düzenlenen Birleşmiş milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in de katıldığı "Gazze: Ortadoğu'da Barış" panelinde konuşmasının kısıtlanmasına tepki gösterdi. İsrail Cumhurbaşkanına daha fazla söz hakkı verilmesi ve Erdoğan’ın konuşmasına müdahale edilmesine Başbakan Tayyip Erdoğan sinirlendi ve paneli terk etti ve de ‘’Benim İçin Davos bitmiştir’’dedi. Tayyip Erdoğan’ın İsrail’in yaptıkları yanlışları Şimon Peres’e yüksek bir ses tonu ile ifade etmesi hafızalara kazındı. Tartışma esnasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘’One Minute’’ diye yüksek sesle söz istemesi tartışmanın en  unutulmaz anlarından olmuştu.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Milli Türk Talebe Birliği’nde hocalığını da yapan, AKP’nin kurucu kadrosundan ve eski milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Erdoğan’ın Davos’taki “One Minute” çıkışının, Başbakan’ın danışmanları tarafından kurgulandığını söyledi. Devamında da şunları sıraladı; “Suriye politikası başlangıçtan beri yanlıştır. Yanlış yapıyorsunuz. Harareti düşürün. Su bile 100 derecede kaynar. Kaynatmaya devam ederseniz, yarım saatte sudan eser kalmaz’ dedim…Bugünkü Tayyip Bey, dünkü Tayyip Bey değil!”
Doğrudur Yalçıntaş hocanın söyledikleri; çünkü Davos sonrası; “Tepkim İsrail Devlet Başkanına değil, moderatöredir.”ve “Siyonizm konusunda yanlış anlaşıldım.” diyebiliyor R.T.Erdoğan..

Ve gerçek amacını dışa vuruyor; “Biz Osmanlı’nın torunlarıyız. Birilerinin ‘Başika’da ne işiniz var’ diye soruyor. Türk milletinin Hint yarımadasındaki zulme bile donanmasını gönderdi, elimiz nereye kadar uzanıyorsa, uzatmak zorundayız” diyerek.
Sonrasında; Etkili başkanlık sistemine Hitler’i örnek gösterebildi: “ ‘Üniter sistemde başkanlık yoktur’ diye bir şey yok. Hitler Almanya’sına baktığınızda orada da bunu görürsünüz” diyerek niyetini tümden ortaya koydu. Günümüz başkanlık sistemine uyarlanmış eyalet sistemine dayalı “Yen Osmanlılık”..

Erdoğan’ın Türkiye’de kurmak istediği başkanlık sistemine örnek olarak Hitler Almanyası’nı göstermesi dünyada yankılanmaya başladı. Britanya’nın saygın gazetelerinden Times, “Türkiye’nin eşit oranda sevilen ve nefret edilen tartışmalı liderinin” Nazilere dair ilk gafının bu olmadığını belirterek, Erdoğan’ın ekimde Alman Başbakan Angela Merkel’in sığınmacı krizinde yardım talebine verdiği “Biz sizin toplama kampınız değiliz” yanıtını hatırlatıyor. Haberde Türkiye’nin 1930’larda Nazi Almanya’nın en büyük ticari partnerlerinden biri olduğu, İkinci Dünya Savaşı’nda muğlak bir pozisyon aldığı, savaşın bitmesine 3 ay kala Almanya’ya savaş ilan ettiği vurgulanıyor.
ABD’li siyaset profesörü John A. Tures ise Huffington Post’a yazdığı blog yazısında Erdoğan’ın sözlerinin gaf olmadığını savunuyor: “Bu demeç demokratik bir siyasiden gelseydi, bir gaf veya kötü bir espri olarak değerlendirilebilirdi. Ancak otoriter Erdoğan için bu, bir diktatörün duygularını gösteren ender bir dürüstlük anı.”
Durum bu. Sanık sizindir değerli okuyucular.

Sizden önce sanığı, eski değil, daha yeni dava arkadaşı olan
Ve; CNNTürk canlı yayınında Hakan Çelik'in 24 Ekim 2015 günkü programında yaptığı açıklamada, ''Birilerine olan sevgimi de biraz kaybetmiş olabilirim'' diyen AK Parti'nin kurucularından Bülent Arınç snığı sizden önce kaptı;
Bülent Arınç: “"Dolmabahçe Mutabakatı'nda okunan metin hükümetin önüne gelmişti. Oturma düzenine kadar her şey kararlaştırılmıştı. Cumhurbaşkanı'nın haberi olduğunu biliyorum, tahmin ediyorum. Yalçın Akdoğan anında haberi olduğunu aktarmıştı… Davutoğlu ve Erdoğan) Aralarında çift başlılık nedir bilmem. Ya da bilirim konuşmam."
Bülent Arınç: “Bu vesileyle bir kaç hususu arz etmek istiyorum;
1. Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, yaklaşık iki saat süren programda, bildiğim ve bizzat şahit olduğum olayların çok küçük bir bölümünü, en doğru şekilde anlattım. Türkiye'mizin yaşadığı, ya da ileride yaşayabileceği sorunların çözümü için faydalı olacağına inandığım çözüm önerisi ve tekliflerde bulundum.
2. "Bunları neden şimdi ve neden kamuoyu önünde konuşuyorsunuz?" diye eleştirenlere sadece bir kaç cümle ile cevap vermek isterim. Biliniz ki, hiç bir gerçek "Neden şimdi?" sorusunun muhatabı değildir. Ve biliniz ki, geçmişte de, bulunduğu her makamda, üstlendiği her görevde hakikati söylemekten asla geri durmamış birine "Neden şimdi, neden kamuoyu önünde?" diye sormak geçmişten bihaber olmak demektir.
R.T.Erdoğan: “Bülent Arınç dürüst davranmıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bülent Arınç’ın “Dolmabahçe Mutabakatı’nı biliyordu” sözlerine, “Benim müsaademle yapıldığının iddia edilmesi dürüst bir hareket değildir”(2 Şubat 2016).
Bülent Arınç: "Sizin yükünüzü paylaşmaya, her türlü zorlukta yardımcı olmaya ve gizli açık tehlikelerden de korumaya çalıştım. Siz de lütfen bu sevgi ve dava arkadaşlığı adına, en azından geçmiş günlerin hatırına nefsinize uyarak samimiyetsiz kişilerin tahriki ile hareket etmeyin. Bu ifadelerim, kesinlikle zatımla ilgili değil, milletim adına bir ricadır"
Resmen içerde ihanetleri yaşatıyor ve yaşıyor, fakat hala ayakta..
Ulusötesi durum bundan beter; Kaddafi dostu düşman oldu, Esat dostu düşman oldu..Kimler kimler dostken düşman oldu. Şimdi de; Suudi Arabistan. Baksanıza, Suriye konusunda Türkiye’nin yanında olduğu ve uçaklarını gönderen Suudi Arabistan, beklenmedik şekilde Rusya ile petrol konusunda anlaşmışlar(Şubat 2016):
Evet; Suudi Arabistan ile Rusya'nın petrol arzını dondurma konusunda uzlaşması, hem küresel petrol piyasalarında ciddi etkiler yaratacak, hem de ülkelerin uluslararası ilişkilerini yani siyasi gelişmeleri ciddi biçimde etkileyecek..Rusya ile Suudi Arabistan’ın anlaşmasının Türkiye’nin bölgedeki yalnızlığını iyice artıracağı tahmininde bulunmak da mümkün. İlk sinyaller de Türkiye’nin Suriye operasyonu için birlikte hareket etmeyi planladığı Suudi Arabistan’ın artık bu plandan vazgeçmiş olabileceğini gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gece bu anlaşmadan sonra Suudi Arabistan Kralı ile yaptığı telefon görüşmesinin de bu kapsamda olabileceği tahmin ediliyor(Erdal Sağlam-18 Şubat 2016).
Ve Suudi bu konuda açıklamasını yaptı: “Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cübeyr, ülkesinin Suriye'deki muhtemel bir kara operasyonuna Beşşar Esad'a karşı değil, IŞİD'e karşı katılacağını açıkladı(19 Şubat 2016).”
Bu yaklaşım ve anlaşma Türkiye'nin yalnızlığı demektir.
Eğer yine de ayakta kalırsa, bu ayak başka ayak kuşkularını artıracaktır..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU    
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32
evesbere@mynet.com

evesbere@gmail.com

28 Şubat 2016 Pazar

GALATASARAY 2015-2016 SEZONUNU NADASA ALDI

GALATASARAY UEFA AVRUPA LİGİ MAÇINDA BİTTİ  SÜPER LİG’DE ZATEN BİTMİŞTİ
28 Şubat 2016
Gaziantepspor: 2 Galatasaray: 0
Türkiye Spor Toto Süper Lig 2015/2016 sezonu 28.02.2016 19:00 günkü 23. Maç:

Spor Toto Süper Lig Hasan Doğan Sezonu'nun 23. hafta maçında Gaziantepspor ile Galatasaray karşı karşıya geldi. Kamil Ocak Stadı'nda oynanan mücadelede Galatasaray deplasmanda Gaziantepspor'a 2-0 mağlup olarak ligde bir darbe daha yedi.
Geçen yılın 3 kupalı 4 yıldızlı takımı bu duruma nasıl düşürülür? Hani desek ki; Fatih Terim. İyi de Terim’den sonra bu başarıyı Terim’in yardımcısı Hamza Hamzaoğlu ile elde etti. “Önceki yöneticilerin savruk davranışı GS’yi bu hale getirdi” desek, karşımıza  Galatasaray’ın savruk ve hesapsız o eski yöneticilerin aldıkları topçularla geçen yılın başarısı elde edildi yanıtı karşımıza çıkıyor. Yok-yok bu işin içinde tuhaf bir şey var. Mustafa Denizli’yi de bir çırpıda bitirmemek gerekir, gerekmesine de, “Denizli 18 puanı kaybetmese bugün el üstünde dolaşır, hatta sözleşmesini 1,5 yıldan 15 yıla çıkarırlardı” demek geliyor içimden. Öyle bir şey olmaz da, ne demek istediğimi anladınız. Biliyorsunuz; Hamzaoğlu başarılı olunca sözleşmesi uzatılmak istenmiş, tıpkı anlık başarılarıyla futbolcunun sözleşmesinin uzatıldığı gibi. Aniden birileri devreye girdi Hamza Hamzaoğlu’nun sözleşmesi değil kendisi uzatıldı boydan boya..
Bir takım maça %68 hakim olacak 68 kere kaleye gelecek gol, maçta %32 olan Antep 2 kere HSülfür gibi kaleye gelecek ve  gök gürültüsü gibi 2 gol atacak..Olacak iş mi bu? Adalet mi? Bir şans bu kadar takımı yetim bırakmaz..
İtalya Liginin 2.sınıf takımı Lazio'ya elenmek kötü..

Hocam, Mustafa Denizli; geçen haftanın lazio maçının yıldızı Carol neden takıma ikinci yarı girdi? Şu Koray’da ne buldun de Semih’i kaybettin??
Hıncal Uluç’da benzer şikayette: “Trabzon'a 90 dakikada 11'i kaleyi bulan tam 25 şut atmış hücum ve sadece 6 (Altı) şut attırmış savunma gücü gösteren takım, tam da kazanılması gereken Lazio maçına gereken futbolu oynamışken, Mustafa Denizli, üç gün sonra o 11'i darmadağın eden bir kadro kurdu.”
Hocam bu mantıkla; bırak Lig 4’üne girmek, Ziraat Kupasını almak, 2016-17 sezonu da nanay..
Maç sonrası; “Ben kararımı kendi içimde verdim” diyorsun. Belli ki gideceksin. Hocam sen kolay-kolay gitmezsin; bizim bilmediğimiz kronik bir umutsuzluk mu var?
Devamında; “İstediğimiz şeyleri gerçekleştiremedik. O günden bu güne bu takımın lideri benim. Ortaya çıkan her türlü sonuçtan ben mesulüm. Bugün de düşündüğüm hiçbir şeyi yapamadık. Göreve başladığımız dönemden bu yana aşağı yukarı her 3 günde bir maç oynadık. İstemediğimiz bir tablo ortaya çıktı. Herkes yardımcı oldu fakat ortaya keyifsiz bir tablo çıktı. İnsanlar bir takım şeyleri kabul eder. Belki benim antrenörlük kariyerim başarılarla dolu. Zaman zaman bazen başarısızlıklar da yaşanabilir. Bu tablodan başarılı sonucu çıkamaz..Bugün bu insanların karşısında konuşurken, geriye dönük kariyerime baktığımda başarılarımın temelinde Galatasaray vardır. Bunu kendi içimde değerlendirdim. Çok daha iyi bir tablo ortaya çıkarmak isterdik. Avrupa yolundan da düştük. Kariyerim yara alır ama bir çok şey yara almaya başladı. Bu tablo içinde kendim ve başkaları adına değerlendirme yapmam lazım" diyorsun. Haklısın. O zaman gitme kal, sahadaki mantığı değiştir, yüreğindeki bu mantığı esas alarak kendinle birlikte Galatasaray’ı ayağa kaldır.
Aksi taktirde insanlar şunu diyecek; “Selam Ersun Yenal..Gelmezden sorayım; ‘Sen ne zaman gideceksin Galatasaray’a gelmezden Galatasaray’dan?’ Aynen GS durumu gibi bir soru..”
Okan Buruk diyorlar. Galatasaray’ı Hakan Şükür Ve Emre Belezoğlu ile satan bu adam takımın başına geçsin; Galatasaraylılığımı dondururum..

Bülent Korkmaz, Hamza Hamzaoğlu, Okan Buruk..Ne bu yahu; Galatasaray teknik Direktör yetiştirme yuvası mı!? Tugay Kerimoğlu, Arif Erdem v.d ne zaman gelecek?
Denizli’nin Florya’da istemediği Cenk Ergün gitti GS bitti..Acaba sabote mi?!
Galatasaray’ı, transfer işlerinde başrolü oynayan  Cenk Ergün ve Dursun Özbek’in kardeşi yönetecekse daha çok Mustafa Denizliler gider..
Gaziantepspor: Karcemarskas, Abdullah  Elyasa Süme, Barış Yardımcı, Prince Desir Gouano,  Fernando Marçal de Oliveira, Abdülkadir Kayalı (Dk. 68 Hürriyet Gücer), Emre Nefiz, Anton Putsila (Dk. 90 İlhan Parlak), Orkan Çınar, Jucimar Lima Pacheco Abuda, Daniel  Larsson (Dk. 78 Chibuike)
İlk 11 Değeri : 13.900.000 Euro
Yedekler: Bora Sevim-Hakan Çinemre-Koray Arslan- Emmanuel John Chibuike-Muhammed İldiz-Hürriyet Gücer-İlhan Parlak 90' 
Teknik Direktör: Mutlu Topçu
Çalıştırıcı:  Mutlu Topçu
Takım Değeri : 28.400.000 €
Galatasaray: Muslera, Chedjou (Dk. 28 Donk), Hakan Balta, Linnes (Dk. 63 Carole, Dk. 77 Denayer), Koray Günter, Sabri Sarıoğlu, Bilal Kısa, Yasin Öztekin, Selçuk İnan, Olcan Adın, Umut Bulut
İlk 11 Değeri : 48.750.000 Euro
Yedekler: Cenk Gönen-Carole-Semih Kaya-Jason Denayer-Jose Rodriguez-Ryan Donk-Emre Çolak   
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Çalıştırıcı: Mustafa Denizli 
Takım Değeri : 110.150.000 €
Stadyum : Kamil Ocak     
Hakemler :  Fırat Aydınus-Hakan Yemişken-Yusuf Bozdoğan
Goller: Dk. 5 Emre Nefiz, Dk. 54 Daniel Larsson (Gaziantepspor)
Lazio: 3 Galatasaray: 1
UEFA Avrupa Ligi 2.Tur 2015/2016 sezonu 25.02.2016 20:00 günkü 2. Maç:

Mustafa Denizli başarısızlığını belgeledi. Nasıl belgelemesin ki; geldiği günden beri Süper Lig’de 10 maça çıktı 3 yenilgi, 3 beraberlik ve tam 15 puan kaybetti. Yetmedi ,UEFA Avrupa Ligi maçları tam bir yıkım; 3 maç yaptın 2 beraberlik 1 yenilgi. Kazakistan takımı Astana ile İstanbul’da 1-1 berabere kalındı..
UEFA Avrupa Ligi bitti. Geride Kupa ve Süper Lig 3.’lüğü. Onlar da biterse, geriye 2016-2017 sezonu kalıyor..O kadar da değil..
Biliyorum hocam; başarı başarısızlıkların ardından gelir. Gelir gelmesinde de hocam sen hiç gelmiyorsun. Genç hocalar gibi yaşlanmış deneyimli egonuzu başarıların önünde koşturamazsın..
Hoca be, sahanın en iyisi olan ve gol pasını da veren ve maçtan sonra övgü ile söz ettiğin Sabri’yi ne diye oyundan alırsın!? Umut Bulut gol atsın diye. İyi de Umut ne zamandan beri gol atıyor ki!!?? Bu Sneijder senden, sen Sneijder’den, dahası ikiniz de Galatasaray’dan ne istiyorsunuz? Neden Podolski’ye top atılmaz? Sneijde ve Podolski resmen rahatsızlar, neden sorunlarını gidermede çözüm geliştirmiyoruz? Çin pazarı pazarlığı mı var? Neden Bilal değerlendirilmez? Neden; bir başarısızı bir başka başarısıza tercih eder Denizli?. Onun kısmı başarısızlığından sonra önceki başarısızlığa döner Denizli? Örneğin Yasin ve Olcan..Semih Kaya ve Koray Günter..

Hocam diyorsun ki; “Sahada umursamaz davranan oyuncular var.”
Hocam; siz de umursamaz izlenimi verdiğinizi bir gerçek..Dedim ya, en iyisi Sabri deniyor, gol atan ve attıran Sabri oyundan alınıyor..
Bir soru daha: Doğru mu; “İki yıl için 4.5 milyon Dolar’a imza attığın ve de 2 milyon Dolar’ı  peşin aldığın? Paraya mı ihtiyacın olduğu için, yoksa başarıları özlediğin için mi Galatasaray’a geldin hoca?!
Galatasaray’ın içindeki Danımarkalılar susmuyor: “Galatasaray’ın eski ikinci başkanı Prof Dr Mehmet Helvacı, UEFA finansal fair play kuralları açısından kulübün bir cezaya maruz kalacağını düşündüğünü söyledi.”..Ben Galatasaray kongresinden olsam, popülizm peşinden koşan böylesi yöneticilere ve ille de yorumculara kapıları kapatıp ve mahkemeye veririm.

Baksana Ahmet Çakar denen şereflioğlu şerefliye; Aziz Yıldırım denen zat “Şikecinin başı Galatasaray’dır” dedi ve GS tarafından mahkemeye verildi ya bu şerefsizlikten yoksun da Aziz Yıldırım’a yancılık yapmak için meydana fırladı, yan mahkemede Azizi lehine tanıklık yapacakmış. Nedeni belli. Galatasaray’a yaptığı hakaretler nedeniyle Aslan tarafından mahkemeye verildi ve o davaları kaybedeceği için dolaylı intikam alıyor.
Eyy Azizi Nesin, neden öte yana gittin, bu malzemelerle bu yanda en az 2 Nobel çıkarırdın..
Capsler(yakalamalar) başladı. Sözde Fenerli bazı aziz ve acizler Galatasaray elendi ya alay ediyorlar..Be güzel kardeşim sizlerin yaşamı ta 7-0’dan bu yana caps, Edirne’den öteye geçemeyişinizden bu yana caps..Bir takım hep başarılı olacak diye bir kural varsa bilmediğimiz, o zaman yarışmaya ne gerek var; “Yahu hep nasılsa Galatasaray başarılı oluyor, Galatasaray’a ebedi başarı kupası verelim ve yarışmayı bitirelim” şeklinde bir dilekçe verin ve dinden geçinirken futboldan da geçinenler kanun hükmünde kararname çıkarsınlar ve eziyetinizi bitirsinler..

Evet; Galatasaray UEFA Avrupa Ligi Son 32 Turu rövanşında konuk olduğu İtalya'nın Lazio takımına 3-1 mağlup oldu. İstanbul'daki ilk maçta rakibiyle 1-1 berabere kalan sarı kırmızılı takım bu skorla UEFA Avrupa Ligi'ne veda etti. 59.dakikada Parolo'nun, 61'de Anderson'un golüyle 2-0 geriye düşen Galatasaray 62'de Yasin Öztekin'le umutlansa da 72.dakikada son sözü söyleyen Klose oldu. Ligden sonra UEFA Avrupa Ligi'nde de havlu atan Galatasaray'da artık tek hedef Türkiye Kupası.
Stat: Roma Olimpiyat Stadı
Lazio: Federico Marchetti, Abdoulay Konko, Mauricio  dos Santos Nascimento, Milan Bisevac, Stefan Andrei Radu, Sergej Milinkovic-Savic, Lucas Rodrigo Biglia, Marco Parolo, Felipe Anderson Pereira Gomes, Senad Lulic (Dk. 57 Candreva), Alessandro Matri (Dk. 70 Klose)
İlk 11 Değeri : 91.750.000 Euro
Yedekler: Etrit Berisha-Wesley Hoedt-Dusan Basta-Stefano Mauri-Danilo Cataldi-Antonio Candreva-Miroslav Josef  Klose   
Çalıştırıcı: İtalyan Stefano Pioli
Takım Değeri : 184.750.000 €
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu (Dk. 65 Umut Bulut), Denayer, Hakan Balta, Carole, Donk (Dk. 85 Bilal Kısa), Chedjou, Yasin Öztekin (Dk. 74 Olcan Adın), Selçuk İnan, Sneijder, Podolski
İlk 11 Değeri : 71.750.000 Euro
Yedekler: Cenk Gönen-Semih Kaya-Koray Günter-Bilal Kısa- Jose Rodriguez-Olcan Adın-Umut Bulut   
Goller: Dk. 59 Parolo, Dk. 61 Anderson, Dk. 72 Klose (Lazio), Dk. 63 Yasin Öztekin (Galatasaray)
Çalıştırıcı: Mustafa Denizli
Takım Değeri : 110.150.000 €
Hakemler: Vladislav Bezborodov, Aleksei Eskov, Igor Fedotov (Rusya)
Yıldırım Demirören ilk kez doğru bir şey söyledi, fakat eksik: “İsimler değişir, hakemler değişir, MHK'lar değişir, yöneticiler değişir, dedikodular, komplo teorileri, iddaalar değişmez, tartışmalar hiç bitmez. Hakem atamalarına şaibe düşürülmeye çalışılır. Büyüklerin kollandığı savunulur. Bu Merkez Hakem Kurulu bu sezonu bitiremez denir istifa temennileri dile getirilir. Şu hakem düdüğü assın, bu hakem kokartını atsın! Bu sene önceki senelerden farklı olarak bunlara bir de bahis iddiası ve kaos eklendi. Bütün bunlar Türk futbolunun 90'lı yıllardan beri beraberinde taşıdığı güvensizliğin sonucu…”
İyi de tüm bu değişmeyenleri nasıl değiştireceksin? Önce kendinden başlamalısın..
Bana göre; 'MHK, Disiplin ve Tahkim kurullarını. Delegeler seçmelidir. İyi de adayları kim saptamalı?
İşte orası çok kuşku kaldırır bir durum…Zor, zor dostum zor..Tarafsız ve özgür istenciyle hareket eden, eşit duma güvenci verecek adaylar saptanmalıdır. O kadar da tümden çürümedi futbol düzlemi. Üniversiteler ve ilgili sivil toplum örgütleri dikkate alınabilir..
Hayda, benim önerimi Fatih Terim de yapmış.
Türkiye Futbol Direktörü(Bu unvan bana komik geliyor) Fatih Terim üretmiş:
TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in dün açıkladığı, futbol gündemine bomba gibi düşen 'MHK, Disiplin ve Tahkim kurullarını delegeler seçecek' projesinin mimarının Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim olduğu ortaya çıktı.
Galatasaray: 2 Trabzonspor: 1
1Türkiye Spor Toto Süper Lig 2015/2016 sezonu 21.02.2016 19:00 günkü 23. Maç:
Galatasaray: 1 Fernando Muslera-21 Aurelien Chedjou-22 Hakan Balta-23 Lionel Carole-28 Koray Günter(Bilal 58)-55 Sabri Sarıoğlu(Linnes 84)-8 Selçuk İnan-15 Ryan Donk-29 Olcan Adın(Sneijder 58)-9 Umut Bulut-11 Lukas Podolski    
İlk 11 Değeri : 54.250.000 Euro
Yedekler: 99 Cenk Gönen-27 Martin Linnes-64 Jason Denayer-5 Bilal Kısa-10 Wesley Sneijder-14 Jose Rodriguez-52 Emre Çolak    
Çalıştırıcı: Mustafa Denizli
Trabzonspor: 1 Onur Kıvrak-3 Jose Bosingwa da Silva -4 Aykut Demir-22 Mustafa Yumlu-33 Serge Ognadon Akakpo-39 Luis Pedro Cavanda-9 Sefa Yılmaz(Salih Dursun 62)-10 Özer Hurmacı-19 Marko Marin(Yusuf Erdoğan 67)  -21 Erkan Zengin-92 Muhammet Demir(Musa Nizam 76)       
İlk 11 Değeri : 38.300.000 Euro
Yedekler: 23 Esteban  Alvarado Brown -77 Musa Nizam-24 Salih Dursun-32 Yusuf Erdoğan-38 Ramazan Övüç-66 Fatih Atik-97 Yusuf Yazıcı   
Çalıştırıcı: Hami Mandıralı 
Stadyum : Ali Sami Yen Aslantepe Türk Telekom Arena      Hakemler : Deniz Ateş Bitnel-Kemal Yılmaz-Ceyhun Sesigüzel
Goller: Dk. 25 Erkan Zengin (penaltıdan) (Trabzonspor), Dk. 63 Podolski, Dk. 89 Selçuk İnan (penaltıdan) (Galatasaray)
Kırmızı kartlar: Dk. 59 Özer Hurmacı, Dk. 70 Aykut Demir, Dk. 86 Cavanda ve Salih Dursun (Trabzonspor)
Spor Toto Süper Lig'de 22. haftanın en önemli maçında Galatasaray, sahasında Trabzonspor'u 2-1 mağlup etti. Türk Telekom Arena'da oynanan mücadelede Trabzonspor'un golünü penaltıdan Erkan Zengin atarken, Galatasaray'a galibiyeti getiren golleri 63. dakikada Podolski ve 89. dakikada penaltıdan Selçuk İnan kaydetti. Son dakikaları olaylı geçen maçta Trabzonspor'dan Özer Hurmacı, Aykut Demir, Cavanda ve Salih Dursun kırmızı kart gördü. Bu sonucun ardından Galatasaray puanını 37'e yükselterek 3. sıraya çıkarken, Trabzonspor 27 puanda kaldı.

Denizli Sneijder’i bile oynatmayacak kadar büyük çalıştırıcı. İnsaf be hocam; Sneijder madem sakat 2. Yâri neden oyuna alırsın..
İlk yâri Donk ve Aurelien Chedjou pas hatalarına karşın atak oynayan pozisyon bulan şutu direkten dönen Galatasaray’dı. Fakat Bitnel denen hakem penaltı bitirivermesi Galatasaray’ı ilk yarı bitirdi.
Galatasaray ilk kez ayağa paslarla topu ayağında tutan takım oldu. Ligin tıpkı ilk 12 hafta olduğu gibi ayağında en çok top tutan takım kimliğini tekrar kazandı kazanmasına da Denizli’nin başlayan skoru koruma kurgusunu anlamak çok zor. Donk veya  Chedjou’nun bir oyundan alınmalı idi; Linnes ve Bilal daha fazla oyunda tutulmalıydı.
Hocam bu Umut’u adam etmek için hocaya okutmaya, üfletmeye mi götürürsün, psikoloğa mı götüreceksin bir yere götür ve iyileştir. O goller kaçar mı? Umut ne yapıyor. Hiç mi kafa çalışmıyor.
Bitnel ikinci yarı Trabzonspor’u bitiriverdi. Aslında Trabzon’u bitiren Özer ve yobaz Aykut bitirdi. Tamam belki hakem hatalı, fakat sen hakeme bu hatayı yaptıracak hatadan kaçınmalısın.

Futbol bir seyir sanatıdır. Bu seyir sanatının aktörleri yöneticiler, topçular, çalıştırıcılar ve hakemlerdir. Bunların yanlışları seyir sanatını seyirsiz kılar. Dahası seyircilerin tepkisini alır, ilgili herkesin de..Alınan sonuçları tartışılır hale getirir. Özellikle, futbol yorumcusu denen felaket tellallarını..
Ve hemen devreye girdi biri bile:  Kendini adam sanan Ahmet Çakar Twitter adresinden yazdığı mesajda, "Interpol göreve. Eğer bu maçta uluslararası bahis baronlarının parmağı yoksa ben de adam değilim" ifadelerini kullandı. Eskiden bahis oynadı diye 2 yıl oynamama cezası alan Gökdeniz Akdeniz’i örnek göstererek, Trabzonsporlu oyuncuları ve Hakem Bitneli suçlayabiliyor. Neymiş efendim; Birinci yarı Trabzon galip, ikinci yarı 4 kırmızı ve Galatasaray maçı 2-1 kazanacak şeklinde bir bahis milyon dolar verirmiş ve de.. Kafa karıştırmıyor değil..İkinci iddiası Mustafa Denizli çok başarısızmış ve onun karizması kurtarılma operasyonuymuş. Has sı…Bitmedi bu Bitnel denen hakemi Trabzonspor kongre üyesi ve MHK üyesi Hikmet Öksüzoğlu atamış.
Bitmedi Beyaz soytarılar bu olaydan GS’yi sorumlu tutuyor ve Selçuk İnan’ın penaltıyı kullanmaması gerektiğini, hatta dilekçe verip 3 puanın Trabzonspor verilmesi gerektiğini söylüyorlar…
İyi de ilk yarı Trabzon’a verilen penaltıya ne demeli, Özer ve yobaz Aykut’un duruşuna ne demeli..Eğer Trabzon 7 kişi kaldığında Galatasaray yenilseydi bunları söylenir miydi? Söylenmezdi.
Bu Trabzonspor için de geçerli. Evet; Trabzonspor kulübü başkanı Muharrem Usta’nın çok seviyeli ve ders verici basın toplantısında söyledikleri GS’yi 7 kişi iken yenselerdi söyleyecek miydi? Söylemeyecekti ve bugün yaşanan facianın üstü örtülecekti..
Ben bu Muharrem Usta için bir şey söylemek isterim. Böylesi kulüp başkanları artarsa Türk futbolu kurtulur. Sana helal olsun bu denli seviyeli açıklama yaptığın için. Seni kutlarım.. Biri olsa kim bilir neler-neler söyler ve ortamı gererdi..
Bu futbolda bir devrim sürecinini başlangıcı olacaktır diyen Usta’ya önce, futbolun evrenselliği ile ilgisi olmayan ve kirleten kendi içindeki karanlık yüzleri temizlesin.
Yobaz ve de kapkaranlık işbaşında: Deniz Ateş Bitnel'e şok tehdit! 'Ayağına sıkarım'
Trabzonsporlu Aykut Demir'in gördüğü kırmızı kartın ardından hakem Deniz Ateş Bitnel'i tehdit ettiği ortaya çıktı.
Bordo­mavili futbolcunun, Bitnel’e, “Ayaklarına sıkacağım. Seni dışarıda döverim. Vuracağım seni” dediği ve soyunma odası koridorunda üzerine yürüdüğü, ancak arkadaşları tarafından durdurulduğu belirlendi.
Karşılaşmanın 69. dakikasında ceza alanı içinde Podolski ile yaşadığı gerilim sonrası ikinci sarıdan kırmızı kartla ihraç edilen ve haksızlığa uğradığını savunan Aykut’un, hakem Bitnel’i, “Ayaklarına sıkacağım. Seni dışarıda döverim. Vuracağım seni” ifadeleriyle tehdit ettiği ve bu sözlerin raporlara da girdiği öğrenildi. Bitnel ve olaylara şahit olan dördüncü hakem Murat Özcan’ın disiplin raporlarının dün TFF Hukuk Müşavirliği’ne ulaştığı belirlendi.
Daha önce “Meskûn mahâlde ateş etmek” ve “Hastanede doktoru darp etmek” gibi vukuatları olan Trabzonsporlu futbolcunun çok ağır bir ceza ile karşı karşıya kalacağı vurgulandı. Profesyonel Futbol Disiplin Talimatı’nın, “Kişilik haklarına saldırı, hakaret, tehdit ve tükürme” başlıklı 41. maddesine göre işlem görecek olan Aykut Demir, koridordaki eylemi “Saldırı” başlıklı 44. madde kapsamında değerlendirilirse toplamda alacağı ceza, çift rakamlı sayılara
yükselebilecek.
Maçın düşündürücü yanı, Trabzonlu( Galatasaray’ın kiralık topçusu) topçu Salih Dursun’un hakemin elinden kaptığı kırmız kartı yerden alarak hakeme göstermesi idi. Yani, hak emeni oyundan atması..Ülkemde popüler olmanın anlık tepkilerden bir örnek izledik. Galatasaray’ın oyuncusu olan Salih Dursun popülaritesi alıp başın tavana çıkar. Hekeme kırmız gösteren formalar Trabzonspor’a gelir bile getiriri. İyi bir hareket değil, fakat bunun Türk futboluna, dahası dinden geçinirken futboldan da geçinenleri oluşturduğu futbol yapısına gösterilen kırmızı kart olası bağlamında çok önemli..Ey futbol severler, Türk futbolunun başında babasının holdinginden kovulan ve Beşiktaş’ı batıran adam var. Türk futbolunun başında R.T.Erdoğan’ın eşinin ağabeyinin damadı var. Fenerbahçeli padişah adayı var. Ve MHK başkanı AKP’nin Alanya Belediye başkan adayı Kuddusi Müftüoğlu.
Evet;  AKP güdümlü Müftüoğlu ve ekibi için hakem camiası, ‘çok zayıf’ yorumu yaptığını unutmayalım.
205 Haziran ayı sonundaki tartışmalı seçimle yeniden koltuğa oturan Yıldırım Demirören federasyonu, ilk sıkıntısını Merkez Hakem Komitesi’nde yaşarken, göreve getirilen Kuddusi Müftüoğlu ve ekibi için ilginç iddialar ortaya atılmıştı.
Örneğin; hakemliği döneminde AKP’den Alanya Belediye Başkan aday ayı olup kaybeden, şansını denediği milletvekilliği seçimlerinde de aday adaylığını geçemeyen Müftüoğlu’nun MHK Başkanı olarak atanmasında, “politik rica”ların etkili olduğu öne sürüldüğü herkesin malümü. Yine Müftüoğlu’nun yönetimindeki Hakan Özkan’ın İzmir AKP teşkilatında çalıştığı iddiaları da kafa karıştırmıştı..E başka ne diyelim ki..
Muharrem Usta kardeşim futbolda devrime bu kimliklerden başlatırsan ancak futbolumuz kurtulur. Bunu yapabilir misin?
İster amatör maçta olsun, ister profesyonel maçta; bir düdüğü kullanmak hem deneyim, hem de bilgi gerektirir. Üzülerek belirteyim ki MHK(Merkez Hakem Kurulu)’nın atadığı hakemlerin %60’ı taraflı ve de deneyimsiz..
Bugünkü Galatasaray Trabzon maçı, Galatasaray için tehlikelerle dolu idi. Birincisi, maçı kaybettiğinde biterdi. Ki Bitnel ilk yarı Galatasaray’ı bitirdi.  Aynı Bitnel ikinci yarı Trabzon’u bitirdi. Fakat demin söylediğim gibi Bitnel’in Trabzon’u bitirmesinde katkı veren Özer ve yobaz Aykut Demir’dir. Bu iğrenç kimliği sahada barındıran ülkemi idare eden mantığın yarattığı bir hastalıktır. Eee, Bakan sakalla ülkemiz sahasında dolanırsa, bu yobazcıklar da karanlık sakallarıyla cüppe ve sarıkla sahada secdeye bile varırlar..
İşin düşündürücü yanı; Bitnel yanlışlarıyla Galatasaray’ı bitirmeye çalışmak. Bu olumsuzluklarla GS’in ne ilgisi var. Mustafa Denizli döneminin en iyi Galatasaray’ı sahada idi.
Galatasaray’ı bekleyen ikinci tehlike, 7 kişilik Trabzon’u yenememesi idi. İnan yıllarca teften düşmezdi.. Trabzon penaltı sonrası 2 kırmızı ile 7 kişi kalınca, kalan sürede  Galatasaray asla gol atmayı düşünmedi. Fakat Yusuf Erdoğan’ın 5.kırmızı kart almaya çalışması da bana göre doğru denmese de haklı tepkiydi.
Deniz Ateş Bitnel artık Süper Lig'de maç yönetemez(23 Şubat 2016)
Galatasaray-Trabzonspor maçında skandal yönetim gösteren Deniz Ateş Bitnel’in notu 6.4 oldu. Bu da sezon sonuna kadar bir daha maç almaması demek. Bu kadar uzun süre maç alamayacak Bitnel, daha yeni taktığı FIFA kokartını da kaybedecek.
5.kırmızı kart denince bana 2003-4   sezonunda Cem Papila’nın yönettiği Beşiktaş Samsunspor maçını aklıma getirdi:
2003-2004 sezonunun 2. yarısının ilk maçı. 100. yılında şampiyon olan Beşiktaş, ertesi sene tarihler 24.01.2004'ü gösterdiğinde 8 puan farkla liderdir. Cem Papila olaylı maçta Beşiktaş'lı futbolculara 5 kırmızı kart çıkarır ve Samsunspor hükmen maçı kazanır. Bu maç ayrıca Beşiktaş için sonun başlangıcı olmuştur.  Beşiktaş 4-1 gerideyken ihraçlarla 6 kişiye düşünce 86. dakikada tatil edildi. Olaylar nedeniyle Beşiktaş'a "1 maç saha kapatma cezası" verildi ve İstanbulspor'la oynadığı lig maçında uygulandı.
Evet; 8 puan önde olan BJK nasıl olduysa Fener’in 14 puan gerisinde kalarak şampiyonluğu Fener’e kaptırdı. Doğrusu Türk futbolu bu, Fener  aldı götürdü.
Türkiye Süper Ligi 2003/2004  sezonu 25.01.2004 19:00 18.maç:
Beşiktaş: 1 Oscar Cordoba 70'-4 Ahmet Yıldırım-19 İbrahim Üzülmez-30 Antonio Carlos Zago-3 Tayfur Havutçu-6 Yasin Sülün 56'-17 Roman Dabrowski-20 Federico Giunti-67 Tümer Metin-9 Daniel Pancu-26 İlhan Mansız    
22 Ramazan Kurşunlu 70'-55 Gökhan Zan 56'
Çalıştırıcı:  Mircea Lucescu
Takım Değeri : 119.000.000 €
Samsunspor: 1 Ike Ibrahim Shorunmu-17 Müslim Can-27 Şenol Yavaş-28 Kenan Yelek-7 Evren Nuri Turhan 70'-8 Celil Sağır-13 Adnan Güngör-21 Giani Stelian Kirita-Julio Cesar Antonio de Souza 44'-Bülent Karaman 55'-10 Serkan Aykut    
Yedekler: 15 Serkan Dökme 70'-22 Musa Aydın 44'-20 Caner Altın 55' 
Çalıştırıcı: Erdoğan Arıca 
Takım değeri: 9.000.000 €
Stadyum : BJK İnönü    
Hakemler : Cem Papila-Selçuk Kaya-Nihat Mızrak
Galatasaray: 1 Lazio: 1
18 Şubat 2016
UEFA Avrupa Ligi 2.Tur 2015/2016 sezonu 18.02.2016 22:05 günkü 1.Maç:
Hocam; Hiç oynatmadığın Koray nerden aklına geldi? Linnes bu kadar mı kötü, yoksa..?! Donk, asist yaptı gol attırdı tamam da, ondan sonra resmen Galatasaray’ı durdurdu, nasıl bu kadar tahammül ettin. Carol sahanın en iyisi iken nasıl oyundan alırsın? Sneijder’i oyundan almak aklına geliyor da, neden Donk gibi top kaybeden Aurelien Chedjou’yu oyundan almak aklına gelmiyor. Oyunu son 10 dakika müdahale etmek yaşlılık belirtisi mi hocam?
Selçuk ve Muslera gidici mi? Neden sahada yanlış yapıyorlar. Lazio’nun eski kalecisi olan ve Lazio’nun mumla aradığı Muslera o golü nasıl yer?!..Doğru Galatasaray’ın penaltısı verilmedi. Verilse maçı 2-1 alacak idi, fakat iyi oyunla değil..
Sabri tarihe geçti. Neden mi? “Galatasaray'ın Lazio karşısında ilk golünü atan Sabri Sarıoğlu tam 7 yıl sonra(2 bin 394 gün) Avrupa Ligi'nde golünü ve Türk Telekom Arena'da Avrupa Ligi'nde ilk gol atan oyuncu oldu.”
Galatasaray, iç sahada İtalyan rakiplerine karşı 53 yıldır süren yenilmezlik serisini Lazio karşısında da devam ettirdi. İtalyan ekiplerine karşı evindeki ilk ve tek yenilgisini 1962-1963 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek finalinde Milan'a karşı alan Galatasaray, daha sonra ev sahibi olduğu 11 maçta 7 galibiyet ile 4 beraberlik elde etti.
Ankara'da dün(17 Şubat 2016 18:31) meydana gelen terör saldırısına, Türk Telekom Arena'da tepki gösterildi. Yaşanan terör olayına tepki olarak her iki takım da müsabakaya kollarında siyah bantla çıkarken, maç öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Tribünde yer alan taraftarlar da, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" diye tempo tuttu.
Karşılaşma öncesi doğu tribünündeki taraftarlarca bir koreografi sergilendi. Doğu üst tribünde taraftarların ellerinde yer alan kartonlarla, "Tam zamanı" yazısı oluşturulurken, alt kısımda ise "7'den 70'e tek bilek, tek yürek olalım" pankartı açıldı. Daha sonra ise makaralı sistemle sağ tarafta Türk Telekom Arena, sol tarafta ise yeleğine işlettiği dört yıldızla sosyal medyada büyük ilgi gören sarı-kırmızılı taraftar Setrak Yelegan ile elinden tuttuğu 10 numaralı forma giyen bir çocuk tasviri tribüne çekildi. Hazırlanan koreografi, tüm tribünlerden büyük alkış aldı. Öte yandan, tüm takımı tribüne çağıran taraftarlar, destek tezahüratlarında bulundu. Bu arada Galatasaray taraftarı Türk Telekom Arena'daki mücadeleye büyük ilgi gösterdi. Stadın tribünleri uzun bir süre sonra büyük ölçüde dolarken, maçı da 35 bin civarında taraftar izledi.
Bir kehanette bulunayım mı? L.Moskova’yi 2-0 yenen Fener elenir, Galatasaray Lazio’yu eler(18.2.2016)..
Stadyum : Ali Sami Yen Aslantepe Türk Telekom Arena      Hakemler :  İngiltere  Michael Oliver  İngiltere Stuart Burt   İngiltere Gary Beswick
Galatasaray: 1Fernando Muslera-21Aurelien Chedjou-22Hakan Balta-23Lionel Carole 71'-28Koray Günter-55Sabri Sarıoğlu 78'- 64Jason Denayer-8Selçuk İnan-10Wesley Sneijder 89'- 15Ryan Donk-11Lukas Podolski   
İlk 11 Değeri : 67.750.000 Euro
Yedekler: 99Cenk Gönen-26Semih Kaya-5Bilal Kısa-7Yasin Öztekin 89'-14Jose Rodriguez-29Olcan Adın 71'-9Umut Bulut 78' 
Çalıştırıcı: Mustafa Denizli
Takım Değeri : 110.150.000 €
Lazio.  22        Federico Marchetti-2Wesley Hoedt-26Stefan Andrei Radu-29Abdoulay Konko-33Mauricio  dos Santos Nascimento-10Felipe Anderson Pereira Gomes58'-16Marco Parolo-19Senad Lulic 90'-20Lucas Rodrigo Biglia-21Sergej Milinkovic /Savic-17Alessandro Matri 69' 
İlk 11 Değeri : 91.500.000 Euro
Yedekler: 99Etrit Berisha-13Milan Bisevac-6Stefano Mauri 90'-32Danilo Cataldi-87Antonio Candreva 58'-9Filip Djordjevic-11Miroslav Josef Klose 69' 
Takım Değeri : 184.750.000 €
Çalıştırıcı: İtalyan Stefano Pioli
Goller: Dk. 12 Sabri Sarıoğlu (Galatasaray), Dk. 21 Savic (Lazio)
Galatasaray Lazio ile ilk kez 11.09.2001 günü karşılaştı. Galatasaray’ı  Romanya Mircea Lucescu, Lazio’yu Dino Zoff  İtalya çalıştırıyordu. Polonyalı  Ryszard Wojcik yönettiği maçı Ümit Karan’ın 79’da  attığı gol ile 1-0 kazandı.
Şampiyonlar Ligi 1. Tur D Grubu 2001/2002 sezonu 11.09.2001 21:45 günkü maç:
Galatasaray: 1 Faryd Camilo Mondragon Aly-3Bülent Korkmaz-5Emre Aşık-22Ümit  Aydın Davala-57Hakan Ünsal-8Suat Kaya 88'-11Hasan Gökhan Şaş-35 Carlos Alberto De Oliveria (Capone)72'-67Ergün Penbe-6Arif Erdem 63'-9Ümit Karan   
Yedekler: 15Sebastien Perez 72'-7Berkant Göktan 88'-  13 Ali Rıza Sergen Yalçın 63' 
Çalıştırıcı: Romanya Mircea Lucescu
Lazio: Angelo Peruzzi-Giuseppe Pancaro 80'-Alessandro Nesta-Giuseppe Favalli 71'-Fernando Manuel Couto-Jaap Stam-    Gaizka Mendieta Zabala 51'-Diego Pablo Simeone-Stefano Fiore-   Claudio Javier Lopez-Hernan Jorge Crespo   
Yedekler: Dejan Stankovic 51'-Aparecido Rodriguez Cesar 71'- Simone Inzaghi 80' 
Çalıştırıcı: Dino Zoff  İtalya
Stadyum : Ali Sami Yen     
Hakemler :  Polonya  Ryszard Wojcik
Bugüne dek 3 kez karşılaşan 2 takım; 2 kez(1-0) Galatasaray, 1 kez Lazio(1-0) kazandı.
Burak Yılmaz'dan büyük fedakarlık:
Sahada kaçırdığı gollerle zaman zaman eleştirilen Burak Yılmaz, kulübün zor durumda bulunduğu dönemde en büyük fedakârlığı yaptı. Daha önce söyleyecekleri olduğunu ifade eden golcü futbolcu, veda konuşmasında kimseyi zor durumda bırakmadı. Ancak Burak’ın bütün eleştirilere karşı kulübe zarar vermemek adına sustuğu ortaya çıktı.Geçen sezonki şampiyonluk, maç başı ücretleri ve alacağı maaştan vazgeçen Burak Yılmaz tam 3.5 milyon Euro’yu kulübüne bıraktı. Zaten 6 milyon Euro bonservis bedeli kazandıran Burak, böylece toplamda G.Saray’a 9.5 milyon Euro’luk bir girdi sağladı. Milli yıldızın vedası bile ‘feda’ ile oldu. Burak Çin ekibinden 4 yılda ise 30 milyon Euro kazanacak.
Burak Yılmaz’ı kutluyorum. Aklıma; Hakan Şükür, Emre Belezoğlu ve Okan Buruk geldi..Canım Galatasaray’a İnter’e giderlerken verdikleri zarar..
O da ne; Havuz ve Galatasaray karşıtı hormonlu yazılı basın şu habere yer verdi:Çin'e transfer olan Burak Yılmaz ailesiyle birlikte bir aşçı, masör, bakıcı ve tercüman da götürecek. Burak, Pekin'de villa alacak. Bu arada 8 milyon Euro'ya satılan Burak'ın Galatasaray'dan 2.5 milyon Euro alacağı olduğu öğrenildi. Trabzonspor'a verilecek 2 milyon Euro da düşülürse kulübün kazancı 3.5 milyon Euro'ya iniyor.. Fatih Terim'i ziyaret ettim. Fatih hocam bana, 'Gönül rahatlığıyla Çin'e git' dedi. Fatih hocamı biraz üzgün gördüm, belki de oraya gittiğim içindir. Beni Galatasaray'a alan Fatih hocamdı. Kendisine çok teşekkür ettim. Bana, beni Çin'de takip edeceğini söyledi. Ben rahatım, elimden geleni yapacağım..”
Bu ne şimdi: Dahası Burak mı, yoksa başka biri mi? İşin ilginç  ve düşündürücü yanı takımı bugünkü hale getiren Fatih Terim’den izin alması..Daha da ilginç yanı, bir Lise mezunun kazandığı servete bak.. Arda’nın üzerine fazla mı gidiyoruz? Ben de Arda’yı eleştirdim, eleştirmesine de salt bir kere. O da, maçta sonra secdeye varması konusunda. Namaza, niyaza karşı çıkan biri değilim, çünkü inançlara saygılı biriyim. Secdeye varanlara eleştirim; “İnsan evde bile secdeye seccadesiz varmazken, balgam ve ifrazat dolu sahada şükür namazı kılar gibi secdeye varmanın, günah ve inancı politize ederek dinden geçinenlere hizmet olur..” içeriklidir.
Bundandır ki, Ayşe Arman ve Arda söyleşisini ben fazla eleştirecek değilim. Her başarılı insanın, boyutunu abartmaksızın göstereceği bir duruştur, aşağıdaki  Arda duruşu(21 Şubat 2016):
Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuşan Arda Turan, Ekşi Sözlük'te kendisine yönelik yapılan “Devlet büyüklerine minnetlerini, şükranlarını her ortamda sunan ama mafya babalarına selam gönderen, kupa hediye eden bir adam” yorumuna cevap verdi.
Barcelona'lı futbolcu Arda Turan, kendisine yönelik eleştirilere yanıt vererek, "Herkese eşit mesafede duruyorum. Eğer bir gün Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülkenin başbakanı olur ve soyunma odasına gelirse, Erdoğan’a gösterdiğim saygıyı ona da gösteririm. Benim için herkes aynı. Ben hayatta kimseye biat etmedim" diye konuştu..Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuşan Arda Turan, Ekşi Sözlük'te kendisine yönelik yapılan “Devlet büyüklerine minnetlerini, şükranlarını her ortamda sunan ama mafya babalarına selam gönderen, kupa hediye eden bir adam” yorumuyla ilgili olarak, "Mafya babası dedikleri Mehmet Ağar mı? Ne ayıp! Mehmet Ağar, benim için ülkesine hizmet etmiş eski bir bakan. Sevdiğim bir büyüğüm. Saygıda kusur etmem. Hiçbir büyüğüme etmem" dedi.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com 
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32