31 Ağustos 2016 Çarşamba

CHP VE EFKAN ALA VE DE SAYGI ÖZTÜRK



CHP İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA’YI GÖREVDEN ALDIRMIŞ::J))
1 Eylül 2016
Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ kolu değil, sağ kere sağ kolu Efkan Ala görevden alındı(31 Ağustos 2016).
Evet; kaymakamlıktan, başlayıp Bakanlığa kadar tırmanan, hatta bir ara  başbakanlığı bile dillendirilen Efkan Ala, dinlendirmek için alınmamıştır her hal..
Yerine mi kim getirildi? R.T.Erdoğan’a hakaret ederken, aniden AKP’den milletvekili olan ve zerre kadar kamu deneyimi olmayan borsacı Trabzonlu Süleyman Soylu. Birileri; darbe günü sokağa inen Soylu’ya çok güveniyormuş. İyi de; gecenin bir saatinde babasının kendisine aldığı TV ekranında milleti sokağa çağıran, Osman Gökçe’nin günahı ne?
Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Gazeteci Yazar Saygı Öztürk, Ala’nın görevden alışını şuna bağladı; “Efkan Ala, İçişleri Bakanlığı dönemi en çok sivil katliamların yaşandığı dönemdir. Adeta umursamaz bir duruşla , o;  atamaları, genelgeleri ve yasa tanımazlığı ile CHP’yi rahatsız etti. Bu nedenle  Ulusal barış  sürecine zarar veriyordu…”
Belli ki, Efkan Ala’yı CHP görevden aldırmış..
Bu görüşe katılmıyor, katıla-katıla gülüyorum..
Anladığına göre; Darbeler öncesi ve sonrası tüm hatalar İçişleri Bakanlığı tarafından yapıldı.. Bakanlıklar, özerk kuruluşlar değildir, yani bağımsız değillerdir; merkezi yapının en güçlü birimleridir,. Yapılan hiçbir icraat Başbakan’dan, hele-hele Başkanlık sistem egzersizi içindeki Cumhurbaşkan’ndan habersiz yapılamaz..
Darbeler dedim, doğrudur. Ülkem dünyaya ilk kez, sağın sağa yönelik darbelerini yaşattı. Bu, öteden beri savladığım; “Türkiye de iç savaş sol ve sağ arasında değil, sağ ile sağ arasında tarikatlar boyutunda çıkar” gerçeğinin ta kendisidir. Ülkemde 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu, FETÖ’nun sivil kanadının yapmaya çalıştığı, fakat elinde önemli döneleri olmasına karşın başaramadı sivil darbe girişimidir..15  Temmuz 2016’daki darbe de, FETÖ’nün askeri kanadının kalkıştığı askeri darbe..
Darbeleri ve Ülkemi gizemli bir üst akıl mı yönetiyor?
Önce polisler görevden alındı, ardından polis müdürü, emniyet müdürü, sırasıyla; Genel Müdür, Müsteşar, Vali,  Bakan, Başbakan görevden alındı, sıra cumhurbaşkanı’nda mı?..
Yoksa;  akla ziyan birinin keyfi yönetimi ile mi iç içeyiz?.
Dün Anıtkabir’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı’na eşlik eden Askerler bile girişte aranmış. Aramayı; ‘Anitkabir komutanlığı değil’  sivil birileri yapmış. Bir diğer düşündürücü gelişmede; Cumhurbaşkanı’nın konuğu olduğu söylenen 3 bine aşkın sivillerin aranmadığının  yazılı ve görsel medyaya yansımamış olması.. Bu 3 bin kişi girişte cumhurbaşkanı’nı alkışladıktan sonra, değil mozoleyi ziyaret etmek, Aslanlı yola bile geçmeyip girişte, otobüslere bindirilerek oradan uzaklaştırılmış..Gerçekten güldüşün süreci..
Biz Erkan Ala görevden alındı derken,  Ala üzerinden Hakan Fidan oprasyonu da yaşanır mı veya daha başka şeyler..?
Türkiye’nin işlerine akıl sır ermemeye başladı..
Bu kadar kişiyi gönder, sen yerinde kal..Bu gücü nerden buluyorsun?
Sen yoksa gizemli ilahi misyoner misin?
İnandırdın mı kendini buna?
O zaman işin zor..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

27 Ağustos 2016 Cumartesi

GALATSARAY 7 YIL SONRA ÜST-ÜSTE 2 MAÇ KAZANDI

GALATSARAY’IN DERDİ YOK, BİRİNİN DERDİ ÇOK
27 Ağustos 2016
Fenerliler, kusura bakmasın o  biri de Aziz Yıldırım.. Taraftarlar, Kanarya deyince akıllarına, Feneri değil, Aziz Yıldırım’ı akıllarına getiriyorlar. Yani; meslektaşım Aziz bey, doğruları ve yanlışlarıyla-ki özellikleri yanlışlarıyla- o denli Fener’in önüne geçti ki; üç büyükleri sayın desen, insanlar; BJK, Galatasaray ve Aziz Yıldırım diyecek noktaya geldiler.
Son yanlışı; Galatsaray, Trabzonspor ve Bursaspor’u FETÖ’cülükle suçlıyarak; haklarında soruşturma açılmasını, şampiyonluklarının sorgulanmasını istedi..
Fetullah Terör Örgüt’ün darbe girişimiyle faşizan yüzünü göstermesi sonrası birileri adeta hatalarını FETÖ ile örtmeye, aklatmaya çalışmaya başladılar..
Düşünün; 18 yıllık başkanlığı döneminde; Galatasaray 22 kez, Fenerbahçe 11 kez şampiyon olmuş..Bu 22’nin sorgulanmasını istiyor..Çekinmese; Galatasaray’ın; UEFA Kupa, Avrupa Süper kupa ve dünyada hiçbir futbol takımında olmayan Milenyum Kupasını da, nerde ise Fetullah Gülen sayesinde kazanıldı, sorgulansın diyecek..
Bir şeyler söylerken aklaziyan suçlamalarda bulunmayacaksın..Neymiş, Fetullah Gülen; Galatasaraylı futbolculara; “Galatasaray’ı dualarla ayağa kaldırmak gerek” demiş-Ki bu topçuları, Galatsaray 10 yıl önce takımdan uzaklaştırmışlar, günümüzde de  bir kısmı yurt dışına kaçtı, bir kısmı tutuklandı futbola dinselliği karıştırdıkları için-
Be kardeşim;
Şike sürecinde, "Ben ne yaptıysam Fenerbahçe için yaptım..Bunu herkes yapıyor radar bize niye tutuldu" diyen ben miyim?
 FETÖ’nun firarda olan, tutuklu olan Hakim-Savcıları sürekli tesilerde ağırlayıp, onlarla zaman-zaman çift kale maçlar yapan kim?
Şikenin varlığı UEFA ve CAS tarafından da tescillenEen kim?
Fetullah Gülen duaları ile Galatasaray ayağa kaldırıldı derken, Cübbeli Ahmet Hoca’dan, Fener başarısı için dua isteyen, bazı cincilere okutulmuş tavuk bacaklarını kale diplerine gömdüren kim..
Boşuna kürek sallama, Türk futbolunu  zaten zarar veremezsin, lütfen Fenerbahçe’ye daha fazla zarar verme!
Bıktık böylesi saçmalıkları yazmaktan. En iyisi biz futbolu yazalım:
 Avrupa kupalarına, mali fair play nedeniyle katılamayan Galatsaray, Riekerink ile ve var olan topçularla şampiyonluğa oynayamaz diyenlere, Galatasaray, Riekerink ve topçular 2.kez yanıt verdi. Hem de, ligin tehlikeli takımı Akhisar Belediyespor’u deplasmanda 3-1 yenerek. Üstelik bu takım geçen hafta Adanaspor’u deplasmanda 2-0 yenmişti..
Galatsaray bu maçta, Karabükspor maçından iyi idi. Her 3 bölgede çok başarılı oldu. Bilindiği gibi 1. bölgedeki d  Müslera harika kurtarışlarına devam ediyor(Aslında futbolda 3 bölge değil 4 bölge diye belirlemek gerekir. 1. Bölge Kale ve kaleci, 2. Bölge defans 4’lüsü, 3. Bölge orta saha, ve 4. Bölge; ofans, yani ileri uç). Muslera  ilk golde hatalı idi, fakat sonrası büyük kurtarışlara imza attı. Cihat Arslan bile; “"Türkiye'de Muslera, haksız rekabeti sağlıyor.” demek zorunda kaldı. Senijder, zannedersem kendini yeniden kolonlamış. 2. bölge Orta sahadaki yönetimi ve mükemmeldi. Tolga Ciğerci, müthiş ciğerli bir adam. Her maçta, her yere koşan ve  en çok koşan müthiş orta saha oyuncusu..Selçuk nedense yavaş, Hakan isteksiz. Ah Fatih hoca neden Galatasaray’dan 1 tek oyuncu dışında oyuncuyu ulusal takıma almazsın. Hakan ve Selçuk’ta bunun motivasyon bozukluğu vardı gibi geldi bana..Bruma’ya gelince, Karabük maçındaki Bruma’nın çok üzerinde idi. Asist yaptı, gol attı. . Eren Derdiyok için ne diyebiliriz ki. Adam yine kule gibi yükseldi, havada asılı kaldı, kafayla golünü attı. Seneijder ve Bruma beslesin, Metin Oktay’ı değil de H.Şükür ve Burak Yılmaz’ı aratmaz, onları aşar..Sabri yıllanmış şarap gibi futboluyla tad veriyor. Josue  bu takıma çok yararlı olur.Yasin Öztekin bencilliğini attığı sürece daha iyi olur. Semih Gümüş, Serdar Aziz, Hamit Altıntop kenarı zenginleri..
Riekerink, bence en şanslı bir hamle ve en önemli bir transfer. Adam altyapı hocası iken, üstyapıda bu denli başarılı oluyorsa, bu adam geleceğin büyük çalıştırıcı olacak demektir..
Galatsaray iyi gidiyor..
Çünkü;
Spor Toto Süper Lig 2. hafta maçında Galatasaray deplasmanda Akhisar Belediyespor'u 3-1 mağlup etti. Manisa 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanan maçta sarı kırmızılılara galibiyeti getiren golleri, 35. dakikada Eren Derdiyok, 63. dakikada Yasin ve 90+2'de Bruma kaydetti. Ev sahibi ekibin tek sayısı ise 3. dakikada Vaz Te'den geldi. Galatasaray böylelikle, 7 sezon aradan sonra ilk kez lige 2'de 2 yaparak başladı. Bu sonucun ardından Galatasaray, puanını 6'ya çıkarırken Akhisar Belediyespor 3 puanda kaldı.
FutbolTürkiye Spor Toto Süper Lig 2016/2017 Turgay Şeren Sezonu  27.08.2016 21:45 günkü 2. Maç:
Hakemler: Hüseyin Göçek -Mustafa Emre Eyisoy-Kemal Yılmaz  
Akhisar Belediyespor: 1 Galatasaray: 3
Akhisar Belediyespor: 26Fatih Öztürk -2Douglao-13Miguel Lopes -88Caner Osmanpaşa -89Kadir Keleş-6Aykut Çeviker 46'-10Soner Aydoğdu -21Landry N'Guemo 80'-27Custodio-9Ricardo Vaz Te 69'- 23Hugo Rodallega  
İlk 11 Değeri : 18.950.000 Euro
Yedekler: 1Milan Lukac -15Orhan Taşdelen -8Abdulkadir Özdemir-11Onur Ayık 46'-19Ömer Bayram 80'-7Muğdat Çelik 69'-17Sami  
Çalıştırıcı: Cihat Aslan
Galatasaray. 1Fernando Muslera -21Aurelien Chedjou -22Hakan Balta -23Lionel Carole -55Sabri Sarıoğlu -7Yasin Öztekin 90'-8Selçuk İnan-10Wesley Sneijder -20Bruma -27Tolga Ciğerci -9Eren Derdiyok 58'
İlk 11 Değeri : 64.500.000 Euro
Yedekler: 19Cenk Gönen -4Serdar Aziz-14Martin Linnes -5Hamit Altıntop-6Ryan Donk30-Josue 58'-  18Sinan Gümüş 90'
Çalıştırıcı: Jan Olde Riekerink  Hollanda
Goller: Dk. 3 Vaz Te (Akhisar Belediyespor), Dk. 35 Eren Derdiyok, Dk. 63 Yasin Öztekin, Dk. 90+2 Bruma (Galatasaray)
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032
a

25 Ağustos 2016 Perşembe

3. BOĞAZ KÖPRÜSÜ BİTTİ, YA İSTANBUL!!??


BOĞAZ KÖPRÜLERİ BOĞAZIN İNCİSİ DEĞİL SANCISIDIR, GERDANLIĞI DEĞİL BOYUNDURUĞUDUR

26 Ağustos 2016

28-29-30 Ocak 2015 günleri acil bir iş için İstanbul’daydım; İstanbul’un Siluetini bozan devasa sermaye tapınaklarını ve de 3 boğaz köprüsü ayaklarını görünce, İstan Boğazı betonla kapatacakmış gibi’ arka arkaya dizilecek köprüleri hayal edince, gerçekten, İstanbul ile birlikte ben de ağladım.


Her gelen, cımbızla etini koparmış, kanıyor, ağlıyor İstanbul..

İstanbul’u en çok kanatan da AKP iktidarı olmuş:

Örneğin; İki kıtayı birleştiren 30 kilometre uzunluğundaki Boğaz, “yer kazanma” çalışmaları nedeniyle daraldıkça daralıyor. Son olarak Emirgan sahil yolundaki düzenlemeyle, Boğaz’ın iki yakası birbirine 8 metre daha yaklaştı(8 Ağustos 2015).

Dolmabahçe Sarayı’nın arazisi, 400 yıl önce gemilerin demirlediği, Boğaziçi’nin büyük bir koyu idi. Bugün, “İnönü stadı” iken adı değiştirilip“BJK Vodafone Arena stadı”na dönüştürülen stadının olduğu yerden itibaren 17’nci yüzyılda doldurulmaya başlandı.

Boğaz, 1956 yılında, Emirgan-Saryer sahil yolu ile doldurulmaya başlandı. 1988: Üsküdar-Harem arasında 4.5 kilometrelik sahil yolu ve Çayırbaşı-Sarıyer arasında yapılan ikinci kazıklı yol ile ve de Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde Kuruçeşme-Arnavutköy arasında 720 çelik kazık üstüne oturtulan 1200 metre uzunluğunda yol ile doldurma işlemi devam etti.

Asıl doldurma AKP döneminde başlatıldı; 2005: sahil güvenlik Komutanlığı için Telli Baba Koyu, Çubuklu-Kanlıca Sahil Yolu Projesi’yle Beykoz sahilinin çevresi, 2011: İstinye ve Tarabya koyları İspark tarafından teknepark haline getirildi ve İstinye ve Tarabya koyu platformla, Boğaz’ın Karadeniz girişindeki Garipçe’ye dev bir dalgakıran ve liman projesi ile ve 3’üncü köprü güzergâhının geçtiği Sarıyer Garipçe köyü de, ihalesi yapılan bu proje nedeniyle, Anadolu yakasına yaklaştırılarak, 2014: Yerel seçimlerin hemen ardından Emirgan kıyısında başlatılan sahil yolunun genişletilmesi ve otopark yapımı için 5 bin 600 metrekarelik alan betonla, 2014: Üsküdar Meydan Projesi, kapsamında Marmaray İstasyonu’nun önündeki sahil yolu denize doğru genişletilerek dolduruldu..

Üsküdar, Paşa Limanı caddesine inen  Munir Eretegün sokak ile Paşa Limanı arasında kalan Fethi Paşa koruluğuna yakın oturduğum için sürekli önünden geçiyorum. Korunun resimlerini çekerken bir mahallelinin dikkatini çekti. Yanıma geldiğinde ilk soruyu ben sordum; “Fethi Paşa Koruluğu mu?”. Yüzüme sorularla bakarak ilkini sordu; “Ne yapacaksın?” Hiç duraksamadan yanıt verdim, “Satın alacağım.” Biraz saf mahalleli olsa gerek, satıldığını söyledi..Biri daha yanaştı ve hemen lafa girdi, “İçinde Hüseyin Avni Paşa Köşkü vardı, yaktılar ve ardından Fethi Paşa koruluğunu sattılar…” Belli ki, üzerinde tarihi yapı bırakmayarak ‘Tarihi Sit Alanı olmaktan çıkarmak. Doğal Sit Alanı olması önemli değildi, çünkü o engeli bir şekilde aşarlardı.

Biliyordum. Üsküdar’daki Fethipaşa Korusu içindeki Hüseyin Avni Paşa Köşkü'nün 28 Haziran 2014 günkü yangında tarihi köşkün kül olduğunu. Söz konusu köşkü, ismi 25 Aralık2013 operasyonunda adı geçen ve ‘Rcep Tayyip Edoğan’ın hemşerisi olan’ Mehmet Cengiz TMSF’den  2009’da almıştı.

4,45 hektarlık Hüseyin Avni Paşa Köşkü’nün yanmasından sonra Mehmet Cengiz şu açıklamayı yapmıştı: "Cengiz İnşaat A.Ş. daha önceki planlarına uygun olarak Hüseyin Avni Paşa Köşkü'nü aslına uygun olarak restore edecek ve bu tarihi değere sahip çıkacaktır"

Ben bu restorasyonun(yenileme) başlayıp başlamadığını merak ettiğim için ordaydım. İnanın tek çivi bile çakılmamış. Sözde; Cengiz İnşaat A.Ş., metruk durumda bulunan Köşk'ün restorasyonu için gerekli proje ve izin çalışmalarını 2013 yılı ikinci yarısından itibaren başlatmış ve  Anıtlar Yüksek Kurulu'na da gerekli başvuruları yapmış, ardından da  Anıtlar Yüksek Kurulu, 23 Haziran 2014 tarihinde, restorasyon için gerekli ön izni vererek, restorasyon sürecini başlatmıştı. Nasıl bir rastlantıysa 5 gün sonra yandı kül oldu:(

Alan, 4.45 hektarlık alan. Yani; 1 hektar = 10.000 metrekare (m²), 10 dönüm olduğuna göre 44,5 dönümlük bir alan..Boğaz manzaralı, ne rezidans ve AVM dikilir Fethi Paşa Koruluğuna değil mi?

İzninizle bir antrparantez açmak istiyorum; “Yol, köprü deyince, trafik, trafik deyince kazalar akla gelir. Yollar ve köprüler kazaları önlemek için inşa edilir diyelim. Bilindiği gibi; yıllardır trafik kazalarında tedavi giderlerini trafik sigortasından ödeniyordu. 2011 yılında çıkartılan bir yasa ile trafik kazalarında tedavi giderlerini Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), karşılamaya başladı. Fakat sadece devlet hastanesinde tedavi olunursa, özelde ancak%20’sini ödüyor. İşin ilginç yanı; bu süreçte; 2011 yılında bir yasa çıkarıldı, tedavi giderlerini karşılayacağım diyerek. Bu yasaya göre; sigorta şirketlerine, topladıkları trafik sigortası primlerinden yüzde 10 payı SGK'ya aktarma zorunluluğu getirildi. Bugüne dek 2 katrilyona yakın(1.600 milyar TL). Soruyorum: “Madem devletin bu parası kullanılmıyor, nerde? Ve de nerede kullanılıyor?”

Ünlü siyaset bilimcisi Ian Bremmer, Fortune Dergisi için kaleme aldığı bir makalede Türkiye'yi yatırım yapmaktan kaçınılması gereken ülkeler arasında göstermiş(28.01.2015).

Doğrudur; Türkiye’de yatırım zor, çünkü Türkiye bunlar tarafından zorla yatırılmak üzere..

İstanbul yok ediliyor, İstanbul’un binlerce yılda inşa ettiği tarihi ve doğal silueti yok ediliyor beyler, yok ediliyor..

Bu gerilim sonrası soluğu, Uniq İstanbul Muhteşem Yüzyıl Sergisi’nde aldık.. "Muhteşem Yüzyıl" dünya çapında bir sergi prodüksiyonu ile Maslak'ta yeni açılan Uniq İstanbul Kültür ve Sanat Merkezi içinde yer alan UNIQMÜZE'de ziyaretçilere kapılarını açmış.

TİMS Productions ve Istanbul Exhibitions tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmiş “Muhteşem Yüzyıl: Teşhir-i İhtişam” sergisi. Adeta; Muhteşem Yüzyıl’ın ruhunu yakalıyor ve  o donemi yaşıyorsunuz. Büyüleyici atmosferi; dekorları, kostüm ve aksesuarları, mücevher ve taçlarıyla sergiye aktarılmış.

Özellikle; Hürrem Sultan’ın İstanbul’a getirildiği sahnenin çekildiği gemi dekoru muhteşem. Geminin içinde Muhteşem Yüzyıla yol alıyorsunuz duygusu yaşıyorsunuz. Denizde seyrediyorsunuz sanki; geminin gıcırdayan tahtaları ve deniz efektleriyle..Şehzade Mehmet ve  Şehzade Cihangir karakterleri dışında tüm karakterlerin heykeli var; Şehzade Mustafa’nın ki çok etkileyici.

Balmumu heykeller o denli inandırıcı ki, gerçeği ile ayırt etmeniz zor.. Kızım Ececan Çorbacıoğlu ile ikinci tura çıkınca eşim Kadriye Çorbacıoğlu dinlenmek için heykellerin yanındaki banka oturdu. Kafasını duvara yaslayıp gelenleri izlerken, bir bayan hareketsiz duran eşimi görüntülemeye başlıyor, eşim bayanı uyarmak için eşim hareket edince, bayan feryat ederek kaçmaya başlıyor kendi bir tarafa, elindeki makine bir tarafa. İnanın Muhteşem Yüzyıl sergisi etkileyici ve çok inandırıcı..

Dönüşte, yolumuz üstündeki Kâğıthane-Eski Büyükdere Cad. No 57’deki CHP İl Başkanlığına uğradık İl Başkanlığına atanan sayın Murat Karayalçın’ı ziyaret için. İstanbul dışındaymışlar, not ve selam bıraktık ayrıldık..

Biraz nefes almış, güzel bir zaman geçirmiştik, fakat yine aklıma İstanbul’un durumu aklıma geldi ve yorumlarla yorulmaya başladık:

Beykoz`da yapımı süren 3. köprü viyadüğünde iskelenin çökmesi sonucu 3 işçi hayatını kaybederken, çok sayıda işçi de köprü ayağında mahsur kalmıştı(6 Nisan 2014).

“3’üncü köprü maliyeti söylenenin üzerine çıkar ve de kesilen ağaçlar eski kömür ocaklarına taşınmaz ise davacı olacağım!” demiştim, sözümden dönmedim, yine davacıyım, ama; vicdanımın, yüreğimin ve beynimin sarayında davacıyım, Adliye sarayında değil..Neden mi? “Bu hukuk savaşını kazanacağınızı ve yok ettikleri  doğayı geri getireceğinizi mi zannediyorsunuz, onların sarayında?” Nedenini az da olsa anlamışsınızdır.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın 3. köprü ihalesinin sonucunu açıklayan haberi, salt İstanbul Boğazına üçüncü  bir köprünün yapılacağının değil, bundan sonraki boğaz köprülerinin de yapılacağının haberi idi benim için.

Ve 3. Boğaz köprüsünün temelini  29 Mayıs 2013 günü attılar, çünkü 29 Mayıs Fatih’in İstanbul’u fethettiği tarihti. Bu tarihteki temel atışının amacı elbette ki, kutsal fethi ideolojilerine eklemlendirmekti.

29 Mayıs 1453; İstanbul’un kazanıldığı ve yeni bir çağa girildiğinin tarihidir ve benim için kutsaldır, fakat; 29 Mayıs 2013 tarihi ise  İstanbul’un kaybetme sürecine hızla girildiğinin tarihidir ve benim için üzüntüdür.

İdeolojik eklemlendirmeye en çok Fatih Sultan Mehmet üzülmüştür, çünkü o İstanbul’u yok etmek için değil var etmek için fethetmişti, biz ise var edileni yok ederek, var ettiğimizi düşünüyoruz ve bunun  için savaş veriyoruz. Çünkü; Fatih, İstanbul fethi ile yeni bir çağı başlatmıştı. Dahası; Orta çağı devirerek dünyada yeni bir uygarlık süreci başlatmıştı, fakat bizler çağı değil çamı devirerek, İstanbul’u doğasıyla yok etme sürecine soktuk.

Evet; 3. Boğaz köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu için, İstanbul’un Demirciköy ve Üskümrüköy’deki çam ağaçlarıyla donanımlı ormanlık alanlarını yok ediyoruz.

Geneline baktığımızda, İstanbul’un 135 bin hektarlık ormanlık alanının, yaklaşık  50 bin hektarını; 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Havaalanı ve Kanal İstanbul projeleriyle yok etme sürecine sokacağız.

Düşünün; 3. Köprü için 3 bin ağaç kesilecek diyenler,  yaklaşık 3 milyon ağaç katletme noktasına geldiler.

Birilerine göre, İstanbul boğazı Turgut Özal’ın ‘dediği gibi incilerle örülüyordu ve sıra 4’üncü inci de idi. Fakat Binali bey, buna gerdanlık diyor. Nasıl ki sayın Özal’a  ‘Boğaz köprüleri boğazın incisi değil sancısıdır’ dedim, şimdi de, Binali beye “Boğaz köprüleri, boğazın gerdanlığı değil, boyunduruğudur” diyorum.

Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren ‘fay köprüsü’ olarak tanımladığım Anadolu’muzda, asırlardır İstanbul Boğazı’ndan karşıya kolayca geçme düşleri yaşandı ve bu konudaki  düşünsellik, çekiciliğini 20.yüzyıla dek  korudu. Tüm amaç, kalıcı bir köprü ile karşıdan karşıya sürekli geçebilmekti. Bunu da ilk gerçekleştiren; Trakya’daki İskitler ülkesine ulaşmak isteyen Pers Kralı Darius oldu(M.Ö:511). 

Darius’un, 700 bin askerini Avrupa’ya geçirmek için; gemilerini yan yana getirerek oluşturduğu yüzer köprüden tam 2484 yıl sonra kalıcı ilk boğaz köprüsü inşa edildi(30 Ekim 1973). 2499 yıl sonra da Turgut Özal tarafından 2. Boğaz köprüsü bitirildi(3 Temmuz 1988). Ve, 2524 yıl sonra da 3. Boğaz köprüsünün temeli atıldı(29 Mayıs 2013).

Başbakan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken(1992) 3. Boğaz Köprüsüne sürekli karşı olmuş ve tüp geçişin doğaya zarar vermeyeceğini savunmuştu. Ne oldu, ne değişti de bugün Kuzey Otoyol ve üzerinde 3. Boğaz köprüsüne gereksinim duydu, hatta, 4. Boğaz köprüsünü bile dillendirir oldu. Yetmedi,  3. Havaalanı ve de Kanal İstanbul projesini gündeme getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan bilim insanları ve mühendisler tarafından hazırlanan kentleşme planında bile, 3. Köprü kente karşı bir tehdit olarak belirlenmişken, üçüncüsüne evet diyerek ve bunu Kuzey Otoyolu üzerinde inşa edip,  Marmara çevresini örselemek  bir algı kayması olmanın ötesinde; düşündürücüdür de.

Çünkü;

Kuzey Otoyolu, 3. Boğaz Köprüsü ile amaçlı bir şekilde bütünleştiriliyor. Böylesi bir proje tüm Marmara bölgesini, özellikle  Kocaeli ve Çatalca havzalarındaki birinci sınıf verimli tarım topraklarını ve su havzalarını yapılaşmaya açarak, doğası ve doğanıyla bu bölgeyi yok etme sürecine sokacak.

Bu talanı ivmelendirme adına şimdi de; İmar yağması için hiçbir STK'nın olumlu görüşü yokken, 1/100.000 plan değişikliğine gidiliyor. Belli ki; bir önceki planda olmayan Kanal İstanbul, 3. havaalanı 3. köprü, Kuzey Ormanları'na yapılaşma, imar şartlarına aykırı yapılmış bazı projeler, son kalan yeşil alanlarda fonksiyon değişiklikleri İstanbul'da yeni bir rant talanını ivmelendirecek.

 

Birinci köprü yapılınca, "Birinci köprü, ikinci köprüyü gerektircek" dendi.

İkincisi yapılınca, "İkincisi üçüncüsünü" gerektirecek dedik.

Üçüncüsü; yapılıyor ve "Üçüncüsü, Dördüncüsünü gerektirecek" denecek.

Dördüncüsü yapılırken, torunlarımız; "Dördüncüsü, beşincisini gerektirecek" diyecek.

Ve; “3.Boğaz Köprüsü” bitti ve açılışı yapıldı.

Dahası; Ağabeylerimiz dedi; "1. Köprü, beraberinde  2. Köprüyü getirecek.."

Biz dedik; "2.'si 3.'ü Köprüyü getirecek.."

Ve şimdi çocuklarımız diyor; "3.'sü 4. Köprüyü getirecek.."

Torunlarımız diyecek; "4.'sü, 5.'inci Boğaz Köprüsünü beraberinde getirecek..

Belli ki ulaşım sorununu köprülerle çözemiyor, sorunu katmerleştiriyoruz.. Boğaz’ın incisi ve İstanbul’un gerdanlığı denen köprülerle ulaşım sorunu yok edemeyiz, gezegenimizin cennet izdüşümü İstanbul’u ve Boğazını yok ederiz doymayan boğazımız adına..

Gelin; İstanbul Boğazı’nı monoblog betonla kapatıp, köprülerle boğazımıza işkence yapmaktan vaz geçelim . Nasılsa; “Kanal İstanbul” projesi ile nur topu gibi yeni bir İstanbul boğazımız olacak.

Biz doğa savaşçıları, yeni bir köprü sürekli yeni biri köprüyü gerektirecek, onlar gerektirmeyecek diyerek, boğazı köprülerle örmeyi sürdürüyorlar.

Peki, benim halkım hep bu yalanlara kanacak ve İstanbul’u kanatmaya devam edecek mi? Ne zaman, İstanbul’u kanatan böylesi  saldırılara  dur diyecek?

Anlaşılan bu saldırı bitmeyecek ve birilerinin boğazı adına, cennettin dünyadaki izdüşümü, "İstanbul Boğazı" köprülerle örülecek.

Acaba, torunumuzun torunu ‘İstanbul Boğazını’ görebilecek mi?.

Görebileceğini düşünemiyorum.

Medresenin kurana giriş kitabı 'bina'  örneği gibi;  “Benim oğlum bina okur, döner-döner yine okur”:

Kentsel dönüşüm yasasını TBMM’inden geçirdi, Aselsan’ın %51’ini ‘sözde kanlı bıçaklı oldukları’ İsrail’e sattı, Kanal İstanbul ile İstanbul’a ikinci boğazı dayattı, su havzalarını yapılaşmaya açtı, Yap İşlet Devret (YİD) modeliyle köprüleri yolları yabancılara sattı, Petrol yasası ve Tabiat yasalarıyla ülkemde yeni kapitülasyonlar sürecini başlattı, Akil insanlar diyerek, Anadolu aklıyla alay edip aşağıladı..

Evet; Reyhanlı katliamını CHP yaptı, Atatürk ile İnönü için 2 ayyaş tümcesi kullanacak kadar ayranla kendini kaybederek, Ergenekon yalanıyla, askerlere, aydınlara, gazetecilere, bilim insanlarına ceza yağdırarak,  Gezi halk hareketi aktivistlerine çapulcu diyerek, Gezi eylemleri gürültüleri arasında; Galata Port ve Haliç Port’u satarak, Balyoz davasında sanal tanık yalanlarıyla cezalar yağdırarak, darba seçiciliği adına Sisi kötü Mürsi iyi diyerek,  Rabia işareti yaparak, Futbol sahalarında siyaseti yasak ettim derken, kendisi için pankart asanlara ve Mursi’yi destekleyenlerin Rabia işaretine göz yumarak.. Uludere katliamı, kürtaj, kentsel dönüşüm yasası ve de 3 çocuk derken 3. Köprü ve 3. Havalimanını sattı erken.

Ve son yok ediş hamlesi, 23 Şubat 2015 günü yapıldı: Kanal İstanbul projesinin çerçevesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirilen toplantıda netleşti.

1.2 milyon nüfuslu planlanan kanal çevresinde kurulacak şehir, Erdoğan’ın ‘Kalabalık olmasın’ uyarısı üzerine 500 bin kişiye çekildi.

Erdoğan’ın “Yüksek bina olmasın” talimatı üzerine ise bu kentlerdeki bina yüksekliğinin 6 katla sınırlandırılması planlandı. Kanal üzerine toplam 6 köprü kurulacak.

Kentin özgün silueti olacakmış. Bu kapsamda villa tipi yapılardan, binaların en fazla 6 katlı olacağı konut projelerine kadar kademeli yapılaşma oluşturulacak.

Güldüm. Kanal resmen köprülerin konuşlandırıldığı güzergah gibi ve de birilerinin sayfiye yeri..Bakalım bu nüfusa kimler konuşlandırılacak?..

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

evesbere@mynet.com

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

23 Ağustos 2016 Salı

KENDİ DEMOKRASİZLİĞİNİ DİKKATE ALMAYANLAR ,ASLA BAŞKASININ DEMOKRASİZLİĞİNİ ANLATIRKEN İNANDIRICI OLAMAZLAR

TAYYİP DEMOKRASİZLİĞİNDEN SÖZ EDERKEN ACABA BU DEMOKRASİZLİĞİ BESLEYEN KENDİ DEMOKRASİZLİĞİMİZİ HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ?! VE DE UĞUR MUMCU KADAR DÜŞÜNEBİLDİK Mİ?
Avrupa'daysanız; Avrupa ülkelerinin, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel duruşları ve de doğaya ve doğana olan duyarlılıklarını istemeseniz de izliyor, dahası yaşıyorsunuz. Yaşarken de, ülkemizde yaratılan cehennem ortamını aklınıza getirip, hüzün yüklü olsa da yadsınamayacak bir erinç içinde olduğunuzu duyumsuyorsunuz..
Son 10 gün içinde yaşanan cehennem ortamları:
Elazığ Emniyet Müdürlüğü yakınlarında patlama meydana geldi. Bomba yüklü araçla yapılan terör saldırısında 3 polisin şehit olduğunu, aralarında sivillerin de bulunduğu 14’ü ağır, 146 kişinin yaralandı(18.8.2016).

Gaziantep'in merkez Şahinbey İlçesi'nde sokakta yapılan düğünde kalabalığın arasına karışan canlı bomba terörist, üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdi. 51 kişi yaşamını yitirdi(29’u çocuk), 69 kişi ağır yaralı(21 Ağustos 2016).
Politikacıların, poltikasızlığı yüzünden; “Yaşamını yitirilenler Allah rahmet eylesin. Yakınlarının başı sağ olsun. Yaralılara Allah şifa versin.” demekten başka bir şey gelmiyor elimizden. İnanın; acı çekmekten, başsağlığı ve sabır dilemekten ve de poltikasızlıklara sabır göstermekten ‘insanlar’ bıktı artık!!
“Bir ayağı Avrupa’da, bir ayağı Asya’da olan cennetin izdüşümü ülkem neden cehennemi yaşıyor? Acaba ne zaman bu soru aklımıza gelmeyecek?” sorularını akla getiriyor insanlar. Bu soruları akla getirtenler yüzünden elbet cennet vatanımızı terk edecek değiliz. Kesinlikle, evrensel olgu “Demokrasi” için ‘ülkemizde, ülkemiz adına’ savaşımızı sürdüreceğiz.
Doğru, küresel efendilerin yarattığı böylesi kaoslara ve de kaoslara çanak tutanlara karşı yine de ‘uzlaşı ve dayanışma’ diyoruz, fakat empati yapmanın da zamanı geldiğini ve karştlar olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.
Evet; öncelikle. “Tayyip demokrasizliğinden söz ederken acaba bu demokrasizliği besleyen bizlerin demokrasizliğini hiç düşündük mü?!” sorusuyla kendimizi sorgulamalıyız.
Örneğin; Parti içi demokraside Tayyip duruşundan çok mu ilerideyiz?..Tek seçici ve delege ağalığının olmadığı ve de salt milletvekili olmak için lider erkine tapınmanın olmadığı bir parti gösterilebilir mi? Yıllardır aynı lider, yılardır liderin etrafında ayni kimlikler..
Örneğin; Sivil Toplum Örgütleri(STÖ) ve kamu niteliğindeki Demokratik Kitle Ö(DKÖ)rgütlerinde durum değişik mi? Asla!! Ne farkımız var; Tayyip’in güdümünde oluşan STÖ’lerden ve DKÖ’lerden?
Örneğin; az da olsa toplumsal muhalefeti temsil etmeye çalışan ve sözde halkın sesi olduğunu savlıyan yazılı ve görsel basın; salt birkaç kişinin yazdığını, oturumlara katıldığını, kesinlikle birçok kişinin(halkın) sesine asla itibar edilmediğini, katılımcılığın ötelendiğini kim yadsıyabilir.. Yıllardır yazı yazdığım ulusal bir gazetede yazı yazamıyorum, dar ve fosilleşmişler ve de onları besleyen sözde genç sorumlu bilgiçler yüzünden..Ancak, bir başka gazetenin, sayfasına zaman-zaman konuk olabiliyorsunuz..Salt sosyal medyada ses olmaya çalışmanız ne kadar ses getirir ki?..Bu yapının havuz medyasından ne farkı var?! Bu yapının, yandaş medya oluşturmaktan ne farkı var?
Eğer bir ülkenin; Partilertinde, Yazılı ve Görsel medyasında, STÖ ve DKÖ’lerinde ayni yapılanmaların sürekliliği devam ediyorsa, o ülkenin ayniliklerde vucüt bulan kısır döngüden kurtulması olası değildir..
Bir diğer boyuta, doğrusu duruşa gelince;
Düşünün; gündem yaratmayan, yaratılan gündemlere takılarak, ülkenin temel sorununa çözüm getirecek politikalar üretemeyenler; son darbe gündemiyle, tamamen sorunlardan kendini soyutlayıp, sorun yaratıcısını aklar oldular.
1993 yılında suikasta kurban giden gazeteci yazar Uğur Mumcu, yıllar önce yaptığı açıklamalarda cemaat tehlikesine dikkat çekmiş ve ‘’Tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar, 30 yıl sonra General olacaklar ve Cumhuriyete karşı ayaklanacaklar” derken, o; sözde demokrasi diyerek, cami avlusundan ve de cemaatlerden oy almak adına çarşaflıları ve türbanlıları partiye katmaya çalışıyor, kendi sol tabanın için politikalar geliştireceğine, sağ tabana yeşil ışık yakıyor..
Eğer bugün, tepedekinin bir teorisyeni-yağdanlığı " Darbeyi laikler engelledi" diyor ve sen demokrasi için sokağa inen bu kesimi dikkate alacak politikalar üretemiyor, Ak Parti yanlılarını kahramanlaştıranlara susuyorsan, yetersizliğinle darbe günlüklerine kendini hapsetmişsin demektir.
Dahası; " İktidarın Gülencilerle mücadelesine destek verme demiyorum. Diyorum ki; OHAL bütünündeki uygulamaların mağdur ettiği insanları dikkate almıyorsan, iktidarın yarattığı yandaş sermaye ile kökleşmiş özel sektör kuruluşlarını-sermayeyi öteliyor ve susukun kalıyorsan, Orduyu iktidar ideolojisi doğrultusunda yok edilirken, kışlalar taşınıp yerine Taksim kışlası düşünülürken, Askeri Liseler kapatılırken, Harp Okulu Milli Savunma Bkanlığına bağlı Akademiye dönüştürülürken, Harp Okullarından FETÖ tandastlı dinciler temizlenirken, İHL’lilere Harp okulu kapısı ardına kadar açılırken, ülkenin en büyük ulusal gazetesi iktidar Goygoyculuğuna başlamışken, Atatürk ve devrimlerininin 100 yıllık savunucusu bir ulusal gazetesine saldırılar devam ederken; Hukukun üstünlüğünü aklına getirmiyorsan, sen bu işi yapamıyorsun demektir..”
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

22 Ağustos 2016 Pazartesi

GALATASARAY SON SALİSE GOLÜ İLE TURGAY ŞEREN SEZONUNA 3 PUANLA GİRDİ


GALATASARAY’IN  CİĞERCİ’Sİ VE DERDİYOK’U VARSA DERDİ YOK ÇÜNKÜ KALEDE MUSTERASI VAR
21 Ağustos 2016
Evet; Muslera yine harikalar yaratıyor. Riekerink de öyle, fakat şanslı olduğunu da söylemek gerek. Selçuk’un aklına Çin mi var, yoksa cin mi, daha da yoksa; Cin olmadan Çin yapan Burak Yılmaz mı..!?
Karabük, en az 4-1 lehine bitmesi gereken maçı, 1-0 kaybetti. Kaybetmedeki en büyük acı, santrası bile yapılmayan maçta Eren Deriyok’un son salisede attığı gol.
TT Arena'da maça konuk ekip Karabükspor başladı. aynı zamanda; oyuna iyi başlayan takımdıdı da..Ciğercin ve Derdiyok’un varsa derdin yok demektir. Ben Bruma’yı anlayamıyorum. Hazırlık maçlarının ve Süper Kupa maçıda herikalar yaratan Bruma, Lig maçlarında yok oluyor. Yoksa satışını mı istiyor?
Galatasaray karşılaşmanın ilk dakikalarında topa sahip olmakta zorlandı. Kırmızı-Mavili ekibin önde baskısı Jan Olde Riekerink'in öğrencilerinin pas yapmasını engelledi.
Bu takımdan Muslera’yı alın, geride hüsran kalır. Doğrusu, Turgay Şeren sezonunu nagalip kapatır..
Galatasaray: 1 - Kardemir Karabükspor: 0
21 Ağustos 2016
Türkiye Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren  2016/2017 sezonu 1. Maçı(22.08.2016 21:45)
Stat: Ali Sami Yen Aslantepe Arena (Ev sahibi seyircisiz)
Hakemler: Bülent Yıldırım, Serkan Ok, Asım Yusuf Öz
Galatasaray: Muslera, Linnes (Dk. 39 Sabri Sarıoğlu), Chedjou, Hakan Balta, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Sinan Gümüş, Sneijder, Bruma (Dk. 73 Yasin Öztekin), Eren Derdiyok
İlk 11 Değeri : 63.250.000 Euro
Yedekler: Cenk Gönen-Serdar Aziz-Sabri Sarıoğlu-Hamit Altıntop-Ryan Donk-Yasin Öztekin- Berk İsmail Ünsal  
Teknik Direktör: Hollandalı Jan Olde Riekerink
Kardemir Karabükspor: Ahmet Şahin, Kerim Zengin, Dany Achille Nounkeu Tchounkeu (Dk. 17 Barış Başdaş), Elvis  Kokalovic, Iasmin Latovlevici, Andre Biyogo Poko, Ceyhun Gülselam, Serdar Deliktaş, Cristian Tanase (Dk. 72 İlhan Depe), Abdou Razack Traore (Dk. 81 Olafur Ingi Skulason), Mustapha Yatabare
İlk 11 Değeri : 15.200.000 Euro
Yedekler: Adriano Facchini-Barış Başdaş-Hakan Aslantaş-İlhan Depe-Olafur Skulason-Vladimir Rodic  
Teknik Direktör: Hırvatlı Igor Tudor
Gol: Dk. 90+4 Eren Derdiyok
Galatasaray, seyircisiz oynadı, çünkü ceali: Spor Toto Süper Lig 2016-2017 Turgay Şeren  sezonunun ilk haftasında Kardemir Karabükspor'u konuk eden Galatasaray, boş tribünler önünde sahaya çıktı. Beşiktaş ile oynanan Turkcell Süper Kupa maçında taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle seyircisiz oynama cezası alan ve bu cezasını Kardemir Karabükspor müsabakasında çeken sarı-kırmızılı ekip, ligde sezonu boş tribünler önünde açmış oldu. Konuk ekip Kardemir Karabükspor'un taraftarının ise deplasman tribününde 57 bilet aldığı bildirildi.
Kardemir Karabükspor önüne çıkan Galatasaray'ın kadrosunda, Turkcell Süper Kupa'da Beşiktaş ile yapılan maçın kadrosunda tek değişiklik oldu. Teknik direktör Jan Olde Riekerink, Turkcell Süper Kupa'da Beşiktaş derbisinde sakatlanan Lukas Podolski'nin yerine forvette Eren Derdiyok'a görev verdi. Hollandalı teknik adam, bu değişiklik dışında takımını aynı isimlerle sahaya sürdü. Podolski'nin yanı sıra, tedavileri süren Semih Kaya, yeni transfer Luis Cavanda ve Koray Günter maç kadrosunda yer alamadı. Hollandalı teknik adam, Muslera, Linnes, Chedjou, Hakan Balta, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Sinan Gümüş, Sneijder, Bruma ve Eren Derdiyok 11'iyle takımını sahaya çıkardı. Öte yandan, teknik direktör Igor Tudor yönetimindeki Kardemir Karabükspor'un 11'i ise, Ahmet Şahin, Kerim Zengin, Dany, Kokalovic, Latovlevici, Poko, Ceyhun Gülselam, Serdar Deliktaş, Tanase, Traore ve Yatabare'den oluştu.

Sarı-kırmızılı ekibin Kardemir Karabükspor maçı 18 kişilik kadrosunda, yeni transferlerinden 2'si yer aldı. Teknik direktör Riekerink, takıma yeni dahil olan isimlerden Tolga Ciğerci'ye ilk 11'de, Serdar Aziz'e ise yedekler arasında şans tanıdı.

Galatasaray'ın konuğu olan Kardemir Karabükspor'un kadrosunda iki tanıdık isim dikkati çekti. Daha önce sarı-kırmızılı formay giyen Dany Nounkeu ve Ceyhun Gülselam, Kardemir Karabükspor'un 11'inde sahaya çıktı. Maç öncesi Dany, Galatasaray Futbol Takımı İdari Menajeri Cenk Ergün ile saha içinde bir süre sohbet etti.

JosueGalatasaray’da::Galatasaray'ın Porto'dan kiraladığı Josue Pasqueira yarın sözleşme imzalayacak. Sarı-kırmızılı ekibin Kardemir Karabükspor maçını tribünden takip eden Josue için yarın Florya Metin Oktay Tesisleri'nde imza töreni düzenleneceği duyuruldu. Öte yandan, iki takım futbolcuları sahaya, "15 Temmuz Demokrasi Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz" yazılı pankartla çıktı.
Bir soytarı TV’nin soytarısı, kasıtlı ve amaçlı olarak Riekernink’e; “İnteri çalıştıran Frank Deboure ırkçılık yaparak Caner Erkin’i istemediğ konusunda ne dersiniz?!) sorusu, resmen o.ç idi..Ulan İ..Frank Debour, bir kere Galatasaraylı eski oyuncu, bu soru ne diye? Yoksa amaç, Osmanlıspor için alt yapı oluşturma adına şampiyonluk adaylarını yıpratmak mı be o.ç..!!??
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

13 Ağustos 2016 Cumartesi

BEN DEMOKRASİNİN KORKUSUZ FERYADI

ASKERİ VE SİVİL DARBEYE ŞİDDETLE KARŞI, BEN DEMOKRASİNİN KORKUSUZ  FERYADI
13 Ağustos 2016
Arkadaşlar, biliyorum gün aydın değil, fakat aydın gelecek adına inadına  günaydın.
Sık-sık yazıyorum. Belki de rahatsız ediyorum. Amacım populizm yapmak değil, bir sıradan halk olarak düşünebildiğimizi ve duyarlılığımızı göstermek ve de sizlere sıradan insanların bilgi akışını sağlamak..Biliyorsunuz, ülkemde hep birkaç kişi düşünür, birçok kişi dinler. Özdeki amacım; birçok kişinin de düşünebildiğini kanıtlamak..Haydin düşünmeye:
Eğer, demokrasiye sarılmanın fırsatı ele geçmişken; hala ‘dikta izlenimi veren’  ‘Başkanlık ve İdam yetkisi’ için referandum ve de Taksim’de kışla yapmaya kalkışılıyorsa  ve de kışla arazilerinini peşinde koşuluyorsa benim kuşkularım artar..
İşte kuşkularım:
Kimin servis ettiği süreç içinde kesin belli olacak, spontane, Ismarlama izlenimi veren düşündürücü darbe, 3 gerçeği ve önemli soruları ortaya çıkardı..
1-TRT'de okutulan YSK bildirisinin "Yüce Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i yıkmaya çalışanlar.." şeklinde çok doğru bir ifade ile başlayan  bildiri metni ile  Fetullah Gülen grubunun; kendini saklamak için hala rutin iki yüzlülülüğü kulandığını..
2-Halkın ve halkın vekillerinin oluşturduğu, Laik ve Demokratik Cumhuriyeti'nin ulusal simgesi TBMM'i üzerinden tüm partili milletvekillerinin demokrasi ve özgür iradeye sahip çıkmalarını-Ki devamının hiçbir şekilde bozulmamasını istiyoruz-
3-Dünya'yı kana boğan IŞİD'in ülkemiz bazındaki uyuyan hürelerin varlığını kanıtlamasını. Ki bu ifadeler somut bulmuştur. Birincisi; bir Çakma  IŞİD'linin; "Fetocu ve Laik köpekleri öldürmeye gidiyorum" karanlık feryadı. İkincisi bir büyük kulubun yönetisinin;"Darbecilerin karıları ganimettir" şeklinde ilkel ve iğrenç tanımı..
Sorular: "Fetocuların bu bildiri metni neden Atatürk ve Laik Demokratik Cumhuriyet ifadesiyle başlatılmasının  ve Atatürkçüler ile FETÖ’nun omuz-omuza izlenimi veren bu duruş kesinlikle sorgulanması gerekmez mi?..
Hangi ülkede; dinden geçinme adına; devleti dinle harmanlayıp, İslamı siyasi ranta dönüştüren  ve de Türkiye’mizi böylesi bir belaya sürükleyen kişi kahraman ilan edilir? “Halk demokrasi adına meşru iktidara sahip çıktı ve Türk bayraklarıyla alanda nobet bekledi. Alanda  paçavralar yoktu..” derken, neden Şeriat ve Osmanlı bayraklarının nobette olduğunu görmemezlikten gelindi?
Terör örgütlerinin, özellikle IŞİD’in canlı bombalarla yüzlerce insanımızı durmaksızın katlederken, gündeme gelmeyen OHAL, neden başarısız bu faşist darbe sonrası gündeme geldi? Halkın kafasındaki; “Askeri faşist darbe sonrası sivil darbe mi kurgulanıyor?” sorusu neden beslenir oldu?..
Sahi; bu IŞİD darbe sonrası neden sustu? Sustu mu, susturuldu mu? Nedense; 12 Eylül faşizmi gelince, bıçak gibi kesilen terör sonrası; “ Kenan Evren ve taifesi bile, bile terörü beslediler, yönetime el koymak için..” şeklinde suçlayıcı ifadeler aklıma geldi ..
Genelkurmay başkanı kurtarıldı, Jandarma Genel Komutanı kurtarıldı, Deniz Kuvvetleri Komutanı kurtarıldı, Hava kuvvetleri Komutanı kurtarıldı, cumhurbaşkanı saldırı yoğunluğunda kurtarılarak,  F16’lar eşliğinde Kısıklı’ya getirildi ve IŞİD militanları ‘FETÖ’cü ve laik köpekleri kesmeye geldim’ diyenler masum 6 eri linç etti ve de  ülke kurtarıldı.. Başta; Genel Kurmay Başkanı ve tüm kuvvet komutanların teslim alan bu faşist darbeciler, nasıl oldu da ülkemizi teslim alamadı?
Sonra; TESKOMP Genel başkanı; “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başkomutanlığı ve dirayetli liderliği hainlere gerekli dersi verdi” içeriğinde   tam sayfa ilanlar verdi..
Bu fiiller ve failler halka  düşündürücü gelmeye başladı..
Tüm bu gelişmeleri; evrensel siyasi felsefesinin neresine konuşlandırabiliriz?
Yaşanan süreç, önümüzdeki süreçlerde; Cumhurbaşkanı ve Başbakan için büyük fırsattır. Eğer;  ‘Demokrasi,  Özgürlükle ve toplumsal uzlaşı-Barış için ve de Laik Demokratik rejimin onarılması için işletilmez ise cennetin izdüşümü ülkem ateş topuna evrilir..
Evriliyor da;
Demokrasiye ve özgürlüklere değil; fiili Başkanlığa ilerliyen gelişmeler var..
OHAL ile  kötü halleri yok ediyoruz derken, kötüye benzeme halı..
OHAL’ın ardından çıkarılan KHK ile FETÖ araç olarak kullanılıp; Medyaya keyfi kapatılması, Savcıya süper yetkiler verilmesi, Akademisyenler ve diğer kamu çalışanları için cadı avına girilmesi, Mahrem bilgilere el konulması..
Samimi duruşlardan uzak bu duruşlar. Gerçekten güldüşünlere konu cadı avı başladı; ya itiraf ya ihbar boyutundaki sorular gülmece malzemesi: Düşünün savcı veya hakim karşısına çıkan suçlu, ya da şüpheliye soru yöneltiyor:
1- Bank Asya Bankası’nda hesabınız var mı? Hesabınızı kapattıysanız hangi tarihte kapattınız?
2- Siz FETÖ/PYD okullarında okudunuz mu ya da çocuklarınız okudu mu?
3- Zaman, Sızıntı ve Gonca gibi gazete ya da dergilere üyeliğiniz var mı? Var ise hangi tarihte sonlandırdınız?
4- Yurtdışına çıktınız mı? Çıktıysanız hangi amaçla ve tarihte çıktınız?
5- Çalıştığınız kurumda (FETÖ/ PYD aidiyeti, iltisakı(bütünleşme) ve irtibatı(bağlantı) olduğunu bildiğiniz personelin olup olmadığına dair beyanınız var mı...
Tutuklu veya şüpheli: “Evet; tüm bunlarla ilintim var. Ben ne istedilerse verdim. Fakat hakim bey(veya savcı bey); bilemedim,  Aldatıldım.. Bundandir ki; hem Yüce Yaratan, hem de ulusumuza verecek hesabımız var. Ulusumumuz ve Allah bizi affetsin" yakarışı karşısında;
Hakim veya savcı: “Beraatine veya davaya gerek yoktur..” kararları verirse şaşırmayın..
Bir yiğit Hakim ve savcı çıkıp; “Tutukluluğun devamına..Suçlunun  verdiği bilgiler doğrultusunda yakaranların da tutuklanmasına..” şeklinde karar verirse şaşırın..
Genel Kurmayın ve MİT’in Cumhurbaşkanına bağlanmak istenmesi..
Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasının düşünülmesi..Düşünüldü ve asker neyse “Bizim dışımızda siyasi otoritenin kararı..” diyerek OHAL’de geri adım atılmaya başlandı..Asker; “Bunları yapıyorsan o halde, OHAL’ı sorgularım” moduna girecek galiba..
Kimse samimi değil. Siyasiler siyasi rant peşindeler, işadamı kılıklılar da ekonomik rant ..Baksanıza; biri çıkıyor; kapatılan kişlaların arazilere talip çikiyor, karşılığında şehtlere ev yapacağım diye, şehit kutsiyetini rant aracı haline getiriyor..Bir başkası çıkıyor; İstanbulu’un %2’si Askerin elinde diyen Çevre ve Şehircilik bakanlığının saptamasını, havuz medyası moduna girip, gazetesine manşet yapıp ekonomik rant savaşına giriyor..
Demokrasi nobeti savıyla, AKP Genel merkezine astıkları ATATÜRK posterine-ki alkışlıyorum- veTürk Bayraklarına sırtını verip Osmanlı ve Şeriat bayraklarıyla demokrasi kirliliğinin yaratılması..
Askeri birlik ve kışlaların nizamiye kapılarına AKP Belediyelerinin ‘olası darbe bahane edilerek’ kamyon ve iş makineleriyle kapatılması ve Ordunun asırlardır gelen kimliğinin aşağılanması..
Demokrasi nobetine katkı vermek için alanlara inen CHP’lilerin bildirisinin, bir modern meczupiye tarafından yırtılması ve AKP dışında başka partilerin alanlarda istenmemesi..
Tüm bu gelişmeler, askeri dikta yerini sivil diktaya bırakıyor endişesi yaratır oldu..
Ben kötüyü def etme savaşı verirken, bir başka kötüyü getirirsen; “OHAL, orda kal” derim..
ABD’ye FETÖ’yu anlatmak için, AKP ve MHP ile Amerika’ya giden CHP, ülkenin bu gidişatını kesinlikle dikkate alması gerekir..
“Cumhurbaşkanı ve CHP darbe konusundaki kafamda oluşan bu kuşkuları gidermelidir ki, her ikisisinin duruşuna onay vereyim!!”

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

EN KÖTÜ SEZONDA 2 KUPA VE EN BÜYÜK KUPA

RİEKERİNK  GALATASARAY GİBİ KUPALARIN EFENDİSİ; GALATASARAY PENALTILAR SONRASI BEŞİKTAŞ'I   “4-1” YENEREK EN BÜYÜK KUPAYI 5.KEZ ALDI
12 Ağustos 2016
Beşiktaş: 1 Galatasaray: 4
Galatasaray'da Bruma şovu böyle devam ederse, bırak Emre Mor’u ultra aslan, ultra  borçlarını kapatabilir!
Eğer bu Galatasaray en kötü sezonunda, 2 kupa alıyorsa(İsviçre'de katıldığı yaz turnuvası Uhrencup 2016'da şampiyonluğunu saymadık) bu Galatasaray dünya markası demektir. Eğer, adı sanı bilinmeyen bir Riekernink 6 ayda Galatasaray’a 3 kupa kazandırıyorsa, bu adam GS için şans, kendisi için karizma demektir..

Beşiktaş 1-4 Galatasaray / Süper Kupa Galatasaray'ın'!
Futbolda sezonun ilk kupası bugün sahibini buluyor. Geçen sezonun Spor Toto Süper Lig şampiyonu Beşiktaş ile Ziraat Türkiye Kupası galibi Galatasaray, Turkcell Süper Kupa finalinde karşı karşıya geliyor. Konya Büyükşehir Arena'daki maçın hakemi Mete Kalkavan. Maçın normal süresi 0-0 sona erdi. Karşılaşmada uzatma dakikaları oynanırken Galatasaray'da maçın 100. dakikasında Hakan Balta takımını 1-0 öne geçirdi. Beşiktaş 2. uzatma devresine golle başladı. Maçın 107. dakikasında Quaresma'nın kafa vuruşunda Chedjou topu kendi ağlarına gönderdi:1-1. Uzatma dakikaları da beraberlikle sona erince maç penaltılara kaldı.
İlk atışı kullanan Selçuk topu ağlara gönderdi.
Oğuzhan kaçırdı!
Hakan Balta 2-0 yaptı.
Beşiktaş'ta Cenk Tosun 2. atışta topu üstten dışarı attı.
Tolga Ciğerci vuruşunu gole çevirdi.
Atiba da kaçırdı! Süper Kupa G.Saray'ın..



Türkiye Süper Kupa 2016/2017 sezonu 13.08.2016 20:45 günkü maç:
Beşiktaş çalıştırcısı; Türkiye Şenol Güneş
Galatasaray çalıştırcısı; Jan Olde Riekerink  Hollanda
Stadyum : Konya Torku Arena    
Hakemler : Mete Kalkavan-Ceyhun Sesigüzel-Esat Sancaktar
Beşiktaş: 29Tolga Zengin-6Dusko Tosic-30Marcelo -32Andreas Beck-10Olcay Şahan-13Atiba Hutchinson-15Oğuzhan Özyakup-18Tolgay Arslan 73'-20Necip Uysal 106'-21Kerim Frei 46'-23Cenk Tosun  
İlk 11 Değeri : 55.700.000 Euro
Galatasaray: 1Fernando Muslera-14Martin Linnes-21Aurelien Chedjou-22Hakan Balta-23Lionel Carole-8Selçuk İnan-10Wesley Sneijder-20Bruma-27Tolga Ciğerci-11Lukas Podolski 43'-18Sinan Gümüş 88'
İlk 11 Değeri : 66.750.000 Euro
Yedekler: 19Cenk Gönen-4Serdar Aziz-55Sabri Sarıoğlu-    5Hamit Altıntop-6Ryan Donk-7Yasin Öztekin 88'-9Eren Derdiyok 43'
Yedekler: 71Denys Boyko-3Adriano 106'-44Rhodolfo-    5Jose Sosa-7Ricardo Quaresma 46'-22Aras Özbiliz-    17Ömer Şişmanoğlu 73'
Galatasaray: Atletico Madrid:
Bu maç; AKP’nin beslediğiğ karanlığın gülen yüzü FETO’nun örgütlediği FETÖ/PDY’nin yaptığı kuşku dozu yadsınmayacak darbe sonrası korkan A.Madrit gelmedi ve oynanmadı.
6Ağustos 2016

Galatasaray:
Takım Değeri : 115.600.000 €
Atletico Madrid:
Takım Değeri : 395.850.000 €

İki takım ilk kez, Şampiyonlar Ligi 1.Tur 1973/1974 maçı için 19.09.1973 01:00 günü İspan’ya da karşılaşmışlar. Galatasaray’ı, İngiliz Brian Birch, A. Madrit’i   İArjantinli Toto Lorenzo çalıştırıyormuş. Maç; 0-0 sona erdi. İkinci maç; 03.10.1973’de İstanbul Ali Sam Yen’de oynanmış ve GS, Ignacio Maria Salcedo Sanchez de Blanca’ın 100. Dakikada attığı gol ile 1-0 yenilerek elenmiş.
Stadyum : Madrit Vicente Calderon    
Hakemler : Hollandalı Charles Corver
Atletico Madrid:   Miguel Reina Santos-Iselin Santos Ovejero Maya Ovejero- Ruben Oswaldo Diaz Figueras (Panadero) -Adelardo Rodriguez Sanchez 60'- Francisco Delgado Melo-Domingos Benegas Jimenez- Jose Armando Ufarte Ventoso 46'- Jose Eulogio Garate Ormaechea- Heraldo Becerra Nunez -Luis Aragones Suarez Martínez (28 Temmuz 1938 - 1 Şubat 2014, (2008-9’da Feneri çalıştırmış ve İspanya’yı 2008’de  Avrupa şampiyony yapmış çalıştırıcı)- Javier Iruretagoyena Amiano Irureta
Yedekler: Ignacio Maria Salcedo Sanchez60'- Alberto Fernandez Fernandez 46'  
Galatasaray: Yasin Özdenak-Tuncay Temeller-Tarık Küpoğlu-Ekrem Günalp-Mustafa Ergücü-Bülent Ünder-Mehmet Oğuz-Aydın Güleş-Korhan Tınaz-Metin Kurt-Şevki Şenlen    
2016/2017 sezon öncesi 30.07.2016 21:45 günkü hazırlık maçı:
Galatasaray: 2 Manchester United: 5
30 Temmuz 2016
Galatsaray ilk yarı futboluyla şampiyon, ikinci yarı futbolu ile perişan olur; süper Lig’de..
Galatasaray, Manchester United karşısında ilk yarı iyi bir oyun ortaya koyarken ikinci yarı kabus gibi geçti.
Muslera hiç iyi değil. Çok hatalı goller yedi. Serdar Aziz sakatlık dönüşü ağırlaşmış. Liner ise  oynadığı kanatta başarısız. Bruma büyük takımlar karşısında kompleksin giderse, Barcelona’ya gider.  Yine de sahanın en iyisi Selçuk, Sinan ve Bruma idi.
Karşılaşmaya hızlı bir başlangıc yapan Manchester United, henüz 3. dakika Zlatan İbrahimoviç müthiş bir rövaşata golüyle öne geçti. Artık bu maç farka gider yorumları karşısında Galatasaray 22. dakika'da Wesley Sneijder ortasında Sinan Gümüş'ün attığı golle 1-1 beraberliği yakaladı. İlk 4 hazırlık maçında 5 gol atarak gözlerin aradığı isim olan Bruma, 40. dakikada harika bir gole imza attı. Sinan Gümüş'le güzel bir ver kaç yaparak topu ağlara göndermeyi başardı ve skoru 1-2 getirerek ilk yarının skorunu belirledi.
2. Yarıda Mkhitaryan,Martial,Scheiderlin,Zlatan ve Herrera çıkartarak eski oyuncularına şans veren Manchester United karşılık olarak Selçuk İnan yerine Hamit Altıntop, Hakan Balta yerine Serdar Aziz ilk kez sarı kırmızılı formayı terletti. Ancak bu değişiklikler Manchester'a yaradı ve 54. dakika'da Wayne Rooney şık golüyle 2-2 skor geldi. Bu golden 4 dakika sonra Wayne Rooney penaltıdan attığı golle skoru 3-2 getirdi. Toplam 12 dakikada bir gol daha bularak Marouane Fellaini skoru 4-2 getirerek rahat bir nefes aldırdı. Bu dakikadan sonra ilk 11'in tamamını değiştiren Mourinho, 74. dakikada Juan Mata golüyle skoru 5-2 getirmeyi başardı.

Galatasaray: 1 Fernando Muslera-14 Martin Linnes-21 Aurelien Chedjou-22 Hakan Balta 46'-23 Lionel Carole-7 Yasin Öztekin 84'-8 Selçuk İnan 46'-10 Wesley Sneijder 76-15 Blerim Dzemaili-20 Bruma-18 Sinan Gümüş 84'  
İlk 11 Değeri : 64.500.000 Euro
Yedekler: 19 Cenk Gönen-67 Eray İşcan-4 Serdar Aziz 46'-24 Salih Dursun-55 Sabri Sarıoğlu 84'-Batuhan Ergün-5 Hamit Altıntop 46'-6 Ryan Donk-17 Emrah Başsan 76'-88 Gökay Güney-97 Birhan Vatansever-25 Berk İsmail Ünsal 84'  
Takım Değeri : 115.600.000 €
Çalıştırıcı:  Hollandalı Jan Olde Riekerink
Manchester United: 1 David de Gea 67'-3 Eric Bailly 67'-23 Luke Shaw 67'-17 Daley Blind 68'-21 Ander Herrera 46'-22 Henrikh Mkhitaryan 46'-25 Antonio Valencia 68'-28 Morgan Schneiderlin 46'-9 Zlatan Ibrahimovic 46'-10 Wayne Rooney 68'-11 Anthony Martial 46'  
İlk 11 Değeri : 268.250.000 Euro
Yedekler: 20 Sergio Romero 67'-32 Sam Johnstone-4 Phil Jones 68'-5 Marcos Rojo 67'-36 Matteo Darmian 67'-8 Juan Mata 68'-14 Jesse Lingard 46'-16 Michael Carrick 46'-18 Ashley Young 46'-27 Marouane Fellaini 46'-7 Memphis Depay 68'-19 Marcus Rashford 46'  


Takım Değeri: 475.650.000 €
Çalıştırıcı: Jose Mario dos Santos Mourinho Felix
Stadyum: İsveç-Göteborg  Gamla Ullevi
Goller: Dk. 4 İbrahimovic, Dk. 55 ve Dk. 58 (Penaltıdan) Rooney, Dk. 62 Fellaini, Dk. 75 Mata (Manchester United), Dk. 22 Sinan Gümüş, Dk. 40 Bruma (Galatasaray)
İki takım ilk kez:, Şampiyonlar Ligi 2.Tur 1993/1994 sezonu 20.10.1993 01:00 günü karşılaşmışlar.
Galatasaray’ın tarih yazdığı maç. Galatasaray’ı, Reiner Hollmann, Manchester United Alex Ferguson çalıştırıyor. Manchester’in efsane stadı, Old Trafford’da oynana maçı, Danimarkalı Peter Mikkelsen yönetmiş. Ve maç 3-3 bitmiş, rovanşında yenilmeyen(0-0) Gaatasaray tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılmış:
1993-94 Şampiyonlar Ligi sezonunda ilk turda Cork City'yi eleyen Galatasaray, ikinci turda İngiltere'nin dev ekibi Manchester United'la eşleşti. Favori Kırmızı Şeytanlar'dı. Peter Schmeichel, Gary Pallister, Steve Bruce, Paul Ince, Eric Cantona ve Mark Hughes gibi yıldızlarla sahada yer alan United, henüz 13. dakikada 2-0'lık üstünlük yakalarken, Galatasaray için tehlike çanları çalıyordu. Daha sonra Arif Erdem'in jeneriklere konu olan golü geldi. Bu gol Cimbom'a moral verdi. Sarı kırmızılılar Kubilay Türkyılmaz'ın 31. ve 63. dakikalarda attığı gollerle maçta 3-2'lik üstünlük yakaladılar. Man United Eric Cantona ile 3-3'lük beraberliği kurtarsa da, rövanş maçını 0-0 bitirmeyi başaran Galatasaray, Kırmızı Şeytanlar'ı saf dışı bırakarak kupada yoluna devam eden taraf oluyordu. Manchester Unıted’ı Kasım 1986'dan 2012-13 sezonu sonuna kadar takımın başında bulunan  efsane Alex Ferguson çalıştırıyordu.
Arif Erdem'in 2-0'dan sonra attığı gol hafızalarımıza kazındı. Çünkü; Schmeichel'ın inanılmaz uçusu da golün unutulmazlar arasına girmesinde önemli yer tutar.
Bu macta schmeichel'ın sahaya giren bir taraftari yaka paca disari atmaya calismasi sonrasinda Hakan Şükür ile arasinda bir tartismada cikmistir.

Maç oynanmazdan önce, o dönemin yonetimde yer alan Mehmet Cansun'un dediğine göre; Manchester United’ın başkanı 1980’den 2002’ye kadar başkanlığını yapan ve halen onursal başkanı olan Charles Martin Edwards ile koridorda karşılaşılır. Başkan, Galatasaray başkanı Alp Yalman'a; “Korkarim ki fark olacak bu maçta” der ve uzaklaşır. Maç bitiminde Alp Yalman, başkanın yanına gider ve “Maalesef fark olmadi ama sizde iyi takimsiniz der”. Machester Unıted başkanının yüzü kipkirmizi olur ve hicbir şey diyemez.

O günün koşullarında Galatasaray gurur duyulacak bir oyun sergilemişti.
Aynı gün, Beşiktaş Ajax deplasmanındaydı. Maçın hemen başında GS 2-0 yenik duruma düşmüş, Beşiktaş deplasmanda 1-0 öne geçmişti. Galatasaray rezil olur, BJK tarih yazar tahminleri  maç sonu yok oldu, çünkü BJK 2-1 yenildi, Galatasaray, ilkler bağlamında  tarihinin sayfalarını artıran “3-3”’luk sonuç almıştı.  
Bu maçta sivrilen ileri ikili Hakan Şükür – Arif Erdem, 7 sene sonra GS'nin Uefa Kupası'nı kazandıran ileri ikilisi oldular... Aradan geçen 15 senede alınan bir çok galibiyet vardır, fakat bu galibiyet çok farklıdır. GS süper kupa'yı kazanmış, Avrupa'nın devlerini dize getirerek Avrupa’da marka olmuş, ama; devlerin dize getirildiği maçlar bile, bu 3-3lük beraberlik yanında pek bir şey ifade etmez.. İkinci maç Ali Sami Yen'de 0-0 sonuçlandı ve Galatasaray tur atladı. şampiyonar ligi ise tam bir fiyasko. Fiyasko çünkü;
Galatasaray'ın 93-94 sezonu şampiyonlar liginde mücadele edecek 8 takımın arasına girdiği maç idi bu maç. Monaco,Spartak Moskova, Ac Milan,Porto,Werder Bremen,Anderlecht ile birlikte adını yazdırmış. Yazdırmış yazdırmasına da;Barcelano, Monac Spartak Moscow’un olduğu  A  grubuna düşerek, İstanbul’da Barcelano ve Moskova’da Sparta ile berabere kalarak ve de  4 yenilgi ile grupta sonuncu olmuş. Barcelano grup lideri, Monaco ikinci, Spartak üçüncü olmuş. Şampiyona finalinde  efsane Milan, Barcelona'yı 4-0 ile geçerek şampiyon olmuştur.
Manchester United: 3 Galatasaray: 3
Manchester United: Peter Schmeichel-Steve Bruce-Lee Martin-Gary Pallister-Roy Keane-Paul Ince-Bryan Robson 65'-Ryan Giggs-Lee Sharpe-Eric Cantona-Mark Hughes    
Yedekler:  Mike Phelan 65'  
Galatasaray:  Hayrettin Demirbaş-Bülent Korkmaz-Reinhard Stumpf-Falko Götz-Hamza Hamzaoğlu-Suat Kaya 89'-Kubilay Türkyılmaz 75’-Tugay Kerimoğlu-Hakan Şükür-Uğur Tütüneker-Arif Erdem    
Yedekler: Yusuf Altıntaş89’-Erdal Keser 75'  
Galatasaray, Tarihinde ilk kez karşılaştığı Danimarka Lig üçüncüsü Aarhus takımını hazırlık maçında 3-1 yendi. 38 v3 53. Dakikalarda 2 gol atan-ki ilki müthiş goldu- Bruma bir kez daha yıldızlaştı. Portekizli oyuncu, son 4 hazırlık maçında 5. golünü kaydetti ve yeni sezon öncesi taraftarları umutlandırdı. Galatasaray'ın diğer golünü 89. dakikada Yasin Öztekin attı. Galatasaray 25. dakikada Hakan Balta'nın kendi kalesine attığı golle 1-0 geriye düşmüştü.
İlk yarı; Ki bütün hazırlık maçlarında tutuktu. Nedeni? Zannedersem, oyuncular ve teknik heyet, ilk dakikalarda karşı tarafın oyununu uygulamada okumaya çalışıyorlar. Galatasaray 30 Temmuz Cumartesi günü yine bir özel maçta İngiliz Devi Mourinholu Manchester United de oyunu okumaya kalkarlarsa, canlarına okunur..
Kimse, Sedar Aziz ve Emrah Başsan dışında Galatasaray transfer yapmadı demesin; Galatasaray’ın 7 önemli transferi var: 1- J.O.Riekerink 2- Dzemail-3- Sneijder 4- Hamit 5- Bruma- 6 Bruma 7- Bruma
J.O.R Galatasaray için piyangodan çıkmış ikramiye. Adamın en önemli özelliği, özü yüzüne yansıyan bir değer. İkincisi; gençlerde ısrar edeceğındeki kararlılığı. Bilindiği gibi, bir topçu için bir maçla not veren bir ülkeyiz ve de buna programlanmış teknik adamlara sahibiz. JOR, ısrarla gençleri çok oynatacak ve çok genç kazandıracak, çünkü alt yapı hocası..Hamit ile yaptığı “Ne kadar oynarsan o kadar para alırsın” içeriğindeki sözleşme Hamit için adeta doping yapmış ve yenilenmiş. Verilen ceza adeta Sneijder’i tetiklemiş; bana bu cezayı verirseniz bu oyunu oynamam dercesine..Buruma’yı 3 kez yazdım, çünkü eski Bruma’yı 3’e katlamış. İnşallah, birileri Riberi’de olduğu gibi Galatsaray’ı olumsuz yönde 3’e katlamaz. Veya Samsunspor’dan Umar Aminu’yu çalan şerefliler gibi şerefsizler Galatasaray’ın elinden Brumasını kapmaz.. Mourinholu Manchester United’i karşısında Bruma aynı performansı gösterirse fiyatı en az 30 milyon Euro’dur..
Jan Olde Riekerink(JOR), Aarhus maçı sonrası yaptığı açıklamalara katılıyorum: "Bu süreçte bireylere odaklanmaktan ziyade takıma odaklanmaya çalışıyoruz. Son iki gün rakibe yapılan baskıya çalışmıştık. Aarhus karşısında de rakibine basan bir Galatasaray vardı sahada. O yüzden takımın gösterdiği performanstan memnunum. Orta sahamızdaki rotasyona önem verdik. Alınan sonuç hem önemli, hem de değil. İstediğimiz şeyleri sahada göstermek istiyoruz. Ancak skor da iyi olursa mental açıdan kendinizi daha iyi hissediyorsunuz..İstanbul'da bırakılan oyuncuları Bunu tamamen bir seçim olarak nitelendirebiliriz. Şu andaki konumuz bu değil. Odaklanmamazı gereken başka konular var. Şu ana kadar 27 farklı isim okudum. Şurası açık ki defansif orta saha ve forvet istiyoruz. Biz de yönetim de çok çalışıyoruz. Umarım en kısa zamanda mutlu haberi veririz."
Aarhus: 1 Galatasaray: 3
26 Temmuz 2016
Hazırlık maçı:
Stat: Ceres Park
Hakemler: Kristoffer Kristofferssen, Heine Sorensen, Dennis Wollenberg Rasmussen (Danimarka)
AGF Aarhus: Steffen Rasmussen (Dk. 46 Hagelskjaer), Daniel Christensen (Dk. 46 Mikanovic), Khodzhaniiazov, Backman (Dk. 46 Jonsson), Buur (Dk. 76 Gribenco), Pedersen (Dk. 77 Torp), Bjarnason, Petersen (Dk. 46 Emil Christensen), Martin Spelmann(Dk. 46 Stage), Mohammad Mustafa Amini Castillo(Dk. 46 Hvidt), Junker (Dk. 46 Zacho)
İlk 11 Değeri : 4.400.000 Euro
Yedekler: Thomas Hagelskjaer-Jacob Florin Torp-Dino Mikanovic-Emil Christensen-Jens Stage-Jens Jonsson-Benjamin Hvidt-Michael Jörgensen
Çalıştırıcı: Danimarkalı Glen Riddersholm
Galatasaray: Muslera (Dk. 64 Eray İşcan), Linnes (Dk. 64 Sabri Sarıoğlu), Chedjou (Dk. 85 Salih Dursun), Hakan Balta (Dk. 64 Donk), Carole, Hamit Altıntop (Dk. 86 Gökay Güney), Dzemaili (Dk. 64 Birhan Vatansever), Bruma (Dk. 85 Emrah Başsan), Sneijder, Sinan Gümüş, Berk İsmail Ünsal (Dk. 64 Yasin Öztekin)
İlk 11 Değeri : 54.950.000 Euro
Yedekler: Eray İşcan-Sabri Sarıoğlu-Ryan Donk-Birhan Vatansever-Gökay Güney-Yasin Öztekin-Emrah Başsan-Salih Dursun
Çalıştırıcı:  Hollandalı Jan Olde Riekerink
Goller: Dk. 25 Hakan Balta (Kendi kalesine) (Aarhus), Dk. 38 ve 53 Bruma, Dk. 89 Yasin Öztekin (Galatasaray)
Galatasaray'dan Hakan Şükür kararı!
Anadolu Ajansı’nın bildirdiğine göre; Galatasaray, başvuru üzerine Hakan Şükür'ü ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk etti(26 Temmuz 2016) :
Galatasaray Kulübü, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası eski futbolcusu Hakan Şükür'ü, ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk etti..Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu, yaptığı toplantıda, eski futbolcusu Hakan Şükür'ün kulüp üyeliğinden ihraç edilmesiyle ilgili başvuruyu görüştü..Kulüp yetkililerinden alınan bilgiye göre, yönetim kurulu, FETÖ'nün darbe girişimi sonrası bir üyenin başvurusu üzerine Hakan Şükür'ü, kulüp disiplin kuruluna sevk etme kararı aldı..FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen Hakan Şükür, bir süre önce ABD'ye yerleşmişti.. Galatasaray, Hakan Şükür'ü üyelikten çıkarırsa, eski milli futbolcu artık hiçbir şekilde temsili görev bile alamayacak. Şükür, ABD'deki G.Saraylılar Derneği'nde çaycılık bile yapamayacak.
Evet nerden nereye..Hakan Şükür’ü en çok eleştiren kişilerdenim; karanlığın gülen yüzü ile olan ilişkilerinden dolayı..Ben, bu FETÖ ilişkisinden dolayı değil de, inancı ve ideolojisi konusunda dik durduğu ve asla eğilip bükülmediği için alkışlamıyor, ama taktir ediyorum..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
ŞUTLUYORUM
sevket-che@hotmail.com.tr
evesbere@mynet.com
GSM: 05066090032

12 Ağustos 2016 Cuma

BENİM ADIM DEMOKRASİ İSE, SİVİL VE ASKERİ DARBEYİ ÖNLEMEK ADINA, BUNLARI YAZDIRIRIM SÖYLETİRİM

ASKERİ VE SİVİL DARBEYE ŞİDDETLE KARŞI, BEN DEMOKRASİNİN KORKUSUZ  FERYADI
13 Ağustos 2016
Arkadaşlar, biliyorum gün aydın değil, fakat aydın gelecek adına inadına  günaydın.
Sık-sık yazı gönderiyorum. Belki de rahatsız ediyorum. Amacım populizm yapmak değil, bir sıradan halk olarak düşünebildiğimizi ve duyarlılığımızı göstermek ve de sizlere sıradan insanların bilgi akışını sağlamak..Biliyorsunuz, ülkemde hep birkaç kişi düşünür, birçok kişi dinler. Özdeki amacım; birçok kişinin de düşünebildiğini kanıtlamak..Haydin düşünmeye:
Eğer, demokrasiye sarılmanın fırsatı ele geçmişken; hala ‘dikta izlenimi veren’  ‘Başkanlık ve İdam yetkisi’ için referandum ve de Taksim’de kışla yapmaya kalkışılıyorsa  ve de kışla arazilerinini peşinde koşuluyorsa benim kuşkularım artar..

İşte kuşkularım:
Kimin servis ettiği süreç içinde kesin belli olacak, spontane, Ismarlama izlenimi veren düşündürücü darbe, 3 gerçeği ve önemli soruları ortaya çıkardı..
1-TRT'de okutulan YSK bildirisinin "Yüce Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i yıkmaya çalışanlar.." şeklinde çok doğru bir ifade ile başlayan  bildiri metni ile  Fetullah Gülen grubunun; kendini saklamak için hala rutin iki yüzlülülüğü kulandığını..
2-Halkın ve halkın vekillerinin oluşturduğu, Laik ve Demokratik Cumhuriyeti'nin ulusal simgesi TBMM'i üzerinden tüm partili milletvekillerinin demokrasi ve özgür iradeye sahip çıkmalarını-Ki devamının hiçbir şekilde bozulmamasını istiyoruz-
3-Dünya'yı kana boğan IŞİD'in ülkemiz bazındaki uyuyan hürelerin varlığını kanıtlamasını. Ki bu ifadeler somut bulmuştur. Birincisi; bir Çakma  IŞİD'linin; "Fetocu ve Laik köpekleri öldürmeye gidiyorum" karanlık feryadı. İkincisi bir büyük kulubun yönetisinin;"Darbecilerin karıları ganimettir" şeklinde ilkel ve iğrenç tanımı..
Sorular: "Fetocuların bu bildiri metni neden Atatürk ve Laik Demokratik Cumhuriyet ifadesiyle başlatılmasının  ve Atatürkçüler ile FETÖ’nun omuz-omuza izlenimi veren bu duruş kesinlikle sorgulanması gerekmez mi?..
Hangi ülkede; dinden geçinme adına; devleti dinle harmanlayıp, İslamı siyasi ranta dönüştüren  ve de Türkiye’mizi böylesi bir belaya sürükleyen kişi kahraman ilan edilir? “Halk demokrasi adına meşru iktidara sahip çıktı ve Türk bayraklarıyla alanda nobet bekledi. Alanda  paçavralar yoktu..” derken, neden Şeriat ve Osmanlı bayraklarının nobette olduğunu görmemezlikten gelindi?
Terör örgütlerinin, özellikle IŞİD’in canlı bombalarla yüzlerce insanımızı durmaksızın katlederken, gündeme gelmeyen OHAL, neden başarısız bu faşist darbe sonrası gündeme geldi? Halkın kafasındaki; “Askeri faşist darbe sonrası sivil darbe mi kurgulanıyor?” sorusu neden beslenir oldu?..
Sahi; bu IŞİD darbe sonrası neden sustu? Sustu mu, susturuldu mu? Nedense; 12 Eylül faşizmi gelince, bıçak gibi kesilen terör sonrası; “ Kenan Evren ve taifesi bile, bile terörü beslediler, yönetime el koymak için..” şeklinde suçlayıcı ifadeler aklıma geldi ..
Genelkurmay başkanı kurtarıldı, Jandarma Genel Komutanı kurtarıldı, Deniz Kuvvetleri Komutanı kurtarıldı, Hava kuvvetleri Komutanı kurtarıldı, cumhurbaşkanı saldırı yoğunluğunda kurtarılarak,  F16’lar eşliğinde Kısıklı’ya getirildi ve IŞİD militanları ‘FETÖ’cü ve laik köpekleri kesmeye geldim’ diyenler masum 6 eri linç etti ve de  ülke kurtarıldı.. Başta; Genel Kurmay Başkanı ve tüm kuvvet komutanların teslim alan bu faşist darbeciler, nasıl oldu da ülkemizi teslim alamadı?
Sonra; TESKOMP Genel başkanı; “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başkomutanlığı ve dirayetli liderliği hainlere gerekli dersi verdi” içeriğinde   tam sayfa ilanlar verdi..
Bu fiiller ve failler halka  düşündürücü gelmeye başladı..
Tüm bu gelişmeleri; evrensel siyasi felsefesinin neresine konuşlandırabiliriz?
Yaşanan süreç, önümüzdeki süreçlerde; Cumhurbaşkanı ve Başbakan için büyük fırsattır. Eğer;  ‘Demokrasi,  Özgürlükle ve toplumsal uzlaşı-Barış için ve de Laik Demokratik rejimin onarılması için işletilmez ise cennetin izdüşümü ülkem ateş topuna evrilir..
Evriliyor da;
Demokrasiye ve özgürlüklere değil; fiili Başkanlığa ilerliyen gelişmeler var..
OHAL ile  kötü halleri yok ediyoruz derken, kötüye benzeme halı..
OHAL’ın ardından çıkarılan KHK ile FETÖ araç olarak kullanılıp; Medyaya keyfi kapatılması, Savcıya süper yetkiler verilmesi, Akademisyenler ve diğer kamu çalışanları için cadı avına girilmesi, Mahrem bilgilere el konulması..
Samimi duruşlardan uzak bu duruşlar. Gerçekten güldüşünlere konu cadı avı başladı; ya itiraf ya ihbar boyutundaki sorular gülmece malzemesi: Düşünün savcı veya hakim karşısına çıkan suçlu, ya da şüpheliye soru yöneltiyor:
1- Bank Asya Bankası’nda hesabınız var mı? Hesabınızı kapattıysanız hangi tarihte kapattınız?
2- Siz FETÖ/PYD okullarında okudunuz mu ya da çocuklarınız okudu mu?
3- Zaman, Sızıntı ve Gonca gibi gazete ya da dergilere üyeliğiniz var mı? Var ise hangi tarihte sonlandırdınız?
4- Yurtdışına çıktınız mı? Çıktıysanız hangi amaçla ve tarihte çıktınız?
5- Çalıştığınız kurumda (FETÖ/ PYD aidiyeti, iltisakı(bütünleşme) ve irtibatı(bağlantı) olduğunu bildiğiniz personelin olup olmadığına dair beyanınız var mı...
Tutuklu veya şüpheli: “Evet; tüm bunlarla ilintim var. Ben ne istedilerse verdim. Fakat hakim bey(veya savcı bey); bilemedim,  Aldatıldım.. Bundandir ki; hem Yüce Yaratan, hem de ulusumuza verecek hesabımız var. Ulusumumuz ve Allah bizi affetsin" yakarışı karşısında;
Hakim veya savcı: “Beraatine veya davaya gerek yoktur..” kararları verirse şaşırmayın..
Bir yiğit Hakim ve savcı çıkıp; “Tutukluluğun devamına..Suçlunun  verdiği bilgiler doğrultusunda yakaranların da tutuklanmasına..” şeklinde karar verirse şaşırın..
Genel Kurmayın ve MİT’in Cumhurbaşkanına bağlanmak istenmesi..
Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasının düşünülmesi..Düşünüldü ve asker neyse “Bizim dışımızda siyasi otoritenin kararı..” diyerek OHAL’de geri adım atılmaya başlandı..Asker; “Bunları yapıyorsan o halde, OHAL’ı sorgularım” moduna girecek galiba..
Kimse samimi değil. Siyasiler siyasi rant peşindeler, işadamı kılıklılar da ekonomik rant ..Baksanıza; biri çıkıyor; kapatılan kişlaların arazilere talip çikiyor, karşılığında şehtlere ev yapacağım diye, şehit kutsiyetini rant aracı haline getiriyor..Bir başkası çıkıyor; İstanbulu’un %2’si Askerin elinde diyen Çevre ve Şehircilik bakanlığının saptamasını, havuz medyası moduna girip, gazetesine manşet yapıp ekonomik rant savaşına giriyor..
Demokrasi nobeti savıyla, AKP Genel merkezine astıkları ATATÜRK posterine-ki alkışlıyorum- veTürk Bayraklarına sırtını verip Osmanlı ve Şeriat bayraklarıyla demokrasi kirliliğinin yaratılması..
Askeri birlik ve kışlaların nizamiye kapılarına AKP Belediyelerinin ‘olası darbe bahane edilerek’ kamyon ve iş makineleriyle kapatılması ve Ordunun asırlardır gelen kimliğinin aşağılanması..
Demokrasi nobetine katkı vermek için alanlara inen CHP’lilerin bildirisinin, bir modern meczupiye tarafından yırtılması ve AKP dışında başka partilerin alanlarda istenmemesi..
Tüm bu gelişmeler, askeri dikta yerini sivil diktaya bırakıyor endişesi yaratır oldu..
Ben kötüyü def etme savaşı verirken, bir başka kötüyü getirirsen; “OHAL, orda kal” derim..
ABD’ye FETÖ’yu anlatmak için, AKP ve MHP ile Amerika’ya giden CHP, ülkenin bu gidişatını kesinlikle dikkate alması gerekir..
“Cumhurbaşkanı ve CHP darbe konusundaki kafamda oluşan bu kuşkuları gidermelidir ki, her ikisisinin duruşuna onay vereyim!!”

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

CUMHUR BAŞINI NE DİYE SAVUNAYIM Kİ, CUMHUR'U SAVUNUNCA CUMHURBAŞAKANINI DA SAVUNMUŞ OLMUYOR MUYUM?

BEN CUMHURBAŞKANINI DEĞİL LAİK CUMHURİYETİ VE ONU ANADOLU İNSANIYLA KURUMSALLAŞTIRAN ATATÜRK’ÜN EVRENSEL FELSEFESİNİ KORURUM..BU DEĞERLERİ KORUDUĞUM NOKTADA, CUMHURBAŞKANINI ZATEN KORUMUŞ OLUYORUM.. MİLLETVEKİLİ OLMAYA NİYETİM OLMADIĞI İÇİN ÖZEL METHİYELERE İTİBAR ETMEM, ÇÜNKÜ BEN, YAZILARIMLA  STÖ-DEMOKRATİK KİTLE OLUŞUMLARDAKİ GÖREVLERİMLE ZATEN MİLLETİN VEKİLİĞİNİ YAPIYORUM. BİLİYORSUNUZ Kİ; TEK SATIR YAZMAYI BIRAK, TEK SATIR OKUMAYANLAR MİLLETVEKİLİ ÜLKEMDE; ONLAR ASLA MİLLETİN VEKİLİ OLAMAZ..
[[ SARAY BULUŞMASI VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ATATÜRK’ÜN TELGRAFLARINI OKUMASI, DAVALARI ÇEKMESİ; FAKAAAT!!..]]
12 Ağustos 2016
Evet; “Ben Cumhurbaşkanını değil  Laik Cumhuriyeti ve Laik Cumhuriyeti’i Anadolu insanıyla Kurumsallaştıran Atatürk’ün Evrensel felsefesini korurum..Asla da, uzlaşıdan ve birliktelikten yana politikaları, geriye dönük suçlamalarla engellemem, fakat; askeri faşizmi bahane ederek sivil otoriteye giden duruşları da sorgulamaktan çekinmem..”:

Kim nasıl düşünürse düşünsün, ben; “Normalleşme” sürecinin başlangıcı olarak görmek istiyorum bu süreci ve devamı için gerekli bir duruştur” diyorum.
Kimse, insanın geniş düşünme akılcılığına gem vuran; şu rutin kolaycı suçlamayı getirmesin; “Hani Kılıçdaroğlu saraya gitmeyecekti..”
Gidecek kardeşim! Gidecek, çünkü olağan olmayan bir beklenmedik süreci, kuşku yüklü olsa da yaşıyoruz.
Siyasi lider, siyasiler böylesi olağan süreçte normalleşmeli ki, düşünsel travma içindeki toplum normalleşsin.
Eğer; ilk kez  kendi ideolojik çizgisinde olsa da Atatürk’ü anarak onun TBMM’ine gönderdiği telgrafları okuyan R.T. Erdoğan’ı, rutin ve de kısır düşünce kalıpları içinde; “ Takiyye” diyerek tepki verilmesin, süreç sükünetle izlensin..
Tayyip bey, normalleşme konusunda samimi ise; “Aldatıldık!” ünlemine sığınmamamalı, “Ne istedik de vermedik?!” itirafını esas alarak kendisini sorgulamalı..
YARSAV kapatıldı ve kayyum atandı, CHP’den ses yok..Saray yorgunluğu olmasın..Sakın ola ki; “ 3 parti kafa kafaya verip, önce parti içi muhalifleri enterne edecekler, ardından, danışıklı birbirlerine saldırarak, eski tas eski hamamı oynayacaklar..” benzeri, komplo teorilerini besleyen sorular hiç sormayın..Sakin olun, ama ketenpereye gelmek için algısızlığa sarılmayın..
Yine de özeleştiri boyundaki “Bana kim; ‘biri  ötekinden  iyidir’ diyebilir?”  sorularımı sormak zorundayım:
Evet; bana, biri R.T.Erdoğan ve Fetullah Gülen arasındaki farkı anlatsın. Aksi taktirde ben her ikisine karşı “Eski tas, eski hamam” modunda kalacağım.
Densin ki;
1- Biri asla; dinden ve yoksuldan ve de futboldan geçinmiyor..
2- Biri asla; Osmanlı ve Şeriat yanlısı değil, Başkanlık dayatmasıyla sivil diktayı getirmek istemiyor veya İslam dünyasının rühani lideri olmak istemiyor..
3-  Bir asla; demokrasiyi amaçları için araç olarak görmüyor..
4- Biri asla; samimi değil, takiyecinin danıskası..
5-  Biri asla; Hilafet yanlısı değil, bu nedenle asla TBMM’inde bulunan ve gizlenen Hilafet yasasını gündeme getirmeyecek..
6- Biri asla; Orduya seçenek oluşturmak için, polisi güçlendirmeye çalışmıyor..
Biri asla; Akıncılar kışlasını kapatırken, Taksim kışlasını ‘bu olağandışı süreç de’ dayatmıyor..
7-  Biri asla; Laik ve demokratik Cumhuriyet’e karşı değil..
Biri asla; Ordudaki İmamlar temizlenirken, bunu fırsat bilip Harp Okulu’nu İmam Hatiplilere açmıyor..
8- Biri asla; Atatürk’ün evrensel felsefesine ve Atatürk’ün Anadolu insanıyla  yarattığı “Kurtuluş Felsefesi”ne karşı değil..
9- Biri asla; 19 Mayıs 1919 sonrasının sosyal ortamından rahatsız değil. Dahası; biri; 'Tarihimizi 1919'dan başlatan tarih anlayışını reddediyorum' demiyor..
10-  Biri asla, özellikle türban için fürûâttır(olmasa da olur) demiyor. Türban, Kur’an da olmadığı söylenmesine karşın “Allah’ın” emri-farz olarak görürüyor…
11- Biri asla; “Kıblemiz aynı, kıblesizler düşünsün..” demiyor..
Kısası;
İkisi de mi aynı, yoksa  biri daha mı kuşku yaratan duruşa sahip?!
“Nazlı Ilıcak gözaltına alınmış..”
Eyyy, sınırsız ve kuralsız demokrasi avcıları diye tanımladığım güçlüden yana düşüncelerini satan veya kiraya veren sözde aydınlar; biz FETÖ için, "Karanlığın gülen yüzü, gün gelecek sizleri de karanlıkta bırakacak" derken, siz sınırsız ve kuralsız demokrasi avıclığınızla, FETO'nun demokrası ışığı olduğunu savlıyor ve bizleri de Laikçi Atatürk cuntacıları diye suçluyordunuz..Ne oldu? Biri kendini Gazi Mustafa Kemalcı ilan etti, kurtardı, sizleri de FETÖ karanlığıyla baş başa bıraktı..
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 yıl sonra konuk olduğu TRT'ye sitemde bulunan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na: “Senin TRT’ye çıkmadığını bilmiyordum”
[[ Senin TRT'ye çıkmadığını bilmiyordum..ne istediler de vermedik, aldatıldık bilmiyorduk..]] dersen, ben de bunu derim: “Bilmemek başarının ölçüsu olmuş bilmiyordum..Ben bu görevi daha iyi yaparım, çünkü hiçbir şey bilmiyorum..”
Cumhurbaşkana notumdur: Hakaret edildi kanısıyla açtığın davaları bir kereye mahsus çektiğini söylüyorsun..
Eğer, gerçekten demokrasi ve özgür düşünce konusunda takiye yapmıyor, Atatürk göndermeleri ve posterinde  samimi isen; hoşgörü denen evrensel duyguyu öne çıkar, Atatürk’ün Anadolu insanıyla kurumsallaştırdığı, evrensel  ‘Kurtuluş Felsefesi’ni, dünya ve ülkemiz gerçeklerini dikkate alarak durağanlıktan kurtar..
İnan bu sizin ve ülkemiz için son şans; sakın ola ki bu olağandışılığı yanlış ideolojik  utopyalar için fırsata çevirmeye kalkma..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

10 Ağustos 2016 Çarşamba

BEN DEMOKRASİ NÖBETİNİ SİVİL DARBE İÇİN Mİ TUTUYORUM!?


"DEMOKRASİ VE ŞEHİTLER MİTİNGİ",  “DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK,  LAİK  CUMHURİYET  VE ŞEHİTLER MİTİNGİ” OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİ İDİ

10 Ağustos 2016 
Ben eğer, aşağıdaki olgulara değinemiyeceksem, doğrusu özgür düşünemeyeceksem;  askeri ve sivil dikta tehlikesi için tuttuğum “Demokrasi ” nöbetimi sorgularım arkadaş:
Görülüyor ki, Karanlığın Gülen yüzü(Feto), FETÖ ile, Atatürk’ün Anadolu insanıyla kurumsallaştırdığı, ‘Laik Cumhuriyet’ yapısının tum dokularına nüfus etmiş.. Demokrasiyi, özgür düşünceyi, insan haklarını, kurum ve kuruluşları; yargıyı, yasamayı ve yürütmeyi hastalıklı dokularla sarmalamış. 
Durum bu olduğuna göre; hastalıklı dokuları kazımak, salt ulusal değil evrensel zorunluluktur. Bundandır ki; kişilerin yanında, var olan kurum ve kuruluşları ve dahi uygulamalarını ve tasarruflarını tartışmak, sorgulamak zorunluluktur. Bu zorunluluğu görmeyenlerin, FETÖ operasyonlarındaki samimiyetine inanmak güç. Samimiyetine inanmak güç çünkü; Hoceefendi demeyip  Fetullah diyenleri terbiyesizlikle suçlayanlar FETÖ operasyonlarını yapıyor. Dahası; “Demokrasi benim için amaçlarımın aracıdır” diyenler süreci yönetiyor..
Örneğin; YSK ve 2002 sonraki duruşu ve de 2002  dahil seçim sonuçların masaya yatırmak..Hatta, Milli Piyango çekilişleri ‘özellikle; şans oyunlarının satışı ve gizemli ikramiye talihlileri araştırılması..
TOKİ  bütününde, Çevre ve İskan Bakanlığı’nın tasarrufları; Artvin Cerattepe saldırılarını, HES, Nükleer Santral ve de 3. Havaalanı ve, çevre yollarıyla birlikte  3. Boğaz köprüsü ve Osman Gazi köprüsü..Ozelleştirme İdaresi..Yüksek Askeri Şüra kararları..Balyos, Ay Işığı ve de Ergenekon..Kısacasi tüm kurum ve kuruluşların ‘kurum ve kişi bazında’ tasarrufları masaya yatırılmaldır..İlle de, Bukalemunlar, yani potansiyel, karanlığın gülen yüzü Fetocular deşifre edilmelidir..
Fakat, görüyoruz ki FETÖ operasyonu sulandırılıyor. Soma’da 301 insanımızı katleden kişi çıkıp; “Maden ocaklarındaki facia FETÖ sabotajı” diyebiliyor ve bu sözü mahkeme tutanaklarına geçebiliyor. Yakında; “7.2 yetmedi mi?” denerek, karanlık ideolojilerine araç haline getirmeye çalıştıkları 1999 Marmara depremini, fay hatlarına yerleştirilen abi ve ablalar aracılığıyla “FETÖ yaptı” derlerse şaşırmayacağım.. 
Salt; darbeci vatan hainlerini saptamakla, yani, içimizdeki hainliği dikkate almıyarak kişi bazında tutuklamalar ve Orduyu dizayn etmekle,  yüreğine ve düşüncelerinde yer vermediğin Atatürk posterini parti bınasına asmakla, Akıncılar kışlasını kapatırken, Gezi Halk Hareketine neden olan ve 8 şehidin verildiği Taksim kışlasını projesinde ısrar etmekle ve de Orduyu FETÖ imamlarından haklı olarak  temizlerken, İmam Hatiplileri Harp Okulu’na doldurmakla; ülkemin gelecekteki olası tehlikelerini ortadan kaldıramazsın, aksine; askeri diktayı def ederken sivil diktayı tetiklersin !!..
Bir önemli konu da; Mümtazer Türköne içeride, düşüncesinin iktidarda olması:
Bir şey aklıma takıldı; Askeri Liseleri, Harp Okulu ve de Kışlaları kapatılarak, Genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları Cumhurbaşkanı ve bakanlıklara bağlanarak Orduyu  adeta yeniden dizayn eden, Taksim'de kışla yapmayı ve de İHL'lileri Harp Okulu'na doldurmak isteyen Başkomutan; neden Mumtazer Türköne'yi tutuklatır ki? Ordunun yeniden inşasını öneren Türköne değil mi? Evet; bu inşa sürecinin sahibi Mümtazer Türköne’dir:  III. Selim döneminde;  devletin içinde iki Türk ordusunun var olduğu düşünülerek  bu iki ordudan birine, diğeri imha ettirilmiş(1826) ve  Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurulmuştu. Bu olay tarihte hayırlı olay(Vak’a-yı hayriyye)  olarak geçmektedir..
12 Eylül faşizminin tutukladığı Alparslan Türkeş ne demişti; "Düşüncelerimiz iktidarda, biz içeride"..Türköne gibi yeni Türk dehasına yazık oldu...
Mumtazer Türköne 4 Aralık 2012’de kaleme aldığım; “Türkiyem ABD ilişkilerinin boyutu ve içeriği nedir?” başlıklı yazıda bakın ne demiş. Doğrusu yaşananları, M.Türköne ve Cumhurbaşkanı üzerinden 4 yıl önce işaret etmişim: “…  her fırsatta ‘askerlik yan gelme yeri değildir’ benzeri  sözlerle  askerleri aşağılayanlarca  İlker Başbuğ ve grubu yok edilirdi, Mümtazer Türköne’nin önerisi doğrultusunda, biliyorsunuz, tarihte Osmanlının III. Selim döneminde;  devletin içinde iki Türk ordusunun var olduğu düşünülerek  bu iki ordudan birine, diğeri imha ettirilmiş(1826) ve  Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurulmuştu. Bu olay tarihte hayırlı olay(Vak’a-yı hayriyye)  olarak geçmektedir. Mümtazer Türköne de böylesi bir sürecin günümüzde işletilmesinin zorunluluğundan söz eder. Bu zorunluluk adeta yerine getiriliyor gibi…”

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32