30 Kasım 2016 Çarşamba

FIRAT KALKANI MI ÜLKEMİN KALKANI MI ÖNEMLİ

FIRAT KALKANI İLE ÜLKEMİ KALKANDIRMAK VE  İSMARLAMA ANKETLERLE SOLU VE CHP’Yİ DÖVMEK
28 Kasım 2016
Ülke ekonomisi çöküyor, adam ‘Başkanlığını kotarmak için’ halkın terörle mücadelesinin anketini yapıyor..Kardeşim ekonomik teröre bak sen, ekonomik teröre..Seni o götürür, yarattığı klasik terör değil..
Büyüme yüzde 6 ‘dan  yüzde 3’e düşüyorsa. Verimlilik büyümesi negatif ise, işsizlik yüzde 11’i aşmış ise,  Güney doğu terörü ve de sınır ötesi hareketi bütçeni eritirken ve bu gelişmeler sonrası uzmanlar; “ Batı sermayesinin kaçış eğilimi karşısında,  Erdoğan Batı’ya karşı Körfez semayesine güvendiğini.. Siyasette de ekonomide de durumun acil olduğunu ve düzeltmek için çok az vakit kaldığını.. tarihte ve günümüzde kurumlar ‘kapsayıcı’ ise dinamizm tabana yayılıyor, o ülke gelişiyor.. Siyasi, ideolojik veya dini sebeplerle “dışlayıcı” ise otoriter bir yapı oluşuyor, gelişme sınırlı ve sorunlu oluyor.. AB üyelik sürecinde Türkiye’nin ‘kurumsal’ planda kazanımları yok edilme sürecine sokuluyor.. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saldırılıyor, Sermaye Piyasası Kurulu gibi bağımsız denetleme ve düzenleme kurumları, Kamu İhale Kurumu ve de yargının topluma değil de kişiye endekslenmesi enflasyon kontrol edilir  olmaktan çıkarıyor, bütçe bozuluyor.. Demokrasimiz  ve özgür düşünce darbe aldıkça alıyor, basın susturuluyor.. En önemlisi; Bir ülkenin beyni  olan akademik sistem örseleniyor ve ‘Boğaziçi, Bilkent, ODTÜ, Koç, Sabancı, Bilgi’ gibi, Devlet üniversitelerine göre daha özerk olan bu üniversiteler kaybediliyor..” diyorsa, demokrasi ve ekonomi kalkanını öteler ve   Fırat kalkanı hareketine sarılırsan ben seni sorgularım..
Ben seni sorgularım, çünkü, senin; Başkanlık referandumuna zemin oluşturmak amacıyla;  “Halkın terörle mücadeleye bakışı nedir?” anketinle, 26 ilde, bin 516 kişiyle görüşerek; ‘Fırat Kalkanı’ harekâtı, terör örgütleri DEAŞ ve PYD/PKK’ya karşı güvenlik güçlerince verilen mücadeleye halkın bakışı, anketten çıkan sonuçlara göre halkın yüzde 70.5’inin desteğini  aldığını söylemeni sorgularım..
Sen çıkıp; “Siyasi tercihlerine göre dağılımında  AK Partililerin yüzde 88.3’ünün, MHP’lilerin ise yüzde 85.9’unun operasyona destek verdiği saptandı. CHP’lilerin yüzde 51.5’i, HDP’li seçmenin ise yüzde 70.2’si harekâtı doğru bulmadığını belirtti..Seçmen dağılımda 4 parti seçmeninin de yüzde 65’in üzerinde DEAŞ’a karşı operasyona destek verdiği görüldü. En büyük destek yüzde 85.4 ile AK Partililerden gelirken onu yüzde 82.4 ile MHP, yüzde 68.1 ile HDP ve yüzde 65.3 ile CHP’li seçmen izledi.” dersen ben senin taa..mamen  sorgularım.  Sorgular ve bu inandırıcı olmayan anketinle sen MHP ile bir olup CHP’yi ve solu dövmeye ve de başkanlık sistemi için siyasi ranta sağlamaya çalıştığını herkese söylerim..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com  
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

10 PARMAĞIMIZDA GERÇEKTEN 10 MARİFET VARMIŞ

PARMAKLARINIZIN YETENEKLERİNDEN HABERİNİZ VAR MI?
29 Kasım 2016
“On parmağında on marifet” deyimini kullanırız; çok hünerli, becerikli, elinden her iş gelir anlamında.
Gerçekten parmaklarımız müthiş becerikli, elinden değil parmağından her iş gelen ayri-ayri yetenekler:
Parmağınıza 60 saniye bastırın bakın ne oluyor : Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün.

Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin  diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir.

Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.

Başparmak – Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritmimiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.

İşaret parmağı  – Bu parmak kolon ve mide ile bağlantılıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa, işaret parmağınıza basın ve 60 saniye boyunca ovalayın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.

Orta parmak  – Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.

Yüzük parmağı  – Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.

Küçük parmak  – Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.

Avuç içi  – Avuç içlerimiz kan dolaşımını uyarmak için oldukça etkilidir ve sinir sistemimizi doğrudan etkiler. Ellerinizi çarpmak yani alkış tutmak oldukça faydalıdır.

Bu yazıyı okurken faydalı bulduysanız ve daha fazla insana ulaşması için lütfen paylaşın. Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.

Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün. Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir. Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.
Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün. Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir. Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.
Başparmak - Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritmimiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.
Başparmak – Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritmimiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.
İşaret parmağı - Bu parmak kolon ve mide ile bağlantılıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa, işaret parmağınıza basın ve 60 saniye boyunca ovalayın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.
İşaret parmağı – Bu parmak kolon ve mide ile bağlantılıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa, işaret parmağınıza basın ve 60 saniye boyunca ovalayın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.

Orta parmak - Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.
Orta parmak – Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.
Yüzük parmağı - Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.
Yüzük parmağı – Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.
Küçük parmak - Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.
Küçük parmak – Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.

Avuç içi  - Avuç içlerimiz kan dolaşımını uyarmak için oldukça etkilidir ve sinir sistemimizi doğrudan etkiler. Ellerinizi çarpmak yani alkış tutmak oldukça faydalıdır.
Bu yazıyı okurken faydalı bulduysanız ve daha fazla insana ulaşması için lütfen paylaşın. Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.
Avuç içi – Avuç içlerimiz kan dolaşımını uyarmak için oldukça etkilidir ve sinir sistemimizi doğrudan etkiler. Ellerinizi çarpmak yani alkış tutmak oldukça faydalıdır. Bu yazıyı okurken faydalı bulduysanız ve daha fazla insana ulaşması için lütfen paylaşın. Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com  
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32


GÖRÜNMEZ KAZAYI GÖRÜNÜR KILABİLİRİZ

GÖRÜNÜNMEZ DEĞİL GÖRÜNÜR  IKI KAZA
Özellikle yaşamını yitiren “İhmallerin şehidi”  yavrularımıza Allah’tan rahmet yakınlarına sabır ve ulusumuza başsağlığı diliyorum..
Necdet Tosun’un hayatta olan oğlu Erdal Tosun da kaza kurbanı..
Her 2 kaza da görünmez değil görünür kaza. Buna da neden yetkili konumdaki ihmallerin efendileridir..








Hep kaza sonrası önlemler alırız. Bu önlemlerin hepsi de görece, yani gelip geçici. Kaza öncesi ve sonrası kalıcı önlemler hak getir..
Adana’daki yangında yaşanan  üzücü ve utanç; Adana’da facia yaşanırken Meclis’te bazı vekillere zam yapılması: Türkiye’nin Adana’nın Aladağ ilçesinde 10’lu yaşlarda 11 öğrenci ve bir eğitmenin can verdiği yangına odaklandığı saatlerde AKP’li milletvekillerinin ‘zam’ derdinde olduğu öne sürüldü(30 Kasım 2016 09:38)..HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, gece 11.44’te attığı tweette, o saatlerde Meclis’te AKP’li vekillerin oylarıyla emekli akademisyen milletvekillerinin çift maaş almasının kabul edildiğini yazdı.
Aladağ İlçesi Sinanpaşa Mahallesi'nde bulunan Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdu'nda dün akşam saat 19.30'da yargın çıktı. Büyük bölümü ahşap kaplama olan ve köylerden gelen ortaokul öğrencilerinin barındığı 3 katlı yurt binasının elektrik sisteminden çıktığı sanılan yangın Aladağ ve Adana Büyükşehir Belediyesi ile  Aladağ Orman İşletme Müdürlüğü itfaiyelerinin müdahalesine karşın kısa sürede faciaya dönüştü. Alevler arasından çıkamayan 12 kişi yanarak can verdi, yaralı olarak canını kurtaran 22 kişi de hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı.
Yaralıların halen hastanelerde tedavileri devam ederken, yangınla ilgili çok yönlü soruşturma başlatıldı.
Çok yönlü soruşturmaya başlamadan önce, şu çok yönlü ihmallerinizi bir sorgulayın da çok yönlü suçlarınız çıksın ortaya..Döneminizde bu kaçıncı yurt yangını, kaçıncı sel felaketi, hiç düşündünüz mu!?
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, yangında yaralananları hastanede ziyaret etti. Hastane ziyaretleri sırasında basın mensuplarına açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Kaynak, "Milletimizin başı sağ olsun, büyük geçmiş olsun" dedi.
Şu bakmayan bakanların gelişleri beni çileden çıkarıyor. Acaba bura sorunları için buraya kaç kez gelmiştiniz..?!
"Bir keşif yapılacağını ifade ettiler. İlk verilen bilgiler, bu yangının trafodaki elektrik kontağından çıktığı, çıkması muhtemel diyorlar. Tabii ahşap kaplamalar var, strafor, yalıtımlar var bunlar tutuşmuş. Bir yandan da yangına karşı tedbirlerle ilgili gerekli çalışma ve araştırmalar ayrıca yapılacaktır.
Hade be..Devam edin halkı aldatmaya..Suçlu siz değil, straforlar, ahşap kaplamalar ve yanan çatı..
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız psiko-sosyal destek yönünden, olayın ilk anından itibaren 32 görevlisiyle sahada.
Şu sahaya neden daha önce inmezler acaba?!
Neticede olaya sebebiyet veren, yangına sebebiyet veren her neyse bu ortaya çıkacaktır ve sorumlularla ilgili işlemler yapılacaktır. Şimdilik böyle söylemekle yetinelim.
Yapılan en kolay şey. Her felaket sonrası sorumlu ve suçlu arar, gerçek sorumlu ve suçlu iktidar yetkilileri..Ey, insanları angut yerine koyanlar, suçlu sizlersiniz. Sizlersiniz çünkü; felaket öncesi ve sonrası kalıcı önlem geliştirmiyorsunuz..
Gazeteciler, bakanlara ölen öğrenciler için tören yapılıp yapılmayacağı soruldu..
Tören yapılmaz mı..Yapılacak, hem de gövde gösterisi bütününde siyasi rant ritüeli yapılacak..Biz değil miyiz, felaketler meydanında seçim kürsüsü kurup halka geçmiş olsun diyen!!
Adana'da 11 öğrenci ile 1 eğitmenin yaşamını yitirdiği, 22 öğrencinin de yaralandığı yangınla ilgili soruşturma devam ederken, ölen kızların cesetleri birbirlerine sarılı bulundu(30 Kasım 2016 09:30)
Bir aile düşünün ki, sinemaya ve tiyatroya gönül vermiş  ve bu aile tüm sanatçılarını toprağa vermiş..Baba Necdet Tosun, ardından oğul Gürdal Tosun ve de bugün de son oğul Erdal Tosun..
Tiyatro sanatçısı Erdal Tosun geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti(30 Kasım 2016 07:45)
Kaza saat 06.30 sıralarında Sarıyer, Büyükdere Caddesi İl Jandarma Komutanlığı Kavşağı'nda meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre Levent'ten Sarıyer istikametine seyir halindeki 34 EJ 8342 plakalı otomobil sürücüsü, kavşağa girdiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan araç kaldırıma çarptıktan sonra Sarıyer'den Levent istikametine seyir halindeki sanatçı Erdal Tosun yönetimindeki 34 UJ 3409 plakalı otomobilin üstüne düşerek yola savruldu.
Kontrolden çıkan araç kaldırıma çarptıktan sonra Sarıyer'den Levent istikametine seyir halindeki sanatçı Erdal Tosun’un kullandığı 34 UJ 3409 plakalı otomobilin üstüne düşerek yola savruldu.
Erdal Tosun, 9 Nisan 1963 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Aslen Balıkesir Burhaniyelidir. Erdal Tosun Yeşilçam aktörlerinden Necdet Tosun'un oğludur. Kardeşi Gürdal Tosun da kendisi ve babası gibi bir oyuncuydu. 1980 yılında Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nden mezun oldu. 1981 yılında Mine adlı filmle sinemaya başladı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun oldu.
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra Özel Tiyatroyu kurdu. Daha sonra Antalya Devlet Tiyatrosu'nda göreve başladı. Son olarak Murathan Mungan'ın Mezopotamya Üçlemesi adlı oyununda oynadı ve Devlet Tiyatroları'ndaki görevinden ayrılıp BKM Oyuncuları arasına katıldı. Bunların yanında  çeşitli filmlerde ve dizilerde rol aldı. Bunlardan biri olan Rina'da canlandırdığı "Memo" karakteriyle söylediği Hayallerimizi Satmadık ya repliğiyle tanınır.
Basiretsizlik; iktidar aymazlığı ve de politikasızlığı şehitlerimize bizi alıştırdı. Yani kanıksar olduk. Doğrusu, duygularımızı köreltti, adeta bağışıklık enjekte etti..
Yeter bu insafsızlıklar, insansızlıklar ve de ihmaller.. Allah ıslah etsin..
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU
evesbere@mynet.com
evesbere@gmail.com  
sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32

26 Kasım 2016 Cumartesi

KÜBALI, ARHAVİLİ, RİZELİ VE ATATÜRK


KÜBALI CASTRO, ARHAVİLİ İSMAİL VE RİZELİ İSMAİL’İN HİKÂYESİ VE DE ATATÜRK

Şunları kimse yadsıyamaz;

1- Atatürk’ün Anadolu insanıyla oluşturduğu “Kurtuluş Destanı”nı örnek alan mazlum  ülkelerden biri de Küba’dır.

2- Fidel Castro, Atatürk’ten sonra batı emperyalizme tokat atan ikinci dünya lideridir.

Bundandır ki; batı emperyalleri ve onun içerdeki işbirlikçileri her fırsatta Atatürk ve Kurtuluş destanına, tıpkı Fidel Castro ve Che Guevara’ya saldırdıkları gibi saldırırılar..Örneğin;  “Annan Planı gereğince KKTC’deki ortaöğretim okullarının ders kitaplarından Atatürk ve Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı konuları çıkarılmıştır...”






Rizeli İsmail Kahraman, bir başka Rizeli olan kimliğin TBMM Başkanı yaptığı, 21.yüzyılın ayıklayacağı sağ siyasetin son kimliklerin 80’nine merdiven dayamış yaşlısı. TBMM Başkanı olarak mecliste yaptığı basın toplantısında, "Yeni anayasada Laiklik maddesi olmamalı, dindar bir anayasa olmalı" diyen kimlik. Arjantinli Marksist Devrimci Lider Che Guevara'yı katil ve eşkiya olarak tanımlayan ve “Köküm, tarihim farklı. Bağı yok benimle. Ben Osmanlıyım” diyen bir kişilik. Öyle bir kişilik ki, bu kişilik için; Küba'nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzales Casals, Küba'nın en büyük düşmanlarının bile böyle bir ifade kullanmadığını belirtmek zorunda kalmıştır.

 İşte ben Rizeli İsmail’in ‘beynimi ve yüreğimi acıtan’ bu sözleri nedeniyle; “Bu adamın neyle bağı vardı, benim neyle?” sorusunu sordum kendime. Ve şunları mırıldandım; “ O, İslam-Türk sentezi bütününde Osmanlı aidiyetine bağlı, ben; Evrensel-İnsan sentezinde; özgür düşünce ve demokrasi aidiyetine bağlıyım. Bu nedenle ben, Atatürk’ün Havana’daki heykeli  için; “O benim kahramanım, gerçek bir devrimci ve dâhi, o burada bana emanet” yanıtını veren Kübalıları, Küba’yı, Küban’nın yaratıcıları  Fidel Castro’yu ve Arkadaş(Che) Guevara’yı daha fazla merak ettim ve Küba değişmeden, Castro ışıklara yolculuğunu başlatmadan görmek istedim. Olmadı. Olmadı çünkü; evrensel değerlerin; Ahlakın, onurun, özgürlüğün, insani tüm güzelliklerin yaşatıldığı Küba lideri Fidel Castro, arkadaşı Che Guevara’nın yanına gitti:







Evet; “Küba devriminin efsane lideri Fidel Castro yaşamını yitirdi. Fidel Castro'nun ölüm haberini Küba Televizyonu duyurdu. Fidel Castro, 90 yaşındaydı. Raul Castro, Fidel Castro'nun naaşının kendi isteği üzerine yakılacağını ve bugün naaşın krematoryuma(Cansız bedenlerin yüksek sıcaklıklarda yakıldığı yer) gönderileceğini duyurdu.”

Fidel Castro’nun kurduğu Küba, Türkiye’nin yanında esamisi okunmayacak, küçük, yoksul bir ada... Sorunları, ciddi eksikleri olsa da inatla dünyanın en büyük gücü ABD’ye, küreselleşmenin yıkıcı etkilerine kafa tuttu. Aç kalmak, dünyadan kopmak pahasına... Küba bugün ABD ile barış yolunda, kapitalist uygulamalara yeşil ışık yakıyor. Akıllardaki soru şu: Değişecek mi?

Son konuşması değişim sorusuna ışık tutacak içerikte:

“Yakında 90 yaşında olacağım. Yakında ben de diğer önderler gibi gideceğim. Elbette hepimizin zamanı gelecek. Ancak Kübalı komünistlerin idealleri, inançları bu dünya için, insanlık için fayda sağlamaya devam edecek. Bu idealler için savaşmaya devam etmeliyiz..”

Bence; ‘insanlık için fayda sağlama adına’ Küba değişecek, ama kapitalistleşerek değişmeyecek.  Solun ayakta kalmış son düzlemi, 21.yüzyılın kendi ideolojisini yaratmada kullanacağı, 20.yüzyılın ideolojilerini harmanlayacağı evrensel düzlem olarak değişecek..Doğrusu; Atatürk’ün “Kurtuluş Destanı”nı örnek alıp Atatürk sonrası emperyallere 2.tokadı atmış Casto’nun yarattığı sosyalist düzlem olarak..

Bunu Castro şöyle doğruluyor: “Atatürk 1919'da Anadolu'dan düşmanları kovmak için Bandırma Gemisiyle Samsun'a  çıktı. Ve anti-emperyalist bir savaş verdi ve zafere erişti. Biz, Atatürk'ün devrimci  savaşından esinlendik 1956'da Granma Gemisiyle Havana'ya çıktık.. Bu iki gemi, Bandırma ve Granma Türkiye ve Küba’nın Bağımsızlık savaşlarında birer semboldür.”

Türkiye’mi yerelden ulusala ulusaldan evrensele taşıyacak olan dahası; emperyalizme ilk tokadı atan ve de mazlum ülkelere örnek olan-Ki bunlardan biri de belirtiğim gibi Küba’dır- Anadolu insanıyla birlikte Kurtuluş Destanının yaratıcısı, Atatürk ve evrensel felsefesi için, Küba destanını sahipleri Kübalı Fidel Castro ve Arjantinli Che Guevara duruşları:

“Nutuk” kitabını özümseyerek okuyan ve devrimci M.Kemal Atatürk’ün ilk antiemperyalist savaşımını zafere eriştiren “1919 Ruhu”ndan esinlenen Fidel Castro;  1959'da yaptığı konuşmada Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh dünyada sulh' sözlerini sarffettiği ve ardından Havana'ya Atatürk'ün büstünün dikildiği anlatılıyor..







Dahası;

1996’da Dursun Özden tarafından  “Türkiye’de solcu, ilerici ve devrimci gençler; Che Guevara ve Fidel Castro’yu çok seviyorlar ve sizleri mutlak önder olarak kabul ediyorlar...” diye sorunca Castro’nun verdiği yanıt çok anlamlıdır: “Devrimci M.Kemal Atatürk varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?... Devrimci Atatürk bizim ve tüm mazlum halkların esin kaynağıdır...”

Yine, Mart 1997 de Habitat Toplantısı için İstanbul’a gelen Fidel Castro, yaptığı konuşmada şöyle der: “Asıl devrimci M.Kemal Atatürk’tür. Ben bir devrim yaptım, ama O’nun yaptıklarını asla başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın...”

1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde “Doktor Ernesto Che Guevara”’nın sırt çantasından; “Atatürk’ün Büyük Nutuk’u” çıktı.

Küba Devrimi'nin efsane komutanı Fidel Castro 90 yaşında yaşamını yitirdi. Castro ardında unutulmaz sözler ve anılar da bıraktı. Geçtiğimiz haziran ayında yaşamını yitiren Muhammed Ali ile olan diyaloğu da onlardan biri... Fidel Castro, Muhammed Ali'yle birlikte eğlenceli bir sohbete dalmışken ünlü boksöre "At bakalım şuraya bir yumruk" diyerek yanağını göstermişti.. Muhammed Ali ise Castro'ya unutulmazlar arasına giren şu yanıtı vermişti: Seni Amerika yıkamadı, ben nasıl yıkayım...

Atatürk ile örtüşen bir lider;

 İtalyanları yenen Milli Güreş Takımı Florya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde Büyük Atatürk tarafından davet ve kabul olunup yemeğe alıkonulmuştu. Atatürk, İtalyanlar karşısında cidden parlak bir sonuç almış bulunan güreşçilerimizi teker teker kutlamış, bu arada özel bir sevgi duyduğu sevimli ağır sıklet şampiyonu Çoban Mehmet'e takılmaktan da kendini alamamıştı.

-"Sen herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet.." demişti Ata, sonra ilave etmişti "Seninle güreş tutsak beni de yenebilir misin?.."

Koca çoban, çocuksu bir mahcubiyet içinde başını önüne eğmişti.

"Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?.."Büyük Atatürk, Çoban Mehmet'in bu cevabı karşısında pek duygulanmış ve aslan yapılı ağır sıklet şampiyonumuzu alnından öpmüştü..

Küba Devrimi'nin efsane lideri Fidel Castro yaşamını yitirdi. 90 yaşındaki Fidel Castro'nun yaşamını yitirdiği haberini Küba Devlet Televizyonu'nda kardeşi, Küba Devlet Başkanı Raul Castro verdi.

2006 yılında bağırsak ameliyatı geçirdiği için devlet başkanlığı yetkilerini geçici olarak kardeşi Raul'e devretse de görev devri 2008'de resmileşmişti. Castro yaşadığı süre içerisinde 11 ABD Başkanı devirdi.

 

Fidel Castro Kimdir?

Fidel Alejandɾo Castɾo Ruz (13 Ağustos 1926 Mayaɾí-25 Kasım 2016), Küba Devɾimi'nin öndeɾleɾinden olan Kübalı Maɾksist devɾimci. Devɾim sonɾası Küba devlet başkanlığı ve başbakanlığı yaρtı.

1953 başlaɾında Batista diktatöɾlüğünü yıkmak amacıyla küçük biɾ gɾup oluştuɾan Castɾo, 26 Temmuz'da Santiago'daki Moncada Kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte biɾ baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğɾayaɾak tutuklandı.

16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde yaρılan yaɾgılamada Sayın yaɾgıç siz Ьeni mahkûm edin! Taɾih Ьeni haklı çıkaɾacaktıɾ! (La Histoɾia Me Absolveɾa) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaρtı. Mahkeme sonunda 16 yıla mahkûm oldu. Juventud Adasında 21 ay haρis yattıktan sonɾa Batista'nın emɾiyle cezasının geɾiye kalan bölümü bağışlandı.

1955'te Küba'dan ayrılarak Amerika'ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. İspanya İç Savaşı'na katılmış olan Kübalı AlЬerto Bayo'nun yönetiminde gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri 2 Aralık 1956'da Granma yatıyla Küba'ya dönerek Oriente'de karaya çıktı. Burada hükûmet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Ernesto Che Guevara'nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente'nin güneybatısındaki Maestra Dağlarına çekildi. Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista'nın kuvvetlerine karşı bir gerilla savaşı yürüttü. Giderek siyasi desteğini yitiren ve bir dizi askerî yenilgiye uğrayan Batista, 31 Aralık 1958'de Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı. Castro 1959'un ilk günlerinde Havana'ya girdi. Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.

Fidel Castro 31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini geςici olarak başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro'ya devretti. 19 Şubat 2008'de de, bir açıklama yaρarak, 1976 yılından Ьeri yürütmekte olduğu Küba'nın en yüksek yönetim organı olan Devlet Konseyi Başkanlığı görevini bıraktığını açıklamıştır. Görevden ayrıldıktan sonra Yoldaş Fidel'in düşünceleri adıyla yazdığı makalelerde gündemdeki önemli olayları yorumlamıştır.

Fidel Castro ve Mustafa Kemal Atatürk destanları, Rizeli İsmail’i değil de Arhavili İsmail’i çağrıştırdı bana: Nazım Hikmet’in 'ın "Kurtuluş Savaşı Destanı" isimli eserinde adı geçen, şiirlerine konu olmuş, şarkılarda adı geçen Arhavili İsmail’i.. Kurtuluş Savaşında devlete silah temin eden "taka"ların birindeki  Laz denizci Arhavili İsmail’i...

Arhaveli İsmail'in Hikayesini anlatan “Kurtuluş Savaşı Destanı” adlı şiir; Kübalı Castro’yu ve Atatürk’ü ne güzel anlatıyor:

" Ateşi ve ihaneti gördük.

düşman ordusu yine başladı yürümeğe.

Akhisar, Karacabey,

Bursa Ve Bursa'nın doğusunda Aksu,

çarpışarak çekildik...

920'nin

29 Ağustos'u:

Uşak düştü.

yaralı

ve dehşetli kızgın

fakat toprağımızdan emin,

Dumlupınar sırtlarındayız.

Nazilli düştü.

 

Ateşi ve ihaneti gördük.

dayandık

dayanmaktayız.

 

1920 Şubat, Nisan, Mayıs,

Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı:

içimizde hilâfet ordusu,

Anzavur isyanları.

ve aynı sıradan,

3 Ekim Konya.

sabah.

500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla Delibaş

girdi şehre.

Alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.

ve Manavgat istikametlerinde kaçıp

ölümlerine giderken

terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler.

 

ve 29 aralık Kütahya:

4 top

ve 1800 Atlı bir ihanet

Yani Çerkez Ethem,

bir gece vakti

Kilim ve halı yüklü katırları,

Koyun ve sığır sürülerini önüne katıp

Düşmana geçti.

Yürekleri karanlık,

Kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü,

Atları ve kendileri semizdiler...

 

Ateşi ve ihaneti gördük.

Ruhumuz fırtınalı, etimiz mütehammil.

Sevgisiz ve ihtirassız çıplak devler değil,

İnanılmaz zaafları, korkunç kuvvetleriyle,

silâhları ve beygirleriyle insanlardı dayanan.

Beygirler çirkindiler,

Bakımsızdılar,

hasta bir fundalıktan yüksek değillerdi.

fakat bozkırda kişneyip köpürmeden

sabırlı ve doludizgin koşmasını biliyorlardı.

insanlar uzun asker kaputluydu,

yalnayaktı insanlar.

insanların başında kalpak,

yüreklerinde keder,

yüreklerinde müthiş bir ümit vardı.

insanlar devrilmişti, kedersiz ve ümitsizdiler.

insanlar, etlerinde kurşun yaralarıyla

köy odalarında unutulmuştular.

ve orda sargı,

deri

ve asker postalları halinde

yan yana, sırtüstü yatıyorlardı.

koparılmış gibiydi parmakları saplandığı yerden

eğrilip bükülmüştü

ve avuçlarında toprak ve kan vardı.

 

ve asker kaçakları,

korkuları, mavzerleri, çıplak, ölü ayaklarıyla

karanlıkta köylerin içinden geçiyorlardı.

acıkmıştılar,

merhametsizdiler,

bedbahttılar.

şosenin ıssız beyazlığına inip

nal sesleri ve yıldızlarla gelen atlıyı çeviriyor

ve bolu dağında ekmek bulamadıkları için

deviriyorlardı uçurumlara:

şayak, cıgarakâadı, tuz ve sabun yüklü yaylıları.

 

ve çok uzak,

çok uzaklardaki istanbul limanında,

gecenin bu geç vakitlerinde,

kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları:

hürriyet ve ümit,

su ve rüzgârdılar.

onlar, suda ve rüzgârda ilk deniz yolculuğundan beri vardılar.

tekneleri kestane ağacındandı,

üç tondan on tona kadardılar

ve lâkin yelkenlerinin altında

fındık ve tütün getirip

şeker ve zeytinyağı götürürlerdi.

şimdi, büyük sırlarını götürüyorlardı.

şimdi, denizde bir insan sesinin

ve demirli şileplerin kederlerini

vekabataş açıklarında sallanan

saman kayıklarının fenerlerini

peşlerinde bırakıp

ve karanlık suda amerikan taretlerinin önünden akıp

küçük,

kurnaz

ve mağrur

gidiyorlardıkaradeniz'e.

dümende ve başaltlarında insanları vardı ki

bunlar

uzun eğri burunlu

ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki

sırtı lâcivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin

zaferi için

hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin

bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler...

 

karanlıktakurşunîi derisi kırmızıya boyanan

baltabaş gemi

ingiliztorpitosudur.

ve dalgaların üstünde sallanarak

alevalev

yanan:

şaban reisin beş tonluk takası.

 

kerempe fenerinin yirmi mil açığında,

gecenin karanlığında,

dalgalar minare boyundaydılar

ve başları bembeyaz parçalanıp dağılıyordu.

rüzgar:

yıldız - poyraz.

esirlerini bordasına alıp

kaybolduingiliztorpitosu.

şaban reisin teknesi

ateştendiregiyle gömüldü suya.

 

arheveliismail

bu ölen teknedendi.

ve şimdi

kerempe fenerinin açığında,

batan teknenin kayığında

emanetiyle tek başınadır,

fakat yalnız değil:

rüzgârın,

bulutların

ve dalgaların kalabalığı,

ismail'in etrafında hep bir ağızdan konuşuyordu.

 

arheveli İsmail

kendi kendine sordu:

«emanetimizle varabilecek miyiz? »

kendine cevap verdi:

«varmamış olmaz.»

 

gece, tophane rıhtımında

kamacı ustası Bekir usta ona:

«evlâdım İsmail, » dedi,

«hiç kimseye değil, » dedi,

«bu, sana emanettir.»

 

ve Kerempe Fenerinde

düşman projektörü dolaşınca takanın yelkenlerinde,

İsmail, reisinden izin isteyip,

«Şaban reis, » deyip,

«emaneti yerine götürmeliyiz, » deyip

atladı takanın patalyasına,

açıldı.

 

«Allah büyük

ama kayık küçük» demiş Yahudi.

İsmail bodoslamadan bir sağanak yedi,

bir sağanak daha,

peşinden üç-kardeşler.

ve denizi bıçak atmak kadar iyi bilmeseydi eğer

alabora olacaktı.

 

Rüzgâr tam kerte yıldıza dönüyor.

ta karşıda bir kırmızı damla ışık görünüyor:

Sivastopol’e giden bir geminin

sancak feneri.

 

elleri kanayarak

çekiyor İsmail kürekleri.

İsmail rahattır.

kavgadan

ve emanetinden başka her şeyin haricinde,

İsmail unsurunun içinde.

emanet:

bir ağır makinalı tüfektir.

ve ismail'in gözü tutmazsa liman reislerini

ta Ankara’ya kadar gidip

onu kendi eliyle teslim edecektir.

 

Rüzgâr bocalıyor.

Belki Karayel gösterecek.

en azdan on beş mil uzaktır en yakın sahil.

fakat İsmail

ellerine güvenir.

o eller ekmeği, küreklerin sapını, dümenin yekesini

ve Kemeraltı'nda Fotika'nın memesini

aynı emniyetle tutarlar.

 

rüzgâr karayel göstermedi.

yüz kerte birden atlayıp rüzgâr

bir anda bütün ipleri bıçakla kesilmiş gibi

düştü.

 

ismail beklemiyordu bunu.

dalgalar bir müddet daha

yuvarlandılar teknenin altında

sonra deniz dümdüz

ve simsiyah

durdu.

İsmail şaşırıp bıraktı kürekleri.

ne korkunçtur düşmek kavganın haricine.

bir ürperme geldi İsmail’in içine.

ve bir balık gibi ürkerek,

bir sandal

bir çift kürek

ve durgun

ölü bir deniz şeklinde gördü yalnızlığı.

ve birdenbire

öyle kahrolup duydu ki insansızlığı

yıldı elleri,

yüklendi küreklere,

kırıldı kürekler.

sular tekneyi açığa sürüklüyor.

artık hiçbir şey mümkün değil.

kaldı ölü bir denizin ortasında

kanayan elleri ve emanetiyle İsmail.

ilkönce küfretti.

sonra, «Elham» okumak geldi içinden.

sonra, güldü,

eğilip okşadı mübarek emaneti.

sonra...

sonra, malûm olmadı insanlara

Arhavili İsmail’in akıbeti..."

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

evesbere@mynet.com

evesbere@gmail.com  

sevket-che@hotmail.com.tr

GSM: 0506 609 00 32